2020/1 SGS Yabancı Dil (İngilizce) Soruları ve Çözümleri

2020/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Yabancı Dil (İngilizce) dersinden çıkan 10 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

Air pollution in many modern cities is much ---- it used to be.

  • A)worse than
  • B)much worse
  • C)worse off
  • D)the worst of
  • E)the worst
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca sana anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A) worse than'dır.

Neden Doğru Cevap A?

Bu sorunun temelinde karşılaştırma kuralı yatar. Cümleye dikkatlice bakalım:

> "Air pollution in many modern cities is much worse than it used to be." > (Birçok modern şehirde hava kirliliği, eskisinden daha kötüdür.)

Burada iki şey kıyaslanıyor:

  • Şimdiki durum: Modern şehirlerdeki hava kirliliği.
  • Eski durum: Eskiden olan hava kirliliği ("it used to be" ifadesi "eskiden olduğu gibi" anlamına gelir).

İngilizce dilbilgisinde iki şeyi kıyasladığımızda "daha..." yapısını kullanmamız gerekir. "Kötü" (bad) kelimesinin karşılaştırma hali "worse"'dır. Karşılaştırma yaparken ise mutlaka "than" bağlacı gelir.

  • Bad (Sıfat) → Worse (Karşılaştırma) → Worst (Üstünlük)
  • Cümlede "daha kötü" anlamı olduğu için "worse" ve bunu tamamlayan "than" kelimesi birlikte gelmelidir.

Dolayısıyla, "worse than" ifadesi cümlenin mantığını ve dilbilgisini en doğru şekilde tamamlar.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden uymadığına bakalım:

  • B) much worse: Bu şık eksik. "Much worse" diyebiliriz ama cümlede kıyaslanan ikinci taraf ("it used to be") var. Karşılaştırma yaparken "than" bağlacı olmadan cümle yarım kalır. Sanki "Daha kötü" demiş ama "neyle kıyasladığını" söylememiş gibi olur.
  • C) worse off: Bu ifade genellikle birinin "daha iyi durumda olması" veya "daha iyi bir konuma gelmesi" anlamında kullanılır (Örn: He is better off now). Hava kirliliği gibi bir durumu tanımlamak için kullanılmaz ve cümle yapısına uymaz.
  • D) the worst of ve E) the worst: Bu seçenekler üstünlük derecesidir (Superlative). Yani "en kötü" anlamına gelir. "En kötü" derken birden fazla şeyin arasında en iyisini seçeriz. Ancak bu cümlede sadece iki zaman (şimdi ve eski) kıyaslanıyor. Eğer "en kötü" demek isteseydik, cümlede "dünyadaki en kötü şehirler" gibi bir grup olması gerekirdi. Ayrıca "the worst of" ifadesi de cümle yapısına uymuyor.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Sıfatların Dereceleri (Degrees of Comparison) konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Karşılaştırma (Comparative): İki şeyi kıyaslamak için kullanılır (Bad → Worse).
  • Bağlaç Kullanımı: Karşılaştırma yaparken mutlaka "than" bağlacının geldiğini hatırlamalısın.
  • Düzensiz Sıfatlar: "Bad" kelimesinin karşılaştırma hali "worse", üstünlük hali "worst"tir. Bu kuralı ezberlemek gerekir.

Özetle; cümlede "daha" ve "neyle kıyaslandığı" (than) kelimeleri aranıyorsa, doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 2 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

A German scientist called Johannes Gutenberg in the 1400s ---- a press that made it easy to print books.

  • A)has invented
  • B)has been invented
  • C)might invent
  • D)invented
  • E)was invented
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun mantığı aslında çok basit, sadece zaman kipi ve cümlenin yapısına dikkat etmemiz gerekiyor.

Neden Doğru Cevap D (invented)?

Cümlenin en önemli ipucu "in the 1400s" (1400'lerde) ifadesidir. Bu ifade, eylemin geçmişte belirli bir zamanda gerçekleştiğini ve artık bitmiş olduğunu gösterir.

İngilizce gramer kurallarına göre:

  • Eğer bir eylem geçmişte belirli bir tarihte (1400'lerde, dün, geçen yıl vb.) gerçekleştiyse, Simple Past Tense (Geniş Zamanın Geçmiş Hali) kullanmamız gerekir.
  • "Invent" (icat etmek) fiilinin geçmiş zaman hali "invented"'dir.
  • Cümlede "Johannes Gutenberg" (Alman bir bilim insanı) özne olduğu için, eylemi o yapmıştır. Yani Etkin Çatı (Active Voice) kullanmalıyız.

Bu yüzden cümle şu anlama gelir: "1400'lerde Alman bir bilim insanı olan Johannes Gutenberg, kitapları kolayca basmayı sağlayan bir baskı makinesini icat etti." Bu yüzden D seçeneği kesinlikle doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçenekleri neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) has invented: Bu "Present Perfect Tense" (Yakın Geçmiş Zaman) yapısıdır. Bu zaman kipi, geçmişte olmuş ama sonucu şu an için önemli olan veya belirli bir zaman belirtilmeyen eylemler için kullanılır. Cümlede "1400'lerde" gibi kesin bir tarih verildiği için bu yapı kullanılamaz.
  • B) has been invented: Bu "Present Perfect Passive" (Yakın Geçmiş Zamanın Edilgen Çatısı) yapısıdır. Hem zaman hatası var hem de edilgen yapı hatası. Gutenberg bir bilim insanıdır, o icat etmiştir; Gutenberg icat edilmemiştir.
  • C) might invent: Bu "Modal Verb" (Olabilirlik) yapısıdır ve gelecek veya şüpheli bir durumu ifade eder. Gutenberg'in 1400'lerde icat ettiği bir gerçek tarihtir, "belki icat eder" demek tarihsel bir gerçeği yalanlar.
  • E) was invented: Bu "Simple Past Passive" (Geçmiş Zamanın Edilgen Çatısı) yapısıdır. Yani "icat edildi" anlamına gelir. Ancak cümlenin öznesi "Johannes Gutenberg" olduğu için, Gutenberg'in kendisi icat etmiş olmalıdır. Eğer "A press was invented" deseydik doğru olurdu, ancak özne kişi olduğu için edilgen yapı (was invented) yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için iki temel kurala hakim olmalısın:

  • Simple Past Tense Kullanımı: Cümlede geçmişte belirli bir tarih (in the 1400s) varsa, fiil mutlaka Simple Past Tense olmalıdır.
  • Active vs. Passive Voice (Etkin ve Edilgen Çatı): Öznenin (Johannes Gutenberg) eylemi yapan kişi mi yoksa eylemi gören kişi mi olduğunu ayırt etmelisin. Burada Gutenberg icat eden kişi olduğu için Etkin Çatı (invented) kullanılmalıdır.

Özetle: Geçmiş tarih + Etkin özne = Simple Past Tense (Etkin Çatı).

Doğru cevap: D) invented

Soru 3 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

Famine is still a problem in most of East and West Africa, ---- it caused much more trouble about 20 years ago.

  • A)if
  • B)than
  • C)but
  • D)or
  • E)as
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı için hazırlık yapan bir öğrenci için aslında bir İngilizce gramer sorusudur. Muhasebe ve vergi mevzuatı ile doğrudan bir ilgisi yoktur; ancak yabancı dil yeterliliği ve mantıksal bağ kurma becerisi önemlidir.

Gelin soruyu adım adım çözelim:

1. Neden Doğru Cevap "C) but"tur?

Cümleyi parçalara ayıralım:

  • Öncü: "Famine is still a problem in most of East and West Africa" (Açlık, Doğu ve Batı Afrika'nın çoğunda hala bir sorundur.)
  • Sonuç: "...it caused much more trouble about 20 years ago" (...yaklaşık 20 yıl önce çok daha fazla sorun yaratmıştı.)

Buradaki mantık şudur: Bugün hala bir sorun var AMA geçmişte (20 yıl önce) sorun çok daha büyüktü. İki cümle arasında bir zıtlık (karşıtlık) vardır. "Hala var" ile "o zaman daha çoktu" fikirleri birbirine zıttır. Bu zıtlığı bağlayan en uygun bağlaç "but" (ama/ancak) kelimesidir.

  • Çeviri: "Açlık, Doğu ve Batı Afrika'nın çoğunda hala bir sorundur, ancak yaklaşık 20 yıl önce çok daha fazla sorun yaratmıştı."

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) if (eğer): Cümlede bir koşul durumu yok. "Eğer 20 yıl önce sorun yaratmış olsaydı..." gibi bir anlam çıkarmaz.
  • B) than (dan): Karşılaştırma yapar. Ancak "than" kullanabilmek için cümlenin yapısı farklı olmalıydı (Örneğin: "It is worse than 20 years ago"). Burada "much more" zaten karşılaştırma içerir, ancak bağlaç olarak "than" cümleyi bağlayamaz.
  • D) or (veya): Seçenek sunmaz. "Açlık bir sorundur veya 20 yıl önce sorun yaratmıştır" demek mantıksızdır.
  • E) as (kadar / çünkü): "As" bazen "çünkü" anlamında kullanılır. Ancak burada "çünkü" anlamı mantıksal olarak oturmaz. "Açlık hala sorundur, çünkü 20 yıl önce sorun yaratmıştı" demek, geçmişin bugünü neden açıkladığı anlamına gelir ki bu cümlenin verdiği mesaj (geçmişin daha kötü olduğu) ile uyuşmaz.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Bağlaçlar (Conjunctions)" ve özellikle "Zıtlık Bildiren Bağlaçlar" konusunu bilmek gerekir.

  • Kural: İki cümle arasında bir karşıtlık (farklılık, zıtlık) varsa, "but" bağlacı kullanılır.
  • İpucu: Cümlede "hala" (still) ve "o zaman" (20 years ago) kelimelerine dikkat et. Zaman farkı ve durum farkı varsa, aradaki boşluğu dolduracak bağlaç genellikle "but"tur.

Özetle: Soru, geçmişteki durum ile bugünkü durumu karşılaştırıp aradaki farkı vurgulamak istiyor. Bu yüzden "but" en doğru cevaptır.

Soru 4 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

A dog can do various tricks if it is ---- care of and properly trained by a proficient expert.

  • A)built
  • B)kept
  • C)proven
  • D)found
  • E)taken
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders çalışıyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun mantığı aslında çok basit, sadece İngilizce'de sıkça kullanılan bir kalıbı (kalıp ifadeyi) bilmek yeterli.

Neden Doğru Cevap E (Taken)?

Cümlenin tamamı şudur: "A dog can do various tricks if it is taken care of and properly trained by a proficient expert." (Türkçesi: Bir köpek, eğer bir uzman tarafından bakımı yapılarak ve düzgün bir şekilde eğitilirse çeşitli hileler yapabilir.)

Buradaki anahtar ifade "take care of" kalıbıdır. Bu kalıp Türkçedeki "bakmak", "ilgi göstermek", "sorumluluğunu üstlenmek" anlamlarına gelir. Cümlede "care of" kısmı verilmiş, bizden önceki fiili bulmamız isteniyor.

  • Taken care of = Bakımı yapılmak / İlgilenilmek.
  • Cümlede "köpeğin bakımı yapılmazsa eğitilse bile hile yapamaz" mantığı var. Bu yüzden "taken" kelimesi bu boşluğa en uygun ve tek doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden uymadığını kısaca inceleyelim:

  • A) Built: "Yapılmak" demektir. "Built care of" diye bir kalıp yoktur. Köpeği "yapmak" mantıksız olur.
  • B) Kept: "Tutmak/Korunmak" demektir. "Kept care of" ifadesi İngilizce'de kullanılmaz. (Doğrusu "kept" tek başına "bakmak" anlamında kullanılır, örneğin "kept the dog", ama "care of" ile birleşmez).
  • C) Proven: "Kanıtlanmak" demektir. "Proven care of" mantıksızdır.
  • D) Found: "Bulunmak" demektir. "Found care of" diye bir kalıp yoktur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Phrasal Verbs" (Çoklu Fiiller) ve "Kalıp İfadeler" (Collocations) konusunu bilmek gerekir.

Özellikle "take care of" kalıbının, edilgen çatıda (passive voice) "be taken care of" şeklinde kullanıldığını ve bu kalıbın "bakmak/ilgi göstermek" anlamına geldiğini ezberlemek bu soruyu çözmen için yeterlidir. SMMM sınavlarında dil bilgisi kurallarından ziyade, iş dünyasında ve günlük hayatta sıkça kullanılan bu kalıpların bilinmesi beklenir.

Özetle: Boşluğa "taken" gelmeli çünkü "taken care of" = "bakılmak" demektir. Doğru cevap E şıkkıdır.

Soru 5 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

There are many ---- of transportation; the bus is one way and the others are the plane, the ship, and the train.

  • A)places
  • B)modes
  • C)locations
  • D)prices
  • E)realities
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca sana anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B) modes'tir.

Neden Doğru Cevap "Modes"?

Bu cümlede boşluğa gelecek kelime, "otobüs", "uçak", "gemiyi" ve "treni" gibi farklı ulaşım araçlarını kapsayan genel bir isim olmalı. İngilizcede "mode of transportation" ifadesi, "ulaşım türü" veya "ulaşım aracı" anlamına gelir.

Cümlenin mantığı şöyledir: "Birçok ulaşım türü vardır; otobüs bunlardan biridir, diğerleri ise uçak, gemi ve trendir." Burada "mode" kelimesi, farklı taşıma yöntemlerini (hava, kara, deniz) kategorize etmek için kullanılan en doğru teknik terimdir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer seçenekler cümlenin mantığıyla uyuşmuyor:

  • A) places (yerler): Otobüs, uçak veya tren birer "yer" değil, birer "araçtır". "Birçok yer vardır" demek, cümlenin devamındaki örneklerle (uçak, gemi) bağdaşmaz.
  • C) locations (konumlar): Bu da "yerler" ile benzerdir. Ulaşım araçları birer konum değil, hareket aracıdır.
  • D) prices (fiyatlar): Cümlede otobüs, uçak gibi araçlardan bahsediliyor, fiyatlarından değil. "Birçok fiyat vardır" demek, cümlenin geri kalan kısmını anlamsız kılar.
  • E) realities (gerçeklikler): Bu kelime soyuttur ve ulaşım araçlarını tanımlamak için kullanılmaz. "Birçok gerçeklik vardır" demek, bu bağlamda mantıksızdır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Collocations" (Kelime Eşleşmeleri) ve "Vocabulary" (Kelime Bilgisi) konusunu iyi bilmelisin. Özellikle "mode of transportation" kalıbının birleşik bir ifade olduğunu ve bu bağlamda "mode" kelimesinin "tür/yöntem" anlamında kullanıldığını ezberlemen gerekir. SMMM sınavlarında da benzer şekilde, mesleki terimlerin İngilizce karşılıklarını ve hangi bağlamda kullanıldığını bilmek çok önemlidir.

Özetle; cümlede farklı taşıma araçlarından bahsedildiği için, bunları bir arada toplayan "modes" (türler/yöntemler) kelimesi tek doğru cevaptır.

Soru 6 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

Jack and his brother could not find the house keys in front of the building, ---- they had to break the window to get in.

  • A)before
  • B)so
  • C)however
  • D)because
  • E)since
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir öğrenciye anlatır gibi, adım adım ve çok basit bir dille çözelim.

Neden Doğru Cevap "B) so"?

Bu cümlede iki olay birbirine sebep-sonuç ilişkisiyle bağlanmış. Cümlenin mantığı şöyledir:

  • İlk Kısım (Sebep): Jack ve kardeşi kapının önünde anahtarı bulamadılar. ("...could not find the house keys...")
  • İkinci Kısım (Sonuç): Bu yüzden pencereyi kırmak zorunda kaldılar. ("...they had to break the window...")

İngilizcede birinci durumun sonucunu belirtmek için "so" bağlacı kullanılır. Türkçedeki "o halde", "bu yüzden" veya "bu nedenle" kelimelerine denk gelir.

  • Cümlenin çevirisi: "Jack ve kardeşi binanın önünde anahtarı bulamadılar, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kırmak zorunda kaldılar."

Bu mantık akışı, B şıkkını kesinlikle doğru yapar.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden işe yaramadığını kısaca inceleyelim:

  • A) before (önce): "Anahtarı bulamadılar, önce pencereyi kırdılar" demek mantıksız. Zaman sıralaması bozulur.
  • C) however (ancak): Bu bir zıtlık bağlacıdır. "Anahtarı bulamadılar, ancak pencereyi kırdılar" dendiğinde, sanki anahtarı bulamamalarıyla pencereyi kırmaları arasında bir çelişki varmış gibi durur. Oysa arada güçlü bir sebep-sonuç bağı var.
  • D) because (çünkü): Bu bağlaç sebep bildirir. Cümle "Anahtarı bulamadılar, çünkü pencereyi kırdılar" anlamına gelirdi. Bu mantık hatasıdır; pencereyi kırmak anahtarı bulamamalarının sebebi değil, aksine sonucudur.
  • E) since (o zamandan beri / çünkü): "Since" de bazen "çünkü" anlamında kullanılır. Eğer kullanılsaydı cümle "Anahtarı bulamadılar, çünkü pencereyi kırdılar" olurdu ki bu da D şıkkı gibi mantıksızdır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Bağlaçlar (Conjunctions)" konusunu ve özellikle sebep-sonuç (cause and effect) ilişkisini kuran bağlaçları iyi bilmelisin.

  • So: Sonuç bildirir (Bu yüzden).
  • Because / Since: Sebep bildirir (Çünkü).
  • However: Zıtlık bildirir (Ancak).

Özetle; cümlede bir durumun sonucu varsa "so", bir durumun sebepi varsa "because" kullanılır. Burada "bulamama" durumu "pencereyi kırma" durumunun sonucu olduğu için cevap B'dir.

Soru 7 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

Accounting principles are the significant rules and guidelines that companies ---- follow when reporting financial data.

  • A)must
  • B)would
  • C)might have
  • D)needed to
  • E)had to
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Muhasebe ve Finans dünyasının en temel kuralını, yani "Muhasebe İlkeleri"nin ne tür bir zorunluluk taşıdığını sorguluyor. Hadi bunu adım adım, sanki bir sınıfta ders anlatıyormuşuz gibi açıklayalım.

Neden Doğru Cevap "A) must"?

Sorunun cümle yapısına bakalım: "Accounting principles are the significant rules and guidelines that companies must follow when reporting financial data."

Buradaki anahtar kelime "Accounting principles" (Muhasebe İlkeleri) ve "rules and guidelines" (kurallar ve yönergeler).

  • Zorunluluk Vurgusu: Muhasebe ilkeleri (GAAP, IFRS vb.) şirketlerin finansal verileri raporlarken uymak zorunda olduğu bağlayıcı kurallardır. Bir şirket istediği gibi değil, bu kurallara uymak zorundadır.
  • Kelime Anlamı: "Must" modal fiili, İngilizcede en güçlü zorunluluk ve mecburiyet bildiren kelimedir. "Zorundadır", "olmazsa olmaz" anlamına gelir.
  • Mantık: Eğer bir şirket muhasebe ilkelerini sadece "yapabilir" (might) veya "yapardı" (would) gibi esnek bir dille anlatırsa, bu kuralların bağlayıcılığı yok olur. Oysa finansal raporlama dünyasında bu kurallara uymak kesinlikle zorunludur.

Bu yüzden, cümlenin anlamı "Şirketler finansal veri raporlarken muhasebe ilkelerini uymak zorundadır" şeklinde olmalıdır. Bu da A şıkkını doğru yapar.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • B) would: Bu, "yapardı" anlamına gelir ve genelde bir koşulun gerçekleşmesi durumunda yapılacak bir işi anlatır. Muhasebe kuralları bir koşul değil, kesin bir gerekliliktir. Esneklik içerdiği için yanlıştır.
  • C) might have: Bu, "yapabilirdi" veya "yapmış olabilirdi" anlamına gelir. Çok belirsiz ve ihtimale dayalıdır. Kurallar belirsizlik içermez, kesinlik içerir.
  • D) needed to: Bu, geçmiş zamanı ifade eder ("ihtiyaç duyuyordu"). Muhasebe ilkeleri şirketler için şu an ve gelecekte de geçerli olan sürekli bir kuraldır. Geçmiş zaman kullanımı mantığı bozar.
  • E) had to: Bu da "had to" (zorunda kalmıştı) geçmiş zamanıdır. Tıpkı D şıkkı gibi, kuralların şu anki ve kalıcı zorunluluğunu ifade edemediği için yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için iki temel konuya hakim olman gerekir:

  • Modal Fiiller (Modal Verbs): Özellikle "must" (zorunluluk), "should" (öneri), "might/could" (ihtimal) ve "would" (koşul/geçmiş alışkanlık) arasındaki farkları iyi bilmelisin. Soruda "kurallar" olduğu için en güçlü zorunluluk bildiren "must" aranmalıdır.
  • Muhasebe Temel Kavramları: Muhasebe ilkelerinin (Accounting Principles) şirketler için bağlayıcı (binding) ve zorunlu olduğunu bilmelidir. Bu bir tercih değil, bir yasal ve etik zorunluluktur.

Özetle: Cümlede "kurallar" ve "zorunluluk" varsa, İngilizce karşılığı en güçlü zorunluluk bildiren "must" olmalıdır.

Başarılar dilerim!

Soru 8 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

Children can learn much more quickly than adults ----.

  • A)if he were more successful than the others
  • B)although the problems will not be the same
  • C)because they are more open-minded
  • D)when we started to walk without help
  • E)since studying abroad needs much effort
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi bu soruyu seninle birlikte adım adım çözelim. Bu tür sorular, İngilizce gramer kurallarını ve cümlenin mantığını bir arada kullanmanı gerektirir.

Neden Doğru Cevap C?

Önce cümlenin yapısına bakalım: "Children can learn much more quickly than adults ----." (Çocuklar yetişkinlerden çok daha hızlı öğrenirler, ----.)

Bu cümlenin sonuna gelecek ifade, "neden" çocukların yetişkinlerden daha hızlı öğrendiğini açıklayan bir sebep olmalıdır. Cümlede "Children" (Çocuklar) ve "adults" (yetişkinler) çoğul olarak geçiyor. Bu yüzden cevap şıkkında da çoğul zamir olan "they" (onlar) kullanılması gerekir.

C şıkkı: "because they are more open-minded" (çünkü daha açık fikirlidirler).

  • Bağlaç: "Because" (çünkü) kelimesi cümleye bir sebep getirir. Çocukların neden daha hızlı öğrendiğini açıklar.
  • Uyumluluk: "They" zamiri, önceki "Children" kelimesine uyumludur.
  • Mantık: Çocukların daha hızlı öğrenmesinin sebebi, daha açık fikirli olmalarıdır. Bu mantıklı ve gramer açısından hatasız bir tamamlamadır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) if he were more successful than the others:
  • Hata: Cümlede "Children" (çoğul) olduğu için cevapta "he" (o - tekil) kullanılması uyumsuzdur. Ayrıca "if" (eğer) kelimesi bir koşul belirtir, oysa cümle bir gerçekten bahsediyor.
  • B) although the problems will not be the same:
  • Hata: "Although" (halbuki) kelimesi bir zıtlık bildirir. Cümle "çocuklar daha hızlı öğrenir" derken, "halbuki sorunlar aynı olmayacak" demek mantıksal bir kopukluk yaratır. Sebep-sonuç ilişkisi kurmaz.
  • D) when we started to walk without help:
  • Hata: Cümlede "Children" (çocuklar) varken, cevapta "we" (biz) kullanılmış. Bu zamir uyumsuzluğudur. Ayrıca "yürümeyi öğrenmek" ile "genel öğrenme hızı" arasında doğrudan bir bağ kurmak zor.
  • E) since studying abroad needs much effort:
  • Hata: "Since" (çünkü) kelimesi doğru bir bağlaç gibi dursa da, içeriği konu dışıdır. Cümle çocukların öğrenme hızından bahsederken, cevap "yurt dışında okumanın zorluğundan" bahsetmektedir. Konu bütünlüğü bozulmuştur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuya hakim olman gerekir:

  • Bağlaçlar (Conjunctions): Özellikle "because" (sebep), "although" (zıtlık), "if" (koşul) ve "when" (zaman) kelimelerinin cümlede ne işe yaradığını bilmelisin. Cümle bir "neden" soruyorsa, cevap mutlaka "because" ile başlamalıdır.
  • Zamir Uyumu (Pronoun Agreement): Cümlenin öznesi çoğul ise ("Children"), cevap cümlesindeki zamir de çoğul olmalıdır ("they", "we" değil).

Özetle: Cümle bir "sebep" istiyor ve öznesi "çoğul". C şıkkı hem "because" ile sebebi veriyor hem de "they" ile çoğul uyumunu sağlıyor. Doğru cevap C'dir.

Soru 9 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

----, but the rest of their studying is online.

  • A)We offer the students many online courses
  • B)The research has to stop before too long
  • C)The professor works for a British university
  • D)Students come into university one or two days
  • E)All the courses must meet a high standard
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca sana anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun mantığı aslında çok basit: Cümledeki boşluk ile gelen "ama" (but) bağlacı arasındaki zıtlığı bulmak.

Neden Doğru Cevap D?

Öncelikle cümlenin sonunu iyi okuyalım: "..., but the rest of their studying is online." Buradaki "but" (ama) kelimesi çok önemli. Bu kelime, boşluğa gelecek cümlenin, cümlenin geri kalan kısmıyla zıt bir anlam taşıması gerektiğini söyler.

  • Cümlenin geri kalan kısmı: "...öğrencilerin kalan dersleri çevrimiçi (online)."
  • Demek ki boşlukta olan kısım, derslerin yüz yüze (fiziksel) veya kütüphane/üniversite binasında yapıldığını anlatmalı.

D seçeneğine bakalım: "Students come into university one or two days" (Öğrenciler haftada bir veya iki gün üniversiteye gelirler).

  • Eğer öğrenciler haftada sadece 1-2 gün üniversiteye geliyorsa, geri kalan günlerde derslerinin online olması mantıklı bir zıtlık oluşturur.
  • Yani: "Öğrenciler haftada bir iki gün üniversiteye gelirler, ama geri kalan dersleri çevrimiçidir." Bu cümle anlam bütünlüğü ve mantığı en iyi kuran seçenektir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar neden işe yaramıyor, kısaca bakalım:

  • A) We offer the students many online courses: "Öğrencilere birçok online kurs sunuyoruz." Eğer buraya bu gelirse, cümle "Online kurslar sunuyoruz, ama geri kalan dersleri online" şeklinde olur. Bu bir zıtlık değil, tekrar tekrar aynı şeyi söylemektir. "Ama" bağlacı burada mantıksız durur.
  • B) The research has to stop before too long: "Araştırma çok uzun sürmeden durmalı." Bu cümlenin konusu araştırma bitişidir ve "online" kelimesiyle hiçbir zıtlığı yoktur. Cümle akışını bozar.
  • C) The professor works for a British university: "Hoca bir İngiliz üniversitesinde çalışır." Bu bir bilgi cümlesidir. "Hoca İngiliz üniversitesinde çalışır, ama geri kalan dersleri online" demek anlamsızdır. Zıtlık yok.
  • E) All the courses must meet a high standard: "Tüm dersler yüksek standartlara uymalı." Bu da bir zorunluluktur. "Dersler yüksek standartlı olmalı, ama geri kalanı online" demek mantıksızdır. Yine zıtlık yok.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için İngilizce'de "Bağlaçlar ve Zıtlık İlişkisi" konusunu iyi bilmelisin.

  • Özellikle "but", "however", "although", "yet" gibi bağlaçların ne zaman kullanıldığını ve bunların cümlenin önceki kısmıyla zıt bir anlam taşıması gerektiğini bilmelisin.
  • Sınavlarda genellikle "Ama" (but) kelimesi, önceki kısmın "fiziksel/yüz yüze" olduğunu, sonraki kısmın ise "dijital/online" olduğunu gösteren bir köprü görevi görür.

Özetle: Soruda "ama" kelimesi var, geri kalan kısım "online" diyor. O halde boşlukta "yüz yüze gelme" anlamı olmalı. Bu da D seçeneğidir.

Soru 10 · 2020/1 · Yabancı Dil (İngilizce)

----, we would not be the leading company in our business.

  • A)Thanks to our partner’s support
  • B)When we send urgent orders
  • C)In order to make more money
  • D)Despite all the financial problems
  • E)If we delivered poor quality
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu bir öğrenciye anlatır gibi, adım adım ve çok basit bir dille çözelim.

🎯 Doğru Cevap Neden E?

Öncelikle cümlenin sonunu dikkatle okuyalım: "we would not be the leading company in our business." Bu kısım "işimizde lider şirket olmazdık" anlamına gelir. Burada "would not" (olmazdık) ifadesi kullanılmış. Bu, İngilizce'de "Type 2 Conditional" (Gerçekdışı Koşul) yapısıdır. Yani şu anki durumu değil, hayali bir durumu anlatıyoruz.

Cümlenin mantığı şudur: "Eğer [X] yapmasaydık, biz lider olmazdık." Burada bir sebep-sonuç ilişkisi kurmamız gerekiyor. Sonuç "lider olmamak" ise, sebep de kötü bir şey olmalı.

  • E Şıkkı: "If we delivered poor quality 2020" (Eğer 2020'de kötü kalite teslim etseydik).
  • Mantık: Kötü kalite teslim etseydik -> Liderlik kalmazdık.
  • Bu mantıksal olarak mükemmel bir eşleşme. "Eğer kötü iş yapsaydık, lider olmazdık" demek, aslında "Şu an iyi iş yaptığımız için lideriz" anlamına gelir.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların cümlenin geri kalan kısmıyla ("lider olmazdık") mantıksal bir bağ kuramadığını göreceğiz:

  • A) Thanks to our partner's support: "Partnerimizin desteği sayesinde..." der. Bu bir gerçeklik ifadesidir. Cümlenin geri kalanı hayali bir durum ("would not") istiyor. Ayrıca mantık olarak "destek sayesinde lider olmazdık" demek çelişki yaratır.
  • B) When we send urgent orders: "Acil sipariş gönderdiğimizde..." der. Bu bir zaman bildiren ifadedir. "Acil sipariş gönderirsek lider olmazdık" demek mantıksızdır; acil sipariş göndermek genellikle iyi bir şeydir.
  • C) In order to make more money: "Daha fazla para kazanmak için..." der. Bu bir amaç bildiren ifadedir. "Daha fazla para kazanmak için lider olmazdık" cümlesi anlam ifade etmez.
  • D) Despite all the financial problems: "Tüm finansal sorunlara rağmen..." der. Bu bir zıtlık bildiren ifadedir. "Tüm sorunlara rağmen lider olmazdık" demek, sanki sorunlar olmasına rağmen lider olunduğu ima edilir, ancak cümlenin geri kalanı "olmazdık" diyerek durumu reddeder. Mantık tutmaz.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için iki temel konuya hakim olman gerekir:

  • Type 2 Conditional (Type 2 Koşul Cümleleri):
  • Yapısı: If + Geçmiş Zaman (Past Simple), ... would + Fiil
  • Örnek: "If we delivered (geçmiş zaman), we would not be (would + fiil)..."
  • Bu yapı, gerçek olmayan hayali durumları anlatır. Soruda "would not" olduğu için başlangıçta mutlaka "If" (Eğer) kelimesi ve geçmiş zamanlı bir fiil olmalıdır.
  • Mantıksal Bağlantı (Logic):
  • Cümlenin sonu olumsuz bir sonuç ("lider olmazdık") veriyorsa, başlangıçtaki koşul da olumsuz bir eylem (kötü kalite, hata yapmak vb.) olmalıdır. Pozitif bir eylem (para kazanmak, destek almak) ile olumsuz bir sonuç bağlanamaz.

Özetle: Cümlede "would not" (hayali olumsuzluk) var, bu yüzden başında "If" (Eğer) ve olumsuz bir durum (kötü kalite) olmalı. Doğru cevap E'dir.

Yabancı Dil (İngilizce) dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz