2020/3 SGS Maliye Soruları ve Çözümleri

2020/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Maliye dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2020/3 · Maliye

Hazine borç senetlerini, üzerinde yazılı fiyatın altında bir fiyata satmaktadır ancak faizi, üzerinde yazılı fiyat üzerinden ödemektedir. Burada vurgulanan borç senedi arzı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Primli ihraç
  • B)Kampanyalı ihraç
  • C)Başabaşın altında ihraç
  • D)İkramiyeli ihraç
  • E)Garantili ihraç
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturmuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Neden C Şıkkı Doğru?

Soruda bize iki önemli bilgi veriliyor:

  • Satış Fiyatı: Senet, üzerinde yazan değerinin (nominal değerinin) altında satılıyor. Yani senedin değeri 100 TL ise, bunu 90 TL'ye satıyorlar.
  • Faiz Ödemesi: Faiz ise senedin yazılı değeri üzerinden ödeniyor. Yani 100 TL üzerinden faiz hesaplanıp ödeniyor.

Bu durumu şöyle hayal edebiliriz: Senet 100 TL değerinde. Devlet bunu 90 TL'ye satıyor. Ancak sana her yıl 100 TL üzerinden faiz ödüyor.

  • Sen 90 TL verip 100 TL'lik bir senet alıyorsun.
  • Faiz de 100 TL üzerinden hesaplanıyor.

Bu durumda senet, nominal değerinin altında ihraç edilmiş demektir. Muhasebe ve finans dünyasında, bir borç senedinin nominal değerinin altında satılması durumuna "Başabaşın altında ihraç" (veya iskonto ile ihraç) denir. Bu, yatırımcıya faiz oranını yükseltmiş gibi bir avantaj sağlar.

Bu yüzden C) Başabaşın altında ihraç doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkları neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) Primli ihraç: Bu senetlerin yazılı değerinin ÜZERİNDE satılmasıdır. (Örneğin 100 TL'lik senedi 110 TL'ye satmak). Soruda ise senet ucuz satılıyor, bu şık uymuyor.
  • B) Kampanyalı ihraç: Bu, genellikle belirli bir dönem için yapılan özel indirim kampanyalarıdır ve borç senedi ihraç türlerinin temel sınıflandırması değildir. Sorudaki teknik durumu tanımlamaz.
  • D) İkramiyeli ihraç: Bu senetlerde, senedin üzerinde yazılı değerinin altında satılması ama faiz ödenmemesi veya çok düşük faiz ödenmesi söz konusudur. İkramiye (hediye) kazanma şansı vardır. Soruda ise faiz tam olarak yazılı değer üzerinden ödeniyor, bu şık uymuyor.
  • E) Garantili ihraç: Bu, senedin anapara ve faiz garantisi verilerek ihraç edilmesidir. Sorudaki "fiyatın altında satma" durumuyla doğrudan ilgili bir sınıflandırma değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Borç Senetlerinin İhraç Şekilleri" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu üç temel durumu birbirinden ayırt etmelisin:

  • Başabaşın altında ihraç (İskonto): Fiyat < Nominal Değer, Faiz Nominal Değer üzerinden. (Doğru cevap burası).
  • Başabaşın üstünde ihraç (Primli): Fiyat > Nominal Değer, Faiz Nominal Değer üzerinden.
  • İkramiyeli ihraç: Fiyat < Nominal Değer, Faiz yok veya çok düşük (karşılığında ikramiye kazanma hakkı).

Özetle; "Fiyat düşük, faiz yüksek" durumu Başabaşın altında ihraçtır. Bu kuralı ezberlersen benzer soruları rahatça çözersin.

Soru 2 · 2020/3 · Maliye

Vergi ve sosyal güvenlik ödemelerinin işçilik maliyeti üzerindeki yüküne ne ad verilir?

  • A)Vergi çengeli
  • B)Vergi takozu
  • C)Vergi arbitrajı
  • D)Vergi fiyatı
  • E)Vergi tutamağı
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir öğrenci gibi düşünerek, sanki bir ders anlatıyormuşuz gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B) Vergi takozu'dur.

Neden Doğru Cevap "Vergi Takozu"?

Bu kavramı anlamak için hayal gücünü kullanalım. İşçiye ödenen ücret ile işveren için bu işçinin maliyeti arasında bir boşluk vardır. Bu boşluk, işçiye giden net ücret ile işverenin ödediği toplam maliyetin arasına sıkışmış gibidir.

  • Mantık: İşveren, işçiye maaş öderken sadece işçinin cebine giden parayı değil; işçi üzerinden kesilen vergileri, SGK primlerini ve işveren üzerinden ödenen primleri de öder.
  • Görselleştirme: Bu durum, işçi ile işveren arasında bir "takoz"un sıkışmış gibi durmasına benzer. İşveren, işçinin eline geçen paradan daha fazlasını öder. Aradaki bu fark (vergiler ve sosyal güvenlik yükü), işçilik maliyetini artırır ve işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi bir takoz gibi ayırır. Ekonomide ve vergi hukukunda bu duruma "Vergi Takozu" (Tax Wedge) denir.

Özetle; işçilik maliyeti üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik yükünün yarattığı bu farka "Vergi Takozu" denir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden doğru olmadığını kısaca inceleyelim:

  • A) Vergi çengeli: Bu terim ekonomi literatüründe standart bir kavram değildir. "Çengel" kelimesi genellikle bir şeyi tutmak veya bağlamak için kullanılır, ancak vergi ve işçilik arasındaki bu spesifik farkı tanımlamaz.
  • C) Vergi arbitrajı: "Arbitraj", genellikle aynı malın farklı piyasalardaki fiyat farkından kar etme veya vergi yasaklarını/kurallarını farklı ülkeler arasında kullanarak vergi yükünü minimize etme stratejisidir. İşçilik maliyeti ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • D) Vergi fiyatı: Bu, bir malın veya hizmetin üzerine konulan vergi miktarını ifade edebilir, ancak işçilik maliyeti üzerindeki yükün yarattığı yapısal farkı tanımlayan teknik bir terim değildir.
  • E) Vergi tutamağı: Bu da literatürde yer alan bir terim değildir. Kelime anlamı olarak "tutmak" veya "el koymak" gibi bir anlam taşısa da, vergi ekonomisinde kullanılan bir kavram değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Vergi Ekonomisi ve İşçi Maliyeti Hesaplamaları konusunu bilmek gerekir.

Özellikle şunları hatırlamalısın:

  • Brüt ve Net Ücret Farkı: İşçinin brüt ücreti ile eline geçen net ücret arasındaki farkın vergilerden kaynaklandığını.
  • İşveren Maliyeti: İşverenin ödediği toplam maliyetin, işçinin eline geçen net ücretten daha yüksek olduğunu.
  • Terim Bilgisi: Bu farkın ekonomi ve vergi hukukunda "Vergi Takozu" olarak adlandırıldığını ezberlemelisin.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2020/3 · Maliye

Mali anestezi etkisinin aşağıdaki vergilerden hangisinde daha yüksek olması beklenir?

  • A)Bina vergisi
  • B)Gelir vergisi
  • C)Özel iletişim vergisi
  • D)Veraset ve intikal vergisi
  • E)Kurumlar vergisi
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C) Özel iletişim vergisi'dir.

Neden C Şıkkı Doğru? (Mali Anestezi Etkisi Nedir?)

Öncelikle "Mali Anestezi Etkisi" kavramını basitleştirelim. Bu terim, vergi ödenirken insanın acıyı hissetmediği veya verginin yükünü hissetmediği durumlarda ortaya çıkar. Yani, vergi ödenirken "Ne kadar verdim?" sorusunu sormayan, verginin varlığını fark etmeyen veya vergi yükünün üzerinde hissetmediği durumdur.

Özel İletişim Vergisi'nde bu durum en belirgindir. Neden mi?

  • Görünmezlik: Bu vergi, telefon faturasına, internet aboneliğine veya faks ücretine otomatik olarak eklenir. Siz faturayı öderken, vergi tutarını ayrı bir kalem olarak görmezsiniz; faturanın toplam tutarı içinde kaybolur.
  • Hissedilmeme: Vergi, tüketim anında (arama yaptığınızda veya internet kullandığınızda) otomatik olarak tahsil edilir. Vergi mükellefi (siz) verginin ne kadar olduğunu veya verginin varlığını genellikle fark etmez. Bu da "anestezi" (uyuşturma) etkisi yaratır. Vergi yükü, fatura tutarının içinde gizlendiği için, mükellef üzerinde psikolojik bir baskı oluşturmaz.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu etkiyi göstermediğini kısaca inceleyelim:

  • A) Bina Vergisi: Bu vergi, emlak vergisi gibi yılda bir kez veya dönemsel olarak mükellefe farklı bir bildirim ile gönderilir. Mükellef, vergi tutarını açıkça görür, hesaplar ve öder. Vergi yükü hissedilir, anestezi etkisi yoktur.
  • B) Gelir Vergisi: Gelir vergisi, mükellefin eline geçen parayı veya kazancını doğrudan etkiler. Mükellef, vergi beyannamesi verirken veya vergi kesintisi yapılırken vergi tutarını açıkça bilir ve hisseder. Bu, en belirgin vergi türlerinden biridir.
  • D) Veraset ve Intikal Vergisi: Bu vergi, miras veya bağış yoluyla mal devrinden doğar. Mükellef, mirasçı olarak vergi beyannamesi vermek zorunda kalır ve vergi tutarını açıkça görür. Vergi yükü hissedilir.
  • E) Kurumlar Vergisi: Şirketler için ödenen bu vergi, şirketin kârından doğrudan düşülür. Muhasebe kayıtlarında açıkça görülür ve şirket yöneticileri tarafından net bir maliyet olarak algılanır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Verginin Tahsil Yöntemleri" ve "Verginin Mükellefe Yansıma Biçimleri" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle "Görünmez Vergi" veya "Vergi Yükünün Gizlenmesi" kavramını anlamak gerekir. Verginin, tüketim anında otomatik olarak tahsil edilen, mükellefin vergi tutarını ayrı bir kalem olarak görmediği durumlarda (örneğin KDV, Özel İletişim Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi bazı durumlarda) mali anestezi etkisinin daha yüksek olduğu teorik olarak kabul edilir.

Özetle: Vergi ne kadar "görünmez" ve "otomatik" tahsil ediliyorsa, mali anestezi etkisi o kadar yüksek olur. Bu yüzden cevap C şıkkıdır.

Soru 4 · 2020/3 · Maliye

Özel sektör sermaye yoğun teknikleri, kamu sektörü ise emek yoğun teknikleri kullanır. Özel sektörde emek verimliliği arttığı için üretim artışı sürecinde ücretler o nispette artmaz. Oysa kamu sektöründe emek verimliliği düşüktür. Kamu hizmetlerindeki artış ancak kamu istihdamındaki artışla mümkün hale gelir. Böylece kamuda ödenen ücretler, özel sektördekini takip ettiğinden, artar. Böylece kamu harcamaları zaman içinde eğilimsel olarak artar. Kamu harcamalarındaki artışa yönelik yukarıdaki açıklama aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Baumol Yasası
  • B)Peacock-Weisman Hipotezi
  • C)Wagner Yasası
  • D)Kaldor Yasası
  • E)Sıçrama Hipotezi
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, kamu maliyesi ve iktisat dünyasında çok önemli bir kavramı, yani "Baumol Yasası"nı sorguluyor. Soruyu bir öğrenci gibi düşünerek adım adım açıklayalım.

Neden Doğru Cevap A (Baumol Yasası)?

Soru metninde bize şu hikayeyi anlatıyor:

  • Özel Sektör: Burada makineler ve teknoloji (sermaye) kullanılır. Teknoloji geliştikçe işçi başına üretim (verimlilik) çok hızlı artar. Üretim artar ama işçi ücretleri bu kadar hızlı artmaz.
  • Kamu Sektörü: Burada iş makineleriyle yapılamaz. Örneğin bir öğretmen sınıfı yönetirken veya bir doktor hasta bakarken, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, o işin verimliliği özel sektördeki gibi katlanarak artmaz. Bir sınıfı yönetmek için yine aynı sayıda öğretmene ihtiyaç vardır.
  • Sonuç: Kamu hizmetlerinin kalitesini korumak için işçi sayısını (istihdamı) artırmak zorundadır. Ancak özel sektördeki ücretler artmaya devam ettiği için, kamu sektörü de aynı ücretleri ödemek zorunda kalır.
  • Fiziksel Kural: Verimlilik artmadığı halde ücretler arttığı için, kamu harcamaları otomatik olarak ve sürekli olarak artar.

Bu durumu ilk olarak William Baumol açıklamıştır. Ona göre, verimliliği artmayan (emek yoğun) kamu sektörü, özel sektördeki ücret artışlarını takip etmek zorunda kaldığı için kamu harcamaları zaman içinde eğilimsel olarak artar. İşte bu açıklama Baumol Yasası'dır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu soruya uymadığını kısaca inceleyelim:

  • B) Peacock-Weisman Hipotezi (Sıçrama Hipotezi): Bu hipoteze göre kamu harcamaları, savaş veya büyük kriz dönemlerinde aniden sıçrama yapar ve kriz bitse bile bu yüksek seviyede kalır. Soruda ise "teknoloji ve verimlilik farkı"ndan bahsediliyor, kriz veya sıçrama yok.
  • C) Wagner Yasası: Wagner, kamu harcamalarının ekonomik büyümeyle (GSYH ile) orantılı olarak artacağını söyler. Ekonomik kalkınma arttıkça kamu harcamaları da artar. Soruda ise büyüme değil, verimlilik farkı vurgulanıyor.
  • D) Kaldor Yasası: Bu yasa, kamu harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının zaman içinde sabit kaldığını veya belirli bir eğilim izlediğini söyler. Sorudaki "verimlilik ve ücret" mekanizmasıyla doğrudan ilgili değildir.
  • E) Sıçrama Hipotezi: Bu, Peacock-Weisman hipotezinin başka bir adıdır. Yani yukarıda B şıkkında açıkladığımız gibi, kriz/savaş dönemlerindeki ani artışları ifade eder. Sorudaki mekanizma ile uyuşmaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Kamu Harcamalarının Artış Nedenleri" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Baumol Yasası: Verimlilik farkı nedeniyle kamu harcamalarının artması.
  • Wagner Yasası: Ekonomik kalkınma ile kamu harcamalarının artması.
  • Peacock-Weisman Hipotezi: Kriz/Savaş dönemlerinde kamu harcamalarının "sıçraması".

Özetle: Soruda "teknoloji yok, emek var, verimlilik artmıyor ama ücretler artıyor, bu yüzden harcamalar artıyor" dendiği için cevap kesinlikle A) Baumol Yasası'dır.

Soru 5 · 2020/3 · Maliye

Artan oranlı vergi sisteminin genişleme dönemlerinde ekonomik gelişmeyi sınırlandırıcı etkisine ne ad verilir?

  • A)Sterilizasyon
  • B)Mali sürüklenme
  • C)Mali uyum
  • D)Hızlandıran
  • E)Vergi baskısı
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, SMMM stajı ve vergi hukuku derslerinde sıkça karşımıza çıkan "Mali Sürüklenme" (Fiscal Drag) kavramını ölçüyor. Doğru cevap B şıkkıdır.

Gelin bu kavramı bir öğrenci gibi adım adım, basit bir dille açıklayalım:

Neden Doğru Cevap "Mali Sürüklenme"dir?

Öncelikle Artan Oranlı Vergi Sistemi'ni hatırlayalım: Gelir arttıkça, ödenen vergi oranı da artar. (Örneğin; düşük gelirliler %10, yüksek gelirliler %20 öder).

Şimdi senaryoyu kuralım:

  • Ekonomik bir genişleme (büyüme) dönemindedir.
  • İnsanların gelirleri enflasyon veya gerçek büyüme nedeniyle artar.
  • Ancak vergi dilimleri (gelir sınırları) enflasyon kadar hızlı güncellenmez.
  • Sonuç ne olur? Kişinin geliri artar, ancak vergi dilimi değişmediği için kişi bir üst vergi dilimine girer ve daha yüksek bir vergi oranı ödemek zorunda kalır.

Bu durum, devletin vergi gelirlerini enflasyon kadar otomatik olarak artırması demektir. Ancak bu durum, halkın cebinde kalan net geliri beklenenden daha fazla düşürür. Bu da tüketicilerin harcama yapma gücünü kısıtlar ve ekonominin büyümesini yavaşlatır.

İşte bu olaya, ekonominin büyümesini "sürükleyerek" veya "çekerek" yavaşlatan bu durum Mali Sürüklenme (Fiscal Drag) denir. Soruda geçen "ekonomik gelişmeyi sınırlandırıcı etki" ifadesi tam olarak bu durumu tanımlar.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Sterilizasyon: Bu, merkez bankasının piyasaya enjekte ettiği parayı (likiditeyi) piyasadan çekmek için kullandığı bir para politikası aracıdır. Vergi sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • C) Mali Uyum: Bu terim genellikle vergi mevzuatının uluslararası standartlara veya AB'ye uyumlaştırılması gibi süreçlerde kullanılır. Ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla doğrudan bir ilişkisi yoktur.
  • D) Hızlandıran (Hızlandırıcı Etki): Bu, genellikle "Hızlandırıcı İlkesi" (Multiplier Effect) olarak bilinir. Gelir arttığında harcamaların daha fazla artarak ekonomiyi hızlandıran etkidir. Soruda ise "sınırlandırıcı" (yavaşlatıcı) bir etki sorulduğu için bu şık tam tersini ifade eder.
  • E) Vergi Baskısı: Bu, vergi yükünün ekonomi üzerindeki genel ağırlığını ifade eden bir ölçüdür. Ancak "sınırlandırıcı etki"nin özel bir mekanizması olan "Mali Sürüklenme"yi tanımlamaz. Sadece yükün büyüklüğünü söyler.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Maliye Politikası ve Vergileme Etkileri konusundaki "Mali Sürüklenme (Fiscal Drag)" kavramını iyi bilmelisin.

Özetle: Enflasyon veya gelir artışı varken vergi dilimlerinin güncellenmemesi, vatandaşın vergi dilimine girmesine ve harcama gücünün düşmesine neden olur. Ekonomistler buna "Mali Sürüklenme" derler.

Başarılar dilerim!

Maliye dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz