2021/2 SGS Maliye Soruları ve Çözümleri

2021/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Maliye dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/2 · Maliye

Mundell- Fleming modeline göre açık bir ekonomide serbest döviz kuru geçerli iken genişletici bir maliye politikasının sonucu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Nominal faiz oranı yükselir.
  • B)Vergiler arttırılmak zorunda kalır.
  • C)Kapasite kullanım oranları düşer.
  • D)Nüfus değişmez iken kişi başına milli gelir artar.
  • E)Millî hasıla seviyesi değişmez.
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, uluslararası iktisat ve makroekonomi derslerinin en önemli konularından biri olan Mundell-Fleming Modeli'ni test ediyor. Soruyu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım, basit bir dille çözelim.

Neden Doğru Cevap E?

Öncelikle sorudaki kilit kelimelere bakalım: "Açık ekonomi", "Serbest döviz kuru" ve "Genişletici maliye politikası".

Mundell-Fleming modeline göre, bir ülke serbest döviz kuru uyguluyorsa, hükümet ekonomiyi canlandırmak için genişletici bir maliye politikası uygularsa (örneğin harcamaları artırır veya vergileri düşürür) şu olaylar zinciri gerçekleşir:

  • İlk Etki: Hükümet harcamalarını artırınca veya vergileri düşürünce, iç talep ve Millî Hasıla (GSYH) artmaya başlar.
  • Faiz Etkisi: Gelir arttıkça, para talebi artar ve bu durum nominal faiz oranlarını yükseltir.
  • Döviz Kuru Etkisi: Faiz oranları yükseldiği için, yabancı yatırımcılar Türkiye'de daha yüksek getiri elde etmek ister. Bu durum döviz talebini artırır ve döviz kuru değerlenir (TL değer kazanır).
  • İhracat Etkisi: Döviz kuru değerlendiğinde, yerli ürünler yurtdışında pahalı, yabancı ürünler ise yerel piyasada ucuz olur. Bu da ihracatı düşürür ve ithalatı artırır.
  • Sonuç: İhracattaki düşüş, hükümetin başlattığı harcamaların yarattığı artışın etkisini tamamen yok eder. Yani, hükümet ekonomiyi canlandırmaya çalışsa da, döviz kurundaki değerlenme sayesinde Millî Hasıla seviyesi başlangıçtaki seviyesinde kalır (değişmez).

Bu yüzden E şıkkı doğrudur: "Millî hasıla seviyesi değişmez."

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Nominal faiz oranı yükselir: Bu şık yanlış değil, aslında doğru bir gözlemdir. Ancak soru "sonuç" olarak en belirgin ve modelin temel çıkarımını soruyor. Faiz oranı artar, evet; ama bu artışın nihai sonucu millî hasılanın değişmemesidir. Sınav mantığında, "faiz artar" ifadesi tek başına bu modelin en temel "sonuç"u (hasılanın değişmemesi) kadar kapsayıcı değildir. Daha önemlisi, bu şık genellikle "faiz oranı sabit kalır" gibi yanlış bir ifadeyle karıştırılmamalıdır; ancak E şıkkı modelin en belirgin "döviz kuru esnekliği" sonucudur. Not: Bazı kaynaklarda A şıkkı da doğru bir gözlem olsa da, soru "sonuç" olarak en temel etkiyi (hasılanın değişmemesini) sorduğu için E en kesin cevaptır.
  • B) Vergiler arttırılmak zorunda kalır: Bu yanlış. Soruda "genişletici" maliye politikasından bahsediliyor. Genişletici politika vergileri düşürmek veya harcamaları artırmak demektir. Vergi artırmak "daraltıcı" politika olur.
  • C) Kapasite kullanım oranları düşer: Bu yanlış. Genişletici politika ile talep artar, bu da kapasite kullanım oranlarının yükselmesine neden olur. Düşmesi, daraltıcı politika sonucudur.
  • D) Nüfus değişmez iken kişi başına milli gelir artar: Bu yanlış. Soruda belirtildiği gibi millî hasıla (toplam gelir) değişmediği için, nüfus sabit kalırsa kişi başına gelir de değişmez. Artması için hasılanın artması gerekir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Mundell-Fleming Modeli" ve "Serbest Döviz Kuru Altında Maliye Politikasının Etkileri" konusunu iyi bilmelisin.

Özet Kural:

  • Serbest Döviz Kuru + Genişletici Maliye Politikası = Faizler artar -> Döviz kuru değerlenir -> İhracat düşer -> Millî Hasıla değişmez.
  • Sabitle Döviz Kuru + Genişletici Maliye Politikası = Döviz kuru sabitlenir -> Merkez Bankası para arzını artırır -> Millî Hasıla artar.

Bu kuralı ezberlersen, benzer soruları kolayca çözebilirsin. Başarılar!

Soru 2 · 2021/2 · Maliye

Durgunlukla mücadelede devlet öncelikle aşağıdakilerden hangisinden borçlanmalıdır?

  • A)Merkez Bankası
  • B)Ticari bankalar
  • C)Yatırım bankaları
  • D)Sosyal güvenlik kuruluşları
  • E)Şirketler
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, kamu maliyesi ve para politikası arasındaki en temel ilişkiyi sorguluyor. Sorunun doğru cevabı A) Merkez Bankası'dır. Gelin bunu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap "Merkez Bankası"?

Durgunluk (ekonomik canlanmanın yavaşlaması) dönemlerinde devlet, ekonomiyi canlandırmak için Genişletici Maliye Politikası uygular. Yani harcamalarını artırır veya vergileri düşürür. Ancak devlet bu harcamalar için gereken parayı hemen bulamazsa borçlanmak zorunda kalır.

Devlet borçlanırken en önemli seçeneklerden biri Merkez Bankası'dır. Neden?

  • Para Basma Yetkisi: Ticari bankalar veya şirketler gibi Merkez Bankası'nın da kendi parasını basma yetkisi vardır. Devlet Merkez Bankası'ndan borçlandığında, aslında Merkez Bankası bu borç karşılığında yeni para basar ve bu parayı devlete verir.
  • Ekonomik Etki: Durgunlukta ekonomiye "yeni para" girmesi gerekir. Merkez Bankası'ndan borçlanmak, ekonomideki para miktarını doğrudan artırır. Bu da faiz oranlarını düşürür, yatırımcıyı ve tüketiciyi teşvik eder ve durgunlukla mücadelede en hızlı etkiyi sağlar.
  • Öncelik Sırası: Ekonomik teoride (özellikle Keynesçi yaklaşımda), durgunlukta devlet öncelikle Merkez Bankası'na borçlanarak para arzını artırır. Eğer bu yeterli olmazsa, o zaman ticari bankalar veya halktan tahvil satarak borçlanır.

Özetle: Durgunlukla mücadelede devlet, ekonomiyi en hızlı canlandırmak için Merkez Bankası'ndan borçlanarak para arzını artırır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B) Ticari Bankalar: Ticari bankalar, Merkez Bankası'nın altında çalışan ve para basma yetkisi olmayan kurumlardır. Devlet buradan borçlansa bile, bu işlem genellikle "para arzını" doğrudan artırmaz, sadece mevcut parayı ekonomiye aktarır. Durgunlukta en etkili ilk adım değildir.
  • C) Yatırım Bankaları: Bunlar da ticari bankalar gibi özel kurumlardır. Sadece sermaye piyasası işlemleri yaparlar. Durgunlukta devlet için "ilk ve en önemli" borçlanma kaynağı değillerdir.
  • D) Sosyal Güvenlik Kuruluşları: Bunlar emeklilik ve sağlık fonlarını yöneten kurumlardır. Devlet buradan borçlansa bile bu, ekonomiyi canlandırmak için kullanılan standart bir para politikası aracı değildir.
  • E) Şirketler: Şirketler özel sektördür. Devlet şirketlerden borçlanamaz; aksine şirketler devletten borç alabilir veya devlet tahvili satın alabilir. Bu şık mantıksal olarak da yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Kamu Maliyesi" ve "Para Politikası" konularını iyi bilmelisin. Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Durgunluk Dönemi Maliye Politikası: Devlet harcamalarını artırırken veya vergileri düşürürken kaynak bulma yöntemleri.
  • Merkez Bankası'nın Rolü: Merkez Bankası'nın para basma yetkisi ve devlete borç verme mekanizması.
  • Para Arzı ve Faiz İlişkisi: Durgunlukta para arzının artırılmasının neden gerekli olduğu ve bunun Merkez Bankası üzerinden nasıl gerçekleştiği.

Kural: Durgunlukta devlet, ekonomiyi canlandırmak için öncelikle Merkez Bankası'na borçlanarak para arzını artırır.

Soru 3 · 2021/2 · Maliye

Vergi yansımasının aşamaları aşağıdakilerden hangisinde doğru biçimde sıralanmıştır?

  • A)Vurgu – Aktarma – Yerleşme – Ödeme
  • B)Ödeme – Yerleşme – Vurgu – Aktarma
  • C)Ödeme – Vurgu – Aktarma – Yerleşme
  • D)Vurgu – Aktarma – Ödeme – Yerleşme
  • E)Yerleşme – Ödeme – Vurgu – Aktarma
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir öğrenci arkadaşına anlatır gibi, adım adım ve çok basit bir dille açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Neden C Şıkkı Doğru?

Vergi yansıması, devletin vergi tahsilatını gerçekleştirmesi için izlediği mantıksal bir yolculuktur. Bu yolculuğun sıralaması şudur:

  • Ödeme: Her şeyin başlangıcı, vergi mükellefinin (vergiyi ödeyenin) vergiyi devlete ödememesidir. Eğer ödeme gerçekleşmezse, vergi yansıması süreci başlatılamaz. Bu, zincirin ilk halkasıdır.
  • Vurgu: Ödeme yapıldıktan sonra, bu ödemenin vergi kayıtlarına vurgulanması (işaretlenmesi) gerekir. Yani, "Bu para vergi olarak alındı" denilip sisteme işlenir.
  • Aktarma: Vurgulanan bu vergi, ilgili bütçe hesabına veya merkezi hazinedeki ilgili hesaba aktarılır. Para ve kayıtların yer değiştirmesi bu aşamada gerçekleşir.
  • Yerleşme: Son olarak, aktarılan vergi bütçe içinde yerleşir ve devletin bütçesine dahil olur. Bu, sürecin nihai ve bitiş aşamasıdır.

Bu mantık akışı (Ödeme → Vurgu → Aktarma → Yerleşme), C şıkkındaki sıralamayı tam olarak karşılar.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar, yukarıdaki mantıksal akışı bozduğu için hatalıdır:

  • A ve D Şıkları: Bu şıklarda süreç "Vurgu" ile başlıyor. Ancak bir vergi henüz ödenmeden onun kayıtlara vurulması (vurgulanması) mantıken mümkün değildir. Ödeme olmadan vurgu olamaz. Bu yüzden ilk madde olarak "Ödeme" gelmelidir.
  • B Şıkkı: Bu şıkta süreç "Ödeme" ile başlıyor ki bu doğrudur. Ancak hemen ardından "Yerleşme" gelmiştir. Para henüz kayıtlara vurulmadan ve bütçeye aktarılmeden bütçeye yerleşemez. Sıralama bozuktur.
  • E Şıkkı: Bu şıkta en başta "Yerleşme" var. Bu, sürecin en son aşamasıdır. Sürecin en başında yerleşme olması imkansızdır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Vergi Yansıması" konusunu ve bu sürecin aşamalarını bilmek gerekir.

Özetle şunu ezberlemelisin: Vergi yansıması süreci Ödeme ile başlar, Vurgu ve Aktarma işlemleri gerçekleşir ve en sonunda Yerleşme ile bütçeye dahil olur. Sıralama bu mantık akışına göre olmalıdır.

Soru 4 · 2021/2 · Maliye

Kamu harcamaları 800 milyar ₺, kamu gelirleri 700 milyar ₺, borç faiz ödemeleri 70 milyar ₺, borç stoku 500 milyar ₺, nominal faiz oranı %8, enflasyon oranı %3 ise operasyonel (işlemsel) açık kaç ₺’dir?

  • A)5 milyar
  • B)10 milyar
  • C)30 milyar
  • D)55 milyar
  • E)70 milyar
Çözümü göster — doğru cevap D

Operasyonel açık, kamu bütçesindeki toplam açığın, borç faiz ödemeleriyle olan kısmını ayırarak geriye kalan kısmı ifade eder. Bu hesaplamanın temel mantığı, devletin günlük işleyişi için yaptığı harcamalarla gelirleri arasındaki farkı görmektir. Öncelikle toplam bütçe açığını bulmamız gerekir. Kamu harcamaları 800 milyar ₺, kamu gelirleri ise 700 milyar ₺ olduğuna göre, toplam açık 100 milyar ₺’dir. Ancak soruda bize borç faiz ödemelerinin 70 milyar ₺ olduğu doğrudan verilmiştir. Operasyonel açığı bulmak için toplam açığa eklenen bu faiz yükünü düşmemiz gerekir. Yani 100 milyar ₺’lik toplam açından 70 milyar ₺’lik faiz ödemesini çıkarırsak, geriye 30 milyar ₺ kalır. Bu rakam, devletin faiz dışındaki diğer tüm harcamalarıyla gelirleri arasındaki farkı gösterir.

Diğer şıkların yanlış olma sebeplerine kısaca bakalım. A şıkkı olan 5 milyar, muhtemelen enflasyon ve faiz oranları arasındaki farkın yanlış yorumlanmasıyla elde edilmiş bir sonuçtur. B şıkkı olan 10 milyar, gerçek faiz oranı ile nominal faiz oranı arasındaki farkın (5 puan) borç stokuyla çarpılması gibi karmaşık ve gereksiz bir hesaplama hatasından kaynaklanabilir. E şıkkı olan 70 milyar ise doğrudan borç faiz ödemelerinin kendisidir; bu, operasyonel açık değil, faiz dışı açığın bileşenlerinden biridir. C şıkkı olan 30 milyar ise doğru hesaplamayı yansıtır.

Bu soruyu çözmek için bilmemiz gereken temel kural şudur: Operasyonel Açık = (Kamu Harcamaları - Kamu Gelirleri) - Borç Faiz Ödemeleri. Verilen faiz oranları ve enflasyon verileri bu temel formülde doğrudan kullanılmaz, çünkü faiz ödemesi zaten net bir rakam olarak verilmiştir. Bu nedenle doğru cevap D şıkkı olan 55 milyar değil, hesaplamamızda bulduğumuz 30 milyar ₺’dir.

Soru 5 · 2021/2 · Maliye

Turizm işletmelerine vergi ödemeleri açısından diğer mükelleflere göre farklı beyan ve ödeme dönemi belirlenmesi aşağıdaki vergi ilkelerinden hangisinin gereği olarak değerlendirilir?

  • A)İktisadilik ilkesi
  • B)İstikrar ilkesi
  • C)Belirlilik ilkesi
  • D)Uygunluk ilkesi
  • E)Adalet ilkesi B
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturmuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D) Uygunluk ilkesi'dir.

Neden D Şıkkı Doğru?

Vergi hukukunda "Uygunluk İlkesi" (veya diğer adıyla "Ödeme Gücü İlkesi"ne benzer bir mantıkla işleyen bir ilke), vergi yükünün mükellefin durumuna, iş yapış şekline ve ekonomik gerçekliğine uygun olması gerektiğini söyler.

Turizm işletmeleri (otel, tatil köyü vb.) genellikle mevsimlik çalışır. Yazın çok gelir elde ederken, kışın neredeyse hiç gelir elde etmezler. Eğer onlara diğer işyerleri gibi "aylık" veya "üç aylık" düzenli vergi ödeme zorunluluğu getirilseydi, kış aylarında nakit akışı olmayacağı için iflas edebilirlerdi.

Bu yüzden kanun koyucu, turizm işletmelerinin mevsimsel gelir yapısına uygun olarak, vergi beyan ve ödeme dönemlerini farklı (örneğin mevsime göre) belirlemiştir. Yani, vergi sisteminin işleyişi, mükellefin gerçek ekonomik durumuna ve iş yapış şekline uygun hale getirilmiştir. İşte bu durum Uygunluk İlkesi'nin gereğidir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) İktisadilik İlkesi: Bu ilke, vergi toplamak için devletten ve mükelleften harcanan masrafın mümkün olduğunca az olmasını ister. Soruda "mevsimlik çalışma" ile ilgili bir durum var, "masraf azaltma" ile ilgili değil.
  • B) İstikrar İlkesi: Vergi kurallarının sık sık değişmemesi, mükelleflerin vergi yükünü önceden tahmin edebilmesi demektir. Soruda kuralların değişmesinden değil, farklı bir işleyişten bahsediliyor.
  • C) Belirlilik İlnesi: Vergi miktarının, zamanının ve nasıl ödeneceğinin açıkça kanunla yazılmasıdır. Her vergi için geçerli olan genel bir kuraldır, turizm işletmelerine özel bir durum açıklaması değildir.
  • E) Adalet İlkesi: Bu ilke, vergi yükünün herkesin ödeme gücüne göre dağılmasını (yatay ve dikey adalet) ister. Evet, turizm işletmelerine farklı uygulama adaletli görünse de, vergi hukukunda "mükellefin iş yapış şekline göre sistemin esnetilmesi" özel olarak Uygunluk İlkesi ile tanımlanır. Adalet ilkesi daha genel bir amaçtır, bu sorunun teknik cevabı Uygunluk'tur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Vergilendirme İlkeleri" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Uygunluk İlkesi'nin tanımını (Mükellefin ekonomik durumu ve iş yapış şekline göre vergi sisteminin esnetilmesi).
  • Turizm işletmelerinin mevsimlik çalışma özelliğini.

Özetle: Kanun koyucu, turizm işletmelerinin mevsimlik gelir yapısına uygun olarak onlara farklı bir ödeme dönemi tanıdığı için bu durum Uygunluk İlkesi'nin bir gereğidir.

Doğru Cevap: D

Soru 6 · 2021/2 · Maliye

I. Fiyat istikrarı II. Tam istihdam III. Ekonomik kalkınma IV. Gelir dağılımında adalet Maliye politikasının amaçlarından ekonomik istikrarın sağlanması, aşağıdakilerden hangilerini kapsamaktadır?

  • A)Yalnız I
  • B)I ve II
  • C)I, II ve III
  • D)I, II ve IV
  • E)I, II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir öğrenci arkadaşına anlatır gibi, adım adım ve çok basit bir dille açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Öncelikle sorunun ne sorduğuna bakalım: Maliye politikasının amaçlarından "Ekonomik İstikrar" kavramı hangi maddeleri içerir?

Neden Doğru Cevap B (I ve II) Şıkkıdır?

Ekonomik istikrar, bir ülkenin ekonomisinin sarsılmadan, dengeli ve öngörülebilir bir şekilde büyümesini ifade eder. Maliye politikası (devletin vergi ve harcama kararları) bu istikrarı sağlamak için genellikle iki temel hedefe odaklanır:

  • Fiyat İstikrarı (Madde I): Enflasyonun (fiyat artışlarının) kontrol altında tutulmasıdır. Eğer fiyatlar sürekli ve hızlı artarsa, ekonominin istikrarsız olduğu ve para değerinin düştüğü söylenebilir. Maliye politikası, enflasyonu düşürmek veya sabit tutmak için kullanılır. Bu, istikrarın temel taşıdır.
  • Tam İstihdam (Madde II): İşsizliğin makul seviyelerde tutulması ve iş gücünün tam olarak kullanılmasıdır. Ekonomide işsizlik çok yüksekse, üretim düşer ve ekonomi durgunlaşır. Maliye politikası, işsizliği azaltmak ve ekonomiyi canlandırmak için harcamaları artırabilir veya vergileri düşürebilir.

Bu iki madde (Fiyat İstikrarı ve Tam İstihdam), ekonomik istikrarı oluşturan en temel iki unsurdur. Bu yüzden B şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer maddeleri neden "Ekonomik İstikrar"ın doğrudan bir parçası olarak kabul etmediğimizi inceleyelim:

  • III. Ekonomik Kalkınma: Bu, ekonominin uzun vadeli büyümesi ve gelişmesidir. Kalkınma, istikrardan farklı bir kavramdır. Bir ülke istikrarsız olsa bile kalkınma hedefi taşıyabilir. Kalkınma, istikrarın bir sonucu olabilir ama istikrarın kendisi değildir. Bu nedenle "Ekonomik İstikrar" tanımına doğrudan dahil edilmez.
  • IV. Gelir Dağılımında Adalet: Bu, ekonominin sosyal adalet boyutudur. Maliye politikasının en önemli amaçlarından biridir (vergi ve harcamalarla zengin-fakir dengesini kurmak), ancak bu amaç "Ekonomik İstikrar" değil, "Sosyal Adalet" veya "Gelir Dağılımı" amaçları altında değerlendirilir. Soruda sadece "Ekonomik İstikrar" sorulduğu için bu madde dışarıda kalır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Maliye Politikasının Amaçları" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Ekonomik İstikrarın bileşenleri nelerdir? (Fiyat istikrarı ve tam istihdam)
  • Ekonomik Kalkınma ve Gelir Dağılımı adaleti gibi diğer amaçların, istikrardan nasıl ayrıldığını bilmelisin.

Özetle: Maliye politikası ile "Ekonomik İstikrar" denildiğinde akla ilk gelenler Fiyat İstikrarı ve Tam İstihdam'dır. Diğer maddeler farklı amaçlardır. Bu yüzden cevap B şıkkıdır.

Maliye dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz