2021/3 SGS Maliye Soruları ve Çözümleri

2021/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Maliye dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/3 · Maliye

Vergide eşitlik ilkesi çerçevesinde en az toplam fedakârlığın sağlanabilmesi için aşağıdaki vergi türlerinden hangisinin uygulanmasına ihtiyaç vardır?

  • A)Götürü vergi
  • B)Artan oranlı vergi
  • C)Tek oranlı vergi
  • D)Azalan oranlı vergi
  • E)Tersine artan oranlı vergi
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap "Artan Oranlı Vergi"?

Sorunun anahtarı "Vergide eşitlik ilkesi" ve "toplam fedakârlık" kavramlarıdır. Vergi hukukunda ve ekonomi teorisinde "eşitlik", herkesin gelirine göre aynı oranda vergi vermesi değil, ödemek zorunda kaldığı verginin, ödeyebildiği güce (gelire) oranla eşit olması anlamına gelir.

Bunu basit bir örnekle düşünelim:

  • Artan oranlı vergi sisteminde, geliri ne kadar yüksekse, o kişi gelirinin daha yüksek bir yüzdesini devlete öder.
  • Örneğin; 100.000 TL kazanan kişi %10, 1.000.000 TL kazanan kişi %30 öder.
  • Bu sistem, zenginlerin daha fazla ödeme yapmasını sağlayarak, toplumun genelinde "fedakârlık" yükünün daha adil bir şekilde dağıtılmasını hedefler. Geliri az olanlar daha az, geliri çok olanlar daha fazla fedakârlık gösterir. Bu da "eşitlik ilkesi" çerçevesinde en az toplam fedakârlığın (ve en adil dağıtımın) sağlandığı sistemdir.

Bu yüzden B şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden uymadığına bakalım:

  • A) Götürü Vergi: Bu sistemde herkes, ne kadar kazandığına bakılmaksızın aynı miktarda vergi öder. Bir işçiyle bir milyonerin aynı parayı vermesi, gelir eşitsizliğini artırır ve "eşitlik ilkesine" aykırıdır.
  • C) Tek Oranlı Vergi (Veya Düz Oran): Burada herkes gelirinin aynı yüzdesini öder. Geliri 100 TL olan da, 100.000 TL olan da %10 öder. Ancak zengin için %10'un yarattığı fedakârlık, fakir için %10'un yarattığı fedakârlıktan çok daha azdır. Bu da eşitlik ilkesini tam olarak karşılamaz.
  • D) Azalan Oranlı Vergi: Bu sistemde geliri arttıkça, ödenen vergi oranı düşer. Yani zenginler daha az, fakirler daha fazla oranla vergi öder. Bu, vergi adaletine en ters düşen sistemdir.
  • E) Tersine Artan Oranlı Vergi: Bu terim vergi hukukunda standart bir kavram değildir ve mantıksal olarak "gelir arttıkça vergi oranının düşmesi" gibi bir durumu ifade edebilir ki bu da D şıkkı ile aynı hatadır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Vergi Türleri ve Eşitlik İlkesi" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu kavramları ayırt etmelisin:

  • Artan Oranlı Vergi: Gelir arttıkça vergi oranı artar (Eşitlik ilkesine en uygun).
  • Düz Oran (Tek Oran) Vergi: Gelir arttıkça oran değişmez.
  • Götürü Vergi: Sabit tutar ödenir.

Özetle; vergi adaleti ve eşitlik ilkesi söz konusu olduğunda, gelir arttıkça vergi yükünün de artması (Artan Oranlı Vergi) en doğru yaklaşımdır.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2021/3 · Maliye

Dilim usulü artan oranlı gelir vergisi tarifesi uygulamasında geliri artan bir kişinin tarifenin daha üst dilimlerine tabi olması hâlinde marjinal vergi oranı ile ortalama vergi oranı arasındaki ilişki konusunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Marjinal vergi oranı ile ortalama vergi oranı eşittir.
  • B)Marjinal vergi oranı, ortalama vergi oranından küçüktür.
  • C)Marjinal vergi oranı, ortalama vergi oranından büyüktür.
  • D)Marjinal vergi oranı artarken ortalama vergi oranı sabittir.
  • E)Marjinal vergi oranı artarken ortalama vergi oranı azalmaktadır.
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Neden C Şıkkı Doğru?

Öncelikle "Artan Oranlı Gelir Vergisi" sistemini hatırlayalım. Bu sistemde, kazancın ne kadar artarsa, o kısmın vergi oranı da o oranda artar. Yani en düşük geliri olanlar en düşük orandan, en yüksek geliri olanlar en yüksek orandan vergi öder.

Burada iki kavramı ayırt etmemiz gerekir:

  • Marjinal Vergi Oranı (Sınır Oran): Son kazandığın 1 TL için ödediğin vergi oranıdır. Gelirin artıp tarifenin üst dilimine girdiği an, bu son 1 TL için ödediğin vergi oranı yüksektir.
  • Ortalama Vergi Oranı: Ödediğin toplam verginin, kazandığın toplam gelire oranıdır. Yani tüm gelirinin ortalama ne kadar vergi ödediğini gösterir.

Mantık şudur: Bir kişi daha yüksek bir dilime girdiğinde, yeni kazandığı paralar (sonraki paralar) daha yüksek bir vergi oranına tabi tutulur. Bu durum, "sonraki paralar" için ödediğin vergi oranını (Marjinal Oran) artırır. Ancak, daha önce kazandığın ve daha düşük vergi ödediğin paralar da toplamda durmaya devam eder.

Dolayısıyla, sonraki paralar için ödediğin vergi oranı (Marjinal), daha önce ödediğin ortalama vergi oranından (Ortalama) daha yüksek olur.

  • Örnek: Ayşe'nin 100 TL geliri var ve 10 TL vergi ödüyor. Ortalama vergi oranı %10.
  • Ayşe'nin geliri artıp 1000 TL'ye çıkıyor. Artan 900 TL için %20 vergi ödüyor.
  • Şimdi Marjinal Oran (sonraki paralar için) %20.
  • Ortalama Oran ise (toplam vergi / toplam gelir) yine %10 ile %20 arasında bir yerde kalacak (örneğin %12).
  • Görüldüğü gibi: Marjinal (%20) > Ortalama (%12).

Bu yüzden, gelir arttıkça marjinal oran ortalama oranı büyütür. C şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A Şıkkı (Eşittir): Bu durum sadece Oransal (Eşit Oranlı) vergi sisteminde geçerlidir. Yani tüm gelir için aynı oran uygulanıyorsa marjinal ve ortalama oran eşit olur. Ancak soruda "artan oranlı" tarifeden bahsediliyor.
  • B Şıkkı (Marjinal < Ortalama): Bu durum Azalan Oranlı vergi sistemlerinde görülür. Yani gelir arttıkça vergi oranının düştüğü sistemlerde son paralar daha az vergi öder. Ancak Türkiye'de ve çoğu ülkede gelir vergisi "artan oranlı"dır.
  • D ve E Şıkkı (Sabit veya Azalan): Bu şıklar mantıken çelişir. Gelir arttıkça ve vergi oranı yükseldikçe, marjinal oran artar. Marjinal oran artarken ortalama oranın sabit kalması veya azalması imkansızdır; ortalama oran da marjinal oranı takip ederek yükselir (ama marjinal oran kadar hızlı artmaz).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Vergi Teorisi" konusundaki şu iki temel kavramı iyi bilmen gerekir:

  • Marjinal Vergi Oranı (Sınır Vergi Oranı): Sonraki birim gelir için ödenen vergi oranı.
  • Ortalama Vergi Oranı: Toplam verginin toplam gelire oranı.

Ayrıca "Artan Oranlı Vergi Tarifesinin" (Progressive Tax System) matematiksel özelliğini bilmelisin: Gelir arttıkça marjinal vergi oranı, ortalama vergi oranından büyük olur ve ortalama oranı yukarı çeker.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2021/3 · Maliye

Kamu harcamalarının harcamayı yapan birimler esas alınarak sınıflandırılmasında aşağıdakilerden hangisi geçerli olmaktadır?

  • A)İktisadi sınıflandırma
  • B)Fonksiyonel sınıflandırma
  • C)Bilimsel sınıflandırma
  • D)Organik sınıflandırma
  • E)Hukuki sınıflandırma
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Neden D Şıkkı (Organik Sınıflandırma) Doğru?

Bütçedeki harcamaları sınıflandırmanın birkaç farklı yolu vardır. Soruda "harcamayı yapan birimler" (yani bütçeyi harcayan kurumlar, bakanlıklar, daireler vb.) esas alınmıştır deniyor.

  • Organik Sınıflandırma tam olarak budur. Bu yöntemde, harcamaların kim tarafından yapıldığına bakılır. Örneğin; "Eğitim Bakanlığı'nın harcamaları", "Sağlık Bakanlığı'nın harcamaları" veya "Belediye harcamaları" şeklinde gruplandırılır.
  • Yani, "Bu para kimin cebinden çıktı?" sorusunun cevabı aranır. Bu yüzden "Organik" (yapısal/birim bazlı) sınıflandırma doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkları neden eliyoruz, kısaca bakalım:

  • A) İktisadi Sınıflandırma: Bu yöntemde "harcamayı ne için yaptığımız" önemlidir. Örneğin; maaş ödemeleri, mal alımları, faiz ödemeleri gibi harcamaların türüne göre sınıflandırılmasıdır. Soruda birim değil, harcama türü sorulmamış.
  • B) Fonksiyonel Sınıflandırma: Bu yöntemde "harcamayı hangi amaçla yaptığımız" önemlidir. Örneğin; eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri, savunma hizmetleri gibi hizmetin içeriğine göre sınıflandırma yapılır. Yine birim değil, amaç esas alınır.
  • C) Bilimsel Sınıflandırma: Kamu maliyesinde kullanılan resmi bir sınıflandırma terimi değildir, bu şık bir "dikkat dağıtıcı" (yanlış) şıktır.
  • E) Hukuki Sınıflandırma: Bu da resmi bir sınıflandırma yöntemi değildir. Harcamaların hukuki dayanağına göre değil, bütçe yapısına göre sınıflandırma yapılır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Bütçe Sınıflandırma Yöntemleri" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Organik Sınıflandırma: Harcamayı yapan birime göre sınıflandırma.
  • İktisadi Sınıflandırma: Harcamanın türüne (mal, hizmet, transfer vb.) göre sınıflandırma.
  • Fonksiyonel Sınıflandırma: Harcamanın amacına/hizmetine göre sınıflandırma.

Özetle: Soruda "harcamayı yapan birim" ifadesi geçiyorsa, cevap her zaman Organik Sınıflandırma'dır.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2021/3 · Maliye

I. Arz esnekliği II. Talep esnekliği. III. Alıcı veya satıcı tekeli olma durumu IV. İkame mallara karşı olan talebin çapraz esnekliği V. Firmaların dış finansmandan yararlanma durumları Yukarıda belirtilen unsurlardan hangisi verginin yansıtılma yönünü veya derecesini etkilemez?

  • A)Yalnız V
  • B)II ve III
  • C)III ve IV
  • D)I, IV ve V
  • E)III, IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir ekonomi dersi gibi basit bir dille açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Öncelikle sorunun mantığını anlamak için verginin yansıtılma mekanizmasını düşünelim. Vergi, malın fiyatını artırır. Bu artışın ne kadarının üreticiye (satıcıya), ne kadarının da alıcıya (tüketicilere) yansıyacağını belirleyen temel şey "Esneklik" kavramıdır.

Neden Doğru Cevap A (Yalnız V) Şıkkıdır?

Verginin yansıtılma yönünü ve derecesini belirleyen en önemli faktörler şunlardır:

  • Arz ve Talep Esnekliği (I ve II): Bu en temel kuraldır. Eğer talep esneklikliyse (tüketici fiyat artınca hemen almayı bırakıyorsa), vergiyi üretici öder. Eğer arz esneklikliyse (üretici fiyat artınca hemen üretmeyi bırakıyorsa), vergiyi tüketici öder. Yani I ve II vergi yansıtmasını etkiler.
  • Tekel Durumu (III): Eğer piyasada tek bir satıcı (tekel) varsa, fiyatı o belirler. Vergi geldiğinde tekeller, fiyatı istedikleri gibi ayarlayarak vergiyi tüketicilere yansıtabilirler. Bu durum vergi yansıtmasını etkiler.
  • Çapraz Esneklik (IV): Bu, bir malın fiyatı değiştiğinde, onun ikame malının (örneğin çayın fiyatı artınca kahveye olan talebin artması) ne kadar etkilendiğini gösterir. Eğer ikame mallar çok varsa, tüketiciler vergi nedeniyle fiyat artan malı bırakıp diğerine geçer. Bu da verginin yansıtılmasını etkiler.

Peki V. Madde (Firmaların dış finansmandan yararlanma durumları) neden etkilemez?

"Firmaların dış finansmandan yararlanma durumu", yani bir firmanın bankadan kredi alıp almadığı veya borsadan sermaye bulma durumu, vergilerin fiyat üzerindeki yansımasını belirlemez.

  • Vergi yansıtması, piyasa yapısı (arz-talep) ve tüketicilerin tepkisi ile ilgilidir.
  • Finansman ise firmanın kendi iç yapısı, borçluluk oranı veya sermaye yapısı ile ilgilidir. Bir firmanın kredi bulabilmesi, o firmanın vergiyi tüketicilere yansıtıp yansıtamayacağını değiştirmez. Vergi yükü, finansman kaynağına bakılmaksızın arz ve talep esnekliklerine göre dağıtılır.

Bu nedenle, V. madde vergi yansıtmasını etkilemez. Doğru cevap A şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B, C, D ve E şıkları: Bu şıklar, vergi yansıtmasını etkileyen unsurları (I, II, III ve IV) içeriyor. Soru bizden "etkilemeyen" unsuru istediği için, bu şıkların içinde yer alan maddeler (örneğin II. Talep esnekliği veya III. Tekel durumu) vergi yansıtmasını belirleyen en temel faktörlerdir. Bu yüzden bu şıklar yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Verginin Yükü ve Yansıtılması" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu kuralları ezberlemelisin:

  • Vergi yükü, esneklik tarafına daha fazla yüklenir.
  • Arz ve talep esneklikleri vergi yansıtmasını doğrudan etkiler.
  • Piyasa yapısı (tekel, rekabet) vergi yansıtmasını etkiler.
  • Firmanın finansman kaynakları (kredi, hisse senedi vb.) vergi yansıtma oranını etkilemez.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2021/3 · Maliye

Bir ülkede ekonomi durgunluk dönemine girmektedir. Aşağıdaki politikalardan hangisi durgunluğu önleme anlamında daha başarılı olacaktır?

  • A)Yüksek gelirli gruplardan alınan vergiler arttırılırken düşük gelirli gruplardan alınan vergilerin sabit tutulması.
  • B)Yüksek gelirli gruplardan alınan vergiler sabit tutulurken düşük gelirli gruplardan alınan vergilerin arttırılması.
  • C)Yüksek gelirli gruplardan alınan vergiler sabit tutulurken düşük gelirli gruplardan alınan vergilerin azaltılması.
  • D)Yüksek gelirli gruplardan alınan vergiler azaltılırken düşük gelirli gruplardan alınan vergilerin arttırılması.
  • E)Yüksek gelirli gruplardan alınan vergiler azaltılırken düşük gelirli gruplardan alınan vergilerin de azaltılması.
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, ekonomi derslerinde "Maliye Politikası" ve özellikle "Durgunluk Dönemlerinde Ne Yapılmalı?" konusunu ölçüyor. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Gelin bunu adım adım, sanki bir sınıfta anlatıyormuş gibi açıklayalım:

1. Neden Doğru Cevap E? (Mantık Ne?)

Öncelikle sorunun temel senaryosunu hatırlayalım: Ekonomi durgunluk dönemine girmiş.

  • Durgunluk ne demek? İnsanlerin ve şirketlerin harcamaları azalmış, işsizlik artmış, ekonomi yavaşlamış demektir.
  • Ne yapmalıyız? Ekonomiyi canlandırmak, harcamaları artırmak ve işsizliği azaltmak gerekir. Bunu yapmak için devletin "Genişletici Maliye Politikası" uygulaması gerekir.

Genişletici Maliye Politikası ne yapar?

  • Vergileri Düşürür: İnsanların cebine daha fazla para kalır.
  • Harcamaları Artırır: Devlet daha fazla harcama yapar.

E Şıkkını inceleyelim: "Yüksek gelirli gruplardan alınan vergiler azaltılırken düşük gelirli gruplardan alınan vergilerin de azaltılması."

  • Bu şıkta her iki grup için de vergi indirimi var.
  • Vergi azalınca, herkesin elindeki para artar.
  • Elindeki para artan insanlar daha fazla tüketim yapar.
  • Tüketim arttığında, firmalar daha fazla mal üretir, işçi işe alır ve ekonomi canlanır.
  • Bu yüzden durgunlukla mücadelede en etkili ve doğru yöntem vergilerin genel olarak düşürülmesidir.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıklara bakalım ve neden ekonomi durgunluğunu çözmeyeceğini görelim:

  • A Şıkkı (Yüksek gelirlilerin vergisi artar, düşük gelirlilerin vergisi sabit): Vergi artışı, cebindeki parayı azaltır. Bu da harcamayı düşürür. Durgunluk varken harcamayı düşürmek ekonomiye vurur. Yanlış.
  • B Şıkkı (Yüksek gelirlilerin vergisi sabit, düşük gelirlilerin vergisi artar): Düşük gelirli gruplar, kazandıkları parayı hemen tüketirler. Onların vergisini artırmak, doğrudan tüketimi ve ekonomiyi durdurur. Durgunlukta bu en tehlikeli hatadır. Yanlış.
  • C Şıkkı (Yüksek gelirlilerin vergisi sabit, düşük gelirlilerin vergisi azalır): Bu kısmen iyi bir fikir gibi durabilir (çünkü düşük gelirlilerin harcaması artar), ancak E şıkkı kadar etkili değildir. Yüksek gelirli grupların vergisini de düşürmek, ekonomideki toplam talebi daha fazla artırır. Sadece bir grubu rahatlatmak, durgunluğu tamamen önlemek için yetersiz kalabilir.
  • D Şıkkı (Yüksek gelirlilerin vergisi azalır, düşük gelirlilerin vergisi artar): Bu şık çelişkili bir durumdur. Bir yandan harcamayı artırmaya çalışırken (zenginlerin vergisini düşürerek), diğer yandan harcamayı baskılayıp (fakirlerin vergisini artırarak) ekonomiye zarar verirsiniz. Net etki belirsiz ve genellikle olumsuz olur. Yanlış.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu temel ekonomi kuralını bilmen gerekir:

> "Durgunluk (Resesyon) Dönemlerinde Devlet, Ekonomiyi Canlandırmak İçin Vergileri Düşürmeli ve Harcamaları Artırmalıdır."

Buna Genişletici Maliye Politikası denir.

  • Vergi Azaltımı → Tüketim Artar → Üretim Artar → Durgunluk Biter.

Özetle: Ekonomi durgunken, devletin yapması gereken en temel şey, halkın cebinden para almamaya çalışmak ve vergileri düşürmektir. Bu yüzden E şıkkı, vergileri herkes için düşürdüğü için en doğru ve başarılı çözümdür.

Soru 6 · 2021/3 · Maliye

Okul çağındaki nüfusu artan bir ülkede devletin eğitim harcamaları da artmaktadır. Ancak eğitimdeki kişi başına reel eğitim harcaması da artmaktadır. Yukarıda bahsedilen durumu aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tanımlamaktadır?

  • A)Kamu harcamalarında gerçek artış.
  • B)Kamu harcamalarında zorunlu artış.
  • C)Kamu harcamalarında görünüşte artış.
  • D)Kamu harcamalarında fonksiyonel artış.
  • E)Kamu harcamalarında hem gerçek hem de görünüşte artış.
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, Kamu Maliyesi dersinde "Kamu Harcamalarının Artış Nedenleri" konusunu ölçen klasik bir sorudur. Cevabın E şıkkı olduğunu biliyoruz, gel bunu senin için adım adım, sanki bir derste anlatıyormuş gibi açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap E? (Hem Gerçek Hem Görünüşte Artış)

Soruda bize iki önemli veri veriliyor:

  • Okul çağındaki nüfus artıyor: Bu, eğitime ihtiyacı olan insan sayısının fiziksel olarak çoğaldığı anlamına gelir.
  • Kişi başına reel (gerçek) eğitim harcaması artıyor: Bu en kritik kısımdır. "Reel", enflasyon (fiyat artışları) etkisinden arındırılmış, yani satın alma gücüyle ölçülen harcamadır.

Buradaki mantık şudur: Devlet, sadece öğrenci sayısının artmasıyla (nicelik artışı) harcamayı artırmak zorundadır. Ancak aynı zamanda, öğrenci başına düşen harcamanın da gerçek değerinin artması, eğitimin kalitesinin yükseltilmesi veya enflasyonun üstüne çıkılması gerektiği anlamına gelir.

  • Görünüşte Artış: Nüfus arttığı için toplam bütçeden çıkan para rakamı (nominal olarak) kesinlikle artar.
  • Gerçek Artış: Kişi başına düşen harcama "reel" olarak arttığı için, devlet sadece enflasyonu telafi etmiyor, eğitime gerçekten daha fazla kaynak ayırıyor.

Devlet, hem sayısal olarak (daha fazla öğrenci) hem de niteliksel/reel olarak (kişi başına daha fazla harcama) harcamayı artırıyor. Bu yüzden durum hem gerçek hem de görünüşte artış olarak tanımlanır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden bu kadar dikkat etmemiz gerektiğini görelim:

  • A) Kamu harcamalarında gerçek artış: Bu şık eksik kalır. Soruda nüfus artışı da belirtilmiş. Sadece "gerçek artış" derseniz, nüfus artışından kaynaklanan "görünüşte" (nominal) artışı göz ardı etmiş olursunuz. Soru, her iki durumu birden kapsıyor.
  • B) Kamu harcamalarında zorunlu artış: Bu bir "neden" değil, bir "sonuç" veya "nitelik" ifadesidir. Nüfus artışı harcamayı zorunlu kılar ama soru bize bu artışın nasıl tanımlanacağını soruyor. Ayrıca "zorunlu artış" terimi, bu spesifik durumu (hem nicelik hem reel artış) tam olarak karşılamaz.
  • C) Kamu harcamalarında görünüşte artış: Bu şık yanlış çünkü soruda "reel harcamanın arttığı" açıkça belirtilmiş. Eğer sadece "görünüşte artış" olsaydı, kişi başına reel harcama sabit kalır veya düşerdi. Reel artış olduğu için bu şık elenir.
  • D) Kamu harcamalarında fonksiyonel artış: Bu terim, devletin görevlerinin (örneğin savunma, eğitim, sağlık) değişmesi veya yeni görevler üstlenmesi durumunu ifade eder. Soruda devletin görevi değişmiyor, sadece mevcut görevi (eğitim) daha fazla öğrenci ve daha yüksek bütçe ile yürütüyor. Bu yüzden bu tanım da uymuyor.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Kamu Harcamalarının Artış Nedenleri" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu iki kavramın farkını ayırt etmelisin:

  • Görünüşte (Nominal) Artış: Sadece fiyatların artması veya nüfusun artması nedeniyle bütçe rakamının büyümesidir.
  • Gerçek (Reel) Artış: Enflasyon etkisinden arındırılmış, satın alma gücünün artmasıdır.

Özetle: Devlet, öğrenci sayısı arttığı için bütçeyi görünüşte büyütür, öğrenci başına düşen harcama arttığı için de gerçek olarak büyütür. İkisi birden olduğu için cevap E şıkkıdır.

Başarılar dilerim!

Maliye dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz