2023/1 SGS Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Soruları ve Çözümleri

2023/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2023/1 · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Çanakkale Zaferi’nden sonra, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı’nda elde ettiği büyük askerî başarılardan birisi olan 1916 tarihli Kûtü’l-Amâre Zaferi, aşağıdaki cephelerin hangisinde kazanılmıştır?

  • A)Irak Cephesi
  • B)Suriye-Filistin Cephesi
  • C)Kanal Cephesi
  • D)Hicaz-Yemen Cephesi
  • E)Kafkas Cephesi
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünürsek, aslında tarih bilgisi kadar coğrafi ve stratejik mantığı kavramak da önemlidir. Sorunun doğru cevabı A) Irak Cephesi'dir.

Gelin bu cevabı neden doğru olduğunu adım adım açıklayalım:

Neden Doğru Cevap "Irak Cephesi"?

1916 yılındaki Kûtü'l-Amâre Zaferi, Osmanlı ordusunun İngiliz kuvvetlerine karşı kazandığı en büyük ve en onurlu zaferlerden biridir. Bu zaferin nerede gerçekleştiğini bulmak için coğrafyayı hatırlamamız gerekir:

  • Kûtü'l-Amâre (veya Kut'ül Amare), bugünkü Irak topraklarında, Basra'nın kuzeyinde, Dicle Nehri üzerinde bulunan bir şehirdir.
  • I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler, Basra'dan ilerleyerek Bağdat'ı ele geçirmeye çalışıyorlardı. Osmanlı ordusu, bu ilerleyişi durdurmak ve İngilizleri geri püskürtmek için Kûtü'l-Amâre'de büyük bir kuşatma ve savaşı yönetti.
  • Bu savaşın geçtiği bölge, coğrafi olarak Irak Cephesi'nin tam kalbidir. Dolayısıyla zaferin kazanıldığı yer burasıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkları neden eliyoruz? Çünkü coğrafi konumları farklıdır:

  • B) Suriye-Filistin Cephesi: Bu cephe daha güneyde, bugünkü Suriye, Ürdün ve Filistin topraklarında cereyan etmiştir. Kûtü'l-Amâre buraya ait değildir.
  • C) Kanal Cephesi: Bu cephe Mısır'da, Süveyz Kanalı çevresinde yaşanmıştır. Irak ile coğrafi olarak uzaktır.
  • D) Hicaz-Yemen Cephesi: Bu cephe Arabistan'ın güneyinde (Hicaz bölgesi ve Yemen) gerçekleşmiştir. Kûtü'l-Amâre buraya dahil değildir.
  • E) Kafkas Cephesi: Bu cephe ise çok daha kuzeyde, Ermenistan ve Rusya sınırında yaşanmıştır. Irak'ın kuzeyi bile değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin cepheleri ve coğrafi dağılımı konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şu iki noktayı akılda tutmak yeterlidir:

  • Kûtü'l-Amâre şehrinin Irak'ta olduğunu.
  • Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'nda Irak Cephesi'nde İngilizlerle savaştığını.

Özetle: Soru bir coğrafya ve tarih bilgisi sorusudur. "Kûtü'l-Amâre" kelimesini duyduğunda aklına hemen "Irak" gelmelidir. Bu eşleşmeyi kurduğunda doğru cevabı (A şıkkını) kolayca bulursun.

Soru 2 · 2023/1 · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Cumhuriyet dönemindeki Takrîr-i Sükûn Kanunu, aşağıdaki isyanlardan hangisini bastırmak için çıkarılmıştır?

  • A)Koçgiri İsyanı
  • B)Şeyh Sait İsyanı
  • C)31 Mart Olayı
  • D)Menemen Olayı
  • E)Çerkez Ethem İsyanı .
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi değil, tarih ve hukukun temel mantığını anlamak için bir örnek olarak ele alalım. Sorunun doğru cevabı B) Şeyh Sait İsyanı'dır.

Gelin, nedenini adım adım ve basit bir dille açıklayalım:

Neden Doğru Cevap "B" Şıkkıdır?

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, yeni kurulan devletin istikrarını sağlamak ve anayasayı uygulamak için bazı kanunlar çıkarılmıştır. Takrîr-i Sükûn Kanunu (Sükûnun Tesisi Kanunu), tam da bu amaçla, 1925 yılında çıkarılmıştır.

Bu kanunun çıkış nedeni çok nettir: Şeyh Sait İsyanı patlak verdiğinde, hükümet bölgede olağanüstü hal ilan etmek ve isyanı bastırmak için özel yetkiler elde etmek zorunda kalmıştır. Bu kanunla, isyanın olduğu bölgelerde (özellikle Doğu Anadolu'da) askerî mahkemeler kurulmuş, basın ve ifade özgürlüğü kısıtlanmış ve isyancılar daha hızlı cezalandırılmıştır. Yani, bu kanun doğrudan Şeyh Sait İsyanı'na bir tepki olarak ve onun bastırılması için hazırlanmıştır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkları neden eliyoruz, kısaca bakalım:

  • A) Koçgiri İsyanı: Bu isyan 1920 yılında gerçekleşmiştir. Takrîr-i Sükûn Kanunu ise 1925'te çıkmıştır. Zaman olarak uyuşmamaktadır.
  • C) 31 Mart Olayı: Bu olay 1909'da (Osmanlı döneminde) gerçekleşmiştir. Cumhuriyet henüz kurulmamıştır, dolayısıyla Cumhuriyet kanunlarıyla bastırılamaz.
  • D) Menemen Olayı: Bu olay 1930 yılında olmuştur. Takrîr-i Sükûn Kanunu bundan 5 yıl önce çıkmıştır. Menemen olayı için özel bir kanun çıkarılmamış, mevcut kanunlar uygulanmıştır.
  • E) Çerkez Ethem İsyanı: Bu isyan 1920-1921 yıllarında olmuştur. Yine kanunun çıkış tarihinden çok önce gerçekleşmiştir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Cumhuriyet Dönemi Olayları ve Çıkarılan Kanunlar" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Takrîr-i Sükûn Kanunu'nun çıkış yılı (1925) ve çıkarılma nedeni (Şeyh Sait İsyanı).
  • Bu kanunun getirdiği sonuçlar (İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması).

Özetle; tarih sıralamasına ve olayın neden-sonuç ilişkisine dikkat ettiğinde, bu soruyu kolayca çözebilirsin. Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2023/1 · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

1929 yılında yaşanan “Dünya Ekonomik Buhranı” Türkiye’yi de etkilemiş, ortaya çıkan ekonomik güçlükler üzerine köklü iktisadi reformlar yapılmıştır. Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde bu sürece ait uygulamalardan birisine yer verilmiştir?

  • A)İzmir İktisat Kongresi toplanmıştır
  • B)Devletçilik uygulamasına geçilmiştir.
  • C)Aşar Vergisi kaldırılmıştır.
  • D)Teşvik-i Sanayii Kanunu çıkarılmıştır.
  • E)İş Bankası kurulmuştur.
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap "Devletçilik" (B Şıkkı)?

Sorunun anahtarı 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'dır. Bu kriz, tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de derinden sarsmıştır. Krizden önce Türkiye, "Kamu iktisadi teşebbüsleri"nin sınırlı olduğu, özel sektörün ön planda olduğu bir yapıdaydı. Ancak kriz, özel sektörün buhrandan kurtulamadığını ve ülkeyi kurtaracak güce sahip olmadığını gösterdi.

Bu durumda hükümet, "Devletçilik" ilkesini benimsemek zorunda kaldı. Yani, ekonomiye doğrudan müdahale ederek, özel sektörün yapamadığı veya yapamadığı yatırımları (demiryolları, madenler, fabrikalar vb.) Devlet yaptı. Bu, Türkiye'nin beş yıllık kalkınma planlarına geçişinin ve sanayileşmenin devlet eliyle planlandığı dönemin başlangıcıdır. Dolayısıyla, 1929 buhranına verilen en doğrudan ve kalıcı cevap Devletçilik uygulamasına geçilmesidir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu sorunun cevabı olamayacağını kısaca inceleyelim:

  • A) İzmir İktisat Kongresi: Bu kongre 1923 yılında toplanmıştır. 1929 buhranından 6 yıl önce gerçekleşmiştir. Bu krizden önceki iktisadi politikaların temellerini atmıştır, krizden sonra yapılan bir uygulama değildir.
  • C) Aşar Vergisi Kaldırılması: Bu uygulama 1925 yılında yapılmıştır. Yine 1929 buhranından önce gerçekleşen bir reformdur.
  • D) Teşvik-i Sanayii Kanunu: Bu kanun 1927 yılında çıkarılmıştır. Amaç özel sektörü teşvik etmektir. Ancak 1929 buhranı sonrası özel sektörün çöküşü üzerine, devlet bu işe doğrudan girdiği için bu kanun krizden sonraki "Devletçilik" döneminin temel aracı olmamıştır.
  • E) İş Bankası Kurulması: Türkiye İş Bankası 1924 yılında kurulmuştur. Bu da krizden önceki dönemde özel sektörün teşviki amacıyla yapılan bir çalışmadır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Cumhuriyet Dönemi İktisat Tarihi konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın Türkiye üzerindeki etkilerini,
  • Bu krizden önceki "Kamu iktisadi teşebbüsleri" ve "Teşvik-i Sanayii" dönemini,
  • Krizden sonra "Devletçilik" ilkesinin neden benimsendiğini ve 5 Yıllık Kalkınma Planlarına geçiş sürecini ayırt edebilmelisin.

Özetle: Tarih sıralamasına dikkat et. 1929 buhranından sonra yapılan en büyük ve kalıcı iktisadi reform, devletin ekonomiye doğrudan müdahalesi olan Devletçilik ilkesidir.

Soru 4 · 2023/1 · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Aşağıdakilerden hangisi 1921 Anayasası’nın özelliklerinden biri değildir?

  • A)Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu belirtilmiştir.
  • B)23 esas ve 1 ek maddeden oluşmuştur.
  • C)Millî Mücadele yıllarında, savaş koşullarında ortaya çıkmıştır.
  • D)Temel hak ve hürriyetler ile yargı gibi konulara yer verilmemiştir.
  • E)Cumhuriyetin ilanına kadar yürürlükte kalmıştır.
Çözümü göster — doğru cevap E

Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Önce neden E şıkkının doğru olduğunu (yani neden bu cümlenin 1921 Anayasası için "yanlış" bir ifade olduğunu) açıklayalım:

1921 Anayasası, 11 Nisan 1924 tarihinde kabul edilen 1924 Anayasası ile yürürlükten kaldırılmıştır. Cumhuriyetin ilanı ise 29 Ekim 1923 tarihinde gerçekleşmiştir. Yani 1921 Anayasası, Cumhuriyet ilan edildikten sonra da yürürlükte kalmaya devam etmiş ve Cumhuriyetin ilanından sonraki yaklaşık 1,5 yıl boyunca (1923-1924 arası) geçerliliğini sürdürmüştür. Bu nedenle "Cumhuriyetin ilanına kadar yürürlükte kalmıştır" ifadesi tarihsel olarak hatalıdır.

Şimdi diğer şıkların neden doğru ifade olduğunu ve neden elenmesi gerektiğini kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): 1921 Anayasası'nın 1. maddesinde "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi benimsenmiştir. Bu, Anayasa'nın en temel özelliğidir.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): Anayasa, 23 esas maddeden ve 1 ek maddeden oluşur. Bu sayı, o dönemin meclis üyesi sayısına ve temel yapıya işaret eder.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Evet, bu Anayasa Milli Mücadele yıllarında, savaş koşullarında ve istikrarsız bir ortamda hazırlanmıştır. Bu yüzden kısa ve esnek bir yapıdadır.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): 1921 Anayasası, savaş şartlarına uygun hazırlandığı için temel hak ve hürriyetler ile yargı bağımsızlığı gibi konulara çok fazla yer verilmemiştir. Daha çok devlet organlarının teşkilatına odaklanmıştır.

Özetle: Bu soruyu çözmek için Türk Anayasa Tarihi konusunu, özellikle 1921 Anayasası'nın kabul tarihi, yürürlük süresi ve Cumhuriyet'in ilanı arasındaki zaman farkını bilmelisin. Tarihleri karıştırmamak, sorunun tuzağına düşmemeni sağlar.

Doğru cevap: E

Soru 5 · 2023/1 · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Osmanlı Devleti'nde Balkan Savaşları sonunda Osmanlıcılık düşüncesinin etkisini yitirmesiyle ön plana çıkan düşünce akımı, aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Faşizm
  • B)Türkçülük
  • C)İslamcılık
  • D)Sosyalizm
  • E)Ademi merkeziyetçilik
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünürsek, aslında tarihsel bir "dönem analizi" yapıyoruz. Sorunun özünde, Osmanlı Devleti'nin 1912-1913 Balkan Savaşları'ndaki ağır yenilgisi sonrası, devletin kimliğini yeniden tanımlama çabası yatıyor.

Gelin adım adım inceleyelim:

Neden Doğru Cevap B (Türkçülük)?

Balkan Savaşları, Osmanlı Devleti için bir dönüm noktasıdır. Bu savaşlarda Osmanlı, Balkanlardaki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Bu kayıpların ardından "Osmanlıcılık" (devlet içindeki tüm milletleri eşit bir şekilde bir arada tutma fikri) işe yaramamış ve etkisini yitirmiştir. Çünkü Müslüman ve Müslüman olmayan halklar artık bir arada kalmak istemiyor, ayrışma derinleşiyordu.

Bu boşluğu doldurmak için, kaybedilen topraklar yerine geriye kalan Türk nüfusunun ve topraklarının etrafında birleşilmesi gerektiği fikri öne çıktı. İşte bu düşünce akımı Türkçülük'tür. Balkan Savaşları'ndan sonra, Osmanlıcılık'ın yerini alan ve "Türkler birleşip güçlensin" mesajını veren akım budur. Bu yüzden doğru cevap B şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Faşizm: Bu bir 20. yüzyıl Avrupa'sında (özellikle İtalya ve Almanya'da) ortaya çıkan bir siyasi ideolojidir. Osmanlı'nın son döneminde ve Balkan Savaşları'nda Türkiye'de ana akım olarak görülmemiştir.
  • C) İslamcılık: Bu akım, Osmanlıcılık'tan önce ve onunla paralel olarak, Müslümanları bir arada tutmayı hedeflerdi. Ancak Balkan Savaşları'nda Müslüman olmayan halkların ayrılmasıyla bu fikir de zayıflamış, yerini daha milliyetçi bir yapıya bırakmıştır. Soruda "ön plana çıkan" ifadesi, İslamcılık'ın gerilediği bir dönemi işaret eder.
  • D) Sosyalizm: Bu, sınıfsal eşitsizliklere ve kapitalizme karşı bir ekonomik/politik akımdır. Balkan Savaşları sonrası Osmanlı'nın kimlik krizinde ana odak noktası olmamıştır.
  • E) Ademi merkeziyetçilik: Bu, merkezi yönetimin gücünü azaltıp yerel yönetimlere yetki verme fikridir. Bir "düşünce akımı"ndan ziyade, yönetim usulüdür ve Balkan Savaşları sonrası kimlik arayışının temel cevabı değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Osmanlı'nın Son Dönemi Düşünce Akımları" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu sıralamayı ve nedenlerini ezberlemelisin:

  • Osmanlıcılık: (Başlangıçta) Tüm halkları bir arada tutmaya çalışır.
  • İslamcılık: (Orta dönemde) Müslümanları bir arada tutmaya çalışır.
  • Türkçülük: (Balkan Savaşları sonrası) Türkleri ve Türk topraklarını bir arada tutmaya çalışır.
  • Milliyetçilik: (Cumhuriyet dönemi) Daha geniş bir çerçevede ulusal bağımsızlık.

Özetle; Balkan Savaşları'ndan sonra Osmanlıcılık bitti, yerini Türkçülük aldı. Cevap B'dir.

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz