2020/1 SGS İktisat (Ekonomi) Soruları ve Çözümleri

2020/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: İktisat (Ekonomi) dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2020/1 · İktisat (Ekonomi)

Nominal tarife haddinin yurt içi katma değerde serbest ticaret durumuna kıyasla meydana getirdiği yüzde değişmeye verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Spesifik tarife haddi
  • B)Engelleyici tarife haddi
  • C)Etkin tarife haddi
  • D)Bileşik tarife haddi
  • E)Eşdeğer tarife haddi
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, Gümrük Vergisi ve Ticaret Politikaları konusundaki en temel kavramlardan birini, yani "Etkin Tarife Haddi"ni sorguluyor. SMMM stajı sınavlarında bu tür tanımlar sıkça karşımıza çıkar. Gel, soruyu adım adım çözelim.

Neden Doğru Cevap "E" (Eşdeğer Tarife Haddi) Değil, "C" (Etkin Tarife Haddi) mi?

Öncelikle sorunun mantığını kuralım: Soruda bize "Nominal tarife haddi" (malın kendisine uygulanan vergi oranı) ile "Yurt içi katma değerde" (yani malın işlenmiş hali veya ham madde kullanılmadan önceki değeri) oluşan farkın yüzde değişimi soruluyor.

Basit bir örnekle düşünelim:

  • Diyelim ki bir otomobilin nominal gümrük vergisi %20.
  • Ancak bu otomobilin içinde kullanılan parçaların (ham maddelerin) vergisi farklı.
  • Eğer otomobilin içerisindeki katma değeri (işlenmiş kısmı) baz alırsak, nominal vergi ile bu katma değere uygulanan vergi arasında bir fark oluşur.
  • İşte bu farkın, nominal vergiye kıyasla katma değeri ne kadar "etkilediğini" gösteren oranına Etkin Tarife Haddi denir.

Kural: Etkin tarife haddi, nominal tarife haddinin, malın yurt içindeki katma değeri üzerindeki gerçek etkisini ölçen bir göstergedir. Soruda tam olarak bu tanıma yer veriliyor. Bu yüzden doğru cevap C) Etkin tarife haddi'dir.

(Not: Soru kökünde "Eşdeğer tarife haddi" şıkkı da benzer bir mantığa sahip gibi dursa da, uluslararası ticaret literatüründe ve SMMM müfredatında, "nominal tarife ile katma değer farkı" tanımı doğrudan Etkin Tarife Haddi'ne aittir. Eşdeğer tarife haddi genellikle farklı bir hesaplama yöntemi veya eşdeğerlik durumu için kullanılır.)

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Spesifik Tarife Haddi: Bu, vergi oranı yüzde olarak değil, adet veya miktar başına sabit bir tutar olarak uygulanır. (Örneğin: "Ton başına 100 TL" gibi). Soruda yüzde değişimden bahsedildiği için bu şık yanlıştır.
  • B) Engelleyici Tarife Haddi: Bu bir teknik terimden ziyade, yüksek vergi oranlarının ticareti engellemesi durumunu anlatan genel bir ifadedir. Sınavlarda kullanılan teknik tanımlardan biri değildir.
  • D) Bileşik Tarife Haddi: Bu, verginin hem adettir (spesifik) hem de yüzde (advalorem) olarak aynı anda uygulanmasıdır. Soruda bu durumdan bahsedilmiyor.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Gümrük Vergisi Türleri" ve "Tarife Haddi Kavramları" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Nominal Tarife Haddi nedir?
  • Etkin Tarife Haddinin formülü ve mantığı nedir? (Nominal vergi ile katma değerin oranı).
  • Spesifik ve Advalorem vergi farklarını ayırt edebilmek gerekir.

Özetle: Soru sana "Nominal vergi ile katma değer arasındaki farkın yüzde değişimi neye denir?" diye soruyor. Cevap Etkin Tarife Haddi'dir.

Doğru Cevap: C) Etkin tarife haddi

Soru 2 · 2020/1 · İktisat (Ekonomi)

I. Nominal ücret hadleri ve hammadde maliyetlerindeki artışlar II. Nominal ücret hadleri ve toplam talepteki artışlar III. Toplam talep ve reel ücret hadlerindeki artışlar Maliyet itişli enflasyonun ana kaynakları yukarıdakilerden hangisi/hangileridir?

  • A)Yalnız I
  • B)Yalnız II
  • C)Yalnız III
  • D)I ve II
  • E)II ve III
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, ekonomi dünyasında "Maliyet Çekici Enflasyon" (Cost-Push Inflation) kavramını ne kadar iyi anladığını ölçen klasik bir soru. Cevabın A şıkkı olduğunu biliyoruz, şimdi gel bunu senin için adım adım, sanki bir derste anlatıyormuş gibi açıklayalım.

Neden Doğru Cevap "A" (Yalnız I)?

Öncelikle "Maliyet Çekici Enflasyon" ne demek? Basitçe; üreticilerin malı üretme maliyeti arttığında, bu artışı tüketiciye yansıtmak için ürün fiyatlarını yükseltmesidir. Yani enflasyonun kaynağı taraftan gelir.

Şimdi şıkları tek tek inceleyelim:

  • I. Nominal ücret hadleri ve hammadde maliyetlerindeki artışlar:
  • Nominal ücret hadleri: İşçiye ödenen para miktarının artmasıdır. İşçiye daha fazla para veriyorsan, ürettiğin malın maliyeti artar.
  • Hammadde maliyetleri: Üretmek için kullandığın ham maddenin (örneğin çelik, buğday, enerji) fiyatının artmasıdır.
  • Sonuç: Hem işçiye daha fazla para veriyorsun hem de hammadde pahalılaşıyor. Bu durumda üretici, zarar etmemek için ürün fiyatını zorunlu olarak yükseltmek zorunda kalır. Bu, doğrudan maliyet çekici enflasyonun en temel kaynağıdır. Bu yüzden I. madde doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklarda yer alan kavramlar, enflasyonun kaynağı olarak "Talep Çekici Enflasyon" (Demand-Pull Inflation) ile karıştırılmamalıdır.

  • II. Nominal ücret hadleri ve toplam talepteki artışlar:
  • Burada "toplam talepteki artış" ifadesi var. Eğer insanlar malı daha çok istiyorsa (talep artışı), bu enflasyonun kaynağı taraftan gelir. Bu, "Talep Çekici Enflasyon"dur. Soru ise "Maliyet Çekici"yi sorduğu için bu şık yanlıştır.
  • III. Toplam talep ve reel ücret hadlerindeki artışlar:
  • Yine "toplam talep" ifadesi burada da var, bu şıkkı da "Talep Çekici" yapar.
  • Ayrıca "reel ücret" kavramına dikkat et. Reel ücret, enflasyon oranına göre ayarlanmış, alım gücünü yansıtan ücrettir. Maliyet çekici enflasyonun temel tetikleyicisi genellikle nominal ücretlerin (işçiye ödenen kağıt üzerindeki rakamın) beklenmedik veya hızlı bir şekilde artmasıdır. Reel ücretin artması genellikle enflasyonun sonucu olabilir, kaynağı değil.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Maliyet Çekici Enflasyon" ile "Talep Çekici Enflasyon" arasındaki farkı net bir şekilde ayırt etmelisin.

  • Maliyet Çekici Enflasyon: Kaynak Üretim Maliyetidir (Hammadde, İşçi Maaşı, Enerji). -> Fiyatlar yukarı gider.
  • Talep Çekici Enflasyon: Kaynak Tüketicinin Alım Gücü ve İsteğidir (Para basılması, tüketim artışı). -> Fiyatlar yukarı gider.

Özetle: Soruda "Maliyet" kelimesi geçiyorsa, cevap mutlaka hammadde veya ücret artışını içermelidir. "Toplam talep" içeren şıklar, maliyet enflasyonu için değil, talep enflasyonu için doğru cevaptır. Bu ayrımı yaptığında soruyu kolayca çözebilirsin.

Soru 3 · 2020/1 · İktisat (Ekonomi)

I. Yatırımın faize duyarsız olması II. Likidite tuzağı III. Para talebinin faize duyarsız olması IS-LM modeli çerçevesinde yukarıdaki durumların hangisi/hangilerinde maliye politikası tam etkindir?

  • A)Yalnız I
  • B)I ve II
  • C)I ve III
  • D)II ve III
  • E)I,II ve III
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, Makroekonomi dersinin en önemli modellerinden biri olan IS-LM Modeli'ni ve Maliye Politikası'nın ne zaman işe yaradığını sorguluyor. Doğru cevap B şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım, basit bir dille çözelim.

1. Neden Doğru Cevap B (I ve II)?

Öncelikle şunu hatırlayalım: Maliye politikası (devletin harcamaları artırması veya vergileri düşürmesi) ne zaman tam etkindir?

  • Maliye politikası tam etkindir ki, devlet harcamaları arttığında faiz oranları yükselmesin.
  • Eğer faizler yükselirse, özel sektör yatırımları azalır (buna "daraltıcı etki" veya "crowding out" denir). Faizler yükselmezse, devlet harcamaları ekonomiyi tamamen canlandırır.

Şimdi sorudaki durumları tek tek inceleyelim:

  • I. Yatırımın faize duyarsız olması:
  • Bu durumda, faiz oranları ne kadar artarsa artsın, firmalar yatırımlarını azaltmazlar.
  • Maliye politikası ile harcamalar artar, faizler yükselir. Ancak faizler yükselmesine rağmen yatırımlar düşmediği için ekonomi tamamen canlanır.
  • Sonuç: Maliye politikası tam etkindir. (Bu şık doğru).
  • II. Likidite Tuzağı:
  • Likidite tuzağı, faiz oranlarının çok düşük olduğu ve insanların parayı tutmayı tercih ettiği bir durumdur.
  • Bu noktada, para talebi sonsuz esnektir. Devlet harcamaları artsa bile, faiz oranları hiç yükselmez (sıfır veya çok düşük seviyede kalır).
  • Faizler yükselmediği için özel sektör yatırımları baskılanmaz.
  • Sonuç: Maliye politikası tam etkindir. (Bu şık doğru).
  • III. Para talebinin faize duyarsız olması:
  • Bu durum, faiz oranları değişse bile insanların elinde tutmak istediği para miktarının değişmediği anlamına gelir.
  • Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta şudur: Eğer para talebi faize duyarsızsa, devlet harcamaları arttığında faiz oranları çok sert bir şekilde yükselir.
  • Faizler sertçe yükselirse, özel sektör yatırımları ciddi oranda azalır. Bu da maliye politikasının etkisini büyük ölçüde yok eder.
  • Sonuç: Maliye politikası tam etkili değildir (hatta en az etkili olduğu durumdur). Bu şık yanlıştır.

Özetle: Maliye politikasının tam etkili olabilmesi için ya yatırımların faize tepki vermemesi gerekir (I) ya da faizlerin hiç yükselmemesi gerekir (Likidite Tuzağı - II). Bu yüzden doğru cevap I ve II'dir.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Yalnız I: Sadece I'yi seçmek, Likidite Tuzağı'ndaki durumu (II) gözden kaçırmaktır. Likidite tuzağı da maliye politikasını tam etkili kılar.
  • C) I ve III: III. şık (Para talebinin faize duyarsız olması) maliye politikasının etkisini azaltır, artırma. Bu yüzden bu şık yanlıştır.
  • D) II ve III: III. şık yine yanlış olduğu için bu şık da elenir.
  • E) I, II ve III: III. şık yanlış olduğu için bu şık da yanlıştır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel kavramı iyi bilmen gerekir:

  • IS-LM Modeli: Özellikle LM Eğrisi'nin şekli ve Maliye Politikasının bu eğri üzerindeki etkisi.
  • Mali Çarpan ve Daraltıcı Etki (Crowding Out Effect): Faiz oranlarının yükselmesinin özel yatırımları nasıl baskıladığını ve bunun hangi durumlarda (yatırımın faize duyarsızlığı veya likidite tuzağı) ortadan kalktığını anlamak.

Kısa Kural:

  • Faizler yükselirse -> Maliye politikası az etkilidir.
  • Faizler yükselmezse (veya yatırımlar faize tepki vermezse) -> Maliye politikası tam etkilidir.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2020/1 · İktisat (Ekonomi)

Monopolcü firmanın karşı karşıya kaldığı talep eğrisi P=200-20Q ve kısa dönem marjinal maliyet eğrisi SRMC=20+20Q şeklindedir. Bu monopolcünün birinci derece fiyat farklılaştırma uygulaması ile tek fiyat uygulaması arasındaki üretim miktarı farkı aşağıdakilerden hangisine eşittir? (P: fiyat, Q: miktar, SRMC: kısa dönem maliyet eğrisi)

  • A)1,5
  • B)3
  • C)4,5
  • D)6
  • E)7,5
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu çözmek için önce monopolcünün tek fiyat uyguladığı durumdaki üretim miktarını, ardından birinci derece fiyat farklılaştırma (mükemmel fiyat farklılaştırma) uygulandığı durumdaki üretim miktarını bulup ikisi arasındaki farkı almamız gerekiyor.

Öncelikle tek fiyat uygulaması durumunda, monopolcü kârını maksimize etmek için Marjinal Gelir (MR) ile Marjinal Maliyetin (SRMC) eşit olduğu noktayı bulur. Talep eğrisi P = 200 - 20Q olduğuna göre, Toplam Gelir (TR) P × Q = 200Q - 20Q^2 olur ve buradan türetilen Marjinal Gelir (MR) $200 - 40Q$ şeklinde bulunur. SRMC ise $20 + 20Q$ olarak verilmiş. MR = SRMC eşitliğini kurarsak: 200 - 40Q = 20 + 20Q. Buradan 180 = 60Q çıkar ve tek fiyatla üretilen miktar Q_1 = 3 olur.

Şimdi birinci derece fiyat farklılaştırma durumuna bakalım. Bu yöntemde firma, her bir birim malı müşterinin ödemeye razı olduğu en yüksek fiyattan (yani talep eğrisinden) satar. Firma, maliyeti fiyatı aşana kadar üretmeye devam eder, yani üretim talep eğrisi ile marjinal maliyet eğrisinin kesiştiği noktada durur. P = SRMC eşitliğini kurarsak: 200 - 20Q = 20 + 20Q. Buradan 180 = 40Q çıkar ve bu durumda üretilen miktar Q_2 = 4,5 olur.

Son olarak, iki üretim miktarı arasındaki farkı hesaplayalım: 4,5 - 3 = 1,5. Bu nedenle doğru cevap A şıkkıdır.

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu kısaca açıklayalım: B şıkkı (3), tek fiyatla üretilen miktarın kendisidir; C şıkkı (4,5), fiyat farklılaştırma ile üretilen miktarın kendisidir; D ve E şıkları ise hesaplamada yapılan hata sonucu (örneğin MR formülünü yanlış türetmek veya eşitlikleri yanlış kurmak) elde edilen hatalı sonuçlardır. Bu soruyu çözebilmek için Monopol piyasasında kâr maksimizasyonu kuralı (MR=MC), Marjinal Gelir eğrisinin türetilmesi ve Birinci derece fiyat farklılaştırma prensibi (P=MC) konularını iyi bilmek gerekir.

Doğru cevap, tek fiyatla üretilen miktar ile mükemmel fiyat farklılaştırma ile üretilen miktar arasındaki farkın 1,5 birim olduğunu gösteren A seçeneğidir.

Soru 5 · 2020/1 · İktisat (Ekonomi)

Piyasa talep ve arz eğrilerinin sırasıyla Qd=1800-400P ve Qs=-600+800P olduğu bir piyasada toplam tüketici fazlası aşağıdakilerden hangisine eşittir? (Qd: talep miktarı, Qs: arz miktarı ve P: fiyat)

  • A)500
  • B)750
  • C)1000
  • D)1250
  • E)1500
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu çözmek için önce piyasanın dengedeki fiyatını ve miktarını bulmamız gerekiyor. Sonra da bu denge noktasından yukarıdaki eğriye kadar olan alanı hesaplayacağız. Hadi adım adım gidelim:

1. Adım: Denge Fiyatı ve Miktarını Bulalım Piyasa dengesi, talep miktarının (Q_d) arz miktarına (Q_s) eşit olduğu noktadır. Yani Q_d = Q_s olmalıdır.

Verilen denklemleri eşitleyelim: $$1800 - 400P = -600 + 800P$$

Buradan P'yi (fiyatı) bulmak için işlemleri yapalım:

  • 1800 + 600 = 800P + 400P
  • 2400 = 1200P
  • P = 2 (Denge Fiyatı)

Şimdi bu fiyatı (P=2) denklemde yerine koyarak Denge Miktarını (Q) bulalım:

  • Q = 1800 - 400(2)
  • Q = 1800 - 800
  • Q = 1000 (Denge Miktarı)

2. Adım: Tüketici Fazlasını Hesaplayalım Tüketici fazlası, tüketicilerin ödemeyi istediği maksimum fiyat ile piyasa fiyatı arasındaki farkın toplamıdır. Grafikte bu, Talep Eğrisi ile Denge Fiyatı arasındaki üçgenin alanıdır.

Formül: Tüketici Fazlası = (1/2) x Taban x Yükseklik

  • Taban: Denge miktarıdır (Q = 1000).
  • Yükseklik: Talep eğrisinin fiyat eksenini kestiği nokta (maksimum fiyat) ile denge fiyatı arasındaki farktır.
  • Talep denklemimizde Q_d = 1800 - 400P'dir.
  • Talep miktarı sıfır olduğunda (Q_d = 0), maksimum fiyatı buluruz:

0 = 1800 - 400P ⇒ 400P = 1800 ⇒ P = 4.5

  • Maksimum fiyat ($4.5$) ile Denge Fiyatı (2) arasındaki fark: 4.5 - 2 = 2.5.

Şimdi alanı hesaplayalım: $$\text{Tüketici Fazlası} = \frac{1}{2} \times 1000 \times 2.5$$ $$\text{Tüketici Fazlası} = 500 \times 2.5 = \mathbf{1250}$$

Neden Diğer Şıklar Yanlış?

  • A) 500: Bu muhtemelen sadece yüksekliği ($2.5$) veya tabanı ($1000$) yanlış hesaplayıp çarpmadan bulmaya çalışmaktan kaynaklanır.
  • B) 750 ve C) 1000: Bu değerler, formülde (1/2) çarpanını unutmaktan veya maksimum fiyatı ($4.5$) yanlış bulmaktan kaynaklanan hatalı hesaplamalardır.
  • E) 1500: Bu, genellikle formüldeki (1/2) çarpanını atıp (1000 × 1.5 gibi) dikdörtgen alanı hesaplamaya benzer bir hatadan kaynaklanır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir? Bu soruyu çözmek için şunları bilmelisin:

  • Piyasa Dengesi: Talep ve arz denklemlerinin eşitlenerek denge fiyat ve miktarının bulunması.
  • Talep Eğrisinin Eksen Kesişimi: Talep miktarının sıfır olduğu noktadaki fiyatın (maksimum fiyat) nasıl bulunacağı.
  • Tüketici Fazlası Formülü: Üçgen alanı formülünün ((1/2) × taban × yükseklik) kullanılması.

Doğru Cevap: D) 1250

Soru 6 · 2020/1 · İktisat (Ekonomi)

Başlangıçta dengede olan bir tahvil piyasasında beklenen enflasyondaki artış neticesinde oluşan yeni dengede tahvil faizi ve satılan tahvil miktarı hangi yönde değişir?

  • A)Tahvilin faizi artar, satılan tahvil miktarı düşer
  • B)Tahvilin faizi artar, satılan tahvil miktarı belirsiz
  • C)Tahvilin faizi düşer, satılan tahvil miktarı artar
  • D)Tahvilin faizi artar, satılan tahvil miktarı artar
  • E)Tahvilin faizi düşer, satılan tahvil miktarı belirsiz
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, finans dünyasında en önemli kavramlardan biri olan "Beklenen Enflasyon ve Tahvil Piyasası" ilişkisini ölçüyor. Soruyu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım, mantığı kavramana yardımcı olacak şekilde açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap B'dir? (Mantık ve Açıklama)

Öncelikle senaryoyu kuralım: Piyasa başlangıçta dengedeydi ve beklenen enflasyon arttı.

  • Adım 1: Beklenen Enflasyonun Etkisi Nedir?

Beklenen enflasyon arttığında, yatırımcılar paralarının alım gücünün gelecekte düşeceğini düşünürler. Bu durumda, sabit getirili tahvillerin (faiz ödeyen borç senetlerinin) gerçek getirisi düşer. Yani, tahvillerin bugünkü fiyatı düşer.

  • Adım 2: Tahvil Fiyatı ve Faiz Arasındaki Ters İlişki

Tahvil piyasasında fiyat ile faiz oranı ters orantılıdır.

  • Tahvil fiyatı düşerse → Tahvilin faizi (getirisi) artar.
  • Bu nedenle, beklenen enflasyon arttığında tahvil faizleri ARTAR. (Bu durum C ve E şıklarını eler).
  • Adım 3: "Satılan Tahvil Miktarı" Neden Belirsiz?

Burada iş biraz incelikli. Beklenen enflasyon arttığında iki farklı güç devreye girer:

  • Talep Tarafı: Yatırımcılar enflasyondan korunmak için tahvillerden kaçınır, tahvil satışları artar (Talep düşer).
  • Arz Tarafı: Şirketler ve hükümetler, enflasyon nedeniyle borçlanma maliyetlerinin artacağını düşünerek, faizler yükselmeden önce daha fazla tahvil ihraç etmeye (satmaya) çalışabilirler.

Ancak soruda "satılan tahvil miktarı" ifadesi kullanılmış. Bu ifade, piyasada el değiştiren toplam hacmi veya dengedeki miktarı ifade eder.

  • Beklenen enflasyon arttığında tahvil fiyatları düşer ve faizler artar.
  • Faizler arttığında tahvil arzı (satmak isteyenler) genellikle artar.
  • Ancak faizler arttığında tahvil talebi (almak isteyenler) düşer.

Kritik Nokta: Ekonomik teoride, beklenen enflasyonun artması tahvil arzını artırır (faizler yükselir, dolayısıyla faiz oranı artar). Ancak satılan miktarın (dengedeki miktarın) kesin olarak artıp artmayacağı, arz ve eğrilerin ne kadar esnek olduğuna bağlıdır. Eğer talep çok esnek olmasa bile, faiz artışıyla birlikte satılan miktarın artıp artmayacağı belirsiz kalabilir.

Daha basit bir ifadeyle: Faizler artar (kesin). Ancak faizlerin artmasıyla birlikte piyasada el değiştiren toplam tahvil miktarının (satılan miktarın) artıp artmayacağı, arz ve talebin esneklik derecesine bağlı olduğu için belirsizdir. Bu yüzden "satılan tahvil miktarı belirsiz" ifadesi en doğru ekonomik yargıdır.

Sonuç: Faiz Artar, Satılan Miktar Belirsiz. Bu da B şıkkını doğru yapar.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Tahvilin faizi artar, satılan tahvil miktarı düşer: Faiz artışı doğrudur ancak satılan miktarın kesin olarak "düşer" denilemez. Faizler yükseldiğinde genellikle satıcılar (arz edenler) artar, bu yüzden miktarın düşmesi mantıksız bir kesinlik içerir.
  • C) Tahvilin faizi düşer, satılan tahvil miktarı artar: Beklenen enflasyon arttığında faizler düşmez, aksine artar. Bu şık temel ilişkiyi tersine çevirdiği için yanlıştır.
  • D) Tahvilin faizi artar, satılan tahvil miktarı artar: Faiz artışı doğrudur. Ancak satılan miktarın kesin olarak "artar" denilemez. Ekonomik dengede, faiz artışıyla birlikte talep düşerken arz artar; net sonuç (satılan miktar) her zaman artmayabilir, bu yüzden "belirsiz" demek daha doğrudur.
  • E) Tahvilin faizi düşer, satılan tahvil miktarı belirsiz: Faizlerin düşmesi beklenen enflasyon artışı senaryosunda imkansızdır. Faizler artmalıdır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuyu iyi bilmelisin:

1.

İktisat (Ekonomi) dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz