2025/1 SGS Vergi Hukuku Soruları ve Çözümleri

2025/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Vergi Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2025/1 · Vergi Hukuku

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre zirai faaliyet ile iştigal eden komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirket kârından aldıkları paylar aşağıdaki gelir unsurlarından hangisinin konusunu oluşturur?

  • A)Ticari kazanç
  • B)Ücret
  • C)Serbest meslek kazancı
  • D)Menkul sermaye iradı
  • E)Gayrimenkul sermaye iradı
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca sana anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A) Ticari kazanç'tır.

Neden Doğru Cevap "Ticari Kazanç"?

Öncelikle durumu parçalara ayıralım:

  • Şirket Türü: Soruda bir Komandit Şirketten bahsediliyor. Komandit şirketler, Türk Ticaret Kanunu'na göre ticari bir şirket türüdür.
  • Faaliyet Konusu: Şirketin yaptığı iş "Zirai Faaliyet" (Tarım, hayvancılık vb.) ile iştigal etmek.
  • Ortak Türü: Soru, Komandite Ortakların (şirketin sınırsız sorumlu ortakları) aldıkları kâr payını soruyor.

Buradaki Kural Şudur: Gelir Vergisi Kanunu'na (GVK) göre, ticari bir şirketin (şahıs şirketi veya ortaklık) ortakları, şirketin faaliyetinden elde ettikleri kâr paylarını, kendi ticari kazancının bir parçası olarak değerlendirirler.

  • Önemli Nokta: Şirketin yaptığı işin "ticari" olması (Komandit şirket olması) ve ortakların "komandite" (sorumlu) olması, kârın kaynağını belirler. Komandit şirketler, ticari faaliyet gösteren şirketlerdir. Bu şirketin kârı, ortaklar için Ticari Kazanç'tır.
  • Zirai Faaliyet İstisnası: Evet, şirketin yaptığı iş tarım (zirai faaliyet) olsa bile, bu işi bir şirket (Komandit) üzerinden yapıyorlarsa, bu durum "Zirai Kazanç" (GVK Md. 10) değil, şirketin ticari statüsünden dolayı Ticari Kazanç (GVK Md. 6) olarak kabul edilir. Yani, "şirket" olduğu için ticari kazanç, "bireysel tarım" olduğu için zirai kazanç kuralı devreye girmez.

Dolayısıyla, komandite ortakların bu şirket kârından aldıkları pay, Ticari Kazanç unsuru içinde değerlendirilir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B) Ücret: Ücret, bir işverene bağlı olarak çalışan bir personele ödenen maaştır. Komandite ortaklar şirketin sahibi (ortak) konumundadır, çalışan değildir. Bu yüzden ücret söz konusu olamaz.
  • C) Serbest Meslek Kazancı: Bu, doktor, avukat, mimar gibi meslekleri serbest olarak icra edenlerin kazancıdır. Komandit şirketler ticari şirketlerdir ve ticari faaliyet gösterirler. Serbest meslek kazancı, ticari şirketlerin kâr payı için geçerli değildir.
  • D) Menkul Sermaye İradı: Bu, hisse senedi, tahvil, mevduat faizi gibi menkul sermaye iştiraklerinden elde edilen gelirlerdir. Komandit şirketin ticari faaliyetinden elde edilen kâr, menkul sermaye iradı değil, ticari kazancın bir parçasıdır.
  • E) Gayrimenkul Sermaye İradı: Bu, arsa, bina gibi gayrimenkullerin kiraya verilmesinden elde edilen gelirlerdir. Soruda şirketin ticari faaliyetinden (zirai faaliyet) kâr payı bahsediliyor, kira geliri değil.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 6 (Ticari Kazanç) ve Madde 10 (Zirai Kazanç) arasındaki farkı ve Ortaklıkların Vergilendirilmesi konusunu iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur: > "Bir şirket (şahıs şirketi, komandit, anonim vb.) ticari bir faaliyet gösteriyorsa, ortakların bu şirketten elde ettikleri kâr payı Ticari Kazanç'tır. Şirketin yaptığı işin tarım (zirai) olması, şirketin ticari statüsünü değiştirmez ve kârı ticari kazanç yapar."

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2025/1 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre hasıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlar aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

  • A)Mukayyet değer
  • B)Zarar
  • C)Değerleme
  • D)Karşılık
  • E)İtibari değer
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soru, Muhasebe ve Vergi Uygulamalarında en sık karşılaşılan ve SMMM staj sınavlarında da çok önemli olan "Karşılık" kavramını ölçüyor. Soruyu senin için adım adım, sanki bir ders anlatıyormuş gibi açıklayalım.

Neden Doğru Cevap "D) Karşılık"?

Soru kökünde bize çok net bir tanım veriyor. Gelir veya giderin henüz kesinleşmediği, ancak gelecekte çıkması beklenen bir zararı karşılamak için şimdiden ayırdığımız paraya ne denir?

Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre Karşılık, gelecekte oluşması muhtemel olan zararları, giderleri veya borçları karşılamak amacıyla, bilançoda veya gelir tablosunda ayrılan meblağlardır. Sorudaki şu ifadeler tam olarak karşılığın tanımını veriyor:

  • "Husulü beklenen": Henüz gerçekleşmemiş, gelecekte olacak.
  • "Miktarı katiyetle kestirilemeyen": Tam olarak ne kadar olacağını şu an bilemiyoruz, tahmin edebiliyoruz.
  • "Teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden": Şirketin gelecekte ödemek zorunda kalacağı bir yükümlülüktür.

Özetle; "Gelecekte çıkacak bir zararı şimdiden ayırmak" demek, Karşılık ayırmak demektir. Bu yüzden D şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu soruya uymadığını kısaca inceleyelim:

  • A) Mukayyet Değer: Bu, bir malın veya varlığın maliyet bedeli ile piyasa değerinden hangisi düşükse onun bilançoya yazılması ilkesidir. Sorudaki "gelecek zarar ayırma" durumuyla ilgisi yoktur.
  • B) Zarar: Zarar, zaten gerçekleşmiş ve kesinleşmiş bir kayıptır. Soruda ise "beklenen" ve "kestirilemeyen" ifadesi geçtiği için henüz gerçekleşmemiş bir durumu tanımlar. Gerçekleşmiş zarara "Karşılık" denmez, doğrudan "Zarar" kaydı işlenir.
  • C) Değerleme: Bu, bir varlığın veya borcun bir tarih itibariyle ne kadar değerinde olduğunu belirleme işlemidir. Çok genel bir kavramdır, sorudaki özel "gelecek zarara ayırma" işlemini tanımlamaz.
  • E) İtibari Değer: Bu, hisse senetlerinin veya sermayenin kağıt üzerindeki nominal değeridir. Piyasa değeriyle veya gelecekteki zararla hiçbir ilgisi yoktur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 260'da düzenlenen "Karşılıklar" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Karşılığın gelecekte oluşması beklenen bir zarardan kaynaklanması gerekir.
  • Miktarının kesin olarak bilinmemesi gerekir (tahmini olması gerekir).
  • Karşılık ayrılırken VUK'un 260. maddesinde belirtilen şartların (örneğin; işin niteliği, geçmiş tecrübeler, yasal düzenlemeler vb.) sağlanması gerekir.

Başarılar dilerim, bu konu stajda da çok sık karşına çıkacak!

Soru 3 · 2025/1 · Vergi Hukuku

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa göre yurt içi asgari kurumlar vergisi açısından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Asgari kurumlar vergisinin mükellefleri, Kanun’da sayılan mükelleflerdir.
  • B)Türkiye'de elde ettikleri ticari kazançlarını kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan etmek zorunda olan dar mükellef kurumlar, asgari kurumlar vergisine tabidir.
  • C)Kurumlar vergisinden muaf olan kurumlar vergisi mükellefleri hakkında asgari vergi hükümleri uygulanmaz.
  • D)İlk defa faaliyete başlayan kurumlar hakkında faaliyete başlanılan hesap döneminden itibaren üç hesap dönemi boyunca asgari vergi hükümleri uygulanmaz.
  • E)Geçici vergi dönemlerinde asgari kurumlar vergisi hesaplaması yapılmaz.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi, bu soruyu seninle birlikte adım adım inceleyelim. Sorunun doğru cevabı E şıkkı.

Öncelikle sorunun ne istediğine bakalım: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre, "yurt içi asgari kurumlar vergisi" ile ilgili olanlardan hangisi YANLIŞtır? Yani, yanlış olan ifadeyi bulmamız gerekiyor.

Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

E şıkkı şunu diyor: "Geçici vergi dönemlerinde asgari kurumlar vergisi hesaplaması yapılmaz."

Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden doğru cevap budur. Neden mi? Çünkü 5520 sayılı Kanun'un 15. maddesine göre, asgari kurumlar vergisi geçici vergi dönemlerinde de hesaplanır ve ödenir.

Kanun koyucu, kurumların vergi yükünü dengeli dağıtmak ve devletin gelirini düzenli sağlamak amacıyla, asgari verginin sadece yıl sonu beyannamesinde değil, her geçici vergi döneminde de (Mart, Haziran, Eylül, Aralık) hesaplanmasını ve ödenmesini şart koşmuştur. Yani, bir kurum geçici vergi döneminde asgari vergiye tabi ise, o döneme ait asgari vergiyi de ödemek zorundadır. Bu nedenle "hesaplanmaz" ifadesi kanuna aykırıdır.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Yanlış Değil)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu ve neden cevap olamayacaklarını kısaca açıklayalım:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Kanun, asgari vergiye tabi olanları açıkça saymıştır. Bu şık, kanundaki mükellef listesine uygun olduğu için doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): Türkiye'de ticari kazanç elde eden ve beyanname veren dar mükellef kurumlar da asgari vergiye tabidir. Bu, kanunun getirdiği bir durumdur, dolayısıyla ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Kurumlar vergisinden muaf olan kurumlar (örneğin bazı kooperatifler veya dernekler), asgari vergiye de tabi tutulmazlar. Kanun, vergi muafiyeti olanları asgari vergi yükümlülüğünden muaf tutar. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): İşletmelerin ilk yıllarında kurumsal yapıyı oturtmak için bir kolaylık getirilmiştir. İlk defa faaliyete başlayan kurumlar, ilk 3 hesap dönemi boyunca asgari vergi ödemek zorunda değildir. Bu istisna doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15. Maddesi'ni (Asgari Kurumlar Vergisi) iyi bilmelisin.

Özellikle şu iki noktaya dikkat etmelisin:

  • Asgari vergiye tabi olanlar kimlerdir? (Kimler dahil, kimler hariç?)
  • Asgari vergi ne zaman ödenir? (Sadece yıl sonu beyannamesinde mi, yoksa geçici vergi dönemlerinde de mi?)

Özetle: Asgari vergi, geçici vergi dönemlerinde de hesaplanır ve ödenir. Bu kuralı ezberlersen, benzer sorularda E şıkkının neden yanlış olduğunu hemen fark edersin. Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2025/1 · Vergi Hukuku

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa göre engellilerin kullandığı istisnaya tabi kayıt ve tescile tabi binek otomobillerde, istisnadan yararlanma şartı kaç yılda bir defaya mahsus olmak üzere düzenlenmiştir?

  • A)2
  • B)4
  • C)6
  • D)10
  • E)15
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı D) 10'dur. Gel, bu kuralı neden böyle olduğunu ve diğer şıkların neden işe yaramadığını adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap "10 Yıl" (D Şıkkı)?

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanunu'na göre, engelli bireylerin veya engelli çocukların kullandığı binek otomobiller için vergi istisnası uygulanır. Ancak bu istisna, otomobilin 10 yıl boyunca satıcı tarafından veya engelli tarafından elden çıkarılmaması şartına bağlanmıştır.

Kuralın mantığı şudur: Engelliye vergi muafiyetiyle bir araç verilir, ancak bu aracın 10 yıl boyunca elden çıkarılmaması (satılmaması, devredilmemesi) gerekir. Eğer bu 10 yıllık süre dolmadan araç satılırsa veya devredilirse, o tarihe kadar ödenmeyen ÖTV'ler tahsil edilir.

Soru kökünde geçen "kaç yılda bir defaya mahsus" ifadesi, bu 10 yıllık bekletme süresini ifade eder. Yani, bir engelli birey bu istisnadan yararlanabilmek için, aldığı aracı en az 10 yıl boyunca elinde tutmak zorundadır. Bu süre dolduktan sonra aracı istediği gibi elden çıkarabilir. Dolayısıyla cevap 10 yıldır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) 2, B) 4 ve C) 6: Bu süreler ÖTV Kanunu'nda engelli araç istisnası için belirlenen bekletme süreleri değildir. Bu süreler genellikle başka vergi türlerinde (örneğin bazı durumlarda KDV istisnaları veya amortisman süreleri gibi) farklı amaçlarla kullanılabilir, ancak bu özel madde için geçerli değildir.
  • E) 15: Bu süre de kanunda belirtilen bekletme süresi değildir. Eğer 15 yıl olsaydı, engelli bireylerin araç kullanım esnekliği çok kısıtlanmış olurdu ve kanun koyucu 10 yıl olarak belirlemiştir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 10. maddesini (veya ilgili istisna maddelerini) iyi bilmek gerekir.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • ÖTV İstisnaları: Hangi grupların (engelliler, emekliler vb.) hangi araçlarda vergi ödemeden yararlanabildiği.
  • Bekletme Süresi: İstisnadan yararlanılan araçların, vergi ödenmemiş haliyle kaç yıl boyunca elden çıkarılmaması gerektiği. (Bu soruda kritik olan nokta 10 yıldır).

Özetle: Engelli bireyler için ÖTV istisnası, aracın 10 yıl boyunca elden çıkarılmaması şartına tabidir. Bu süre dolduğu için doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 5 · 2025/1 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre yevmiye defterine geçirilmiş olan muameleleri buradan alarak usulüne göre hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesaplarda toplayan deftere ne ad verilir?

  • A)Defterikebir
  • B)Muazene defteri
  • C)Envanter defteri
  • D)Günlük kasa defteri
  • E)İşletme hesabı defteri
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Muhasebe ve Defter tutma konusundaki en temel kavramlardan birini sorguluyor. SMMM stajı ve genel muhasebe mantığı için bu ayrımı çok iyi anlamamız gerekir. Gelin soruyu adım adım çözelim.

Neden Doğru Cevap "A) Defterikebir"?

Soruda tarif edilen işlemin adımlarına bakalım:

  • Yevmiye Defteri: Önce işlemler tarih sırasına göre buraya yazılır (Günlük kayıt).
  • Dağıtma ve Tasnif: Bu işlemler buradan alınıp, hangi hesaba ait olduğu belirlenir ve ilgili hesaplara dağıtılır.
  • Toplama: İşlemler, hesapların özelliğine göre gruplanarak (tasnif edilerek) burada toplanır.

İşte bu işlemin yapıldığı, hesapların özelliğine göre tasnif edildiği ve bakiyelerin toplandığı deftere Defterikebir denir.

  • Basit bir benzetme: Yevmiye defteri, işlemlerin "günlük gazete"si gibidir. Defterikebir ise, bu gazetelerden çıkarılan bilgilerin "diziliş ve özet" dosyası gibidir. Muhasebe döngüsünde önce Yevmiye'ye yazılır, sonra Defterikebir'e aktarılır. Bu yüzden doğru cevap A şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer seçenekler muhasebe sürecinin farklı aşamalarını veya farklı amaçlı defterleri temsil eder:

  • B) Muazene defteri: Bu, genellikle bankaların veya bazı özel kurumların kendi iç işlemlerini tuttuğu defterdir. Genel ticari işletmelerin ana defteri değildir.
  • C) Envanter defteri: Bu defter, işletmenin bir dönem sonunda (genellikle yıl sonu) sahip olduğu tüm varlıkları (stok, bina, makine vb.) ve borçlarını tek tek sayıp değerleyerek tutar. İşlem akışını takip etmek için değil, varlık ve borç durumunu ortaya koymak için kullanılır.
  • D) Günlük kasa defteri: Sadece kasaya giren ve çıkan paraları takip etmek için tutulan özel bir defterdir. Tüm işlemleri değil, sadece nakit hareketlerini kapsar.
  • E) İşletme hesabı defteri: Bu defter, genellikle defter tutma zorunluluğu olmayan küçük işletmelerin veya serbest meslek erbabının, işlemlerini tek bir defterde (yevmiye ve defterikebir bir arada) tutması için kullanılır. Soruda tarif edilen "iki aşamalı" (önce yevmiye, sonra tasnif) yapı bu deftere uymaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 10 ve 11'de tanımlanan "Zorunlu Defterler" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ayırt etmelisin:

  • Yevmiye Defteri: İşlemlerin tarih sırasına göre kaydedildiği defter.
  • Defterikebir: İşlemlerin hesap özelliğine göre tasnif edildiği ve toplandığı defter.
  • Envanter Defteri: Varlık ve borçların sayıldığı defter.

Özetle: Soruda "tarih sırası" değil, "hesaplara dağıtma ve tasnif" vurgusu varsa cevap her zaman Defterikebir'dir.

Soru 6 · 2025/1 · Vergi Hukuku

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre vergi incelemesi sırasında belgesiz mal bulundurdukları veya hizmet satın aldıkları tespit edilen mükelleflere, bu mal ve hizmetlere ait alış belgelerinin ibrazı için tespit tarihinden itibaren kaç gün süre verilir?

  • A)3
  • B)5
  • C)10
  • D)15
  • E)30
Çözümü göster — doğru cevap C

Sorunun doğru cevabı C) 10 gün'dür.

Gelin bu kuralı neden böyle olduğunu adım adım anlamaya çalışalım:

Neden C Şıkkı (10 Gün) Doğru?

3065 sayılı KDV Kanunu'nun 10. maddesinin 4. fıkrasına baktığımızda, vergi incelemesi sırasında mükellefin elinde belgesiz mal bulundurulduğu veya belgesiz hizmet satın alındığı tespit edilirse, vergi dairesi mükellefe bu belgeleri ibraz etmesi için bir süre tanır.

Kanun koyucu, mükellefin bu belgeleri hazırlayıp getirmesi için teşhis tarihinden itibaren 10 gün süre verileceğini açıkça belirtmiştir. Bu süre, mükellefin savunma hakkını kullanabilmesi için kanunen tanınan en önemli süredir. Eğer mükellef bu 10 gün içinde belgeleri getirirse, vergi incelemesi sonucu değişebilir; getirmezse, belgesiz mal/hizmet için KDV ve ceza uygulanır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden geçersiz olduğunu kısaca şöyle açıklayabiliriz:

  • A) 3 Gün ve B) 5 Gün: Bu süreler KDV Kanunu'nda belgesiz mal/hizmet için belgesizlik süresi olarak öngörülmemiştir. Genellikle bu kadar kısa süreler, acil durumlar veya çok basit bildirimler için kullanılır. Vergi incelemesinde belge ibrazı için 3 veya 5 gün verilmesi mükellefi haksız yere zorlar ve kanuna aykırıdır.
  • D) 15 Gün ve E) 30 Gün: Bu süreler KDV Kanunu'ndaki "belgesiz mal/hizmet ibraz süresi" için öngörülmemiştir. 15 gün veya 30 gün gibi süreler genellikle beyanname verme süreleri (örneğin KDV beyannamesi için ayın 20'sine kadar olan süre) veya itiraz süreleri için kullanılır. Ancak soruda özel olarak "belgesiz mal bulundurma tespitinden sonra belge ibraz süresi" sorulduğu için bu şıklar da yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmelisin?

Bu soruyu çözmek için 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu - Madde 10 (Verginin Konusu) başlığı altındaki "Belgesiz Mal ve Hizmet" maddesini (özellikle 4. fıkrasını) ezberlemen veya iyi kavraman gerekir.

Özetle: Vergi incelemesinde belgesiz mal/hizmet tespit edilirse, mükellefe belgeleri getirmesi için 10 gün süre verilir. Bu kuralı aklında tutarsan benzer soruları rahatlıkla çözersin. Başarılar!

Vergi Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz