a) Kooperatiflerin kurumlar vergisinden muafiyet şartları 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun(KVK) 4/k maddesi ile 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 4.13 bölümünde hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemelere göre, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri dışında kalan kooperatif türlerinin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;
- Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,
- Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,
- Yedek akçelerinin ortaklara dağıtılmamasına,
- Sadece ortaklarla iş görülmesine
dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara da fiilen uyulması gerekmektedir. Bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatifler, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacaktır. Yapı kooperatiflerinde ise kurumlar vergisi muafiyetinin verilebilmesi için bu genel şartlara ilave olarak aşağıdaki özel şartlarında sağlanması gerekir:
- Kuruluşlarından, yapı inşaatlarının sona erdiği tarihe kadar yönetim ve denetim kurullarında,
söz konusu inşaat işini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine ve Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili kişilere veya işçi işveren ilişkisi bulunan kişilere yer verilmemesi,
- Yapı ruhsatı ile arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına olması,
gerekmektedir. Buna göre, yapı kooperatiflerinin muafiyetten yararlanabilmeleri için, kuruluşlarından inşaatın sona erdiği tarihe kadar yönetim ve denetim kurullarında, inşaat işini üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya bunlarla ilişkili kişi kabul edilen kişi ve kurumlara veya bunlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermemeleri gerekir. Burada sözü geçen ilişkili kişi, inşaat işini üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişilerin,
- Ortaklarını,
- Ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek ve tüzel kişileri,
- Ortaklarının idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı
bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek ve tüzel kişileri,
- Ortaklarının eşlerini,
- Ortaklarının veya eşlerinin üst soyları (usul) ve alt soyları (füruu) ile üçüncü derece dahil yansoy
hısımları ile kayın hısımlarını kapsamaktadır. Yapı kooperatiflerinin yapı ruhsatı veya arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına bulunmadığı durumlarda da muafiyetten yararlanılması mümkün değildir. Örneğin, inşaatı üstlenen müteahhit adına düzenlenecek bir yapı ruhsatı, yapı kooperatifinin muafiyetten yararlanmasını engelleyecektir. Henüz arsa temini veya inşaat aşamasına gelmemiş bulunan dolayısıyla, işyeri veya konut teminine yönelik faaliyeti bulunmayan kooperatifler için bu şartlar aranmayacaktır. Örneğin, arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliğine ait olmakla birlikte, henüz inşaat aşamasına gelmemiş bulunan konut yapı kooperatifinden inşaat ruhsatına ilişkin şart aranmayacaktır. Dikmen Yapı Kooperatifi yukarıda açıklanan muafiyet şartlarını sağladığı takdirde kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilecektir. b) KVK’nın 5 inci maddesinin (1) inci fıkrasının a/3 bendinde; Kurumların, tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr paylarının kurumlar vergisinden müstesna olduğu, (a) bendinin son paragrafında, diğer fon ve yatırım ortaklıklarının katılma payları ve hisse senetlerinden elde edilen kâr paylarının bu istisnadan yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, girişim sermayesi yatırım fonu katılma payı ile girişim sermayesi yatırım ortaklığının hisse senetleri kar payından elde edilen (1.000.000+1.000.000=)2.000.000 TL’lik tutarın kurumlar vergisinden istisna tutulması gerekir. Diğer fon ve yatırım ortaklıklarının katılma payları ve hisse senetlerinden elde edilen kâr payları bu istisnadan yararlanamayacağı için menkul kıymet yatırım fonu katılma belgesinin fona iadesi nedeniyle oluşan kardan ve menkul kıymet yatırım ortaklığı hisse senedi kar payından kaynaklanan 750.000’şer TL’lik tutarlar için iştirak kazancı istisnası uygulanmaz. 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 5.6.2.4.3. bölümünde; -Sermaye yedekleri kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması neticesinde sermaye artırımı nedeniyle verilecek bedelsiz hisse senetlerinin, bu şirkete iştirak edenler yönünden aktif ve pasiflerinde bir artışa neden olmaması gerektiği, dolayısıyla, bedelsiz hisse senetleri nedeniyle aktifte tutulan hisselerin sadece adedinin değişeceği, bedelinde değişme olmayacağı, -Dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde ise bu işlem sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark bulunmadığı, her iki halde de ortakların, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanına sahip oldukları, dolayısıyla, kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz iştirak hissesi iktisap edilmesi durumunda, alınan bu iştirak hisseleri nominal bedelle iştirak hesaplarında izleneceği ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmayacağı belirtilmiştir. Tebliğdeki bu düzenleme nedeniyle, sermaye yedeklerinin sermayeye ilave edilmesi suretiyle elde edilen 750.000 TL tutarındaki kar payının ticari bilanço karından çıkartılması gerekir. Ticari bilanço karından çıkartılacak bu tutar için ayrıca iştirak kazancı istisnası da doğmayacaktır. 750 TL tutarındaki diğer kar payında ise, 2004 yılı karının sermayeye ilavesi sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kar payı dağıtılması arasında fark bulunmadığı için 7 750.000 TL tutarındaki bu kar dağıtımında iştirak kazancı istisnası uygulanması gerekir. Buna göre, iştirak kazancı istisnasından yararlanılabilecek kar payları, girişim sermayesi yatırım fonu katılma payı ile girişim sermayesi yatırım ortaklığının hisse senetleri kar payından elde edilen (1.000.000+1.000.000=)2.000.000 TL’lik tutar ile 2004 yılı karının sermayeye ilavesi suretiyle sermaye artırımından elde edilen 750.000 TL tutarındaki kar payıdır. Sonuç olarak, ticari bilanço karından indirilecek kar payı tutarı (2.000.000 +750.000=) 2.750.000 TL’dir. Yapılan açıklamalar ışığında, Baçelson Co. Şirketinin 2015 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinin aşağıdaki gibi olması gerekir: -Beyan Edilen Ticari Bilanço Karı…………………………….. : 13.000.000 TL -Sermaye Yedeği. Sermayeye İlavesinden Doğan Kar Payı (-)750.000 TL -Olması Gereken Ticari Bilanço Karı (13.000.000-750.000) : 12.250.000 TL -İştirak Kazancı İstisnası……………………………. : 2.750.000 TL Gir. Ser. Yat. Fonu Kat. Payı……………. 1.000.000 G. Ser. Yat. Ort. His. Sen. Kar Payı…… 1.000.000 Dost Gıda A.Ş. Kar Payı…………………... 750.000 -Kurumlar Vergisi Matrahı………………………. : 9.500.000 TL (12.250.000-2.750.000) -Hesaplanan Kurumlar Vergisi…………………. : 1.900.000 TL (9.500.000*%20) c) Kurumların kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirebilecekleri giderler arasına 6637 sayılı Kanun ile KVK’nın 10 uncu maddesine aşağıdaki “ı” bendi eklenmiştir: (Yürürlük; 01.07.2015) “ı) Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan "Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı" dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50'si. Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılır. Sonraki dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplamasında dikkate alınmaz. Bu bent hükümlerine göre hesaplanacak indirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanır. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12 nci maddesi 8 kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmaz. …” KVK’da yapılan bu düzenleme ile ilgili 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde aşağıdaki düzenlemelere yer verilmiştir. “10.6. Sermaye artırımında indirim 27/3/2015 tarihli ve 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde, finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’sinin, kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. 10.6.1. İndirimin kapsamı Sermaye şirketlerinin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amacıyla getirilen bu düzenleme uyarınca indirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında, 1/7/2015 tarihinden itibaren ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya bu tarihten itibaren yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden, ilgili hesap döneminin sonuna kadar Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükmüne göre hesaplanacak tutar dikkate alınacaktır. Bu indirim uygulamasında, a) Nakdi sermaye artışı, sermaye şirketlerince ilgili hesap döneminde ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi artışlar ile yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakdi olarak karşılanan kısmını, b) Ticari krediler faiz oranı, bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı olarak dikkate alınacak olan ve TCMB tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları”ndan “Ticari Krediler (TL Üzerinden Açılan) (Tüzel Kişi KMH ve Kurumsal Kredi Kartları Hariç)” faiz oranını, c) Süre, ticaret siciline tescil edilen sermaye artırımının nakit olarak karşılanan kısmının şirketin banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu (Nakden taahhüt edilen sermayenin, sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edildiği tarihten önce şirketin banka hesabına yatırılan kısmı için tescil tarihinin içinde bulunduğu) aydan hesap döneminin sonuna 9 kadar olan ay sayısının 12 aya olan oranını, ifade etmektedir. İndirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında; mevcut sermaye şirketlerinde ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları, yeni kurulan sermaye şirketlerinde ise ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı dikkate alınacak olup sermayenin nakit olarak karşılanmayan kısmı için indirim uygulamasından yararlanılamayacağı tabiidir. Bununla birlikte;
- Sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan sermaye artışları,
- Sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından kaynaklanan
sermaye artışları,
- Bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye
artışları,
- Ortaklarca veya Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili
olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,
- Şirkete nakdi sermaye dışında hisse senedi, tahvil veya bono gibi kıymetlerin konulması
suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,
- Bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışları,
indirim tutarının hesaplamasında dikkate alınmayacaktır. … 10.6.2. İndirimden yararlanacak olanlar İndirimden finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere, şartları sağlayan sermaye şirketlerinin yararlanabilmeleri mümkündür. Dolayısıyla finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri bu indirimden yararlanamayacaktır. 10.6.3. İndirim uygulaması Nakdi sermaye artışı üzerinden, indirimden yararlanılan yıl için TCMB tarafından en son açıklanan ticari krediler faiz oranı dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın Bakanlar Kurulunca belirlenen orana isabet eden kısmı ilgili dönem kurum kazancından indirilebilecektir. İndirim uygulamasında, artırılan sermayenin hesap dönemi içerisinde ortaklarca nakit olarak ödendiği (Nakden taahhüt edilen sermayenin, sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edildiği tarihten önce şirketin banka hesabına yatırılan kısmı için tescil tarihinin içinde bulunduğu) ay kesri tam ay sayılmak suretiyle, yılın kalan süresi için kıst dönem esasına göre indirim tutarı hesaplanacaktır. 10.6.3.1. Sermaye artırımının tescili ve artırılan tutarın şirketin banka hesabına yatırılması Sermaye şirketleri, yetkili organlarının kısmen veya tamamen nakdi sermaye artışına ilişkin kararının ticaret siciline tescil edildiği hesap döneminden itibaren, bu indirim uygulamasından yararlanmaya başlayabileceklerdir. 10 İndirim hesaplamasına konu edilebilecek sermaye artışı tutarı, artırılan sermayenin ortaklarca şirketin banka hesabına nakit olarak fiilen yatırılan kısmı ile sınırlı olup taahhüt edilen sermayenin, ortaklar tarafından nakit olarak şirketin banka hesabına fiilen yatırılmayan kısmı indirim tutarının hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır. Nakden taahhüt edilen sermayenin;
- Sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edildiği tarihten önce şirketin banka
hesabına yatırılan kısmı için tescil tarihi,
- Tescil tarihinden sonra şirketin banka hesabına yatırılan tutarlar için ise şirketin banka
hesabına yatırılma tarihi, esas alınarak bu indirimden yararlanılabilecektir.” Yapılan bu düzenlemeler ışığında, Zafer Ltd. Şti.’nin yapmış olduğu nakdi sermaye artışı dolayısıyla 2015 hesap dönemine ait kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alabileceği indirim tutarı aşağıdaki gibi hesaplanabilir: Sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edildiği tarihten önce Zafer Ltd. Şti.’nin banka hesabına yatırılan sermaye taahhüdünün %30’luk kısmı için bu kararın tescil tarihi olan 02.08.2015 tarihi esas alınmak suretiyle indirimden faydalanılması mümkündür. Bay (A) Şirkete olan borcunu 27.07.2015 tarihinde geri ödediğinden, bu borçlanmanın indirim hesaplamasına bir etkisi olmayacaktır. Buna göre, Bay (A) tarafından 25.07.2015 tarihinde yatırılan 960.000 TL ile 03.08.2015 tarihinde yatırılan 2.240.000 TL toplamı (960.000+2.240.000=) 3.200.000 TL sermaye tutarı için 02.08.2015 tarihinden itibaren yıl sonuna kadar indirim tutarı hesaplanabilecektir. Bu tutar ise; = 3.200.000 TL x 0,10 x 0,50 x (5/12) = 66.666 TL’dir. Şirket ortağı Bay (B) tarafından 25.07.2015 tarihinde artırılan ve şirketin banka hesabına yatırılan (2.400.000*%60=) 1.440.000 TL sermaye tutarı için 02.08.2015 tarihinden itibaren yıl sonuna kadar indirim tutarı hesaplanabilecektir. Bu tutar; = 1.440.000 TL x 0,10 x 0,50 x (5/12) = 30.000 TL’dir. Bay (B) tarafından 15.10.2015 tarihinde yatırılan sermaye taahhüdü için indirim tutarı ise; = 3.360.000 TL x 0,10 x 0,50 x (3/12) = 42.000 TL’dir. Dolayısıyla, 2015 hesap döneminde 8.000.000 TL’lik sermaye artırımı üzerinden hesaplanan ve kurum kazancının tespitinde dikkate alınacak toplam indirim tutarı (66.666 + 30.000 + 42.000 =) 138.666 TL olacaktır. İndirim oranı olarak %50 yerine farklı oran kullananların cevaplarıda doğru kabul edilmiştir. d) KVK Geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrası aynen aşağıdaki gibidir: “(3) Dar mükellef kurumların Türkiye'deki iş yerlerine atfedilmeyen veya daimî temsilcilerinin aracılığı olmaksızın elde edilen ve Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında kesinti yapılmış kazançları ile bu kurumların tam mükellef kurumlara ait olup İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan ve geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrasının altıncı paragrafı kapsamında vergi kesintisine tâbi tutulmayan kazançları ve bu kurumların daimî temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri tamamı geçici 67 nci madde kapsamında vergi kesintisine tâbi tutulmuş kazançları için yıllık veya özel beyanname verilmez.” GVK’nın Geçici 67 maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise, “(5527 sayılı Kanunun 1/b maddesiyle değişen paragraf. Geçerlilik; 01.10.2006)(6322 sayılı kanunun 11.maddesiyle değişen ibare; Yürürlük 15.06.2012)Hazine ve 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri ile sürekli olarak portföyünün en az % 51'i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz.” hükmü mevcuttur. Yukarıdaki yasal düzenlemeler gereği Berg Co. isimli şirketin Türkiye’de yerleşik ve Borsa İstanbul’da işlem gören (A) A.Ş.’nin hisse senetlerinin bir yıl dolduktan sonraki satış işlemi için, yıllık ve özel beyanname verilmez. Türkiye’de işyeri ve daimi temsilcisi bulunmayan Berg Co. KVK’nın 3 üncü maddesinin (2) numaralı fıkra hükmü gereği dar mükellef bir kurumdur. Aynı maddenin (4) numaralı fıkrasında, bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Şirketin Türkiye’de işyeri ve daimi temsilci bulundurmadan gerçekleştirdiği bu faaliyet sonucu elde ettiği kazanç, GVK’nın 82 nci maddesinde tanımlanan arızi ticari kazanç niteliğinde bir diğer kazanç ve irattır. GVK’nın 7 nci maddesine göre, dar mükellef kurumların elde ettiği diğer kazanç ve iratlarda ödeme Türkiye’de yapılmışsa yapılan iş ve muamele Türkiye’de değerlendirilmiş sayılacak ve kazanç Türkiye’de vergilendirilecektir. Buna göre, bahse konu kuzu göbeği mantarı alım satım işleminden (390.00-350.000=) 40.000 TL brüt kazanç elde etmiştir. 8.000 TL tutarındaki depo ücretini indirdikten sonra elde edilen net arızi ticari kazanç tutarı (40.000 - 8.000=) 32.000 TL olmaktadır. Dar mükellef kurumun bu kazancının 25.04.2015 tarihinden sonraki 15 gün içinde 10.05.2015 günü akşamına kadar Berg Co. veya Türkiye’de adına hareket edenler tarafından özel beyanname ile beyan edilmesi gerekir. Ayrıca bu özel beyannamede hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktarılan tutar üzerinden KVK’nın 30/6 ncı maddesi hükmü gereği kurum bünyesinde %15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılması gerekir. * İstanbul’da yerleşik Derman A.Ş. ürettiği ilacı Berg Co. şirketinden aldığı teknik bilgi (know how) ile üretip Türkiye’de piyasada satmaktadır. Bu kapsamda 2015 yılının ilk altı ay üretimi karşılığında 15.07.2015 tarihinde 70.000 Euro ödenmiştir.(15.07.2015 tarihli kur 1 Euro=3.00 TL’dir.) Berg Co. bu 70.000 Euro’luk tutarı aynı gün Türkiye’deki (G) Bankasına 3 aylık TL vadeli mevduat hesabına yatırmış ve vadenin sonunda 15.10.2015 tarihinde 8.000 TL brüt faiz geliri elde etmiştir. Know how bir hak olduğu için, bu haktan elde edilen (70.000*3=)210.000 TL tutarındaki kira geliri gayrimenkul sermaye iradıdır. (GVK Md 70/5) Dar mükellef Berg Co. şirketinnce elde edilen bu irat üzerinden KVK 30/1-c maddesi hükmü gereği, brüt tutarı üzerinden %20 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılması gerekir. Bu kesinti tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır: -Know-how bedeli………………………………………210.000 TL -Gayri safi tutar (210.000/0,80) ………….……..262.500 TL -Kurumlar vergisi kesintisi……………………………52.500 TL (262.500*0.2) Hesaplanan vergi kesintisi 2015 yılı Ağustos ayının 23 üncü akşamına kadar Derman A.Ş. tarafından muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekir. GVK’nın Geçici 67/4 üncü maddesi uyarınca mevduat faizleri üzerinden ödemeyi yapanlarca %15 oranında gelir vergisi tevkifat yapılır. Dolayısıyla 15.10.2015 tarihinde elde edilen 8.000 TL brüt faiz geliri üzerinden ödemeyi yapan banka tarafından (8.000*%15=) 1.200 TL tutarında gelir vergisi tevkifatı yapılarak 23 Kasım 2015 tarihine kadar beyan edilmesi gerekir. Öte yandan KVK Geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fikrası hükmü gereği, Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi uyarınca vergi kesintisine tâbi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden, Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca ayrıca kesinti yapılmaz. Bahse konu faiz gelir üzerinden GVK’nın Geçici 67/4 üncü maddesi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapıldığı için KVK Geçici 1 inci maddesinin (3) numaralı fikrasındakı “…geçici 67 nci madde kapsamında vergi kesintisine tâbi tutulmuş kazançları için yıllık veya özel beyanname verilmez.” hükmü gereği yıllık veya özel beyanname verilmez.