2017/1 YMM Gelir Üzerinden Alınan Vergiler Soruları ve Çözümleri

2017/1 dönemi Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı: Gelir Üzerinden Alınan Vergiler dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2017/1 · Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

Ankara’da ikamet eden Bay (A)’nın 2016 takvim yılında elde ettiği kazanç
ve iratlara ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:
a) Bay (A), İstanbul’da yerleşik Yorum A.Ş.’nin yayınladığı bir edebiyat dergisinin
düzenlediği hikaye yarışmasında 2016 yılının Ocak ayında jüri üyeliği yapmış ve karşılığında
banka hesabına 1.500 TL yatırılmıştır.
b) Bay (A)’nın 2016 yılında üç farklı işverenden almış olduğu ücretlere ilişkin
toplam tutarlar aşağıdaki gibidir:(Eşi çalışmayan Bay (A) bir çocuk sahibidir. Hesaplamalar
%15 oranında sosyal güvenlik primi olduğu varsayımıyla yapılmıştır.)
Ücretlere İlişkin Bilgiler 1.İşveren 2.İşveren 3.İşveren
Brüt Ücret 24.000 TL 18.000 TL 17.500 TL
Sosyal Güvenlik Primi (-) 3.600 TL 2.700 TL 2.625 TL
Gelir Vergisi Matrahı 20.400 TL 15.300 TL 14.875 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 3.450 TL 2.430 TL 2.344 TL
Tevkifatı
Asgari Geçim İndirimi (-) 333 TL 333 TL 333 TL 1
Ödenmesi Gereken Gelir 3.116 TL 2.097 TL 2.011 TL
Vergisi Tevkifatı
c) Bay (A), 2016 yılında kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan XEO Co.
ünvanlı dar mükellefiyete tabi firmanın yanında da çalışmış ve 31.10.2016 tarihinde banka
hesabına 2.000 Amerikan Doları ücret yatırılmıştır. Bu ücret, firmanın Türkiye dışında elde
ettiği kazançları üzerinden ödenmiştir. (31.10.2016 tarihinde 1 Amerikan Doları= 3,10 Türk
Lirasıdır.)
d) Bay (A), Ankara’daki sahip olduğu konuttan 6.000 TL, işyerinden de brüt
25.000 TL kira geliri elde etmiştir. (Kira gelirlerinde götürü gider usulü seçilecektir.)
e) Bay (A), 05.01.2016-15.01.2016 tarihleri arasında geliri gayrimenkul sermaye
iratlarından oluşan Bay (C)’nin yanında bu iratların tahsilatlarının takibi işinde çalışmış,
16.01.2016-31.01.2016 tarihleri arasında da Bay (C)’nin özel hizmetlerinde şoförlük
yapmıştır. 31.01.2016 tarihinde kendisine iratların takibi için 1.400 TL, şoförlük hizmeti için
1.500 TL ödeme yapılmıştır.
f) İkinci ligde voleybol hakemliği de yapan Bay (A)’ya, hakem olarak görev aldığı
Voleybol Erkekler 2. Ligdeki Milas Bld-Korkuteli Gençlik maçı sonunda hakemlik hizmeti
karşılığında 1.500 TL ödeme yapılmıştır.
g) Bay (A), küçük çocuğu için 02.01.2016 tarihinde hayat sigortası poliçesi
akdetmiş, bu poliçe karşılığında aylık 250 TL üzerinden yıllık 3.000 TL primi peşin ödemiştir.
Sigorta, Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş
ve primler Bay (A)’nın aldığı ücretlerin safi tutarlarının tespitinde indirilmemiştir.
VERİLER:
1-) 2016 takvim yılına ilişkin gelir vergisine tabi gelirler;
-12.600 TL'ye kadar % 15,
-30.000 TL'nin 12.600 TL'si için 1.890 TL, fazlası % 20,
-69.000 TL'nin 30.000 TL'si için 5.370 TL, (ücret gelirlerinde 110.000 TL'nin 30.000
TL'si için 5.370 TL), fazlası % 27,
-69.000 TL'den fazlasının 69.000 TL'si için 15.900 TL, (ücret gelirlerinde 110.000
TL'den fazlasının 110.000 TL'si için 26.970 TL), fazlası % 35
oranında vergilendirilir.
2-) 16 yaşını doldurmuş olanlar için 01.01.2016 tarihinden geçerli olan asgari ücret
tutarı aylık brüt 1.647 TL’dir.
İSTENİLENLER:
Bay (A)’nın 2016 yılında elde ettiği kazanç ve iratlar ile sigorta primini, Gelir Vergisi
mevzuatı uyarınca değerlendirip, elde ettiği her bir kazanç ve iratların türlerini ve beyan
durumunu yasal dayanaklarıyla açıklayınız.
Ayrıca Bay (A)´nın yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekiyorsa, bu
beyannameye dahil edeceği kazanç ve iratlar ile beyanname üzerinde yapacağı indirimleri ve
mahsup edeceği vergileri göstererek, ödenecek gelir vergisini hesaplayınız. Varsa gelir vergisi
tevkifatları hakkında da açıklama yapınız.(25 puan)
2

Komisyonun resmî cevabını gör

a) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun(GVK) 61 inci maddesinin ilk iki fıkrasında ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasında, 6 bentte sayılan ödemelerinde ücret sayılacağı belirtilmiştir. Bu bentlerden 5 inci bent aynen aşağıdaki gibidir: “5. Bilirkişilere, resmî arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;” Bu hükümden anlaşılacağı üzere, Bay (A)’nın Yorum A.Ş.’den aldığı 1.500 TL tutarındaki jüri üyeliği parasının ücret olarak sayılması gerekir. GVK 94/1 inci maddesine göre, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir. Yorum A.Ş.’nin Bay (A)’ya ödediği bu jüri üyeliği ödemesi üzerinden tevkif edilmesi gereken gelir vergisi aşağıdaki gibidir: (Gelir Vergisi Oranı %15) (Hesaplamalar damga vergisi ihmal edilerek yapılacaktır.) Gelir Vergisi Matrahı……………………………………: (1.500/0,85=) 1.764 TL Tevkif Edilmesi Gereken Gelir Vergisi…………..: (1.764*0,15=) 264 TL 4 b) GVK’nın 86 ncı maddesinde; “Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

  • Tam mükellefiyette;

a) … b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil), c) Vergiye tâbi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye'de tevkifata tâbi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları, …” hükmü mevcuttur. Yukarıda yer alan yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş birden fazla işverenden alınan ücretlerde birden sonraki ücretlerin toplamı 103 üncü maddede yer alan gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimini(2016 yılı için 30.000 TL) aşmıyorsa bu ücret gelirleri için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Burada ücret gelirlerinin beyan haddini aşıp aşmadığının belirlenmesinde, brüt ücret üzerinden sigorta primlerinin indirildikten sonraki asgari geçim indiriminden de önceki tutarları yani gelir vergisi matrahlarının esas alınması gerekir. Bay (A) birinci işvereni seçse bile 2. ve 3. işverenlerden aldığı ücret toplamı (15.300 +14.875=) 30.175 TL gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimi olan 30.000 TL’yi aştığı için Bay (A)’nın her üç işverenden aldığı ücretlerin tamamı için yıllık beyanname vermesi gerekir. Bay (A)’nın jüri üyeliğinden elde ettiği 1.764 TL tutarındaki ücret de 30.000 TL’lik beyan sınırında dikkate alınması gerekir. Bay (A), asgari geçim indirimini işverenlerden aldığı ücretler üzerinden kullandığı için yıllık beyannamede tekrar asgari geçim indirimi mümkün değildir. Ücretlerle ilgili gelir vergisi matrahlarının safi ücret olarak beyannameye dahil edilmesi, işverenler tarafından tevkif edilen gelir vergisi kesintilerinin de yıllık hesaplanan gelir vergisi tutarlarından mahsup edilmesi gerekir. GVK’nın 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde, sigortanın Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortası poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50'sinin ücretin gerçek safi değerinin tespitinde, işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından indirilebileceği belirlenmiştir. Kanunun 89 uncu maddesine göre, aynı sigorta primi ödemeleri yıllık beyannamede de indirim konusu yapılabilecektir. Bay (A), küçük çocuğu için ödediği hayat sigorta primini işverenlerden aldığı ücretlerden indirim konusu yaptırmadığı için ödediği primler yıllık beyannamede indirim konusu yapılabilecektir. c) GVK’nın 23/14-a maddesinde, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan dar mükellefiyete 5 tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretlerin gelir vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir. Bay (A), hem kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan XEO Co. ünvanlı dar mükellefiyete tabi firmanın yanında çalışmış hem de ücreti firmanın Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödenmiştir. Bu nedenle, elde ettiği 2.000 Amerikan Doları ücret geliri gelir vergisinden müstesnadır. d) GVK’nın 70 inci maddesinde, binaların sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, Bay (A)’nın sahip olduğu konut ve işyerinden elde ettiği kira gelirleri GVK kapsamında gayrimenkul sermaye iradıdır. Kanunun 21 inci maddesi hükmü de aynen aşağıdaki gibidir: “Binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın 1.500.000.000 lirası (2016 yılı için 3.800 lira) gelir vergisinden müstesnadır. İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu istisnadan yararlanılamaz. Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.” 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutar 2016 yılı için 110.000 TL’dir. Yine GVK 94/5-a madde hükmü gereği, 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden %20 gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir. Buna göre, Bay (A) nın işyeri kirası üzerinden kiracı tarafından tevkif edilmesi gereken gelir vergisi tevkifatı (25.000*%20=)5.000 TL’dir. GVK’nın yukarıda yer alan 86/c madde hükmünden anlaşılacağı üzere, vergiye tâbi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı(2016 yılı için 30.000 TL) aşmaması koşuluyla, Türkiye'de tevkifata tâbi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Beyanname verme sınırı aşılırsa gelirlerin tamamının beyan edilmesi gerekir. Buradaki beyan sınırının tespitinde ücret gelirlerinin diğer gelirlerden ayrı değerlendirilmesi gerekir. Eğer tevkif suretiyle vergilendirilmiş birden fazla işverenden elde edilen ücretler 30.000 TL’lik beyan sınırını aşıyorsa, istisna tutarlarının altında kalan gelirler hariç diğer gelirlerin tamamı beyannameye dahil edilmelidir. GVK’nın 74 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, gayrimenkul sermaye iradında safi iradın bulunması için mükelleflerin (hakları kiraya verenler hariç) diledikleri takdirde maddede 11 bent halinde yazılı giderlere karşılık olmak üzere hasılatlarından %25'ini götürü olarak indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Bay (A) nın 2016 yılında elde ettiği ücret ve gayrimenkul sermaye iratlarının gayri safi tutarları 110.000 TL’nin altında kaldığından, 3.800 TL’lik konut kira geliri istisnasından yararlandırılması gerekir. Buna göre, Bay (A)’ nın beyan etmesi gereken gayrimenkul sermaye iradı aşağıdaki gibi olacaktır: Gayrisafi Kira Gelirleri……………………………………………………………….31.000 TL (6.000+25.000) Mesken Kirası İstisnası…………………………………………………………………3.800 TL Kalan Kira Geliri…………………………………………………………………………27.200 TL %25 Götürü Gider……………………………………………………………………….6.800 TL Beyan Edilmesi Gereken GMSİ………………………………………………..…20.400 TL (27.200-6.800) Yapılan açıklamalara göre, yıllık beyannameye dahil edilmesi gereken ücret geliri ve gayrimenkul sermaye iratlarının toplamı (20.400+15.300+14.875+1.764+20.400=) 72.739 TL’dir. e) GVK’nın 64 üncü maddesinde, özel hizmetlerde çalışan şoförler ile gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanların aldıkları ücretler diğer ücret olarak sayılmıştır. Maddede, bu ücretlerin safi tutarlarının, takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 25'i olduğu, bu ücretler için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bunların beyannameye ithal edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. GVK’nın 110 uncu maddesinde, takvim yılı içinde işe başlıyan diğer ücret sahiplerinin vergi matrahının, yıllık diğer ücret matrahından, işe başlama ayı hariç tutulmak suretiyle, o yılın sonuna kadarki aylara isabet eden miktar olduğu belirtilmiştir. Yukarıda yer alan yasal açıklamalara göre, Bay (A)’nın özel hizmet şoförlüğü ve gayrimenkul sermaye irat takibi için almış olduğu ücretler GVK kapsamında diğer ücret olarak değerlendirilmesi gerekir. Burada diğer ücretin gelir vergisi matrahına ulaşmak için öncelikle 2016 takvim yılı başında geçerli olan işçiler için uygulanan asgari ücretin 11 aylık(işe başlanılan ay hariç olduğu için) brüt tutarının bulunması gerekir. Bu tutar, (1.647×11=) 18.117 TL’dir. Bu tutarın %25’i olan (18.117 x %25=) 4.529 TL, 2016 yılının her iki yarısı için gelir vergisi matrahı olacaktır. Tespit edilen bu matraha Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinin ilk diliminde olan %15 oranı uygulanacaktır. Buna göre, 2016 yılının birinci ve ikinci yarısında çalışılsa ödenecek vergi (4.529 x %15=) 679 TL olacaktı. Yılın ilk yarısında hem işe başlama yapılıp hem de iş bırakıldığı için yılın ikinci yarısına isabet eden taksit terkin olunur.(GVK Md. 110) Kanunun 109 uncu maddesi gereği işe başlama tarihi olan 05.01.2016 tarihinden itibaren bir ay içinde verginin tarh ettirilmesi gerekir. Buna göre Bay (A) nın 2016 Ocak ayında diğer ücretli olarak çalışma karşılığında ödemesi gereken gelir vergisi tutarı (679/2=) 339 TL’ dir. f) GVK’nın 61/5 inci maddesine göre spor hakemlerine yapılan ödemeler ücret sayılır. Ancak Kanunun 29/4 üncü maddesinde, bu ödemelerin gelir vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu ücretler gelir vergisinden istisna edildiğinden, vergi kesintisine de tabi tutulmaması gerekir. g) GVK 63/3 maddesinde, sigortanın Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortası poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50'sinin ücretin safi tutarının tespitinde indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. 7 GVK 89/1 inci maddesinde, aynı sigorta poliçe ödemelerinin de beyan edilen gelirin %15'ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla gelir vergisi matrahının tespitinde yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden indirilebileceği belirlenmiştir. Burada Bay (A), bahse konu poliçe ödemelerini almış olduğu ücretlerden indirim konusu yaptırmadığı için yıllık beyanname üzerinden indirim yapabilecektir. Sigorta poliçe ödemesi beyan edilen gelirin %15'ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmadığı için indirim yapılabilecek poliçe tutarı (3.000*%50=) 1.500 TL’dir. Öte yandan yıllık gelir vergisi beyannamesinde ücretler ile birlikte diğer gelir unsurlarının da beyan edilmesi durumunda gelir vergisinin hesaplanması 25.02.2011 tarihinde yayımlanan GVK- 75/2011-1 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde açıklanmıştır. Sirkülerde verginin hesaplanması aşağıdaki gibi açıklanmıştır: “Buna göre 2010 takvim yılına ilişkin olup, yıllık gelir vergisi beyannamesinde 50.000 TL'yi aşacak şekilde ücretle birlikte diğer gelirlerin de beyan edilmesi durumunda, 50.000 TL'yi aşan tutarın ücret gelirine isabet eden kısmına daha düşük vergi oranının uygulanması gerekmekte olup, ücret geliri nedeniyle eksik hesaplanması gereken vergi tutarı aşağıda gösterilen şekilde hesaplanabilecektir.

  • Beyannameye dahil edilen tüm gelirlerin toplamından oluşan Vergiye Tabi Gelir (Matrah)

üzerinden, tarifenin ücret dışındaki gelirler için geçerli olan vergi oranları esas alınarak gelir vergisi hesaplanacak,

  • Beyannameye dahil edilen ücret gelirinin, beyan edilen toplam gelir içindeki oranı bulunarak, bu

oranın toplam Vergiye Tabi Gelirin (Matrah) 50.000 TL'yi aşan kısmına uygulanması sonucunda ulaşılacak tutara (Bu tutar en fazla 26.200 TL olabilecektir.) %8 oranının uygulanması suretiyle, beyan edilen ücret geliri dolayısıyla toplam vergiden indirilecek gelir vergisi tutarı hesaplanacak,

  • Ücret geliri dolayısıyla eksik hesaplanması gereken vergi tutarının, beyannamedeki tüm

gelirlerin toplamından oluşan matrah üzerinden hesaplanan vergi tutarından düşülmesi suretiyle, beyannamede gösterilecek "hesaplanan gelir vergisi" tutarı bulunmuş olacaktır. ….” Yukarıda bahsedilen 50.000 TL’lik tutar 2016 takvim yılı tarifesinde 69.000 TL olarak yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, Bay (A) nın yıllık gelir vergisi beyannamesinde beyan etmesi gereken gelir vergisi matrahı ve ödemesi gereken gelir vergisi aşağıdaki gibi olması gerekir: GELİR UNSURLARI Ücretler 52.339 TL (20.400+15.300+14.875+1.764) Gayrimenkul Sermaye İradı 20.400 TL Sigorta Primi İndirimi (-) 1.500 TL Vergiye Tabi Gelir (Matrah) 71.239 TL Beyan Edilen GV Matrahı Üzerinden Hesaplanan Gelir Vergisi 16.683 TL [((71.239-69.000)%35=783) +15.900=] 8 Bey. Edil. Ücret Gel. Beyan Edilen Toplam Gelir İçindeki Oranı %73,46 (52.339/71.239=) 69.000 TL’yi aşan Vergiye Tabi Gelirin Beyan Edilen Ücret Gelirine 1.644 TL İsabet Eden Kısmı [(71.239-69.000)%73,46 ] Beyan Edilen Ücret Geliri Dolayısıyla Eksik Hesaplanması Gereken 131 TL Gelir Vergisi (1.644*%8=) Hesaplanan Gelir Vergisi 16.552 TL (16.683-131=) Mahsup Edilmesi Gereken (Kesinti Yoluyla Ödenen) Gelir Vergileri 13.488 TL Jüri Üyeliğinden………………264 Ücretler Üzerinden….(3.450+2.430+2.344) İşyeri Kira Gelirinden……..5.000 (264+3.450+2.430+2.344+5.000) Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi 3.064 TL

Soru 2 · 2017/1 · Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

Ankara’da dayanıklı tüketim malzemeleri ticareti yapan Bay (B)’nin 2016
takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratlara ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir: (Bay (B)’nin ticari
kazanç haricindeki kazanç ve iratları ticari işletme dışında elde edilmiştir.)
a) Bay (B), 2016 takvim yılı ticari faaliyeti sonucunda 60.000 TL ticari kazanç elde
etmiş ve 9.000 TL geçici vergi ödemiştir.
b) Bay (B), ailesinin kurduğu bir Vakfın gelirinden hizmet karşılığı olmayarak
18.000 TL gelir elde etmiştir.
c) Bay (B), Ankara Emek semtindeki bir konutu 15.02.2016 tarihinde kiralamış ve
35.000 TL tutarında tadilat yapmıştır. Konutta ikamet etmekten vazgeçerek, 31.03.2016
tarihinde konut sahibi ile karşılıklı kira kontratını sonlandırmışlar ve konutu sahibine teslim
etmiştir. Bay (B) yapmış olduğu tadilatlar için aynı gün(31.03.2016) konut sahibinden 25.000
TL almıştır.
d) Bay (B), gemi siciline kayıtlı bir gemideki %5’lik gemi payını 01.12.2016
tarihinde 580.000 TL’ye peşin nakit olarak satmıştır. Bay (B) bu payı 15.02.2015 tarihinde
500.000 TL’ye satın almıştır.
e) Bay (B), 05.02.2015 tarihinde 220.000 TL bedelle satın aldığı motorlu yükleme
vincini 05.12.2016 tarihinde kurulan ALP Lojistik A.Ş.’ye kuruluş sermayesi olarak koymuş ve
karşılığında 300.000 TL bedelli hisse senedi almıştır.
f) Bay (B), daha önce 15.12.2015 tarihinde 40.000 TL’ye satın aldığı, hisseleri
Borsa İstanbul’da işlem gören dar mükellef Nice Company ünvanlı firmaya ait hisse
senetlerini aracı kurum vasıtasıyla 15.06.2016 tarihinde 60.000 TL’ye satmıştır.
g) Bay (B), hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören Mizan Menkul Kıymet Yatırım
Ortaklığı A.Ş.’ye ait hisse senetlerinden bir kısmını 30.11.2015 tarihinde 30.000 TL’ye satın
almış ve ertesi yıl bu senetleri banka vasıtasıyla 01.12.2016 tarihinde 40.000 TL’ye satmıştır.
VERİLER:
1) 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi aşağıdadır:
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi
Aylar 2015 2016
Ocak 236,61 250,67
Şubat 239,46 250,16
Mart 241,97 251,17
Nisan 245,42 252,47
Mayıs 248,15 256,21
Haziran 248,78 257,27
Temmuz 247,99 257,81
Ağustos 250,43 258,01
Eylül 254,25 258,77
Ekim 253,74 260,94
Kasım 250,13 266,16
Aralık 249,31 274,09
2) Cevaplarda KDV ihmal edilecektir.
3) Gelir Vergisi Kanununda yer alan bazı hadler 2016 yılı için aşağıdaki gibidir:
21. Md: 3.800 TL, Mükerrer 80. Md: 11.000 TL, 82. Md: 24.000 TL, 86/1-d Md: 1.580 TL
İSTENİLENLER:
Yukarıda yer alan her bir işlemde Gelir Vergisi mevzuatı açısından uygulanması
gereken hükümleri açıklayarak, mükellef Bay (B)’nin beyan etmesi gereken gelir vergisi
matrahını ve ödenmesi gereken gelir vergisi tutarını hesaplayınız. Varsa gelir vergisi
tevkifatları hakkında da açıklama yapınız.(25 puan)

Komisyonun resmî cevabını gör

a) GVK’nın Mük. 120 nci maddesinde, bir önceki takvim yılında tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici verginin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edileceği belirtilmiştir. b) GVK’nın 70 inci maddesinin son fıkrasında, vakıfların gelirlerinden hizmet karşılığı olmayarak alınan hisselerin gayrimenkul sermaye iradı addolunacağı ifade edilmiştir. 18.000 TL tutarındaki bu gelirin Bay (B)’nin yıllık gelir vergisi beyannamesinde gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilmesi gerekir. c) GVK’nın 82 nci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde, gayrimenkul tahliyesinden alınan tazminatların arızi kazanç olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine Kanunun 88 inci maddesinin birinci fıkrasında, gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararların diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edileceği, ancak parantez içi hükümde, 80 inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanların hariç olduğu vurgulanmıştır. Madde hükmünden anlaşılacağı üzere, GVK’da yer alan diğer kazanç ve iratlardan doğan zarar diğer kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlara mahsup edilemeyecektir. Bu hükümden anlaşılması gereken 80 inci madde de yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğan zararların yine kendi içindeki diğer kazanç ve iratlara mahsup edilebileceğidir. Bay (B) bahse konu gayrimenkul tahliyesinden 25.000 TL tazminat almasına rağmen, bu gayrimenkul için 35.000 TL tadilat masrafı yaptığından (35.000-25.000=) 10.000 TL zarar etmiştir. GVK 80 inci madde kapsamındaki arızi kazanç niteliğindeki faaliyetten doğan bu zararın Bay (B) nin diğer gelir unsurlarından mahsup edilmemesi gerekir. d) GVK Mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 6 ncı bendinde, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artışı kazancı olduğu hüküm altına alınmıştır. Gemi payları bahse konu 70 inci maddenin birinci fıkrasında sayılmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasında, bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının 2016 yılı için 11.000 TL’lik kısmının gelir 9 vergisinden müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır. Safi değer artışının tespitini düzenleyen GVK Mükerrer 81 inci maddesinin ilk fıkrasında, değer artışında safi kazancın, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacağı vurgulandıktan sonra maddenin son fıkrasında, mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedelinin, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edileceği, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının da % 10 veya üzerinde olması şartı getirilmiştir. Bay (B), gemi payını 15.02.2015 tarihinde satın alıp, 01.12.2016 tarihinde sattığına göre endekslemedeki artış oranı (266,16-236,61)/236,61=%12,48’dir. Dolayısıyla 500.000 TL tutarındaki iktisap bedelinin %12,48 oranındaki artırılmış tutarı (500.000*1,1248=)562.400 TL’dir. Gemi payının satış bedeli 580.000 TL olduğun göre, bu satıştan elde edilen değer artış kazancı (580.000-562.400=)17.600 TL’dir. e) Yukarıda açıklandığı üzere, GVK Mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 6 ncı bendinde, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal ve hakların iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artışı kazancı olduğu belirtilmiştir. Motorlu tahmil vasıtaları GVK 70 inci maddesinin birinci fıkrasının 7 numaralı bendinde sayıldığından, motorlu bir tahmil vasıtası olan vinçte bu kapsamdadır. Mükerrer 80 inci maddenin ikinci fıkrasında, maddede yazılı mal ve hakların elden çıkarılması deyiminin mal ve hakların ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını da içerdiği açıklanmıştır. Buna göre, Bay (B)’nin bahse konu vinci ALP Lojistik A.Ş.’ye kuruluş sermayesi olarak koyarak değer artış kazancı elde etmiş olacaktır. Bay (B), vinci 05.02.2015 tarihinde satın alıp, 05.12.2016 tarihinde ALP Lojistik A.Ş.’ye sermaye olarak koyduğuna göre, endekslemedeki artış oranı (266,16-236,61)/236,61=%12,48’dir. Dolayısıyla 220.000 TL tutarındaki iktisap bedelinin %12,48 oranındaki artırılmış tutarı (220.000*1,1248=)247.456 TL’dir. Vincin sermaye olarak konulması karşılığında 300.000 TL bedelli hisse senedi iktisap edildiğine göre, bu işlemden elde edilen kazanç (300.000- 247.456=)52.544 TL olacaktır. Bay (B)’nin gemi payından elde ettiği 17.600 TL değer artışı kazancı ile birlikte 2016 yılında elde edilen değer artış kazanç toplamı (52.544+17.600=)70.144 TL olmaktadır. 2016 yılı için uygulanacak 11.000 TL’lik istisna uygulandıktan sonra yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilmesi gereken değer artış kazanç tutarı (70.144-11.000=) 59.144 TL’dir. f) GVK Geç. 67/1 inci maddesine göre, dar mükellef kurumlara ait hisse senetleri Türkiye’de kurulu menkul kıymet borsalarında bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla alınıp satılırsa bu işlemlerden doğan gelirlerden vergi tevkifatı yapılır. Tevkifat oranı 2012/3141 sayılı BKK ile değişik 2006/10731 sayılı BKK %0’dır. Dar mükellef hisse senetlerinde, tam mükellef kurum hisse senetlerinde olduğu gibi bir yıl elde tutma şartı yoktur. %0’da olsa tevkifata tabi tutulan bu kazançlar için Geç. 67/7’ye göre beyanname verilmeyecek, diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilse bile dahil edilmeyecektir. g) Mizan Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı A.Ş.’ye ait hisse senetleri bir yıldan fazla elde tutulup banka vasıtasıyla elden çıkarıldığı için GVK Geç. 67/1 inci maddesine göre tevkifata tabi olmayacak ve bu hisse senetleri için Mükerrer 80’inci maddedeki değer artış hükümleri de 10 uygulanmayacaktır. Başka bir ifadeyle bu hisse senedi satış işlemlerinden doğan kazanç vergiye tabi olmayacaktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Bay (B)’nin 2016 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyanı aşağıdaki gibi olmalıdır: GELİR UNSURLARI Ticari Kazanç 60.000 TL Gayrimenkul Sermaye İradı 18.000 TL Diğer Kazanç ve İratlar 59.144 TL Gelir Vergisi Matrahı 137.144 TL Hesaplanan Geçici Vergi 39.750 TL Mahsup Edilecek Geçici Vergi 9.000 TL Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi 30.750 TL

Soru 3 · 2017/1 · Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili Tebliğde yer alan transfer fiyatlandırması
yoluyla örtülü kazanç dağıtımındaki emsallere uygun fiyat veya bedelin tespitinde kullanılan
yöntemlere(Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile anlaşma usulü hariç) ilişkin hükümleri
açıklayınız. (35 puan)

Komisyonun resmî cevabını gör

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı müessesesi düzenlenmiş ve kurumların, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit etmeleri gerektiği açıklanmıştır: “a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder. b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder. c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder. (6728 sayılı kanunun 59 uncu maddesiyle değişen bent; Yürürlük 09.08.2016) ç) İşlemsel kâr yöntemleri: Emsallere uygun fiyat veya bedelin tespitinde, ilişkili kişiler arasındaki işlemden doğan kârı esas alan yöntemleri ifade eder. Bu yöntemler, işleme dayalı net kâr marjı yöntemi ve kâr bölüşüm yöntemidir. İşleme dayalı net kâr marjı yöntemi, mükellefin kontrol altındaki bir işlemden; maliyetler, satışlar veya varlıklar gibi ilgili ve uygun bir temele dayanarak tespit ettiği net kâr marjının incelenmesi esasına dayanır. Kâr bölüşüm yöntemi, ilişkili kişilerin bir veya daha fazla sayıdaki kontrol altındaki işlemlere ilişkin toplam faaliyet kârı ya da zararının, üstlendikleri işlevler ve yüklendikleri riskler nispetinde ilişkili kişiler arasında emsallere uygun olarak bölüştürülmesi esasına dayanır.(*) (6728 sayılı kanunun 59 uncu maddesiyle eklenen bent;Yürürlük 09.08.2016) d) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemin niteliğine uygun olarak kendi belirleyeceği bir yöntemi de kullanabilir. …” Yukarıda sayılan yöntemlerin ayrıntılı düzenlemeleri 1 Seri No.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Tebliğde aşağıdaki gibi açıklanmıştır: “Emsallere Uygun Fiyat ya da Bedelin Tespitinde Kullanılan Yöntemler Mükellefler, ilişkili kişilerle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, işlemin mahiyetine en uygun olan yöntemi kullanarak tespit ederler. Emsallere uygun fiyata geleneksel işlem yöntemleri olarak adlandırılan karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış fiyatı yönteminden herhangi birisiyle ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak diğer yöntemleri kullanabilir. Bu durumda uygulama olanağı bulunan yöntemler işleme dayalı kâr yöntemleri olan kâr bölüşüm yöntemi ve işleme dayalı net kâr marjı yöntemidir. Söz konusu yöntemler ilişkili kişiler arasındaki işlemlerden doğan kârı esas almaktadır. Ancak, diğer yöntemler olarak adlandırılan işleme dayalı kâr yöntemlerinin emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde fiyat ya da bedel tespitine olanak vermemesi durumunda, mükellef kendi belirleyebileceği ve daha doğru sonuç verdiğine inandığı bir yöntemi de kullanabilecektir. İşleyiş sistemi mükellefler tarafından belirlenecek bu yöntemin de emsallere uygunluk ilkesine göre tespit edilmesi zorunludur. 5.1- Karşılaştırılabilir Fiyat Yöntemi Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade etmektedir. Bu yöntemin uygulanabilmesi için ilişkili kişilerle yapılan işlemin, birbirleriyle ilişkili olmayan kişilerin yaptıkları işlemler ile karşılaştırılabilir nitelikte olması gerekmektedir. Örneğin; kontrol altındaki işlemlerde satış fiyatının nakliye ve sigorta dahil teslim fiyatı olduğu, kontrol dışı işlemlerde ise satışların nakliye ve sigorta hariç teslim fiyatından benzer koşullar altında gerçekleştiği durumlarda düzeltme yapılmalıdır. Nakliye ve sigortadaki farklılıklar fiyat üzerinde kesin ve tespit edilebilir etkiler oluşturmaktadır. Dolayısıyla, kontrol dışı işlemdeki satış fiyatını belirlemek amacıyla teslimdeki bu farklılığın fiyat üzerindeki etkisi düzeltilmelidir. İlişkili kişilerle yapılan işlemlerde oluşan fiyatın, ilişkisiz kişilerle yapılan işlemlerdeki fiyatlardan farklı olması durumunda; ilişkili kişiler arasında yapılan işlemlerin emsallere uygun olarak gerçekleşmediği kabul edilerek, ilişkisiz kişilerle yapılan işlemlerdeki fiyat, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerdeki fiyatın yerine ikame edilecektir. Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, işleme konu mal veya hizmet ile işlemin koşullarının gerek ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde, gerekse aralarında ilişki bulunmayan kişilerin arasındaki işlemlerde benzer nitelikte olduğu durumlarda uygulanacaktır. Söz konusu işlemler arasında, ölçülebilir nitelikte küçük farklılıklar varsa, bu farklılıklar düzeltilerek yöntemin uygulanması mümkündür. Ancak, farklılıkların büyük olması ya da farklılıkların ölçülebilmesinin mümkün olmaması halinde bu yöntemin uygulanabilmesi mümkün olamayacaktır. Sonuç olarak, karşılaştırılabilir nitelikte kontrol dışı işlemlerin bulunması durumunda emsallere uygun fiyat ya da bedelin tespiti bakımından emsallere uygunluk ilkesinin en dolaysız ve güvenilir biçimde uygulandığı bir yöntem olması nedeniyle karşılaştırılabilir fiyat yöntemi diğer yöntemlere tercih edilir. 5.2- Maliyet Artı Yöntemi Maliyet artı yöntemi, emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder. Buradaki makul brüt kâr oranı, işlemi yapan mükellefin bu mal veya hizmetlere ilişkin olarak ilişkisiz kişilerle yaptığı işlemlerde uyguladığı brüt kâr oranı olacaktır. 12 Piyasa şartları ve gerçekleştirilen işlevler dikkate alınarak ilgili mal ve hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle bulunan tutar ilişkili kişilerle yapılan işlemlerde emsallere uygun fiyat veya bedel olacaktır. Maliyete ilave edilecek kâr marjı olarak yukarıda da belirtildiği gibi, işlemi yapan mükellefin bu mal veya hizmetlere ilişkin olarak ilişkisiz kişilerle yaptığı işlemlerde uyguladığı brüt kâr marjı kullanılacaktır. Ancak, böyle bir kâr marjı mevcut değilse ya da karşılaştırma için gerekli işlem sayısı yetersizse, aynı koşullarda karşılaştırılabilir olmak şartıyla dış emsal de kullanılabilecektir. Kurumların maliyetleri belirlenirken; mal veya hizmetin üretilmesi için yapılan doğrudan ve dolaylı harcamalar dikkate alınacaktır. Diğer taraftan, maliyetler belirlenirken faaliyet giderlerine de yer verilmesinin zorunlu olduğu durumlarda, brüt kâr marjının hesabında bu giderlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu çerçevede, maliyet unsurları içinde yer alan faaliyet giderlerinin, söz konusu işlemle ilgili olmak kaydıyla, en uygun kıstasa göre maliyetlerle ilişkilendirileceği tabiidir. Dolayısıyla, brüt kâr marjının hesaplanması sırasında maliyet bazının kontrol altındaki ve kontrol dışı işlemlerde aynı olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, maliyet bazının az ya da çok olması brüt kâr marjını etkileyeceğinden maliyetler kontrol altındaki ve kontrol dışı işlemlerde aynı olmalıdır. Maliyet artı yönteminin uygulanabilmesi için kontrol dışı bir işlemin kontrol altındaki bir işlemle karşılaştırılmasında; karşılaştırılan işlemler arasında taraflarca üstlenilen risk ve gerçekleştirilen işlevlerle birlikte maliyetler arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurularak, bir farklılık var ise bu farklılıkların maddi etkilerini ortadan kaldıracak düzeltimlerin yapılabilir olması gerekmektedir. Ayrıca, kontrol altındaki ve kontrol dışı işlemlerde uygulanan muhasebe yöntemleri arasında farklılıklar varsa tutarlılığı sağlamak için kullanılan bilgilerde uygun düzeltimler yapılmalı ve aynı usul ve esasların kullanımında süreklilik bulunmalıdır. Karşılaştırılabilir fiyat yöntemine göre bu yöntemin uygulanmasında ürün farklılıklarından ziyade karşılaştırılabilirlik analizinin diğer faktörlerine daha çok ağırlık verilmesi gerekmektedir. Bu yöntem özellikle hammadde ve yarı mamuller ile imal edilen mallara ilişkin işlemlerde, fason imalatlarda ve hizmet tedarikinde uygulama alanı bulmaktadır. 5.3- Yeniden Satış Fiyatı Yöntemi Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade etmektedir. Bu yöntem, ilişkili kişiden satın alınan bir ürünün, ilişkisiz bir gerçek veya tüzel kişiye yeniden satılması durumunda uygulanan fiyatı esas almaktadır. Bu fiyattan (yeniden satış fiyatı) makul bir brüt satış kârı düşülecektir. Makul brüt satış kârı hesaplanırken yeniden satışı gerçekleştiren satıcının satış ve diğer faaliyet giderleri ile üstlenilen riskler ve kullanılan varlıklar göz önüne alınacaktır. Diğer bir ifadeyle, makul brüt satış kârı söz konusu mal veya hizmet için işlem anında uygulanabilecek, piyasa koşullarına göre belirlenen veya üstlenilen işlev ve riskleri dikkate alarak belirlenebilecek objektif nitelikte bir oran ile saptanan kârı ifade etmektedir. Bu kâr düşüldükten sonra mal veya hizmetin ilişkili kişilere satılmasında uygulanabilecek emsallere uygun fiyata ulaşılacaktır. Farklı ürünlerin söz konusu olduğu işlemler için de kullanılabilecek olan bu yöntem, özellikle pazarlama ve dağıtım faaliyetleri gibi ilişkili şirketin satın aldığı mal veya hizmeti ilişkisiz kişilere sattığı işlemlerde güvenilir sonuçlar vermektedir. 13 Bu yöntemin uygulanmasında da kontrol altındaki işlem ile kontrol dışı işlemin karşılaştırılabilir olması gerekmektedir. Örneğin, araştırma ve geliştirme harcamaları faaliyet giderleri ya da satışların maliyeti içinde gösterilebilir. Ancak, söz konusu harcamaların işlemlerin birinde faaliyet giderleri, diğerinde satışların maliyeti içinde yer alması durumunda düzeltme yapılması şartıyla, bu iki işlemin karşılaştırılması mümkün olacaktır. Diğer taraftan, bu yöntemin uygulandığı olaylarda genellikle yeniden satışı yapan kişi ya da kuruluş, satmak üzere aldığı mallara herhangi bir şekilde değer artırıcı bir katkıda bulunmamakta, fiziksel olarak ürünün yapısını değiştirmemekte ve söz konusu ürünü aldığı biçimde satmaktadır. Bu çerçevede paketleme, etiketleme ve küçük çaplı montajlar değer artırıcı katkı ya da fiziksel değişim olarak değerlendirilmeyecektir. Ancak, yeniden satıştan önce ürüne çok fazla değer katılması veya bir başka ürünle birleştirilmesi nedeniyle ürünün ilk özelliğini yitirmesi hallerinde emsallere uygun bedel bulmak zorlaşacağından, bu yöntemin kullanılması mümkün olmayacaktır. 5.4- Kâr Bölüşüm Yöntemi Kâr bölüşüm yöntemi, ilişkili kişilerin bir veya daha fazla sayıdaki kontrol altındaki işlemlere ilişkin toplam faaliyet kârı ya da zararının, üstlendikleri işlevler ve yüklendikleri riskler nispetinde ilişkili kişiler arasında emsallere uygun olarak bölüştürülmesini esas almaktadır. Bu çerçevede, kâr bölüşüm yöntemine başvurulması durumunda aşağıdaki faktörler dikkate alınır: a) Bir ürünün edinimi, üretimi veya satımı ya da hizmet sunumu için yapılan harcamalar, b) Bir ürünün geliştirilmesi veya hizmet sunumu esnasında ihtiyaç duyulan sermaye veya kullanılan varlıklar ya da üstlenilen risk derecesi, c) İşlemin her aşamasında gerçekleştirilen işlevlerin göreceli önemi, d) Ölçülebilir nitelikteki diğer faktörler. Bu yöntem, geleneksel işlem yöntemlerinin (karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi, yeniden satış fiyatı yöntemi) kullanılamadığı özellikle karşılaştırılabilir işlemlerin olmadığı ve ilişkili kişiler arasındaki işlemlerin birbirinin ayrılmaz bir parçası olduğu durumlarda kullanılmalıdır. Bu yöntem, ilişkisiz şirketlerin yaptıkları işlemleri veya bu işlemden elde edecekleri kârı gözönünde bulundurmak suretiyle, kontrol altındaki bir işlemde oluşan şartların kâr üzerindeki etkisini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Kâr bölüşüm yönteminde, önce ilişkili şirketlerin yaptığı işlemden ortaya çıkan paylaşılacak kâr tespit edilir. Daha sonra bu kâr, ilişkili şirketler arasında paylaştırılır. Kârın bölüşümü, emsallere uygunluk ilkesine göre yapılmış anlaşmalardaki tahmin edilen ve yansıtılan şekilde, güçlü ekonomik gerekçelere dayanarak yapılmalıdır. Bu çerçevede, kontrol altındaki işlemlerden elde edilen toplam kâr iki aşamada paylaştırılır. İlk aşamada, ilişkisiz şirketlerin benzer türdeki kontrol dışı işlemlerden elde ettikleri kâr marjı dikkate alınarak, her ilişkili şirketin toplam kâr içerisinden alacağı kâr miktarı belirlenir. İkinci aşamada, ilk aşamada ilişkili şirketlere yapılan kâr dağıtımından sonra toplam kârdan geriye kalan bakiye kâr var ise, bu kâr üstlendikleri işlevler ve yüklendikleri riskler nispetinde ilişkili şirketler arasında tekrar dağıtılmak suretiyle, ilişkili şirketlerin kontrol altındaki işlemlerden elde ettikleri kârlar yeniden hesaplanır. Dolayısıyla, gerekli düzeltimlerin yapılması sonucu, ilişkili kişilerin kontrol altındaki işlemlerde uygulayacağı emsallare uygun fiyat tespit edilir. İlişkili tarafların kârın oluşumuna yaptığı katkının değeri işlev analizlerine göre yapılır ve bu katkılar dış piyasadan elde edilen güvenilir bilgileri kapsayacak şekilde değerlendirilir. İşlev analizi ilişkili taraflar arasında gerçekleştirilen işlevlerin analizi olup, tarafların üstlendiği riskler ve kullandıkları varlıklar hesaba katılmalıdır. Bu yöntemde, emsallere uygunluk ilkesinin uygulanması sırasında, her durumun kendi koşullarının göz önünde bulundurulması büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle, kârın bölüşüm sürecinde bakiye kârın taraflar arasında bölüşümünün mümkün olduğu ölçüde kesin rakamları içermesi gerekmektedir. Örneğin, araştırma ve geliştirme harcamalarına yer verildiği durumlarda, Ar-Ge harcamaları arasındaki farklılıkların dikkate alınması gerekebilir. Bu yöntemin, işlemlerin birbirleriyle iç içe geçtiği ve bağlantılı olduğu veya her bir işlemin ayrı ayrı ele alınmasının zor olduğu durumlarda kullanılması uygun olacaktır. 5.5- İşleme Dayalı Net Kâr Marjı Yöntemi İşleme dayalı net kâr marjı yöntemi, mükellefin kontrol altındaki bir işlemden; maliyetler, satışlar veya varlıklar gibi ilgili ve uygun bir temele dayanarak tespit ettiği net kâr marjının incelenmesi esasına dayanan bir yöntemdir. İşleme dayalı net kâr marjı yönteminin uygulanması maliyet artı ve yeniden satış fiyatı yönteminin uygulanmasına benzerlik göstermektedir. İşleme dayalı net kâr marjı yöntemi ile bu yöntemler arasındaki fark, diğer iki yöntemde brüt kâr marjı hesaplanırken, bu yöntemde net faaliyet kâr marjının hesaplanmasıdır. Bu yöntemde de karşılaştırılabilirlik analizi yapılacaktır. Ancak işlevlerde farklılık olsa dahi, net faaliyet kâr marjı, bu farklılıktan maliyet artı ve yeniden satış fiyatı yönteminde dikkate alınan brüt kâr marjına göre daha az etkilenmektedir. Net faaliyet kâr marjının tespitinde, öncelikle mükellefin karşılaştırılabilir kontrol dışı bir işlemde uyguladığı net faaliyet kâr marjı dikkate alınacaktır. Bunun mümkün olmaması durumunda, ilişkisiz bir kurumun karşılaştırılabilir kontrol dışı bir işlemde uyguladığı net faaliyet kâr marjı dikkate alınır. Yöntemin uygulanmasında ilişkili kurumların işlev analizinin yapılması gereklidir. Aralarında ilişki bulunmayan işletmelerin net faaliyet kâr marjlarının kullanılacağı durumlarda, güvenilir sonuçların elde edilebilmesi için işlemlerin karşılaştırılabilir olup olmadığı ve ne kadar düzeltme yapılması gerektiği belirlenmelidir. Bu yöntem kullanılarak yapılan analizlerde, ilişkili kurumun tek bir kontrol altındaki işlemine ait kâr dikkate alınmalıdır.”

Soru 4 · 2017/1 · Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları dışında kendi özel kanunlarında yer
alıp da, yıllık beyanname ile beyan edilecek gelirlerden veya kurum kazançlarından
indirilebilecek veya bu kazançların tespitinde gider olarak dikkate alınabilecek bağış ve
yardımları sayınız. (15 puan)
(Not: İlgili özel kanunların tarih ve sayılarının belirtilmesine gerek yoktur.)

Komisyonun resmî cevabını gör

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun(KVK) 35 inci ve Geçici 1 inci maddesinin 9 uncu fıkra hükümleri aşağıdaki gibidir: “Muafiyet, istisna ve indirimlerin sınırı Madde 35 (1) Diğer kanunlardaki muafiyet, istisna ve indirimlere ilişkin hükümler, kurumlar vergisi bakımından geçersizdir. (2) Kurumlar vergisi ile ilgili muafiyet, istisna ve indirimlere ilişkin hükümler, ancak bu Kanun, Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununa hüküm eklenmek veya bu kanunlarda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir. (3) Uluslararası anlaşma hükümleri saklıdır.” “Geçici Madde 1 (9) Bu Kanunun yürürlüğünden önce kurumlar vergisine ilişkin olarak başka kanunlarda yer alan muafiyet, istisna ve indirimler bakımından 35 inci madde hükmü uygulanmaz.” Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları dışında kendi özel kanunlarında yer alıp da, yıllık beyanname ile beyan edilecek gelirlerden veya kurum kazançlarından indirilebilecek veya bu kazançların tespitinde gider olarak dikkate alınabilecek bağış ve yardımlar aşağıdaki gibidir:

  • 15.05.1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak 15

Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 45 inci maddesine göre, afetlerden zarar görenlere yardımda bulunmak üzere kurulan Milli Yardım Komitesi ile mahalli yardım komitelerine makbuz mukabilinde yapılacak bağış ve yardımlar gelir ve kurumlar vergileri mükellefleri tarafından gider olarak dikkate alınabilir.

  • 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 56 ncı maddesinin (b) fıkrası uyarınca, gelir veya

kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilir.

  • 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 76 ncı maddesinin (g) fıkrasına göre, gelir ve

kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ilköğretim okullarına makbuz mukabilinde yapılacak para bağışları, yıllık bildirim ile bildirilecek gelirlerden ve kurum kazançlarından indirilir.

  • 278 Sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun’un 13

üncü maddesi uyarınca, Gelir veya Kurumlar Vergisine bağlı mükellefler tarafından bu kuruma makbuz karşılığında yapılacak para bağışları yıllık bildiri ile bildirilecek gelirlerden ve kurum kazancından indirilir.

  • 2876 Sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu’nun 101 inci maddesine göre,

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna ve bağlı kuruluşlarına yapılan bağış ve yardımlar, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince yılı içinde verecekleri beyannamelere gider kaydedebilirler.

  • 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 20 nci maddesinin (b) fıkrası uyarınca, Gelir veya

Kurumlar Vergisi mükellefleri tarafından Kurum ve kuruluşlarına makbuz karşılığında yapılacak nakdî ve aynî bağışlar Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden ve Kurum kazancından indirilir. Burada bahsi geçen Kurum “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’dür.

  • 2955 Sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nun 46 ncı maddesinin (b) fıkrası uyarınca,

Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından Gülhane Askeri Tıp Akademisine makbuz karşılığında yapılacak nakdi bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden ve kurum kazancından indirilebilir. Bu Kanun 31.07.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 669 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır.

  • 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu’nun 12 nci maddesi

uyarınca, bu Kanun hükümlerine göre kurulan ormanlarda, ağaçlandırma, bakım ve koruma masraflarının tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülür. Ayrıca bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolu çalışmaları ile ilgili her türlü tesis, bakım ve koruma masraflarının tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülür.

  • 3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 9 uncu maddesine göre,

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına yapılacak bağış ve yardımlar Kurumlar ve Gelir Vergisi matrahından indirilebilir.

  • 3388 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kanunu’nun 3 üncü maddesine göre,

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına yapılacak bağış ve yardımlar kurumlar ve gelir vergisi matrahından indirilebilir. 16

  • 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Göre Ek 44 üncü maddesine göre,

Emekli Sandığının kuracağı dinlenme ve bakımevlerine yapılacak bağış ve yardımlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilir.

  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21 inci maddesine göre, bu Kanun kapsamında

aylık alan maluller ile hayatını kaybedenlerin dul ve yetimlerine bağışlanan gayrimenkullerin maliyet bedellerinin tamamı bunları bağışlayanlar tarafından Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesi kapsamında dönem gelirinden veya kurum kazancından indirilebilir.

  • 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun’un

11 inci maddesinin (2) nci fıkrasında, Başkanlığa yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilir.

  • 6569 sayılı Kanunun 17/1 inci maddesine göre, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına

(TÜSEB)’e makbuz karşılığında yapılan nakdî bağış ve yardımlar, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilir.

  • 6721 sayılı Türkiye Maarif Vakfı Kanunu’nun 5 inci maddesinin (5) inci fıkra hükmüne

göre, Türkiye Maarif Vakfına yapılacak bağış ve yardımlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilir.

Gelir Üzerinden Alınan Vergiler dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 1045 çözümlü soru

Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

YMM Sınavı uygulaması