Soru 1 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdaki kişilerden hangisi yönetim kurulu bünyesinde oluşturulan komitelerde görev alamaz?
- A)İcra başkanı/genel müdür
- B)Finans alanında uzmanlığa sahip kişiler
- C)İcrada görevli olmayan yönetim kurulu üyesi
- D)Daha önce işletmede çalışmış bir kişi
- E)Finans ve muhasebe alanında uzmanlığı olmayan kişiler
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği’ne göre, denetim komitesi ve riski yönetme komitesi gibi bağımsız denetim ve gözetim işlevi gören komitelerde, şirketin icra organında (genel müdür veya icra başkanı) görev yapan kişiler yer alamaz. Bu kural, denetim mekanizmasının bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumak amacıyla konulmuştur. İcra birimi, kendi faaliyetlerinin denetimine katılırsa çıkar çatışması doğar ve iç kontrol zayıflar.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı, komitelerde uzmanlık aranan pozisyonlar olduğu için elenir. C şıkkı, icradan bağımsız üyelerin komite üyesi olmasının teşvik edildiği için elenir. D şıkkı, geçmişte çalışmış olmanın tek başına komite üyeliğini yasaklamadığı için elenir. E şıkkı ise, özellikle denetim komitesi için finansal bilgi birikimi arandığından, uzmanlığı olmayanların bu özel komitede görev alamayacağı doğrudur ancak soru genel "komiteler" için sorulmuş ve A şıkkı evrensel bir yasak olduğu için önceliklidir; ancak sorunun bağlamında A şıkkı, icra biriminin denetimden izole edilmesi prensibinin en net ifadesidir.
Bilinmesi gereken kural: İcra organı üyeleri, kendi denetimini yapacak komitelerde görev alamaz.
Soru 2 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Kurumsal Yönetim İlkelerine göre, hangi komitenin tüm üyeleri bağımsız yönetim kurulu üyesi niteliğinde olmalıdır?
- A)Denetim komitesi
- B)Riskin erken saptanması komitesi
- C)Ücret komitesi
- D)Aday gösterme komitesi
- E)İnsan kaynakları komitesi
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği’ne göre, denetim komitesinin tüm üyeleri bağımsız yönetim kurulu üyesi olmak zorundadır. Bu düzenleme, denetim sürecinin nesnelliğini, tarafsızlığını ve finansal raporlama kalitesini güvence altına almak amacıyla yapılmıştır. Bağımsızlık, komitenin yönetim ve iç denetimle olan ilişkilerinde herhangi bir çıkar çatışması yaşamadan görevini yerine getirebilmesi için hayati öneme sahiptir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: B şıkkı yanlıştır çünkü risk komitesi üyelerinin tamamının bağımsız olması zorunlu değildir. C şıkkı yanlıştır çünkü ücret komitesinde en az bir üyenin bağımsız olması yeterlidir, tüm üyelerin bağımsız olması şartı yoktur. D şıkkı yanlıştır çünkü aday gösterme komitesinde de tüm üyelerin bağımsız olması zorunlu değildir. E şıkkı yanlıştır çünkü İnsan Kaynakları Komitesi’nin bağımsızlık zorunluluğu bu kapsamda tanımlanmamıştır.
Bilinmesi gereken kural: Denetim komitesi, SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri uyarınca tüm üyeleri bağımsız olmak zorunda olan tek komitedir.
Soru 3 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Kurumsal Yönetim İlkelerine göre, 12 üyeden oluşan bir yönetim kurulunda bağımsız üye sayısı asgari ne kadar olmalıdır?
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği’ne göre, yönetim kurulu üyelerinin en az üçte biri bağımsız üyelerden oluşmalıdır. 12 kişilik bir kurulda üçte bir, 4’e eşittir. Bu nedenle asgari bağımsız üye sayısı 4’tür.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı, üçte bir oranının çok altındadır. B şıkkı, yasal asgari sınırın altındadır. D şıkkı, zorunlu asgari sayının üzerindedir. E şıkkı ise yasal zorunluluğun çok üzerindedir.
Bilinmesi gereken kural: Yönetim kurullarında bağımsız üye oranı, toplam üye sayısının en az üçte biri olmak zorundadır.
Bu kural, şirketlerin şeffaflığını ve azınlık haklarının korunmasını sağlamak amacıyla konulmuştur. Sınavlarda bu oranı hesaplamak için toplam üye sayısını 3’e bölmeniz yeterlidir. Kalan sayı, o kurulda bulunması gereken minimum bağımsız üye sayısını verir. Bu kural, halka açık şirketler için zorunludur ve ihlali ciddi yaptırımlara yol açar.
Soru 4 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Kurumsal Yönetim İlkelerine tabi borsada işlem gören işletmelerce; iç denetim sisteminin işleyişi ve etkinliği hakkında aşağıdaki belgelerin hangisinde bilgi verilmesi gerekir?
- A)Finansal tabloların dipnotlarında
- B)İç denetim koordinasyon kurulu raporunda
- C)Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunda
- D)Ücret belirleme komitesi raporunda
- E)Finansal tablolara ilişkin denetçi raporunda
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Türkiye Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne (İlkeler) göre, borsada işlem gören şirketlerin Yönetim Kurulu, yıllık faaliyet raporunda iç denetim sisteminin işleyişi ve etkinliği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. Bu hüküm, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesinin bir gereğidir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Finansal tabloların dipnotları, muhasebe politikalarını ve açıklamaları içerir; iç denetim sisteminin genel etkinliği buraya yazılmaz. B) İç denetim koordinasyon kurulu raporu, iç denetim faaliyetlerinin detaylarını içerir ancak bu raporun tamamı veya özeti doğrudan "bilgi verilmesi gereken" ana belge olarak faaliyet raporu değildir. D) Ücret belirleme komitesi raporu, sadece yönetici maaşları ve teşvikleri ile ilgilidir, iç denetim sistemini kapsamaz. E) Bağımsız denetçi raporu, finansal tabloların dürüstlüğüne ilişkin görüş bildirir; iç denetim sisteminin işleyişine dair bilgi vermez.
Bilinmesi gereken kural: Borsada işlem gören şirketlerde, iç denetim sisteminin işleyişi ve etkinliği hakkında bilgi, Yönetim Kurulunun yıllık faaliyet raporunda yer almalıdır.
Soru 5 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Türk Ticaret Kanununa göre finansal tablolar ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ile denetçi raporları, genel kurulun toplantısından en az kaç gün önce şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmalıdır?
Çözümü göster — doğru cevap A
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 400/1 hükmüne göre, anonim şirketlerde finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ve bağımsız denetçi raporu, genel kurul toplantısından en az 15 gün önce şirket merkezinde ve şubelerde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmalıdır. Bu süre, pay sahiplerinin söz konusu belgeleri inceleyerek toplantıda etkili bir şekilde oy kullanabilmesi ve soru sorabilmesi için yasal asgari süredir. Bu nedenle A şıkkı doğrudur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: B şıkkı (45 gün), genel kurul toplantı çağrısı için gereken asgari süre ile karıştırılmıştır. C şıkkı (60 gün), özel durumlar veya özel kanunlarda öngörülen daha uzun süreler olabilir ancak genel kural değildir. D şıkkı (90 gün) ve E şıkkı (120 gün) ise TTK’da bu husus için öngörülen herhangi bir yasal süre ile örtüşmemektedir; bu sayılar genellikle mali tablo hazırlık veya denetim süreçlerinin toplam süresi ile ilgili yanılgılardan kaynaklanmaktadır.
Bilinmesi gereken kural: TTK’ya göre finansal tablolar ve denetim raporlarının pay sahiplerinin incelemesine sunulması için gereken asgari süre, genel kurul toplantı tarihinden önceki 15 gündür.
Soru 6 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetimin faydalarından birisi olarak nitelendirilemez?
- A)Dış finansmana erişim olanağını kolaylaştırması
- B)Sermaye maliyetini düşürmesi
- C)Operasyonel verimliliği artırması
- D)Şirket marka değerini artırması
- E)Hisse değerini azaltması
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Kurumsal yönetim ilkeleri, şirketlerin şeffaflık, hesap verebilirlik ve adil davranış ilkelerini benimsemesini sağlayarak paydaş güvenini artırır. OECD ve Türkiye’de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne göre, güçlü bir kurumsal yönetim yapısı yatırımcı güvenini pekiştirir, bu da şirket hisselerinin değerini artırır veya en azından korur. Dolayısıyla, hisse değerini azaltması kurumsal yönetimin bir faydası değil, aksine zayıf yönetişim sonucunda ortaya çıkan bir risktir.
Diğer şıkların yanlışlığı ise şöyledir: A) Şirketin şeffaflığı arttığı için dış finansmana erişim kolaylaşır. B) Risk algısı düştüğü için yatırımcılar daha düşük getiri talep eder, maliyet düşer. C) Süreçlerin standartlaşması ve denetimi operasyonel verimliliği artırır. D) İtibarın güçlenmesi marka değerini yükseltir.
Bilinmesi gereken kural: Kurumsal yönetim, şirket değerini ve hisse fiyatını olumlu yönde etkiler; negatif bir finansal sonuç doğurmaz.
Soru 7 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Azınlık hissedarlar ve yabancı ortaklar dahil olmak üzere bütün hissedar haklarının korunmasını ifade eden kurumsal yönetimin ana ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Adillik
- B)Hesap verebilirlik
- C)Şeffaflık
- D)Sorumluluk
- E)Kolay erişilebilirlik
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A) Adillik'tir.
Neden Doğru? Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Sermaye Piyasası Mevzuatı’na göre, kurumsal yönetimin temel ilkelerinden biri olan Adillik, şirketin tüm hissedarlarına (çoğunluk ve azınlık, yerli ve yabancı) eşit muamele yapılmasını gerektirir. Bu ilke, azınlık hissedarların haklarının ihlal edilmesini önleyerek, tüm pay sahiplerinin çıkarlarının korunmasını ifade eder. Dolayısıyla soruda belirtilen "bütün hissedar haklarının korunması" ifadesi doğrudan adillik ilkesini tanımlar.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B) Hesap verebilirlik: Yönetim kurulu ve yönetimin, faaliyetlerini ilgili mercilere açıklama yükümlülüğüdür, eşit muameleyi doğrudan ifade etmez.
- C) Şeffaflık: Bilgiye erişim ve açıklama kalitesi ile ilgilidir, hakların korunması sürecinin bir aracıdır ancak ana ilke değildir.
- D) Sorumluluk: Yöneticilerin eylemlerinden doğan hukuki ve mali sorumluluğunu ifade eder.
- E) Kolay erişilebilirlik: Bilgiye ulaşım kolaylığıdır, adillik kadar kapsamlı bir hak koruma ilkesi değildir.
Bilinmesi gereken kural: Adillik ilkesi, şirket yönetiminin tüm hissedar gruplarına, özellikle de azınlık hissedarlara karşı tarafsız ve eşit davranmasını zorunlu kılar.
Soru 8 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdakilerden hangisi yönetimin 5 temel fonksiyonundan birisidir?
- A)Muhasebe
- B)İnsan Kaynakları
- C)Pazarlama ve Genel Yönetim
- D)Organizasyon (örgütlenme)
- E)Halkla İlişkiler
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Yönetimin klasik 5 temel fonksiyonu Henri Fayol’un tanımladığı üzere; Planlama, Organizasyon, Koordinasyon, Koordine Etme (Komuta) ve Kontrol’dür. "Organizasyon" (örgütlenme), kaynakların etkili kullanımı için görev ve sorumlulukların belirlenmesi sürecini ifade eder ve bu listede yer alır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Muhasebe, yönetimin bir fonksiyonu değil, bilgi sağlayan bir destek birimidir. B) İnsan Kaynakları, organizasyonun içinde yer alan özel bir departman veya alt fonksiyondur. C) Pazarlama ve Genel Yönetim, temel fonksiyonlar listesinde doğrudan yer almayan daha geniş veya spesifik kavramlardır. E) Halkla İlişkiler, iletişimin bir alt dalıdır ve temel yönetim fonksiyonu olarak sınıflandırılmaz.
Bilinmesi gereken kural: Yönetimin 5 temel fonksiyonu ezberlenmeli ve bunlar operasyonel departmanlardan (İK, Muhasebe vb.) ayrılmalıdır.
Soru 9 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Kurumsal Yönetim İlkelerine göre, yönetim kurulu yapılanması gereği ayrı bir aday gösterme komitesi ve ücret komitesi oluşturulamaması durumunda aşağıdakilerden hangisi bu komitelerin görevlerini yerine getirir?
- A)Riskin erken saptanması komitesi
- B)Yatırımcı ilişkileri bölümü
- C)İnsan kaynakları direktörü
- D)Denetim komitesi
- E)Kurumsal yönetim komitesi
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türkiye Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne göre, yönetim kurulu; denetim, riskin erken saptanması, aday gösterme ve ücret komitelerini ayrı ayrı oluşturmak zorundadır. Ancak, bu komitelerin kurulamadığı durumlarda, Kurumsal Yönetim Komitesi devreye girer ve söz konusu komitelerin görevlerini üstlenir. Bu düzenleme, şirketlerin yönetim yapılarında esneklik sağlarken, denetim ve şeffaflık ilkelerinin zayıflamasını engellemeyi amaçlar. Dolayısıyla, aday gösterme ve ücretlendirme gibi kritik konularda karar alma yetkisi, özel bir komite yoksa doğrudan Kurumsal Yönetim Komitesi’ne aittir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Riskin erken saptanması komitesi yalnızca risk yönetimi ile ilgilenir, aday veya ücret konularına bakmaz. B) Yatırımcı ilişkileri bölümü, şirket ile yatırımcılar arasındaki iletişimi yürütür, yönetim komitesi görevi görmez. C) İnsan kaynakları direktörü idari bir pozisyondadır, yönetim kurulu komitesi yetkisine sahip değildir. D) Denetim komitesi yalnızca finansal raporlama ve iç denetim süreçlerini denetler, aday gösterme veya ücret politikalarını belirlemez.
Bilinmesi gereken kural: Kurumsal Yönetim İlkeleri’nde aday gösterme ve ücret komiteleri oluşturulamazsa, bu görevler otomatik olarak Kurumsal Yönetim Komitesi’ne devreder.
Soru 10 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
İleri bir iş bölümü, otoritenin merkezileşmesi, kayıtlı ve ayrıntılı bir dosyalama sistemi, yetki ve görevlerin önceden belirlenmesi aşağıda belirtilen organizasyon yapılarından hangisinin temel özelliklerindendir?
- A)Bürokrasi yaklaşımı
- B)Davranışsal yönetim yaklaşımı
- C)X ve Y teorileri yaklaşımı
- D)Sistem 4 modeli yaklaşımı
- E)Olgunlaşma yaklaşımı
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Max Weber’in Bürokrasi yaklaşımı, organizasyonun verimliliğini artırmak için rasyonel ve yasal otoriteye dayalı yapıyı esas alır. Bu yaklaşımın temel özellikleri; işin net bir şekilde bölünmesi, hiyerarşik otoritenin merkezileşmesi, yazılı kurallar ve prosedürlerin (kayıtlı dosyalama) hakimiyeti ile yetki ve görevlerin önceden tanımlanmasıdır. Bu unsurlar, öngörülebilirliği ve kontrolü sağlayarak bürokratik yapının temelini oluşturur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: B) Davranışsal yönetim, insan ilişkilerine ve motivasyona odaklanır, katı kurallara değil. C) X ve Y teorileri, çalışanların doğası ve motivasyon kaynaklarını inceler, yapısal özellikleri değil. D) Sistem 4 modeli, esnek ve katılımcı yönetimi savunur, merkezi otoriteyi değil. E) Olgunlaşma yaklaşımı, liderlik tarzının duruma göre değiştiğini vurgular, sabit yapısal özellikleri tanımlamaz.
Bilinmesi gereken kural: Bürokrasi; iş bölümü, hiyerarşi, yazılı kurallar ve önceden belirlenmiş yetkilerle tanımlanan rasyonel ve merkezi yönetim modelidir.
Soru 11 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
“Miktarından bağımsız olarak şirketin hisselerinden bir kısmını elinde bulunduran herkes o şirket için pay sahibidir” Bu ifade hangi kurumsal yönetim ilkesine işaret etmektedir?
- A)Sosyallik
- B)Bilgi paylaşımı
- C)Eşitlik
- D)Şeffaflık
- E)Doğruluk
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde "Eşitlik" ilkesi, tüm hissedarların, sahip oldukları hisse adedi veya miktarından bağımsız olarak, yasal haklarını kullanma ve bu haklardan eşit şekilde yararlanma hakkına sahip olduğunu öngörür. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği’ne göre, şirketler tüm pay sahiplerine karşı adil ve eşit davranmak zorundadır. Bu ilke, küçük veya büyük hissedar ayrımı gözetmeksizin, her pay sahibinin şirket kararlarına katılma, temettü alma ve bilgi edinme haklarının korunmasını sağlar. Dolayısıyla, "miktarından bağımsız olarak... herkes pay sahibidir" ifadesi, hiyerarşik bir ayrımcılık olmadan tüm ortakların eşit statüde olduğunu vurguladığı için eşitlik ilkesine işaret eder.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Sosyallik, şirketin toplum ve çevreyle ilişkilerini düzenler, hisse miktarıyla ilgisi yoktur. B) Bilgi paylaşımı, tüm hissedarlara eşit ve zamanında bilgi verilmesini kapsar, statüden ziyade erişimi hedefler. D) Şeffaflık, finansal ve operasyonel bilgilerin açıkça sunulmasını gerektirir, eşit hak kullanımını doğrudan tanımlamaz. E) Doğruluk, beyanların gerçeği yansıtmasını esas alır, hissedar statüsünün eşitliğini konu almaz.
Bilinmesi gereken kural: Eşitlik ilkesi, hisse adedi ne olursa olsun tüm pay sahiplerinin yasal haklarında ve muamelede eşit olduğunu garanti eder.
Soru 12 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdakilerden hangisi şirket yönetim kurulunun hakim hissedarların elinde bulunmasının doğurabileceği olumsuz sonuçlardan biri değildir?
- A)Bilgi asimetrisine neden olması
- B)Diğer paydaşların menfaatlerinin yeterince gözetilmemesi
- C)Şirketin daha fazla sahiplenilmesi
- D)Azınlık hissedarlarının aleyhine sonuçlar doğurması
- E)Özel çıkar gözetiminin artması
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Kurumsal yönetim ilkeleri ve ilgili mevzuatlar uyarınca, yönetim kurulunun hakim hissedarların elinde olması, şirketin "daha fazla sahiplenilmesi" olumlu bir durum olarak değerlendirilmez; aksine bu yapı, şirketin bağımsızlığını zedeleyerek çıkar çatışmalarını tetikler. Sahiplenme duygusu, genellikle tüm hissedarlar lehine olan şeffaflık ve denge yerine, kontrol gücünü elinde tutan grubun çıkarlarını önceliklendirmesine yol açar. Bu nedenle bu ifade, doğurulan olumsuz sonuçlardan biri olarak kabul edilmez.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı, hakim grubun içsel bilgiye sahip olmasıyla bilgi asimetrisini artırır. B şıkkı, kararların sadece çoğunluk lehine verilmesi diğer paydaşların haklarını zedeler. D şıkkı, azınlık hissedarlarının haklarının ihlal edilmesine neden olur. E şıkkı ise, kontrol gücünün tek elde toplanması özel çıkar gözetimini teşvik eder.
Bilinmesi gereken kural: Yönetim kurulunun hakim hissedar kontrolünde olması, şirket çıkarlarından ziyade özel çıkarları öne çıkararak kurumsal yönetim ilkelerine aykırı bir risk unsuru oluşturur.
Soru 13 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Kurumsal Yönetim İlkelerine göre yönetim kuruluyla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Yönetim kurulu, yılda en az bir kez risk yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin etkinliğini gözden geçirir.
- B)Yönetim kurulu üyeleri arasında görev dağılımı varsa, yönetim kurulu üyelerinin görev ve yetkileri faaliyet raporunda açıklanır.
- C)Yönetim kurulu; şirketin stratejik hedeflerini tanımlar.
- D)Şirketin ihtiyaç duyacağı işgücü ile finansal kaynaklarını belirler, yönetimin performansını denetler.
- E)Şirketin icra başkanı/genel müdürü, yönetim kurulunun üyesi olarak atanamaz.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği uyarınca, icra başkanı veya genel müdürün yönetim kurulu üyesi olması yasak değildir; aksine, bu kişinin yönetim kurulu üyesi olması ve hatta başkanlık yapması mümkündür. Önemli olan, yönetim kurulu üyelerinin bağımsız üye kriterlerini sağlaması ve iç kontrol sisteminin etkinliğidir. Dolayısıyla E şıkkındaki "atanamaz" ifadesi mevzuata aykırıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Yönetim kurulu, yılda en az bir kez risk yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin etkinliğini gözden geçirmekle yükümlüdür (Doğru ifade). B) Görev dağılımı varsa, bu durum faaliyet raporunda açıklanmalıdır (Doğru ifade). C) Yönetim kurulu şirketin stratejik hedeflerini belirler (Doğru ifade). D) Yönetim kurulu işgücü ve finansal kaynak ihtiyaçlarını belirler ve yönetimi denetler (Doğru ifade).
Bilinmesi gereken kural: Genel müdür veya icra başkanı, yönetim kurulu üyeliğine atanabilir; ancak bağımsız üye olamaz.
Soru 14 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Yatırım yapılan varlıktan elde edilen / edilmesi beklenen getiri ile kısa vadeli hazine bonolarının faiz oranı arasındaki fark aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
- A)Risk primi
- B)Sermaye maliyeti
- C)Kupon faiz oranı
- D)Güvenceli tahvil getirisi
- E)Reel faiz oranı
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Finansal yönetim ilkelerine göre, yatırımcıların riskli varlıklara yatırım yapmalarını teşvik etmek için, risksiz faiz oranı (genellikle kısa vadeli hazine bonoları üzerinden ölçülür) üzerinde talep ettikleri ek getiri risk primi olarak adlandırılır. Bu kavram, varlık fiyatlamasında temel bileşenlerden biridir ve yatırımdaki belirsizliğin bedelini temsil eder.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: B) Sermaye maliyeti, şirketin fon temin etme maliyetinin genel toplamıdır, sadece riskli getirinin risksiz faizden farkı değildir. C) Kupon faiz oranı, tahvilin vadeye kadar ödeyeceği sabit faiz tutarını ifade eder, piyasa risk primi ile ilgisi yoktur. D) Güvenceli tahvil getirisi, genellikle risksiz faiz oranı ile eşdeğer kabul edilir, farkı değil referans noktasını temsil eder. E) Reel faiz oranı, enflasyon etkisinden arındırılmış faiz oranıdır, risk unsurunu doğrudan ifade etmez.
Bilinmesi gereken kural: Risk primi, riskli bir yatırımdan beklenen getiri ile risksiz faiz oranı arasındaki farktır.
Soru 15 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdakilerden hangisinin orta veya uzun vadeli fon kaynakları arasında sınıflandırılmaması beklenir?
- A)Tahvil ihracı
- B)Finansal kiralama
- C)Hisse senedi ihracı
- D)Oto finansman
- E)Faktoring
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Faktoring, ticari alacakların bir üçüncü tarafa devri işlemidir ve bu işlem şirketin nakit akışını hızlandırmak amacıyla kısa vadeli (genellikle 1 yıl içinde) likidite ihtiyacını karşılamak için kullanılır. Finansal yönetim ilkelerine ve muhasebe standartlarına göre, orta veya uzun vadeli fon kaynakları; tahvil, hisse senedi, finansal kiralama ve oto finansman gibi vadesi 1 yılı aşan veya kalıcı sermaye yapısına katkı sağlayan araçlardır. Faktoring ise dönen varlık niteliğindeki alacakların eritilmesi sürecidir, bu nedenle bilançoda uzun vadeli borç veya özsermaye kalemi olarak sınıflandırılmaz.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Tahvil ihracı, belirlenen vadeye kadar şirketin kullandığı uzun vadeli borçlanma aracıdır. B) Finansal kiralama, genellikle 1 yılı aşan süreli varlık edinimi için kullanılan uzun vadeli finansman yöntemidir. C) Hisse senedi ihracı, şirketin ömür boyu kullandığı kalıcı özsermaye kaynağıdır. D) Oto finansman, genellikle 1 yılı aşan vadeli taksitlerle yapılan uzun vadeli bir finansman işlemidir.
Bilinmesi gereken kural: Faktoring, nakit akışını düzenleyen kısa vadeli bir finansman aracıdır; orta/uzun vadeli fon kaynakları arasında yer almaz.
Soru 16 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Muhasebe-verim oranı (yatırım karlılığı) yöntemiyle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A)Paranın zaman değerini ve projenin riskini dikkate alan dinamik bir yöntemdir.
- B)Yatırım maliyetini en kısa sürede ödeyen projenin seçilmesine dayanır.
- C)Nakit akışlarının bugüne indirgenmesinde regresyon modeline dayanması karmaşıklığını artırmaktadır.
- D)Projenin sağlayacağı net kar toplamı, projenin toplam tutarına bölünerek hesaplanmaktadır.
- E)Nakit akışlarının bugünkü değerinin hesaplanmasında, işletmenin yatırımcısının beklediği getiri oranı kullanılmaktadır.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D’dir. Muhasebe-verim oranı (ortalama muhasebe getirisi), projenin beklenen ortalama net karının, ortalama yatırım tutarına veya toplam maliyete bölünmesiyle hesaplanır. Bu yöntem, standart muhasebe kayıtlarındaki kar verilerini temel aldığı için doğrudur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: A şıkkı yanlıştır çünkü bu yöntem paranın zaman değerini ve riski dikkate almayan statik bir yaklaşımdır. B şıkkı yanlıştır çünkü kısa sürede maliyeti geri kazanan projeleri seçen yöntem, geri ödeme süresi yöntemidir. C şıkkı yanlıştır çünkü bu yöntem regresyon modeli kullanmaz; basit aritmetik ortalama ve oranlama esasına dayanır. E şıkkı yanlıştır çünkü nakit akışlarını bugüne indirgeyen ve iskonto oranı kullanan yöntem, net bugünkü değer (NBV) yöntemidir.
Bilinmesi gereken kural: Muhasebe-verim oranı, paranın zaman değerini göz ardı eden, muhasebe karına dayalı statik bir yatırım değerlendirme yöntemidir.
Soru 17 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdaki yöntemlerden hangisi paranın zaman değerini dikkate almamaktadır?
- A)Geri ödeme süresi
- B)Net bugünkü değer
- C)İç verim oranı
- D)Yıllık eşdeğer gider
- E)Ekonomik katma değer
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Geri ödeme süresi (Payback Period), bir yatırımın maliyetini geri kazandığı süreyi ölçer. Bu yöntem, nakit akışlarını indirgemeden (faizsiz) toplar. Yani, paranın zaman değerini (TVP) dikkate almaz. Finansal yönetimde TVP, bugünkü paranın gelecekteki paradan daha değerli olduğunu kabul eder. Net bugünkü değer (B), iç verim oranı (C), yıllık eşdeğer gider (D) ve ekonomik katma değer (E) ise tümüyle nakit akışlarını belirli bir iskonto oranı ile bugünkü değerine indirgeyerek hesaplanır. Bu nedenle B, C, D ve E şıkları paranın zaman değerini açıkça dikkate alan yöntemlerdir. A şıkkı ise basit toplama yöntemi kullandığı için bu kriteri karşılamaz. Sınavlarda "zaman değeri" sorulduğunda, iskonto işlemi içermeyen yöntemler her zaman yanlış veya aranan özellikte olmayan şıktır.
Diğer Şıkların Yanlışlığı:
- B: Net bugünkü değer, nakit akışlarını iskonto ederek TVP'yi dikkate alır.
- C: İç verim oranı, iskonto oranı olarak TVP'yi temel alır.
- D: Yıllık eşdeğer gider, TVP'yi hesaba katar.
- E: Ekonomik katma değer, iskonto edilmiş nakit akışlarına dayanır.
Bilinmesi gereken kural: Geri ödeme süresi yöntemi, nakit akışlarını indirgemeden hesapladığı için paranın zaman değerini dikkate almaz.
Soru 18 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Kredili mal ihracatından doğan, gelecekte tahsil edilecek, orta vadeli ve garantör banka taahhüdü içeren senetli veya senetsiz alacağın vadesinden önce satılarak tahsil edilmesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Forfaiting
- B)Swap
- C)Opsiyon sözleşmesi
- D)Rüçhan hakkı kullanımı
- E)Forward sözleşmesi
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Forfaiting, ihracatçı firmanın, alıcının (ihracatçının bankası veya başka bir banka tarafından) garantisi altındaki vadesi gelmiş senetli veya senetsiz alacaklarını, faizi ve komisyonu düşüldükten sonra nakit karşılığında bir forfaiting firmasına veya bankaya devretmesi işlemidir. Bu işlem, özellikle orta ve uzun vadeli kredili mal ihracatlarında kullanılır. Forfaiting işleminde, alacağın tahsil edilememesi riski (kredi riski) ve faiz riski, alacak satan firmadan alacak satın alan forfaiting firmasına geçer. Bu nedenle, ihracatçı firma nakit akışını hızlandırırken, alacak riskinden de kurtulmuş olur.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Swap, farklı para birimi veya faiz oranlarına dayalı finansal araçların takasıdır. C) Opsiyon sözleşmesi, belirli bir fiyattan alım veya satım hakkı verir, zorunluluk değildir. D) Rüçhan hakkı, mevcut ortakların yeni hisse ihraçlarında öncelikli alma hakkıdır. E) Forward sözleşmesi, gelecekte belirli bir fiyattan alım/satım taahhüdüdür, alacak devri değildir.
Bilinmesi gereken kural: Forfaiting, garantörlü alacakların faizi ve riski düşülerek nakde çevrilmesi işlemidir.
Soru 19 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Tahvil ve adi hisse senedi arasındaki farklara ilişkin ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Tahvil bir borç senedidir ve vade içerir.
- B)Hisse senedi sahibi, hisse senedini ihraç eden şirketin ortağıdır.
- C)Temettü hisse senedi sahibinin elde edeceği gelirler arasındadır.
- D)Bedelsiz sermaye artışı tahvil sahiplerine ilave bir getiri sağlar.
- E)Hisse senetlerinde prensip olarak itfa söz konusu değildir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Tahvil, şirketin yatırımcıdan borç para topladığı ve vadesinde anaparayı geri ödediği bir borç senedidir. Tahvil sahipleri şirketin ortağı değil, alacaklısıdır. Dolayısıyla şirketin bedelsiz sermaye artırımından doğan ek hisse senetleri, tahvil sahiplerine dağıtılmaz; bu hak sadece mevcut hissedarlara aittir. Tahvil sahipleri sabit faiz geliri elde ederler.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Tahvil, vadesi olan bir borç senedi olduğu için bu ifade doğrudur. B) Hisse senedi sahibi, şirketin ortakları arasında yer aldığı için bu ifade doğrudur. C) Temettü, hisse senedi sahiplerine dağıtılan kâr payı olduğu için bu ifade doğrudur. E) Adi hisse senetlerinde vade olmadığı için itfa (geri ödeme) prensip olarak söz konusu değildir; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Tahvil sahipleri alacaklı, hisse sahipleri ise ortak statüsündedir; bedelsiz sermaye artışı yalnızca ortakları ilgilendirir.
Soru 20 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Finansal varlıkların anında teslim prensibi ve piyasa fiyatı üzerinden el değiştirdiği piyasa ortamı için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Para piyasası
- B)Sermaye piyasayı
- C)Bono piyasası
- D)İkincil pazarlar
- E)Spot piyasası
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Spot piyasası, finansal varlıkların anında teslim (genellikle T+2 gibi çok kısa vadeli) ve piyasa fiyatı üzerinden alınıp satıldığı piyasa türüdür. Uluslararası finansal raporlama standartları ve piyasa yapısı literatüründe, "spot" işlemi, vadeli işlemlerden (forward/futures) farklı olarak teslimatın hemen gerçekleştiği yapıyı ifade eder. Bu nedenle soruda tanımlanan özellikler doğrudan spot piyasasına aittir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Para piyasası, kısa vadeli borçlanma araçlarının işlem gördüğü piyasa türüdür, teslimat zamanı tanımı değildir. B) Sermaye piyasası, uzun vadeli özsermaye ve borçlanma araçlarının işlem gördüğü geniş kapsamlı piyasa bütünüdür. C) Bono piyasası, sadece tahvil ve bono gibi sabit getirili araçların işlem gördüğü alt piyasadır. D) İkincil pazarlar, daha önce ihraç edilmiş varlıkların yatırımcılar arasında alınıp satıldığı piyasa yapısını ifade eder.
Bilinmesi gereken kural: Spot piyasası, varlıkların bugünden tesliminin yapıldığı, vadeli piyasaların ise gelecekteki bir tarihte teslim öngören piyasa türüdür.
Soru 21 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Bir işletmenin kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla ihraç ettiği ve vadesi genellikle 270 günden az olan borç senetleri aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Finansman bonosu
- B)Tahvil
- C)Depo sertifikası
- D)Kira sertifikası
- E)Mevduat
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Finansman bonosu, şirketlerin kısa vadeli nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, vadesi genellikle 270 günü geçmeyen ve faizsiz olarak ihraç edilen menkul kıymetlerdir. TTK ve SPK mevzuatına göre, bu araçlar doğrudan borçlanma ihtiyacını finanse etmek için tasarlanmıştır ve piyasa fiyatı üzerinden işlem görürler.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: Tahvil, uzun vadeli borçlanma aracı olduğu için kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamaz. Depo sertifikası, malların depoda bulunduğuna dair kanıt niteliğindedir ve doğrudan finansman aracı değildir. Kira sertifikası, kira alacaklarının menkulleştirilmesiyle oluşur ve genel kısa vadeli nakit ihtiyacından farklı bir yapıya sahiptir. Mevduat ise bankacılık sisteminde yer alan, banka tarafından kabul edilen bir fon toplama aracıdır, şirket tarafından ihraç edilen bir senet değildir.
Bilinmesi gereken kural: Finansman bonosu, vadesi 270 günü aşmayan ve doğrudan kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamak için ihraç edilen temel borçlanma aracıdır.
Soru 22 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdakilerden hangisi işletmelerce kullanılan bir türev ürün değildir?
- A)Future sözleşmeleri
- B)Swap
- C)Opsiyon sözleşmeleri
- D)Forward sözleşmeleri
- E)Tahvil
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Tahvil, türev ürün değil, temel (spot) bir finansal araçtır. Türev ürünler, değerleri başka bir varlıktan (altın, döviz, hisse, faiz oranı vb.) türeyen ve gelecekteki bir işlemi bugünden kilitleyen sözleşmelerdir. Future, Swap, Opsiyon ve Forward sözleşmeleri, risk yönetimi veya spekülasyon amacıyla kullanılan klasik türev araçlardır. Tahvil ise borçlanma senedi olup, issuer’ın yatırımcıya belirli bir vadede anapara ve faiz ödeme taahhüdüdür. Değeri türetilmez; doğrudan kredi riski ve faiz oranı riski taşır. Dolayısıyla “türev ürün” tanımına uymaz.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Future sözleşmeleri, standartlaştırılmış vadeli işlemler olup türev kategorisindedir. B) Swap, iki tarafın nakit akışlarını takas ettiği türev bir sözleşmedir. C) Opsiyon sözleşmeleri, hak veren türev araçlardır. D) Forward sözleşmeleri, özelleştirilmiş vadeli işlemler olup türevdir.
Bilinmesi gereken kural: Tahvil borçlanma aracıdır, türev değildir; türevler değerleri başka bir varlıktan türeyen sözleşmelerdir.
Soru 23 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdaki giderlerden hangisinin bir üretim işletmesinde sabit gider olarak sınıflandırılmaması öncelikle beklenir?
- A)Makine amortisman maliyeti
- B)Fabrika yönetimi gideri
- C)Üretim alanı kira maliyeti
- D)Üretim müdürü aylık ücret gideri
- E)Hammadde maliyeti
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Hammadde maliyeti, üretim miktarıyla doğru orantılı olarak değişen değişken gider örneğidir. Üretim arttıkça hammadde tüketimi de artar; bu nedenle sabit gider sınıflandırmasına uymaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Makine amortismanı, üretim hacminden bağımsız olarak zamanla geçen süreye bağlı olarak oluşan sabit bir maliyettir. B) Fabrika yönetimi giderleri, üretim miktarından bağımsız olarak ödenen genel idari ve idari destek giderleridir. C) Üretim alanı kira maliyeti, sözleşme süresince üretim seviyesinden bağımsız olarak sabit kalan bir giderdir. D) Üretim müdürü maaşı, performans ödeneği hariç tutulduğunda üretim hacminden bağımsız olarak ödenen sabit bir personel gideridir.
Bilinmesi gereken kural: Sabit giderler, kısa vadede üretim hacmi değişimlerinden etkilenmeyen giderlerdir; hammadde ise doğrudan değişken giderdir.
Bu ayrım, maliyet muhasebesinde "Doğrudan Maliyet" ve "Dolaylı Maliyet" sınıflandırmasının temelini oluşturur. Sınavlarda "sabit" kelimesi geçtiğinde, üretim adediyle orantılı olmayan, zaman veya kapasiteye dayalı giderleri işaret ettiğini unutmayın. Hammadde, işlenerek ürüne dönüşen ve miktarı arttıkça toplam tutarı artan en temel değişken kalemdir.
Soru 24 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Finansal yönetimin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Firmanın piyasa değerinin maksimize edilmesidir.
- B)Belirli düzeydeki bir nakit akımına ulaşılmasıdır.
- C)İhtiyaç duyulan yabancı sermaye tutarının sağlanmasıdır.
- D)Firmanın likit varlık yapısının korunmasıdır.
- E)Uygun koşullarda finansman temin edilmesidir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A’dır. Finansal yönetimin temel ve evrensel kabul edilen amacı, hissedarlar için zenginlik yaratmaktır. Bu durum, firmanın piyasa değerinin (veya hisse başına değerinin) maksimize edilmesi olarak ifade edilir. Bu hedef, sadece kısa vadeli kârı değil, uzun vadeli sürdürülebilir değeri ve riski de dikkate alan kapsamlı bir yaklaşımdır.
Diğer şıklar neden yanlıştır? B şıkkı, nakit akımının yönetimi önemli olsa da tek başına temel amaç değildir; likidite bir araçtır. C şıkkı, finansman temini bir ihtiyaçtır ancak amaç değildir; sermaye yapısı optimizasyonunun bir parçasıdır. D şıkkı, likiditenin korunması operasyonel bir gerekliliktir, stratejik bir amaç değildir. E şıkkı, uygun finansman temini bir araçtır, nihai hedef değildir.
Bilinmesi gereken kural: Finansal yönetimin nihai hedefi, hissedar değerini maksimize etmek yani firmanın piyasa değerini artırmaktır.
Soru 25 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Borçlanmanın işletmeye olan olumlu etkisinin finansal sıkıntı ve temsil maliyetleri yüzünden olumsuza dönüştüğünü iddia eden finans teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Net gelir yaklaşımı
- B)Riskten kaçınma ilkesi
- C)Çeşitlendirme yaklaşımı
- D)Modigliani-Miller yaklaşımı
- E)Artan yararlar ve borçlar yaklaşımı
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Modigliani-Miller (MM) teorisi, belirli varsayımlar altında (vergi, iflas maliyeti yokluğu vb.) serbest piyasalarda şirket değerinin sermaye yapısından bağımsız olduğunu öne sürer. Ancak, gerçek dünyada borçlanma arttıkça finansal sıkıntı maliyetleri ve temsilci sorunları (temsil maliyetleri) ortaya çıkar. MM teorisi ve bunu genişleten araştırmalar, borç avantajlarının bu olumsuz maliyetler karşısında azaldığını ve belirli bir noktadan sonra borçlanmanın şirket değerini düşürdüğünü, yani olumlu etkiyi olumsuz hale getirdiğini açıklar. Bu nedenle, borçlanmanın sınırlı fayda sağladığını ve aşırı borçlanmanın zararlı olduğunu vurgulayan yaklaşım MM çerçevesinde değerlendirilir.
A şıkkı, borçlanmanın şirket değerini etkilemediğini ancak özsermaye maliyetini sabit kabul eden hatalı bir yaklaşımdır. B şıkkı, yatırımcı davranışlarını konu alan bir psikolojik ilkedir, sermaye yapısı teorisidir. C şıkkı, riskin azaltılmasına odaklanır, borçlanmanın maliyet etkisini açıklamaz. E şıkkı, teorik olarak geçerli bir finansal teori adı değildir.
Bilinmesi gereken kural: Borçlanmanın vergi kalkanı faydası, artan finansal sıkıntı ve temsil maliyetleri nedeniyle sınırlıdır ve aşırı borç şirket değerini düşürür.
Soru 26 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
İşletmenin kar payı dağıtım politikasının işletmenin sermaye maliyetini etkilemediğini iddia eden birisi aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini dile getirmektedir?
- A)Eldeki kuş politikası
- B)Vergi tercihleri politikası
- C)Kalan kar payları politikası
- D)Kar paylarının ilgisizliği politikası
- E)Kar paylarının işaret verme politikası
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Modigliani ve Miller’in (MM) vergisiz ve mükemmel piyasalar varsayımına dayanan Kar Paylarının İlgisizliği Politikası, kar payı dağıtımının şirket değerini ve sermaye maliyetini etkilemediğini savunur. Bu teoriye göre, dağıtılan kar yerine hisse geri alımı veya yeni hisse ihraç edilsin, özsermaye maliyeti değişmez.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Eldeki kuş politikası, yatırımcıların kar payı tercih ettiğini ve bunun sermaye maliyetini düşüreceğini öne sürer. B) Vergi tercihleri politikası, kar payı vergisinin sermaye kazancı vergisinden yüksek olması durumunda dağıtımın maliyeti etkilediğini belirtir. C) Kalan kar politikası, yatırım fırsatlarına göre dağıtımı belirler ancak maliyet üzerindeki etkisini yadsımaz. E) İşaret verme politikası, kar payı kararlarının geleceğe dair sinyal olduğunu ve piyasa tepkisiyle maliyeti etkilediğini savunur.
Bilinmesi gereken kural: Mükemmel piyasalarda kar payı politikası şirket değerini ve sermaye maliyetini etkilemez; ancak gerçek hayatta vergi, asimetri ve sinyal etkileri nedeniyle bu durum değişir. Sınavlarda "etkilemediği" iddiası doğrudan MM’nin ilgisizlik teorisine işaret eder.
Soru 27 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
600.000 TL’lik net satışlar temel alınarak ABC işletmesinin öz kaynak devir hızı 3, aktif devir hızı 2 olduğuna göre ABC işletmesinin toplam borç tutarı ne kadardır?
- A)50.000
- B)100.000
- C)120.000
- D)200.000
- E)220.000
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Önce öz kaynak devir hızı formülünü kullanarak öz sermayeyi bulalım: Net Satışlar / Öz Sermaye = 3. Buradan 600.000 / Öz Sermaye = 3 eşitliği çıkar ve Öz Sermaye 200.000 TL olur. Ardından aktif devir hızı formülünü kullanalım: Net Satışlar / Toplam Aktifler = 2. Buradan 600.000 / Toplam Aktifler = 2 eşitliği elde edilir ve Toplam Aktifler 300.000 TL olarak hesaplanır. Muhasebe denklemi gereği Toplam Aktifler = Toplam Borçlar + Öz Sermaye olduğuna göre, 300.000 = Toplam Borçlar + 200.000 olur. Bu durumda Toplam Borçlar 100.000 TL bulunur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı, aktif devir hızının 3 olarak yanlış kabul edilmesiyle elde edilen hatalı bir sonuçtur. C şıkkı, öz sermayenin 180.000 TL olarak yanlış hesaplanması sonucu çıkmıştır. D şıkkı, toplam aktiflerin 400.000 TL olarak yanlış bulunmasıyla oluşmuştur. E şıkkı ise temel formül hatalarından kaynaklanan rastgele bir hesaplama hatasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Toplam aktifler, öz sermaye ile toplam borçların toplamına eşittir; oran sorularında önce bilinmeyen bakiyeleri (öz sermaye ve aktif) bulup ardından bilanço eşitliğini kurmak en güvenli yoldur.
Soru 28 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
ABC işletmesi birim fiyatı 100 TL olan makine parçası üretmektedir. Söz konusu makine parçaları için birim başına 20 TL’lik hammadde ile 15 TL’lik işçilik gideri gerçekleşmektedir. Ayrıca değişken genel üretim giderleri birim başına 5 TL olarak gerçekleşmektedir. Toplam sabit maliyet 46.000 TL olduğuna göre ABC işletmesi 20.000 TL kâr elde etmesi için asgari kaç birim ürün satması gerekmektedir?
- A)1.000
- B)1.100
- C)2.000
- D)2.330
- E)2.600
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Bu soru, Maliyet-Hacim-Kâr (MHK) analizinde "Kâr Hedefli Satış Adedi" formülünü kullanır. Formül şu şekildedir: (Toplam Sabit Maliyet + Hedeflenen Kâr) / Birim Katkı Payı.
Öncelikle birim değişken maliyetleri toplayalım: Hammadde (20 TL) + İşçilik (15 TL) + Değişken Gİ (5 TL) = 40 TL. Birim satış fiyatı 100 TL olduğuna göre, Birim Katkı Payı = 100 - 40 = 60 TL olur. Hedeflenen kâr 20.000 TL ve sabit maliyet 46.000 TL'dir. Gerekli satış adedi = (46.000 + 20.000) / 60 = 66.000 / 60 = 1.100 birimdir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A şıkkı, sabit maliyetleri ihmal ederek sadece değişken maliyetlere dayalı hatalı bir hesaplamadır. C şıkkı, hedeflenen kâr tutarını yanlışlıkla sabit maliyet yerine koymuş veya formülde çarpma hatası yapmıştır. D şıkkı, birim katkı payını yanlış hesaplayarak (muhtemelen sabit maliyeti dahil ederek) elde edilmiştir. E şıkkı, formülde kullanılan verilerin tamamen yanlış yerleştirilmesiyle oluşan bir hesaplama hatasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Kâr hedefli minimum satış adedini bulmak için sabit maliyet ile hedeflenen kâr toplamını, birim satış fiyatından birim değişken maliyetlerin çıkarılmasıyla bulunan birim katkı payına bölmek esastır.
Soru 29 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdaki finansal oranlardan hangisi, bir işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerini karşılama kabiliyetini diğerlerine kıyasla daha iyi gösterir?
- A)Finansman gideri/maddi duran varlıklar
- B)Stok devir hızı
- C)Brüt kar yüzdesi
- D)Aktif devir hızı
- E)Asit–test Oranı ve cari oran
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Cari oran ve asit-test oranı, işletmenin likidite yeterliliğini ölçen temel göstergelerdir. Cari oran, mevcut varlıkların kısa vadeli yükümlülükler karşısındaki durumunu gösterirken; asit-test oranı stoklar gibi likiditesi düşük varlıkları çıkararak daha sıkı bir likidite ölçümü sağlar. Bu oranlar, muhasebe standartları ve finansal analiz ilkelerine göre işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü doğrudan yansıtır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Finansman gideri/duran varlıklar oranı, finansman maliyetlerinin yapılandırılmasını gösterir, likiditeyi değil. B) Stok devir hızı, stokların ne kadar hızlı satıldığını ölçen bir etkinlik oranıdır, ödeme kabiliyetini doğrudan göstermez. C) Brüt kar yüzdesi, kârlılık ve verimliliği ölçer, nakit akışı veya likiditeyi yansıtmaz. D) Aktif devir hızı, tüm varlıkların verimliliğini ölçen bir etkinlik oranıdır, kısa vadeli ödeme gücünü göstermez.
Bilinmesi gereken kural: Likidite oranları (Cari ve Asit-test), işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerini karşılama kabiliyetini değerlendirmede birincil ve doğrudan göstergelerdir.
Soru 30 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdaki finansal oranlardan hangisi, işletmenin tüm giderleri dikkate alındıktan sonra işletmenin kârlılığını ölçer?
- A)Stoklar/net çalışma sermayesi
- B)Finansman giderlerini karşılama oranı
- C)Brüt kâr oranı
- D)Faaliyet kârı oranı
- E)Net kâr oranı
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Net kâr oranı, işletmenin tüm faaliyet giderleri, finansman giderleri ve vergiler dahil olmak üzere tüm giderler düşüldükten sonra kalan net kârın satışlar içindeki payını gösterir. Bu oran, muhasebe standartları ve finansal analiz ilkeleri gereği, bir dönemin sonunda işletmenin gerçek kârlılığını ve verimliliğini ölçen temel göstergedir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Stoklar/net çalışma sermayesi bir likidite veya döngü hızı oranıdır, kârlılığı ölçmez. B) Finansman giderlerini karşılama oranı, işletmenin faiz giderlerini ödeme gücünü ölçen bir kârlılık değil, borç ödeme kapasitesi oranıdır. C) Brüt kâr oranı sadece satış maliyeti düşüldükten sonra kalan kârı ölçer; diğer tüm giderleri dikkate almaz. D) Faaliyet kârı oranı, finansman ve vergi giderlerini henüz düşmemiş olan operasyonel kârlılığı yansıtır.
Bilinmesi gereken kural: Net kâr oranı, tüm giderler (işletme, finansman, vergi vb.) dikkate alındığı için işletmenin nihai kârlılığını ölçen tek orandır.
Soru 31 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Yıllık enflasyon oranının % 8 olduğu bir durumda bankadaki mevduata yıllık % 24 faiz ödenmişse reel faiz oranı yaklaşık olarak aşağıdakilerden hangisidir?
- A)% 12
- B)% 13
- C)% 15
- D)% 18
- E)% 19
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır (%15). Reel faiz oranı, nominal faiz ile enflasyon arasındaki ilişkiyi gösterir ve finansal yönetim temelinde hesaplanır. Basitleştirilmiş ve yaygın kullanılan yaklaşım olan "Fisher Eşitliği"nin yaklaşık formülü olan Reel Faiz ≈ Nominal Faiz – Enflasyon kuralına göre işlem yapılır. Bu kurala göre; %24 nominal faizden %8 enflasyon çıkarıldığında sonuç %16 çıkar. Ancak soruda "yaklaşık olarak" ifadesi ve şıklar dikkate alındığında, daha hassas hesaplamada kullanılan tam formül olan Reel Faiz = [(1 + Nominal) / (1 + Enflasyon)] – 1 kullanılır. Hesaplama: [(1,24 / 1,08) – 1] = 1,1481 – 1 = %14,81. Bu değer %15’e en yakın şıktır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) %12, yanlış aritmetik çıkarım sonucudur. B) %13, hesaplamada hata yapıldığını gösterir. D) %18, nominal ve enflasyon farkının yanlış yorumlanmasıdır. E) %19, mantıksal bir çıkarım hatasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Reel faiz, nominal faizden enflasyonun düşülmesiyle (veya Fisher formülüyle) bulunur; satın alma gücündeki artışı yansıtır.
Soru 32 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Basit faiz yöntemi kullanılarak yıllık yüzde 24 faiz oranı üzerinden bankaya yatırılan 150.000 TL için 48 günde kaç lira faiz geliri elde edilir? (1 yıl 360 gün olarak dikkate alınacaktır.)
- A)3.700
- B)3.800
- C)4.800
- D)5.200
- E)6.300
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Basit faiz hesabında, anapara ile yıllık faiz oranının çarpımından elde edilen yıllık faiz tutarı, geçen gün sayısının 360’a oranlanarak günlük faiz bulunur ve bu değer gün sayısı ile çarpılır. Formül: (Anapara × Yıllık Faiz Oranı × Gün Sayısı) / 360 şeklindedir.
Hesaplama adımları şöyledir:
- Yıllık faiz: 150.000 TL × %24 = 36.000 TL.
- Günlük faiz: 36.000 TL / 360 gün = 100 TL/gün.
- 48 günlük faiz: 100 TL × 48 gün = 4.800 TL.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A şıkkı, hesaplamada gün sayısı veya oran ile ilgili temel bir aritmetik hatadan kaynaklanmaktadır. B şıkkı, faiz oranının veya anaparanın yanlış yorumlanmasıyla elde edilen hatalı bir sonuçtur. D şıkkı, muhtemelen 360 yerine 365 gün kullanılması veya oran hatası gibi farklı varsayımlardan doğan bir sapmadır. E şıkkı, bileşik faiz yöntemi veya yanlış katsayı kullanımı gibi ciddi bir hesaplama hatasını yansıtmaktadır.
Bilinmesi gereken kural: Basit faiz hesaplarında, yıl baz olarak 360 gün kabul edilirse, faiz tutarı anapara, oran ve gün sayısının çarpımının 360’a bölünmesiyle doğrudan bulunur.
Soru 33 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Bir işletmenin nakit akışları ve nakit akış tablosuyla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Firmanın net nakit akışı genellikle muhasebe karından farklıdır.
- B)Amortisman ve tükenme payları nakdi olmayan giderdir.
- C)Duran varlık alımı işletmenin nakit pozisyonunu etkileyebilir.
- D)İşletme sermayesi kalemlerine yapılan ilaveler işletmenin nakit pozisyonunu etkilemez.
- E)İşletmenin dönem içinde uzun vadeli kredi kullanması, tahvil ihraç etmesi nakit pozisyonu artıracaktır.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Nakit Akış Tablosu standartlarına (TMS 7) göre, işletme sermayesi kalemlerindeki (alacaklar, stoklar, borçlar vb.) değişiklikler nakit akışını doğrudan etkiler. Örneğin, stok artışı nakit kullanımını, alacak artışı ise nakit girişini geciktirir. Dolayısıyla, bu kalemlere yapılan ilaveler nakit pozisyonunu mutlaka etkiler; bu ifade yanlıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Doğrudur; amortisman gibi nakdi olmayan giderler karı etkiler ancak nakdi etkilemez. B) Doğrudur; bu giderler bilançoda yansır ancak o dönemde nakit çıkışına neden olmaz. C) Doğrudur; duran varlık alımı yatırım faaliyetlerinden nakit çıkışı yaratır. E) Doğrudur; finansman faaliyetlerinden gelen bu girişler nakit bakiyesini artırır.
Bilinmesi gereken kural: Nakit akışı, muhasebe karından farklıdır ve işletme sermayesi kalemlerindeki her türlü artış veya azalış, nakit pozisyonunu doğrudan etkiler.
Soru 34 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Modern portföy yaklaşımı çerçevesinde pay senetlerinden oluşan bir portföyün riski aşağıdakilerden hangisi yoluyla düşürülebilir?
- A)Portföy aynı sektördeki işletmelerin pay senetlerinden oluşursa sistematik risk düşürülebilir.
- B)Farklı sektördeki ancak aynı betaya sahip pay senetlerinden oluşan bir portföy pazar riskini sıfırlayabilir.
- C)Portföydeki paylar seçilme şansları eşit olacak şekilde borsada işlem gören paylardan seçilirse portföyün riski düşürülebilir.
- D)Portföy; perakende, çimento ve gıda sektörü gibi olgunlaşmış sektörlerin paylarından oluşursa piyasanın betası sıfırlanır.
- E)Portföyün riski; birbirleriyle yüksek pozitif korelasyonu olmayan paylar bir araya getirilmekle düşürülebilir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Modern Portföy Teorisi’ne göre, bir portföyün toplam riski (standart sapma), bileşen varlıkların tek başına risklerinin ortalamasından ziyade, bu varlıklar arasındaki korelasyon katsayısına bağlıdır. E şıkkı doğrudur çünkü korelasyon katsayısı +1’dan küçük olan (yani yüksek pozitif korelasyonu olmayan) varlıklar bir araya getirildiğinde, bir varlıktaki fiyat hareketleri diğerini tam olarak etkilemez. Bu durum, portföy içindeki dalgalanmaları dengeleyerek diversifikasyon etkisi yaratır ve sistematik olmayan riski azaltır.
Diğer şıklar ise yanlıştır: A şıkkı yanlıştır çünkü aynı sektör varlıkları yüksek korelasyona sahiptir ve diversifikasyon sağlamaz. B şıkkı yanlıştır çünkü aynı beta, pazar riskini (sistematik riski) sıfırlamaz; sadece piyasa ile aynı oranda hareket eder. C şıkkı yanlıştır çünkü rastgele seçim, korelasyon yapısını değiştirmez ve riski otomatik olarak düşürmez. D şıkkı yanlıştır çünkü sektör olgunluğu, portföyün beta değerini sıfıra indirgeyen bir faktör değildir.
Bilinmesi gereken kural: Portföy riski, varlıklar arasındaki korelasyonun +1’den düşük olmasıyla diversifikasyon yoluyla düşürülebilir.
Soru 35 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
İşletme sermayesi kavramı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Kapasite artırımı çerçevesinde duran varlıkların alınması için gerekli olan sermayeyi ifade eder.
- B)Nakit giriş ve çıkışları arasındaki uyumsuzluk işletme sermayesi ihtiyacını doğuran nedenlerdendir.
- C)İşletme sermayesi ihtiyacı belirsizlik ve risk koşullarında artar.
- D)İşletme sermayesi öncelikle likidite sıkıntısına düşmemek amacıyla bulundurulmaktadır.
- E)İşletme sermayesi işlem yapma ve spekülasyon amaçları ile de bulundurulmaktadır.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A'dır çünkü "işletme sermayesi" (working capital), kısa vadeli varlıklar ile kısa vadeli yükümlülükler arasındaki farktır ve günlük operasyonel faaliyetleri finanse etmek için kullanılır. Kapasite artırımı için duran varlık alımı ise "sermaye harcaması" (CAPEX) kapsamına girer; bu uzun vadeli yatırımdır, işletme sermayesi tanımıyla örtüşmez. Dolayısıyla A şıkkı kavramı yanlış tanımladığı için yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Nakit akışındaki zamanlama farkı, kısa vadeli likidite ihtiyacını doğurduğu için doğrudur. C) Belirsizlik ve risk, önlem amaçlı daha yüksek nakit tutulmasını gerektirdiği için doğrudur. D) İşletme sermayesinin temel amacı, ödeme gücünü koruyarak likidite krizi yaşamamaktır; bu ifade doğrudur. E) İşletmeler, işlem ihtiyacı (günlük giderler) ve spekülasyon (kur/faiz değişimlerinden yararlanma) amacıyla da işletme sermayesi bulundurur; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: İşletme sermayesi, günlük operasyonel nakit akışını yönetmek içindir; duran varlık yatırımları ise sermaye harcaması olarak ayrı bir kavramdır ve işletme sermayesi tanımı içerisine girmez.
Soru 36 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
İşletmenin nasıl finanse edildiği ve kredi verenlerin emniyet payının yeterli olup olmadığı sorularına cevap arayan bir kişinin öncelikle hangi finansal oranları analiz etmesi beklenir?
- A)Likidite oranları
- B)Temettü oranları
- C)Alacak veya stok devir oranları
- D)Piyasa değeri oranları
- E)Kaldıraç oranları
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Kaldıraç (borçluluk) oranları, işletmenin sermaye yapısını ve finansman kaynaklarını (kendi öz sermayesi ile dış borçları) analiz eder. Kredi verenler, işletmenin borç ödeme kapasitesini ve emniyet payını değerlendirmek için öncelikle bu oranlara bakar. Standart finansal analiz prensiplerine göre, "işletmenin nasıl finanse edildiği" sorusu doğrudan kaldıraç yapısıyla ilgilidir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Likidite oranları, kısa vadeli borçların ödenip ödenemeyeceğini gösterir, uzun vadeli finansman yapısını değil. B) Temettü oranları, kâr dağıtım politikasını yansıtır, finansman kaynağı analizini doğrudan yapmaz. C) Alacak/stok devir oranları, varlık verimliliğini ölçer, sermaye yapısını analiz etmez. D) Piyasa değeri oranları, hisse senedi değerlemesi içindir, kredi emniyet payını doğrudan ölçmez.
Bilinmesi gereken kural: Kredi verenler, işletmenin borç yapısını ve ödeme gücünü değerlendirmek için öncelikle kaldıraç oranlarını analiz eder.
Soru 37 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Her yıl sabit 2 TL temettü dağıtan bir şirketin sermaye maliyeti % 12,5 olduğuna göre hisse senedinin bugünkü değeri aşağıdakilerden hangisidir?
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Soru, sonsuz vadeye kadar sabit tutulan temettülerin (perpetuity) bugünkü değerini sormaktadır. Finansal yönetim ve hisse senedi değerleme modellerine göre, sabit temettülü hisse senedinin değeri, yıllık temettünün sermaye maliyetine bölünmesiyle bulunur. Formül P = D / r şeklindedir. Burada yıllık temettü (D) 2 TL, sermaye maliyeti (r) ise %12,5 (yani 0,125) olarak verilmiştir. Hesaplama yapıldığında: 2 / 0,125 = 16 TL bulunur. Bu nedenle hisse senedinin bugünkü değeri 16 TL'dir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı, temettünün sermaye maliyetine değil, tersine bir oranla çarpılması veya yanlış bölme işlemi sonucu hatalı bir hesaplamaya işaret eder. B şıkkı, kullanılan oranın veya temettü tutarının yanlış yorumlanmasıyla elde edilen hatalı bir sonuçtur. D şıkkı, sermaye maliyetinin %8 olarak yanlış kabul edilmesi durumunda ortaya çıkan bir hesaplama hatasıdır. E şıkkı ise sermaye maliyetinin %4 olarak yanlış alınmasıyla bulunan hatalı bir değerdir.
Bilinmesi gereken kural: Sonsuz vadede sabit dağıtılan temettülerin bugünkü değeri, yıllık temettunun sermaye maliyet oranına bölünmesiyle hesaplanır.
Soru 38 · 2019/6 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim
Aşağıdaki kararlardan hangisi sermaye bütçelemesi kapsamında yer alır?
- A)Yabancı para mevduatının artırılması
- B)Satışlara ilişkin kredi politikasının değiştirilmesi
- C)Bono ihraç edilmesi
- D)Hisse senedi ihraç edilmesi
- E)Uzun vadeli varlık alımı
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Sermaye bütçelemesi (Capital Budgeting), firmanın uzun vadeli yatırım kararlarını içeren süreçtir. Bu kapsamda, gelecekte nakit akışı yaratacak sabit varlık alımları, yeni tesis kurulumları veya büyük teknoloji yatırımları değerlendirilir. Uzun vadeli varlık alımı, firmanın üretim kapasitesini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım kararı olduğu için sermaye bütçelemesinin temel unsuru olarak kabul edilir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Yabancı para mevduatı artırımı, likidite yönetimi ve kısa vadeli nakit akışı kararları kapsamında değerlendirilir. B) Kredi politikasının değiştirilmesi, çalışma sermayesi yönetimi ve kısa vadeli finansman politikası ile ilgilidir. C) Bono ihraç edilmesi, finansman yapısının düzenlenmesi ve uzun vadeli borçlanma kararıdır; yatırım değil, kaynağın temini sürecidir. D) Hisse senedi ihraç edilmesi de sermaye yapısının düzenlenmesi ve öz sermaye finansmanı kararıdır; yatırım kararı değildir.
Bilinmesi gereken kural: Sermaye bütçelemesi "para nereye yatırılacak?" sorusuna yanıt verirken, finansman kararları "para nereden sağlanacak?" sorusuna odaklanır.