2020/8 KGK Bağımsız Denetçilik Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim Soruları ve Çözümleri

2020/8 dönemi KGK Bağımsız Denetçilik Sınavı: Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim dersinden çıkan 35 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre yönetim kurulu üyesi olmayan konusunda uzman kişiler aşağıdaki yönetim kurulu bünyesinde oluşturulan komitelerden hangisinde üye olamazlar?

  • A)Denetimden sorumlu komite
  • B)Aday gösterme komitesi
  • C)Ücret komitesi
  • D)Kurumsal yönetim komitesi
  • E)Riskin erken saptanması komitesi
Çözümü göster — doğru cevap A

Doğru cevap A şıkkıdır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim Tebliği’ne göre, denetimden sorumlu komitenin üyelerinin tamamı yönetim kurulu üyesi olmayan bağımsız üyelerden oluşmak zorundadır. Bu komite, finansal raporlama ve iç kontrol süreçlerinin tarafsızlığını sağlamak amacıyla özellikle dış uzmanlardan veya bağımsız üyelerden müteşekkil edilir. Dolayısıyla, yönetim kurulu üyesi olmayan ancak "konu konusunda uzman" olan kişiler (örneğin harici danışmanlar veya bağımsız olmayan uzmanlar) bu komitenin asıl üyesi olamazlar; çünkü teblih, bu komitenin yapısını katı bir şekilde "bağımsız yönetim kurulu üyeleri" ile sınırlamıştır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı, aday gösterme komitesinde yönetim kurulu üyesi olmayan uzmanların görev yapmasına izin verilir. C şıkkı, riskin erken saptanması komitesi için böyle bir kısıtlama öngörülmemiştir. D şıkkı, kurumsal yönetim komitesi üyeliğinde uzman dış kişilere yer verilebilir. E şıkkı, ücret komitesinde de yönetim kurulu üyesi olmayan uzmanların bulunması mümkündür.

Bilinmesi gereken kural: Denetimden sorumlu komite, teblihe göre mutlaka yönetim kurulu üyesi olmayan bağımsız üyelerden oluşur; harici uzmanlar bu komiteye üye olamaz.

Soru 2 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetim ilkelerinden birisi değildir?

  • A)Adillik
  • B)Şeffaflık
  • C)Hesap verebilirlik
  • D)Sorumluluk
  • E)Sürdürülebilirlik
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap E şıkkıdır. Türkiye’de Kurumsal Yönetim İlkeleri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yayımlanan "Kurumsal Yönetim İlkeleri Tebliği" (Seri: IV, No: 41) ile düzenlenmiştir. Bu tebliğin 4. maddesinde, kurumsal yönetim ilkelerinin temel unsurları açıkça sayılmıştır. Bu unsurlar; adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluktur. Dolayısıyla "Sürdürülebilirlik", teblihte belirtilen dört temel ilke arasında yer almadığı için doğru cevaptır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Adillik, pay sahipleri ve diğer paydaşlara eşit muamele yapılmasını zorunlu kılan temel bir ilkedir. B) Şeffaflık, şirket faaliyetlerine ilişkin bilgilerin zamanında, doğru ve eksiksiz olarak açıklanmasını gerektiren bir ilkedir. C) Hesap verebilirlik, yönetim kurulunun ve yönetimin kararlarından ilgili taraflara karşı sorumlu olmasını ifade eden bir ilkedir. D) Sorumluluk, yönetim organlarının görevlerini yasalara ve şirket çıkarlarına uygun olarak yerine getirmesi zorunluluğunu belirten bir ilkedir.

Bilinmesi gereken kural: SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri’nde temel ilkeler sadece adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk olmak üzere dört tanedir; sürdürülebilirlik bu listede yer almaz.

Soru 3 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre Denetimden Sorumlu Komite ile ilgili olarak aşağıda yer alan ifadelerden hangisi doğrudur?

  • A)Denetimden sorumlu komite; en az üç ayda bir olmak üzere yılda en az dört kere toplanır.
  • B)Şirketin hizmet alacağı bağımsız denetim kuruluşu denetimden sorumlu komiteden bağımsız bir şekilde yönetim kurulunca belirlenmelidir.
  • C)Denetimden sorumlu komite; şirketin muhasebe sistemi ile finansal bilgilerinin bağımsız denetimini ortaklar adına yapar.
  • D)Denetimden sorumlu komite yılda en az bir kez ortaklığın iç denetimini yaparak yönetim kuruluna raporlar.
  • E)Denetimden sorumlu komitede yer alan icradan sorumlu yönetim kurulu üyesi sorumluluğu dışındaki konuları gözetir.
Çözümü göster — doğru cevap A

Doğru Cevap: A

Neden Doğru? Tebliğ’in 11. maddesi uyarınca, Denetimden Sorumlu Komite en az üç ayda bir, yani yılda en az dört kez toplanmak zorundadır. Bu, komitenin etkin denetim fonksiyonunu sürdürebilmesi için getirilen zorunlu bir sıklık kuralıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B: Bağımsız denetim kuruluşu, komitenin önerisi ve onayı ile yönetim kurulu tarafından belirlenir; sadece yönetim kurulu tek başına belirlemez.
  • C: Finansal tabloların bağımsız denetimini "bağımsız denetçi" yapar; komite sadece süreci izler ve denetçiye rehberlik eder.
  • D: İç denetim, yönetim kurulunun atadığı iç denetim birimi veya dış hizmet alımıyla yapılır; komite iç denetimi kendisi yapmaz, sadece sonuçlarını izler.
  • E: Komite üyeleri arasında "icradan sorumlu" (yönetim kurulu başkanı veya genel müdür gibi) kişi bulunamaz; üyeler tamamen bağımsız olmalıdır.

Bilinmesi Gereken Kural Denetimden Sorumlu Komite, yılda en az dört kez toplanmalı ve üyelerinde icra yetkisi olan kişiler yer almamalıdır.

Soru 4 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre yönetim kurulunun faaliyet esasları ve yapısı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  • A)Yönetim kurulu üyeleri arasında görev dağılımı varsa, yönetim kurulu üyelerinin görev ve yetkileri faaliyet raporunda açıklanır.
  • B)Yönetim kurulu, yılda en az bir kez risk yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin etkinliğini gözden geçirir.
  • C)Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğu icrada görevli olan üyelerden oluşur.
  • D)İç denetim sisteminin işleyişi ve etkinliği hakkında faaliyet raporunda bilgi verilir.
  • E)Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin görev süresi üç yıla kadar olup, tekrar aday gösterilerek seçilmeleri mümkündür.
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Kurumsal Yönetim Tebliği’nin 10. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin en az üçte birinin bağımsız olması zorunludur. Bu nedenle, üyelerin çoğunluğunun icrada görevli (iç) üyelerden oluşması, bağımsızlık ilkesine aykırıdır ve söylenemez.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Faaliyet raporunda görev dağılımının açıklanması, Tebliğ’in şeffaflık ve bilgi verme yükümlülükleri kapsamında doğrudur. B) Risk yönetimi ve iç kontrolün yılda en az bir kez gözden geçirilmesi, Tebliğ’in 13. maddesinde açıkça öngörülen bir zorunluluktur. D) İç denetim sisteminin etkinliğine ilişkin bilginin faaliyet raporunda yer alması, Tebliğ’in 14. maddesi gereğidir. E) Bağımsız üyelerin görev süresinin en fazla üç yıl olması ve tekrar seçilmelerinin mümkün olması, Tebliğ’in 11. maddesindeki hükümlerle uyumludur.

Bilinmesi gereken kural: Yönetim kurullarında bağımsızlık ilkesini korumak için bağımsız üyelerin oranı en az üçte bir olmalı, bu sayede icra üyelerinin çoğunlukta olması engellenmelidir.

Soru 5 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

İki kademeli yönetim kurulunda icracı üyeler ile icracı olmayan üyeler ayrı kurullarda yer almaktadır. İcra kurulu şirketin icraatından sorumlu iken üst kurul faaliyetlerin gözetimini yapmakla yükümlüdür. Aşağıdaki ülkelerden hangisinde iki kademeli yönetim kurulu diğerlerine kıyasla daha yaygındır?

  • A)İngiltere
  • B)ABD
  • C)Almanya
  • D)Türkiye
  • E)Avustralya
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır (Almanya). Alman Ticaret Kanunu (HGB) ve Ortaklık Kanunu (AktG) kapsamında, büyük şirketlerde zorunlu olarak iki kademeli yönetim sistemi uygulanır. Bu sistemde Yönetim Kurulu (Vorstand) şirketin günlük operasyonlarından ve icraatından sorumlu iken, Denetim Kurulu (Aufsichtsrat) yönetim faaliyetlerini gözetir ve onaylar. Bu ayrım, işçi temsilcilerinin de denetim kurulunda yer almasını sağlayarak kurumsal dengeyi güçlendirir.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) İngiltere, tek kademeli (birleşik) yönetim kurulu modelini benimser. B) ABD, tek kademeli yönetim yapısını esas alır. D) Türkiye, 6102 sayılı TTK ile tek kademeli yönetim sistemini kabul eder. E) Avustralya, tek kademeli yönetim modelini kullanır.

Bilinmesi gereken kural: Almanya ve Hollanda gibi bazı Avrupa ülkeleri, işçi katılımı ve güçlü denetim için iki kademeli yönetim modelini yaygınken, Anglo-Sakson ülkeleri (ABD, İngiltere, Avustralya) ve Türkiye tek kademeli modeli tercih eder.

Soru 6 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre; genel kurul toplantısı sırasında sorulan tüm sorular ile bu sorulara verilen cevaplar, en geç genel kurul tarihinden sonraki kaç gün içerisinde yatırımcı ilişkileri bölümü tarafından ortaklık internet sitesinde kamuya duyurulur?

  • A)10
  • B)15
  • C)20
  • D)30
  • E)45
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D şıkkıdır.

Neden Doğru? Türkiye Kurumsal Yönetim İlkeleri (İlkeler) Bölüm 4, Madde 4.1.10 uyarınca, genel kurul toplantısında sorulan sorular ve verilen cevaplar, toplantı tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde ortaklık internet sitesinde yayımlanmalıdır. Bu kural, şeffaflık ve yatırımcı ilişkileri standartlarını güvence altına alır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A (10 gün): Mevzuatta bu süre için bir zorunluluk öngörülmemiştir.
  • B (15 gün): İlkeler tarafından belirlenen yasal süre bu değildir.
  • C (20 gün): İlgili teblihte 20 günlük bir duyuru süresi bulunmamaktadır.
  • E (45 gün): Süre 45 güne kadar uzatılamaz; 30 gün kesin sınırdır.

Bilinmesi gereken kural Genel kurul soru-cevap süreçlerinin kamuya duyurulması için yasal süre, toplantı tarihini takip eden 30 gündür.

Soru 7 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Bir kuruluşun içinde yer aldığı dış çevre bağlamında stratejisi, yönetimi, performansı ve gelecekten beklentilerinin kısa, orta ve uzun vadede nasıl değer yarattığının kısa ve öz bir iletişimi olan raporlama aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Sürdürülebilirlik raporlaması
  • B)Entegre raporlama
  • C)Kurumsal yönetim komitesi raporlaması
  • D)Yönetilebilirlik raporlaması
  • E)Taylor bilimsel raporlaması
Çözümü göster — doğru cevap B

Doğru cevap B şıkkıdır. Entegre raporlama, IFRS Vakfı’nın Entegre Raporlama Çerçevesi’ne göre, bir kuruluşun dış çevre bağlamındaki stratejisi, yönetimi, performansı ve gelecek beklentilerinin kısa, orta ve uzun vadede nasıl değer yarattığının bütüncül ve öz bir iletişimidir. Bu raporlama, finansal ve sürdürülebilirlik bilgilerini birleştirerek kuruluşun değer yaratma sürecini tüm boyutlarıyla ortaya koyar.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Sürdürülebilirlik raporlaması, yalnızca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) etkilerine odaklanır; finansal performansı ve stratejik bütünlüğü entegre etmeyebilir. C) Kurumsal yönetim komitesi raporlaması, sadece yönetim kurulu komitelerinin faaliyetlerini ve denetim süreçlerini kapsar; kuruluşun genel değer yaratım modelini bütüncül sunmaz. D) Yönetilebilirlik raporlaması, mevzuatta tanımlı standart bir raporlama türü değildir ve entegre raporlamanın kapsamını karşılamaz. E) Taylor bilimsel raporlaması, yönetim teorisiyle ilgili olup finansal veya kurumsal raporlama standartlarıyla ilgisi yoktur.

Bilinmesi gereken kural: Entegre raporlama, kuruluşun değer yaratma sürecini finansal ve sürdürülebilirlik faktörlerini birleştirerek bütüncül bir şekilde sunan raporlama türüdür.

Soru 8 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre, ortaklıkların verebilecekleri teminat, rehin, ipotek ve kefaletler ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  • A)Kendi tüzel kişilikleri lehine teminat, rehin, ipotek ve kefalet verebilirler.
  • B)Finansal tablolarında tam konsolidasyon kapsamına dahil ettikleri ortaklıklar lehine teminat, rehin, ipotek ve kefalet veremezler.
  • C)Olağan ticari faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla diğer üçüncü kişiler lehine teminat, rehin, ipotek ve kefalet verebilirler.
  • D)Sermayelerine doğrudan katılınan iştirakler ve iş ortaklıkları lehine, doğrudan katılınan sermaye payı oranında teminat, rehin, ipotek ve kefalet verilebilir.
  • E)Üçüncü kişiler lehine verilen teminat, rehin, ipotek ve kefaletler ile elde edilen gelir veya menfaatlere olağan genel kurul toplantısı gündeminde ayrı bir madde olarak yer verilir.
Çözümü göster — doğru cevap B

Doğru cevap B şıkkıdır. Kurumsal Yönetim Tebliği’nin 15. maddesine göre, finansal tablolarında tam konsolidasyon kapsamına dahil ettikleri ortaklıklar lehine teminat, rehin, ipotek ve kefalet verilebilir. Dolayısıyla, B şıkkındaki "veremezler" ifadesi mevzuata aykırıdır ve bu soruda söylenemeyen doğru ifadeyi işaretlediği için doğrudur.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Şirketler kendi lehine teminat verebilir; bu faaliyetler yasaldır. C) Olağan ticari faaliyetler kapsamında üçüncü kişilere teminat verilebilir. D) İştiraklere, sermaye payı oranında teminat verilmesi teblipte açıkça izin verilen bir durumdur. E) Üçüncü kişilere verilen teminatlar ve elde edilen gelirler genel kurul gündeminde ayrıca belirtilmelidir.

Bilinmesi gereken kural: Tam konsolidasyon kapsamındaki ortaklıklar lehine teminat verilmesi yasaktır düşüncesi yanlıştır; teblipte bu işlem serbesttir, ancak iştiraklere verilen teminatlar sermaye payı oranıyla sınırlıdır.

Soru 9 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetime ilişkin Anglo-Sakson sisteminin özelliklerinden değildir?

  • A)Çok ortaklı mülkiyet yapısının yaygın olması
  • B)Bireysel emeklilik fonları ve yatırım fonlarının ana hissedarlar olması
  • C)Sermaye piyasalarının gelişmiş ve şeffaf olması
  • D)Bankaların ve finans dışı kuruluşların ana ortaklar olması
  • E)Gelişmiş bir kurumsal raporlama sisteminin var olması
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D'dir. Anglo-Sakson (ABD ve İngiltere odaklı) kurumsal yönetim sisteminin temel özelliği, mülkiyetin yaygın ve dağılmış olmasıdır. Bu sistemde şirketlerin ana ortakları genellikle bireysel emeklilik fonları, yatırım fonları ve sigorta şirketleri gibi kurumsal yatırımcılardır. Bankaların ve finans dışı büyük sanayi kuruluşlarının ana ortak olarak yer alması, daha çok Almanya veya Japonya gibi "İlişkisel" (Relationship-based) yönetim modellerine özgüdür. Bu modellerde bankalar ve grup şirketleri şirketleri yakından denetler. Dolayısıyla bankaların ana ortak olması Anglo-Sakson sisteminin bir özelliği değildir.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Çok ortaklı yapı, Anglo-Sakson sisteminin temel mülkiyet yapısıdır. B) Kurumsal yatırımcıların hakimiyeti, bu sistemin belirgin bir özelliğidir. C) Şeffaf ve gelişmiş sermaye piyasaları, bu sistemin işleyişini destekler. E) Gelişmiş kurumsal raporlama standartları, Anglo-Sakson ülkelerinde yaygındır.

Bilinmesi gereken kural: Anglo-Sakson sisteminde ana ortaklar kurumsal yatırımcılardır; bankaların ana ortak olduğu yapı ise İlişkisel yönetim modeline aittir.

Soru 10 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre ortaklıklarda yatırımcı ilişkiler bölümü; çalışması ve yürütmekte olduğu faaliyetlerle ilgili olarak yılda en az kaç kere yönetim kuruluna rapor hazırlayarak sunmak zorundadır?

  • A)Yılda en az 1 kere
  • B)Yılda en az 3 kere
  • C)Yılda en az 5 kere
  • D)Yılda en az 7 kere
  • E)Yönetim kuruluna raporlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Çözümü göster — doğru cevap A

Doğru cevap A şıkkıdır. 17/02/2014 tarihli ve 28921 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kurumsal Yönetim İlkelerinin Uygulanmasına İlişkin Tebliğ”in Seri II, No: 17 sayılı Tebliğ’inde, ortaklıkların yatırımcı ilişkileri birimlerinin görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yatırımcı ilişkileri birimi; şirketin faaliyetleri, finansal durumu ve piyasa koşulları hakkında yönetim kuruluna düzenli bilgi sağlamakla yükümlüdür. Özellikle, birimin yönetim kuruluna en az yılda bir kez kapsamlı bir rapor sunması zorunluluğu açıkça belirtilmiştir. Bu rapor, şirketin yatırımcı ilişkileri stratejisinin etkinliği, iletişim kanallarının durumu ve hissedar memnuniyeti gibi hususları içermelidir.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: B, C ve D şıkları, tebliğde öngörülen asgari raporlama sıklığını aşan ve yasal zorunluluk olmayan frekansları içerir. E şıkkı ise, yatırımcı ilişkileri biriminin yönetim kuruluna rapor verme yükümlülüğünün bulunduğunu belirten açık bir mevzuat hükmünü görmezden gelmektedir.

Bilinmesi gereken kural: Yatırımcı ilişkileri birimi, yönetim kuruluna en az yılda bir kez faaliyet raporu sunmak zorundadır.

Soru 11 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal Yönetim Tebliğine göre, yönetim kurulunun yapısı ve verimliliği hakkında düzenli değerlendirmeler yapmak ve bu konularda yapılabilecek değişikliklere ilişkin tavsiyelerini yönetim kuruluna sunmak hangi yönetim komitesinin sorumluluğu olarak belirtilmiştir?

  • A)Aday gösterme komitesi
  • B)Denetim komitesi
  • C)Riskin erken saptanması komitesi
  • D)Ücret komitesi
  • E)İç denetim komitesi
Çözümü göster — doğru cevap A

Doğru cevap A şıkkıdır. 2012/3556 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği’nin 15. maddesi uyarınca, Aday Gösterme Komitesi’nin temel görevleri arasında yönetim kurulunun yapısı, büyüklüğü ve verimliliği hakkında düzenli değerlendirmeler yapmak ve bu konularda gerekli değişikliklere ilişkin tavsiyelerde bulunmak yer alır. Bu komite, yönetim kurulunun etkinliğini artırmak için yapısal iyileştirmeleri öneren ana birimdir.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: B) Denetim komitesi, finansal raporlama ve iç kontrol sistemlerinin yeterliliğini denetlemekle yükümlüdür, yapısal verimlilik değerlendirmesi yapmaz. C) Riskin erken saptanması komitesi, şirketin karşılaştığı riskleri tespit etmek ve önlem almakla ilgilidir, yönetim kurulu yapısını gözden geçirmez. D) Ücret komitesi, yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin ücret ve teşvik politikalarını belirler, yapısal verimlilikle ilgilenmez. E) İç denetim komitesi diye bir komite bulunmamaktadır; iç denetim, genellikle denetim komitesinin gözetiminde yürütülen bir fonksiyondur.

Bilinmesi gereken kural: Yönetim kurulunun yapısı, büyüklüğü ve verimliliği gibi konulaki yapısal değişiklik önerileri, Aday Gösterme Komitesi’nin yetki ve sorumluluk alanına girer.

Soru 12 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kurumsal yönetim literatüründe “şirket faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı bir ilişki içerisinde olan ve şirket faaliyetlerinden pozitif veya negatif dışsallık elde eden kişiler ve/veya kurumlar” aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?

  • A)Potansiyel yatırımcılar
  • B)Kreditörler ve yatırımcılar
  • C)Menfaat sahipleri
  • D)Çalışanlar
  • E)Üst yöneticiler
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Kurumsal yönetim literatüründe ve OECD ilkelerinde, şirket faaliyetlerinden doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen (pozitif veya negatif dışsallık elde eden) tüm taraflar "menfaat sahipleri" (stakeholder) olarak tanımlanır. Bu kavram, sadece finansal getirisi olanları değil, şirketin sosyal, çevresel ve ekonomik etkilerinden nasibini alan geniş bir kitleyi kapsar.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Potansiyel yatırımcılar henüz şirketle resmi bir bağ kurmamış, dolayısıyla mevcut dışsallık taşımayan bir gruptur. B) Kreditörler ve yatırımcılar menfaat sahipleri grubunun sadece bir alt kümesidir; tüm menfaat sahiplerini kapsamaz. D) Çalışanlar da menfaat sahipleri arasında yer alsa da, bu tanım sadece personeli ifade eder, diğer tarafları dışlar. E) Üst yöneticiler şirketin iç yapısında görev alan ve doğrudan karar alma mekanizmasında olan bir grup olup, tanımın bütünlüğünü yansıtmaz.

Bilinmesi gereken kural: Menfaat sahipleri, şirketin faaliyetlerinden etkilenen tüm iç ve dış tarafları kapsayan geniş ve kapsayıcı bir kavramdır.

Soru 13 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Maliyet kâr – hacim analizlerinde aşağıda yer alan giderlerden hangisinin kısa dönem için sabit gider olarak nitelendirilmesi beklenmez?

  • A)Hammadde giderleri
  • B)Kira giderleri
  • C)Sigorta primleri
  • D)Amortisman giderleri
  • E)Faiz giderleri
Çözümü göster — doğru cevap A

Doğru cevap A şıkkıdır. Maliyet-Kâr-Hacim (CVP) analizinde giderler, üretim hacmine göre davranışlarına göre sınıflandırılır. Hammadde giderleri, üretilen her bir birim ürün için doğrudan artan değişken giderlerdir. Üretim miktarı sıfır olduğunda hammadde maliyeti de sıfırdır; bu nedenle kısa dönemde sabit gider olarak nitelendirilmesi beklenmez. Aksine, kira, sigorta primleri, amortisman ve faiz giderleri, üretim hacminden bağımsız olarak belirli bir süre içinde ödenen sabit giderlerdir. Bu giderler, kısa vadede üretim seviyesinden etkilenmezler.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Kira giderleri, sözleşme süresince sabit olduğu için sabit giderdir. C) Sigorta primleri, poliçe süresince belirlenen tutarlar olduğu için sabit giderdir. D) Amortisman giderleri, sabit kıymetlerin kullanım ömrüne göre hesaplanan sabit maliyettir. E) Faiz giderleri, borçlanma tutarına bağlı olarak ödenen sabit finansman maliyetidir.

Bilinmesi gereken kural: CVP analizlerinde hammadde ve doğrudan işçilik gibi üretim hacmiyle doğru orantılı artan kalemler değişken gider, üretimden bağımsız ödenen kalemler ise sabit gider olarak sınıflandırılır.

Soru 14 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Borçlanmanın olumlu etkisinin olumsuza dönüşmesini finansal sıkıntı maliyetleri ve temsil maliyetleri ile açıklayan finansman politikası yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Net gelir yaklaşımı
  • B)Yeterli borç düzeyi yaklaşımı
  • C)Net faaliyet geliri yaklaşımı
  • D)Modigliani-Miller yaklaşımı
  • E)Geleneksel yükümlülük yaklaşımı
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D şıkkıdır. Modigliani-Miller (MM) yaklaşımı, vergiler dahil edildiğinde borçlanmanın vergi kalkanı sayesinde firmaya değer kattığını, ancak aşırı borçlanmanın finansal sıkıntı maliyetleri ve temsil maliyetleri nedeniyle bu olumlu etkiyi ortadan kaldırarak firmaya zarar vereceğini savunur. Bu teori, optimal sermaye yapısının, marjinal faydanın marjinal maliyete eşit olduğu noktada oluştuğunu belirtir.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Net gelir yaklaşımı, borçlanmanın maliyetinin her zaman öz sermaye maliyetinden düşük olduğunu ve borç ne kadar artarsa firma değerinin o kadar artacağını savunur; sınırsız borçlanmayı olumlu görür. B) Yeterli borç düzeyi yaklaşımı, bu spesifik teorik çerçeveyi tanımlayan standart bir finansman politikası yaklaşımı değildir. C) Net faaliyet geliri yaklaşımı, ortalama sermaye maliyetinin borç oranından bağımsız olduğunu ve borçlanmanın firma değerini etkilemediğini öne sürer. E) Geleneksel yükümlülük yaklaşımı, belirli bir sınıra kadar borçlanmanın maliyeti düşürdüğünü ancak bu sınırı aşınca maliyetlerin hızla arttığını söyler; ancak MM’nin daha kapsamlı ve teorik temellere dayanan "maliyet dönüşüm" açıklaması bu sorunun ana odağıdır.

Bilinmesi gereken kural: Modigliani-Miller yaklaşımı, vergi avantajı ile finansal sıkıntı/temsil maliyetlerinin çarpışması sonucu, borçlanmanın olumlu etkisinin bir noktadan sonra olumsuz hale geldiğini açıklayan temel teoridir.

Soru 15 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Tek bir mamul üreten ABC işletmesinde üretilen mamulün birim fiyatı 100 TL, değişken giderlerin toplamı 80 TL olup toplam sabit maliyetler 28.000 TL’dir. Bu bilgiler bağlamında mamul için tutar olarak başabaş noktası aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)120.000 TL
  • B)140.000 TL
  • C)280.000 TL
  • D)350.000 TL
  • E)380.000 TL
Çözümü göster — doğru cevap B

Başabaş noktası, toplam gelirlerin toplam maliyetlere eşit olduğu, kârın sıfır olduğu üretim miktarı veya satış tutarıdır. Bu soruda satış tutarı cinsinden başabaş noktasını bulmak için öncelikle marjinal katkı oranını hesaplamalıyız. Birim satış fiyatı 100 TL, birim değişken gider 80 TL olduğuna göre, birim marjinal katkı 20 TL’dir. Marjinal katkı oranı ise birim marjinal kârın birim satış fiyatına oranıdır: 20 / 100 = %20 (0,2).

Başabaş satış tutarı formülü; Toplam Sabit Giderler / Marjinal Katkı Oranı şeklindedir. Hesaplama: 28.000 TL / 0,2 = 140.000 TL. Bu nedenle B şıkkı doğrudur.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A şıkkı, sabit giderlerin doğrudan marjinal katrıyla (20 TL) bölünmesiyle bulunan adet (1.400 adet) ile karıştırılarak yanlış hesaplanmıştır. C şıkkı, sabit giderlerin değişken giderlere (80 TL) bölünmesiyle elde edilen hatalı bir adetten kaynaklanır. D şıkkı, marjinal katkı oranının tersi alınarak yapılan hatalı bir işlemdir. E şıkkı ise rastgele veya yanlış formül uygulamaları sonucu çıkan bir değerdir.

Bilinmesi gereken kural: Başabaş satış tutarı, toplam sabit giderlerin marjinal katkı oranına bölünmesiyle bulunur.

Soru 16 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

İşletme sermayesinin dalgalanan kısmının kısa vadeli kaynaklarla, sabit kısmının ise sürekli sermaye ile finanse edildiği finansman stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Özkaynak finansman stratejisi
  • B)Atak finansman stratejisi
  • C)Olağanüstü finansman stratejisi
  • D)Dengeli finansman stratejisi
  • E)Kaldıraçlı finansman stratejisi
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D'dir. Dengeli finansman stratejisi, işletme sermayesinin dalgalanan (mevsimsel veya döngüsel) kısmının kısa vadeli borçlanmayla, sabit (kalıcı) kısmının ise uzun vadeli kaynaklarla karşılandığı yaklaşımdır. Bu strateji, risk ve maliyet dengesi gözetilerek, varlıkların finansman süresinin varlıkların kullanım süresiyle eşleştirilmesine dayanır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Özkaynak finansman stratejisi, tüm varlıkların özkaynaklarla finanse edildiği aşırı güvenli bir yaklaşımdır. B) Atak finansman stratejisi, dalgalanan sermayenin yanı sıra sabit sermayenin de bir kısmının kısa vadeli kaynaklarla finanse edildiği riskli bir yaklaşımdır. C) Olağanüstü finansman stratejisi, standart bir finansman politikası sınıflandırması değildir. E) Kaldıraçlı finansman stratejisi, borç kullanımı oranını vurgulayan genel bir kavram olup, varlık-kaynak eşleşmesini tanımlayan spesifik bir strateji adı değildir.

Bilinmesi gereken kural: Dengeli stratejide, dalgalanan sermaye kısa vadeli, sabit sermaye uzun vadeli kaynaklarla finanse edilir.

Soru 17 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

ABC işletmesi gelecek yıl hisse başına 25 kuruş kâr payı dağıtmayı hedeflemektedir. Kâr payının sabit bir şekilde takip eden yıllarda % 5 artacağı varsayıldığında % 17,5 beklenen getiri oranı üzerinden hissenin hesaplanan değeri aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)1,5 TL
  • B)2 TL
  • C)2,5 TL
  • D)3 TL
  • E)5 TL
Çözümü göster — doğru cevap B

Doğru cevap B şıkkıdır. Bu soru, hisse senedi değerlemesinde kullanılan Gordon Büyüme Modelini (Sabit Büyüme Modeli) test etmektedir. İlgili finansal yönetim prensibine göre, sabit oranda büyüyen kâr payı dağıtan bir hissenin teorik değeri (P_0), bir sonraki yılın beklenen kâr payının (D_1), beklenen getiri oranı (r) ile büyüme oranı (g) farkına bölünmesiyle hesaplanır. Formül: P_0 = D_1 / (r - g).

Soruda verilenler: D_1 = 0,25 TL, r = %17,5 (0,175), g = %5 (0,05). Hesaplama: P_0 = 0,25 / (0,175 - 0,05) = 0,25 / 0,125 = 2 TL.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A şıkkı, payda hesabında hata yapıldığında çıkan yanlıştır. C şıkkı, büyüme oranının getiri oranından çıkarılmadığı durumlarda ortaya çıkar. D şıkkı, kâr payının veya oranların yanlış yorumlanmasıyla elde edilen hatalı bir sonuçtur. E şıkkı, formülün tamamen yanlış kurulmasıyla bulunan geçersiz bir değerdir.

Bilinmesi gereken kural: Sabit büyüme oranlı hisse senedi değerlemesinde, teorik fiyat bir sonraki yılın kâr payının, getiri ile büyüme oranı farkına bölünmesiyle bulunur.

Soru 18 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

ABC işletmesinin 80.000 TL’lik satış hacmindeki faiz ve vergi öncesi kârı 10.000 TL’dir. Bu işletmenin 160.000 TL’lik satış hacmindeki faiz ve vergi öncesi kârı 15.000 TL olduğuna göre faaliyet kaldıraç derecesi aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)0,5
  • B)1,5
  • C)5
  • D)8
  • E)16
Çözümü göster — doğru cevap A

Doğru cevap A şıkkıdır. Faaliyet Kaldıraç Derecesi (FKD), satışlardaki değişim oranına göre Faaliyet Karı Öncesi Kârın (FOKİ) değişim oranını ölçer. Formül: FOKİ Değişim Oranı / Satış Değişim Oranı’dır.

Satışlar 80.000 TL’den 160.000 TL’ye yükselmiştir. Bu, %100’lük bir artış demektir (Değişim Oranı = 1). FOKİ ise 10.000 TL’den 15.000 TL’ye çıkmıştır. FOKİ’deki artış miktarı 5.000 TL’dir. Başlangıç FOKİ’ye göre değişim oranı: 5.000 / 10.000 = %50 (Değişim Oranı = 0,5) olur.

Hesaplama: FKD = 0,5 / 1 = 0,5.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B şıkkı, değişim oranlarının ters hesaplanmasından veya sabit maliyetlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanan hatalı bir sonuçtur. C şıkkı, FOKİ değişiminin satış değişimine bölünmesi yerine ters orantı kurularak veya sabit maliyetlerin ihmal edilmesiyle elde edilen hatalı bir değerdir. D şıkkı, satış hacmi ile kâr arasındaki doğrusal olmayan ilişki göz ardı edilerek yapılan basit oranlama hatasıdır. E şıkkı, değişim oranlarının çarpılması veya yanlış üs alma işlemi sonucu çıkan tamamen yanlış bir sayıdır.

Bilinmesi gereken kural: Faaliyet Kaldıraç Derecesi, satışlardaki yüzde değişime karşılık FOKİ’deki yüzde değişimi gösteren oran olup, sabit maliyet yapısı yüksek işletmelerde bu değer 1’in üzerindedir; ancak bu soruda sabit maliyet etkisiyle kâr artışı, satış artışından daha yavaş gerçekleşmiştir.

Soru 19 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Aşağıdakilerden hangisinin işletmelerin finansman sağlayacakları orta ve uzun vadeli fon kaynaklarından birisi olarak gösterilmesi beklenmez?

  • A)Forfaiting
  • B)Leasing
  • C)Tahvil
  • D)Hisse senedi
  • E)Faktoring
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap E şıkkıdır. Faktoring, işletmelerin alacaklarını üçüncü bir tarafa (faktoring şirketine) devretmesiyle gerçekleşen, kısa vadeli nakit akışı ve çalışma sermayesi yönetimi aracıdır. Finansman kararlarında orta ve uzun vadeli fon kaynakları; tahvil, hisse senedi, leasing ve forfaiting gibi araçlarla karşılanır. Forfaiting, orta-uzun vadeli ihracat alacaklarının faizsiz indirilerek satın alınmasıdır. Leasing, uzun vadeli varlık edinimi için kullanılır. Tahvil ve hisse senedi ise sermaye piyasasında uzun vadeli fon toplamanın temel yollarıdır. Faktoring ise genellikle 1 yıl içinde tahsil edilecek alacaklarla ilgilidir ve bilançoda kısa vadeli bir finansman unsuru olarak değerlendirilir. Bu nedenle, orta ve uzun vadeli fon kaynağı olarak gösterilmesi beklenmez.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Forfaiting, orta-uzun vadeli ihracat finansmanıdır. B) Leasing, uzun vadeli varlık finansman aracıdır. C) Tahvil, uzun vadeli borçlanma senetleridir. D) Hisse senedi, özkaynak ve uzun vadeli sermaye kaynağıdır.

Bilinmesi gereken kural: Faktoring, kısa vadeli çalışma sermayesi ihtiyacını karşılayan bir finansman aracıdır; orta ve uzun vadeli fonlama araçları değildir.

Soru 20 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Aşağıdakilerden hangisi paranın zaman değerini dikkate alan yatırım projesi değerlendirme yöntemlerinden birisi değildir?

  • A)Net bugünkü değer yöntemi
  • B)İç verim oranı
  • C)Maliyet ve kârların karşılaştırılması yöntemi
  • D)Kârlılık endeksi yöntemi
  • E)Yıllık eşdeğer gider yöntemi
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Paranın zaman değeri, aynı tutarın bugünkü değeri ile gelecekteki değerinin farklı olduğunu kabul eder. Net bugünkü değer (A), iç verim oranı (B), kârlılık endeksi (D) ve yıllık eşdeğer gider (E) yöntemleri, gelecekteki nakit akımlarını bugünkü değere indirgeyerek bu farkı hesaba katar. Ancak "Maliyet ve kârların karşılaştırılması yöntemi" (C), genellikle basit geri ödeme süresi veya amortisman gibi yöntemlerle karıştırılan, paranın zaman değerini dikkate almayan veya ihmal eden bir değerlendirme yaklaşımını ifade eder. Finansal yönetim literatüründe paranın zaman değerini dikkate alan yöntemler arasında sadece indirgenmiş nakit akışı temelli teknikler yer alır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Net bugünkü değer, paranın zaman değerini temel alan en güvenilir yöntemdir. B) İç verim oranı, projenin getirisini hesaplamak için zaman değerini kullanır. D) Kârlılık endeksi, indirgenmiş nakit akımlarına dayanır. E) Yıllık eşdeğer gider, zaman değeri üzerinden hesaplanır.

Bilinmesi gereken kural: Paranın zaman değerini dikkate almayan yöntemler arasında basit geri ödeme süresi ve muhasebe kârlılığı yöntemi bulunur; bu yöntemler gelecekteki nakit akımlarını bugünkü değere indirgemeyi içermez.

Soru 21 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

ABC işletmesine ait borçlanma senedinin yıllık nominal getirisi % 24, enflasyon oranı ilgili dönem için % 12’dir. Bu bilgilere göre hesaplanacak yıllık reel faiz aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)% 9,88
  • B)% 10,71
  • C)% 11,7
  • D)% 13
  • E)% 13, 6
Çözümü göster — doğru cevap B

Reel faiz oranı, nominal faiz ile enflasyon arasındaki ilişkiyi Fisher denklemi ile hesaplanır. Formül: Reel Faiz = [(1 + Nominal Faiz) / (1 + Enflasyon)] - 1'dir. Verilenlere göre; Nominal Faiz %24 (0,24) ve Enflasyon %12 (0,12) olarak yerine konulur. Hesaplama şu şekildedir: [(1 + 0,24) / (1 + 0,12)] - 1 = (1,24 / 1,12) - 1 ≈ 1,1071 - 1 = 0,1071. Bu da %10,71 sonucunu verir. Bu nedenle doğru cevap B şıkkıdır.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A şıkkı, reel faizi basitçe nominal faizden enflasyonu çıkararak (%24 - %12 = %12 değil, hata payı ile) veya yanlış formül uygulayarak bulunmuş hatalı bir yaklaşımdır. C şıkkı, hesaplamada yuvarlama hataları veya yanlış oran kullanımı sonucu elde edilen geçersiz bir değerdir. D şıkkı, reel faiz ile nominal faiz farkını veya basit bir oranlamayı karıştıran hatalı bir sonucudur. E şıkkı, formülün yanlış uygulanmasıyla elde edilen ve matematiksel olarak tutarsız bir değerdir.

Bilinmesi gereken kural: Reel faiz oranını doğru hesaplamak için basit çıkarma işlemi yerine, Fisher denklemi olan [(1+Nominal)/(1+Enflasyon)]-1 formülü mutlaka kullanılmalıdır.

Soru 22 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

ABC işletmesi 6 ay sonra 62.000 TL olarak ödeyeceği bir kredi kullanmıştır. Uygulanan yıllık faizin % 16 olduğu varsayılırsa ABC işletmesinin dönemin başında eline geçen nakit yaklaşık olarak kaç TL dir?

  • A)52.407
  • B)54.407
  • C)55.407
  • D)56.407
  • E)57.407
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap E şıkkıdır. Soru, gelecekteki bir nakit akımının bugünkü değerini (Present Value) hesaplamayı gerektirir. Finansal yönetim ilkelerine göre, faiz oranı yıllık %16 ise ve vade 6 ay (0,5 yıl) ise, bu dönem için uygulanacak faiz oranı basit faiz mantığıyla %8 olarak hesaplanır. Formül: Bugünkü Değer = Geleceki Tutar / (1 + Faiz Oranı). İşlem: 62.000 / 1,08 = 57.407,4 TL. Bu sonuç, E şıkkındaki 57.407 TL’ye en yakındır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Faiz oranı yanlış hesaplanarak veya formül hatasıyla bulunmuş hatalı bir değerdir. B) Hesaplama sürecindeki yuvarlama veya oran hatasından kaynaklanan sapmadır. C) Benzer şekilde, kullanılan faiz oranı veya bölme işlemi hatası içermektedir. D) Yine, temel finansal formülün doğru uygulanmadığı durumlarda ortaya çıkan hatalı bir sonuçtur.

Bilinmesi gereken kural: Kısa vadeli finansal işlemlerde bugünkü değeri bulmak için geleceki tutarı, (1 + dönemlik faiz oranı) çarpanına bölmek gerekir.

Soru 23 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Yıllık % 8 faiz oranı üzerinden 2 yıl vadeli olarak yapılan bir makine satışında fatura bedeli 80.000 TL ise makinenin peşin değeri yaklaşık olarak kaç TL dir?

  • A)40.000
  • B)68.587
  • C)71.074
  • D)73.600
  • E)74.074
Çözümü göster — doğru cevap B

Doğru cevap B şıkkıdır. Bu soru, gelecekteki nakit akışının bugünkü değerini (Present Value) hesaplamayı gerektirir. Finansal yönetimde, vadeli satışlarda peşin değer, toplam fatura bedelinin faiz oranına ve vadeye göre iskonto edilmesiyle bulunur. Formül: PV = FV / (1 + r)^n şeklindedir. Burada FV (Geleceki Değer) 80.000 TL, r (Faiz Oranı) 0,08 ve n (Yıl) 2’dir. Hesaplama: 80.000 / (1,08)^2 = 80.000 / 1,1664 ≈ 68.587,17 TL olur. Bu nedenle 68.587 TL doğru sonuçtur.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A şıkkı, bedelin yarısını alarak basit ve hatalar bir mantık yürütür. C şıkkı, faizi yanlış hesaplayarak veya yanlış formül uygulayarak elde edilen hatalı bir sonuçtur. D şıkkı, %8 faizi doğrudan 80.000 üzerinden hesaplayıp çıkarma yaparak basit faiz hatası yapar. E şıkkı, faiz oranını veya üs değerini yanlış kullanarak hesaplanan bir yanılgıdır.

Bilinmesi gereken kural: Vadeli alacakların peşin değeri, geleceki değerin faiz oranı ve vadeye göre bileşik iskonto faktörüyle bölünmesiyle bulunur.

Soru 24 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Bir işletmenin finansal durum tablosundaki özkaynak toplamının işletmenin ihraç etmiş olduğu hisse senetleri sayısına bölünmesiyle bulunan değer aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Gerçek değer
  • B)Cari değer
  • C)Defter değeri
  • D)Nominal değer
  • E)Tasfiye değeri
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Finansal raporlamada, bir işletmenin özkaynak toplamının ihraç edilmiş hisse senedi sayısına bölünmesiyle elde edilen değer, Defter Değeri olarak adlandırılır. Bu kavram, muhasebe kayıtlarındaki net varlık değerinin hisse başına düşen kısmını gösterir ve TMS 32 ile ilgili genel kabul görmüş muhasebe prensipleri çerçevesinde tanımlanır.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Gerçek değer, piyasa koşullarındaki güncel değişimlere dayanan tahmini satış fiyatıdır, defter kayıtlarını yansıtmaz. B) Cari değer, varlıkların nakde çevrilmesi veya borçların ödenmesi sürecindeki anlık piyasa değeridir. D) Nominal değer, hisse senedinin ihraç edildiği andaki kağıt üzerindeki yüz değeridir ve piyasa veya defter değerinden farklıdır. E) Tasfiye değeri, işletmenin faaliyetlerine son verip varlıklarının satılması durumunda hissedarlara kalan paydır.

Bilinmesi gereken kural: Defter değeri, bilançodaki özkaynakların hisse sayısına bölünmesiyle bulunan, muhasebe kayıtlarına dayalı temel bir finansal orandır.

Soru 25 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Basit faiz üzerinden bir bankaya 3 aylığına yıllık % 15 üzerinden yatırılan 48.000 TL, üç ay sonunda toplam kaç TL olarak geri alınacaktır?

  • A)49.400
  • B)49.800
  • C)50.257
  • D)51.600
  • E)55.200
Çözümü göster — doğru cevap B

Basit faiz hesaplamasında, faiz tutarı ana paranın faiz oranı ve süre çarpımına eşittir. Formül: Faiz = Ana Para × Yıllık Faiz Oranı × (Süre / 12).

Verilenler: Ana Para = 48.000 TL, Yıllık Faiz Oranı = %15 (0,15), Süre = 3 ay.

Faiz Hesabı: Faiz = 48.000 × 0,15 × (3 / 12) Faiz = 7.200 × 0,25 Faiz = 1.800 TL

Geri Alınacak Toplam Tutar: Toplam = Ana Para + Faiz Toplam = 48.000 + 1.800 = 49.800 TL.

Bu nedenle doğru cevap B şıkkıdır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Faiz hesabında süre veya oran hatası yapılarak düşük faiz bulunmuş. C) Bileşik faiz veya yanlış dönem dönüşümü kullanılarak yüksek faiz hesaplanmış. D) Faiz oranı aylık değil yıllık olarak tam süre için veya oran %100 gibi yanlış alınmış. E) Faiz oranı veya süre çarpımında ciddi bir hata ile aşırı yüksek faiz üretilmiş.

Bilinmesi gereken kural: Basit faizde faiz, ana paranın sadece kullanılan süre kadarını kapsar ve ana para üzerinde faiz üretmez; hesaplama formülü Faiz = P × r × (t/12) şeklindedir.

Soru 26 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kumar oynamak, piyango bileti satın alıp çekilişe katılmak aşağıdaki finansın temel ilkelerinden hangisinin istisnasını oluşturduğu kabul edilmektedir?

  • A)Kişisel çıkarları düşünme davranışı
  • B)Çeşitlendirme
  • C)Artan yararlar
  • D)Değerli fikirler
  • E)Riskten kaçınma
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap E şıkkıdır. Finans teorisinde "Riskten Kaçınma" ilkesi, rasyonel aktörlerin belirsizliği sevmediğini ve aynı getiri beklentisi olan seçenekler arasında daha düşük riskli olanı tercih ettiğini ifade eder. Kumar ve piyango, matematiksel olarak beklenen değeri negatif olan (evet, kazanma ihtimaliniz var ama uzun vadede kaybetme olasılığınız çok daha yüksek) ve tamamen şansa dayalı oyunlardır. Finansal yönetim ilkeleri gereği, rasyonel bir yatırımcı veya şirket, beklenen getirisi negatif olan ve riski tamamen kontrol edilemeyen bu tür faaliyetlerden kaçınır. Bu nedenle kumar, riskten kaçınma ilkesinin en net istisnası ve zıddı olarak kabul edilir; çünkü bu davranış riskten kaçınmak yerine, rasyonel olmayan bir şekilde yüksek risk almayı hedefler.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Kişisel çıkarlar, çıkar çatışmasıyla ilgilidir, kumarın finansal mantıkla bağını zayıftır. B) Çeşitlendirme, riski azaltma stratejisidir, kumar ise riski artırır. C) Artan yararlar, tüketim veya üretim verimliliği ilkesidir, kumarla doğrudan ilgili değildir. D) Değerli fikirler, bilgi asimetrisi veya inovasyonla ilgilidir, kumarın temelini oluşturmaz.

Bilinmesi gereken kural: Rasyonel finansal karar alma süreçlerinde, beklenen değeri negatif olan ve tamamen şansa dayalı kumar türü faaliyetler, "Riskten Kaçınma" ilkesine aykırı olduğu için kesinlikle istisna kabul edilir.

Soru 27 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Anonim ortaklıkların, nakit karşılığı satılmak üzere çıkarmış oldukları ortaklık haklarına sahip olmaksızın kârdan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma ve yeni pay alma gibi haklara imkân sağlayan menkul kıymet aracı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Rüçhan payı
  • B)Future
  • C)Katılma intifa senedi
  • D)Dönüştürülebilir tahvil
  • E)Mevduat sertifikası
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Katılma intifa senedi, anonim ortaklıkların sermaye artırımı yapmadan, mevcut ortakların rızasıyla çıkardığı ve ortaklık hakkı (oy hakkı vb.) vermeden kârdan pay, tasfiye bakiyesi ve yeni pay alma hakkı tanıyan bir menkul kıymettir. Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası mevzuatı uyarınca, bu senetler sermaye artırımı işlemi gerektirmeden ortaklara sağlanan avantajları temsil eder.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Rüçhan payı, yeni paylara öncelikli alma hakkıdır, kâr payı veya tasfiye bakiyesi hakkı doğurmaz. B) Future, vadeli işlem sözleşmesidir, ortaklık hakkı veya kâr payı hakkı taşıyan bir menkul kıymet değildir. D) Dönüştürülebilir tahvil, borçlanma aracıdır; dönüştürülmediği sürece ortaklık hakkı vermez, sadece faiz getirisi sağlar. E) Mevduat sertifikası, banka mevduatına dayalı borç senedidir, ortaklık veya kâr payı hakkı içermez.

Bilinmesi gereken kural: Katılma intifa senedi, ortaklık hakkı vermeden kâr, tasfiye bakiyesi ve yeni pay hakkı sağlayan tek menkul kıymet türüdür.

Soru 28 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Finansal piyasalar çeşitli özelliklere göre sınıflandırılmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi, finansal piyasalar vade yapısına göre gruplandırıldığında ortaya çıkan sınıflardan birisidir?

  • A)Birincil piyasa
  • B)Örgütlenmiş piyasa
  • C)Menkul değerler piyasası
  • D)Sermaye piyasası
  • E)Opsiyon borsası
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D'dir. Finansal piyasalar, işlemlerin vadesine (süresine) göre iki ana gruba ayrılır: Para piyasası (kısa vadeli, 1 yıldan kısa) ve Sermaye piyasası (uzun vadeli, 1 yıldan uzun). Bu nedenle sermaye piyasası, vade yapısına dayalı sınıflandırmanın temel bileşenlerinden biridir.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Birincil piyasa, işlemin gerçekleşme aşamasına (yeni ihraç) göre sınıflandırma yapar, vadeye göre değil. B) Örgütlenmiş piyasa, piyasanın fiziksel veya dijital altyapı ve düzenleme düzeyine göre yapılan bir sınıflandırmadır. C) Menkul değerler piyasası, işlem yapılan aracın niteliğine (hisse, tahvil vb.) göre verilen genel bir tanımdır, vade ayrımı yapmaz. E) Opsiyon borsası, türev araçların işlem gördüğü özel bir piyasa türüdür ve vadeye göre ana sınıflandırma değildir.

Bilinmesi gereken kural: Finansal piyasalar vadeye göre "Para Piyasası" ve "Sermaye Piyasası" olarak ikiye ayrılır; diğer sınıflandırmalar (birincil/ikincil, örgütlenmiş/örgütlenmemiş) farklı kriterlere dayanır.

Soru 29 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Üç yıllık bir dönemde her yılın sonunda elde edilen 10.000 TL’nin % 20 faiz oranı üzerinden bugünkü değeri yaklaşık olarak kaç TL dir?

  • A)8.333
  • B)17.333
  • C)19.944
  • D)21.064
  • E)25.887
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D şıkkıdır. Bu soru, gelecekteki nakit akımlarının bugünkü değerini (Present Value - PV) hesaplamayı gerektirir. Finansal yönetim ilkelerine göre, her yılın sonunda gelen sabit nakit akımları bir "normal anüite" oluşturur. Hesaplama formülü PV = A × frac{1 - (1+r)^-n}{r} şeklindedir. Burada yıllık taksit (A) 10.000 TL, faiz oranı (r) %20 (0,20) ve dönem sayısı (n) 3'tür.

Hesaplamayı adım yaparsak:

  • Yılın PV'si: 10.000 / (1,20)^1 = 8.333 TL
  • Yılın PV'si: 10.000 / (1,20)^2 = 6.944 TL
  • Yılın PV'si: 10.000 / (1,20)^3 = 5.787 TL

Bu değerlerin toplamı: 8.333 + 6.944 + 5.787 = 21.064 TL eder. Bu nedenle D şıkkı doğrudur.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A şıkkı, sadece ilk yılın bugünkü değerini gösterir. B şıkkı, faiz etkisini dikkate almayan basit bir toplam yaklaşımdır. C şıkkı, yanlış dönem sayısı veya oran kullanımıyla elde edilen hatalı bir sonuçtur. E şıkkı, bugünkü değer yerine gelecekteki değeri (Future Value) hesaplayan bir hataya dayanır.

Bilinmesi gereken kural: Gelecekteki nakit akımlarının bugünkü değerini bulurken, her bir dönemin nakit akımını ilgili faiz oranına göre diskont etmeli ve bu değerleri toplamalısınız.

Soru 30 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kısa vadeli yatırım araçlarına (finansman bonosu gibi) yatırım yaptığımızda veya bankadan 1 yıldan kısa vadeli kredi kullandığımızda yıllık bileşik getiri veya yıllık maliyet oranını bulmak için aşağıdakilerden hangisini hesaplarız?

  • A)Basit faiz
  • B)Efektif faiz
  • C)Enflasyonlu faiz
  • D)Annuite
  • E)Reel faiz
Çözümü göster — doğru cevap B

Doğru cevap B şıkkıdır. Efektif faiz oranı, faizin bileşik olarak hesaplandığı ve yıllık bileşik getiri veya maliyetin gerçek değerini yansıtan orandır. Finansman bonosu gibi araçlar veya kısa vadeli kredilerde, faizlerin dönem içinde bileşik etkisiyle arttığı için nominal orandan ziyade efektif oran kullanılır. Bu, mevzuatta ve finansal yönetim standartlarında yıllık bileşik maliyetin hesaplanma yöntemi olarak kabul edilir.

A şıkkı yanlıştır çünkü basit faiz, faizlerin ana para üzerinde tekrar faiz üretmediği ve bileşik etkisi dikkate alınmayan yöntemdir. C şıkkı yanlıştır çünkü enflasyonlu faiz, enflasyon etkisinin giderildiği nominal bir düzeltme olup bileşik hesaplama yöntemi değildir. D şıkkı yanlıştır çünkü annuite, eşit taksitlerle yapılan ödeme planıdır, faiz hesaplama oranı değildir. E şıkkı yanlıştır çünkü reel faiz, enflasyondan arındırılmış getiriyi gösterir, bileşik hesaplama tekniğini ifade etmez.

Bilinmesi gereken kural: Yıllık bileşik getiri veya maliyet oranını bulmak için her zaman efektif faiz oranı hesaplanır.

Soru 31 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Toplam riskin firmaya ya da firmanın içinde olduğu sektöre özgü kısmı aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilmektedir?

  • A)Piyasa riski
  • B)Sistematik risk
  • C)Sistematik olmayan risk
  • D)Satın alma gücü riski
  • E)Çeşitlendirme riski
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Finansal yönetim literatüründe risk, sistematik (piyasa) ve sistematik olmayan (firmaya/sektöre özgü) olarak ikiye ayrılır. Sistematik olmayan risk, şirketin kendi operasyonel kararları, yönetim kalitesi veya sektöründeki rekabet gibi içsel faktörlerden kaynaklanır. Modern Portföy Teorisi ve CAPM modeli uyarınca, bu risk çeşitlendirme yoluyla azaltılabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Dolayısıyla, toplam riskin firmaya veya sektörüne özgü kısmı "sistematik olmayan risk" olarak tanımlanır.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Piyasa riski, sistematik riskin eş anlamlısıdır ve çeşitlendirilemez. B) Sistematik risk, tüm piyasayı etkileyen makroekonomik faktörlerden kaynaklanır, firma özgü değildir. D) Satın alma gücü riski, enflasyonun parasal değeri eritmesinden kaynaklanan sistematik bir risk türüdür. E) Çeşitlendirme riski, literatürde kullanılan standart bir terim değildir; çeşitlendirme riski azaltma aracıdır.

Bilinmesi gereken kural: Sistematik olmayan risk, çeşitlendirme ile giderilebilen ve sadece ilgili firma veya sektörü etkileyen risk bileşenidir.

Soru 32 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Aşağıdakilerden hangisinin işletmelerin defter değeri ile piyasa değeri arasında oluşan farkların temel nedenleri arasında gösterilmesi beklenmez?

  • A)Finansal tablolardaki bazı varlıkların piyasa değerleri ile değerlenmemesi
  • B)İşletme içi oluşturulan maddi olmayan duran varlıkların finansal tablolarda gerçek değerleri ile gösterilmemesi
  • C)Bazı kalemlerin varlık ve borç tanımını karşılamadığı için finansal tabloların dışında kalması
  • D)İşletme varlıklarının bir bütün olarak meydana getirdiği sinerjik etkinin kayda alınmaması
  • E)Müşteri sözleşmelerinden kaynaklanan hasılatın nakit esaslı olarak finansal tablolara alınmaması
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap E şıkkıdır. Defter değeri ile piyasa değeri arasındaki farkın temel nedenleri, muhasebe standartlarının (TMS/TFRS) getirdiği ölçüm kısıtlamaları ve tablo dışı unsurlardır.

A şıkkı doğrudur; çünkü TMS, bazı varlıkların (örneğin arazi) tarihi maliyetle kaydedilmesine izin verir, bu da piyasa değerinden sapmaya yol açar. B şıkkı doğrudur; çünkü işletme içi oluşturulan maddi olmayan duran varlıklar (araştırma aşaması vb.) genellikle maliyet olarak kaydedilmez veya amortismana tabi tutulur, bu da defter değerini düşürür. C şıkkı doğrudur; çünkü marka değeri, insan kaynağı gibi önemli unsurlar varlık tanımını karşılamadığı için bilançoda yer almaz, bu da piyasa değerini artırır. D şıkkı doğrudur; çünkü işletme bütünü, varlıkların toplamından daha değerli olan sinerjiyi yansıtır, ancak muhasebe kayıtları bu bütünsel değeri tek başına göstermez.

E şıkkı ise yanlıştır. Müşteri sözleşmelerinden kaynaklanan hasılatın nakit esaslı değil, gerçekleşme esaslı (accrual basis) kaydedilmesi, TMS 18/TFRS 15 gibi standartların temel ilkesidir. Bu durum defter değerini etkilemez; aksine, hasılatın zamanlamasıyla ilgili bir muhasebe politikasıdır. Defter ve piyasa değeri farkı, varlık değerlemesi ve tablo dışı unsurlardan kaynaklanır, hasılatın kayıt esasından değil.

Bilinmesi gereken kural: Defter-piyasa değeri farkı, muhasebenin geçmiş maliyet ve realizasyon ilkelerinden kaynaklanan sınırlamalardan ve tablo dışı değer unsurlarından doğar; hasılatın kayıt esasından değil.

Soru 33 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Kâr dağıtım politikası ile ilgili mevcut yaklaşımlara ilişkin aşağıda yer alan ifadelerden hangisi yanlıştır?

  • A)Eldeki kuş politikasına göre ortaklar kâr payını gelecekteki sermaye kazancına tercih etmektedir.
  • B)Kâr payı ilgisizliği politikasına göre kâr payı dağıtım politikası işletmenin sermaye maliyetini etkilememektedir.
  • C)Kâr paylarının işaret verme politikasına göre kâr paylarındaki değişimler işletmenin gelecekteki durumu hakkında piyasaya bilgi vermektedir.
  • D)Kalan kâr payları politikasına göre işletme daha yüksek kâr payı dağıttığı zaman yatırımcı işletmenin mevcut varlıklarını gelecekte daha etkin kullanacağını beklemektedir.
  • E)Vergi tercihleri politikasına göre kâr paylarına kıyasla sermaye kazançları daha az vergilendirilirse yatırımcının sermaye kazancı tercihi ön plana çıkacaktır.
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D şıkkıdır. Kalan kâr (residual dividend) politikasında, öncelikli olarak tüm kârlı yatırım fırsatları finanse edilir; kalan kâr ortaklara dağıtılır. Bu politika, dağıtılan kârın yüksek olması, yatırımcının şirketin gelecekteki varlıklarını daha etkin kullanacağını değil, aksine şirketin şu an için değerlendirilecek yeterli kârlı yatırım fırsatına sahip olmadığını gösterir. Dolayısıyla D ifadesi, politikanın mantığıyla ters düşen yanlış bir çıkarımdır.

Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Eldeki kuş politikası, belirsizlik altında nakit kâr payının, belirsiz sermaye kazancından daha değerli görüldüğünü savunur; ifade doğrudur. B) Miller-Modigliani kâr payı ilgisizliği teorisine göre, kâr dağıtım politikası şirket değerini ve sermaye maliyetini etkilemez; ifade doğrudur. C) İşaret verme (signaling) teorisine göre, kâr payı artışları yöneticilerin geleceğe dair iyimser olduğunu piyasaya sinyal verir; ifade doğrudur. E) Vergi avantajı varsa, yatırımcılar vergiden kaçınmak için kâr payı yerine sermaye kazancını tercih eder; ifade doğrudur.

Bilinmesi gereken kural: Kalan kâr politikasında yüksek kâr payı dağıtımı, şirketin kârlı yatırım fırsatı bulamadığını ve sermayesini verimli kullanamadığını gösterir.

Soru 34 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

A ve B işletmelerine ait paylardan oluşan bir portföyün değerinin % 60’ı A paylarından geri kalanı ise B paylarından oluşmaktadır. Aşağıda bu paylara ilişkin geçmiş 5 yıla ilişkin getiri oranları verilmektedir. Verilen bu bilgiler çerçevesinde portföyün beklenen getirisi aşağıdakilerden hangisidir? Yıllar A payı B payı 1 0,20 0,15 2 0,35 0,05 3 0,10 0,07 4 0,15 0,13 5 0,20 0,10

  • A)0,09
  • B)0,10
  • C)0,13
  • D)0,16
  • E)0,20
Çözümü göster — doğru cevap D

Portföyün beklenen getirisi, her payın ortalama getirisinin portföy ağırlığıyla çarpılıp toplanmasıyla bulunur.

  • A payının ortalama getirisi: (0,20 + 0,35 + 0,10 + 0,15 + 0,20) / 5 = 1,00 / 5 = 0,20.
  • B payının ortalama getirisi: (0,15 + 0,05 + 0,07 + 0,13 + 0,10) / 5 = 0,50 / 5 = 0,10.
  • Portföy getirisi: 0,60 × 0,20 + 0,40 × 0,10 = 0,12 + 0,04 = 0,16.

Ağırlık kullanmadan iki ortalamanın basit ortalamasını almak 0,15, yalnızca A payının getirisini almak 0,20 verir; ikisi de portföy ağırlıklarını yok sayar.

Soru 35 · 2020/8 · Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim

Aşağıda verilen ABC işletmesine ait finansal verilere göre ABC işletmesinin kısa vadeli yükümlülük tutarı aşağıdakilerden hangisidir? Net satışlar 1.960.000 TL Özkaynak devir hızı 4 Aktif devir hızı 0,5 Dönen varlıklar 480.000 TL Uzun vadeli yükümlülükler 1.000.000 TL

  • A)490.000 TL
  • B)1.480.000 TL
  • C)2.430.000 TL
  • D)3.430.000 TL
  • E)3.540.000 TL Test Bitti Cevaplarınızı Kontrol Ediniz.
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır. Özkaynak devir hızı formülü Net Satışlar / Özkaynaklar eşitliğinden, Özkaynaklar 1.960.000 / 4 = 490.000 TL olarak bulunur. Aktif devir hızı formülü Net Satışlar / Toplam Aktifler eşitliğinden, Toplam Aktifler 1.960.000 / 0,5 = 3.920.000 TL olur. Bilanço eşitliği gereği Toplam Aktifler = Toplam Yükümlülükler + Özkaynaklar olduğundan, Toplam Yükümlülükler 3.920.000 - 490.000 = 3.430.000 TL’dir. Kısa vadeli yükümlülükler, toplam yükümlülüklerden uzun vadeli yükümlülüklerin çıkarılmasıyla elde edilir: 3.430.000 - 1.000.000 = 2.430.000 TL.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Sadece özkaynak tutarını gösterir, yükümlülük hesabı yapılmamıştır. B) Dönen varlıklar ile uzun vadeli yükümlülüklerin toplamını verir, mantıksız bir bütünlük içerir. D) Toplam yükümlülük tutarını verir, kısa vadeli kısmı ayırmayı unutur. E) Hesaplama hatası veya yanlış formül uygulaması sonucu elde edilen hatalı bir tutardır.

Bilinmesi gereken kural: Bilanço eşitliği ve oran formülleri zincirleme kullanılarak, bilinmeyen kalemler arası ilişki kurularak tek adımda çözülebilir.

Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 3025 çözümlü soru

KGK Bağımsız Denetçilik Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

Sınav Merkezi uygulaması