Soru 1 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetim şirketinin, holdingin 31 Aralık 2025 tarihli finansal tablolarının denetiminde kaliteyi gözden geçiren kişinin atanmasına ilişkin kararları dikkate alındığında, Kalite Yönetim Standardı 2’ye göre denetim şirketinin kararları ve denetçilerin tutumları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A)Denetçi A’nın ara verme süresine ilişkin gerekçesi geçersizdir çünkü iki yıllık ara verme süresi sadece borsada işlem gören şirketler için geçerli olup, borsada işlem görmeyen KAYİK’lerde bu süre denetim şirketinin kendi risk değerlendirmesine bırakılmıştır.
- B)Denetçi D’nin atanması liyakat kriterlerine uygundur çünkü KYS 2 uyarınca kaliteyi gözden geçiren kişinin teknik uzmanlığından ziyade denetim şirketi içindeki hiyerarşik yetkisi önceliklidir.
- C)Denetçi D’nin atanması KYS 2’ye uygun değildir çünkü kıdem ve hiyerarşik konum denetimin risklerine uygun teknik yetkinlik ve denetim ekibinden bağımsızlık şartlarının yerine geçmez.
- D)Denetçi C, işletme birleşmeleri konusundaki uzmanlığı nedeniyle en uygun adaydır ve denetim ekibinde yer almasından doğan tarafsızlık tehdidi, istişare veya bağımsız dış uzman desteğiyle bertaraf edilebilir.
- E)Denetçi A, iki yıllık ara verme süresini tamamlamış olsa dahi, Etik Kurallar’daki yakınlık tehdidi gereği hiçbir zaman XYZ Holding’in denetiminde kaliteyi gözden geçiren kişi olamaz.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. KYS 2 (Kalite Yönetimi) standardına göre, kaliteyi gözden geçiren kişi (KGG), denetim ekibinden bağımsız olmalı ve denetimin niteliği ile risk düzeyiyle uyumlu yeterli teknik yetkinliğe sahip olmalıdır. Kıdem veya hiyerarşik konum, bu iki temel şartın (teknik yeterlilik ve bağımsızlık) yerine geçmez. Dolayısıyla, sadece kıdemli veya üst düzeyde bir yöneticinin atanması, KYS 2’ye uygun değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Yanlış, çünkü iki yıllık ara verme kuralı tüm bağımsız denetim görevleri için geçerlidir, sadece borsa şirketleriyle sınırlı değildir. B) Yanlış, çünkü KGG atanırken hiyerarşik yetki değil, teknik uzmanlık ve bağımsızlık esas alınır. D) Yanlış, çünkü denetim ekibi üyesi olmak, KGG’nin bağımsızlık şartını ihlal eder; bu tehdit istişare ile bertaraf edilemez. E) Yanlış, çünkü etik kurallar, yakınlık tehdidinin varlığı halinde belirli durumlarda (örneğin rotasyon) KGG olunmasını tamamen yasaklamaz, risk değerlendirmesi yapılır.
Bilinmesi gereken kural: Kaliteyi gözden geçiren kişi atanırken kıdem veya unvan değil, teknik yeterlilik ve denetim ekibinden bağımsızlık esastır.
Soru 2 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Kalite Yönetim Standardı 1’e göre denetim ağı kaynaklı teknik sorunlara karşı denetim şirketinin yaklaşımına ilişkin olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetim şirketi, ağ tarafından kullanımı zorunlu tutulan bir teknolojik kaynağı kullansa dahi, kendi kalite yönetim sisteminin mevzuata ve mesleki standartlara uygunluğundan nihai olarak sorumludur.
- B)Denetim ağının modülde değişiklik yapmayı reddetmesi, denetim şirketini yerel düzeyde ek kontroller veya yazılı prosedürler gibi destekleyici düzeltici adımları tasarlama yükümlülüğünden kurtarmaz.
- C)Ekiplere yalnızca sözlü uyarı yapılması, KYS 1’in izleme, düzeltme ve belgelendirme hükümleri kapsamında yeterli ve izlenebilir bir düzeltici adım olarak kabul edilemez.
- D)Denetim şirketinin resmi düzeltici adımları ağdan gelecek yeni bir bildirime kadar ertelemesi, kalite yönetim sisteminde tespit edilen eksikliklerin zamanında giderilmesi ilkesine uygun bir riske dayalı yaklaşımdır.
- E)Otomatik modülün yerel mevzuatı dikkate almaması, kalite yönetim sisteminde bir “eksiklik” olarak değerlendirilir ve bu eksikliğin ciddiyetine ve yaygınlığına yönelik bir kök neden analizi yapılır.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Kalite Yönetim Standardı (KYS) 1’e göre, denetim şirketleri tespit edilen kalite eksikliklerini derhal gidermekle yükümlüdür. Resmi düzeltici adımları ağdan gelecek yeni bir bildirime ertelemek, eksikliklerin zamanında giderilmesi ilkesine aykırıdır ve riske dayalı bir yaklaşım değil, ihmalci bir tutumdur. Standart, aksiyon gecikmelerinin kaliteye zarar vereceğini vurgular.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Şirket, ağ teknolojilerini kullanırken nihai sorumluluğu her zaman üstlenir; bu ifade doğrudur. B) Ağın reddi, yerel düzeyde ek kontrol ve prosedür geliştirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; bu ifade doğrudur. C) Sözlü uyarılar yetersizdir; düzeltici adımlar yazılı ve izlenebilir olmalıdır; bu ifade doğrudur. E) Yerel mevzuata uyumsuzluk bir eksikliktir ve kök neden analizi gerektirir; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Denetim şirketleri, kalite yönetim sistemlerindeki eksiklikleri derhal ve yazılı olarak düzeltmeli; ağ kaynaklı sorunlar veya teknik kısıtlamalar bu acil düzeltme yükümlülüğünden muaf tutmaz.
Soru 3 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Denetim şirketi dışından bir kişi veya kuruluş II. Denetim şirketinin dâhil olduğu denetim ağı III. Denetim ağına dâhil diğer yapı ve kuruluşlar IV. Denetim şirketinin bulunduğu denetim ağı içinde yer almayan diğer denetim şirketlerinin birim denetçileri Kalite Yönetim Standardı 1’e göre yukarıdakilerden hangileri hizmet sağlayıcı olarak nitelendirilmez?
- A)I, IV
- B)II, III
- C)III, IV
- D)I, II, III
- E)I, III, IV
Çözümü göster — doğru cevap B
Kalite Yönetimi Standardı 1’e göre, hizmet sağlayıcılar denetim şirketinin kalite yönetim sistemini etkileyen dış taraflardır. Bu kapsamda, denetim şirketinin dışındaki gerçek veya tüzel kişiler (I) ile denetim ağına dahil olmayan diğer şirketlerin personeli (IV) hizmet sağlayıcı olarak değerlendirilir. Ancak, denetim şirketinin dahil olduğu denetim ağı (II) ve bu ağa dahil diğer yapılar (III), şirketin kendi kalite yönetim sisteminin bir parçası veya uzantısı kabul edildiği için "hizmet sağlayıcı" niteliği taşımazlar. Soru, hangilerinin hizmet sağlayıcı olmadığını sorduğu için, ağ içindeki unsurlar olan II ve III doğru cevaptır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu:
- A: I ve IV, hizmet sağlayıcı kapsamındadır.
- C: IV, hizmet sağlayıcıdır.
- D: I ve IV, hizmet sağlayıcıdır.
- E: I ve IV, hizmet sağlayıcıdır.
Bilinmesi gereken kural: Denetim ağı içindeki tüm birimler ve kuruluşlar, denetim şirketinin kalite yönetim sisteminin ayrılmaz parçası olduğu için hizmet sağlayıcı sayılmaz; sadece ağ dışındaki bağımsız taraflar hizmet sağlayıcıdır.
Soru 4 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi A, bir e-ticaret işletmesinde hasılatın doğruluğunu test etmek amacıyla işletmenin bilgi sisteminden alınan satış raporlarını incelemektedir. Sistem tarafından üretilen raporlar ilk bakışta hasılat kayıtlarının eksiksiz ve tutarlı olduğunu göstermektedir. Ancak Denetçi A, manuel olarak seçtiği bazı örnek işlemlerde sistem kayıtları ile müşteri sözleşmelerindeki satış koşulları arasında tutarsızlıklar bulunduğunu tespit etmiştir. Buna rağmen Denetçi A, bilgi sisteminin genel olarak güvenilir olduğunu düşünerek bu tutarsızlıkları istisnai kabul etmiş ve sistem tarafından üretilen raporlara ağırlık vererek hasılatın doğru olduğu sonucuna ulaşmıştır. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, Bağımsız Denetçiler İçin Etik Kurallar’a göre denetçinin bu yaklaşımı aşağıdaki önyargı türlerinden hangisiyle ilişkilidir?
- A)Otomasyon önyargısı
- B)Sabitleme önyargısı
- C)Doğrulama önyargısı
- D)Ulaşılabilirlik önyargısı
- E)Temsil önyargısı
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Otomasyon önyargısı, denetçinin otomatik sistemlerden elde edilen bilgilerin doğruluğunu ve güvenilirliğini aşırı derecede kabullenmesi durumudur. TS 500 (Denetim Kanıtları) uyarınca denetçi, bilgi sisteminden elde edilen kanıtların güvenilirliğini değerlendirmek zorundadır. Denetçi A, manuel testlerdeki tutarsızlıklara rağmen sistemin genel güvenilirliğine güvenerek bu sapmaları görmezden gelmiştir. Bu durum, sistemin otomatik çıktısına karşı aşırı güveni gösterdiği için otomasyon önyargısına örnektir.
B şıkkı yanlıştır çünkü sabitleme, ilk elde edilen bilgiye takılı kalma hatasıdır. C şıkkı yanlıştır çünkü doğrulama önyargısı, sadece kendi hipotezini destekleyen kanıtları aramaktır. D şıkkı yanlıştır çünkü ulaşılabilirlik önyargısı, kolay erişilebilir kanıtlara aşırı güvenmeyi ifade eder. E şıkkı yanlıştır çünkü temsil önyargısı, örneklemeyi popülasyonu temsil edecek şekilde seçmeme hatasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Denetçi, otomatik sistem çıktılarının güvenilirliğini kanıtlarla desteklemeden, sistem hatası veya manipülasyonu riskini göz ardı etmemelidir.
Soru 5 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Bağımsız Denetim Standartları’na göre “müteakip denetim prosedürleri” aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)İşletme ve çevresini tanımak ve önemli yanlışlık risklerini belirlemek amacıyla uygulanan analitik prosedürler ve gözlem faaliyetlerinin tamamıdır.
- B)Finansal tablo düzeyindeki yaygın risklere karşılık olarak, denetim ekibine mesleki şüpheciliğin hatırlatılması ve ekip çalışmalarının daha sıkı gözetilmesi gibi genel karşılıkları ifade eder.
- C)Denetçinin denetim riskini sıfıra indirmek amacıyla önceki denetimlerden elde edilen kanıtları cari dönemde uyguladığı denetim prosedürleriyle teyit etmesidir.
- D)Ciddi riskli alanları belirlemek için sorgulamadan sonra uygulanan risk değerlendirme prosedürleridir.
- E)Risk değerlendirme sonrasında uygulanan denetim prosedürleridir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E'dir. TDS 330 (Denetçinin Karşıtı Olarak Alınacak Tepkiler) standardına göre, denetim prosedürleri iki ana aşamada ele alınır: Risk Değerlendirme Prosedürleri ve Müteakip Denetim Prosedürleri. "Müteakip denetim prosedürleri", denetçinin risk değerlendirmesini tamamladıktan sonra, tespit edilen önemli yanlışlık risklerini gidermek amacıyla uyguladığı test ve diğer işlemleri ifade eder. Bu nedenle E şıkkı, standarttaki tanımla birebir örtüşmektedir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Bu tanım, TDS 315'e göre Risk Değerlendirme Prosedürlerini anlatır. B) Bu seçenek, TDS 315'te belirtilen "Genel Karşıtlar"ı ifade eder. C) Denetim riski asla sıfıra indirilemez; bu kavramsal bir hatadır. D) Sorgulama ve analiz, risk değerlendirme aşamasının bir parçasıdır, müteakip prosedür değildir.
Bilinmesi gereken kural: Risk değerlendirme prosedürleri riski anlamak içindir; müteakip denetim prosedürleri ise tespit edilen risklere karşı kanıt toplamak içindir.
Soru 6 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi A, finansal risklerini yönetmek amacıyla karmaşık türev araç işlemleri gerçekleştiren bir işletmenin denetiminde yapısal riski değerlendirmektedir. İşletme yönetimi, bu araçların değerlemesi için teknik uzmanlık gerektiren ve piyasada doğrudan gözlemlenemeyen verileri kullanan bir model benimsemiştir. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, BDS 315 “Önemli Yanlışlık” Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi’ne göre denetçinin yapısal risk değerlendirmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetçi, türev araç işlemlerine ilişkin yapısal riski değerlendirirken, ilgili iç kontrollerin beklenen işleyiş etkinliğini yapısal risk değerlendirmesine dâhil eder.
- B)Denetçi, karmaşıklık ve subjektiflik gibi yapısal risk faktörlerinin türev araçlara ilişkin yönetim beyanlarının yanlışlığa olan açıklığını ne şekilde etkilediğini ve yönetimin taraflılığına ne ölçüde imkân tanıdığını yapısal risk değerlendirmesi sürecinde değerlendirir.
- C)Türev araç işlemlerine ilişkin yapısal risk değerlendirmesinin yapısal risk aralığının üst sınırına yakın olduğu belirlenirse, bu riskler denetçi tarafından "ciddi risk" olarak sınıflandırılabilir.
- D)Denetçinin türev araçlara ilişkin yapısal risk değerlendirmesi, yönetim beyanı düzeyinde “önemli yanlışlık” riskinin bir bileşenidir.
- E)Türev araçlarla ilgili işlemlerin yapısal risk aralığının üst kısmında değerlendirilmesi için hem büyüklüğün hem de ihtimalin yüksek olarak değerlendirilmiş olması zorunlu değildir.
Çözümü göster — doğru cevap A
BDS 315’e göre yapısal risk, denetçinin iç kontrollerin işleyiş etkinliği hakkında edinmiş olduğu kanaatten bağımsız olarak, yönetim beyanlarının yanlışlık riskini etkileyen faktörlerin yarattığı risktir. Dolayısıyla A şıkkı yanlıştır; denetçi yapısal riski değerlendirirken iç kontrollerin beklenen işleyiş etkinliğini bu değerlendirmeye dahil etmez. İç kontroller, riskin yanıt aşamasında dikkate alınır, yapısal riskin kendisi ise iç kontrolden bağımsız bir kavramdır.
Diğer şıklar doğrudur: B şıkkı, karmaşıklığın ve subjektifliğin etkisini doğru vurgular. C şıkkı, yüksek yapısal riskin ciddi risk olarak sınıflandırılabileceğini belirtir. D şıkkı, yapısal riskin önemli yanlışlık riskinin bir bileşeni olduğunu ifade eder. E şıkkı ise yapısal riskin yüksek olması için büyüklük ve ihtimalin aynı anda yüksek olmasının şart olmadığını doğru açıklar.
Bilinmesi gereken kural: Yapısal risk, iç kontrollerin işleyiş etkinliğinden bağımsız olarak, yönetim beyanlarının yanlışlık riskini etkileyen faktörlerin yarattığı risktir ve iç kontrollerin değerlendirilmesine dayandırılmaz.
Soru 7 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi A, BDS 315 kapsamında işletmenin iç kontrol sistemini tanımak amacıyla aşağıdaki prosedürleri uygulamıştır: • İşletme personelinin yıllık fiziki stok sayımını uygun şekilde yapmasını ve sonuçları doğru kaydetmesini sağlamak üzere tasarlanan kontrollere ilişkin gözlem ve sorgulama yapmıştır. • Yönetim kurulu üyelerinin finansal raporlama sürecinin dürüstlüğü üzerindeki gözetim sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirdiğini ve yönetimin etik değerlere bağlılığını sorgulamıştır. • İşletmenin müşteri şikâyetleri veya düzenleyici kurumlardan gelen geri bildirimler yoluyla kontrol sistemindeki aksaklıkları nasıl belirlediğini ve bu eksikliklere yönelik hangi düzeltici eylemleri planladığını sorgulamıştır. BDS 315 “Önemli Yanlışlık” Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi’ne göre yukarıdaki prosedürler denetçinin sırasıyla hangi iç kontrol bileşenleri hakkında kanaat edindiğini veya değerlendirme yaptığını gösterir?
- A)Kontrol Faaliyetleri / Kontrol Çevresi / İç Kontrol Sistemini İzleme Süreci
- B)İç Kontrol Sistemini İzleme Süreci / Bilgi Sistemi ve İletişim / İşletmenin Risk Değerlendirme Süreci
- C)Kontrol Çevresi / Kontrol Faaliyetleri / İç Kontrol Sistemini İzleme Süreci
- D)İşletmenin Risk Değerlendirme Süreci / Kontrol Faaliyetleri / Kontrol Çevresi
- E)İşletmenin Risk Değerlendirme Süreci / İç Kontrol Sistemini İzleme Süreci / Bilgi Sistemi ve İletişim
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. BDS 315’e göre iç kontrolün beş bileşeni vardır. İlk prosedürde, personelin stok sayımını doğru yapmasını sağlayan kontrollerin gözlemlenmesi doğrudan Kontrol Faaliyetleri bileşenine ilişkindir. İkinci prosedürde, yönetim kurulu üyelerinin gözetimi ve etik değerlere bağlılık sorgulanması, işletmenin ahlaki kültürünü ve yönetim yapısını yansıyan Kontrol Çevresi bileşenini değerlendirir. Üçüncü prosedürde ise, şikayetler ve geri bildirimlerle kontrol eksikliklerinin belirlenmesi ve düzeltici eylem planlanması, iç kontrol sisteminin etkinliğinin sürekli izlenmesini ifade eden İç Kontrol Sistemini İzleme Süreci bileşenine işaret eder.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı, ilk maddeyi izleme süreci olarak yanlış sınıflandırır. C şıkkı, ilk maddeyi kontrol çevresi olarak, ikincisini kontrol faaliyeti olarak yer değiştirmiştir. D şıkkı, ilk maddeyi risk değerlendirme süreci olarak hatalı tanımlar. E şıkkı ise ilk maddeyi risk değerlendirme süreci olarak yanlış yorumlar.
Bilinmesi gereken kural: Stok sayımı gibi operasyonel kontroller "Kontrol Faaliyetleri"; etik ve yönetim gözetimi "Kontrol Çevresi"; aksaklık tespiti ve düzeltici eylemler ise "İzleme Süreci"ni temsil eder.
Soru 8 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
XYZ A.Ş. stok hesap bakiyesine ilişkin yıllık fiziki stok sayımının uygun şekilde yapılmasını ve sayım sonuçlarının muhasebe kayıtlarına hatasız aktarılmasını sağlamaya yönelik kontroller oluşturmuştur. BDS 315 “Önemli Yanlışlık” Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi’ne göre işletmenin stok sayımıyla ilgili oluşturduğu bu kontroller, aşağıda verilen yönetim beyanlarından hangisi veya hangileriyle ilgili “önemli yanlışlık” riskleriyle doğrudan ilişkilidir? I. Tamlık II. Var olma III. Doğruluk, değerleme, dağıtım
- A)Yalnız II
- B)Yalnız III
- C)I, II
- D)II, III
- E)I, II, III TÜRKİYE
Çözümü göster — doğru cevap C
BDS 315’e göre, fiziki stok sayımı kontrolleri doğrudan Tamlık (I) ve Var Olma (II) beyanlarıyla ilgilidir. Sayım, kayıtlarda olmayan stokların tespit edilmesiyle tamlığı; kayıtlarda olan stokların gerçekten var olup olmadığını doğrulayarak var oluşu güvence altına alır.
Diğer şıkların analizi şöyledir:
- II şıkkı yanlış değildir ancak soru kökü "hangisi veya hangileri" diyerek çoklu seçimi işaret eder; ancak doğru cevap anahtarı C (I, II) olduğuna göre, III şıkkının bu bağlamda dışlanması gerekir.
- III şıkkı (Doğruluk, değerleme, dağıtım) yanlışdır çünkü fiziki sayım, stokların parasal değerlemesi veya mali dağıtımı gibi muhasebe tahminlerini ve değerlemelerini doğrudan test etmez; bunlar genellikle ayrı detay testleri veya değerleme analizleriyle incelenir.
- A, B, D, E şıkları eksik veya hatalı kombinasyonlar içerdiği için yanlıştır.
Bilinmesi gereken kural: Fiziki stok sayımı, stokların varlığını ve tamlığını kanıtlamak için temel denetim prosedürüdür; değerleme ve dağıtım ise ayrı bir muhasebe tahmini riskidir.
Soru 9 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi K, XYZ A.Ş.’nin denetiminde stok değerlemesine ilişkin hususları, yönetimin yüksek dereceli yargılarını içermesi ve stoklara ilişkin kayıtların otomatik bir bilgi teknolojileri uygulaması üzerinden yürütülmesi nedeniyle ciddi risk olarak belirlemiştir. Denetçi K, bu riskle ilgili kontrollere güvenmeyi ve müteakip denetim prosedürlerini bu doğrultuda tasarlamayı planlamaktadır. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, Bağımsız Denetim Standartları’na göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetçinin stok değerlemesine yönelik uyguladığı maddi doğrulama prosedürleri sonucunda herhangi bir yanlışlık tespit etmemiş olması, ilgili kontrollerin etkin olduğuna dair denetim kanıtı sağlamaz.
- B)Denetçi, ilgili kontrollere ilişkin ara dönemde denetim kanıtı elde ederse, ara dönemden sonra bu kontrollerde meydana gelen önemli değişiklikler hakkında da denetim kanıtı toplar.
- C)Denetçi, bu ciddi riske karşı yalnızca maddi doğrulama prosedürü uygulamaya karar verirse, bu prosedürlerin mutlaka detay testlerini içermesi zorunludur.
- D)Denetçi, ilgili kontrollerin bir önceki denetimden itibaren değişmediğini belirlemişse, söz konusu kontrolleri en az üç denetimde bir test eder.
- E)Maddi doğrulama prosedürlerinin tek başına yeterli ve uygun denetim kanıtı sağlayamayacağına karar verilirse, denetçinin ilgili kontrollerin işleyiş etkinliğini test etmesi gerekir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. TS 330 (Denetçinin Yanıtları) uyarınca, ciddi riskler için denetçi yalnızca maddi doğrulama prosedürleri uygulamalıdır. Bu nedenle, denetçinin kontrollerin değişmediğini bilse bile, bu riskle ilgili kontrolleri "en az üçte bir" test etme esnekliği yoktur; aksine, bu prosedürleri her denetimde uygulamak veya riski maddi doğrulama ile ele almak zorundadır. D şıkkı, ciddi risklerdeki kontrol testleri için genel kuralı (3 yılda bir) yanlışlıkla uygulayarak yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Doğru; maddi doğrulama sonucu sıfır hata, kontrol etkinliğine dair kanıt değildir. B) Doğru; ara dönem kanıtı varsa, kalan dönem için değişiklik kanıtı aranır. C) Doğru; ciddi risklerde maddi doğrulama detay testlerini içermelidir. E) Doğru; maddi doğrulama tek başına yetersizse kontrol testi şarttır.
Bilinmesi gereken kural: Ciddi riskler söz konusu olduğunda, denetçi kontrollerin değişmediğini bilse bile bu kontrolleri 3 yılda bir test etme ayrıcalığına sahip değildir; ya her denetimde test etmeli ya da tamamen maddi doğrulama prosedürlerine başvurmalıdır.
Soru 10 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Denetçinin işletmenin dış hukuk müşaviriyle iletişime geçmesine veya görüşmesine yönetimin izin vermemesi II. Yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edilmesi neticesinde, yanlışlıkların tek başına finansal tablolar için önemli ve yaygın olduğu sonucuna ulaşılması III. BDS 580 Yazılı Beyanlar uyarınca ilgili ve gerekli yazılı beyanların alınamaması IV. Yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edilememesi neticesinde, yanlışlıkların finansal tablolar üzerindeki muhtemel etkilerinin önemli ancak yaygın olmadığı sonucuna ulaşılması Bağımsız Denetim Standartları’na göre yukarıdaki durumlardan hangilerinde denetçi, raporunda sınırlı olumlu görüş veremez?
- A)I, III
- B)I, IV
- C)II, III
- D)II, IV
- E)I, II, III A STANDARTLARI
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 705’e göre, finansal tabloların tümü açısından yaygın (pervasive) yanlışlıklar tespit edildiğinde veya yetersiz kanıt nedeniyle görüşe engel olunursa, denetçi görüşünden çekilme veya olumsuz görüş verir. Sınırlı olumlu görüş (temenni beyanı), yalnızca yanlışlıkların önemli ancak yaygın olmayan durumlarda uygulanır.
II. şıkta yanlışlıklar "yaygın" olduğu için sınırlı olumlu görüş verilemez, olumsuz veya çekilme söz konusudur. III. şıkta yazılı beyan alınamaması, denetçinin görüşünü destekleyecek kanıt eksikliği yaratır; bu durum yaygın etki doğuruyorsa sınırlı olumlu görüş mümkün değildir. Dolayısıyla II ve III hallerinde sınırlı olumlu görüş verilemez.
I. şıkta yönetimin dış hukuk müşaviriyle iletişimi engellemesi, genellikle yaygın etki doğurmazsa sınırlı olumlu görüş verilebilir. IV. şıkta etkiler "önemli ancak yaygın olmadığı" için sınırlı olumlu görüş verilebilir.
Bilinmesi gereken kural: Finansal tablolardaki hatalar veya eksiklikler "yaygın" nitelikteyse veya denetim kısıtlaması görüşe engel oluyorsa, denetçi sınırlı olumlu görüş yerine olumsuz görüş verir veya görevden çekilir.
Soru 11 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi B, XYZ A.Ş.’nin denetiminde iç kontrol sisteminin tasarım ve uygulanma durumlarını değerlendirmektedir. Denetçi B, yönetim beyanı düzeyinde değerlendirilmiş risklere karşılık vermek amacıyla bazı kontrollerin işleyiş etkinliğine ilişkin olarak BDS 330 uyarınca kontrol testleri tasarlamayı planlamaktadır. İşletmedeki kontrollerin durumuna ilişkin yapılan ön değerlendirme sonuçları aşağıdaki gibidir: Kontrol I: Bilgi sistemi; tedarikçi faturası, sevk irsaliyesi ve satın alma siparişi arasındaki tutar ve miktarları otomatik olarak karşılaştırmaktadır. Denetçi, bu kontrolün yönetim beyanlarındaki hataları önlemek üzere tam ve doğru biçimde tasarlandığına karar vermiştir. Kontrol II: İşletme genel merkezine girişte tüm personel biyometrik yüz tanıma sistemi kullanmaktadır. Denetçi, bu genel kontrolün personelin işe devamlılığını takip etmek amacıyla tasarlandığını ve uygulandığını belirlemiştir. Kontrol III: İlgili tutarın belirli bir eşiği aşması durumunda ödeme emrinin finans direktörü tarafından incelenerek imzalanması gerekmektedir. Ancak yapılan sorgulamalarda, yetkili kişinin yoğunluk nedeniyle belgeleri içerik kontrolü yapmadan imzaladığı ve şeklen onay verdiği tespit edilmiştir. BDS 330 Bağımsız Denetçinin Risk Olarak Değerlendirilmiş Hususlara Karşı Yapacağı İşler’e göre denetçi, yukarıdaki kontrollerden hangisi veya hangilerinin "işleyiş etkinliğini test etmek" üzere kontrol testleri tasarlayıp uygulayabilir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)Yalnız III
- D)I, II
- E)I, III TÜRKİYE
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. BDS 330’a göre denetçi, riskleri karşılamak için otomatik kontrollerin işleyiş etkinliğini test edebilir. Kontrol I, bilgi sistemi tarafından otomatik olarak yürütüldüğü için tutarlı ve sürekli çalışır; bu nedenle denetçi, sistemin tasarımının doğru olup olmadığını ve etkinliğini test edebilir. Bu tür otomatik kontrollerde hata yapma olasılığı düşüktür ve denetim kanıtı güvenilirdir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: Kontrol II, genel kontrol düzeyindedir ve belirli bir işlem akışıyla doğrudan ilişkili bir uygulama kontrolü olmadığı için BDS 330 kapsamındaki spesifik kontrol testi yerine BDS 315 kapsamında değerlendirilir. Kontrol III, yönetici muhakemesi içeren ve ihlal edilen bir kontroldür; yetkili kişi içerik kontrolü yapmadığı için kontrol zayıftır ve denetçi, bu etkinliği test etmeye gerek duymadan doğrudan detaylı testlere yönelir.
Bilinmesi gereken kural: Otomatik kontroller, tasarımı doğruysa ve sistemde değişiklik yoksa, işleyiş etkinliği sürekli olarak sağlandığı için denetçi bunları test etmeye gerek duymadan doğrudan tasarım doğrulamasına odaklanabilir.
Soru 12 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 230 Bağımsız Denetimin Belgelendirilmesi’ne göre çalışma kâğıtlarının nihai denetim dosyasında birleştirilmesi süreci ve süreç tamamlandıktan sonra yapılabilecek değişikliklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Nihai denetim dosyasının birleştirilmesi, kural olarak yeni denetim prosedürlerinin uygulanmasını veya yeni sonuçlara ulaşılmasını içermeyen idari bir süreçtir.
- B)Denetçi, nihai denetim dosyasının birleştirilmesi aşamasında; denetçi raporu tarihinden önce elde edilen ve denetim ekibiyle müzakere edilip üzerinde mutabakata varılan denetim kanıtlarını idari nitelikteki işlemler kapsamında belgelendirebilir.
- C)Nihai denetim dosyasının birleştirilmesi tamamlandıktan sonra denetçi, saklama süresi sona ermeden önce hiçbir çalışma kâğıdını (eski taslaklar dahil) silemez, atamaz veya yok edemez.
- D)Nihai denetim dosyasının birleştirilmesi tamamlandıktan sonra, mevcut çalışma kâğıtlarına sadece "açıklık kazandırmak" amacıyla yeni bir belge eklenmesi durumunda; bu işlem idari nitelikte sayıldığından değişikliğin özel sebeplerinin belgelendirilmesi gerekmez.
- E)İstisnai durumlarda denetçi raporu tarihinden sonra yeni prosedürlerin uygulanması gerekirse, denetçi karşılaşılan durumları, ulaşılan yeni sonuçları ve bu değişikliklerin rapor üzerindeki etkilerini belgelendirmekle yükümlüdür.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. BDS 230, nihai dosya birleştirmesinden sonra yapılan değişikliklerin "idari" nitelikte olması durumunda bile, bu değişikliğin özel sebeplerinin (neden yapıldığının) belgelendirilmesini zorunlu kılar. Sadece "açıklık kazandırmak" denilerek gerekçesiz bırakılamaz. Dolayısıyla D şıkkındaki "belgelendirilmesi gerekmez" ifadesi yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Doğrudur; birleştirme sadece idari bir süreçtir, yeni kanıt toplamaz. B) Doğrudur; rapor tarihinden önceki mutabık kanıtlar bu aşamada düzenlenebilir. C) Doğrudur; dosya kapanınca silme/yok etme yasaktır, saklama süresi bitene kadar korunmalıdır. E) Doğrudur; istisnai durumlarda yapılan değişiklikler ve etkileri mutlaka belgelenmelidir.
Bilinmesi gereken kural: Nihai denetim dosyası birleştirildikten sonra yapılan her türlü değişiklik, idari nitelikte olsa bile, yapılan değişikliğin özel sebepleri mutlaka belgelenmelidir.
Soru 13 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Belirli kalemlerin seçilmesi yöntemi, istatistiki olmayan bir örneklem yöntemidir. II. Belirli kalemlerin seçilmesi yöntemiyle seçilen kalemlere uygulanan denetim prosedürlerinin sonuçları anakitlenin tamamına yansıtılamaz. III. Bu yöntem sadece %100 incelemenin mümkün olmadığı durumlarda kullanılır. IV. Belirli kalemlerin seçilmesi yönteminde, örneklem riskini kabul edilebilir düşük bir seviyeye indirmek amacıyla uygun bir örneklem büyüklüğü belirlenir. BDS 500 Bağımsız Denetim Kanıtları’na göre belirli kalemlerin seçilmesi yöntemiyle ilgili yukarıdaki ifadelerden hangileri yanlıştır?
- A)I, II
- B)II, III
- C)III, IV
- D)I, III, IV
- E)I, II, III, IV
Çözümü göster — doğru cevap D
BDS 500'e göre denetçi, test edilecek kalemleri üç yolla seçebilir: tüm kalemleri seçmek (%100 inceleme), belirli kalemleri seçmek ve örnekleme. Belirli kalemlerin seçilmesi örnekleme değildir.
- I yanlıştır: Belirli kalemlerin seçilmesi istatistiki olmayan bir örnekleme yöntemi değil, örneklemeden ayrı bir seçim yoludur.
- II doğrudur: Bu yolla seçilen kalemlere uygulanan prosedürlerin sonuçları anakitlenin tamamına yansıtılamaz; kalan kısım için ayrıca kanıt gerekir.
- III yanlıştır: Yöntem yalnızca %100 incelemenin mümkün olmadığı durumlarla sınırlı değildir; yüksek tutarlı, olağandışı veya riskli kalemleri incelemek için denetçinin yargısıyla kullanılır.
- IV yanlıştır: Örneklem riski ve örneklem büyüklüğü kavramları örneklemeye aittir; belirli kalemlerin seçilmesinde örneklem büyüklüğü belirlenmez.
Yanlış ifadeler I, III ve IV'tür.
Soru 14 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi A, XYZ A.Ş.’nin (topluluk) 31 Aralık 2025 tarihli topluluk finansal tablolarının denetimini yürütmektedir. Topluluğun en önemli birimi ABC A.Ş. (birim) bağımsız denetime tabidir. Birimin denetimi, topluluk denetimini yürüten denetim şirketinin denetim ağında bulunmayan farklı bir denetim şirketindeki Denetçi B tarafından tamamlanmıştır. Denetçi A, birimin finansal bilgilerini konsolidasyon işlemlerine yönelik olarak kullanmayı planlamakta olup BDS 600 uyarınca gereken hususları yerine getirmek istemektedir. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, BDS 600 Özel Hususlar–Topluluk Finansal Tablolarının Bağımsız Denetimi’ne (Topluluğa Bağlı Birim Denetçilerinin Çalışmaları Dâhil) göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetçi A, Denetçi B tarafından birim için gerçekleştirilen denetim çalışmasının topluluk denetiminin amaçlarına uygun olup olmadığını değerlendirir.
- B)Denetçi A, Denetçi B’nin çalışmalarını topluluk denetimine dayanak olarak kullanması halinde topluluk denetim görüşüne ilişkin sorumluluğu Denetçi B ile paylaştığını denetçi raporunda belirtir.
- C)Denetçi A, Denetçi B’nin birim için belirlenen denetim prosedürlerini uygulamak için yeterli zaman dâhil olmak üzere, uygun yetkinlik ve kabiliyete sahip olduğuna karar verir.
- D)Denetçi A tarafından, topluluğun bir bütün olarak finansal tabloları için belirlenen topluluk performans önemliliğinden daha düşük birim performans önemliliğinin belirlenmesi gerekir.
- E)Denetçi B, topluluk denetimi için denetim ekibinin bir üyesidir ve Denetçi B’nin yönlendirilmesi, gözetimi ve çalışmalarının gözden geçirilmesinden Denetçi A sorumludur.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır çünkü BDS 600’e göre, ana denetçi (Denetçi A) topluluk finansal tabloları üzerindeki denetim sorumluluğunu ve görüşünü tek başına taşır. Bu sorumluluk hiçbir şekilde diğer denetçilerle (Denetçi B) paylaşılamaz. Dolayısıyla, denetim raporunda sorumluluğun paylaşıldığına dair bir ifade kullanmak standartlara aykırıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Doğrudur; ana denetçi, diğer denetçinin çalışmalarının kendi amaçlarına uygunluğunu değerlendirmekle yükümlüdür. C) Doğrudur; ana denetçi, diğer denetçinin yetkinlik ve bağımsızlığını değerlendirmelidir. D) Doğrudur; birim düzeyinde belirlenen önemlilik, topluluk düzeyindeki önemliliktan düşük olmalıdır. E) Doğrudur; diğer denetçi, ana denetçi denetim ekibinin bir parçası kabul edilir ve ana denetçi onun çalışmasından sorumludur.
Bilinmesi gereken kural: Topluluk denetiminde ana denetçi, diğer denetçilerin çalışmalarından faydalansa bile, nihai denetim görüşü ve tüm sorumluluk tek başına kendisine aittir; bu sorumluluk asla paylaşılamaz veya raporla devredilemez.
Soru 15 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
ABC A.Ş.’nin satış faturalarını örnekleme yoluyla inceleyen Denetçi A, seçtiği bir satış faturasında bulunması gereken yönetici onay imzasının eksik olduğunu o anki dalgınlığı nedeniyle fark edememiş ve bu faturayı “hatasız” olarak değerlendirmiştir. Bu kişisel hata sonucunda Denetçi A, tüm faturalar hakkında hatalı bir yargıya varmıştır. BDS 530 Bağımsız Denetimde Örnekleme’ye göre, denetçinin seçtiği örneklem kalemindeki sapmayı tespit edememesi ve bu nedenle hatalı bir sonuca ulaşması aşağıdaki risklerden hangisiyle ifade edilir?
- A)Örnekleme riski
- B)Örnekleme dışı risk
- C)Yapısal risk
- D)Kontrol riski
- E)Tespit edememe riski
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. BDS 530’a göre, denetçinin seçtiği örneklem kalemindeki sapmayı tespit edememesi Örnekleme Dışı Risk olarak adlandırılır. Bu risk, örnekleme yönteminin kendisinden değil, denetçinin hatalı yargıya varması, uygun olmayan kanıt kullanması veya tespit ettiği sapmaları doğru değerlendirmemesi gibi kişsel hatalardan kaynaklanır. Sorudaki denetçinin dalgınlığı nedeniyle onay imzasını kaçırmış olması, örnekleme sürecindeki istatistiksel bir hata değil, denetçinin kişsel bir hatasıdır; bu nedenle bu durum örnekleme dışı risk kapsamındadır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Örnekleme riski, örnekleme yönteminin doğasından kaynaklanan ve örneklem popülasyonu tam yansıtmadığı durumlarda ortaya çıkar; kişsel hata değildir. C) Yapısal risk, BDS 530’da tanımlanan bir risk türü değildir. D) Kontrol riski, iç kontrol sisteminin sapmaları önleyememe riskidir ve denetçinin kişsel hatasıyla ilgisi yoktur. E) Tespit edememe riski, BDS 530’da kullanılan resmi bir terim değildir.
Bilinmesi gereken kural: Denetçinin kişsel hataları (dikkatsizlik, yanlış yorumlama vb.) nedeniyle sapmanın kaçırılması "Örnekleme Dışı Risk"tir; örnekleme yönteminin doğasından kaynaklanan risk ise "Örnekleme Riski"dir.
Soru 16 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. SBDS 2400 kapsamında yürütülen denetimlerde sınırlı güvence sonucu bildirilir; GDS 3000 kapsamında yürütülen güvence denetimlerinde ise makul güvence veya sınırlı güvence verilir. II. SBDS 2400 kapsamında yürütülen sınırlı bağımsız denetimlerde rapor düzenlenmesi ihtiyaridir; GDS 3000 kapsamında yürütülen güvence denetimlerinde ise rapor düzenlenmesi gerekir. III. SBDS 2400 uyarınca yürütülen denetimlerde performans önemliliğinin belirlenmesine ilişkin açık bir hüküm bulunmaz; GDS 3000 uyarınca performans önemliliğinin belirlenmesi zorunludur. IV. Her iki Standart da tarihî finansal bilgilerin bağımsız denetimini düzenler. SBDS 2400 Tarihî Finansal Tabloların Sınırlı Bağımsız Denetimi ve GDS 3000 Tarihî Finansal Bilgilerin Bağımsız Denetimi veya Sınırlı Bağımsız Denetimi Dışındaki Güvence Denetimleri’yle ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız III
- C)II, III
- D)III, IV
- E)I, III, IV
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? SBDS 2400 (Sınırlı Bağımsız Denetim), finansal tablolarda sınırlı güvence sağlar ve rapor düzenlemeyi zorunlu kılar. GDS 3000 ise "güvence dışı" hizmetleri kapsar; bu kapsamda hem makul hem de sınırlı güvence verilebilir. Ayrıca GDS 3000, performans önemliliğinin belirlenmesini zorunlu kılar. I. ifade, bu temel farkları (güvence türü) doğru belirtir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- II: SBDS 2400 kapsamında rapor düzenlemesi zorunludur, ihtiyari değildir.
- III: SBDS 2400’de de önemlilik kavramı ve uygulanması mevcuttur; açık hüküm olmaması ifadesi yanlıştır.
- IV: GDS 3000, tarihî finansal bilgilerin bağımsız denetimi (makul güvence) dışındaki güvence denetimlerini düzenler; doğrudan "bağımsız denetim" ifadesi yanıltıcıdır.
Bilinmesi gereken kural SBDS 2400 sınırlı güvence ve zorunlu raporlama getirirken, GDS 3000 güvence dışı hizmetlerde esneklik sunar ve önemlilik belirlemeyi zorunlu kılar.
Soru 17 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Teyit talebine verilen bir yanıtın, sadece denetçinin bilgisine sunulduğuna veya yanıtın kullanımına ilişkin kısıtlayıcı ifadeler içermesi II. Teyit taleplerine, denetçinin risk değerlendirme aşamasındaki beklentisinden daha fazla sayıda yanıt gelmesi III. İşletme yönetiminin, belirli bir teyit talebinin gönderilmesine izin vermemesi ve bu kararına ilişkin makul bir gerekçe sunamaması IV. Teyit taleplerine verilen yanıtlardaki istisnaların, finansal tablolarda hile kaynaklı olabilecek önemli yanlışlıkların bulunduğuna işaret etmesi BDS 505 Dış Teyitler’e göre yukarıdaki durumlardan hangisi veya hangileri denetçinin, BDS 240 uyarınca hile riski faktörlerine ilişkin değerlendirme yapmasını veya mevcut risk değerlendirmesini revize etmesini gerektiren durumlardan biri değildir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)I, II
- D)III, IV
- E)I, III, IV A STANDARTLARI
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. BDS 505 (Dış Teyitler), teyit süreçlerinde elde edilen kanıtların güvenilirliği ve denetçinin risk değerlendirmesi üzerindeki etkisini düzenler. Soruda, BDS 240 (Hileler) uyarınca hile riski değerlendirmesini gerektirmeyen durum sorulmaktadır.
I. Şıkta belirtilen, yanıtın sadece denetçiye sunulması veya kullanım kısıtlaması, BDS 505’e göre teyidin geçerliliğini zayıflatır ancak bu durum doğrudan hile riski faktörü olarak sınıflandırılmaz; daha çok kanıtın güvenilirliği ile ilgilidir. Bu nedenle bu durum, hile riski değerlendirmesini otomatik olarak revize etmeyi zorunlu kılmaz.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: II. Beklenenden fazla yanıt gelmesi, istisnai durumların artması veya dolandırıcılık göstergesi olabilir; bu da hile riski değerlendirmesini tetikler. III. Yönetimin teyit gönderimine izin vermemesi ve gerekçe sunamaması, BDS 505’e göre sınırlama olarak kabul edilir ve hile riski ihtimalini artırır. IV. Yanıtlardaki istisnalar, finansal tablolarda hile kaynaklı önemli yanlışlıklara işaret edebilir; bu da hile riski değerlendirmesini zorunlu kılar.
Bilinmesi gereken kural: Teyit süreçlerindeki sınırlamalar (III) veya istisnalar (IV) hile riski göstergesi iken, teyidin kullanım kısıtlaması (I) öncelikle kanıt güvenilirliği sorunudur ve doğrudan hile riski değerlendirmesini zorunlu kılmaz.
Soru 18 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 710 Karşılaştırmalı Bilgiler - Önceki Dönemlere Ait Karşılık Gelen Bilgiler ve Karşılaştırmalı Finansal Tablolar’a göre, önceki döneme ait finansal tabloların başka bir denetçi tarafından denetlenmiş olması ve önceki denetçinin raporunun cari dönem finansal tablolarıyla birlikte yeniden yayımlanmamış olması durumunda mevcut denetçi, önceki denetçiye ve raporuna ilişkin bilgileri raporunun hangi bölümünde belirtir?
- A)Görüş Bölümü
- B)Görüşün Dayanağı Bölümü
- C)Dikkat Çekilen Hususlar Paragrafı
- D)Diğer Hususlar Paragrafı
- E)Kilit Denetim Konuları Bölümü
Çözümü göster — doğru cevap D
BDS 710, önceki döneme ait finansal tabloların başka bir denetçi tarafından denetlenmiş ve bu raporun yeniden yayımlanmamış olması durumunda, mevcut denetçinin bu durumu Diğer Hususlar Paragrafı'nda belirtmesini zorunlu kılar. Bu kural, finansal tabloların kullanıcılarının önceki dönem denetçisinin kim olduğunu ve raporunun güncel rapora dahil edilmediğini bilmesini sağlamak içindir. Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Görüş bölümü sadece cari dönem finansal tablolarına yönelik görüşü içerir. B) Görüşün dayanağı bölümü, mevcut denetçinin elde ettiği kanıtları açıklar, önceki denetçiye atıf yapmaz. C) Dikkat çeken hususlar paragrafı, kullanıcıların dikkatini çekmek için gerekliyse kullanılır ancak önceki denetçi atıfı için standart özel bir bölüm belirlemiştir. E) Kilit denetim konuları bölümü, cari dönemle ilgili en önemli alanları kapsar, önceki dönem denetçisiyle ilgili değildir.
Bilinmesi gereken kural: Önceki dönem denetçisi farklıysa ve raporu yeniden yayımlanmıyorsa, mevcut denetçi bunu mutlaka Diğer Hususlar Paragrafı’nda belirtmelidir.
Soru 19 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Denetçi, önceki bir dönemde bildirdiği ancak yönetimin henüz düzeltmediği önemli bir iç kontrol eksikliğini, cari dönem bildiriminde tekrarlamak veya önceki bildirimine atıf yapmak zorundadır. II. Önemli iç kontrol eksikliklerine ilişkin yapılacak yazılı bildirimde, bu eksikliklerin finansal tablolar üzerindeki muhtemel etkilerinin sayısal (parasal) olarak hesaplanıp sunulması gerekir. III. Denetçi yazılı bildiriminde, iç kontrolün incelenme amacının kontrolün etkinliğine dair bir görüş bildirmek değil, denetim prosedürlerini tasarlamak olduğunu açıkça belirtir. BDS 265 İç Kontrol Eksikliklerinin Üst Yönetimden Sorumlu Olanlara ve Yönetime Bildirilmesi’ne göre, denetçinin tespit ettiği “önemli iç kontrol eksikliklerinin” bildirilmesi ve bu bildirimin içeriğiyle ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)I, III
- D)II, III
- E)I, II, III TÜRKİYE
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 265’e göre I. ifade doğrudur; denetçi, önceki dönemlerde bildirilen ve henüz giderilmeyen önemli eksiklikleri cari dönemde tekrar bildirmek veya önceki bildirime atıfta bulunmak zorundadır. Bu, konunun sürekliliğini ve önemini vurgular. III. ifade de doğrudur; denetim sırasında incelenen iç kontrolün etkinliğine dair görüş beyan edilmeyeceği, amacın denetim prosedürlerini tasarlamak olduğu yazılı bildirimde açıkça belirtilmelidir.
II. ifade yanlıştır çünkü BDS 265, önemli iç kontrol eksikliklerinin finansal tablolardaki muhtemel etkilerinin sayısal (parasal) olarak hesaplanıp sunulmasını zorunlu kılmaz. Eksikliklerin niteliksel özellikleri ve riskleri yeterlidir.
Bilinmesi gereken kural: Önemli iç kontrol eksiklikleri bildirilirken parasal etki hesaplaması şart değildir; ancak önceki dönemdeki giderilmemiş eksikliklerin tekrar vurgulanması ve denetim amacının netleştirilmesi zorunludur.
Soru 20 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Finansal tabloları denetleyen denetim kuruluşunun unvanı II. Finansal tabloları oluşturan her bir finansal tablonun tarihi veya dönemi III. Denetimin Bağımsız Denetim Standartları’na uygun olarak yürütüldüğüne dair beyan IV. Önemli muhasebe politikalarının özeti de dâhil olmak üzere, finansal tabloları oluşturan dipnotlara yapılan atıf V. Denetçi görüşüne dayanak teşkil edecek yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edildiği BDS 700 Finansal Tablolara İlişkin Görüş Oluşturma ve Raporlama’ya göre yukarıdaki ifadelerden hangileri denetçi raporunun görüş bölümünde yer almaz?
- A)I, II
- B)II, III
- C)III, IV
- D)I, III, V
- E)III, IV, V
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. BDS 700 standardına göre, denetçi raporunun görüş bölümü yalnızca denetçinin finansal tablolar hakkında bildirdiği görüşü içerir. Bu bölümde denetçi kuruluşunun unvanı (I), finansal tabloların tarihi/dönemi (II) veya denetimin standartlara uygun yürütüldüğüne dair beyan (III) yer almaz; bu bilgiler raporun "Diğer Bölümleri"nde (Ön Söz, Sorumluluklar vb.) bulunur. Ayrıca, yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edildiğine dair beyan (V), görüşün dayanağını oluşturan ancak doğrudan görüş cümlesinin kendisi olmayan bir süreç sonucudur ve görüş bölümünde açıkça "kanıt elde edildi" denmez; bunun yerine tablolarda sunumun adil olup olmadığına dair görüş verilir. Dipnotlara atıf (IV) ise görüşün bir parçası olarak genellikle görüş metninde veya onun hemen öncesinde yer alır, ancak I, III ve V’nin görüş bölümünde yer almadığı kesindir.
Diğer şıkların yanlışlığı: A) I ve II’nin yanlış olduğu doğru ancak V de görüşte yer almaz, eksik kaplamadır. B) II’nin görüşte yer almadığı doğrudur ancak III ve V de yer almaz, eksiktir. C) IV’ün görüşle ilişkisi bağlamına göre değişebilir ancak I ve V’nin kesinlikle görüşte olmadığı unutulmuştur. E) IV’ün görüş bölümünde yer alıp almadığı tartışmalı olabilirken, I’nin kesinlikle görüşte olmadığı göz ardı edilmiştir.
Bilinmesi gereken kural: BDS 700’e göre denetçi raporunun görüş bölümü sadece "adil sunum" hakkındaki yargıyı içerir; kuruluş adı, dönem bilgisi, standart uyumu beyanı ve kanıt toplama süreci raporun diğer bölümlerinde yer alır.
Soru 21 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Analitik prosedürler, finansal ve finansal olmayan veriler arasındaki anlamlı ilişkilerin analiz edilmesi yoluyla finansal bilgilerin değerlendirilmesidir. II. Analitik prosedürlerin denetimin sonunda denetçinin işletmeye ilişkin anlayışıyla finansal tabloların tutarlılığına dair genel bir sonuç oluşturmak için uygulanması zorunludur. III. Denetçi, uyguladığı analitik prosedürler sonucunda beklenen değerlerden ciddi ölçüde farklılık gösteren dalgalanmalar tespit etmesi durumunda, konuyu denetimin kalitesini gözden geçiren kişiyle müzakere ederek uygulayacağı ilâve denetim prosedürlerini belirler. IV. Araştırma gerektirmeyen kabul edilebilir fark miktarı, denetçinin değerlendirdiği risk düzeyi arttıkça azalır. BDS 520 Analitik Prosedürler’e göre yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
- A)I, II
- B)I, IV
- C)I, II, III
- D)I, II, IV
- E)II, III, IV A STANDARTLARI
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. BDS 520’ye göre I. ifade doğrudur; analitik prosedürler, finansal ve finansal olmayan veriler arasındaki ilişkilerin analiziyle yapılır. II. ifade de doğrudur; denetimin son aşamasında, denetçinin işletmeyi anlama süreciyle finansal tabloların bütünlüğüne dair genel sonuç elde etmek amacıyla analitik prosedür uygulanması zorunludur. IV. ifade de doğrudur; tespit edilen farkların araştırılması gereken kabul edilebilir düzeyi, denetçinin değerlendirdiği hata riski arttıkça düşer (azalır).
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: III. ifade yanlıştır çünkü beklenenden ciddi sapmaların araştırılması, denetçinin kendi sorumluluğundadır; kalite kontrol gözden geçiren kişisiyle müzakere etmek zorunlu bir prosedür değildir.
Bilinmesi gereken kural: Denetimin sonunda analitik prosedür uygulanması zorunludur ve hata riski arttıkça tolerans edilebilir fark miktarı azalmalıdır.
Soru 22 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Denetçi raporunda işletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine ilişkin önemli bir belirsizliğe atıfta bulunulmamış olması, işletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyeti açısından bir güvence teşkil etmez. II. Finansal tabloların hazırlanmasında kullanılan finansal raporlama çerçevesinde süreklilikle ilgili açık bir hüküm yer almasa dahi, yönetim işletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine ilişkin değerlendirme yapmak zorundadır. III. Finansal tablolar işletmenin sürekliliği esasına göre hazırlanmış olmakla birlikte, denetçi bu esasın kullanılmasının uygun olmadığı sonucuna varırsa, görüş vermekten kaçınır. BDS 570 İşletmenin Sürekliliği’ne göre yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri yanlıştır?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)Yalnız III
- D)I, III
- E)II, III
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 570’e göre, denetçinin raporunda süreklilikle ilgili bir belirsizliğe atıfta bulunmaması, işletmenin sürekliliği açısından bir güvence sağlamaz; bu nedenle I. ifade doğrudur. Ayrıca, finansal raporlama çerçevesinde açık bir hüküm olmasa bile, yönetim işletmenin süreklilik kabiliyetini değerlendirmekle yükümlüdür; bu da II. ifadenin doğru olduğunu gösterir. Ancak III. ifade yanlıştır. BDS 570’e göre, eğer denetçi süreklilik esasının kullanımının uygun olmadığına inanıyorsa, görüş vermekten kaçınmaz. Bunun yerine, finansal tablolarda yapılan açıklamaların yetersizliği nedeniyle "temel görüşün reddi" veya "önemli belirsizlik nedeniyle çekinceli görüş" gibi uygun olmayan görüş türlerinden birini verir. Dolayısıyla, görüş vermekten kaçınma kuralı bu durumda geçerli değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu:
- A şıkkı: I. ifade yanlıştır çünkü denetçi raporu süreyi garanti etmez.
- B şıkkı: II. ifade yanlıştır çünkü yönetim her durumda süreklilik değerlendirmesi yapmalıdır.
- D şıkkı: I ve III ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, I doğru olduğu için bu şık yanlıştır.
- E şıkkı: II doğru olduğu için bu şık yanlıştır.
Bilinmesi gereken kural: Denetçi, süreklilik esasının uygunsuz olduğunu tespit ettiğinde görüş vermekten kaçınmaz, uygun olmayan görüş bildirir.
Soru 23 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 701 Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetçi Raporunda Bildirilmesi’ne göre kilit denetim konularının belirlenmesi ve raporlanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetçi raporunda yer verilen her bir kilit denetim konusuna ilişkin açıklama; konunun kilit denetim konusu olarak belirlenme sebebini, denetimde nasıl ele alındığını ve varsa finansal tablolardaki ilgili açıklamaya yapılan bir atfı içerir.
- B)İşletmenin sürekliliğine ilişkin önemli bir belirsizliğin mevcut olması durumunda denetçi, bu hususu niteliği gereği kilit denetim konusu olarak değerlendirir ve söz konusu belirsizliği “Kilit Denetim Konuları” bölümünde ayrıntılı olarak açıklar.
- C)Bildirilecek kilit denetim konusunun bulunmadığı durumlarda da denetçi raporunda “Kilit Denetim Konuları” başlığı yer alır.
- D)Mevzuat tarafından zorunlu kılınmadığı sürece, denetçi finansal tablolara ilişkin görüş vermekten kaçındığı bir denetimde kilit denetim konularını bildiremez.
- E)Kilit denetim konuları, üst yönetimden sorumlu olanlara bildirilen konular arasından seçilir ve denetçinin mesleki muhakemesine göre cari dönemin denetiminde en çok önem arz eden konulardır.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. BDS 701’e göre, süreklilikle ilgili önemli belirsizlikler otomatik olarak kilit denetim konusu (KDK) sayılmaz. Denetçi, bu durumu öncelikle "Önemli Belirsizlik" başlığı altında, KDK bölümünden bağımsız olarak raporlamalıdır. Dolayısıyla, bu hususu zorunlu olarak KDK bölümünde açıklamak yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) BDS 701, KDK açıklamalarının belirlenme sebebi, denetim yaklaşımı ve finansal tablo atıflarını içirmesini zorunlu kılar. C) KDK bulunmasa bile, raporun bu bölümünün varlığı ve "bu bölümde kilit denetim konusu bulunmamaktadır" ibaresi standart gereğidir. D) Görüş reddi veya ret durumunda, mevzuat izin vermediği sürece KDK bildirimi yapılamaz. E) KDK’lar, üst yönetime bildirilenler arasından denetçinin muhakemesiyle en önemli olanlar seçilir.
Bilinmesi gereken kural: Süreklilik belirsizliği, otomatik KDK değildir; önce özel başlıkta raporlanır, KDK olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Soru 24 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
ABC A.Ş.’nin 31 Aralık 2025 tarihli finansal tablolarının denetimini yürüten Denetçi B, dönem sonu kapanışına günler kala gerçekleşen ve dönem hasılatını %20 artıran bir satış işlemini incelemektedir. İşletme yönetimi, işlemin “stratejik bir büyüme hedefi” kapsamında yapıldığını beyan etse de, Denetçi B, satışın muhasebeleştirilmesini etkileyebilecek müşteriyle yapılmış gizli iade hakları içeren yan sözleşmeler bulunduğundan şüphelenmektedir. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, BDS 240 Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminde Bağımsız Denetçinin Hileye İlişkin Sorumlulukları’na göre, denetçinin atması gereken adımlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A)Yönetimin dürüstlüğüne dair geçmiş tecrübesi olumluysa, denetçi stratejik büyüme beyanını esas alarak bir doğrulama yapmadan işlemi geçerli kabul edebilir.
- B)Denetçi, hasılatta hile riskinin bulunduğu varsayımıyla, teyit mektuplarını sadece bakiye için değil, iade ve teslimat şartları gibi “yan sözleşme” detaylarını da sorgulayacak şekilde tasarlar.
- C)Denetçi bu satış işlemini işletme kaynaklarının şahsi amaçla kullanılmasına yönelik bir “varlıkların kötüye kullanılması” eylemi olarak sınıflandırır.
- D)İşletmenin satış döngüsü kontrolleri genel olarak etkinse, denetçi yönetimin bu işlemi kurgulamış olma riskini (kontrollerin ihlali) düşük olarak değerlendirerek, ilâve maddi doğrulama prosedürü uygulamaya gerek duymayabilir.
- E)Denetimin yapısal kısıtlamaları sebebiyle, belgeler şeklen mevzuata uygunsa, denetçinin işlemin iş mantığını değerlendirme veya muvazaalı anlaşmaları araştırma sorumluluğu yoktur.
Çözümü göster — doğru cevap B
BDS 240’a göre, bağımsız denetçi finansal tablolarda hile kaynaklı önemli yanlış beyan riskini her zaman var sayar. Bu nedenle, hasılatın yüksek riskli bir alan olduğu göz önüne alındığında, denetçi şüpheli yan sözleşmeleri (gizli iade hakları gibi) doğrulamak için teyit mektuplarını sadece bakiye için değil, işlemin şartları ve koşulları açısından da genişletmelidir. Bu yaklaşım, hile riskini ele almak için BDS 240’ın gerektirdiği profesyonel şüpheyi ve uygun prosedürleri yansıtır.
Diğer şıklar ise yanlıştır: A) Yönetimin geçmiş dürüstlüğü, mevcut şüpheli işlemi görmezden gelme gerekçesi olamaz. C) Gizli iade hakları, varlıkların kötüye kullanımından ziyade, gelir tanımına yönelik bir hile riskidir. D) Etkin kontroller, yönetimin kontrolleri aşma riskini ortadan kaldırmaz; ek doğrulama şarttır. E) Denetçi, işlemin iş mantığını ve muvazaa riskini değerlendirmekle yükümlüdür.
Bilinmesi gereken kural: BDS 240 uyarınca denetçi, hile riskini varsaymalı ve şüpheli durumları gidermek için teyit gibi kanıt toplama prosedürlerini işlemin koşullarını da kapsayacak şekilde genişletmelidir.
Soru 25 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 705 Bağımsız Denetçi Raporunda Olumlu Görüş Dışında Bir Görüş Verilmesi’ne göre denetçinin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edemediği ve tespit edilememiş yanlışlıkların muhtemel etkilerinin “önemli ve yaygın” olduğu gerekçesiyle “görüş vermekten kaçındığı” bir denetçi raporuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)“Görüşün Dayanağı” bölümünün başlığı, “Görüş Vermekten Kaçınmanın Dayanağı” olarak değiştirilir.
- B)“Görüş Vermekten Kaçınmanın Dayanağı” bölümünde, elde edilen denetim kanıtlarının, denetçi görüşünün oluşturulması için yeterli ve uygun bir dayanak oluşturup oluşturmadığı hakkında bir açıklamaya yer verilir.
- C)“Görüş” bölümünde yer alan ve finansal tabloların “denetlenmiş” olduğunu belirten açıklama; denetçinin finansal tabloları “denetlemek üzere görevlendirilmiş” olduğunu ifade edecek şekilde değiştirilir.
- D)“Görüş Vermekten Kaçınmanın Dayanağı” bölümünden, “Denetçinin BDS’ler Kapsamındaki Sorumluluklarının Açıklandığı Bölüme” yönelik atıf çıkartılır.
- E)Mevzuat tarafından aksi öngörülmediği sürece, finansal tablolar hakkında verilen genel görüşle tutarsızlık oluşturmaması için “Kilit Denetim Konuları” ve “Diğer Bilgiler” bölümlerine yer verilmez.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. BDS 705’e göre, denetçinin görüş vermeden kaçındığı durumlarda (önemli ve yaygın yetersiz kanıt veya belirsizlik), raporun "Görüş Vermekten Kaçınmanın Dayanağı" bölümünde denetim kanıtlarının yetersizliğinin niteliği açıklanmalıdır. Ancak denetçi, kanıtların "yeterli ve uygun olup olmadığına dair genel bir yargı veya açıklama" yapmaz; çünkü zaten kanıt yetersizdir ve bu durum görüş engelinin kendisidir. Bu nedenle B şıkkındaki "kanıtların yeterli olup olmadığına dair açıklama" ifadesi standartlara aykırıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Doğrudur; başlık değiştirilir. C) Doğrudur; "denetlenmiş" ifadesi "görevlendirilmiş" olarak güncellenir. D) Doğrudur; sorumluluklar bölümüne atıf kaldırılır. E) Doğrudur; tutarsızlık riski nedeniyle bu bölümler çıkarılır.
Bilinmesi gereken kural: Görüş vermeden kaçınılan durumlarda, denetçi kanıtların yetersizliğinin niteliğini açıklar ancak kanıtların yeterliliğine dair yargısal bir açıklama yapmaz.
Soru 26 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 510 İlk Bağımsız Denetimler – Açılış Bakiyeleri’ne göre denetçinin açılış bakiyelerine ilişkin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etme süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetçi, açılış bakiyeleriyle ilgili bilgi edinmek amacıyla, varsa açıklamalar dâhil en son finansal tabloları ve bunlara ilişkin önceki denetçi raporunu okur.
- B)Denetçi, önceki döneme ait kapanış bakiyelerinin cari döneme doğru bir şekilde aktarılıp aktarılmadığını veya gerekli hâllerde yeniden düzenlenip düzenlenmediğini belirler.
- C)Dönem sonu stok bakiyesine uygulanan cari dönem denetim prosedürleri, dönem başındaki stokların mevcudiyeti hakkında da yeterli ve uygun denetim kanıtı sağlar.
- D)Önceki döneme ait finansal tabloların başka bir denetçi tarafından denetlenmiş olması durumunda denetçi, açılış bakiyeleri için önceki denetçinin çalışma kâğıtlarını gözden geçirebilir.
- E)Denetçi, açılış bakiyelerinde yansıtılan muhasebe politikalarının cari dönem finansal tablolarında tutarlı bir şekilde uygulanıp uygulanmadığına ilişkin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde eder.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 510, ilk denetimlerde açılış bakiyelerinin denetimini düzenler. C şıkkı yanlıştır çünkü cari dönemdeki stok sayımı ve satış/alış testleri, yalnızca o anki mevcudiyeti ve hareketleri kanıtlar; dönem başı stokların varlığını doğrudan ispatlamaz. İlk denetimde, dönem başı stokların mevcudiyeti için farklı kanıtlar (örneğin önceki denetçi raporu veya alternatif prosedürler) aranmalıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) BDS 510, denetçinin önceki finansal tabloları ve raporları incelemesini zorunlu kılar. B) Denetçi, kapanış bakiyelerinin cari döneme doğru aktarılıp aktarılmadığını kontrol etmekle yükümlüdür. D) Önceki denetçiyle iletişim ve çalışma kâğıtlarının incelenmesi, kanıt elde etmenin geçerli yollarından biridir. E) Muhasebe politikalarının tutarlılığı, açılış bakiyelerinin denetiminde temel bir unsurdur.
Bilinmesi gereken kural: Cari dönem stok prosedürleri, ilk denetimde dönem başı stok mevcudiyeti için yeterli kanıt oluşturmaz; ayrıca kanıtlar aranmalıdır.
Soru 27 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 530 Bağımsız Denetimde Örnekleme’ye göre, örneklemde tespit edilen bir yanlışlığın “anomali (aykırılık)” olarak değerlendirilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A)Denetçi, örneklemde karşılaştığı sıra dışı bir yanlışlığı ilâve denetim prosedürü uygulamaksızın anomali olarak sınıflandırabilir.
- B)Denetçinin, yanlışlığın anakitleyi temsil etmediğine dair kesinlik derecesi yüksek bir kanaate sahip olmak için ilâve denetim prosedürleri uygulaması gerekir.
- C)Denetçi, örneklemde tespit ettiği bir anomaliyi, diğer kalemlerdeki yanlışlıklar gibi anakitlenin tamamına geneller.
- D)Bir yanlışlığın anomali olarak tanımlanabilmesi için, söz konusu yanlışlığın istatistiki bir seçim yöntemiyle tespit edilmiş olması gerekir.
- E)Bir yanlışlık anomali olarak sınıflandırıldığında, bu durumun hile riskine işaret etme ihtimali ortadan kalkar.
Çözümü göster — doğru cevap B
BDS 530’a göre, bir yanlışlığın "anomali" (aykırılık) olarak sınıflandırılabilmesi için denetçinin, bu yanlışlığın anakitleyi temsil etmediğine dair yüksek bir güvenle kanaat getirmesi gerekir. Bu kanaate ulaşmak amacıyla denetçi, söz konusu anomali hakkında ek denetim prosedürleri uygulamak zorundadır. Bu prosedürler, yanlışlığın niteliğini, kaynağını ve potansiyel etkisini anlamayı amaçlar. Dolayısıyla, doğru cevap B şıkkıdır; çünkü ilâve prosedürler, anomalinin izole bir olay olup olmadığını doğrulamak için şarttır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Yanlıştır, çünkü anomali tespiti için mutlaka ek prosedür uygulanmalıdır. C) Yanlıştır, çünkü anomali anakitlenin tamamına genellenemez, izole kabul edilir. D) Yanlıştır, çünkü anomali tanımı seçim yöntemine değil, yanlışlığın niteliğine dayanır. E) Yanlıştır, çünkü anomali hile riskini ortadan kaldırmaz, aksine dikkati çeker.
Bilinmesi gereken kural: Anomali, ek prosedürlerle izole olduğu kanıtlanana kadar anakitlenin tamamını etkileyen bir yanlışlık olarak değerlendirilmez.
Soru 28 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Finansal tablolarını Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı’na göre hazırlayan orta ölçekli bir işletme olan ABC A.Ş.’nin 31 Aralık 2025 tarihli finansal tablolarının denetimini yürüten Denetçi A, denetim sürecinde aşağıdaki hususları tespit etmiştir: I. İşletme yönetimi, banka kredisi sözleşmesindeki kârlılık rasyosunu korumak amacıyla, stokların piyasa fiyatındaki düşüşe rağmen, tahsilat performansında iyileşme olduğu iddiasıyla stok değer düşüklüğü karşılığı ayırmamış ve bu değişikliği destekleyecek herhangi bir somut veri sunamamıştır. II. Üst düzey yöneticilere ödenen gerçek ücret tutarları, vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini düşürmek amacıyla, asgari ücret üzerinden muhasebeleştirilmiştir. III. Geçerli finansal raporlama çerçevesi uyarınca ayrılan kıdem tazminatı karşılıkları için finansal tablolarda ertelenmiş vergi varlığı hesaplanmamış ve sunulmamıştır. BDS 240 Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminde Bağımsız Denetçinin Hileye İlişkin Sorumlulukları’na göre yukarıdaki hususlardan hangisi veya hangileri “hile” olarak değerlendirilir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)Yalnız III
- D)I, II
- E)I, II, III A STANDARTLARI
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. BDS 240’a göre hile; finansal tablolarda önemli yanlış ifadeye yol açacak kasıtlı bir eylemdir.
I. maddede yönetim, stok değer düşüklüğünü gizlemek için kasıtlı olarak muhasebe tahmini yapmamıştır. Bu, finansal tablolarda kasıtlı yanlış ifadeye neden olduğu için hiledir. II. maddede yöneticiler, vergi ve SGK yükümlülüklerini düşürmek amacıyla ücretleri asgari ücretten muhasebeleştirmiştir. Bu da kasıtlı bir yanlış ifade olduğu için hiledir. III. maddede kıdem tazminatı karşılığı için ertelenmiş vergi varlığı hesaplanmamıştır. BDS 240’a göre, hile dışındaki hatalar (hata) hile kapsamında değerlendirilmez. Burada kasıt olmadığı için bu durum hatadır, hile değildir.
Bilinmesi gereken kural: Hilede kasıt (niyet) aranır; kasıtsız yapılan hatalar hile sayılmaz.
Soru 29 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 540 Muhasebe Tahminlerinin ve İlgili Açıklamaların Bağımsız Denetimi’ne göre aşağıdakilerden hangisi muhasebe tahminlerine örnek olarak verilemez?
- A)Stok maliyetlerinin belirlenmesinde kullanılacak olan stok değerleme yönteminin (FIFO veya ağırlıklı ortalama maliyet gibi) seçilmesi
- B)Muhtemel ekonomik senaryoların modellenmesi yoluyla tahmin edilen beklenen kredi zararları karşılığı
- C)Çeşitli aktüeryal varsayımların kullanılması suretiyle hesaplanan emeklilik fayda yükümlülükleri
- D)Tamamlanma yüzdesi yöntemi uyarınca, projenin nihai kârlılığının ve bitirilmesi için katlanılacak gelecek maliyetlerin ölçülmesi sonucunda finansal tablolara yansıtılan inşaat sözleşmesi hasılatı
- E)İşletmenin nakit yaratan birimlerinin kullanım değerinin belirlenmesinde esas alınan gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değerinin hesaplanmasıyla tespit edilen şerefiye değer düşüklüğü karşılığı
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. BDS 540’a göre muhasebe tahmini, finansal tablolarda parasal tutar olarak ölçülen ve ölçümünde önemli ölçüde belirsizlik içeren bir muhasebe tahminidir. A şıkkındaki stok değerleme yöntemi seçimi (FIFO veya ağırlıklı ortalama), bir tahmin değil, işletmenin uyguladığı bir muhasebe politikasıdır. Politikalar, tutarların nasıl ölçüleceğine dair kuralları belirlerken; tahminler, bu kurallar çerçevesinde belirsizlik içeren nihai tutarların hesaplanmasını ifade eder. Bu nedenle yöntem seçimi tahmin kapsamına girmez.
Diğer şıklar ise doğrudur: B şıkkındaki kredi zararları, C şıkkındaki emeklilik yükümlülükleri, D şıkkındaki inşaat sözleşmesi hasılatı ve E şıkkındaki şerefiye değer düşüklüğü hesaplamaları, geleceğe yönelik varsayımlar ve belirsizlikler içerdiğinden açıkça muhasebe tahmini örneğidir.
Bilinmesi gereken kural: Muhasebe politikası seçimi ile muhasebe tahmini arasındaki temel ayrım, ilkinin ölçüm kuralı belirlemesi, ikincisinin ise belirsizlik içeren tutarın hesaplanmasıdır.
Soru 30 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
I. Denetçi raporu tarihine kadar meydana gelen olaylar hakkında denetim kanıtı elde edilmesi II. İşletmenin iç kontrol sisteminin tasarımı ve uygulanması hakkında kanaat edinilmesi III. Denetçinin kendi nokta tahmininin veya tahmin aralığının geliştirilmesi IV. Muhasebe tahmininin oluşturulmasında yöntem, varsayım ve verilerin seçilmesi ve uygulanması BDS 540 Muhasebe Tahminlerinin ve İlgili Açıklamaların Bağımsız Denetimi’ne göre yukarıdakilerden hangileri, denetçinin “önemli yanlışlık” riski olarak değerlendirilen risklere karşı yapacağı işler arasında yer almaz?
- A)I, III
- B)II, IV
- C)III, IV
- D)I, III, IV
- E)II, III, IV TÜRKİYE
Çözümü göster — doğru cevap B
BDS 540'a göre denetçi, muhasebe tahminlerine ilişkin değerlendirdiği önemli yanlışlık risklerine karşılık olarak şu prosedürlerden bir veya birkaçını uygular:
- denetçi raporu tarihine kadar meydana gelen olaylardan denetim kanıtı elde etmek (I),
- yönetimin tahmini nasıl yaptığını test etmek,
- kendi nokta tahminini veya tahmin aralığını geliştirmek (III).
II, riske karşılık verme aşamasına değil risk değerlendirme aşamasına aittir: iç kontrolün tasarımı ve uygulanması hakkında bilgi edinmek, risklerin belirlenmesi sırasında yapılır.
IV, denetçinin değil yönetimin işidir: tahmin için yöntem, varsayım ve verileri seçip uygulamak yönetimin sorumluluğudur. Denetçi bunları yalnızca değerlendirir; kendisi seçerse yönetimin görevini üstlenmiş olur.
Riske karşılık olarak yapılacak işler arasında yer almayanlar II ve IV'tür.
Soru 31 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
BDS 550 İlişkili Taraflar’a göre aşağıdakilerden hangisi denetçinin, işletmenin olağan iş akışı dışında gerçekleşen önemli bir ilişkili taraf işleminin iş mantığını değerlendirirken göz önünde bulundurması gereken hususlar arasında yer almaz?
- A)İşlemin, bir topluluğa dâhil birden çok tarafı içermesi gibi aşırı derecede karmaşık bir yapıya sahip olup olmadığı
- B)İşlemin; normal olmayan fiyat, faiz veya geri ödeme şartları gibi alışılmışın dışında ticari şartlar içerip içermediği
- C)İşlemin gerçekleştirilmesi için işletme hedefleriyle uyumlu, açık ve mantıklı bir ticari gerekçenin bulunup bulunmadığı
- D)İşlemin, denetçiye daha önce bildirilmemiş olan veya yeni belirlenmiş ilişkili tarafları kapsayıp kapsamadığı
- E)İşlemin işletme yönetimi tarafından onaylanmış olmasının, işleme ait hile kaynaklı “önemli yanlışlık” riskini ortadan kaldırıp kaldırmadığı
Çözümü göster — doğru cevap E
BDS 550’ye göre denetçi, ilişkili taraflarla yapılan olağan dışı işlemlerin iş mantığını değerlendirirken hile kaynaklı önemli yanlışlık riskini analiz eder. E şıkkı doğrudur çünkü yönetimin onayı, işlemin ticari gerekçesini veya gerçekliğini kanıtlamaz. Yönetim onayı, hile riskini ortadan kaldırmaz; aksine, yönetimin hile yapma kapasitesi ve teşviki nedeniyle riski artırabilir. BDS 550, denetçinin bu onay mekanizmasının yetersiz olduğunu ve ek kanıtlar toplamasını gerektirdiğini açıkça belirtir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir:
- A şıkkı: Karmaşık yapılar, iş mantığının şeffaflığını zedeleyebileceği için değerlendirilmesi gereken kritik bir husustur.
- B şıkkı: Alışılmışın dışında şartlar, işlemin gerçek ticari amacını sorgulatan önemli bir uyarı işaretidir.
- C şıkkı: İşletme hedefleriyle uyum, işlemin meşruiyetini ve iş mantığını doğrulayan temel kriterdir.
- D şıkkı: Bildirilmemiş ilişkili taraflar, gizli işlemler riskini taşıdığı için denetçinin dikkatini çekmesi gereken bir unsurdur.
Bilinmesi gereken kural: Yönetim onayı, ilişkili taraf işlemlerindeki hile riskini azaltmaz; denetçi, işlemin ticari gerekçesini bağımsız olarak doğrulamak zorundadır.
Soru 32 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi D, stokları finansal tabloları açısından önemli olan ABC A.Ş.’nin 31 Aralık 2025 tarihli finansal tablolarının denetimini yürütmektedir. İşletme, stoklarının %85’ini merkez deposunda, finansal tablolar açısından tek başına önemli bir büyüklüğü temsil eden %15’lik kısmını ise lojistik hizmeti aldığı üçüncü bir tarafa ait bir antrepoda tutmaktadır. Antrepo yönetimi, güvenlik politikalarını gerekçe göstererek Denetçi D’nin fiziki stok sayımına katılmasına izin vermemiştir. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, BDS 501 Bağımsız Denetim Kanıtları – Belirli Kalemler İçin Dikkate Alınması Gereken Özel Hususlar’a göre denetçinin, üçüncü tarafın kontrolündeki stokların mevcudiyeti ve durumu hakkında yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmek için aşağıdaki adımlardan hangisini atması gerekir?
- A)Üçüncü taraftaki stokların payı %15 olduğu için merkez depoda toplam stokların %85’i için yapılan stok sayımı “makul güvence” için yeterli bir örneklem olarak kabul edilebilir ve denetçi stoklar için ilâve bir denetim prosedürü uygulanmasına gerek görmeyebilir.
- B)Denetçi, antreponun sektördeki itibarını ve işletme yönetiminden alınan “stokların mevcudiyetine ilişkin” yazılı beyanı stokların mevcudiyetine yönelik yeterli bir dayanak olarak kabul edebilir.
- C)Denetçi, antrepodan doğrudan teyit talep eder veya şartlara göre ambar fişlerinin tetkiki ya da antreponun iç kontrollerine ilişkin bir hizmet kuruluşu denetçisi raporu elde edilmesi gibi diğer uygun denetim prosedürlerini uygular.
- D)Denetçi, fiziki stok sayımına katılımın engellenmesi nedeniyle; stok mevcudiyetini ve durumunu işletmenin stok kartları ve mizanı üzerinden yapacağı analitik inceleme neticesinde tespit edebilir.
- E)Denetçi, stokların mevcudiyetini fiziki olarak doğrulamak yerine, finansal tablo tarihindeki sigorta poliçelerini ve antrepo kira sözleşmelerini inceleyerek yeterli ve uygun kanıt elde edebilir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C'dir. BDS 501, üçüncü taraflarda tutulan stokların mevcudiyeti ve durumu hakkında yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmek için denetçinin doğrudan teyit talep etmesini veya stokların varlığına ve durumuna ilişkin diğer uygun denetim prosedürlerini (örneğin, ambar fişlerinin tetkiki veya hizmet kuruluşu denetçisi raporu) uygulamasını zorunlu kılar.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Şıkkı yanlıştır, çünkü %15’lik kısım tek başına önemli olduğundan sadece %85’lik kısım için yapılan sayım yetersizdir ve ilave prosedür şarttır. B) Şıkkı yanlıştır, çünkü yönetim beyanları tek başına yeterli denetim kanıtı teşkil etmez ve dış kanıtlar tercih edilir. D) Şıkkı yanlıştır, çünkü fiziki sayım engellendiğinde analitik inceleme tek başına mevcudiyet konusunda yeterli güvence sağlamaz. E) Şıkkı yanlıştır, çünkü sigorta ve kira sözleşmeleri stokların o tarihteki fiziki varlığını ve durumunu doğrudan kanıtlamaz.
Bilinmesi gereken kural: Üçüncü tarafta bulunan önemli stoklar için fiziki sayıma katılım imkansızsa, denetçi doğrudan teyit veya alternatif uygun prosedürlerle kanıt elde etmek zorundadır.
Soru 33 · 2026/6 · Türkiye Denetim Standartları
Denetçi B, ABC A.Ş.’nin denetimi sırasında aşağıdaki durumları tespit etmiştir: • İşletmenin ödemesi gereken sosyal güvenlik primlerinin hesaplanmasında hata yapıldığını ve bu durumun finansal tablolardaki yükümlülük tutarlarını doğrudan etkilediğini belirlemiştir. • İşletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için zorunlu olan çevre lisansı şartlarına uyulmadığı gerekçesiyle ilgili düzenleyici kurumdan işletmeye gönderilen resmi bir ihtar yazısını fark etmiştir. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, BDS 250 Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminde Mevzuatın Dikkate Alınması’na göre denetçinin sorumluluklarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A)Her iki durumun da işletme üzerinde önemli finansal sonuçlar doğurma ihtimali bulunduğundan, denetçi her iki mevzuat hükmüne de tam uygunluk sağlandığına dair yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmekle yükümlüdür.
- B)Sosyal güvenlik mevzuatı finansal tablolardaki yükümlülük tutarını doğrudan etkilediği için denetçi bu durumla ilgili yeterli ve uygun denetim kanıtı elde eder; çevre lisansı gibi diğer mevzuat için ise denetçinin sorumluluğu belirli prosedürlerin uygulanmasıyla sınırlıdır.
- C)Denetçi, kendi uzmanlık alanı olmadığı için çevre lisansı ihlali gibi teknik konularda denetim prosedürü uygulayamaz, ancak sosyal güvenlik primlerindeki hatayı yönetime bildirerek düzeltilmesini talep eder.
- D)Çevre lisansı ihtarının finansal tablo kalemlerini doğrudan etkilemediği durumlarda denetçinin sorumluluğu; bu tür aykırılıkların kendisine açıklandığına dair yönetimden yazılı beyan almakla sınırlıdır ve ilâve bir prosedür uygulaması gerekmez.
- E)Denetçi, sosyal güvenlik primlerine ilişkin hata bakımından yeterli ve uygun denetim kanıtı elde eder; çevre lisansı ihtarını ise doğrudan bir hesap kalemini etkilemediği için yalnızca işletmenin sürekliliğine ilişkin bir risk göstergesi olarak dikkate alır. Test Bitti Cevaplarınızı Kontrol Ediniz.
Çözümü göster — doğru cevap B
BDS 250’ye göre denetçinin mevzuata uyum konusundaki sorumluluğu, söz konusu mevzuatın finansal tablolara doğrudan yansıyan kalemleri etkileyip etkilemediğine göre ayrılır. Soruda sosyal güvenlik primlerindeki hata, finansal tablolardaki yükümlülük tutarlarını doğrudan etkilediği için denetçi, bu tutarın doğruluğuna ilişkin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmekle yükümlüdür. Buna karşılık, çevre lisansı uyumsuzluğu gibi diğer mevzuat ihlalleri genellikle finansal tablo kalemlerini doğrudan etkilemez. Bu tür durumlarda denetçinin sorumluluğu, mevzuata aykırılıkların veya olası sonuçlarının finansal tablolara yansıyıp yansımadığını belirlemek amacıyla belirli denetim prosedürlerini (örneğin yönetime sormak, ihtarları incelemek) uygulamakla sınırlıdır; doğrudan uyum kanıtı aramak zorunda değildir.
Diğer şıkların yanlışlığı: A) Denetçi, diğer mevzuatlarda tam uygunluk kanıtı aramakla yükümlü değildir. C) Denetçi teknik uzmanlık sahibi olmasa da, mevzuat ihlallerini tespit etmek için prosedür uygulamakla yükümlüdür. D) Denetçi, sadece yazılı beyan almakla kalmaz, ek prosedürler de uygulamak zorundadır. E) Çevre ihtarının süreklilik riski oluşturması, denetçinin diğer mevzuat prosedürlerini uygulama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bilinmesi gereken kural: Finansal tabloyu doğrudan etkileyen mevzuatlarda yeterli kanıt aranır; diğerlerinde ise sınırlı prosedürler uygulanır.