2017/3 SGS Vergi Hukuku Soruları ve Çözümleri

2017/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Vergi Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2017/3 · Vergi Hukuku

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi bilanço usulündeki değerleme ölçütlerinden biri değildir?

  • A)Tasarruf değeri
  • B)İtibari değer
  • C)Rayiç bedeli
  • D)Telif değeri
  • E)Mukayyet değer
Çözümü göster — doğru cevap D

Gelir Vergisi Kanunu (GVK) ve bilanço usulü değerleme konusunu bir öğrenci gibi düşünerek, sanki bir ders çalışıyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Neden D Şıkkı (Telif Değeri) Doğru Cevap?

Öncelikle şunu netleştirelim: Soru "hangisi değerleme ölçütlerinden biri değildir?" diye soruyor. Yani, kanunda yer alan ve bilançoda kullanılabilecek değerlerden biri olmayan seçeneği bulmamız gerekiyor.

Gelir Vergisi Kanunu'na göre, bilanço usulü ile defter tutanlar varlıklarını değerlerken şu 5 temel ölçütü kullanabilirler:

  • Mukayyet Değer: Maliyet bedeli veya imal bedeli. (En temel ölçüttür).
  • Rayiç Bedel: Piyasa değeri.
  • Tasarruf Değeri: Varlığın elden çıkarılmadan kullanılmaya devam etmesi durumunda elde edilecek değer.
  • İtibari Değer: Varlığın kayıtlarda gösterilen değeri.
  • Tasarruf Değeri (Yukarıda belirtildiği gibi).

Gördüğün gibi, kanunda Mukayyet Değer, Rayiç Bedel, Tasarruf Değeri ve İtibari Değer açıkça sayılmıştır. Ancak "Telif Değeri" diye bir değerleme ölçütü Gelir Vergisi Kanunu'nda yoktur. "Telif", genellikle telif hakkı (yazarlık, patent vb.) ile ilgili bir kavramdır ve bilanço değerlemesinde kullanılan bir ölçüt değildir. Bu yüzden D şıkkı, kanunda olmayan tek seçenek olduğu için doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Yani Neden Değerleme Ölçütüdür)?

Diğer şıkların yanlış olmasının sebebi, bunların GVK'ya göre geçerli ve kabul edilen değerleme ölçütleri olmasıdır. Soru "hangisi değildir" dediği için, bunlar cevap olamaz:

  • A) Tasarruf Değeri: Kanunda açıkça belirtilmiştir. Varlığın elden çıkarılmadan kullanılmasıyla elde edilecek değeri ifade eder.
  • B) İtibari Değer: Kanunda yer alır. Varlığın defter kayıtlarında gösterilen değeridir.
  • C) Rayiç Bedel: Kanunda yer alır. Varlığın piyasa değeridir.
  • E) Mukayyet Değer: Kanunda yer alır. Varlığın maliyet bedelidir.

Bu şıkların hepsi, bir işletmenin bilançosunda varlıkları değerlerken kullanabileceği yasal ölçütlerdir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Gelir Vergisi Kanunu Madde 25'te yer alan "Bilanço Usulü Değerleme Ölçütleri" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken 5 ölçüt şunlardır:

  • Mukayyet Değer
  • Rayiç Bedel
  • Tasarruf Değeri
  • İtibari Değer
  • (Bazen karışıklık yaratabilen) Tasarruf Değeri (Yukarıda 3. madde ile aynıdır, kanun maddesinde sayılanlar bunlardır).

Kural: Eğer soruda "Telif Değeri", "Piyasa Değeri" (Rayiç bedel ile aynıdır ama farklı ifade edilebilir), "Maliyet Değeri" (Mukayyet değer ile aynıdır) gibi farklı ifadelerle karıştırma yaparsan, kanunda yazan 5 terimi hatırlaman yeterli olacaktır. Kanunda olmayan bir terim varsa, o şık doğru cevaptır.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2017/3 · Vergi Hukuku

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi kurumlar vergisi matrahının tespitinde hasılattan indirim konusu yapılamaz?

  • A)Kuruluş ve örgütlenme giderleri
  • B)Anonim Şirket yönetim kurulu başkan ve üyeleri adına bu sıfatları dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna doğrudan ödenen primler (Bağ-Kur Primleri)
  • C)Genel kurul toplantıları için yapılan giderler
  • D)Menkul kıymet ihraç giderleri
  • E)Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komandite ortağın kâr payı
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders çalışıyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Hadi gel, neden B şıkkının doğru olduğunu ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu birlikte inceleyelim.

🎯 Neden Doğru Cevap B?

Soruda "Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde hasılattan indirim konusu yapılamaz" yani "Gider olarak yazılamaz" soruluyor.

B şıkkı: "Anonim Şirket yönetim kurulu başkan ve üyeleri adına bu sıfatları dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna doğrudan ödenen primler (Bağ-Kur Primleri)"

Buradaki kural şudur: Yönetim kurulu üyeleri, şirketin çalışanı değil, ortak statüsündedirler. Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre, bir şirketin yönetim kurulu üyelerine ait Bağ-Kur (Bağlı Kurumlar) primleri, şirketin gideri olarak gösterilemez.

  • Neden? Çünkü bu primler, şirketin bir gideri değil, o kişilerin kendi şahsi sosyal güvenlik yükümlülüğüdür. Şirket bu parayı ödeseniz bile, vergi matrahından düşemezsiniz. Bu, vergi kanununda açıkça yasaklanmış bir durumdur. Bu yüzden bu tutar hasılattan indirilemez ve doğru cevap budur.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (A, C, D ve E) aslında gider olarak yazılabilir (matrahtan düşülebilir) kalemlerdir. Soru "indirim yapılamaz" dediği için bunlar cevap olamaz:

  • A) Kuruluş ve örgütlenme giderleri: Şirketin kuruluş aşamasında yapılan harcamalar (kurucu ücreti, tescil masrafları vb.) vergi kanununa göre gider olarak kabul edilir ve matrahtan düşülür.
  • C) Genel kurul toplantıları için yapılan giderler: Şirketin genel kurul toplantısı için yapılan yeme-içme, otel, ulaşım gibi harcamalar, şirketin faaliyet gideri sayılır ve matrahtan düşülür.
  • D) Menkul kıymet ihraç giderleri: Şirketin hisse senedi veya tahvil çıkarmak için yaptığı harcamalar (danışmanlık ücreti, basım masrafları vb.) gider olarak kaydedilir.
  • E) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komandite ortağın kâr payı: Bu biraz teknik bir detaydır. Komandit şirketlerde komandite ortağın kâr payı, şirketin kârı değil, ortağın kendi kârıdır. Ancak vergi kanunu, bu durumun özel bir düzenlemesi gerektirir ve genellikle bu tür kâr payları belirli şartlarda gider olarak değerlendirilebilir veya özel bir istisna kapsamında değerlendirilir. Önemli olan şudur: B şıkkındaki Bağ-Kur primleri gibi kesin bir yasak yoktur.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 11'yi ve "Gider Kabul Edilmeyen İndirimler" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunu ezberlemelisin: > Yönetim kurulu üyelerinin Bağ-Kur primleri, şirketin gideri değildir ve matrahtan düşülemez.

Bu, SMMM stajı ve vergi muhasebesi sınavlarında en sık sorulan "tuzak" sorulardan biridir. Yönetim kurulu üyeleri çalışan değil, ortak kabul edilir; dolayısıyla onların sosyal güvenlik primleri şirketin gideri olamaz.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2017/3 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitlerle ilgili olarak aynı merciler tarafından mükelleflerden açıklama talep edilmesi aşağıdaki müesseselerden hangisi ile ifade edilmektedir?

  • A)Dönem sonu işlemleri
  • B)Değerleme
  • C)Vergi incelemesi
  • D)Takdire sevk
  • E)İzaha davet
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) vergi denetim süreçlerinin en temel ve sık karşılaşılan aşamalarından birini sorguluyor. Sorunun doğru cevabı E) İzaha davet'tir.

Gelin bu kavramı bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim:

Neden Doğru Cevap "İzaha Davet"?

Soru kökünde şu senaryo anlatılıyor:

  • Vergi dairesi, verginin kaçırıldığına dair şüpheli işaretler (emareler) buluyor.
  • Bu şüpheler, yetkili merciler tarafından ön tespit olarak belirleniyor.
  • Bu ön tespitler doğrultusunda, mükelleften açıklama isteniyor.

VUK'un 11. maddesinde tanımlanan "İzaha Davet" tam olarak bu aşamadır. Vergi dairesi, bir mükellef hakkında vergi ziyaı şüphesi oluştuğunda, doğrudan bir inceleme raporu hazırlamadan önce, mükellefi çağırır ve durumu açıklamasını ister. Bu bir "soruşma" aşamasıdır. Mükellef gelip açıklamasını yapar, eğer açıklama ikna edici değilse veya vergi ziyaı şüphesi devam ederse, o zaman daha ileri bir işlem olan "Vergi İncelemesi" başlatılır.

Kısacası; şüphe var, ön tespit yapıldı ve mükellef açıklama istendi -> Bu işlemin adı İzaha Davet'tir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden uymadığına bakalım:

  • A) Dönem sonu işlemleri: Bu, vergi beyannamesinin verilmesi, hesapların kapatılması gibi normal vergi mükellefiyetinin rutin sona erdirme işlemleridir. Sorudaki gibi bir "şüphe" veya "denetim" durumu içermez.
  • B) Değerleme: Bu, emlak, ticari mal veya hizmetlerin vergi matrahını belirlemek için yapılan fiyat tespit işlemidir. Sorudaki "açıklama isteme" ve "şüphe" durumuyla doğrudan ilgili değildir.
  • C) Vergi incelemesi: Bu, en ileri ve kapsamlı denetim türüdür. Vergi dairesi, mükellefin defterlerini, belgelerini yerinde inceler, sayım yapar ve detaylı bir inceleme raporu hazırlar. Soruda belirtilen aşama, inceleme öncesi yapılan bir uyarı ve açıklama isteme aşamasıdır. Yani "İzaha davet", "Vergi incelemesi"ne geçişten önceki adımdır.
  • D) Takdire sevk: Bu, vergi dairesinin, mükellefin beyan ettiği tutarın çok düşük olduğunu veya hiç beyan etmediğini düşünerek, vergiyi kendi takdirine göre belirlemesidir. Burada da mükelleften açıklama istenmesi değil, verginin tek taraflı belirlenmesi söz konusudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 11'i ve Vergiden Kaçınma Önlemleri konusunu iyi bilmek gerekir.

Özellikle şunları ayırt etmelisiniz:

  • İzaha Davet: Şüphe var, açıklama isteniyor (VUK m. 11).
  • Vergi İncelemesi: Detaylı inceleme ve rapor hazırlığı (VUK m. 12).
  • Takdire Sevk: Mükellef beyanı kabul edilmeyip verginin dairesce belirlenmesi (VUK m. 13).

Özetle: Soruda "ön tespit" ve "açıklama isteme" kelimeleri geçiyorsa, cevap her zaman İzaha Davet'tir.

Soru 4 · 2017/3 · Vergi Hukuku

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre, katma değer vergisinin indirim konusu yapılması ve indirimin belgelendirilmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Perakende satış fişlerinde katma değer vergisinin ayrıca gösterilmesi zorunlu olmayıp, vergili bedelin tek tutar hâlinde ifade edilmesi mümkündür.
  • B)Katma değer vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmelidir.
  • C)Faturalar, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla kanuni defterlere kaydedilmelidir.
  • D)Gider belgesi olarak kabul edilen yazar kasa fişlerinde ayrıca gösterilen katma değer vergisi, bu belgelerin kanuni defterlere de kaydedilmesi şartıyla, genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılır.
  • E)Hakediş belgesinde gösterilen katma değer vergisi bu belgeye dayalı olarak indirim konusu yapılabilir.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, Katma Değer Vergisi (KDV)'nde indirim hakkı ve belgelendirme kurallarını sorguluyor. Doğru cevap E şıkkıdır, çünkü bu şık KDV Kanunu'na aykırı bir durum ifade ediyor.

Gelin adım adım nedenini inceleyelim:

Neden E Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

Soruda "hangisi yanlıştır" diye sorulduğu için, KDV Kanunu'na uymayan ifadeyi bulmamız gerekiyor.

E şıkkı: "Hakediş belgesinde gösterilen katma değer vergisi bu belgeye dayalı olarak indirim konusu yapılabilir." ifadesi yanlıştır.

  • Neden? KDV Kanunu'na göre, bir harcamanın KDV'sini indirim konusu yapabilmeniz için, o harcamayı yaptığınızı ve vergiyi ödediğinizi kanıtlayan geçerli bir fatura veya gümrük makbuzu olması gerekir.
  • Hakediş Belgesi Nedir? Hakediş belgesi, inşaat ve benzeri işlerde işin tamamlandığını veya bir kısmının bittiğini gösteren, işveren ile işveren arasındaki hesaplaşma belgesidir. Bu belge, vergi mükellefiyetini doğuran veya vergiyi tahsil eden bir fatura yerine geçmez.
  • Kural: Sadece hakediş belgesine bakarak KDV indirim hakkı doğmaz. Yapılan iş için fatura kesilmesi ve bu faturanın kanuni defterlere kaydedilmesi şarttır. Hakediş belgesi, faturanın bir parçası olabilir veya fatura kesilmeden önce hazırlanabilir, ancak tek başına KDV indirim belgesi olamaz.

Dolayısıyla, "hakediş belgesine dayalı olarak indirim yapılabilir" demek, KDV Kanunu'na aykırıdır. Bu yüzden bu ifade yanlıştır ve sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Doğru? (Yanlış Şıklar)

Diğer şıklar KDV Kanunu'na uygundur, bu yüzden onları "yanlış" olarak işaretleyemeyiz:

  • A Şıkkı (Doğru): Perakende satış fişlerinde (örneğin marketten alışverişte) KDV'nin ayrıca gösterilmesi zorunluluğu yoktur. Vergi, toplam tutarın içinde gizli olabilir. Bu ifade kanuna uygundur.
  • B Şıkkı (Doğru): Genel kural olarak, KDV'nin indirim konusu olabilmesi için alış faturası veya gümrük makbuzunda verginin ayrı bir satırda gösterilmesi gerekir. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Faturalar, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yıl içinde veya en geç bir sonraki yılın başına kadar (takvim yılı aşılmamak şartıyla) defterlere kaydedilmelidir. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Yazar kasa fişleri, gider belgesi olarak kabul edilir. Eğer bu fişlerde KDV ayrıca gösterilmişse ve fiş deftere kaydedilmişse, KDV indirim hakkı doğar. Bu ifade doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuyu iyi bilmen gerekir:

  • KDV İndirim Hakkının Şartları: Bir harcamanın KDV'sini indirebilmek için geçerli bir fatura veya gümrük makbuzu olması gerektiği.
  • Hakediş Belgesinin Niteliği: Hakediş belgesinin bir fatura yerine geçmeyeceği. İnşaat işlerinde bile KDV indirim hakkı için fatura kesilmesi şarttır, hakediş belgesi tek başına yeterli değildir.

Özetle: Sınavda "hakediş belgesi" gördüğünde hemen aklına "fatura yoksa KDV indirimi olmaz" kuralını getir. Bu kural, E şıkkının neden yanlış olduğunu açıklayan temel mantıktır.

Soru 5 · 2017/3 · Vergi Hukuku

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi aynı hüküm ve kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş ve taraf/taraflarınca ayrıca imzalanmış olan kâğıtları ifade eder?

  • A)Suret
  • B)Resim
  • C)Nüsha
  • D)Nispet
  • E)Fotokopi
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım inceleyelim. Sorunun doğru cevabı C) Nüsha'dır.

Neden C Şıkkı Doğru?

Soruda seninle "488 sayılı Damga Vergisi Kanunu"ndaki bir terimi paylaşıyor. Kanun, bir belgenin aynı hüküm ve kuvveti haiz (yani aynı yasal güce sahip) olması ve taraf/taraflarınca ayrıca imzalanmış olması gereken durumunu tanımlıyor.

Buradaki en kritik anahtar kelimeler şunlar:

  • Aynı hüküm ve kuvvet: Sadece bir kopya değil, asıl belgeyle aynı yasal değeri taşıyan bir belge.
  • Ayrıca imzalanmış: Sadece fotokopi makinesinden çıkmış bir kağıt değil, imza atılmış, yani tarafların onayladığı bir belge.

Kanunda bu tanıma uyan kelime "Nüsha"dır. Nüsha, bir belgenin aslına uygun olarak hazırlanmış, taraflarca imzalanmış ve asıl belgeyle aynı hukuki güce sahip olan kopyasıdır. Örneğin, bir sözleşme iki nüsha olarak hazırlanır; biri alana, diğeri verene gider ve ikisi de imzalanır. İkisi de aynı değeri taşır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere bakalım ve neden elendiğini görelim:

  • A) Suret: "Suret", genellikle bir belgenin aslına uygun kopyası anlamına gelir. Ancak kanun maddesinde belirtildiği gibi, "taraf/taraflarınca ayrıca imzalanmış" olması şartını taşımaz. Sadece bir kopya olduğu için yasal gücü, imza atılmamışsa asıl belge kadar değildir.
  • B) Resim: Bu kelime hukuki bir belge türü değil, görsel bir ifadeyi (fotoğraf, çizim vb.) anlatır. Damga vergisi kanununda bir belge türü olarak geçer.
  • D) Nispet: Bu kelime "oran", "orantı" veya "karşılaştırma" anlamına gelir. Belgelerle hiçbir ilgisi yoktur.
  • E) Fotokopi: Fotokopi, bir belgenin teknik olarak kopyalanmış halidir. Eğer üzerine imza atılmazsa, yasal bir geçerliliği yoktur ve "aynı hüküm ve kuvveti haiz" olmaz. Kanunun aradığı, imza ile güçlendirilmiş olan nüsha halidir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. Maddesi'ni ve Tanımlar kısmını iyi bilmelisin.

Özellikle "Nüsha" ve "Suret" kavramları arasındaki farkı ayırt etmelisin:

  • Nüsha: İmzalanmış, asıl belgeyle aynı hukuki güce sahip. (Doğru cevap)
  • Suret: İmzalanmamış, sadece kopya.

Sınavda benzeri sorular geldiğinde aklında şu formül kalsın: "İmza varsa ve aynı gücü taşıyorsa -> Nüsha, imza yoksa sadece kopya ise -> Suret."

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2017/3 · Vergi Hukuku

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre, aşağıdakilerden hangisi amme alacağını güvence altına alan önlemlerden biri değildir?

  • A)İhtiyati haciz
  • B)Tasarrufun iptali
  • C)Rüçhan hakkı
  • D)Teminat
  • E)Uzlaşma
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6183 sayılı Kanun'daki "Amme Alacağının Güvence Altına Alınması" başlıklı bölümü sorguluyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim.

1. Neden Doğru Cevap "E" (Uzlaşma) Şıkkıdır?

Sorunun anahtarı şudur: "Güvence altına alma" ile "Alacağın tahsil edilmesini kolaylaştırma" arasındaki farkı ayırt etmek.

6183 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, devletin alacağını güvence altına almak için uygulanan dört temel yöntem sayılmıştır:

  • İhtiyati Haciz: Borçlunun malını satıp kaçmasını önlemek için malın haczedilmesi.
  • Tasarrufun İptali: Borçlunun alacaklıyı zarara uğratmak için yaptığı hileli işlemlerin iptal edilmesi.
  • Rüçhan Hakkı: Devletin, borçlunun malı üzerinde diğer alacaklılardan önce ödeme alma hakkı.
  • Teminat: Borçlunun borcunu ödemeyeceğinden şüphe edilmesi durumunda, devletin alacağını güvence altına almak için borçludan veya üçüncü kişilerden teminat istenmesi.

E Şıkkı olan "Uzlaşma" ise, borçlunun borcunu ödememesi durumunda devletin alacağına karşı bir güvence değil, borçlunun borcunu yapılandırarak veya indirimle ödemeyi kabul ettirmesi sürecidir. Uzlaşma, 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinde düzenlenmiştir ve bir "güvence yöntemi" değil, bir "tahsil usulü" veya "borçluya kolaylık sağlayan bir yöntemdir".

Dolayısıyla, soru "güvence altına alan önlemlerden hangisi değildir" diye sorduğu için, bir güvence yöntemi olmayan Uzlaşma doğru cevaptır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi Kanun'un 4. maddesinde açıkça belirtilmiş ve güvence amaçlı kullanılan yasal yöntemlerdir:

  • A) İhtiyati Haciz: Borçlunun malını elinden alıp devletin alacağını güvence altına alır. (Doğru bir güvence yöntemidir, bu yüzden şık değildir).
  • B) Tasarrufun İptali: Borçlunun malı başkasına devrederek alacağı kaçırmasını engeller ve güvence sağlar. (Doğru bir güvence yöntemidir).
  • C) Rüçhan Hakkı: Devletin, borçlunun malı üzerinde diğer alacaklılardan önce ödeme alma hakkını sağlar. (Doğru bir güvence yöntemidir).
  • D) Teminat: Borçlunun borcunu ödemeyeceği endişesine karşı, devletin alacağını güvence altına almak için istenen bir temeldir. (Doğru bir güvence yöntemidir).

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 4. Maddesi'ni (Güvence Altına Alınması) ve 10. Maddesi'ni (Uzlaşma) ezberlemeniz veya iyi anlamanız gerekir.

Özetle:

  • Güvence Yöntemleri: İhtiyati Haciz, Tasarrufun İptali, Rüçhan Hakkı, Teminat.
  • Güvence Yöntemi Olmayan: Uzlaşma (Bu bir tahsil kolaylığıdır).

Başarılar dilerim! Bu ayrımı iyi kavradığında benzer soruları rahatlıkla çözebilirsin.

Vergi Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz