2019/3 SGS Vergi Hukuku Soruları ve Çözümleri

2019/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Vergi Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2019/3 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre, herhangi bir vergisel yükümlülüğe veya işleme ilişkin sürenin Kanun'da açıkça yazılı olmadığı hâllerde, tebliği yapacak olan idarece belirlenen ve ilgiliye tebliğ edilen süre kaç günden az olamaz?

  • A)3
  • B)5
  • C)7
  • D)15
  • E)30
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soru, SMMM stajı ve vergi hukuku dünyasında çok temel ve sıkça karşımıza çıkan bir süre konusudur. Soruyu senin için adım adım, sanki bir sınıfta anlatıyormuş gibi açıklayalım.

🎯 Doğru Cevap Neden D (15 Gün)?

Sorunun anahtarı şudur: "Kanun'da açıkça yazılmamışsa" ve "İdarece belirlenmişse" durumları.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği'ne göre, bir vergisel yükümlülükle ilgili olarak kanunda özel bir süre belirtilmemişse, vergi dairesi (idare) ilgiliye bir süre verir. Ancak bu sürenin hiçbir şekilde 15 günden az olamaz kuralı vardır.

  • Mantığı şudur: Vergi dairesi sana bir işlem yapmanı veya bir belgeyi sunmanı istediğinde, sana "yarın gel" diyemez. Yasal olarak sana en az 15 gün süre tanımalıdır. Bu süre, senin işlemleri hazırlaman ve idareye sunman için en asgari (en düşük) yasal limitidir.

Bu kural, VUK Genel Tebliği'nde açıkça belirtilmiştir ve staj sınavlarında en çok sorulan kurallardan biridir.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) 3, B) 5 ve C) 7: Bu süreler çok kısadır. Vergi hukukunda, kanunda özel bir süre yazılmadığı sürece idarenin sana 3, 5 veya 7 gün gibi çok kısa bir süre vermesi yasaya aykırıdır. Bu şıklar, yasal asgari limitin çok altındadır.
  • E) 30: Bu şık genellikle yanlış hatırlanan bir kuraldır. 30 gün, genellikle tebligatın kendisi için geçerli olan bir süredir (örneğin bir tebligatın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde itiraz edilebilir). Ancak soruda sorulan, idarenin sana işlemin için verdiği süredir. Bu süre en az 15 gün olmalıdır, 30 gün zorunlu bir alt sınır değildir.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuyu iyi bilmelisin:

  • VUK Genel Tebliği (Genel Uygulama): Özellikle vergi idaresinin işlemlerinde belirlediği sürelerin asgari limitleri.
  • Süre Hesaplamaları ve Tebligat Kuralları: Kanunda yazılı olmayan sürelerde idarenin yetkisi ve bu yetkinin sınırları.

Özetle: Kanunda özel bir süre yoksa, idare en az 15 gün süre vermelidir. Bu kuralı ezberlersen, benzer soruları rahatlıkla çözersin. Başarılar!

Soru 2 · 2019/3 · Vergi Hukuku

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre, damga vergisinin ödeme şekilleri hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Ödeme şekilleri Kanun ile düzenlenmiştir.
  • B)İstihkaktan kesinti yapılması suretiyle ödenebilir.
  • C)Pul yapıştırılması suretiyle ödenebilir.
  • D)Makbuz karşılığı ödenebilir.
  • E)Basılı damga konulması suretiyle ödenebilir.
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Neden C Şıkkı Doğru Cevap (Yani Neden Yanlış İfade)?

Soruda "yanlış olan" ifadeyi bulmamız isteniyor. C şıkkı olan "Pul yapıştırılması suretiyle ödenebilir" ifadesi, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre yanlıştır.

Neden mi? Çünkü Türkiye'de damga vergisi ödemeleri için eskiden kullanılan "damga pulu" usulü, 1990 yılından beri kaldırılmıştır. Artık damga vergisi ödenirken kağıda pul yapıştırma usulü uygulanmaz. Bu usul yerine, vergi dairesine gidilerek makbuz karşılığı ödeme veya bankalar aracılığıyla ödeme gibi yöntemler getirilmiştir. Dolayısıyla, "pul yapıştırılarak ödeme yapılabilir" demek, güncel mevzuata aykırıdır ve bu şık sorunun aradığı "yanlış" ifadedir.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Neden Seçilmez)?

Diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Doğru): Evet, damga vergisinin nasıl, ne zaman ve kim tarafından ödeneceği doğrudan Kanun ile düzenlenmiştir. Bu ifade kanun maddelerine uygundur.
  • B Şıkkı (Doğru): Vergi, işlemin yapıldığı yerden veya ödemeyi yapan kişiden istihkak (gelir) üzerinden kesinti yapılarak da ödenebilir. Bu, özellikle maaş bordroları veya bazı ticari işlemlerde uygulanan bir yöntemdir.
  • D Şıkkı (Doğru): Vergi, vergi dairesinden veya yetkili kurumlardan alınan makbuz karşılığı ödenir. Bu en yaygın ödeme yöntemidir.
  • E Şıkkı (Doğru): Bazı özel durumlarda veya eski usullerle karıştırılmaması için belirtmek gerekir ki, kanun "basılı damga" (kağıt üzerine basılan damga işareti) konulması suretiyle de ödenmesini öngörmektedir. Ancak bu, pul yapıştırmadan farklıdır; basılı damga, vergi dairesi veya yetkili kurumca işleme özel olarak basılan bir işarettir ve hala geçerli bir ödeme yöntemidir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Damga Vergisi Ödeme Usulleri" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • Damga pulu usulünün kaldırıldığını (1990 sonrası),
  • Günümüzde geçerli olan ödeme yöntemlerini (Makbuz, Basılı Damga, İstihkak Kesintisi, Banka yoluyla ödeme) ezberlemiş olman gerekir.

Özetle: Sınavda "Damga vergisi pul ile ödenir" gibi bir ifade görürsen, hemen şüpheye düş ve bunu yanlış kabul et. Çünkü bu usul artık geçerli değil. Doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 3 · 2019/3 · Vergi Hukuku

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı uygulaması çerçevesinde aşağıda sayılanlardan hangisi kurumların ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri tespit ederken kullanabileceği yöntemlerden biri değildir?

  • A)Maliyet artı yöntemi
  • B)İşlemsel kâr yöntemleri
  • C)Yeniden satış fiyatı yöntemi
  • D)Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi
  • E)Sektörel ortalama kâr haddi yöntemi
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturmuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap E?

Öncelikle şunu bilmelisin: Transfer Fiyatlandırması, bir şirketin kendi ilişkili kişileriyle (örneğin ana şirketiyle, bağlı ortaklığıyla veya ortaklarıyla) yaptığı işlemlerde, sanki aralarında hiç akrabalık yokmuş gibi "piyasa koşullarına uygun" fiyat belirlemesidir. Eğer bu fiyatlar piyasa dışı belirlenirse, vergi kaçırma veya karın başka bir yere kaydırılması söz konusu olabilir.

Türkiye'de bu durumu düzenleyen 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili tebliğler, şirketlerin fiyat belirlerken kullanabileceği 5 temel yöntemi sayar. Bu yöntemler şunlardır:

  • Karşılaştırılabilir Fiyat Yöntemi: Benzer işlemlerin bağımsız kişilerce nasıl yapıldığına bakılır.
  • Yeniden Satış Fiyatı Yöntemi: Ürünün bağımsız bir üçüncü kişiye satıldığı fiyat üzerinden geriye doğru kâr marjı düşülür.
  • Maliyet Artı Yöntemi: Ürünün maliyetine, benzer işlemlerde elde edilen normal bir kâr marjı eklenir.
  • İşlemsel Kâr Yöntemleri: İşlemden elde edilen kârın, benzer işlemlerdeki kârla karşılaştırılmasıdır.
  • Kâr Bölüşümü Yöntemi: İşlemin sonucunda elde edilen kârın, taraflar arasında nasıl bölüneceğine karar verilmesidir.

E şıkkındaki "Sektörel ortalama kâr haddi yöntemi" ise Kanun'da yer alan resmi yöntemlerden biri değildir. Sektör ortalamaları, vergi incelemelerinde bir referans veya ipucu olarak kullanılabilir; ancak bir şirketin kendi fiyatını belirlerken doğrudan "Sektörel ortalama kâr haddi yöntemi"ni bir yöntem olarak kullanamaz. Bu, bir yöntem değil, bir veri kaynağıdır. Bu yüzden bu şık, sorunun "hangisi değildir" sorusuna en uygun cevap olur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Yöntemler)?

Diğer şıkların hepsi Kanun'da açıkça belirtilen geçerli yöntemlerdir:

  • A) Maliyet artı yöntemi: Üretim maliyetine normal kâr eklenerek fiyat belirlenir. (Geçerli bir yöntemdir).
  • B) İşlemsel kâr yöntemleri: İşlemden elde edilen kârın karşılaştırılmasıdır. (Geçerli bir yöntemdir).
  • C) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Ürünün dışarıya satıldığı fiyat üzerinden kâr marjı düşülür. (Geçerli bir yöntemdir).
  • D) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Benzer işlemlerin piyasa fiyatı ile kıyaslanmasıdır. (Geçerli bir yöntemdir).

Bu şıkların hepsi, Kanun'un 13. maddesinde ve ilgili tebliğlerde yer alan resmi transfer fiyatlandırma yöntemleridir. Soru "hangisi değildir" diye sorduğu için bu şıklar elenir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesini ve Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'i iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Kanun'da kabul edilen 5 yöntem nelerdir? (Karşılaştırılabilir Fiyat, Yeniden Satış Fiyatı, Maliyet Artı, İşlemsel Kâr, Kâr Bölüşümü).
  • Bu yöntemlerin dışına çıkan "Sektörel ortalama" gibi kavramların neden bir yöntem olmadığını.

Özetle: Transfer fiyatlandırmasında sadece Kanun'da yazılı olan 5 yöntem kullanılır. "Sektörel ortalama kâr haddi" bu listede olmadığı için doğru cevap E'dir.

Soru 4 · 2019/3 · Vergi Hukuku

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında gümrük komisyoncuları ile her türlü borsa ajan ve acentalarının elde ettikleri gelirler aşağıdaki gelir unsurlarından hangisinin konusunu oluşturur?

  • A)Menkul sermaye iradı
  • B)Serbest meslek kazancı
  • C)Ücret
  • D)Diğer kazanç ve irat
  • E)Ticari kazanç
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap "B" (Serbest Meslek Kazancı)?

Gelir Vergisi Kanunu'nun 193. maddesi, gelir unsurlarını sınıflandırır. Soruda geçen "Gümrük Komisyoncuları" ve "Borsa Ajan ve Acentaları" özel bir statüye sahiptir.

Kanun koyucu, bu meslek gruplarının ticari bir işletme kurup mal alıp satmadığını, aksine mesleki bilgi, yetenek ve uzmanlık kullanarak başkaları adına iş yaptığını kabul etmiştir. Bu kişiler, bir işveren altında çalışıp maaş almazlar (bu yüzden ücret değil), ayrıca sermaye yatırıp faiz veya temettü gibi bir gelir elde etmezler (bu yüzden menkul sermaye iradı değil).

Kanunun 193. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi açıkça şunu der: "Gümrük komisyoncuları ve her türlü borsa ajan ve acentalarının elde ettikleri gelirler, serbest meslek kazancıdır."

Yani, bu meslek grupları için kanun koyucu özel bir kural koymuş ve bunları doğrudan "Serbest Meslek Kazancı" (SMK) kapsamında değerlendirmiştir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden dokunmadığımızı kısaca bakalım:

  • A) Menkul Sermaye İradı: Bu, faiz, temettü (kâr payı), kira geliri gibi sermaye getirileridir. Gümrükçü veya borsa ajanı, sermayesini bir yere yatırıp faiz kazanmaz; emeğiyle para kazanır. Bu yüzden bu şık yanlıştır.
  • C) Ücret: Ücret, bir işverene bağlı olarak çalışan ve işin nasıl yapılacağını işveren belirleyen kişilerin geliridir. Gümrük komisyoncuları ve borsa ajanları bağımsızdır, kendi işlerini kendileri yönetirler. Dolayısıyla "ücret" değil, kendi işlerinin kazancıdır.
  • D) Diğer Kazanç ve İrat: Bu, yukarıdaki 6 ana gelir unsuru (Ticari, Zirai, Ücret, Serbest Meslek, Gayrimenkul, Menkul Sermaye) dışında kalan, kanunla açıkça tanımlanmamış rastgele gelirlerdir. Gümrükçü ve borsa ajanlarının gelirleri kanunla açıkça tanımlandığı için "diğer" kategorisine girmez.
  • E) Ticari Kazanç: Ticari kazanç, mal alıp satma veya hizmet üretimi amacıyla ticari bir işletme kurarak elde edilen kazandır. Gümrük komisyoncuları ve borsa ajanları, ticari işletme kurmak yerine, mesleki ehliyet ve yetenekleriyle "serbest meslek" icra ederler. Kanun onları ticari kazançtan ayırmıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 193'ü ve özellikle "Serbest Meslek Kazancı" tanımını iyi bilmek gerekir.

Özellikle şunu ezberlemelisin: Kanun, Gümrük Komisyoncuları ve Borsa Ajan/Acentalarını özel bir liste halinde saymış ve bunların gelirlerini doğrudan Serbest Meslek Kazancı olarak kabul etmiştir. Bu, SMMM stajı ve vergi mevzuatı sınavlarında sıkça sorulan klasik bir "istisna" veya "özel tanımlama" kuralıdır.

Özetle: Mesleki yetenekle bağımsız çalışan, ticari işletme kurmayan ve işveren altında çalışmayan gümrükçü/borsa ajanı gelirleri = Serbest Meslek Kazancı.

Soru 5 · 2019/3 · Vergi Hukuku

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi katma değer vergisi matrahına dâhil değildir?

  • A)Teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından yapılan boşaltma giderleri
  • B)Ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları
  • C)Teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontolar
  • D)Teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından yapılan yükleme giderleri
  • E)Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM stajı için hazırlık yapıyorsun ve bu soru Katma Değer Vergisi (KDV) matrahının ne olduğunu anlamak için çok önemli bir konu. Sorunun doğru cevabı C şıkkı. Gelin bunu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden C Şıkkı Doğru?

Soruda "matrahına dâhil değildir" (yani vergiye tabi tutulmaz) ifadesi var. KDV Kanunu'na göre, bir malın veya hizmetin satış fiyatı üzerinden hesaplanan vergi, o işlemin gerçekleşen ve satıcıya ödenen tutar üzerinden hesaplanır.

C şıkkındaki "iskontolar" (indirimler), ticari teamüllere uygun olanlar ise KDV matrahından düşülür. Yani, sen bir ürünü 100 TL'ye satıyorsun ama müşterine "hemen ödersen 10 TL iskonto yapıyorum" diyorsun. Bu durumda vergi, 100 TL üzerinden değil, 90 TL üzerinden hesaplanır.

Kanun maddesi (3065 sayılı Kanun Madde 11) açıkça belirtir ki: Fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ve ticari teamüllere uygun olan iskonto tutuları, matrahtan düşülür. Dolayısıyla bu tutarlar vergiye tabi olan matraha dâhil edilmez. Bu yüzden C şıkkı doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (A, B, D ve E) aslında KDV matrahına dâhil olan kalemlerdir. Yani bunlar vergiye tabi tutarın içine girer. Gelirleri şöyle açıklayalım:

  • A ve D Şıkları (Yükleme ve Boşaltma Giderleri): Bir malı teslim ederken, satıcı malı alıcının gösterdiği yere kadar yükler veya boşaltır. Bu işlemler için yaptığı yükleme ve boşaltma giderleri, malın teslim bedeline eklenir ve KDV matrahına dahil edilir. (Sadece teslim yerinden sonraki taşıma giderleri hariçtir, soruda "teslim alanın gösterdiği yere kadar" denildiği için bunlar dahil).
  • B Şıkkı (Ambalaj, Sigorta, Komisyon): Malın teslimi sırasında ortaya çıkan ambalaj, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları da satıcıya ödenen bir bedel olduğu için matraha dahil edilir.
  • E Şıkkı (Vade Farkı, Faiz vb.): Eğer bir işlemden dolayı vade farkı, kur farkı veya faiz gibi bir gelir elde ediliyorsa, bu da KDV matrahına dahil edilir. (Not: Sadece finansal işlemlerdeki faizler hariçtir, ticari işlemlerdeki vade farkları dahil edilir).

Özetle; A, B, D ve E şıklarında belirtilen kalemler, satıcının eline geçen veya eline geçmesi gereken bir bedel olduğu için vergiye tabi matraha dahildir. Soru ise "dahil olmayan"ı sorduğu için bu şıklar elenir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu Madde 11'i (Matrahın Tespiti) iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Matraha Dahil Olanlar: Teslim bedeli, yüklenilen ve boşaltma giderleri, ambalaj, sigorta, komisyon, vade farkı, kur farkı vb.
  • Matrahtan Düşülenler: Ticari teamüllere uygun olan iskontolar (indirimler).

Küçük bir ipucu: Sınavda "iskonto" kelimesini gördüğünde, eğer "ticari teamüle uygun" ibaresi varsa, bunun matrahtan düşüldüğünü (yani vergiye tabi olmadığını) hemen hatırla.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2019/3 · Vergi Hukuku

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’na göre, hakkında gaiplik kararı verilen kişinin gaiplik kararının ölüm siciline kaydolunduğu tarihi takip eden hangi süre içinde beyanname verilmesi gerekmektedir?

  • A)15 gün
  • B)1 ay
  • C)60 gün
  • D)3 ay
  • E)4 ay
Çözümü göster — doğru cevap B

Sorunun doğru cevabı B) 1 ay'dır.

Gelin bu durumu adım adım ve basit bir dille açıklayalım:

Neden Doğru Cevap "1 Ay"dır?

Kanunun temel mantığı şudur: Vergi beyannamesi, bir mirasçının vefat ettiğini veya bir malın el değiştirdiğini beyan etmektir. Ancak burada durum biraz farklıdır; kişi vefat etmemiş, gaiplik kararı almıştır.

Gaiplik, bir kişinin kayıp olması ve uzun süre haber alınamaması durumunda mahkemece "ölü" kabul edilmesidir. 7338 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre, gaiplik kararı verildiğinde, bu kararın ölüm siciline kaydedildiği tarih, sanki o kişi o tarihte vefat etmiş gibi kabul edilir.

Kanun, bu tür durumlarda (gaiplik kararı nedeniyle ölüm sayılan hallerde), beyannamenin gaiplik kararının ölüm siciline kaydedildiği tarihi takip eden 1 ay içinde verilmesini emreder. Yani, mahkeme kararı resmi kayıtlara geçtiği tarihten itibaren 30 gün içinde beyannameyi vermeniz gerekir. Bu süre, normal vefat durumundaki 1 ay süresiyle aynıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) 15 gün: Bu süre genellikle bazı özel vergi türleri veya ceza işlemleri için geçerli olabilir, ancak VİV Kanunu'nda gaiplik durumu için öngörülen süre değildir.
  • C) 60 gün: Bu süre genellikle mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkması veya özel durumlar için farklı kanunlarda aranabilir, ancak VİV'de gaiplik için geçerli değildir.
  • D) 3 ay ve E) 4 ay: Bu süreler çok uzundur ve vergi kayıplarını önlemek amacıyla kanun koyucu tarafından belirlenmemiştir. VİV Kanunu'nda beyanname süreleri genellikle 1 ay veya 3 ay (bazı özel durumlarda) olarak düzenlenmiştir, ancak gaiplik için özel kural 1 ay'dır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 10. maddesini ve "Gaiplik Kararı"nın vergisel sonuçlarını iyi bilmelisin.

Özetle şunu ezberlemelisin: > "Gaiplik kararı, ölüm sayılır ve bu kararın ölüm siciline kaydedildiği tarihten itibaren 1 ay içinde beyanname verilir."

Başarılar dilerim!

Vergi Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz