2020/1 SGS Vergi Hukuku Soruları ve Çözümleri

2020/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Vergi Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2020/1 · Vergi Hukuku

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi matraha dâhil değildir?

  • A)Kur farkı gelirleri
  • B)Ambalaj giderleri
  • C)Vade farkı gelirleri
  • D)Hesaplanan katma değer vergisi
  • E)Faiz gelirleri
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır. Şimdi nedenini adım adım, sanki bir ders anlatıyormuş gibi açıklayalım.

Neden D Şıkkı Doğru?

Sorunun anahtarı "matraha dâhil değildir" ifadesidir. Yani, KDV'nin hesaplanacağı o temel tutarın (matrah) içinde bulunmayan şeyi bulmamız gerekiyor.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'na göre, bir mal veya hizmetin satışından elde edilen matrah, şu unsurları içerir:

  • Satış bedeli,
  • Satış bedeline eklenen kdv dışı vergiler ve harçlar,
  • Satış bedeline eklenen kdv dışı diğer ücretler (ambalaj, taşıma, sigorta vb.),
  • Kur farkları, vade farkları ve faizler.

Ancak Hesaplanan Katma Değer Vergisi (D şıkkı), matrahın bir parçası değildir. Çünkü KDV, matrahın üzerine eklenen bir vergidir. Matrahı bulduktan sonra, o matrahın üzerine KDV'yi eklersin. Yani KDV, KDV'nin matrahı olamaz. Bu mantıksal bir çelişki olurdu.

  • Örnek: Bir malın fiyatı 100 TL ise ve KDV oranı %20 ise; matrah 100 TL'dir. Hesaplanan KDV 20 TL'dir. Toplam ödenen tutar 120 TL olur. Ancak KDV'yi hesaplamak için 100 TL'lik matraha bakılır, 20 TL'lik KDV'yi matraha ekleyip tekrar KDV hesaplamazsın. Dolayısıyla "Hesaplanan KDV" matraha dahil değildir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi matraha dahil olan unsurlardır. Kanun, satıcıya ödenen veya ödenmesi gereken bu ek kalemleri de "satış bedeli"nin bir parçası kabul eder:

  • A) Kur farkı gelirleri: Dövizle yapılan işlemlerde kur farkı, malın satış bedeline eklenir ve matraha dahil edilir.
  • B) Ambalaj giderleri: Malın satışı için kullanılan ambalaj bedeli, satıcıdan alıcıya geçen bir ücrettir ve matraha dahil edilir.
  • C) Vade farkı gelirleri: Taksitli satışlarda vade farkı, malın satış bedeline eklenir ve matraha dahil edilir.
  • E) Faiz gelirleri: Satış bedeline eklenen faizler de matraha dahil edilir.

Gördüğün gibi A, B, C ve E şıkları, Kanun'un açıkça "matraha dahil edilir" dediği kalemlerdir. Sadece D şıkkı, matrahın üzerine eklenen bir vergi olduğu için matraha dahil değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. ve 11. maddelerini (Matrahın Tespiti) iyi bilmelisin. Özellikle "Matraha Dahil Olan Unsurlar" listesini ezberlemen ve "Hesaplanan KDV'nin matraha dahil olmadığını" mantıksal olarak kavraman gerekir.

Özetle: KDV, matrahın üzerine eklenir, matrahın içinde yer almaz. Bu yüzden doğru cevap D'dir.

Soru 2 · 2020/1 · Vergi Hukuku

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.
  • B)Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen beşinci ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar verilir.
  • C)Kooperatiflerin kazançları kurumlar vergisine tabidir.
  • D)Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamaz.
  • E)Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)'na dayanıyor ve bizden "yanlış" olanı bulmamızı istiyor.

Hadi gel, doğru cevabı (B şıkkını) neden doğru bulduğunu ve diğer şıkların neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim.

🔍 Neden Doğru Cevap B Şıkkıdır?

B Şıkkı: "Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen beşinci ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar verilir."

Bu ifade YANLIŞTIR, bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Neden? Kanun maddesine (KVK Md. 10) göre kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin bittiği ayı izleyen dördüncü ayın 25. günü akşamına kadar verilir.

  • Örnek: Eğer bir şirketin hesap dönemi Aralık ayı ile bitiyorsa, beyannamesi Mayıs ayının 25. günü akşamına kadar verilir.
  • Hata: Şıkta "beşinci ay" denmiş. Bu bir sayma hatasıdır. Dördüncü ay değil, beşinci ay denerek beyan süresi yanlış verilmiştir.

❌ Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin Yanlış Değil)?

Diğer şıklar Kanun'a göre doğru ifadelerdir, bu yüzden onları "yanlış" olarak işaretleyemeyiz.

  • A Şıkkı (Doğru): Kurumlar vergisi, mükellefin bir hesap dönemi içinde elde ettiği safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Bu, verginin temelini oluşturan en temel kuraldır.
  • C Şıkkı (Doğru): Kooperatiflerin kazançları da kurumlar vergisine tabidir. (İstisnalar hariç, kooperatifler de birer kurum sayılır ve vergiye tabidir).
  • D Şıkkı (Doğru): Bu çok önemli bir kuraldır. Şirketin öz sermayesi üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler, gider olarak gösterilemez ve kurum kazancından düşülemez. Sadece borç sermayesi üzerinden ödenen faizler gider yazılabilir.
  • E Şıkkı (Doğru): Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh edilir. Yani vergi dairesi tek başına hesaplayıp tarh etmez, mükellef beyanname verene kadar vergi oluşmaz.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Kurumlar Vergisi Beyan Süresi konusunu ezberlemeniz gerekir.

  • Kural: Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin bittiği ayı izleyen dördüncü ayın 25. günü akşamına kadar verilir.
  • İpucu: Sınavlarda "dördüncü ay" ile "beşinci ay" arasındaki fark genellikle tuzağa düşürmek için kullanılır. Beyan süresini karıştırmamak için "dördüncü ay" ifadesine dikkat etmelisin.

Özetle: Beyan süresi 4. ayın 25'ine kadardır, 5. ayın 25'ine kadar değildir. Bu yüzden B şıkkı yanlış ifadedir ve doğru cevaptır.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2020/1 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, iktisadi işletmelere dâhil bütün gayrimenkuller hangi değerleme ölçüsüyle değerlenir?

  • A)Borsa rayici
  • B)Tasarruf değeri
  • C)Emsal bedeli
  • D)Rayiç bedel
  • E)Maliyet bedeli
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, SMMM stajı ve genel vergi hukuku açısından çok temel ve önemli bir konuyu, yani "Gayrimenkullerin değerleme ölçüsü"nü sorguluyor. Doğru cevap E) Maliyet bedeli'dir.

Gelin bu konuyu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden Doğru Cevap "Maliyet Bedeli"dir?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği'ne göre, iktisadi işletmelere dahil olan bütün gayrimenkuller (arsa, arazi, bina vb.) değerlenirken "Maliyet Bedeli" esas alınır.

Buradaki mantık şudur: Vergi hukukunda gayrimenkullerin piyasa değerine (rayiç bedel) göre değerlenmesi, genellikle özel durumlar (örneğin miras, bağış veya belirli bir vergi türü) için geçerlidir. Ancak bir şirketin kendi işletmesinde kullandığı veya ticari amaçla tuttuğu gayrimenkuller için, VUK'un genel kuralı "gerçek maliyet"tir. Yani, o gayrimenkulü satın alırken ödenen para, üzerine yapılan harcamalar ve o tarihteki değerler dikkate alınır. Bu, şirketin defterlerinde o gayrimenkulün değerinin ne kadar olduğunu gösteren en güvenilir ve yasal ölçüdür.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden uymadığına bakalım:

  • A) Borsa Rayici: Bu sadece borsada işlem gören menkul kıymetler (hisse senetleri) için geçerlidir. Gayrimenkuller borsada işlem görmez, bu yüzden bu şık tamamen yanlıştır.
  • B) Tasarruf Değeri: Bu terim vergi hukukunda gayrimenkul değerlemesi için kullanılan standart bir ölçü değildir. Daha çok tasarruf veya tasarruf amaçlı değerlendirmelerde kullanılan genel bir ifade olabilir ancak VUK'un gayrimenkul için belirlediği ölçü değildir.
  • C) Emsal Bedel: Bu, genellikle gayrimenkul vergisi (Emlak Vergisi) veya bağış ve intifa hakkı gibi durumlarda kullanılır. Yani, benzer bir gayrimenkulün piyasa değeri sorulduğunda emsal bedel kullanılır. Ancak soruda "iktisadi işletmeye dahil olan" ifadesi geçtiği için genel kural olan maliyet bedeli geçerlidir. Emsal bedel, gayrimenkulün piyasa değerini bulmak için kullanılan bir yöntemdir, VUK'un işletme defterlerindeki genel değerleme ölçüsü değildir.
  • D) Rayiç Bedel: Bu, gayrimenkulün o anki piyasa değeridir. VUK'un genel kuralı, gayrimenkullerin piyasa değerine (rayiç bedel) göre değil, maliyet bedeline göre değerlenmesidir. Rayiç bedel, sadece özel durumlarda (örneğin miras, bağış veya vergi incelemesi sırasında piyasa değerinin tespit edilmesi gerektiğinde) kullanılır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği'ndeki "Gayrimenkullerin Değerlenmesi" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle kural şudur: > Bir şirketin (iktisadi işletmenin) elindeki gayrimenkuller, defterlere Maliyet Bedeli ile kaydedilir ve değerlenir. Piyasa değeri (Rayiç Bedel) veya Emsal Bedel, bu genel kuralın dışındaki özel durumlarda kullanılır.

Başarılar dilerim! Bu temel kuralı ezberlemek, staj ve sınavlarda sana çok zaman kazandıracaktır.

Soru 4 · 2020/1 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi vergi incelemesi yapmaya yetkili değildir?

  • A)İlin en büyük mal memuru
  • B)Vergi dairesi müdürü
  • C)Vergi müfettişi
  • D)Gelir uzmanı
  • E)Vergi müfettiş yardımcısı
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir derste anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D) Gelir uzmanı'dır.

Neden D Şıkkı Doğru? (Gelir Uzmanı Neden Yetkili Değil?)

Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre vergi incelemesi yapmak, devletin vergi tahsilatını ve uyumunu denetlemek için verilen çok özel bir idari yetkidir. Bu yetki, sadece kanunla açıkça belirtilen belirli makamlara ve unvanlara tanınmıştır.

Gelir Uzmanı ise, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde çalışan, vergi mevzuatı, muhasebe ve mali konularda uzmanlaşmış, genellikle teknik destek, danışmanlık, eğitim ve analiz işleri yapan bir memur sınıfıdır. Gelir Uzmanları, vergi incelemesi raporu hazırlamaya veya doğrudan vergi incelemesi yapmaya yetkili değildirler. Onların görevi, incelemeyi yapan müfettişlere veya müdürlere teknik bilgi sağlamak, veri analizi yapmak veya eğitim vermektir. Dolayısıyla, "incelemeye yetkili değildir" sorusuna en net cevap Gelir Uzmanı'dır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden "yanlış" (yani neden incelemeye yetkili olduklarını) kısaca şöyle açıklayabiliriz:

  • A) İlin en büyük mal memuru: VUK'un 10. maddesine göre, vergi dairesi müdürü yoksa veya görevi yoksa, vergi incelemesi yapma yetkisi İl Maliye Müdürlüğündeki en büyük mal memuruna geçer. Yani bu kişi de yetkilidir.
  • B) Vergi dairesi müdürü: Vergi dairesi müdürleri, kendi bağlı bulundukları vergi dairesi sınırları içinde vergi incelemesi yapmaya yetkili olan en temel makamlardır. Doğrudan yetkili oldukları için bu şık sorunun cevabı olamaz.
  • C) Vergi müfettişi: Bu unvan, doğrudan vergi incelemesi yapmak üzere atanan ve en yetkili personel sınıfıdır. Soruda "yetkili değildir" dendiği için bu şık elenir.
  • E) Vergi müfettiş yardımcısı: Kanun, vergi müfettiş yardımcılarının da belirli şartlar altında ve müfettişin gözetiminde veya belirli yetkilerle incelemeye katılabileceğini veya yetkili olabileceğini öngörmüştür. Ancak Gelir Uzmanı kadar kesin bir "yetki yok" durumu yoktur; onlar da incelemeye katılabilirler.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 10'u ve Vergi İncelemesi Yetkisi konusunu iyi bilmelisin.

Özetle şunu ezberlemelisin: Vergi incelemesi yapma yetkisi sadece Vergi Müfettişleri, Vergi Dairesi Müdürleri ve İl Maliye Müdürlüklerindeki en büyük mal memurlarına aittir. Gelir Uzmanları bu yetkiye sahip değildir.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2020/1 · Vergi Hukuku

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre, çalışma ve oturma izni alarak yurt dışında çalışan Türk işçiler; hangi mükellefiyet şekline tabidir ve hangi gelirleri üzerinden vergilendirilir?

  • A)Dar mükellefiyete tabidir ve sadece yurt dışında elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir.
  • B)Tam mükellefiyete tabidir ve Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir.
  • C)Tam mükellefiyete tabidir ve sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir.
  • D)Dar mükellefiyete tabidir ve Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir.
  • E)Dar mükellefiyete tabidir ve sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir.
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap E?

Bu sorunun kalbi "Dar Mükellefiyet" ve "Yurt Dışında Çalışan Türk İşçiler" kavramlarıdır. Gelir Vergisi Kanunu'na (GVK) göre durumu şöyle özetleyebiliriz:

  • Mükellefiyet Türü: Türkiye'de yerleşik olan bir kişi, yurt dışında çalışmak için çalışma ve oturma izni alarak oraya giderse, Türkiye'deki yerleşiklik durumu sona erer. Ancak, bu kişi Türkiye'de sadece Türkiye kaynaklı gelirler üzerinden vergilendirilir. Yurt dışında elde ettiği ücretler, o ülkenin vergi hukukuna tabi olur ve Türkiye'ye getirilse bile Türkiye'de vergilendirilmez. Bu durum, Gelir Vergisi Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca "Dar Mükellefiyet" olarak tanımlanır.
  • Vergilendirilen Gelir: Dar mükellef olan bu işçi, sadece Türkiye içinde elde ettiği gelirlerden (örneğin Türkiye'de kalan bir kira geliri veya Türkiye'de kalan bir ticari kazanç) vergi öder. Yurt dışında çalışıp orada kazandığı ücret, Türkiye'ye vergi ödenmesi gereken bir gelir değildir.

Bu nedenle; "Dar mükellefiyete tabidir ve sadece Türkiye'de elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir" ifadesi tam olarak doğru olan durumdur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıklara neden uymadığını kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Yanlış): "Sadece yurt dışında elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir" der. Bu tam tersi bir durumdur. Dar mükellef olan kişi, Türkiye'de elde ettiği gelirlerden vergi öder, yurt dışı gelirlerinden değil.
  • B ve C Şıkları (Yanlış): Bu şıklar "Tam Mükellefiyet" diyor. Tam mükellef, Türkiye'de yerleşik olan ve tüm dünya gelirlerinden vergi ödeyen kişidir. Yurt dışında çalışma ve oturma izni alan Türk işçisi, Türkiye'de yerleşik sayılmaz, dolayısıyla tam mükellef olamaz.
  • D Şıkkı (Yanlış): "Dar mükellefiyete tabidir" kısmı doğrudur ancak "Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilir" kısmı yanlıştır. Dar mükellef, yurt dışı gelirlerini Türkiye'de vergilendirmez.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 4 ve Madde 10'u iyi bilmelisin.

  • Madde 4: Mükellefiyet türlerini (Tam ve Dar) tanımlar.
  • Madde 10: Özellikle "Yurt dışında çalışan Türk işçileri"ne özel bir hüküm getirir. Bu maddeye göre, çalışma ve oturma izni alarak yurt dışında çalışanlar, dar mükellef kabul edilir ve sadece Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden vergilendirilir.

Özetle: Yurt dışında çalışma izni olan Türk işçisi = Dar Mükellef + Sadece Türkiye gelirleri vergilendirilir. Cevap E'dir.

Soru 6 · 2020/1 · Vergi Hukuku

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na göre, “mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlarda zilyetliğin devri” aşağıdakilerden hangisi sayılır?

  • A)İstisna
  • B)Teslim
  • C)Vergi İndirimi
  • D)Hizmet İfası
  • E)Muafiyet
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) kanunundaki en temel kavramlardan biri olan "teslim" tanımını sorguluyor.

Gelin adım adım inceleyelim:

Neden Doğru Cevap B (Teslim) Şıkkıdır?

ÖTV Kanunu'na göre, bir malın teslimi gerçekleştiğinde vergi doğar. Kanun, teslim kavramını sadece malın fiziksel olarak elden ele geçmesiyle sınırlamaz.

Kanunun ilgili maddesinde açıkça belirtilmiştir ki; mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlarda, malın mülkiyeti alıcıya geçmese bile, malın zilyetliği (malı fiilen elinde bulundurma ve kullanma hakkı) alıcıya devredildiği an, bu işlem teslim olarak kabul edilir.

  • Örnek: Bir araba satarken, alıcı parayı peşin ödesin ama banka kredisi bitene kadar arabanın tapusu satıcıda kalsın. Ancak araba alıcının eline geçip kullanmaya başlarsa, ÖTV açısından bu bir "teslim"dir ve vergi borcu doğar. Mülkiyetin geçmemesi durumu, ÖTV'de teslimin gerçekleşmediği anlamına gelmez.

Bu nedenle, zilyetliğin devri Teslim sayılır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) İstisna: İstisna, vergiye tabi olan bir işlemin kanunla özel olarak vergiden muaf tutulmasıdır (örneğin; bazı ihracat işlemleri). Soruda bahsedilen durum bir muafiyet değil, vergi doğuran bir işlemin (teslimin) tanımıdır.
  • C) Vergi İndirimi: Bu, ÖTV'de genellikle Hizmet veya İhracat gibi durumlarda uygulanan bir mekanizmadır. Satış işleminin tanımıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • D) Hizmet İfası: ÖTV Kanunu'na göre vergi konusu olan işlemler Mal Teslimi ve Hizmet İfası'dır. Ancak soruda açıkça "satış", "mülkiyet" ve "zilyetlik" gibi mal ile ilgili kavramlar geçmektedir. Dolayısıyla bu bir hizmet değil, mal teslimidir.
  • E) Muafiyet: İstisna gibi, muafiyet de vergi yükümlülüğünün tamamen kaldırılmasıdır. Soruda ise vergi doğuran bir durumun (teslimin) nasıl tanımlandığı sorulmaktadır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun "Teslim ve Hizmet İfası" başlıklı maddesini (genellikle 4. madde) iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur: > ÖTV'de malın mülkiyeti geçmese bile, zilyetlik (fiili tasarruf) devredilmişse, bu işlem TESLİM sayılır ve vergi doğar.

Başarılar dilerim!

Vergi Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz