2021/3 SGS Vergi Hukuku Soruları ve Çözümleri

2021/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Vergi Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/3 · Vergi Hukuku

I. Ticari kazanç II. Zirai kazanç III. Serbest meslek kazancı IV. Gayrimenkul sermaye iradı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan yukarıdaki gelir unsurlarından hangileri için gelirin elde edilmesi tahsil esasına bağlanmıştır?

  • A)I ve II
  • B)I ve III
  • C)III ve IV
  • D)I, II ve IV
  • E)II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturmuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Öncelikle sorunun anahtar kelimesine odaklanalım: "Tahsil Esası".

Gelir Vergisi Kanunu'nda vergilendirme yöntemleri ikiye ayrılır:

  • Mükellef Esası (Kazanma Esası): Gelir elde edildiği yıl vergilendirilir. (Örneğin: Ticari kazanç, zirai kazanç ve serbest meslek kazancında genellikle bu esastır. Yani işi yaptın, kazancın oluştu, vergisi de o yıl ödenir; parayı cebe girmiş olman şart değildir.)
  • Tahsil Esası: Gelir tahsil edildiği (paranın eline geçtiği) yıl vergilendirilir. Yani parayı gerçekten cebine koyduğun yıl vergi borcun doğar.

Şimdi gelirimiz unsurlarını tek tek inceleyelim:

  • I. Ticari Kazanç: Bu, bir işletmenin faaliyetinden doğan kazancıdır. Kanun, ticari kazancın mükellef esasına (kazanma esasına) tabi olmasını öngörür. Yani ticari kazancın tahsil edilip edilmemesi önemli değildir, o yıl elde edildiği için vergilendirilir. Bu yüzden I şıkkı yanlıştır.
  • II. Zirai Kazanç: Tarımsal faaliyetlerden elde edilen kazancımızdır. Bu da mükellef esasına tabidir. Hasat yapıldığı yıl vergilendirilir, ürünün satılıp satılmadığı veya parasının tahsil edilip edilmediği vergi doğurması için şart değildir. Bu yüzden II şıkkı da yanlıştır.
  • III. Serbest Meslek Kazancı: Bu, doktor, avukat, mimar gibi meslek gruplarının kazancıdır. Kanun, serbest meslek kazancının tahsil esasına tabi olduğunu belirtir. Yani bir avukatın bir dava için fatura kesmesi yetmez; o parayı gerçekten tahsil edip cebine girdiği yıl gelir vergisi beyannamesi vermesi ve vergisini ödemesi gerekir. Bu yüzden III şıkkı doğrudur.
  • IV. Gayrimenkul Sermaye İradı: Bu, kira gelirleridir. Kanun, kira gelirlerinin de tahsil esasına tabi olduğunu söyler. Evini kiraya veren birinin, kira parasını kiracısından tahsil edip aldığı yıl vergilendirilir. Eğer kira parasını tahsil etmediyse (örneğin kiracı ödememişse), o yıl için vergi borcu doğmaz. Bu yüzden IV şıkkı da doğrudur.

Sonuç olarak: Sadece Serbest Meslek Kazancı (III) ve Gayrimenkul Sermaye İradı (IV) gelir unsurları için vergi, paranın tahsil edildiği yıl doğar. Bu nedenle doğru cevap C şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A, B ve D Şıkları: Bu şıkların içinde I. Ticari Kazanç ve II. Zirai Kazanç yer alıyor. Bu iki gelir unsuru "Tahsil Esası"na değil, "Mükellef (Kazanma) Esası"na tabidir. Yani parayı tahsil etmiş olmasalar bile, o yıl elde ettikleri için vergilendirilirler. Bu yüzden bu şıklar elenir.
  • E Şıkları: Bu şık II. Zirai Kazancıyı da dahil eder. Zirai kazançlar tahsil esasına tabi olmadığı için bu şık da yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Gelir Vergisi Kanunu'nda "Gelir Unsurlarının Vergilendirme Esasları" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Tahsil Esası hangi gelirlerde uygulanır? (Serbest meslek kazancı ve Gayrimenkul sermaye iradı).
  • Mükellef (Kazanma) Esası hangi gelirlerde uygulanır? (Ticari kazanç ve Zirai kazanç).

Bu ayrımı bildiğin sürece, benzer soruları kolayca çözebilirsin. Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2021/3 · Vergi Hukuku

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun beyan esasına ilişkin düzenlemelerine göre, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur.
  • B)Mükelleflerin şubeleri için, bunların bağımsız muhasebeleri ve ayrılmış sermayeleri varsa, ayrı beyanname verilir.
  • C)Tüzel kişiliği bulunmayan vakıflara ait iktisadi işletmelerden her biri için, bağlı olduğu vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir.
  • D)Kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tabi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması hâlinde, bu gelirler için beyanname verilmez.
  • E)Mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi, kurumun kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yerin vergi dairesidir.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)'nun beyanname verme usulleri ve şubelerin durumu ile ilgilidir.

Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır. Şimdi gel, neden B şıkkının yanlış olduğunu ve diğer şıkların neden doğru olduğunu adım adım açıklayalım.

Neden B Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

Bu şıkkın yanlış olmasının temel nedeni, şubelerin vergi beyannamesi verme yükümlülüğü ile ilgilidir.

Kanuna göre; bir mükellefin şubesi olsa bile, şubenin bağımsız bir muhasebesi olsa bile ve ayrılmış bir sermayesi olsa bile, şube ayrı bir beyanname vermez. Şube, ana merkezin bir parçasıdır. Şubenin gelirleri ve giderleri, ana merkezin beyannamesine dahil edilir ve tek bir beyanname ile beyan edilir.

Yani, "şubeler ayrılmış sermaye ve bağımsız muhasebe olsa bile ayrı beyanname verilir" ifadesi kanuna aykırıdır. Bu ifadeyi doğru kabul etmek, şubelerin tüzel kişilik kazanmış gibi davranmasını gerektirir ki bu da KVK'da böyle bir hüküm yoktur. Bu yüzden B şıkkı yanlıştır ve sorunun cevabıdır.

Diğer Şıklar Neden Doğru?

Diğer şıkların neden doğru olduğunu bilmek, sınavda şüphelenmen durumunda elini güçlendirir:

  • A Şıkkı (Doğru): Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh edilir. Bu, vergi hukukunun temel "beyan esası" ilkesidir. Yani vergi dairesi otomatik tarh etmez, mükellef beyanname verene kadar vergi oluşmaz. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Tüzel kişiliği olmayan vakıfların iktisadi işletmeleri, vakfın kendisi gibi tek bir mükellef değildir. Kanun, bu işletmelerin her biri için ayrı beyanname verilmesini öngörür. Yani vakıf tek bir beyanname vermez, her işletme ayrı ayrı beyanname verir. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Kooperatifler genellikle ticari faaliyet gösterirler. Ancak, eğer kooperatifin tek gelir kaynağı vergi kesintisine tabi olan taşınmaz kira geliri ise, bu durumda kooperatifin beyanname vermesine gerek yoktur. Çünkü kira gelirleri zaten kaynakta kesinti yoluyla vergilendirilmiştir. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru): Kurumlar vergisi mükellefleri, kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine bağlıdır. Bu, vergi dairesi yetkisi kuralıdır ve ifade doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. ve 2. maddelerindeki "Mükellefler ve Beyanname Verme Usulleri" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Şubelerin durumu: Şubeler ayrı beyanname vermez, ana merkeze dahil edilir.
  • Vakıf iktisadi işletmeleri: Bunlar ayrı beyanname verir.
  • Kooperatiflerin özel durumu: Sadece kira geliri varsa beyanname verilmez.

Özetle: Sınavda "şube" ve "ayrı beyanname" kelimelerini gördüğünde, hemen şüpheye düş ve şubenin ana merkeze dahil olduğunu hatırla. Bu kuralı ezberlersen, benzer soruları rahatlıkla çözersin. Başarılar!

Soru 3 · 2021/3 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için kesilecek vergi ziyaı cezası hangi oranda uygulanır?

  • A)%25
  • B)%40
  • C)%50
  • D)%75
  • E)%100
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı ve vergi hukuku dünyasında en sık karşılaşılan ve en kritik kurallardan birini test ediyor. Doğru cevap C) %50'dir.

Gelin bu kuralı senin için basit bir mantıkla açıklayalım:

Neden C Şıkkı (%50) Doğru?

Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre, bir vergi beyannamesini yasal süresi içinde vermezsen, ceza oranı %25'tir. Ancak soruda çok önemli bir detay var: "Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra" verilmiş olması.

Buradaki mantık şudur:

  • Vergi dairesi sana inceleme başlattığında veya senin dosyanı "Takdir Komisyonu"na gönderdiğinde, artık seninle olan "güven" biter ve durum resmiyete dökülür.
  • Eğer bu aşamadan sonra (yani inceleme başladıktan sonra) beyannameni veriyorsan, bu durum vergi kaçırma niyetinin çok daha yüksek olduğu ve vergi idaresinin işini zorlaştırdığı anlamına gelir.
  • Bu nedenle kanun, bu özel durumu %50 oranında vergi ziyaı cezası ile cezalandırmıştır.

Kısacası: Süre geçtikten sonra + İnceleme/Takdir Komisyonu başladıktan sonra = %50 Ceza.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) %25: Bu oran, sadece yasal süresi geçtikten sonra verilen beyannameler için geçerlidir. Ancak soruda "inceleme başlandıktan sonra" denildiği için bu oran artar ve %25 artık uygulanmaz.
  • B) %40: Vergi Usul Kanunu'nda beyanname gecikmesi için %40 oranında bir ceza maddesi yoktur. Bu şık dikkatini dağıtmak için konulmuş bir "boşluk" şıkkıdır.
  • D) %75: Bu oran, genellikle vergi kaçırma suçunun işlendiği ve bu suçun ispatlandığı durumlarda veya çok özel kaçırma durumlarında uygulanır. Sadece beyannameyi geç verip incelemeye yakalanmak %75 ceza gerektirmez.
  • E) %100: Bu oran, vergi kaçırma suçunun işlendiği ve vergi ziyaı cezasının %100 olarak uygulanması gereken durumlarda (örneğin hiç beyanname vermemek veya sahte belge düzenlemek gibi) söz konusudur. Sadece geç beyanname vermek %100 ceza getirmez.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 355'i ve Vergi Ziyaı Cezası hesaplamalarını iyi bilmelisin.

Özellikle şu iki durumu ayırt etmelisin:

  • Normal Gecikme: Sadece süresi geçince -> %25
  • Ağır Gecikme: Süresi geçince + İnceleme/Takdir Komisyonu başladıktan sonra -> %50

Başarılar dilerim, bu kuralı ezberlemek yerine mantığını (inceleme başladıktan sonra cezanın artması) kavradığında benzer soruları rahatça çözebilirsin!

Soru 4 · 2021/3 · Vergi Hukuku

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na göre, büyükşehir belediyesi sınırları dışında olan yerlerde bulunan vergiye tabi meskenler için bina vergisinin kanuni oranı binde kaçtır?

  • A)Bir
  • B)İki
  • C)Üç
  • D)Dört
  • E)Beş
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı A) Bir'dir. Şimdi nedenini ve diğer şıkların neden geçersiz olduğunu adım adım açıklayalım.

Neden Doğru Cevap "Bir" (Binde 1)?

Bu sorunun temelinde 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi yatar. Kanun, vergi oranlarını belirlerken yerleşim yerinin durumuna göre farklılık yaratır.

Kanunun ilgili maddesine göre:

  • Büyükşehir belediyesi sınırları içindeki meskenler için bina vergisi oranı binde 2'dir.
  • Büyükşehir belediyesi sınırları dışında kalan yerlerdeki meskenler için bina vergisi oranı ise binde 1'dir.

Soru senin için "büyükşehir sınırları dışında olan yerler" demiştir. Bu nedenle, kanunun belirlediği standart oran olan binde 1 (yani 1/1000) uygulanır. Bu yüzden doğru cevap A şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B) İki: Bu oran, büyükşehir belediyesi sınırları içindeki meskenler için geçerlidir. Soruda "dışında" ifadesi geçtiği için bu şık yanlıştır.
  • C) Üç, D) Dört, E) Beş: Emlak Vergisi Kanunu'nda meskenler için bina vergisi oranı bu şekilde (3, 4 veya 5 binde) belirlenmemiştir. Bu şıklar, kanundaki oranları karıştırmak veya dikkatsizlik sonucu oluşturulmuş "dikkat dağıtıcı" şıklardır. Gerçek bir vergi oranı olarak meskenler için bu değerler söz konusu değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Emlak Vergisi Kanunu'nun 1. maddesini (Verginin Konusu ve Oranları) ezberlemeniz veya kaynaklardan bulabilmeniz gerekir. Özellikle "Büyükşehir belediyesi sınırları içinde" ve "sınırları dışında" ayrımını yaparak oranların (binde 1 ve binde 2) hangi duruma uygulandığını ayırt etmek en kritik noktadır.

Özetle: Büyükşehir dışı = Binde 1, Büyükşehir içi = Binde 2. Soru "dışarı" dediği için cevap Binde 1'dir.

Soru 5 · 2021/3 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan bir alacak aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

  • A)Değersiz alacak
  • B)Seçimlik alacak
  • C)Vazgeçilen alacak
  • D)Amortismana tabi alacak
  • E)Karşılık alacak
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, SMMM stajı ve vergi muhasebesi dünyasında sıkça karşımıza çıkan "Değersiz Alacak" kavramını ölçüyor. Soruyu senin için adım adım, sanki bir ders anlatıyormuş gibi açıklayalım.

Neden Doğru Cevap "A" (Değersiz Alacak)?

Soruda geçen ifadeyi parçalara ayıralım:

  • "Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre...": Bu, alacağın tahsil edilemeyeceğinin mahkeme kararıyla veya çok güçlü belgelerle (örneğin iflas ilanı, borçlunun ölü belgesi vb.) kesinleştiği anlamına gelir. Sadece "tahsil edemeyiz" demek yetmez, bunu kanıtlaman gerekir.
  • "...tahsiline artık imkân kalmayan bir alacak...": Borçlunun ödemeye gücü kalmamıştır ve artık para tahsil etme şansı tamamen bitmiştir.

Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre, alacağın tahsil edilemeyeceği kesinleşmiş ve belgelenmiş durumdaki alacaklara "Değersiz Alacak" denir. Bu durumda, şirket bu alacağı bilançosundan siler ve gider olarak gösterir. Sorudaki tanım tam olarak bu kavramı tarif ediyor.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu soruya uymadığını kısaca inceleyelim:

  • B) Seçimlik Alacak: Bu bir yasal terim değildir. Muhasebede "seçimlik" diye bir alacak türü yoktur. Bu şık, dikkatinizi dağıtmak için konulmuş bir "boşluk" şıkkıdır.
  • C) Vazgeçilen Alacak: Burada önemli bir fark vardır. Eğer borçlu para ödemese bile, alacaklı (şirket) kendi isteğiyle alacağı tahsil etmeyi bırakırsa, buna "vazgeçilen alacak" denir. Ancak soruda "tahsiline imkân kalmamış" (yani borçlunun durumu yüzünden tahsil edilemiyor) deniyor. Yani bu, borçlunun hatasıdır, şirketin isteği değil.
  • D) Amortismana Tabi Alacak: Amortisman, sabit kıymetlerin (makine, bina vb.) değerinin zamanla azalmasıdır. Alacaklar için amortisman yapılmaz. Bu kavram burada tamamen yerinde değildir.
  • E) Karşılık Alacak: Karşılık ayırmak, alacağın tahsil edilemeyeceği şüpheli olduğu durumlarda yapılır. Yani henüz kesinleşmemiş, sadece "tahsil edilemeyebilir" ihtimali varsa karşılık ayrılır. Soruda ise "tahsiline artık imkân kalmamış" (kesinleşmiş) ifadesi geçtiği için bu şık da yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 111'i ve "Değersiz Alacak" kavramını iyi bilmelisin.

Özetle hatırlaman gereken kural şudur:

  • Şüpheli Alacak: Tahsil edilemeyeceği şüpheli ise -> Karşılık ayrılır.
  • Değersiz Alacak: Tahsil edilemeyeceği kesinleşmiş ve belgelenmiş ise -> Değersiz Alacak olarak kayıtlardan silinir.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2021/3 · Vergi Hukuku

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Veraset ve intikal vergisinin mükellefi, veraset tarikiyle veya ivazsız bir tarzda mal iktisabeden şahıstır.
  • B)Veraset tarikiyle mal iktisap edenler, muafiyet ve istisna koşullarını dikkate alarak iktisap ettikleri malları bir beyanname ile bildirmek zorundadır.
  • C)Veraset tabiri; hibe yolu ile veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade eder.
  • D)Gayrimenkul hariç, örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye, veraset ve intikal vergisinden istisnadır.
  • E)Veraset ve intikal vergisinin matrahı, intikal eden malların Vergi Usul Kanunu’na göre bulunan değerleridir.
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi ele alalım. Soruda "yanlış" olan şıkkı bulmamız isteniyor ve doğru cevap C şıkkı.

Gelin, neden C şıkkının yanlış olduğunu ve diğerlerinin neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim.

1. Neden C Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

C şıkkında şöyle deniyor: "Veraset tabiri; hibe yolu ile veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade eder."

Bu ifade yanlıştır ve kanunun temel tanımını çarpıtmaktadır.

  • Doğrusu Nedir? 7338 sayılı Kanun'a göre "Veraset" kelimesi sadece ölüm nedeniyle mal iktisap etmeyi ifade eder. Yani, birinin vefat etmesi sonucu mirasçıların mal almasıdır.
  • Hibe Nedir? "Hibe", bir kişinin malını hayatı boyunca ve karşılıksız olarak başkasına bağışlamasıdır. Bu, ölümle değil, kişinin kendi iradesiyle gerçekleşen bir işlemdir.
  • Kanunun Tanımı: Kanun, "Veraset ve İntikal Vergisi" adını vermiştir. Burada iki kavram vardır:
  • Veraset: Sadece ölümle mal iktisabı.
  • İntikal: Hibe, bağış, vasiyetname vb. gibi ölüm dışı ivazsız (karşılıksız) mal iktisapları.

C şıkkı, "Veraset" kelimesini hem ölümle hem de hibe gibi ölüm dışı durumları kapsayacak şekilde genişletmiştir. Oysa kanunda "Veraset" sadece ölümü, "İntikal" ise diğer ivazsız iktisapları (hibe vb.) ifade eder. Bu nedenle C şıkkı tanımsal olarak hatalıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru?

Diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca hatırlayalım ki, yanlış olanı daha iyi ayırt edebilesiniz:

  • A Şıkkı (Doğru): Kanun, verginin mükellefini "veraset yoluyla veya ivazsız bir tarzda mal iktisabeden şahıs" olarak belirlemiştir. Yani mirasçı veya hibe alan kişi vergi ödemekle yükümlüdür. Bu ifade kanun maddesine birebir uyar.
  • B Şıkkı (Doğru): Miras kalanlar (veraset yoluyla mal alanlar), muafiyet ve istisnaları dikkate alarak mallarını beyanname ile bildirmek zorundadır. Bu, beyan yükümlülüğünü doğru anlatır.
  • D Şıkkı (Doğru): Kanun, gayrimenkul hariç olmak üzere, örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediyeleri (örneğin düğün hediyesi, nişan hediyesi vb.) vergiden istisna etmiştir. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru): Verginin matrahı (vergisi hesaplanan değer), intikal eden malların Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre bulunan değeridir. Yani vergi, malların piyasa değerine göre değil, VUK'ta belirtilen değerleme yöntemleriyle bulunan değer üzerinden hesaplanır. Bu ifade de doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 1. ve 2. maddelerindeki temel tanımları bilmek gerekir.

Özellikle şunları ayırt etmelisiniz:

  • Veraset = Sadece Ölüm ile mal iktisabı.
  • İntikal = Ölüm dışı ivazsız iktisaplar (Hibe, bağış, vasiyet vb.).
  • Kanunun adının neden "Veraset ve İntikal" olduğunu ve bu iki kavramın birbirinden nasıl ayrıldığını bilmek, C şıkkındaki tanımsal hatayı hemen görmenizi sağlar.

Özetle: "Veraset" kelimesi sadece ölümü kapsar, hibeyi değil. Hibe "İntikal" kategorisindedir. Bu ayrımı bildiğinizde C şıkkının yanlış olduğunu hemen anlarsınız.

Vergi Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz