2024/1 SGS Vergi Hukuku Soruları ve Çözümleri

2024/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Vergi Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2024/1 · Vergi Hukuku

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na göre, değerli konut vergisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Değerli konut vergisini taşınmazların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa taşınmaza malik gibi tasarruf edenler öder.
  • B)Gerek mesken nitelikli gerekse kayıtlarda işyeri olarak gözüküp fiilen de işyeri olarak kullanılan taşınmazlar değerli konut vergisinin konusunu oluşturur.
  • C)Taşınmaza paylı mülkiyet hâlinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler.
  • D)Taşınmaza elbirliği mülkiyeti şeklinde malik olan kişiler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar.
  • E)Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olanların bu taşınmazı değerli konut vergisinden muaftır.
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi adım adım inceleyelim. Soruda "yanlış" olan şıkkı bulmamız isteniyor ve doğru cevap B şıkkı.

Hadi gel, neden B şıkkının yanlış olduğunu ve diğerlerinin neden doğru olduğunu basit bir dille açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap B Şıkkıdır? (Yanlış Olan Şık)

B şıkkında şunlar yazıyor: "Gerek mesken nitelikli gerekse kayıtlarda işyeri olarak gözüküp fiilen de işyeri olarak kullanılan taşınmazlar değerli konut vergisinin konusunu oluşturur."

Buradaki hata şudur: Değerli Konut Vergisi'nin konusu sadece mesken (konut) niteliğindeki taşınmazlardır.

  • Kural: Eğer bir taşınmaz, vergi kayıtlarında "işyeri" olarak geçse ve fiilen de işyeri olarak kullanılsa bile, bu taşınmaz Değerli Konut Vergisi'ne tabi olmaz. İşyeri olanlar, Gelir Vergisi veya Kurumlar Vergisi kapsamında değerlendirilir, ancak "Değerli Konut Vergisi" sadece mesken olanlar için uygulanır.
  • Özetle: Soruda "işyeri olarak kullanılan taşınmazlar da bu verginin konusunu oluşturur" denerek bir yanlışlık yapılmıştır. Bu yüzden B şıkkı yanlıştır ve doğru cevap budur.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru? (Yani Neden Cevap Değiller?)

Diğer şıklar kanun maddelerine uygun olarak doğru ifadeler içerir, bu yüzden onları işaretleyemeyiz:

  • A Şıkkı (Doğru): Vergi kimin ödeyeceği sorusuna cevap verir. Kanun der ki; vergiyi önce malik öder. Eğer malik yoksa intifa hakkı sahibi öder. İkisi de yoksa, taşınmazı sanki sahibiymiş gibi kullanan (tasarruf eden) kişi öder. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Taşınmaz birden fazla kişiye aitse (paylı mülkiyet), vergi de pay oranında onlardan istenir. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Taşınmaz "elbirliği mülkiyeti" (örneğin miras payları henüz bölünmemişse) şeklinde ise, tüm ortaklar vergiden müteselsilen (birlikte) sorumludur. Yani vergi dairesi parayı istediğinde, ortaklardan birine başvurabilir ve o tüm parayı ödemek zorunda kalır. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru): Türkiye sınırları içinde tek meskeni olanlar, o meskeni değerli konut vergisinden muaf tutulur. Yani tek evi olanlar bu vergiyi ödemez. Bu ifade doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun Değerli Konut Vergisi başlıklı bölümünü (özellikle 1. ve 2. maddeleri) iyi bilmek gerekir.

Öğrenmen gereken temel kurallar şunlardır:

  • Konu: Sadece mesken olanlar vergiye tabidir. İşyeri olanlar dahil değildir.
  • Mükellef: Kim öder? (Malik -> İntifa hakkı sahibi -> Tasarruf eden).
  • Müteselsil Sorumluluk: Elbirliği mülkiyetinde tüm ortaklar birlikte sorumludur.
  • Muafiyet: Türkiye'de tek meskeni olanlar muafiyet hakkına sahiptir.

Sonuç: Soruda "işyeri" olanların da vergi konusuna dahil edildiği iddia edildiği için B şıkkı yanlış ifadeyi içerir ve doğru cevap B'dir.

Soru 2 · 2024/1 · Vergi Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda düzenlenmemiştir?

  • A)İhracat istisnası
  • B)Diplomatik istisna
  • C)Vergi indirimi
  • D)Vergiyi doğuran olay
  • E)Kontrol edilen yabancı kurum kazancı
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu çözerken 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanunu'nun neyi düzenlediğini ve neyi düzenlemediğini iyi ayırt etmemiz gerekiyor. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır. Gelin bunu adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap E?

4760 sayılı ÖTV Kanunu, temel olarak Türkiye'de üretilen veya ithal edilen bazı malların (arabalar, sigara, benzin, alkol vb.) üzerinden alınan vergiyi düzenler. Bu kanunun kapsamı mal ve hizmetlerin ticareti ile sınırlıdır.

"Kontrol edilen yabancı kurum kazancı" ise tamamen farklı bir konudur. Bu kavram, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında, Türkiye'de yerleşik olan bir şirketin, yurtdışında kontrolü altında olan bir şirketten elde ettiği kârın Türkiye'de vergilendirilmesini düzenler. Yani bu, bir "ticari mal" vergisi değil, bir "kâr" vergisidir. Dolayısıyla ÖTV Kanunu'nda bu maddeye rastlamanız imkansızdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların (A, B, C ve D) neden ÖTV Kanunu'nda yer aldığını kısaca hatırlayalım:

  • A) İhracat istisnası: ÖTV Kanunu'nda, ihracat amacıyla ihracatçı firmalara teslim edilen mallar için vergi ödenmemesi (istisna) kuralı vardır. Bu kanunun temel istisnalarından biridir.
  • B) Diplomatik istisna: Yabancı diplomatik temsilcilikler ve konsolosluklar için de ÖTV Kanunu'nda vergi istisnası düzenlenmiştir.
  • C) Vergi indirimi: Kanun, belirli durumlarda (örneğin hileli ithalat veya belirli sanayi kuruluşlarına teslimatlar gibi) ödenen verginin bir kısmının veya tamamının iade edilmesini (indirimi) düzenler.
  • D) Vergiyi doğuran olay: Her vergi kanununun en temel maddesi "vergini doğuran olay"dır. ÖTV Kanunu'nda da malın teslimi veya ithali vergiyi doğuran olay olarak tanımlanmıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanunu'nun Kapsamı ve Yapısı konusunu iyi bilmelisin. Özellikle:

  • ÖTV'nin hangi mallar üzerinde uygulandığını,
  • Kanunun hangi istisnaları (ihracat, diplomatik vb.) ve hangi vergi türlerini (vergi doğuran olay, indirim) içerdiğini,
  • Vergi türleri arasındaki temel farkı (ÖTV'nin mal üzerinden alınıp, Kurumlar/Gelir Vergisi'nin kâr üzerinden alındığını) ayırt etmeyi öğrenmelisin.

Özetle; ÖTV Kanunu "mal" vergisidir, "kâr" vergisi değildir. Bu ayrımı yaptığında soruyu kolayca çözebilirsin.

Soru 3 · 2024/1 · Vergi Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tabloda yer alan ve damga vergisine tabi tutulacak kâğıtlardan biri değildir?

  • A)Bilançolar
  • B)Konşimentolar
  • C)Hisse senetleri ve her türlü tahvillerin temettü ve faiz kuponları
  • D)Gelir tabloları
  • E)Katma değer vergisi beyannameleri
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır. Hadi bunu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi açıklayalım.

Neden C Şıkkı Doğru?

Soruda bizi "488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) sayılı tabloda yer alan" kâğıtlar soruyor. Yani, kanunun bu özel listesine girmeyen şeyi bulmamız isteniyor.

C şıkkındaki "Hisse senetleri ve her türlü tahvillerin temettü ve faiz kuponları" ifadesi, Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesindeki (1) sayılı tabloda yer almaz.

  • Kural: Hisse senetleri ve tahvillerin kendileri damga vergisine tabidir (Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi), ancak bu senetlerin üzerindeki temettü ve faiz kuponları damga vergisine tabi değildir.
  • Bu kuponlar, kanunun 1. maddesindeki (1) sayılı tabloda listelenen kâğıtlar arasında bulunmadığı için damga vergisi ödenmez. Bu yüzden bu şık, "tabloya girmeyen" sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi, 488 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki (1) sayılı tabloda yer alan ve damga vergisine tabi olan kâğıtlardır. Bu yüzden onları "tabloya girmeyen" diye seçemeyiz.

  • A) Bilançolar: Kanun maddesinde açıkça belirtilmiştir. Şirketlerin bilançoları damga vergisine tabidir.
  • B) Konşimentolar: Taşıma belgesi olan konşimentolar, kanunun 1. maddesindeki (1) sayılı tabloda yer alır ve damga vergisi ödenir.
  • D) Gelir tabloları: Bilanço gibi gelir tabloları da kanunun (1) sayılı tablosunda yer alan kâğıtlardandır.
  • E) Katma değer vergisi (KDV) beyannameleri: Vergi beyannameleri (KDV dahil) kanunun (1) sayılı tablosunda listelenmiştir ve damga vergisi ödenmesi gerekir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesini ve özellikle Ekli (1) sayılı tabloyu ezberlemeniz veya iyi bilmeniz gerekir.

Özetle: Sınavda "Damga vergisine tabi olanlar" sorulduğunda genellikle bu tabloyu hatırlamanız gerekir. Ancak burada bir istisna var: Hisse senetleri ve tahviller damga vergisine tabidir, fakat bunların kuponları (temettü ve faiz) tabloya girmez ve vergilendirilmez. Bu ince farkı bilmek, soruyu doğru cevaplandırmanı sağlar.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2024/1 · Vergi Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre tahsil zamanaşımını kesen nedenlerden biri değildir?

  • A)Ödeme emri tebliği
  • B)Haciz tatbiki
  • C)Kamu (amme) alacağının teminata bağlanması
  • D)Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi
  • E)Borçlunun ölmesi
Çözümü göster — doğru cevap E

Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Gelin adım adım nedenini açıklayalım:

Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Kanun maddesine göre, devletin tahsil edeceği bir alacak için zamanaşımı süresi belirli bir süredir. Ancak bu sürenin işleyip bitmesini durduran veya sıfırlayan bazı hukuki işlemler vardır. Kanun, zamanaşımını kesen sebepleri sayarken şunları belirtir:

  • Ödeme emrinin tebliği: Borçluya resmi olarak ödeme emri gönderildiğinde zamanaşımı durur. (A şıkkı doğrudur).
  • Haciz tatbiki: Borçlunun malına haciz konulduğunda zamanaşımı kesilir. (B şıkkı doğrudur).
  • Teminata bağlama: Alacağın teminata bağlanması da zamanaşımını keser. (C şıkkı doğrudur).
  • Mal bildirimleri: Borçlunun mal bildirmesi, mal edinmesi veya mal artması gibi durumların beyan edilmesi de zamanaşımını keser. (D şıkkı doğrudur).

Peki E şıkkı olan "Borçlunun ölmesi" neden zamanaşımını kesmez?

Çünkü borçlunun ölmesi, borçlunun kişisel bir durumu değişmesidir. Borçlunun ölmesi durumunda borç, mirasçılara geçer ve alacaklı mirasçılara karşı tahsilat yapmaya devam eder. Ancak bu durum, zamanaşımı süresini sıfırlamaz veya durdurmaz. Zamanaşımını kesmek için alacaklının aktif bir işlem yapması (ödeme emri çıkarmak, haciz koymak vb.) gerekir. Sadece borçlunun ölmesi, kanun koyucunun belirlediği "zamanaşımını kesen nedenler" listesinde yer almaz. Dolayısıyla bu şık, sorunun "olmayan" kısmını ifade ettiği için doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A, B, C ve D Şıkları: Bu şıkların hepsi, 6183 sayılı Kanun'un 44. maddesinde açıkça belirtilen ve zamanaşımını kesen yasal işlemlerdir. Yani bu işlemler yapıldığında zamanaşımı süresi yeniden başlar veya durur. Soru "olmayan"ı sorduğu için bu şıklar sorunun cevabı olamaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 44. Maddesi'ni ezberlemeniz veya iyi anlamanız gerekir.

Bu madde, "Tahsil Zamanaşımını Kesen Nedenler" başlığı altında şunları sayar:

  • Ödeme emrinin tebliği,
  • Haciz tatbiki,
  • Alacağın teminata bağlanması,
  • Borçlunun mal bildirmesi, mal edinmesi ve mal artmalarının bildirilmesi.

Özetle: Soruda "olmayan" sorulduğu için, kanunda listelenen bu 4 işlemden biri olmayan "Borçlunun ölmesi" seçeneğini işaretlemelisiniz.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2024/1 · Vergi Hukuku

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, mükellefin dava açma süresinin 26’ncı günü tarhiyat sonrası uzlaşmaya başvurması durumunda ancak uzlaşmanın vaki olmaması hâlinde, mükellef kaç gün içinde dava açabilir?

  • A)4
  • B)9
  • C)15
  • D)26
  • E)30
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı ve vergi hukuku pratiğinde sıkça karşılaşılan "Uzlaşma ve Dava Süresi" konusunu ölçüyor. Doğru cevap C) 15'tir.

Gelin bu durumu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım inceleyelim:

Neden C Şıkkı (15 Gün) Doğru?

Vergi Usul Kanunu (VUK) 213. maddeye göre, bir mükellef tarhiyat (vergi cezası veya vergi) tebliğ edildikten sonra 26 gün içinde dava açma hakkına sahiptir. Ancak kanun, mükellefin bu sürenin sonuna kadar beklememesi ve uzlaşma yolunu denemesi teşvik edilmiştir.

Soru senaryosunda mükellef, dava açma süresinin 26. gününe kadar beklemiş ve uzlaşmaya başvurmuştur. Burada kritik olan nokta şudur:

  • Mükellef, dava açma süresinin son gününe kadar bekleyip uzlaşma istemiyle başvurduğunda, dava açma süresi durdurulmuş sayılır.
  • Eğer uzlaşma sağlanamazsa (uzlaşma vaki olmazsa), mükellef artık dava açma süresinin geri kalan kısmını değil, yeni bir süre kazanır.
  • VUK 213. madde uyarınca, uzlaşma sağlanamaması durumunda mükellef, uzlaşma komisyonunun kararını tebliğ aldığı tarihten itibaren 15 gün içinde dava açabilir.

Yani, 26 günlük normal dava süresi bittiği için mükellef, uzlaşma süreci bittiğinde 15 günlük yeni bir dava süresi kazanır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) 4 ve B) 9: Bu süreler VUK'da uzlaşma sonrası dava açma süresi için öngörülmemiştir. Bu sayılar genellikle başka idari işlemler veya farklı kanunlardaki sürelerle karıştırılmış olabilir.
  • D) 26: Bu, normal dava açma süresidir. Ancak soruda mükellef zaten 26. güne kadar beklemiş ve uzlaşma sürecine girmiştir. Uzlaşma sağlanamazsa, eski 26 günlük süre değil, 15 günlük yeni bir süre başlar. Eğer mükellef 26. günün öncesinde uzlaşmaya başvursaydı, durum farklı olabilirdi, ancak soru "26. gün"de başvurduğunu ve uzlaşmanın bozulduğunu belirtiyor.
  • E) 30: Vergi davalarında genel dava açma süresi 30 gün değildir (genelde 26 gündür). Bu şık, genel idari dava süreleri veya başka bir mevzuat ile karıştırılmıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 213'ü ve "Uzlaşma ve Dava Süresi" ilişkisini iyi bilmelisin.

Özet Kural:

  • Normal dava süresi: 26 gün.
  • Mükellef 26. güne kadar bekleyip uzlaşma istemiyorsa ve uzlaşma sağlanamazsa, dava açma süresi 15 gün olur.

Bu kuralı ezberlemek yerine mantığını kavramak önemlidir: Kanun, mükellefi uzlaşmaya teşvik etmek için, uzlaşma süreci bittiğinde ona 15 günlük bir "son şans" (dava açma süresi) tanır.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2024/1 · Vergi Hukuku

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, “iştirak hissesi” deyimi aşağıdakilerden hangisini kapsamaz?

  • A)Anonim şirketlerin hisse senetleri
  • B)Limited şirketlere ait iştirak payları
  • C)İş ortaklıklarına ait ortaklık payları
  • D)Anonim şirketlerin tahvilleri
  • E)Kooperatiflere ait ortaklık payları
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Neden D Şıkkı Doğru?

Sorunun anahtarı "iştirak hissesi" kavramının ne anlama geldiğini bilmektir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre iştirak hissesi, bir şirketin başka bir şirketteki sahiplik payını ifade eder. Yani, bir şirketin başka bir şirkette "ortak" olması demektir.

  • Anonim şirketlerin tahvilleri (D şıkkı): Tahvil, bir şirketin borçlanma aracıdır. Tahvil sahibi, şirketin ortakları değil, alacaklılarıdır. Tahvil sahibi şirketin karından pay almaz, sadece faiz gelirine hak kazanır ve vade sonunda anapara geri ödenir. Dolayısıyla tahvil, bir "iştirak hissesi" (sahiplik payı) değildir. Bu yüzden D şıkkı iştirak hissesi tanımına dahil değildir ve sorunun doğru cevabı budur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi, bir şirketin başka bir şirketteki sahiplik payını temsil eder. Yani bunlar "iştirak hissesi" kapsamına girer:

  • A) Anonim şirketlerin hisse senetleri: Bir şirketin başka bir anonim şirketteki ortaklık payıdır. (İştirak hissesidir.)
  • B) Limited şirketlere ait iştirak payları: Bir şirketin başka bir limited şirketteki ortaklık payıdır. (İştirak hissesidir.)
  • C) İş ortaklıklarına ait ortaklık payları: İş ortaklıkları da birer tüzel kişilik olduğu için, buradaki paylar da iştirak hissesi sayılır. (İştirak hissesidir.)
  • E) Kooperatiflere ait ortaklık payları: Kooperatifler de tüzel kişilik statüsündedir ve buradaki paylar iştirak hissesi kapsamında değerlendirilir. (İtirak hissesidir.)

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Kurumlar Vergisi Kanunu'nda "İştirak Kazancı İstisnası" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunu akılda tutmalısın: Hisse senedi, iştirak payı ve ortaklık payı "sahiplik" (sermaye) aracıdır; ancak tahvil ve bono "borçlanma" aracıdır. Vergi kanunlarında iştirak kazancı istisnasından yararlanabilmek için elinizdeki varlığın mutlaka bir hisse veya ortaklık payı olması gerekir. Tahvil, bu istisnadan yararlanamaz.

Özetle: Soru "Hangisi iştirak hissesi değildir?" diye sorduğu için, sahiplik değil borçlanma aracı olan Tahvili işaretlememiz gerekir.

Vergi Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz