2008/1 YMM Vergi Tekniği Soruları ve Çözümleri

2008/1 dönemi Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı: Vergi Tekniği dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2008/1 · Vergi Tekniği

Vergi Usul Kanunu’nda yer alan mücbir sebepler ve zor durum haline ilişkin hükümleri
açıklayınız. Mücbir sebeplerle ilgili Katma Değer Vergisi Kanunu hükmünü belirtiniz.

Komisyonun resmî cevabını gör

Mücbir Sebepler Vergi Usul Kanunu Vergi Usul Kanunu’nun 13’üncü maddesinde, mücbir sebepler aşağıdaki gibi sıralanmıştır.  Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk,  Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler,  Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler,  Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması,  Yukarıda belirtilenlere benzeyen diğer haller. Vergi Usul Kanunu’nun 15’inci maddesinde; yukarıda sayılan mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde, bu sebep ortadan kalkıncaya kadar kanuni ve idari sürelerin işlemeyeceği belirtilmiştir. Bu takdirde, tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzayacaktır. Ancak bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi gerekmektedir. Madde hükmü ile, mücbir sebepler konusuna ilişkin olarak Maliye Bakanlığına aşağıdaki hususlarda yetki verilmektedir.  Mücbir sebep sayılan haller nedeniyle il, ilçe, bölge, mahalde bulunan veya afete maruz kalan mükellefler için mücbir sebep hali ilan etmek,  Mücbir sebep hali kapsamına giren dönemlere ilişkin beyannameleri bir veya birden fazla beyannamede toplu olarak verdirmek,  Bu beyannamelere ilişkin yeni beyanname verme süreleri belirlemek,  Geçici vergi beyannamelerini hiç verdirmemek (mücbir sebep halinin devam ettiği süre içerisinde beyanname verme süreleri geçmiş bulunan geçici vergi beyannamelerinin yıl sonunda verilerek ilgili hesap dönemi beyannamelerinden mahsup edilme işlemine gerek kalmayacağından). Maliye Bakanlığı yukarıda sıralanan yetkileri, vergi türleri ve işyerleri itibarıyla da kullanabilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun “Ödeme Zamanı” başlıklı 111’inci maddesi, vergilerin ilgili kanunlarında gösterilen süreler içinde ödeneceğine, Kanunun 15’inci maddesinin uygulanması dolayısıyla sürenin uzaması halinde, vadenin uzayan sürenin bittiği gün olduğuna amirdir. Madde hükmü uyarınca, Maliye Bakanlığı; mücbir sebep hali ilân edilen yerlerdeki mükelleflerin aşağıda belirtilen vergi, ceza ve gecikme faizlerinin ödeme sürelerini, vadelerinin bitim tarihinden itibaren azamî bir yıl süreyle uzatmaya yetkili bulunmaktadır.  Vergi Usul Kanunu kapsamında olup, ödeme süresi afet tarihinden sonraya rastlayan her türlü vergi, ceza ve gecikme faizleri,  Kanunun 15’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verecekleri beyannamelere istinaden tahakkuk ettirilen vergiler. Maliye Bakanlığı bu yetkisini; bölge, il, ilçe, mahal ve afetten zarar görenler ile afetten zarar görme derecesi veya vergi türleri itibarıyla farklı süreler tespit etmek suretiyle de kullanılabilecektir. Diğer taraftan; Vergi Usul Kanunu’nun 373’üncü maddesinde, bu kanunda yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan, Vergi Usul Kanunu’nun 115’inci maddesine göre; yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzir hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden 1) varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları ile 2) mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat ve devşirme zamanına tesadüf eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları; Maliye Bakanlığınca zararla mütenasip olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin olunur. Bu durumda, zarar derecesini ve ilgili bulunduğu gelir kaynağını mahalli idare heyetleri yaptıracağı tahkikat üzerine tespit edecektir. Maliye Bakanlığı terkin yetkisini mahalline devredebilmektedir. Katma Değer Vergisi Kanunu Katma Değer Vergisi Kanununun 30’uncu maddesi indirilemeyecek katma değer vergisini düzenlemektedir. Bu çerçevede, zayi olan mallara ait katma değer vergisi de indirim konusu yapılamamaktadır. Ancak; madde metnine göre, deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığı tarafından mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki yangınlar nedeniyle zayi olan mallara ait katma değer vergisi kapsam dışında bırakılmıştır. Diğer bir ifadeyle; deprem ve sel felaketinin yanı sıra, Maliye Bakanlığı tarafından mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki yangınlar nedeniyle malları zayi olan mükellefler de, zayi olan malları için ödemiş oldukları katma değer vergilerini indirebileceklerdir. Diğer taraftan, Katma Değer Vergisi Kanununun ihracat istisnası ile ilgili 11’inci maddesinde de mücbir sebeplere ilişkin aşağıdaki hüküm yer almaktadır. İhraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait katma değer vergisi, ihracatçılar tarafından ödenmez. Mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren 3 ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur. İhracatın yukarıdaki şartlara uygun gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51'inci maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte tahsil olunur. Ancak, ihraç edilmek şartıyla teslim edilen malların Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilmemesi halinde, tecil edilen vergi tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48'inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilir. Zor Durum Nedeniyle Mühlet Verme Vergi ödevlerinin yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkmakla beraber mücbir sebep hali kapsamı dışında olan ve vergi ödevlerinin zamanında yerine getirilmesine engel olacak zor durum halleri nedeniyle süre vermeye ilişkin düzenleme Vergi Usul Kanunu’nun 17’nci maddesinde yer almaktadır. Madde hükmü, idareye ferdi olarak zor durum hali ile karşılaşan mükellef veya vergi sorumlularının süre bitmeden önce yazılı olarak başvuruda bulunmaları halinde kanuni sürenin bir katını geçmemek üzere süre vermeye ilişkin yetki vermektedir. Yine aynı düzenlemeyle, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde de Maliye Bakanlığınca bir ayı geçmemek üzere süre verilmesine imkân tanınmıştır. Zor durumda bulunmaları nedeniyle vergisel ödevlerini süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara belirtilen sürenin verilebilmesi için aşağıdaki şartların varlığı gerekmektedir.  Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden önce yazı ile istemde bulunmalıdır,  İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir,  Mühletin verilmesi halinde, verginin alınması tehlikeye girmemelidir. Bu durumda, Maliye Bakanlığınca ilgili kişilere kanuni sürenin bir katını geçmemek (kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek) üzere uygun bir mühlet verilebilmektedir. Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalli teşkilatına devredebilmektedir. Maddede zor durumun tanımı yapılmadığı gibi zor durum halleri de tek tek sayılmamıştır. Zor durum halinin olup olmadığı idarenin takdir ve yetkisine bırakılmıştır. Örneğin; tabii afet sonucunda oluşan mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra, ilgili afet nedeniyle beyanname hazırlamanın zorluğu nedeniyle süre talebinde bulunan mükelleflere yeterli mühlet verilmektedir. Mükellef veya vergi sorumlularının vergi ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmesine engel olacak mahiyette zor durum hali kapsamında değerlendirilen genel nitelikteki olaylarda; zor durumda kalan mükellef veya vergi sorumlularınca süre talepleri için ayrı ayrı dilekçe verilmesi ve vergi idaresince her bir süre talebinin incelenip sonuçlandırılması zaman ve iş gücü kaybına neden olmaktadır. Bu olumsuzlukları önlemek amacıyla, genel nitelikteki olayların zor durum kapsamında değerlendirilmesi halinde; madde hükmü ile Maliye Bakanlığına, bu olaydan etkilenen belli bölgede, sektörde ya da iş kolunda bulunan mükellef ve vergi sorumluları ile belli mükellef gruplarına yazılı talepte bulunma şartı aranmaksızın süre verme yetkisi de verilmiştir. SORU 2) Mali tatil uygulamasını ana hatları ile açıklayarak, mali tatilin vergisel işlemler üzerindeki etkilerini irdeleyiniz.

Soru 2 · 2008/1 · Vergi Tekniği

Mali tatil uygulamasını ana hatları ile açıklayarak, mali tatilin vergisel işlemler üzerindeki
etkilerini irdeleyiniz.

Komisyonun resmî cevabını gör

“Mali tatil” uygulaması, 28/3/2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5604 sayılı “Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun” ile mali mevzuatımızın bir parçası olmuştur. Mali tatil ilk defa 2007 yılında uygulanmıştır. 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesi uyarınca, her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) mali tatil uygulanacaktır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, mali tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlar. Düzenlemeye göre; mali tatil süresince verilmesi gereken beyanname, vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi ceza ve gecikme zamları, vergi ve cezalara karşı uzlaşma talep etme veya cezada indirim hükümlerinden yararlanma amacıyla yapılacak başvuru ve bilgi verilmesine ilişkin süreler, tatilin bittiği günden itibaren 7 gün uzatılacaktır. Ayrıca, belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt ve bildirim süreleri ile vergi işlemlerine ilişkin dava açma süreleri, mali tatil süresince işlemeyecektir. İlave olarak; mali tatil ilan edilen döneme rastlayan tarihlerde aşağıda belirtilen beyan, bildirim ve ödemeler de yukarıda belirtilen süreler kadar ertelenir.  2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanununa göre işverenlerce yapılması gereken, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler;  1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi işverenlerin,  2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların yapmakla yükümlü olduğu iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler. Mali tatil uygulaması ile meslek mensuplarının tatil yapabilmesinin ve bunun sonucunda çalışmaların daha düzenli ve verimli olmasının sağlanması öngörülmüştür. Ancak; gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak mali tatil uygulanmayacaktır. Mali Tatilin Vergisel İşlemlere Etkisi 5604 sayılı “Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun” 28/3/2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun hükmüne göre; son günü mali tatile rastlayan aşağıda belirtilen süreler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır:  Beyana dayalı tarhiyatta, kanuni süresinde verilmesi gereken beyannamelerin verilme süreleri;  İkmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatta, vadesi malî tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi;  Tarh edilen vergilere ve/veya kesilen cezalara karşı uzlaşma talep etme veya cezada indirim hükümlerinden yararlanmak amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin süreler;  Devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin süreler. Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun vergisel işlemlere ilişkin diğer sonuçları ise aşağıda belirtilmiştir.  • Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri mali tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler, mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar.  • Mali tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz (Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç).  • Tatil süresince, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez (vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç). Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar.  • Mali tatilin sona erdiği günü izleyen yedi gün içinde biten ve madde kapsamındaki kanuni ve idari süreler, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedinci günün mesai saati bitiminde sona ermiş sayılır.  • Beyana dayanan ve beyanname verme süresi mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden itibaren üçüncü günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır. Ancak; konu ile ilgili olarak yayımlanan 1 Sıra No'lu Mali Tatil Uygulaması Hakkında Genel Tebliği uyarınca, aşağıda belirtilen sürelerin mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır.  Özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi ile şans oyunları vergisine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri,  İcra yoluyla yapılan satışlarda katma değer vergisi uygulamasına yönelik (5) No.lu Katma Değer Vergisi Beyannamesinin verilme ve ödeme süresi,  Sürekli beyanname vermek zorunda olanlar dışındaki resmi kuruluşlar tarafından müzayede mahallerindeki satışlar dolayısıyla tahsil edilen katma değer vergisinin, 15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/3) bölümünde belirtilen ödeme süresi,  1512 sayılı Noterlik Kanununun 118 inci maddesine göre noterler tarafından tahsil edilen damga vergisi ve harç bedellerinin anılan Kanunun 119 uncu maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine bildirilmesine ilişkin olarak verilecek beyannameler ile süreksiz yükümlülük şeklinde değerlendirilen ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre verilen (1), (2) ve (4) No.lu Beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri,  Kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin ödeme süresi. SORU 3) Bay (A) Kırşehir Vergi Dairesi mükellefidir. Adı geçen mükellef, 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanundan yararlanmak üzere vergi dairesine 14/3/2008 tarihinde müracaatta bulunmuştur. Mükellefle yetkili uzlaşma komisyonu, uzlaşma günü olarak tayin edilen 25/3/2008 tarihinde20.000 YTL gelir vergisi ve 10.000 YTL vergi ziyanı cezası üzerinde uzlaşmaya vararak, uzlaşma tutanağını imzalamıştır. Uzlaşma tutanağının imzalandığı tarih itibarıyla hesaplanan gecikme faizi ise 6.000 YTL.’dir. Mükellef uzlaşılan tutarlara ilişkin açmış olduğu davadan vazgeçtiğine dair dilekçelerini komisyona üç örnek olarak teslim etmiş; uzlaşma komisyonu, uzlaşma tutanağını ve mükellefin davalarından vazgeçtiğine ilişkin dilekçesinin iki örneğini vergi dairesine göndermiştir. Vergi dairesi, ilgili tutarı taksitlere bölmüştür. Bunlardan 15’inci taksite ilişkin olarak, aşağıdaki durumlarda yapılacak işlemleri belirtip ödenecek tutarları hesaplayınız. -Taksitin süresinde ödenmesi halinde, -Taksitin 14’üncü taksitle birlikte ödenmesi halinde, -Taksitin 15/12/2009 tarihinde ödenmesi halinde.

Soru 3 · 2008/1 · Vergi Tekniği

Bay (A) Kırşehir Vergi Dairesi mükellefidir. Adı geçen mükellef, 5736 sayılı Bazı Kamu
Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanundan yararlanmak üzere vergi dairesine
14/3/2008 tarihinde müracaatta bulunmuştur. Mükellefle yetkili uzlaşma komisyonu, uzlaşma
günü olarak tayin edilen 25/3/2008 tarihinde20.000 YTL gelir vergisi ve 10.000 YTL vergi ziyanı
cezası üzerinde uzlaşmaya vararak, uzlaşma tutanağını imzalamıştır.
Uzlaşma tutanağının imzalandığı tarih itibarıyla hesaplanan gecikme faizi ise 6.000 YTL.’dir.
Mükellef uzlaşılan tutarlara ilişkin açmış olduğu davadan vazgeçtiğine dair dilekçelerini komisyona
üç örnek olarak teslim etmiş; uzlaşma komisyonu, uzlaşma tutanağını ve mükellefin davalarından
vazgeçtiğine ilişkin dilekçesinin iki örneğini vergi dairesine göndermiştir.
Vergi dairesi, ilgili tutarı taksitlere bölmüştür. Bunlardan 15’inci taksite ilişkin olarak, aşağıdaki
durumlarda yapılacak işlemleri belirtip ödenecek tutarları hesaplayınız.
-Taksitin süresinde ödenmesi halinde,
-Taksitin 14’üncü taksitle birlikte ödenmesi halinde,
-Taksitin 15/12/2009 tarihinde ödenmesi halinde.

Komisyonun resmî cevabını gör

5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında “…uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi, resim, harçlar, fon payları ile bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının ve bu madde kapsamında yapılan uzlaşma tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizlerinin, ilk taksidi uzlaşma tutanağının düzenlendiği ayı takip eden aydan başlamak ve 18 ayda 18 eşit taksitte, taksit tutarları ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında hesaplanacak faiziyle birlikte tamamen ödenmek şartıyla uzlaşmaya konu tutardan kalan alacakların tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, uzlaşılan tutarlar ile uzlaşma tutanağının imzalandığı tarih esas alınarak hesaplanan gecikme faizlerinin 18 ayda ve 18 eşit taksit halinde ve her taksit için binde iki faiz alınmak suretiyle ödenmesi gerekmektedir. 5736 sayılı Kanun kapsamında ödenecek tutarlar 18 ayda 18 eşit taksitte, ilk taksit uzlaşmanın sağlandığı ayı takip eden aydan başlayacak şekilde ödeme planına bağlanacaktır. Taksitler, ayın birinci günü ila son günü dahil ay içerisinde her hangi bir günde ödenebilecektir. Vergi Dairesi, uzlaşılan toplam (20.000+10.000=) 30.000,-YTL ile uzlaşma tutanağının imzalandığı tarih itibarıyla hesaplanan 6.000,-YTL’lik gecikme faizinin toplamı olan 36.000,- YTL’yi 18 eşit taksite bölecek ve (36.000/18=) 2.000,-YTL’yi taksit tutarı olarak tespit edecektir. 15’inci taksitin zamanında ödenmesi 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince, ödenmesi gereken her bir taksit tutarı üzerinden, ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında faiz hesaplanması gerekmektedir. Binde ikilik faiz, (Taksit tutarı x ay sayısı x faiz oranı) formülüyle hesaplanacaktır. Formülde yer alan; Taksit tutarı: Uzlaşılan tutar ile uzlaşma tarihi itibarıyla hesaplanan gecikme faizinin toplamının 18 sayısına bölümünü, Ay sayısı: Kanundaki “İlk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı” hükmü gereğince, ilk taksitin ödenmesi gereken ay (bu ay dahil) ile her taksitin ödenmesi gereken ay (bu ay dahil) arasında geçen ay sayısını, Faiz oranı: Kanundaki “binde iki oranında faiz hesaplanması” hükmü gereğince “binde iki” oranını, Toplam taksit tutarı: ise taksit tutarı üzerinden hesaplanan binde ikilik faiz tutarı ile taksit tutarının toplamını ifade etmektedir. Mükellefin ilk taksit ödemesi Nisan/2008 ayında başlayacağından, 15’inci taksitin (2.000,- YTL) ve taksit tutarı üzerinden hesaplanacak binde ikilik faizin Haziran/2009 ayı sonuna kadar vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir. 15’inci taksit için binde ikilik faiz tutarı (taksit tutarı x ay sayısı x faiz oranı)= 2.000x15x0.002=60,-YTL’dir Buna göre; mükellefin Haziran/2009 ayında 15’inci taksit olarak ödeyeceği toplam taksit tutarı (2.000+60=)2.060,-YTL olacaktır. 15’inci taksitin 14’üncü taksitle birlikte ödenmesi Mükellefler tarafından, ödeme planlarında yer alan taksitlerin, taksit ödeme aylarından önceki aylarda ödeme yapılmak istenilmesi halinde, ödeme planında ilgili taksit için öngörülen ödeme ayına göre hesaplanan binde ikilik faiz tutarı yerine, ödemenin yapıldığı ay itibarıyla binde ikilik faiz tutarının hesaplanması ve buna göre tahsilatın yapılması gerekmektedir. Mükellef 15’inci taksitini 14’üncü taksitle birlikte ödediğinde, bu taksit için 15 ay yerine 14 ay üzerinden binde ikilik faiz hesaplanacaktır. Bu takdirde faiz tutarı; (Taksit tutarı x ay sayısı x faiz oranı)= 2.000x14x0.002=56,-YTL olacaktır. Buna göre, mükellef 15’inci taksiti Haziran/2009 yerine Mayıs/2009 ayında ödemesi durumunda, ödeyeceği toplam taksit tutarı (2.000+56=)2.056,-YTL olacaktır. 15’inci taksitin 15/12/2009 tarihinde ödenmesi 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin altıncı fıkrasında “Bu madde kapsamında uzlaşma sağlanan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde ödenmemesi ya da eksik ödenmiş olması halinde, süresinde ödenmemiş veya eksik ödenmiş taksit tutarı; son taksit ödeme süresi sonuna kadar, ödenmeyen ya da eksik ödenen taksitin son taksite ait olması halinde ise bu tutara son taksiti izleyen ayın sonuna kadar her ay ve kesri için ayrı ayrı % 5 oranında, tahsil tarihine kadar geçen süre için ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek ödeme emri tebliğine gerek kalmaksızın aynı Kanun hükümlerine göre cebren takip ve tahsil edilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, süresinde ödenmemiş toplam taksit tutarları, son taksit ödeme süresi sonuna kadar taksit tutarı ve binde ikilik faiz üzerinden her ay ve kesri için ayrı ayrı %5 oranında zam hesap edilerek tahsil edilecektir. Diğer taraftan, toplam taksit tutarlarının %5 oranında zam uygulanarak tahsil edileceği sürede de tamamen ödenmemesi halinde, bu sürenin bitim tarihinden itibaren uzlaşılan tutarlar içerisinde yer alan vergi aslı ve vergi ziyaı cezasına, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammı hesap edilerek tahsil edilmesi gerekmektedir. Buna göre, süresinde ödenmemiş taksit tutarı için hesaplanacak;

  • %5’lik zam tutarı; (toplam taksit tutarı x ay sayısı x zam oranı),
  • Gecikme zammı tutarı; (gecikme zammına tabi alacak tutarı x süre x gecikme zammı oranı)

formülüyle tespit edilecektir. 5736 sayılı Kanuna göre uzlaşılan tutarlar ile gecikme faizlerinin toplamı 18’e bölündüğünden bulunan taksit tutarı içerisinde gecikme zammına tabi olmayan alacak türleri de bulunmaktadır. Bu alacak türlerine, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammı tatbik edilmeyeceğinden, taksit tutarı içerisindeki bu alacak türlerinin ayrılması gerekmektedir. Taksit tutarı içindeki gecikme zammına tabi alacak tutarı aşağıdaki formül yardımı ile bulunacaktır. Taksit Taksitlendirilen Tutar Taksit Tutarı x İçindeki Gecikme Zammına Tabi Tutarı İçindeki Alacak Toplam Tutarı Gecikme = Zammına Tabi Alacak Tutarı Taksitlendirilen Tutar (Uzlaşılan Tutar+Gecikme Faizi) Söz konusu 15’inci taksitin 15/12/2009 tarihinde ödenmesi halinde, mükelleften 15’inci taksit ile 18’inci taksit arasındaki (Temmuz-Ağustos-Eylül) süre için %5’lik zam, 1/10/2009- 15/12/2009 tarihleri arasındaki süreye de gecikme zammı alınması gerekmektedir. %5’lik zam tutarı: Mükellefin 15’inci taksiti Haziran/2009 ayında ödemeyerek 15/12/2009 tarihinde ödemesi durumunda, toplam taksit tutarı üzerinden gecikilen her ay ve kesri için 18’inci taksitin ödeme süresi olan Eylül/2009 ayı sonuna kadar aylık %5 oranında zam hesaplanacaktır. Yukarıda 15’inci taksit olarak vadesinde ödenmesi gereken toplam taksit tutarı (2.000+60=)2.060,-YTL olarak hesaplanmıştır. Bu tutar üzerinden Temmuz-Eylül/2009 ayları arasındaki gecikilen 3 ay için aylık %5 zam hesaplanması gerekmektedir. %5 zam tutarı, (toplam taksit tutarı x ay sayısı x zam oranı)= 2.060 x 3 x %5=309 YTL olarak bulunacaktır. Gecikme zammı tutarı: Gecikme zammı tutarı; (Gecikme zammına tabi tutar x süre x gecikme zammı oranı) formülüyle hesap edilecektir. (aylık gecikme zammı oranı %2,5 olarak dikkate alınmıştır.) Söz konusu 15’inci taksit içerisinde gecikme zammına tabi olan alacak tutarı, taksit içerisinde yer alan vergi aslı ve vergi ziyaı cezası tutarıdır. Buna göre, toplam gecikme zammı tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır. a) Taksit içindeki gelir vergisi tutarı; Taksit x VergisiTaksitlendirilen Toplam Gelir Taksit Tutarı Tutarı İçindeki Gelir = Vergisi Tutarı Taksitlendirilen Tutar (Uzlaşılan Tutar+Gecikme Faizi) formülü ile 1.111,12 YTL olarak bulunacak ve bu tutara (gecikme zammına tabi tutar x süre x gecikme zammı oranı) formülü ile 69,46 YTL gecikme zammı hesaplanacaktır b) Taksit içindeki vergi ziyaı cezası tutarı; Taksit Taksit Taksitlendirilen Toplam Vergi x Ziyaı Cezası İçindeki Vergi Tutarı Tutarı = Ziyaı Cezası Tutarı Taksitlendirilen Tutar (Uzlaşılan Tutar+Gecikme Faizi) formülü ile 555,56 YTL olarak bulunacak ve bu tutara (gecikme zammına tabi tutar x süre x gecikme zammı oranı) formülü ile 34,72 YTL gecikme zammı hesaplanacaktır. Toplam gecikme zammı tutarı= (gelir vergisi için hesaplanan gecikme zammı + vergi ziyaı cezası için hesaplanan gecikme zammı tutarı =) 69,46 + 34,72=104,18 YTL olacaktır. Ödenecek toplam tutar: Buna göre, mükellefin 15’inci taksit tutarı olan 2.060,-YTL’yi Haziran/2009 ayı yerine, 15.12.2009 tarihinde ödemesi halinde; ödenecek toplam tutar (toplam taksit tutarı + %5’lik zam + gecikme zammı=) (2.060 + 309 + 104,18=)2.473,18 YTL olacaktır. SORU 4) Nevşehir Vergi Dairesi mükellefi Bay (B), borçlarına karşılık 26.02.2007 tarihinde 2.200 YTL ödemede bulunmuştur. Mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. ÖDEME TARİHİ İTİBARIYLA AMME ALACAĞININ Türü Vadesi Tutarı(YTL) Durumu Gelir Vergisi 31.03.2006 1.500 Teminatsız Gecikme Zammı 415 Teminatsız KDV 26.04.2006 130 Teminatlı Gecikme Zammı 44 Teminatlı KDV 26.09.2006 160 Teminatsız Gecikme Zammı 20 Teminatsız Gelir Vergisi 26.10.2006 80 Teminatsız Stopajı Gecikme Zammı 8 Teminatsız KDV 26.02.2007 200 - TOPLAM 2.557 Yukarıdaki bilgiler ışığında; ödenen 2.200 YTL’nin, mükellefin hangi borçlarına ne kadar mahsup edilmesi gerektiğini gerekçeleri ile birlikte açıklayınız.

Soru 4 · 2008/1 · Vergi Tekniği

Nevşehir Vergi Dairesi mükellefi Bay (B), borçlarına karşılık 26.02.2007 tarihinde 2.200
YTL ödemede bulunmuştur. Mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda
gösterilmiştir.
ÖDEME TARİHİ İTİBARIYLA AMME ALACAĞININ
Türü Vadesi Tutarı(YTL) Durumu
Gelir Vergisi 31.03.2006 1.500 Teminatsız
Gecikme Zammı 415 Teminatsız
KDV 26.04.2006 130 Teminatlı
Gecikme Zammı 44 Teminatlı
KDV 26.09.2006 160 Teminatsız
Gecikme Zammı 20 Teminatsız
Gelir Vergisi 26.10.2006 80 Teminatsız
Stopajı
Gecikme Zammı 8 Teminatsız
KDV 26.02.2007 200 -
TOPLAM 2.557
Yukarıdaki bilgiler ışığında; ödenen 2.200 YTL’nin, mükellefin hangi borçlarına ne kadar mahsup
edilmesi gerektiğini gerekçeleri ile birlikte açıklayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Kanunla değişik 47 nci maddesinde borçlunun muhtelif borçlarına karşılık rızaen yaptığı ödemelerle, tahsil dairelerince cebren tahsil olunan paraların mahsup sırası düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, amme borçlusunun ödeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş borçlarına karşılık yapacağı ödemeler öncelikle bu alacaklara mahsup edilecektir. Amme borçlusunun ödeme yaptığı tarihte, vadesi sona erecek borcu bulunmaması halinde; 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmüne göre, vadesi geçmiş alacaklar için rızaen yapılan ödemeler, öncelikle ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak alacağa yapılacaktır. Zamanaşımına uğrayacak alacağa yapılan mahsuptan sonra kalan tutar bulunması halinde yapılan ödeme, vadesi önce gelen ve teminatsız olan alacağa mahsup edilecektir. Mahsup işleminde, her bir alacak aslının, fer’ileri ile birlikte tahsil edilmesi gerekmektedir. Ancak mahsup edilecek tutarın alacak aslı ve fer’ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup, alacak aslı ve fer’ilerine orantılı olarak yapılacaktır. Mükellef 26.02.2007 tarihinde borçlarına karşılık 2.200 YTL ödemede bulunmuştur. Mükellefin ödeme yaptığı 26.02.2007 tarihi, 200 YTL tutarlı KDV borcunun ödeme süresinin son günüdür. Bu durumda yapılan ödemeden öncelikle bu alacak tahsil edilecektir. Mükellefin 2007 yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak borcu olmadığından, vadesi önce gelen 31.03.2006 vadeli teminatsız gelir vergisi ile bu verginin gecikme zammı için toplam (1.500+415=) 1.915 YTL mahsup edilecektir. KDV, gelir vergisi ve bu verginin gecikme zammına yapılan mahsuplar (200+1.915=) 2.115 YTL tutmaktadır. Geriye (2.200–2.115=) 85 YTL mahsup yapılabilecek tutar kalacaktır. İzleyen 26.04.2006 vadeli alacak teminatlı olduğundan, madde hükmüne göre kalan tutar, 26.09.2006 vadeli teminatsız katma değer vergisine mahsup edilecektir. Ancak, geriye kalan 85 YTL 26.09.2006 vadeli alacak aslı ve gecikme zammının tamamını karşılamadığından; mahsup, alacak aslı (160 YTL) ve gecikme zammına (20 YTL) orantılı olarak yapılacaktır. Buna göre, 85 YTL nin mahsubu aşağıdaki gibi olacaktır. Alacak aslına 160 X 85 mahsup edilecek = = 75,56 YTL tutarı 180 Gecikme 20 X 85 Zammına mahsup = = 9,44 YTL edilecek tutarı Borçlarına karşılık 26.02.2007 tarihinde 2.200 YTL ödemede bulunan mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler aşağıdaki tablonun ilk üç sütunlarında gösterilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, ödemenin mahsubu tablonun son sütunundaki gibi yapılacaktır. ÖDEMENİN ÖDEME TARİHİ İTİBARIYLA AMME ALACAĞININ MAHSUBU Türü Vadesi Tutarı (YTL) Durumu Mahsup (YTL) KDV 26.02.2007 200,00 - 200,00 Gelir vergisi 31.03.2006 1.500,00 Teminatsız 1.500,00 Gecikme zammı 415,00 ” 415,00 KDV 26.04.2006 130,00 Teminatlı - Gecikme zammı 44,00 ” - KDV 26.09.2006 160,00 Teminatsız 75,56 Gecikme zammı 20,00 ” 9,44 Gelir vergisi stp. 26.10.2006 80,00 Teminatsız - Gecikme zammı 8,00 ” - Toplam 2.557,00 2.200,00 Mahsuptan sonra kalan (160–75,56=) 84,44 YTL alacak aslı (26.09.2006 vadeli KDV) ise vade tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsil edilecektir. Mahsup edilmeyen diğer alacak asılları (26.04.2006 vadeli KDV ve 26.10.2006 vadeli gelir vergisi stopajı) için de aynı işlemin yapılacağı tabiidir. 12

Vergi Tekniği dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 1045 çözümlü soru

Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

YMM Sınavı uygulaması