VUK m.107/A uyarınca yapılmasına izin verilen E-Tebligat uygulaması 1 Nisan 2016 tarihinden itibaren başlamıştır. Ancak, bu tarihten önce E-Tebligat sistemini kullanmak için bildirimde bulunan mükelleflerin 1 Ekim 2015 tarihinden itibaren elektronik tebligat yapılabilmesine izin verilmiştir. Soruda, mükellefe tebliğin yayımı tarihinden önce e-tebliğ yapılmıştır. Hukuken vergi dairesinin bu tarihte elektronik tebliğ yapma yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla yapılan tebliğ hukuken hatalıdır. Ancak, mükellef bu tebliği kabul ederek hukuki yollara başvurduğundan söz konusu işlemden haberdar olmuş ve işlemi hukuken kabul etmiştir. Ancak bu durumda da elektronik ortamda yapılan bu Tebliğ işleminin hukuken tebliğ olarak kabul edildiğinde de tebliğin 5 nci gün yapıldığının hukuken kabul edilmemesi gerekmektedir. Ancak, tebliğin yapıldığı hukuken kabul edildiğinde de uzlaşma ve dava açma süresinin son günü aşağıda da açıklandığı üzere, mali tatile rastlamaktadır. Bu nedenle sorunun çözümünde tebliğin 11/6 ya da 16/6 tarihinde yapılmış olması, sürelerin hesaplanmasında bir etkisi bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde 2012 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi tarhiyatı 11.6.2015 tarihinde (Y) AŞ’ye elektronik ortamda tebliğ edilmiştir. (Y) AŞ, yapılan tarhiyata dava açmaya karar verdiğinden, dava açma süresinin VUK, İYUK ve Mali Tatil Kanunu hükümleri dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir. 1- İYUK, m.7’de Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olarak belirlenmiştir. Aynı maddede bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı; vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: i. tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; ii. tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; iii. tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin: iv. tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlayacağı hüküm altına alınmıştır. 2- İYUK m.8’de de bu kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı; aynı Kanununun 61’inci maddesinde de bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verecekleri hüküm altına alınmıştır. 3- 5604 sayılı MALÎ TATİL İHDAS EDİLMESİ HAKKINDA KANUN’un 1’nci maddesinde her yıl 4 temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanacağı, haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, malî tatilin temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlayacağı, son günü malî tatile rastlayan ve maddede belirtilen sürelerin, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı, hüküm altına alınmıştır. Yine aynı Kanunda vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin malî tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürenin malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca mali tatilin bitimi olan 20 Temmuz 2015 tarihinden itibaren sürenin işlemeye başlaması gerekmektedir. 4- Yine 5604 sayılı Kanunda 2016 yılında yapılan değişiklikle mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün içinde biten ve Kanunun 1 nci maddesi kapsamındaki kanuni ve idari sürelerin, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beşinci günün mesai saati bitiminde sona ermiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 5- 213 sayılı VUK m.107/A’da bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, bu hükmün somut olayda henüz tebliğ işlemleri başlamadığından uygulanmaması gerekmektedir. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere, bu süre kabul edilse dahi, somut olayda mali tatil süreleri de dikkate alınacağından ortaya çıkan durumda bir farklılık olmamaktadır. Sorunun çözümünde 5 günlük süre dikkate alınmıştır. 6- 213 sayılı VUK, Ek m.1’de uzlaşma talebinin vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, VUK m.18’de sürenin gün olarak belli edilmesi halinde başladığı günün hesaba katılmayacağı ve son günün tatil saatinde biteceği hüküm altına alındığından, Ek m.1’in bu madde ile birlikte yorumlanması gerekmektedir. 7- 213 sayılı VUK Ek m.7’de uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, bu takdirde, dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddet tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzayacağı hüküm altına alınmıştır. I- DAVA AÇMA SÜRESİNİN HESAPLANMASI: Somut vakıada, ihbarname 11.6.2015 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edildiğinden, VUK m.107/A uyarınca tebliğ, 16.6.2015 tarihinde yapılmış sayılacaktır. Dava açma süresi de İYUK m.7 uyarınca 17.6.2015 tarihinden başlayacaktır. 1 Temmuz 2015 tarihinde mali tatil başladığından, 1-20 Temmuz 2015 tarihinde dava açma süresi duracaktır. Süre mali tatilin bitiminden sonra işlemeye başlayacaktır. Dolayısıyla 20 Temmuz tarihinden itibaren kalan 15 günlük dava açma süresi işlemeye başlayacak bu süre de 03 Ağustos 2015 tarihinde sona erecektir. 03 Ağustos tarihi de mahkemelerin çalışmaya ara verme süresine rastladığından, dava açma süresi İYUK m.8 uyarınca, çalışmaya ara verme süresinin bitimini izleyen 7. gün olan 7 Eylül 2015 tarihi, dava açma süresinin son günü olacaktır. Ancak, olayda (Y) AŞ uzlaşma talep ettiğinden bu 5 süre uzlaşma süresine göre hesaplanacaktır. Uzlaşma 1.9.2015 tarihinde vaki olmamış ve düzenlenen tutanakta bu tarihte tebliğ edildiğinden, 1.9.2015 tarihi itibariyle dava açma süresinin 15 günden az kalıp kalmadığına bakılması gerekmektedir. (Y) AŞ, uzlaşma talep etmeseydi dava açma süresi mali tatil ve adili tatil nedeniyle 7.9.2015 tarihine kadar uzayacaktı. 1.9.2015 tarihi itibariyle dava açma süresine 6 gün kaldığından, VUK ek m.7 uyarınca dava açma süresi 1.9.2015 tarihinden itibaren 15 gün olarak hesaplanacaktır. Maddede her ne kadar “tebliğ tarihinden itibaren” denilmiş olsa da, VUK m.18’de sürenin gün olarak belli edilmesi halinde başladığı günün hesaba katılmayacağı ve son günün tatil saatinde biteceği hüküm altına alındığından dava açma süresi 16.9.2015 tarihi mesai saati sonunda sona erecektir. b) UZLAŞMA SÜRESİNİN HESAPLANMASI: 5604 sayılı Kanunun 1 nci maddesi uyarınca, tarh edilen vergilere ve/veya kesilen cezalara karşı uzlaşma talep etme amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin sürelerin, son günü malî tatile rastlarsa, bu sürenin mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 213 sayılı VUK Ek m.4’de tarhiyat sonrası uzlaşma talebinin mükellef veya cezaya muhatap olanlar için vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, tebliğ 16.6.2015 tarihinde yapılmış sayıldığından uzlaşma süresi 16.7.2015 tarihinde sona ermektedir. Bu süre mali tatil süresine rastladığından uzlaşma süresi mali tatil içinde sona erdiğinden, 5604 sayılı Kanunun 1 nci maddesindeki son günü mali tatile rastlayan uzlaşmada, uzlaşma talep süresinin, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağına ilişkin hüküm uyarınca, uzlaşma talep süresi, 27.7.2015 tarihi mesai saati sonuna kadar uzayacaktır. (Y) AŞ 26.7.2015 tarihinde uzlaşma talep ettiğinden, yasal süresi içinde uzlaşma talep etmiş olup, uzlaşma talebinin kabul edilerek uzlaşma yapılmış olması yasaya uygundur.