1- 6183 sayılı AATUHK mükerrer 35 nci maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır. 2- Yine 6183 sayılı AATUHK’nın 35’nci maddesinde de limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları hüküm altına alınmıştır. 3- 6183 sayılı Kanunda, ortak ve yöneticilerin sorumluluğu konusunda yasa koyucu herhangi bir sıra öngörmemiştir. Önce şirketin borçları için şirket tüzel kişiliğine başvurulması, şirketten tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde alacaklı amme idaresince hem ortaklara hem de kanuni temsilcilere ödeme emri göndermek suretiyle takip başlatması gerekmektedir. Ancak, ikisinin de aynı anda yapılmasını zorunlu kılan bir norm bulunmamaktadır. Olayda, şirketin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması, alacakların şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceğini göstermektedir. 4- 6183 sayılı AATUHK’nın 3 üncü maddesinde amme borçlusu veya borçlu teriminin amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, ifade ettiği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 7 nci maddesinde de borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümlerinin tatbik edileceği, borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5- 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 12 nci maddesi uyarınca da ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği, ancak, mirasçılardan herbirinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır. 6- Seri A, 1 seri no’lu Tahsiat Genel Tebliğinde de ölen amme borçlusundan aranılan amme alacaklarının 213 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar olması halinde mirasçılar hakkında yapılacak takiplerde mirasçıların sorumlu oldukları tutarların 213 sayılı Kanunun anılan maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir. Yine aynı Tebliğde, 4721 sayılı Kanunun 641 ve 681 inci maddelerinde ise; mirasçıların tereke borçlarından dolayı müteselsilen sorumlu oldukları düzenlendiği, ancak, bu sorumluluğun mirasın paylaştırılmasından itibaren geçecek 5 yıllık sürede geçerli olduğu, bu sürenin bitiminden sonra mirasçılar miras hisseleri oranında miras bırakanın borçlarından sorumlu olacakları açıklanmıştır. 7- Yukarıdaki madde hükümleri esas alındığında, şirket müdürü (A), müdürlük yaptığı 10 Ocak-2010 – 15 Mayıs 2011 tarihleri arasındaki amme borçlarının tamamından kanuni temsilci sıfatıyla borcun tamamından sorumludur. Diğer taraftan, 6183 sayılı AATUHK’nın mükerrer 35 nci maddesinde yer alan “Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Biçimindeki hükümler Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, (A)’dan sonra şirket müdürü olarak atanan kişilerle müteselsilen sorumlu olmayacaktır. Ancak, (A), 16 Mayıs 2011-1 Nisan 2015 tarihleri arasında da limited şirket ortağı olması nedeniyle şirketteki hissesi oranında amme alacaklarından sorumlu olacaktır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesince iptal edilen mük. 35 nci madde hükümlerinin aynısı 6183 sayılı AATUHK’nın 35 nci maddesinde de yer almakta olup, bu maddede yer alan hükümler iptal edilmemiştir. Dolayısıyla, (A)’nın ortaklığını devrettiği yabancı uyruklu kişi, (A)’nın şirketteki payına düşen kısımla sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olacaktır. 8- 442 seri no’lu Tahsilat Genel Tebliğinde Tüzel kişilere yönelik olarak verilen adli veya idari para cezalarının tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilememiş olması nedeniyle, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sorumlu tutulan ortaklar ve/veya kanuni temsilcilerin ölümü halinde, cezaya tüzel kişilik muhatap olması nedeniyle, mirası reddetmemiş mirasçılarından bu alacakların takibine devam edilecektir biçiminde açıklama yer aldığından kesinleşen cezalar tüzel kişiliğe ait olduğundan cezalar ölüm halinde düşmeyecek olup, mirasçılardan talep edilecektir. 9- (A)’nın sorumlu olduğu borçları, kanuni temsilci ve şirket ortağı olduğu dönemler itibariyle alacaklı tahsil dairesince ayrıştırılması gerekmektedir. Örnek olayda, trafik para cezası dışında kalan borçların tamamından kanuni temsilci sıfatıyla borcun tamamından (A) sorumludur. Çünkü, ödeme emri şirketin borçları nedeniyle düzenlenmiştir. Dolayısıyla söz konusu cezada şirket adına kesilmiş cezadır. Ayrıca, bu cezadan mirasçılar tamamından müteselsilen sorumlu olup, trafik para cezasından şirketteki payı % 10 oranında şirket payını devrettiği (H) ile birlikte de müteselsilen sorumlu olacaktır. 10- (A) vefat ettiğinden ve sağlığında borçları ödemediğinden, (A)’nın mirası reddetmemiş mirasçıları amme borçlusu sıfatıyla borçlardan sorumlu olacaklardır. Ancak, mirasçılar 213 sayılı VUK kapsamına giren vergi, resim ve harçlardan dolayı herbiri miras hisseleri nispetinde sorumlu olacak olup, bunun dışında kalan amme borçlarından ise, Medeni Kanun hükümleri uyarınca mirasın paylaştırılmasından itibaren geçecek 5 yıllık sürede murisin borçlarının tamamından müteselsilen sorumlu olacaklardır. Bu durumda alacaklı vergi dairesi, (A)’nın mirasçılarına göndereceği ödeme emrinde, trafik para cezası dışında kalan ve 213 sayılı VUK kapsamına giren vergi ve cezalar için herbir mirasçının miras hissesi oranında ödeme emri düzenleyerek göndermesi, trafik para cezasının tamamı için de her bir mirasçıya ayrı ayrı ödeme emri tebliğ ederek takip işlemlerine başlaması gerekirdi. 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre, kesinleşmiş borçlar için ödeme emri tebliğ edilmeden, takip işlemlerine başlanılamaz. Sonuç olarak, mirasçılara tebliğ edilen ödeme emirleri hatalı olup, yasalara uygun olarak yapılacak hesaplamaya göre yeniden ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir. 11- Şirketin Gelir Vergisi Stopaj borcunun kanuni vadesi, (A)’nın ortaklıktan ve şirket müdürlüğünden ayrıldığı tarihten sonraki tarih olmakla birlikte, vergiyi doğuran olay, (A)’nın yetkili olduğu dönemde meydana gelmiştir. Bu konuda uygulamada tartışma bulunmaktadır. Bu durumda, (A)’nın şirket müdürü sıfatıyla borçtan sorumlu olmaması için, 213 sayılı VUK m.10 uyarınca ödevlerini yerine getirdiğini ispatlaması gerekmektedir. Aksi taktirde vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemde yönetici olan ortak, bu döneme ilişkin borç sorumluluğundan kurtulamayacaktır.