Soru 1 · 2010/3 · Vergi Tekniği
(T) Anonim Şirketinin %60 hisseli ortağı olan (F) Ltd. Şti., (M) Bankasından 12.01.2008 tarihinde
180.000 TL tutarında kredi kullanmıştır.
(T) Anonim Şirketi, (F) Ltd. Şti.’nin kullanmış olduğu bu kredi karşılığında, aktifine 20.06.2007 tarihinde giren
ve kayıtlı değeri 200.000 TL olan taşınmazı (M) bankasına ipotek olarak göstermiştir.
(F) Ltd. Şti.’nin almış olduğu bu krediyi vadesinde ödeyememesi nedeniyle, söz konusu borç, (M) Bankası
tarafından kanuni takibe alınarak ipotek konusu taşınmaz 01.03.2009 tarihinde 400.000 TL’ye icra yoluyla
satılmıştır.
(M) Bankası aynı gün, bu satış bedelinden 180.000 TL kredi tutarı ile 70.000 TL tutarındaki kredi faizi
v.b.ödemelerine ilişkin olarak toplam (180.000 + 70.000=) 250.000 TL tutarındaki alacağına mahsup etmiş
ve kalan 150.000 TL’yi de (T) Anonim Şirketi’ne vermiştir.
(T) Anonim Şirketi, bu taşınmaz satışına ilişkin 250.000 TL’yi genel yönetim gideri olarak, 200.000 TL’yi de
taşınmaz satış karı olarak 01.03.2009 tarihinde kanuni defter kayıtlarına intikal ettirmiştir.
(T) Anonim Şirketi, (F) Ltd. Şti.’nin 01.12.2009 tarihinde 180.000 TL tutarında ödeme yapması üzerine, bu
tutarı genel yönetim gideri hesabının alacağına kaydetmiş ve başkaca herhangi bir işlem yapmamıştır.
(T) Anonim Şirketi, 2009 hesap dönemi için verdiği kurumlar vergisi beyannamesinde, taşınmaz satışına
ilişkin bakiye (250.000 – 180.000=) 70.000 TL’yi kanunen kabul edilmeyen gider olarak ticari bilânço karına
ilave etmiş, taşınmaz satış kazanç istisnası olarak 150.000 TL’yi de kurum kazancından indirmiş; ancak, bu
tutarı özel fon hesabına almamıştır.
Veriler:
1-2009 hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamelerinde; (T) Anonim Şirketi 60.000 TL dönem zararı
(gelecek yıllara devreden cari yıl zararı), (F) Ltd. Şti. ise 35.000 TL dönem safi kurum kazancı beyan etmiştir.
2-Hesaplamalarda faiz oranı %20 olarak dikkate alınacaktır.
3-Geçici vergi, katma değer vergisi ve stopaj gelir vergisi dikkate alınmayacaktır.
İstenen: Yukarıda verilen olayı, vergi kanunları kapsamında değerlendirerek, yapılması gereken işlemleri
(hesaplamaları da yapmak suretiyle) gerekçeleri ile birlikte belirtiniz.
Komisyonun resmî cevabını gör
a. Mükellef Kurumun Yararlanabileceği İstisna Tutarının Tespiti: Mükellef kurum aktifine kayıtlı olan ve (F) Ltd. Şti lehine ipotek olarak gösterdiği taşınmazın satışı dolayısıyla 150.000 TL tutarında istisnadan yararlanmıştır. Konu ile ilgili olarak 1 Ser’i No’lu kurumlar vergisi genel tebliğinde yapılan açıklamalar aşağıda belirtilmiştir. Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile bankalara borçları nedeniyle kanuni takibe alınmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara veya bu Fona devrinden sağlanan hâsılatın bu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet eden kazançların tamamı kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Bu istisnadan yararlanacak olan kurumların, bankalara borçları nedeniyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca kanuni takibe alınmış olması veya TMSF’ye borçlu durumda olmaları gerekmektedir. İstisnadan, banka borçları nedeniyle kanuni takibe alınmış veya TMSF’ye borçlu durumda olan kurumlar ile bu kurumların, kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kefilleri veya bu kurumlar adına ipotek veren kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabileceklerdir. İstisnaya konu olan kıymetler ise taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarıdır. Öte yandan, istisnadan yararlanabilecek kazanç, söz konusu kıymetlerin borçlara karşılık olmak üzere, bankalara veya TMSF’ye satışından veya diğer şekilde devrinden sağlanan hasılatın, bu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet eden tutarla sınırlı olacaktır. İstisna uygulamasında, bankalara veya TMSF’ye borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin, bu borçlara karşılık bankalara veya bu Fona devrettikleri söz konusu aktif kıymetlerin en az iki yıl elde bulundurma şartı olmadığı gibi kazancın belli bir süreyle özel bir fon hesabında tutulma şartı da bulunmamaktadır. Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde yer alan istisnalardan birlikte yararlanılabilmesi mümkün bulunmamaktadır. Kurumlar, söz konusu istisna hükümlerindeki şartları taşımaları kaydıyla tercihlerini serbestçe belirleyebileceklerdir. Bu açıklamalar doğrultusunda, mükellef kurumun (F) Ltd. Şti lehine ipotek olarak gösterdiği aktifine kayıtlı taşınmazın icra yoluyla satışı dolayısıyla yararlanabileceği istisna tutarı (250.000/400.000 X 200.000 =) 125.000 TL olması gerekmektedir. Buna göre, mükellef kurum (150.000–125.000=) 25.000 TL tutarındaki meblağı kurum kazancından fazladan indirmiş olmaktadır. b. Mükellef Kurumun Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımına İlişkin Faiz Tutarının Mükellef kurumca, ortak (F) Ltd. Şti.’ne 01.03.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 01.12.2009 tarihine kadar karşılıksız olarak kullandırılan 180.000 TL tutarındaki şirket kaynağının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenmiş bulunan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, mükellef kurumun cari dönem içerisinde taşınmaz satışına ilişkin genel yönetim gideri olarak dikkate aldığı 70.000 TL tutarındaki meblağı, ilgili hesap dönemi için verilen kurumlar vergisi beyannamesinde ticari bilânço karına kanunen kabul edilmeyen gider olarak ilave etmesi vergiye tabi kurum kazancının tespiti açısından doğru bir uygulama olmakla birlikte eksik bir uygulamadır. Zira, 70.000 TL’nin cari dönem içerisinde gider olarak dikkate alınması ve başkaca bir işlem yapılmaması nedenle,70.000 TL’nin de 01.03.2009 tarihinden 31.12.2009 tarihine kadar, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenmiş bulunan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre, karşılıksız olarak kullandırıldığı kabul edilen 180.000 TL ve 70.000 TL için hesaplanması gereken toplam faiz tutarı aşağıda gösterildiği gibi (27.000 + 11.667=) 38.667 TL olacaktır. 180.000 TL için [(180.000 X 9 X 20) /1200=] 27.000 TL ve 70.000 TL için ise [(70.000 X 10 X 20) /1200=] 11.667 TL olacaktır.(Faiz tutarının gün şeklinde hesaplanması da doğru olarak kabul edilmiştir.) c. Hazine Zararının Olup Olmadığına Yönelik Değerlendirme: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü maddesinin yedinci fıkrasında, tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki iş yeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurt içindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü hazine zararının doğması şartına bağlanmaktadır. Söz konusu hüküm 2008 yılı kazançlarına da uygulanmak üzere yürürlüğe girmiş olduğundan, 01.01.2008 tarihinden itibaren gerçekleştirilen yurt içi işlemlerde hazine zararının oluşup oluşmadığı hususu göz önünde bulundurulacaktır. Buna göre,
- İki tam mükellef kurum arasında,
- Bir yabancı kurumun Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcisinin bir diğer yabancı kurumun Türkiye’de
işyeri veya daimi temsilcisi arasında,
- Tam mükellef kurum ile yabancı kurumların Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcileri arasında
ilişkili kişi kapsamında yurt içinde gerçekleştirilen işlemlerde hazine zararının bulunmaması durumunda, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla, 01.01.2008 tarihinden itibaren;
- Yukarıda belirtilen kurumlar arasında ilişkili kişi kapsamındaki işlemin yurt içinde gerçekleştirilen bir
işlem olması,
- Emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat veya bedelle işlem yapılmış olması,
- Bu işlem sonucunda Hazine zararının bulunması
durumunda transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı söz konusu olacaktır. 2009 hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamelerinde; (T) Anonim Şirketi 60.000 TL dönem zararı (gelecek yıllara devreden cari yıl zararı), (F) Ltd. Şti. ise 35.000 TL dönem safi kurum kazancı beyan etmiştir. Buna göre, her iki şirketin 2009 hesap dönemi için toplam vergi yükü (35.000X%20 =) 7.000 TL olmaktadır. Yukarıda yapılan değerlendirmeler ve hesaplamalar doğrultusunda, (T) Anonim Şirketi’nin 2009 hesap dönemi olması gereken beyanı [(25.000+38.667)-60.000=] 3.367 TL tutarında matrah olup, hesaplanması gereken kurumlar vergisi ise (3.367X%20=) 733,40 TL olacaktır. Yapılacak düzeltme işlemi sonucunda (F) Ltd. Şti.’nin 2009 hesap dönemi (38.667-35.000=) 3.367 TL zararlı olacaktır. Buna göre, her iki şirketin 2009 hesap dönemi için toplam vergi yükü (3.367X%20=) 733,40 TL olacaktır. Bu hesaplamalardan da görüldüğü üzere, (T) Anonim Şirketi tarafından (F) Ltd. Şti. adına, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenmiş bulunan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükmü çerçevesinde faiz hesaplanması durumunda, her iki şirketin toplamda vergi yükü artmadığı aksine azaldığı için hazine zararı oluşmamıştır. Bu itibarla, (T) Anonim Şirketi tarafından (F) Ltd. Şti. adına, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenmiş bulunan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükmü çerçevesinde faiz hesaplanması yapılmaması gerekmektedir. d. Mükellef Kurum Hakkında Yapılacak İşlemler: Mükellef kurumun 2009 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde fazladan indirim konusu yaptığı 25.000 TL tutarındaki istisna dolayısıyla dönem zararının (gelecek yıllara devreden cari yıl zararı) (60.000-25.000=) 35.000 TL olarak dikkate alınması gerekmektedir. e. (F) Ltd. Şti.’den Alacak Olarak Dikkate Alınması Gereken Tutar: Öte yandan, mükellef kurum tarafından (F) Ltd. Şti lehine ipotek olarak gösterdiği aktifine kayıtlı taşınmazın satışından kaynaklanan ve adı geçen şirketin (M) Bankasına olan borçlarına mahsup edilen 70.000 TL tutarındaki meblağın kayıtlara gider olarak intikal ettirilmesi kanunen mümkün değildir. Zira, bu taşınmazın satışından kaynaklanan hususların kendi ticari faaliyetiyle, diğer bir ifadeyle, ticari kazancın elde edilmesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu itibarla, (M) Bankası tarafından (F) Ltd. Şti’nin borçlarına mahsubu yapılan 70.000 TL tutarındaki meblağın kanuni defter kayıtlarına ortaklardan alacaklar olarak intikal ettirilmesi gerekirdi. Dolayısıyla, 70.000 TL tutarındaki para, (T) Anonim Şirketinin bünyesinin (bilânçosunun) dışarısına çıkartılarak şirketin mal varlığının azalmasına sebebiyet verilmiş olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu para şirketin parası olup, (F) Ltd. Şti.’den tahsil edilinceye kadar mükellef kurum tarafından “ortaklardan alacaklar” olarak dikkate alınması gerekmektedir.