2011/1 YMM Vergi Tekniği Soruları ve Çözümleri

2011/1 dönemi Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı: Vergi Tekniği dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2011/1 · Vergi Tekniği

Mecidiyeköy Vergi Dairesinin mükellefi olan Plaster San. Ve Tic. A.Ş., Plastik ürün imalatı, ticareti
ve ihracatı ile iştigal etmektedir. Adı geçen mükellef kurumun Mecidiyeköy Vergi Dairesine vadesi geçmiş ve
kesinleşmiş 300.000 TL tutarında (fer’i alacak dahil) takibe konu kurumlar vergisi borcu bulunmaktadır.
Vergi dairesince, takibat işlemine konu alacağın usule uygun olarak tahsilâtına yönelik olarak yapılan
araştırmada; Plaster San. Ve Tic. A.Ş.’nin mükellef (A) Şahsından 30.000 TL ve mükellef (B) Şahsından ise
50.000 TL tutarında ticari işlemlerden kaynaklanan alacağının olduğu öğrenilmiştir. Vergi dairesince, adı
geçen şahıslara aşağıda belirtilen tarihlerde haciz bildirisi tebliğ edilmek suretiyle, 6183 Sayılı A.A.T.U.H.K.
çerçevesinde, Plaster San. Ve Tic. A.Ş.’ye olan borçlarını vergi dairesine ödemeleri gerektiği bildirilmiştir.
Vergi dairesince haciz bildirisi;
- İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A)’ya 20.04.2008 tarihinde,
- Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B)’ye 20.05.2008 tarihinde,
Tebliğ edilmiştir.
1. İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak
düzenlediği cevabi yazıyı 25.04.2008 tarihinde vergi dairesine elden teslim etmiş ve bu yazıda Plaster San.
Ve Tic. A.Ş.’ye haciz bildirisinin tebliğinden önce borcunu ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını
bildirmiş ve başkaca herhangi bir işlem yapmamıştır.
2. Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak, itiraz
süresini geçirdiği için, vergi dairesine herhangi bir yazılı bildirimde bulunmayarak cevap vermemiştir.
3. Verilen tüm tarihler, iş günü olarak kabul edilecektir.
Yukarıda verilen olayı, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde
değerlendirerek;
a. Vergi dairesinin haciz bildirisi tebliğ ettiği mükellef (A) ve (B) Şahısları hakkında bu aşamalardan sonra
yapacağı/yapabileceği işlemler,
b. Mükellef (A) ve (B)’nin vergi dairesince kendilerine tebliğ edilen haciz bildirileri ile ilgili olarak
yapacağı/yapabileceği işlemler,
ile sonuçlarını açıklayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinde “(5479 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle değişen madde. Yürürlük: 08.04.2006) Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir. Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur. Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10'u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir. Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin geniş açıklamalara Seri A 1 Sıra No’lu Tahsilât Genel Tebliğinin ikinci kısım ikinci bölümünde yer verilmiştir. Buna göre, vergi dairesinin haciz bildirisi tebliğ ettiği mükellef (A) ve (B) şahısları hakkında yapacağı/yapabileceği işlemler ile mükellef (A) ve (B)’nin vergi dairesince kendilerine tebliğ edilen haciz bildirileri ile ilgili olarak yapacağı/yapabileceği işlemler aşağıda açıklanmıştır. B-Vergi Dairesinin Mükellef (A) ve (B) Hakkında Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:

  • Mükellef (A) Hakkında Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:

İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak düzenlediği cevabi yazıyı 25.04.2008 tarihinde vergi dairesine elden teslim etmiş ve bu yazıda haczin tebliğinden önce Plaster A.Ş.’ye borcunu ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını bildirmiştir. Mükellef (A), 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde (süresinde) vergi dairesine itiraz etmiştir. Bu durumda, vergi dairesi, bir yıl içinde, mükellef (A)’nın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, mükellef (A)’nın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Bu hükümden hareketle alacaklı vergi dairesince mükellef (A)’nın itirazının yerinde olmadığına yönelik ispat edici bilgi ve belgeler tespit edilmesi halinde, mükellef (A)’nın itirazının iptali için dava açılmak üzere durum amme idarelerinin yetkili birimlerine intikal ettirilir ve gerekli dava açılır. Mükellef (A)’nın yaptığı itirazın iptali talebi ile alacaklı amme idaresince açılan davanın kabul edilmesi halinde hükmedilen tutarın, mükellef (A)’dan takip ve tahsiline 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır. Takip konusu amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilmiş olması halinde, üçüncü şahıs tarafından yapılan itirazın iptali için alacaklı amme idaresince genel mahkemelerde açılmış olan davaların sürdürülmemesini sağlamak üzere yetkili birimlere bilgi verilecektir.

  • Mükellef (B) Hakkında Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:

Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak vergi dairesine herhangi bir yazılı bildirimde bulunmayarak cevap vermemiştir. Haciz bildirisini alan mükellef (B), amme borçlusuna borcu olmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi ileri sürülecek iddialarını haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak yapması zorunlu olup, bu zorunluluğu yerine getirmemesi nedeniyle borç zimmetinde sayılacak ve hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre amme borçlusu sayılan mükellef (B) hakkında takip işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır. C-Mükellef (A) ve (B)’nin, Kendilerine Tebliğ Edilen Haciz Bildirileri ile İlgili Olarak Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:

  • Mükellef (A)’nın Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:

İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A),kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak düzenlediği cevabi yazıyı 25.04.2008 tarihinde(yasal süre içerisinde) vergi dairesine elden teslim etmiş ve bu yazıda Plaster A.Ş.’ye haczin tebliğinden önce borcunu ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını bildirmiştir. Bu itibarla, mükellef (A)’nın kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak yapacağı/yapabileceği herhangi bir işlem bulunmamaktadır.

  • Mükellef (B)’nin Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:

Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak vergi dairesine herhangi bir yazılı bildirimde bulunmayarak cevap vermemiştir. Buna göre, mükellef (B) 7 günlük itiraz süresini geçirmiştir. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde tanınan 7 günlük sürede alacaklı tahsil dairesine itirazda bulunmayan üçüncü şahıslara (mükellef B’ye) diğer bir hak tanınarak, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek imkanı verilmektedir. Maddede, menfi tespit davası açılması durumunda amme alacağının takibinin durmayacağı ancak, mahkemece 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, üçüncü şahıslarca menfi tespit davasının açılması, bu şahıslar hakkında sürdürülen takibin durdurulması için yeterli olmayıp bu konuda ayrıca mahkemenin takibin durdurulmasına karar vermiş olması gerekmektedir. Madde hükmüne göre, teminatlar alacaklı tahsil dairelerince alınacak ve haciz varakalarına istinaden haczedilecektir. Mahkeme kararı üzerine teminat gösterilmemiş olması ya da gösterilen teminatın takip konusu alacağı karşılamaması halinde takip muamelesi durmayacaktır. Dava konusu tutarı karşılayacak nitelikte teminat gösterdiğini iddia eden üçüncü şahsın, bu iddiasını takip işlemini durduran mahkemeye intikal ettirmesi gerektiği tabiidir. Açılan menfi tespit davası sonucunda haksız çıkan üçüncü şahıs (mükellef B) aleyhine, haksız çıktığı tutarın %10’u oranı üzerinden ayrıca inkar tazminatına mahkemelerce hükmedilecektir. Mahkeme kararlarında inkar tazminatına hükmedilmemiş olması halinde yetkili birimlerce temyiz yoluna başvurulması gerekmektedir. Söz konusu tazminatın takibine, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek olan ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır. Bu tazminata, süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammı tatbik edilmeyecektir. Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre amme borçlusu sayılan mükellef (B) hakkında takip işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır. Mükellef (B) tebliğ edilen ödeme emrine karşı idari yargı mercilerinde dava açması halinde yürütmeyi durdurma kararı verilmediği, genel mahkemelerde menfi tespit davası açılması halinde ise mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmediği sürece amme alacağının takibine devam edilecektir. Mükellef (B), tebliğ edilen ödeme emrine karşı açtığı davanın aleyhine sonuçlanması durumunda 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre hesaplanacak haksız çıkma zammının kendinden ayrıca tahsili gerekmektedir. Ancak, Kanunun 79 uncu maddesinde yer alan düzenlemeye göre, ödeme emrine karşı dava açmakla birlikte aynı zamanda menfi tespit davası da açan mükellef (B), menfi tespit davasının lehine sonuçlanması ya da asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması hallerinde 58 inci madde hükmüne göre ayrıca haksız çıkma zammı hesaplanmayacaktır.

Soru 2 · 2011/1 · Vergi Tekniği

(X) Anonim Şirketi, Hazine Müsteşarlığından aldığı teşvik belgesi kapsamında 2.800.000 TL
tutarında tevsi yatırımı gerçekleştirmiştir. Bu yatırıma 20.10.2009 tarihinde başlanılmış ve teşvik belgesinin
tamamlanma vizesi 12.10.2010 tarihinde yapılmıştır.
1. Bu tevsi yatırıma ilişkin yatırıma katkı payı oranı %30, indirimli kurumlar vergisi oranı %60’dır.
2. (X) Anonim Şirketi’nin 2010 hesap dönemi kurum kazancı 8.000.000 TL’dir.
3. (X) Anonim Şirketi’nin 31.12.2010 tarihi itibariyle aktifinde yer alan sabit kıymetler aşağıdaki gibidir.
252- Binalar…………………………..: 4.000.000 TL
253- Tesis Makine ve Cihazlar: 12.500.000 TL
254- Taşıtlar…………………………..: 500.000 TL
255- Demirbaşlar……………………: 2.000.000 TL
4. (X) Anonim Şirketi’nin 31.12.2010 tarihi itibariyle 258- Yapılmakta Olan Yatırımlarının tutarı 1.000.000
TL’dir.
5. Bu tevsi yatırımın 2010 yılında işletilmesinden elde edilen kazanç ayrıca tespit edilememektedir.
6. Bu tevsi yatırımın 300.000 TL’si arsaya ilişkin harcamadan oluşmuştur.
Yukarıda verilen olayı 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirerek, (X) Anonim
Şirketi’nin yatırıma katkı tutarını ve 2010 hesap dönemi için ödemesi gereken kurumlar vergisi ile 2011
hesap dönemine devreden yatırıma katkı tutarını hesaplayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesinde”(1) Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Kanun ile 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur. (2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder. Bakanlar Kurulu; a. İstatistikî bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini dikkate almak suretiyle illeri gruplandırmaya ve gruplar itibarıyla teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım ve istihdam büyüklüklerini belirlemeye, b. Her bir il grubu için yatırıma katkı oranını (5904 sayılı Kanunun Geçici 2 inci maddesine göre 31.12.2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar için %60. Yürürlük;03.07.2009) % 25'i, yatırım tutarı 50 milyon Türk Lirasını aşan büyük ölçekli yatırımlarda ise (5904 sayılı Kanunun Geçici 2 inci maddesine göre 31.12.2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar için %70. Yürürlük;03.07.2009) % 45'i geçmemek üzere belirlemeye, kurumlar vergisi oranını % 90'a kadar indirimli uygulatmaya, (6111 sayılı Kanunun 92’nci maddesiyle 25.2.2011 tarihinden geçerli olmak üzere,%25 oranı %55 olarak,%45 oranı ise %65 olarak değiştirilmiştir.) c. Yatırım harcamaları içindeki arsa, bina, kullanılmış makine, yedek parça, yazılım, patent, lisans ve know- how bedeli gibi harcamaların oranlarını ayrı ayrı veya topluca sınırlandırmaya, yetkilidir. (3) İkinci fıkraya göre yatırıma katkı ve vergi oranı farklı illerde aynı mükellef tarafından yapılan yatırımlarda, toplam yatırımın her bir ile isabet eden oranına göre ilgili ilin yatırıma katkı oranı ve indirimli vergi oranı uygulanır. (4) Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanır. Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dâhil) oranlanması suretiyle belirlenir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır. (5) Hesap dönemi itibarıyla ikinci fıkrada belirtilen şartların sağlanamadığının tespit edilmesi halinde, söz konusu vergilendirme döneminde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur. (6) Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde, devralan kurum, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla indirimli vergi oranından yararlanır. (7) Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde indirimli vergi oranından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise devralan, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla yatırıma katkı tutarının kalan kısmı için yararlanır. (8) Bu madde gelir vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır. (9) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu madde uyarınca, Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Esas itibarıyla, yeni yatırımlarda indirimli kurumlar vergisi uygulanması öngörülmektedir. Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın yeni yatırımlardan kaynaklanan kısmının işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilmesi gerekir. Yasada, tevsi yatırımlarda kazancın belirlenmesi ile ilgili tespiti özel olarak belirlemiştir. Buna göre, tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanacaktır. Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenecektir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınacaktır Konu ile ilgili olarak, Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan 2009/15199 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” ve Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan “2009/1 no.lu Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ” ile indirimli kurumlar vergisine yönelik açıklamalar yapılmıştır. Söz konusu karar ve tebliğde; teşvik bölgelerinin hangi illerden oluştuğu belirtilmiş, teşvik edilecek sektörler belirlenmiş, büyük ölçekli yatırımlar hakkında detaylı açıklama yapılmıştır. Söz konusu tebliğin ”Vergi İndirimi”başlığını taşıyan 21.maddesinde,

  • Büyük ölçekli yatırımlar ile bölgesel uygulama kapsamında gerçekleştirilen yatırımlarda, 5520 sayılı

Kurumlar Vergisi Kanununun 5838 ve 5904 sayılı Kanunlar ile değişik 32/A maddesi çerçevesinde, Kurumlar veya Gelir Vergisine uygulanacak indirim oranları ile yatırıma katkı oranları,

  • İndirimli vergi uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden

itibaren başlanılacağı ve indirilen Kurumlar veya Gelir Vergisi tutarı yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar devam edileceği,

  • Arazi-arsa, royalti, yedek parça ve amortismana tabi olmayan diğer harcamalar yatırıma katkı tutarının

tespitinde dikkate alınmayacağı ve bu harcamaların indirimli vergi uygulamasından yararlanamayacağı,

  • 5520 sayılı Kanun gereği finans ve sigortacılık konularında faaliyet gösteren kurumlar ve iş ortaklıkları ile

4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen yatırımlar için vergi indirimi desteği öngörülmediği,

  • İndirimli oranların stopaj suretiyle yapılan vergilendirmede uygulanmayacağı,

Hususları yer almaktadır. B- Ödenecek Kurumlar Vergisi, Yatırıma Katkı Tutarı Ve 2011 Hesap Dönemine Devreden Yatırıma Katkı Tutarının Hesaplanması Ve Diğer İşlemler: Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, (X) Anonim Şirketi’nin 2010 hesap dönemi için ödemesi gereken kurumlar vergisi aşağıda hesaplandığı gibi olacaktır. (X) Anonim Şirketi’nin 31.12.2010 tarihi itibariyle aktifinde yer alan sabit kıymetlerin toplam tutarı (yapılmakta olan yatırımlar dahil) aşağıdaki gibidir. (Tevsi yatırım, 12.10.2010 tarihinde tamamlandığı için bu yatırıma ilişkin sabit kıymetlerin de 31.12.2010 tarihli sabit kıymetlerin içerisinde yer aldığı tabidir.) 252- Binalar……………………………………………… : 4.000.000,-TL 253- Tesis Makine ve Cihazlar:………………. : 12.500.000,-TL 254- Taşıtlar…………………………………………….. : 500.000,-TL 255- Demirbaşlar…………………………………….. : 2.000.000,-TL 258- Yapılmakta Olan Yatırımların tutarı… : 1.000.000,-TL’ Toplam……………………… : 20.000.000,-TL Arsa’ya ilişkin harcama yatırıma katkı tutarının tespitinde dikkate alınmayacağı ve bu harcama indirimli vergi uygulamasından yararlanamayacağı için 300.000,-TL’nin tevsi yatırım tutarından düşülmesi gerekmektedir. Buna göre, tevsi yatırımına bağlı olarak yatırıma katkı payının hesaplanmasında dikkate alınacak tutar 2.500.000 TL (2.800.000 – 300.000 ) olacaktır. İndirimli oran uygulanacak kazanç tutarı ise; Yapılan Tevsi Yatırım Tutarı / Toplam Sabit Kıymet Tutarı X Toplam Kazanç Tutarı formülasyonuna göre hesaplanacaktır. Yapılan tevsi yatırım tutarının tespitinde, teşvik belgesi kapsamında yapılan ve indirimli kurumlar vergisi açısından yatırım harcaması olarak kabul edilen tutarlar dikkate alınacaktır. Bu durumda, tevsi yatırımına bağlı olarak indirimli oran uygulanacak kazancın tespit oranı %12,5 (2.500.000 /20.000.000 =) olmaktadır. Dolayısıyla, 2010 yılı kurum kazancının %12,5’lik kısmına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanacaktır. Bu tevsi yatırımın yatırıma katkı oranı %30 olduğundan yatırıma katkı tutarı (2.500.000 X % 30 =) 750.000 TL olacaktır. (X) Anonim Şirketi’nin 2010 hesap dönemi kurum kazancı 8.000.000,- TL’dır. Bu tutarın %12,5’lik kısmı olan 1.000.000 TL’ye (8.000.000 X %12,5=) indirimli kurumlar vergisi uygulanacaktır. Normal kurumlar vergisi oranının %60’ı : %20 X %60 = %12 Normal kurumlar vergisi oranının %60 indirimli oranı : %20 – %12 = %8 İndirimli hesaplanan kurumlar vergisi :1.000.000X%8=80.000 TL Vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı ise; 120.000 TL (1.000.000 X %20 – 80.000 )TL olmaktadır. Normal kurumlar vergisi oranı uygulanan kazancın kurumlar vergisi : [(8.000.000 – 1.000.000)] 7.000.000 X %20 = 1.400.000 TL Ödenecek toplam kurumlar vergisi:(1.400.000 + 80.000=)1.480.000 TL olacaktır.(10 Puan) Bu durumda, (X) Anonim Şirketi’nin 2011 yılına devreden yatırıma katkı tutarı (YKT) (750.000 –120.000 =) 630.000 TL olacaktır.

Soru 3 · 2011/1 · Vergi Tekniği

Çankaya Vergi Dairesi mükelleflerinden (K) Ltd. Şti. hakkında Aralık/2008 vergilendirme dönemine
ilişkin olarak, katma değer vergisi yönünden 2010 yılında yapılan vergi incelemesi sonucunda düzenlenen
20.04.2010 tarihli vergi inceleme raporunda; re’sen 200.000 TL KDV tarhiyatı ve 200.000 TL vergi ziyaı cezası
ile 30.000 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi istenilmiştir.
Bu vergi inceleme raporu vergi dairesinin kayıtlarına 10.05.2010 tarihinde intikal etmiştir. Vergi dairesince,
söz konusu vergi inceleme raporunda tarhı istenen vergi ve kesilmesi istenen cezalar için düzenlenen
vergi/ceza ihbarnamesi mükellef kuruma 15.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef kurum, kendisine
tebliğ edilen vergi ve cezalara karşı 04.06.2010 tarihinde vergi mahkemesinde dava açmıştır.
Vergi mahkemesi davayla ilgili olarak tadilen tasdik kararı vermiş olup, dava konusu edilen verginin 100.000
TL’lik kısmı ile özel usulsüzlük cezasını tasdik etmiş ve buna ilişkin mahkeme kararı, mükellef kuruma ve
vergi dairesine 20.11.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Vergi dairesince, vergi mahkemesinin bu kararına
istinaden düzenlenen ihbarnameler 03.12.2010 tarihinde mükellef kuruma tebliğ edilmiştir.
Mükellef kurum ve vergi dairesi, vergi mahkemesinin bu kararını süresi içerisinde Danıştay’da temyiz
etmişlerdir. Söz konusu temyiz davası, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle devam etmektedir.
Mükellef kurum, 6111 sayılı Kanun’dan yararlanmak amacıyla 12.04.2011 tarihinde ilgili vergi dairesine
başvurmuş ve altı eşit taksitte ödemek istediğini bildirmiştir.
a. Verilen tüm tarihler, iş günü olarak kabul edilecektir.
b. Gecikme zammı oranı aylık %2 olarak dikkate alınacaktır.
c. 2008,2009 ve 2010 yılları ile 2011 yılının Ocak ve Şubat aylarına ilişkin TEFE/ÜFE oranları aşağıdaki gibidir.
YILLAR ŞUBAT MART NİSAN MAYIS HAZİRAN TEMMUZ AĞUSTOS EYLÜL KASIM ARALIK
OCAK EKİM
-
2008 0,42 2,56 3,17 4,5 2,12 0,32 1,25 2,34 -0,9 0,57 -0,03 -3,54
2009 0,23 1,17 0,29 0,65 -0,05 0,94 -0,71 0,42 0,62 0,28 1,29 0,66
2010 0,58 1,66 1,94 2,35 -1,15 -0,5 -0,16 1,15 0,51 1,21 -0,31 1,31
2011 2,36 2,36
d. Mükellef kurumun bu borcu ile ilgili olarak herhangi bir ödemesi bulunmamaktadır.
e. Mükellef kurum, başvuru dilekçesinde açmış olduğu davadan vazgeçtiğini belirtmiştir.
f. Altı eşit taksitle yapılacak ödemeler için katsayı (1,05) olarak dikkate alınacaktır.
Mükellef kurum tarafından (söz konusu borca ilişkin olarak), 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde, ödenmesi gereken toplam borç
tutarını ve her bir taksit tutarını hesaplayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilmiş olup Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da bu yollara başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş vergiler girmektedir. Bu fıkra hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır. Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar, Kanunun yayımından önce verilmiş ve taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar dikkate alınarak tespit edilecektir. 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir. Tadilen tasdike ilişkin kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarı üzerinden Kanun hükümlerine göre yapılandırmaya esas alacak tutarı belirlenecektir. Bu tür kararlarda tasdik edilmeyen alacaklar açısından Kanun kapsamında ödeme öngörülmemiştir. Bu alacaklar, tadilen tasdik edilen alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesine bağlı olarak terkin edilecektir. Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir. Konu ile ilgili geniş açıklamalara, 1 Seri No’lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Genel Tebliğinde yer verilmiştir. Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacakların, 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar tamamen ya da 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca yapılan taksitlendirmeye istinaden ilk taksiti aynı tarihte olmak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir. B-Mükellef Kurum Tarafından Ödenmesi Gereken Toplam Borç Tutarı ve Her Bir Taksit Tutarının Hesaplanması: Anılan madde hükmüne göre ödenecek vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının tespiti, 1 Seri No’lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıda gösterildiği gibi hesaplanacaktır. SÜRE ESAS ALINACAK ORAN 26/1/2009 - 26/2/2009 için Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,23 27/2/2009 - 26/3/2009 için Şubat ayına ait TEFE/ÜFE oranı 1,17 27/3/2009 - 26/4/2009 için Mart ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,29 27/4/2009 - 26/5/2009 için Nisan ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,65 27/5/2009 - 26/6/2009 için Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE oranı -0,05 27/6/2009 - 26/7/2009 için Haziran ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,94 27/7/2009 - 26/8/2009 için Temmuz ayına ait TEFE/ÜFE oranı -0,71 27/8/2009 - 26/9/2009 için Ağustos ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,42 27/9/2009 - 26/10/2009 için Eylül ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,62 27/10/2009 - 26/11/2009 için Ekim ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,28 27/11/2009 - 26/12/2009 için Kasım ayına ait TEFE/ÜFE oranı 1,29 27/12/2009 - 26/1/2010 için Aralık ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,66 27/1/2010 - 26/2/2010 için Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,58 27/2/2010 - 26/3/2010 için Şubat ayına ait TEFE/ÜFE oranı 1,66 27/3/2010 - 26/4/2010 için Mart ayına ait TEFE/ÜFE oranı 1,94 27/4/2010 - 26/5/2010 için Nisan ayına ait TEFE/ÜFE oranı 2,35 27/5/2010 - 26/6/2010 için Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE oranı -1,15 27/6/2010 - 26/7/2010 için Haziran ayına ait TEFE/ÜFE oranı -0,5 27/7/2010 - 26/8/2010 için Temmuz ayına ait TEFE/ÜFE oranı -0,16 27/8/2010 - 26/9/2010 için Ağustos ayına ait TEFE/ÜFE oranı 1,15 27/9/2010 - 26/10/2010 için Eylül ayına ait TEFE/ÜFE oranı 0,51 Gecikme Faizi Toplamı 12,17 03/1/2011 - 03/2/2011 için Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı 2,36 04/2/2011 - 24/2/2011 için Şubat ayına ait TEFE/ÜFE oranı (21 gün ) 1,6527 Gecikme Zammı Toplamı 4,0127 Yapılandırmaya esas alınacak tutar, tadilen tasdik edilen 100.000 TL alacak tutarı (KDV) üzerinden yapılacaktır. Gecikme faizi yerine hesaplanan TEFE/ÜFE tutarı aşağıda gösterildiği üzere 12.170 TL olacaktır. Gecikme Faizi Toplam Alacak Aslı Tutarı TEFE/ÜFE Tutarı Hesaplanan Süre TEFE/ÜFE Oranı 26.01.2009-20.11.2010 100.000 (KDV) %12,17 12.170,00 Gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE tutarı aşağıda gösterildiği üzere 4.012,70 TL olacaktır. Gecikme Zammı Alacak Aslı Toplam TEFE/ÜFE TEFE/ÜFE Tutarı Hesaplanan Süre Tutarı Oranı 03.01.2011-24.02.2011 100.000(KDV) % 4,0127 4.012,70 Diğer taraftan, tarh edilen vergi ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin tasdik edilen 30.000 TL ‘nin % 25’i olan 7.500 TL’nin ödenmesi gerekmekte olup kalan cezanın tahsilinden vazgeçilecektir.(6111 sayılı Kanun madde:3/3-b) Buna göre, yeniden yapılandırılan ve mükellef kurum tarafından ödenecek toplam tutar aşağıda gösterildiği üzere 123.682,70 TL olacaktır. Ödenecek Tutar Katma Değer Vergisi (Tadilen Tasdik Edilen 100.000 TL) : 100.000,00 TL Özel Usulsüzlük Cezası (30.000 x % 25=) : 7.500,00 TL TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine) : 12.170,00 TL TEFE/ÜFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı : 4.012,70 TL Yerine) TOPLAM : 123.682,70 TL Mükellef kurum tarafından ödenecek olan her bir taksit tutarı ise (123.682,70 X 1,05=129.866,84 /6 ) 21.644,47 TL olacaktır.

Soru 4 · 2011/1 · Vergi Tekniği

Aşağıda yer alan tanımlamaları vergi hukuku açısından açıklayınız.
a. Kanun Yararına Bozma (İdari Yargılama Usulü Kanunu),
b. Karşılıklı Anlaşma Usulü (Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları),
c. Cebren Tahsil Şekilleri (6183 sayılı A.A.T.U.H. Kanun)

Komisyonun resmî cevabını gör

a)

  • Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi

olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2.Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3.Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete’de yayımlanır. (İdari Yargılama Usulü Kanunu Md:51) b) Türkiye’nin bugüne kadar akdettiği Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarının tamamında “Karşılıklı Anlaşma Usulü”ne yer verilmiştir. Karşılıklı Anlaşma Usulü, genellikle anlaşmaların 25 inci maddesinde hüküm altına alınmıştır. Anlaşmaya taraf Devletlerde mukim olanların, ilgili Anlaşmanın uygulanmasının kendileri bakımından Anlaşma hükümlerine uymadığı kanaatine varmaları halinde, sorunun çözülmesi bakımından durumu mukim oldukları Devletin yetkili makamına iletebilmektedirler. Anlaşmalarda uyrukluk dikkate alınarak bir ayrımcılık yapılmış ise bu durumda başvuru, mukim olunan Devlete değil uyrukluğunu taşıdıkları Devlete yapılacaktır. Bu şekilde kendisine başvurulan yetkili makam vergilemede hata yapıldığı konusunda mükellefi haklı bulur ise, konuyu diğer Devletin yetkili makamına iletmekte ve sorun yetkili makamlar nezdinde çözülmeye çalışılmaktadır. Taraf Devletlerin yetkili makamları arasında sorunun çözümüne yönelik ulaşılan sonuç mükellefi tatmin ederse sorun giderilmiş olmakta; mükellef sonuçtan memnun kalmaz veya yetkili makamlar sorunun çözümü konusunda uzlaşmaya varamazlar ise konu, vergi tarhiyatının yapıldığı Devletin vergi mahkemesine taşınmaktadır. c) Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbiki suretiyle yapılır.

  • Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
  • Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
  • Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi. (6183 sayılı A.A.T.U.H.K. Md:54 )

Vergi Tekniği dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 1045 çözümlü soru

Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

YMM Sınavı uygulaması