Soru 1 · 2011/1 · Vergi Tekniği
Mecidiyeköy Vergi Dairesinin mükellefi olan Plaster San. Ve Tic. A.Ş., Plastik ürün imalatı, ticareti
ve ihracatı ile iştigal etmektedir. Adı geçen mükellef kurumun Mecidiyeköy Vergi Dairesine vadesi geçmiş ve
kesinleşmiş 300.000 TL tutarında (fer’i alacak dahil) takibe konu kurumlar vergisi borcu bulunmaktadır.
Vergi dairesince, takibat işlemine konu alacağın usule uygun olarak tahsilâtına yönelik olarak yapılan
araştırmada; Plaster San. Ve Tic. A.Ş.’nin mükellef (A) Şahsından 30.000 TL ve mükellef (B) Şahsından ise
50.000 TL tutarında ticari işlemlerden kaynaklanan alacağının olduğu öğrenilmiştir. Vergi dairesince, adı
geçen şahıslara aşağıda belirtilen tarihlerde haciz bildirisi tebliğ edilmek suretiyle, 6183 Sayılı A.A.T.U.H.K.
çerçevesinde, Plaster San. Ve Tic. A.Ş.’ye olan borçlarını vergi dairesine ödemeleri gerektiği bildirilmiştir.
Vergi dairesince haciz bildirisi;
- İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A)’ya 20.04.2008 tarihinde,
- Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B)’ye 20.05.2008 tarihinde,
Tebliğ edilmiştir.
1. İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak
düzenlediği cevabi yazıyı 25.04.2008 tarihinde vergi dairesine elden teslim etmiş ve bu yazıda Plaster San.
Ve Tic. A.Ş.’ye haciz bildirisinin tebliğinden önce borcunu ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını
bildirmiş ve başkaca herhangi bir işlem yapmamıştır.
2. Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak, itiraz
süresini geçirdiği için, vergi dairesine herhangi bir yazılı bildirimde bulunmayarak cevap vermemiştir.
3. Verilen tüm tarihler, iş günü olarak kabul edilecektir.
Yukarıda verilen olayı, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde
değerlendirerek;
a. Vergi dairesinin haciz bildirisi tebliğ ettiği mükellef (A) ve (B) Şahısları hakkında bu aşamalardan sonra
yapacağı/yapabileceği işlemler,
b. Mükellef (A) ve (B)’nin vergi dairesince kendilerine tebliğ edilen haciz bildirileri ile ilgili olarak
yapacağı/yapabileceği işlemler,
ile sonuçlarını açıklayınız.
Komisyonun resmî cevabını gör
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinde “(5479 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle değişen madde. Yürürlük: 08.04.2006) Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir. Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur. Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10'u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir. Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin geniş açıklamalara Seri A 1 Sıra No’lu Tahsilât Genel Tebliğinin ikinci kısım ikinci bölümünde yer verilmiştir. Buna göre, vergi dairesinin haciz bildirisi tebliğ ettiği mükellef (A) ve (B) şahısları hakkında yapacağı/yapabileceği işlemler ile mükellef (A) ve (B)’nin vergi dairesince kendilerine tebliğ edilen haciz bildirileri ile ilgili olarak yapacağı/yapabileceği işlemler aşağıda açıklanmıştır. B-Vergi Dairesinin Mükellef (A) ve (B) Hakkında Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:
- Mükellef (A) Hakkında Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:
İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak düzenlediği cevabi yazıyı 25.04.2008 tarihinde vergi dairesine elden teslim etmiş ve bu yazıda haczin tebliğinden önce Plaster A.Ş.’ye borcunu ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını bildirmiştir. Mükellef (A), 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde (süresinde) vergi dairesine itiraz etmiştir. Bu durumda, vergi dairesi, bir yıl içinde, mükellef (A)’nın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, mükellef (A)’nın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Bu hükümden hareketle alacaklı vergi dairesince mükellef (A)’nın itirazının yerinde olmadığına yönelik ispat edici bilgi ve belgeler tespit edilmesi halinde, mükellef (A)’nın itirazının iptali için dava açılmak üzere durum amme idarelerinin yetkili birimlerine intikal ettirilir ve gerekli dava açılır. Mükellef (A)’nın yaptığı itirazın iptali talebi ile alacaklı amme idaresince açılan davanın kabul edilmesi halinde hükmedilen tutarın, mükellef (A)’dan takip ve tahsiline 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır. Takip konusu amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilmiş olması halinde, üçüncü şahıs tarafından yapılan itirazın iptali için alacaklı amme idaresince genel mahkemelerde açılmış olan davaların sürdürülmemesini sağlamak üzere yetkili birimlere bilgi verilecektir.
- Mükellef (B) Hakkında Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:
Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak vergi dairesine herhangi bir yazılı bildirimde bulunmayarak cevap vermemiştir. Haciz bildirisini alan mükellef (B), amme borçlusuna borcu olmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi ileri sürülecek iddialarını haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak yapması zorunlu olup, bu zorunluluğu yerine getirmemesi nedeniyle borç zimmetinde sayılacak ve hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre amme borçlusu sayılan mükellef (B) hakkında takip işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır. C-Mükellef (A) ve (B)’nin, Kendilerine Tebliğ Edilen Haciz Bildirileri ile İlgili Olarak Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:
- Mükellef (A)’nın Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:
İstanbul ilinde faaliyet gösteren mükellef (A),kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak düzenlediği cevabi yazıyı 25.04.2008 tarihinde(yasal süre içerisinde) vergi dairesine elden teslim etmiş ve bu yazıda Plaster A.Ş.’ye haczin tebliğinden önce borcunu ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını bildirmiştir. Bu itibarla, mükellef (A)’nın kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak yapacağı/yapabileceği herhangi bir işlem bulunmamaktadır.
- Mükellef (B)’nin Yapacağı/Yapabileceği İşlemler:
Adana ilinde faaliyet gösteren mükellef (B), kendisine tebliğ edilen haciz bildirisi ile ilgili olarak vergi dairesine herhangi bir yazılı bildirimde bulunmayarak cevap vermemiştir. Buna göre, mükellef (B) 7 günlük itiraz süresini geçirmiştir. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde tanınan 7 günlük sürede alacaklı tahsil dairesine itirazda bulunmayan üçüncü şahıslara (mükellef B’ye) diğer bir hak tanınarak, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek imkanı verilmektedir. Maddede, menfi tespit davası açılması durumunda amme alacağının takibinin durmayacağı ancak, mahkemece 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, üçüncü şahıslarca menfi tespit davasının açılması, bu şahıslar hakkında sürdürülen takibin durdurulması için yeterli olmayıp bu konuda ayrıca mahkemenin takibin durdurulmasına karar vermiş olması gerekmektedir. Madde hükmüne göre, teminatlar alacaklı tahsil dairelerince alınacak ve haciz varakalarına istinaden haczedilecektir. Mahkeme kararı üzerine teminat gösterilmemiş olması ya da gösterilen teminatın takip konusu alacağı karşılamaması halinde takip muamelesi durmayacaktır. Dava konusu tutarı karşılayacak nitelikte teminat gösterdiğini iddia eden üçüncü şahsın, bu iddiasını takip işlemini durduran mahkemeye intikal ettirmesi gerektiği tabiidir. Açılan menfi tespit davası sonucunda haksız çıkan üçüncü şahıs (mükellef B) aleyhine, haksız çıktığı tutarın %10’u oranı üzerinden ayrıca inkar tazminatına mahkemelerce hükmedilecektir. Mahkeme kararlarında inkar tazminatına hükmedilmemiş olması halinde yetkili birimlerce temyiz yoluna başvurulması gerekmektedir. Söz konusu tazminatın takibine, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek olan ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır. Bu tazminata, süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammı tatbik edilmeyecektir. Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre amme borçlusu sayılan mükellef (B) hakkında takip işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır. Mükellef (B) tebliğ edilen ödeme emrine karşı idari yargı mercilerinde dava açması halinde yürütmeyi durdurma kararı verilmediği, genel mahkemelerde menfi tespit davası açılması halinde ise mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmediği sürece amme alacağının takibine devam edilecektir. Mükellef (B), tebliğ edilen ödeme emrine karşı açtığı davanın aleyhine sonuçlanması durumunda 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre hesaplanacak haksız çıkma zammının kendinden ayrıca tahsili gerekmektedir. Ancak, Kanunun 79 uncu maddesinde yer alan düzenlemeye göre, ödeme emrine karşı dava açmakla birlikte aynı zamanda menfi tespit davası da açan mükellef (B), menfi tespit davasının lehine sonuçlanması ya da asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması hallerinde 58 inci madde hükmüne göre ayrıca haksız çıkma zammı hesaplanmayacaktır.