2012/1 YMM Vergi Tekniği Soruları ve Çözümleri

2012/1 dönemi Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı: Vergi Tekniği dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2012/1 · Vergi Tekniği

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, Hitit Vergi Dairesi Müdürlüğünce, mükellef Ali KISA'nın vadesi
geçmiş vergi borçları dolayısıyla cebri takibata geçilmiş ve haczedilen bir adet otomobil 20.03.2009
tarihinde 54.000 TL 'ye satılarak, satış bedeli aynı gün içinde tahsil edilmiştir. Hitit Vergi Dairesi
Müdürlüğünce satış işlemi gerçekleşinceye kadar 1.500 TL takip gideri yapılmıştır. Hitit Vergi Dairesi
Müdürlüğünce mükellef Ali KISA'dan aranan kamu alacağına ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda yer aldığı
gibidir.
Tahsilat Tarihi İtibarıyla Kamu Alacağının
Türü Vadesi Tutarı (TL)
Gelir Vergisi 31.07.2008 15.000
Vergi Ziyaı Cezası 09.04.2008 9.000
Gelir Vergisi 09.04.2008 60.000
Gecikme Faizi 09.04.2008 6.000
TOPLAM 90.000
Ayrıca Kavaklıdere Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün adı geçen mükellefle ilgili olarak takibe iştirak etmiş
26.01.2008 vadeli 20.000 TL gelir (stopaj) vergisi alacağı bulunmaktadır.
Veriler:
1.Verilen tüm tarihler iş günü olarak kabul edilecektir.
2.Kamu alacağının tamamının teminatsız alacak olduğu dikkate alınacaktır.
3.Gecikme zammı oranı % 2,5 olarak dikkate alınacaktır.
Mükellef Ali KISA'dan cebren tahsil edilen 54.000 TL'den, vergi daireleri itibariyle mahsup edilecek kamu
alacağının türünü ve tutarlarını hesaplayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 74. maddesinde; “Satıştan elde edilen bedelden, takip masrafları ve takip edilen amme alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısmı borçlunun ödeme zamanı gelmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçlarına mahsup edilir ve artanı, hacze iştirak etmiş başka daire yoksa borçluya verilir. Hacze iştirak etmiş başka daire varsa, artan kısımdan evvela bu dairelerin alacakları ayrıldıktan sonra, bakiyesi borçluya verilir.” hükmü yer aldığından söz konusu haciz işlemi nedeniyle cebren tahsil edilen paradan 1.500 TL takip masrafının düşülmesi gerekir. 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 47. maddesi hükmüne göre, Amme alacağına karşılık cebren tahsil olunan paradan takip masrafı düşüldükten sonra kalan tutardan önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak mahsup edilir. Ödemenin, alacak aslı ile fer'ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup alacağın asıl ve fer'ilerine orantılı olarak yapılacaktır. 6183 sayılı Kanun Tahsilat Genel Tebliği Seri A, Sıra No:1 III. Ödemenin Mahsup Edileceği Alacaklar Başlıklı

  • maddesinde

"6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 47. maddesi hükmüne göre, vadesi geçmiş alacaklar için rızaen yapılan ödemeler, öncelikle ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak alacağa, bu takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak birden fazla ise her birine orantılı olarak yapılacaktır. Zamanaşımına uğrayacak alacağa yapılan mahsuptan sonra kalan tutar bulunması veya ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak alacağın bulunmaması halinde yapılan ödeme, vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olan alacağa mahsup edilecektir. Mahsup işleminde, her bir alacak aslının, ferileri ile birlikte tahsil edilmesi gerekmektedir. Ancak mahsup edilecek tutarın alacak aslı ve ferilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup, alacak aslı ve ferilerine orantılı olarak yapılacaktır." hükümleri yer almaktadır. Takip masrafları düşüldükten sonra kalan (54.000-1.500=) 52.500 TL’nin öncelikle cebren takip ve tahsilatı yapan daire olan Hitit Vergi Dairesinin alacağına, vadeler dikkate alınmak suretiyle mahsup edilecektir. Bilindiği üzere 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesi uyarınca Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir. Gecikme zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez. Gecikme zammının aylık ve günlük olarak hesaplanmasına ilişkin usul ve esaslar Tahsilat Genel Tebliğlerinde açıklanmıştır. Kanuni süresinde ödenmeyen amme alacaklarına ilişkin gecikme zammı tam aylar için aylık esasa göre aşağıdaki formüle göre hesaplanacaktır. (Tahsilat Genel Tebliği Seri A, Sıra No:1) Aylık Esasa Göre Gecikme Zammı Tutarı= Aylık Gecikme Zammı Oranı X Ay Sayısı X Gecikme Zammı Uygulanacak Tutar Günlük esasa göre gecikme zammının hesaplanmasında ise aşağıdaki formül kullanılacaktır. (Tahsilat Genel Tebliği Seri A, Sıra No:1) Günlük Esasa Göre Gecikme Zammı Tutarı = Günlük Gecikme Zammı Oranı X Gün Sayısı X Gecikme Zammı Uygulanacak Tutar Ancak mahsup işleminin yapılabilmesi için gecikme zammının da hesaplanması gerekir. Gecikme zammı tutarları amme alacağı türleri itibariyle aşağıdaki gibidir. Kamu Alacağının Gecikme Zammı Toplam Gecikme Zammı Türü Vadesi Aylık Günlük Gelir V. 09.04.2008 (11x%2,5)=27,5 (11x0,000834)=0,009174 17.050,44 (16.500+550,44) Vergi Ziyaı C. 09.04.2008 (11x%2,5)=27,5 (11x0,000834)=0,009174 2.557,57 (2.475+82,57) Gelir V. 31.07.2008 (7x%2,5)=17,50 (20x0,0008344)=0,01668 2.875,2 (2.625+250,2) 22.483,21 Takip masrafları düşüldükten sonra kalan 52.500 TL, vadesine göre önce zamanaşımına uğrayacak borçlara mahsup edilecektir. Not: Gecikme zammı hesaplamaları yapılırken artı eksi 1(bir) gün hesaplama hatalarında 1 puan eksik verilmiş, daha fazla gün sayısı hesaplama hatalarında puan verilmemiştir. Alacak aslı ve gecikme zammına yapılacak mahsup tutarlarının tespitinde aşağıdaki formül kullanılacaktır. (Tahsilat Genel Tebliği Seri A, Sıra No:1) Her Bir Alacak İçin Her Bir Alacak Tutarı X Yapılan Ödeme Yapılacak Mahsup Tutarı= / Toplam Alacak Tutarı Diğer taraftan 09.04.2008 vadeli borçların gecikme zammı dahil toplam tutarı 52.500 TL’yi aştığından vadesi daha sonra gelen 31.07.2008 vadeli borç ile Kavaklıdere Vergi Dairesi Müdürlüğüne olan borç için bir mahsup işlemi yapılmayacaktır. Bu durumda, gecikme zammı tutarları dahil mahsubu yapılacak amme alacağının türleri ve tutarları aşağıdaki tabloda gösterildiği şekilde olacaktır. Tutar (TL) Mahsup Edilecek Tutar Gelir Vergisi 60.000 (60.000/94.608)*52.500=33.295TL Gecikme Zammı 17.050 (17.050/94.608) )*52.500=9.461TL Vergi Ziyaı Cezası 9.000 (9.000/94.608) )*52.500=4.994TL Gecikme Zammı 2.558 (2.558/94.608) )*52.500=1.420TL Gecikme Faizi 6.000 (6000/94.608) )*52.500=3.330TL TOPLAM 94.608 52.500

Soru 2 · 2012/1 · Vergi Tekniği

Aşağıda verilen kavramları vergi hukuku kapsamında açıklayınız.
a.Vergi teminatı (Katma Değer Vergisi Kanunu)
b.Haksız çıkma zammı
c.Vergi arbitrajı
d.İcranın kaza mercilerince tehiri (Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun)
e.Vergi harcaması

Komisyonun resmî cevabını gör

a.Vergi teminatı: Mükelleflerin fabrika, imalathane, ticarethane, şube satış mağazası ve depolarında mevcut ilk madde, yarı mamul ve mamul madde stokları, üçüncü şahıslara satılmış veya rehnedilmiş olsa dahi, Katma Değer Vergisi ile zam ve cezaların teminatı hükmünde olup, bedellerinden ilk önce sözü edilen hazine alacağı tahsil olunur. b.Haksız çıkma zammı: Haksız çıkma zammı, 6183 sayılı kanunun 58. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre; “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır. İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir. İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir. İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir. c.Vergi arbitrajı: Farklı gelir türleri ve farklı bireylerin vergilendirildiği durumlarda farklı oranların avantajından yararlanılmasıdır. Bir firmanın bir kısım makinesini diğer bir firmaya satıp, daha sonra finansal kiralama (leasing) yoluyla, ondan bunları kiralaması sonucunda gider yazılabilecek tutarların değişimine bağlı olarak vergi avantajı elde edilmesi örnektir. d.İcranın kaza mercilerince tehiri: 6183 sayılı Kanunun 49. maddesinde düzenlenmiştir. "İdarece tecil edilmiş bir amme alacağı hakkında kaza mercilerince icranın tehiri kararı verilmişse kaza mercilerinin tehir müddeti tecil müddetinden az olduğu takdirde; tecil olunan alacak icranın tehiri müddetinin sonundan tecil müddeti sonuna kadar olan müddet içinde ve kaza mercilerinin tehiri dolayısiyle zamanında ödenmemiş borç miktarıyla birlikte yeniden taksite bağlanarak alınır. Kaza mercilerinin tehir müddeti tecil müddetinden çok ise evvelce yapılan tecil hükümsüzdür. Takibatın kaza mercilerince tehiri kanuni tecil müddetini aştığı takdirde tecil müddeti uzatılmaz." e-Vergi harcaması: Vergi harcamaları için “mali nitelik taşımayan ekonomik, sosyal ve siyasal amaçlar için, her mükellefe uygulanmayan sadece bazı özel şartları haiz mükellef ve faaliyetleri desteklemek ve teşvik etmek gayesiyle, vergi sisteminin işleyişi bakımından olmazsa olmaz unsurlarını düzenleyen standart vergi yapısı hükümlerinden sapma gösteren ve olmamaları halinde verginin varlığı ve uygulanmasını engellemeyen ayrıcalıklı vergi düzenlemeleri ile gerçekleştirilen vergi desteği şeklindeki kamu harcamalarıdır.” denilebilir. Vergi harcamaları çeşitli şekillerde olabilmektedir: -İstisnalar: Vergi tabanından istisna edilen gelirdir. -İndirimler: Vergiye tabi gelire ulaşmak için brüt gelirden indirilen miktarlardır. -Mahsuplar: Vergiden düşülen miktarlardır. Eğer bu miktarların ödenecek vergi miktarını aşmasına izin verilmiyorsa; bunlara “boşa gidenler” denilir. Mahsup edilecek tutar “boşa gitmiyorsa”, ödenecek vergiyi aşan kısım mükellefe iade edilmektedir. -Vergi Kolaylığı: Bir mükellef veya faaliyet grubuna daha düşük oranda vergi uygulanmasıdır. -Vergi Ertelemesi: Verginin ödenmesinin geciktirilmesi şeklinde bir kolaylıktır. Bu nedenle vergi harcaması, sanılanın aksine vergi toplanmasına yönelik giderleri değil, vergi sisteminde (veya yasalarında) yer alan muafiyet, istisna, vergi indirimi ve diğer mali yükümlülüklere ilişkin terkin ve indirimleri ifade etmektedir Kamu harcamalarının alternatifi olan vergi harcamaları, vergi sistemi ile bütçenin birlikte kullanılmasını sağlamaktadır. Vergi harcamaları kamu harcamalarıyla karşılaştırıldığında birtakım avantaj ve dezavantajlara sahiptirler. Maliye politikası aracı olarak vergi harcamaları ve kamu harcamaları arasında yapılacak seçim; yönetimsel etkinlik, adalet ve kaynakların yeniden dağılımının saydamlığı gibi faktörlere bağlıdır.

Soru 3 · 2012/1 · Vergi Tekniği

İstanbul İli mükellefi Fırat İnşaat Sanayi A.Ş.'nin 2010 yılındaki borç durumuna ilişkin bilgiler
aşağıda yer aldığı gibidir.
1.Kanuni merkezi Türkiye'de bulunan %5 hisse payına sahip ortak (B) Ltd. Şti.'nin aktifine kayıtlı arsayı
teminat göstermek suretiyle ikametgahı Türkiye de bulunan Ahmet Atik'den 01.10.2010 tarihinde 1 yıl
vadeli olarak 200.000 TL borç alınmıştır.
2.Kanuni merkezi Türkiye'de bulunan %5 hisse payıyla iştirak edilen Yıldırım İnşaat A.Ş., F Bankasından
01.05.2010 tarihinde bir yıl vadeli olarak temin ettiği 300.000 TL tutarındaki kredi, aynı şartlarda mükellef
şirkete aktarılarak, mükellef şirket tarafından kullanılmıştır.
3.İkametgahı Türkiye'de bulunan %5 hisse payına sahip Yavuz Turan'dan 02.01.2009 tarihinde alınan
300.000 TL borç, 31 Aralık 2010 tarihinde ödenmiştir.
4.Libya'da mukim % 10 hisse payına sahip ortak (C) şirketinden 01.03.2010 tarihinde bir yıl vadeli olarak
200.000 $ (USD Doları) borç alınmıştır.
5.Kanuni merkezi Türkiye'de bulunan % 25 hisse payına sahip ortak Güvenli Özel Finans Kurumundan
01.11.2010 tarihinde, 2 yıl vadeli olarak 500.000$ (USD Doları) tutarında kredi alınmıştır.
6-İkametgahı Türkiye'de bulunan %5 hisse payına sahip Yavuz Turan'ın Kanada'da yerleşik damadı Türk
vatandaşı Ahmet Selim'den 01.10.2010 tarihinde alınan 100.000 TL borç, 01.12.2010 tarihinde ödenmiştir.
Veriler:
1.Şirketin 01.01.2010 tarihi itibariyle özsermayesi 200.000 TL dir.
2.USD Dolar kurunun; 01.01.2010-30.12.2010 tarihlerinde 1,40 TL, 31.12.2010 tarihinde ise 1,45 TL olduğu
kabul edilecektir.
3.Türk lirası (TL) ve USD Doları ($) borçlanmalarda faiz oranının aylık % 1 olduğu ve tüm borçlanmalarda bu
oranda aylık olarak hesaplanan faizler ile yıl sonu itibariyle hesaplanan kur farklarının gider olarak kayıtlarda
dikkate alındığı kabul edilecektir.
4.Ödenen faizlerin sadece borcu veya krediyi kullanan şirketçe gider olarak dikkate alındığı kabul
edilecektir.
5.Stopaj gelir ve kurumlar vergisi oranı % 15 olarak dikkate alınacaktır.
Şirketin borçlanmalarına ilişkin bilgileri içeren yukarıdaki olayı 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda
düzenlenmiş bulunan örtülü sermaye çerçevesinde değerlendirerek, mükellef şirketin dönem kazancının
tespitinde, gider olarak dikkate alamayacağı faiz ve/veya kur farkı tutarlarını gerekçesini de belirtmek
suretiyle hesaplayınız. Ayrıca şirketin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
kapsamında stopaj yükümlülüğü çerçevesinde yapması gereken hususları hesaplamaları da içerek şekilde
açıklayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun Örtülü sermaye başlıklı 12. maddesinde "(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır. (2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır. (3) Bu maddenin uygulanmasında; a. Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu, b. Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini, ifade eder. (4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır. (5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır. (6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz: a. Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar. b. Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar. c. 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar. ç. 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar. (7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır." 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında; kurumun ortaklar ve ilişkili kişilerden öz sermayesinin 3 katını geçen borçlanmaları çerçevesinde örtülü sermayenin aşağıdaki şekilde hesaplanması gerekir. Ortak B''nin teminat göstermesi karşılığında Ahmet Atik'den yapılan borçlanma örtülü sermaye hesaplamasında dikkate alınmayacaktır. İştiraki olan Yıldırım İnşaat A.Ş.'nin, F Bankasından temin ederek aynı şartlarda aktardığı borçlanılan kredi tutarı, örtülü sermaye hesaplamasında dikkate alınmayacaktır. Yavuz Turan'ın Kanada'da yerleşik damadı Türk vatandaşı Ahmet Selim örtülü sermaye uygulamasında ilişkili kişi sayılmadığından, adı geçen kişiden alınan borç tutarı, örtülü sermaye hesaplamasında dikkate alınmayacaktır. Ortak Yavuz Turan, ortak (C) şirketinden ve ortak Güvenli Özel Finans Kurumundan yapılan borçlanmalar örtülü sermaye hesaplamasında dikkate alınacaktır. Ancak ortak Güvenli, özel finans kurumu olduğundan, örtülü sermaye hesaplamasında borçlanma tutarının yarısının dikkate alınması gerekir. Yukarıdaki açıklamalara göre; kurumun 200.000 TL olan dönem başı öz sermayesinin 3 katı (200.000x3=) 600.000 TL yi geçen kısım örtülü sermaye sayıldığından aşağıda hesaplandığı ve gösterildiği üzere, Kasım- Aralık 2010 dönemindeki borçlanmaların (300.000+280.000+700.000/2=) 930.000, (930.000-600.000=) 330.000 TL üzerinden hesaplanan faiz ve kur farkları KKEG'dir. Örtülü sermaye hesabında dikkate alınan 930.000 TL borç tutarı için 18.600 TL faiz hesaplanmıştır. Örtülü sermaye hesabındaki 930.000 TL'nin 330.000 TL' si örtülü sermaye sayıldığından, bu tutar için hesaplanan faiz (330.000X18.600/930.000)=6.600 TL'nin KKEG olarak kurumlar vergisi beyannamesinde kurum kazancına ilave edilecektir. Gerçek kişi olan Ortak Yavuz Turan'a isabet eden Örtülü Sermayeye ilişkin Faiz Tutarı=(300.000/930.000)X 6.600=2.129 TL dir. Bu tutar G.V.K.'nun 75/1 ve KVK'nun 12. maddesine göre menkul sermaye iradı net tutarı olup, brüt tutarı (2.129X100/85=) 2.504,70 TL dir. Şirket bu tutarın % 15'i olan 375,70 TL yi Aralık/2010 dönemi muhtasar beyannamesinde yapılan tevkifat olarak dikkate alacaktır. Dar mükellef kurum olan Ortak C ye isabet eden Örtülü Sermayeye ilişkin Faiz Tutarı=(280.000/930.000)X6.600=1.987 TL dir. Bu tutar G.V.K.'nun 75/1 ve KVK'nun 12. ve 30/3 maddesine göre menkul sermaye iradı net tutarı olup,brüt tutarı (1987X100/85=)2.337,64 TL dir. Şirket bu tutarın % 15'i olan 350,64 TL yi Aralık/2010 dönemi muhtasar beyannamesinde yapılan tevkifat olarak dikkate alacaktır. Tam mükellef kurum olan Güvenli Özel Finans Kurumuna isabet eden Örtülü Sermayeye ilişkin Faiz Tutarı=(350.000/930.000)X6.600=2.484 TL dir. Bu tutar, KVK' nun 12.maddesine göre iştirak kazancıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesine göre, örtülü sermayeye isabet eden kur farkları şirket tarafından KKEG olmakla birlikte, ortaklara aktarılan kar payı veya iştirak kazancı olarak sayılmadığından, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uyarınca stopaja tabi bulunmamaktadır. Dönem 2010 Borçlanılan Tutar Gider Kaydedilen Örtülü Sermayeye Ait KKEG Tutar Kişi/Kurum Faiz Kur Farkı Faiz Kur Farkı Toplam Ocak, Şubat 300.000 Yavuz Turan 6.000 - - Mart-Ekim 300.000 Yavuz Turan 24.000 - - 280.000 Ortak C 22.400 - - Kasım-Aralık 300.000 Yavuz Turan 6.000 - 2.129 2.129 280.000 Ortak C 5.600 10.000 1.987 3.548 5.535 700.000 Ortak Güvenli Özel 14.000 25.000 2.484 4.435 6.919 Finans Toplam 6.600 7.983 14.583

Soru 4 · 2012/1 · Vergi Tekniği

İstanbul İli Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden Cemil Uygur, 31.12.2005 tarihi itibariyle
işini terk etmiş ve vergi dairesince de anılan tarih itibariyle mükellefiyeti sonlandırılmıştır. Vergi Dairesince,
mükellef Cemil Uygur’un 2005/Mart vergilendirme dönemine ait katma değer vergisi beyannamesini
vermediği 30.10.2010 tarihinde tespit edilmiştir. Vergi Dairesince, 01.11.2010 tarihinde matrah takdiri için
takdir komisyonuna başvurulmuştur. Takdir komisyonunun adı geçen mükellefin 2005/Mart vergilendirme
dönemine ait 28.12.2010 tarihli kararı, 03.01.2011 tarihinde vergi dairesine intikal etmiştir.
Mükellefin bilinen tüm adreslerinde yapılan araştırmaya rağmen 05.01.2011 tarihli ihbarnamenin mükellefe
tebliğ edilememesi üzerine Vergi Dairesince 10.02.2011 tarihinde rakamsal tutar da dikkate alınarak Türkiye
genelinde yayımlanan gazetede ilan yoluna gidilmiş ve ayrıca ilan yazısının bir örneği mükellefin bilinen son
adresinin bağlı olduğu muhtarlığa aynı gün içinde gönderilmiştir.
Mükellef Cemil Uygur, gazete ilanından yurt dışından döndüğü 19.03.2011 tarihinde haberdar olmuş ve
20.03.2011 tarihinde vergi dairesine gelerek söz konusu ihbarname ve eklerini tebellüğ etmiş ve aynı gün
uzlaşma talebinde bulunmuştur. Mükellef Cemil Uygur, 05.06.2011 tarihinde yapılan uzlaşma sonucunda
uzlaşılan vergi ve cezaları aynı tarihte ödemiştir.
B. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Boğaziçi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi Hayat İnşaat Ltd Şti.'nin
09.10.2010 tarihi itibariyle gecikme zammı dahil borcu, 700.000 TL dir. Şirket ortakları Ahmet Doğru, Ayhan
İpek ve Mustafa Pehlivan olup; şirket müdürlüğüne Ahmet Doğru ve Ayhan İpek 10 yıl süre ile şirketi
münferiden temsil ve ilzama yetkili kılınmıştır. Boğaziçi Vergi Dairesince, söz konusu borcun tamamı için
sadece şirketin % 80 paylı ortağı olan Mustafa Pehlivan'a ödeme emri tebliğ edilmiş, Mustafa Pehlivan
süresinde mal bildiriminde bulunmuş, ancak mal bildiriminde gösterdiği malların değeri, şirketin borcunu
karşılamadığından, vergi dairesince şirketin kanuni temsilcilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkullere de
haciz konulmuştur.
C. İngiltere’de mukim “GTB” Corporation Şirketi, Ankara ilinde bulunan taşınmazını Türkiye’de mukim
Hakan Yanılmaz’a konut olarak kiraya vermesi karşılığında, 2010 yılında 32.600 TL tutarında gayrisafi kira
geliri elde etmiş ve bu gelirini aşağıdaki şekilde hesaplayarak vergi dairesine verdiği kurumlar vergisi
beyannamesinde 22.500 TL matrah üzerinden 4.500 TL kurumlar vergisi ödemiştir. (Çifte vergilendirmeyi
önleme anlaşması hükümleri dikkate alınmayacaktır.)
Açıklama 2010
-Gayrisafi İratlar Toplamı 32.600
-Vergiden İstisna Edilen Tutar 2.600
-Kalan 30.000
-Götürü Gider 7.500
-Safi İrad 22.500
Vergi Dairelerince yapılan yukarıdaki uygulamaları mali mevzuat açısından değerlendirerek varsa yapılan
yanlış ve/veya eksik uygulamaları belirterek, yapılması gereken işlemleri yasal dayanakları ile açıklayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

A. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Zamanaşımı süreleri başlıklı 114. maddesinde "Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder" hükümleri yer almaktadır. Mart/2005 vergilendirme dönemine ait katma değer vergisinin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesi gereğince en geç 31.12.2010 tarihine kadar tarh ve mükellefe tebliğ edilmesi gerekmektedir. Ancak matrah takdiri için 01.11.2010 tarihinde takdir komisyonuna başvurulmuş ve komisyon kararı 03.01.2011 tarihinde vergi dairesine intikal ettiği için zamanaşımı bu aradaki süre kadar (01.11.2010-03.01.2011=) 64 gün uzamaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde; 05.01.2011 tarihli ihbarnamenin en geç (03.01.2011+64 gün =) 08.03.2011 tarihine kadar mükellefe tebliğ edilmesi gerekir. İhbarnamenin bu tarihe kadar tebliğ edilememesi durumunda vergi alacağı zamanaşımına uğrayacaktır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 106.maddesine göre, ilanen tebliğde tebliğ tarihi, vergi dairesine müracaat yapılmadığı ve adres bildirilmediği durumlarda ilan gününden itibaren bir aylık sürenin son günüdür. Buna göre mükellef bir aylık süre içerisinde idareye başvurmadığından ve adres de bildirmediğinden ihbarname mükellefe (10.02.2011+1 ay=) 10.03.2011 tarihi itibariyle ilanen tebliğ edilmiş sayılır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinden sonra vergi alacağına ilişkin tebliğin yapılması geçersizdir. Dolayısıyla zamanaşımı süresinden sonra söz konusu ihbarnamenin tebellüğ edilmesinin bir önemi yoktur. Bu kapsamda ilanen tebligata bağlı olarak yapılan uzlaşma sonucu verginin tahakkuku ve tahsili de hükümsüzdür. Buna göre uzlaşma sonucunda tahsil edilen vergi ve cezaların mükellef Cemil Uygur'a iade edilmesi gerekmektedir. B. 6183 sayılı AATUH Kanunun 35 ve mükerrer 35. maddeleri ile 213 sayılı VUK'nun 10. maddesinde düzenlenen sorumluluk uygulamaları aşağıda yer aldığı gibidir. 6183 sayılı AATUH Kanun Madde 35 Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. 6183 sayılı AATUH Kanun Mükerrer Madde 35 Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanunî temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz. 6183 sayılı AATUH Kanunun 35 ve mükerrer 35. maddeleri ile 213 sayılı VUK'nun 10. maddesinde düzenlenen sorumluluk uygulamaları nedeniyle yapılacak takiplerde ortak ve kanuni temsilcilerin takibinde bir öncelik sırası bulunmamaktadır. Bu nedenle ortaklar ve kanuni temsilciler hakkında yapılacak takiplere aynı zamanda başlanılabilir. Bu nedenle takip işleminin sıralı olarak yürütülmemesi gerekmektedir. Şirket müdürleri Ahmet Doğru ve Ayhan İpek den kamu alacağının cebri icra yoluyla tahsil edilebilmesi için ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması gerekir. Anılan kişilere ödeme emri tebliğ edilmeden uygulanan haciz işleminin iptal edilmesi gerekir. Söz konusu borcun tahsili için şirket temsilcileri adına düzenlenecek ödeme emrinin tebliğ edilmesi gerekir. Tebliğ edilen ödeme emirlerinin kesinleşmesi ve borcun ödenmemesi durumunda, haciz işleminin Ahmet Doğru ve Ayhan İpek hakkında da uygulanması gerekir. Öte yandan Mustafa Pehlivan şirketin kanuni temsilcisi olmayıp ortağı olduğundan, şirketteki hissesi oranına isabet eden borç tutarı için ödeme emri düzenlenmeli ve borcun ödenmemesi durumunda haciz uygulanmalıdır. C. İngiltere’de mukim “GTB” Corporation Şirketinin elde ettiği kira geliri dar mükellef kurumlarca elde edilen gayrimenkul sermaye iradıdır. KVK'nun 30/1.fıkrası uyarınca dar mükellef kuruma kazanç sağlayanlar sağladıkları kazanç üzerinden aynı maddede belirtilen oran üzerinden tevkifat yapmak zorundadırlar. Bu nedenle vergi dairesinin dar mükellef tarafından beyannamenin verildiğini dikkate alarak öncelikle söz konusu madde hükmü gereğince tevkifatı yapmayan Hakan Yanılmaz’a beyanname verilen tarihe kadar yapmadığı tevkifat dolayısıyla gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası araması gerekir. KVK'nın 22. maddesi uyarınca, dar mükellefiyete tabi kurumlar GMSİ'nin tespitinde GVK'nın 21. maddesindeki istisna hükmü dışında GMSİ'nin tespitine ilişkin hükümleri uygulayacaklardır. Bu kapsamda İngiltere’de mukim “GTB” Corporation Şirketinin Türkiye'de elde ettiği GMSİ'nin safi tutarın tespitinde GVK'nın 74/3. maddesindeki götürü gider esası tatbik edilmesinde eleştirilecek bir husus bulunmamaktadır. Buna göre; İngiltere’de mukim “GTB” Corporation Şirketinin 2010 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin aşağıdaki gibi olması gerekir. GMSİ Toplamı: 32.600.- Götürü Gider: 8.150.- Safi İrat: 24.450.- KV Matrah: 24.450.- Hesaplanan KV 4.890.- Sonuç olarak mükellef kurum adına (24.450-22.500=) 1.950 TL matrah farkı üzerinden hesaplanacak (1950X%20=) 390.- TL kurumlar vergisinin ikmalen tarh edilmesi ve ikmalen tarh edilecek kurumlar vergisi üzerinden bir kat tutarında hesaplanacak vergi ziyaı cezasının ayrıca kesilmesi gerekmektedir.

Vergi Tekniği dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 1045 çözümlü soru

Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

YMM Sınavı uygulaması