Soru 1 · 2015/1 · Vergi Tekniği
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca; teminat istenebilecek
durumlar, teminat isteyebilecek olanlar, teminat istenmesinde süreler, teminat olarak kabul edilebilecek
değerler ve teminat olarak istenecek tutarlar nelerdir? Yasal dayanaklarıyla birlikte ayrıntılı olarak
açıklayınız. (30 Puan)
Komisyonun resmî cevabını gör
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun birinci kısmının ikinci bölümünde, amme alacaklarının korunmasına ilişkin müesseselere yer verilmiş olup, bunlardan ilki olan teminat hükümleri anılan Kanunun 9-12 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Konuya ilişkin açıklama ve düzenlemelere Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde (Tahsilat Genel Tebliği) ayrıntılı olarak yer verilmiştir. 6183 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ilk fıkrasında; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesine göre vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile yine aynı Kanunun 359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli işlemlere başlanılması halinde, vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen tutar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, 213 sayılı Kanunun 135 inci maddesiyle kendilerine inceleme yetkisi verilmiş bulunanlar tarafından, mükelleflerin veya sorumluların kayıt ve işlemlerinin incelenmesi sırasında 213 sayılı Kanunun 344 ve 359 uncu maddelerinde sayılan hallerin tespit edilmesi nedeniyle bir amme alacağı salınması için gereken işlemlere başlanılmışsa, inceleme elemanlarınca yapılacak ilk hesaplamalara göre tespit edilecek tutar üzerinden derhal teminat istenecektir. Vergi Usul Kanununun 135 inci maddesinde; vergi müfettişleri, vergi müfettiş yardımcıları, ilin en büyük mal memurları veya vergi dairesi müdürleri ile Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanların inceleme yapmaya yetkili oldukları hükme bağlanmıştır. Vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen tutar üzerinden istenecek 3 teminatın, vergi aslı, gecikme faizi ile ceza tutarlarını karşılayacak değerde olması gerekmektedir. Bu aşamada vergi alacağı tahakkuk etmediğinden, gecikme faizinin hesabında teminat isteme yazısının düzenlendiği tarih esas alınacaktır. Ancak, gerek teminat isteme yazılarında gerekse teminat gösterme yazıları veya belgelerinde, vergi alacağının tahakkuk etmesi üzerine hesaplanacak gecikme faizi ve zammının dikkate alınacağının belirtilmesi gerekmektedir. Türkiye’de ikametgahı bulunmayan amme borçlusunun durumu, amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu gösteriyorsa, tahsil dairesi borçludan teminat isteyebilecektir. Burada dikkate edilecek bir husus, teminat istemeye ilişkin Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında Vergi Usul Kanununun kapsamına giren kamu alacakları düzenlendiği halde, ikinci fıkrada her türlü kamu alacağı için teminat istenmesi hali düzenlenmiştir. Ayrıca ikinci fıkra uyarınca teminat istenmesinde kamu idaresine takdir hakkı verilmiştir. 6183 sayılı Kanunun teminat hükümlerinin yer aldığı 9-12 inci maddelerinde, teminat istenenlere teminat gösterilmesi için kaç günlük süre verileceği konusunda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda; 6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile tebliğlerin yapılması ve sürelerin hesaplanması bakımından 213 sayılı Kanuna yapılan atıf sebebiyle, teminat isteme yazılarında verilecek sürenin 213 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi hükmü çerçevesinde 15 günden az olmaması gerekir. Zaten Tahsilat Genel Tebliğinde de bu konu belirtilerek süreler konusunda bu yönde açıklamalarda bulunulmuştur. 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde, teminat olarak kabul edilecek değerler sayılmıştır. Madde hükmüne göre;
- Para,
- Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları,
- Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri (Hazine bonosu ve Devlet
tahvilleri) veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler (nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilmiş ise bu işlemlerde anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınır.),
- Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat (Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul
edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksanıyla değerlendirilir.),
- İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz
varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar, teminat olarak kabul edilecektir. 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (5) numaralı bendi uyarınca, üçüncü şahıslar tarafından borçlu lehine teminat olarak gösterilen menkul veya gayrimenkul malların da teminat olarak alınması mümkündür. Tahsilat Genel Tebliğ uyarınca, üçüncü şahsın kendisine ait malı başkasının borcuna karşılık teminat olarak vermek istemesi halinde, bu iradesini açık bir şekilde gösteren imzalı muvafakat yazısını tahsil dairesine bizzat getirmesi gerekmektedir. Yine anılan Genel Tebliğ uyarınca, muvafakat yazısının bizzat üçüncü şahıs tarafından getirilmemesi halinde, üçüncü şahıs tarafından imzalanmış ve noter tarafından onaylanmış bir örneğinin tahsil dairesine gönderilmesi yeterli görülmüştür. Yine Tahsilat Genel Tebliğinde borçlu veya borçlu lehine üçüncü şahıslar tarafından elbirliği (iştirak halinde) mülkiyetine konu gayrimenkullerin teminat olarak gösterilebilmesi için diğer ortakların (maliklerin) muvafakatinin gerektiği ve tahsil dairesinin bu hususu göz önünde bulundurması gerektiği ayrıca belirtilmiştir. 4 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmüne göre verilen teminatların sonradan tamamen veya kısmen değerini kaybetmesi veya borç tutarının artması halinde, teminatın tamamlanması veya yerine başka teminat gösterilmesi istenecektir. Üçüncü kişiler tarafından gösterilen teminatın değerinin azalması halinde, teminatın tamamlatılmasının borçludan isteneceği tabiidir. Aynı madde hükmüne göre borçlu, tahsil dairesinin kabulüne bağlı olarak daha önce verdiği teminatı kısmen veya tamamen başka bir teminatla değiştirebilecektir. 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde teminat olarak kabul edilecek değerler belirtildikten sonra, bu maddeye göre teminat sağlayamayanlara, Kanunun 11 inci maddesiyle muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu olarak gösterebilme imkanı tanınmıştır. Ancak 6183 sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile şahsi kefaleti kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesine serbesti tanınmıştır. Şahsi kefalet, tespit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis edilecektir. Tahsilat Genel Tebliğinde kefalet senedine ilişkin ayrıntılı düzenlemelere ve örnek formlara yer verilmiştir. 6183 sayılı Kanunun teminat hükümleri içerinde yer alan hususlardan bir diğeri olan teminat hükmünde olan eşyaya ilişkin düzenleme 6183 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile yapılmıştır. Buna göre; bar, otel, han, pansiyon, çalgılı yerler, sinemalar, oyun ve dans yerleri, birahane, meyhane, genelevler içerisinde bulunan eşya ve malzeme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 270, 271 inci maddeleri hükümleri mahfuz kalmak şartıyla bu müesseselerin işletilmesinden doğan amme borçlarına karşı teminat hükmünde olacağı belirtilmiştir. İcra ve İflas Kanuna yapılan atıf ile taşınmaz sahibinin üzerinde hapis hakkını kullandığı eşya, kamu alacağının teminatı olarak kabul edilmemiştir. Bu işletmelerin içerinde bulanan eşyadan; noterden tasdikli icar mukavelesinde gayrimenkul sahibinin demirbaşı olarak kayıtlı olanlar ile otel, han ve pansiyonlardaki misafir ve kiracıların kendilerine ait olanlar bu düzenlemenin dışında olduğu yine aynı Kanun maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca üçüncü şahısların Medeni Kanunun 688 ve Borçlar Kanununun 222 nci maddelerine müsteniden yapacakları istihkak iddiaları mahfuz kalmak şartıyla, bu yerlerdeki mallar üzerindeki istihkak iddiaları, alacaklı amme idaresinin bu teminat hakkını ihlal etmeyeceği anılan maddede ayrıca ifade edilmiştir. Kanun maddesinde atıfta bulunulan Kanun maddeleri mülga Medeni Kanun ve mülga Borçlar Kanununun maddeleri olup, mülga Medeni Kanunun 688 nci maddesinde mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışlar, mülga Borçlar Kanununun 222 nci maddesinde taksitli satışlar düzenlenmiştir. Bu durumda, mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlar ile taksitli satışlardan kaynaklanan istihkak iddialarının, eşyanın kamu alacağına teminat olmasına göre öncelik kazanması sağlanmıştır.