Soru 1 · 2015/2 · Vergi Tekniği
Limited şirketin gerçek veya tüzel kişi ortakları ile yöneticilerinin limited şirketteki statüsüne göre
şirketin vergi borçlarından; hangi tutarlarda, hangi koşullarda ve hangi yöntemle sorumlu tutulabileceklerini
yasal dayanaklarıyla açıklayınız. (25 Puan)
Komisyonun resmî cevabını gör
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 602. maddesinde limited şirketlerin borç ve yükümlülükleri nedeniyle sadece mal varlıkları ile sorumlu oldukları belirtilmiştir. Buna göre, şirket borçlarından esas olarak şirketin kendisi sorumlu olacak ve bu sorumluluk şirketin bütün malvarlıklarını kapsayacaktır. TTK'nın 573/2. maddesine göre limited şirketlerde ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Yani ortaklar için asıl olan şirkete sermaye koyma borcudur. Ancak konu vergi borcu olduğunda amme alacaklarına ilişkin özel hükümler içeren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerini öncelikli olarak dikkate almamız gerekmektedir. 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde limited şirketin amme borçlarına ilişkin özel hükümlere yer verilmiştir. Söz konusu kanun maddesinin birinci fıkrasına göre; “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” Yukarıdaki kanun maddesinden anlaşılacağı üzere, limted şirket ortakları şirketten kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarından dolayı şirketteki ortaklık payları oranında sorumludurlar. Gerçek ve tüzel kişi ortakların, vergi borçlarından bu şekilde sorumlu olması, 6183 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca amme borçlusu oldukları ve anılan Kanun hükümleri uyarınca takip edilecekleri anlamını taşımaktadır. Limited şirket ortağı gerçek kişi olduğunda ortaklık payları oranında tüm mal varlığı ile şirketin vergi borcundan sorumludur. Ortak tüzel kişi olduğunda ortaklık payları oranında sorumluluk tüzel kişinin mal varlığı ile sınırlıdır. 6183 sayılı Kanunun 35. maddesine göre, vergi borçlarından sorumlu olacak ortaklar nezdinde takibe 6183 sayılı Kanunun 55. maddesine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanacaktır. Ayrıca 6183 sayılı Kanunun “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer koruma hükümleri, yeterli şartların varlığı halinde bu tebliğdeki düzenlemeler dikkate alınarak amme borçlusu sayılan ortak hakkında da uygulanacaktır. Limited şirket ortaklarının değişmesi durumunda yukarıda değinilen sorumluğun nasıl olacağına ilişkin düzenlemeye yine 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinin 2 ve 3. Fıkralarında yer verilmiş buna göre; “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” Yukarıdaki kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere vergi borcu olan bir limited şirketin ortaklık payı devredildiğinde, şirketin hem payını devreden ortağı hem de devir alan ortağı vergi borcunun ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacaklardır. Devir eden veya devir alan ortaklar arasında vergi borcunun takibi açısından bir öncelik veya sıralama söz konusu değildir. Yukarıda yer alan 35. maddenin 3. fıkrası ise henüz kesinleşmiş bir vergi borcu olmaksınız şirket ortaklık payı devredilmesi durumunu düzenlemekte ve konumuz açısından vergi doğuran olay ile verginin ödenmesi gereken zamanlarda ortakların farklı olması durumunda eski ve yeni ortağın müteselsilen sorumlu olduğunu hüküm altına almaktadır. 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uygulamasında limited şirket ortaklarının kimler olduğu, ortaklık paylarını ne zaman devir ettikleri veya aldıklarının tespit edilmesi önem kazanmaktadır. Bu konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalara Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde ayrıntılı olarak yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 594. maddesinde pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların adları, adresleri, her ortağın sahip olduğu esas sermaye payının sayısı, esas sermaye paylarının devirleri ve geçişleri itibari değerleri, grupları ve esas sermaye paylarının kaydedileceği hükme bağlanmıştır. Şirket ortaklarının belirlenmesi dışında açıklığa kavuşturulması gereken bir husus ise tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından neyi anlamamız gerektiğidir. 6183 sayılı Kanunun 3. maddesinde bu konuya da açıklık getirilmiştir. Buna göre, -Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,” -Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,” şeklinde tanımlanmıştır. 4 Vergi borçlarından dolayı limited şirket ortakları sorumlu tutulmadan önce kanunda yer alan ve yukarıda değinilen tanımlar dikkate alınarak vergi alacağının kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Limited şirketin yöneticilerinin diğer bir ifade ile kanuni temsilcilerinin vergi borçlarından dolayı sorumlulukları 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesiyle düzenlenmiştir. 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi, sadece limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin değil, genel olarak (tüzel kişilerin, küçüklerin ve kısıtlıların kanuni temsilcilerini, tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenleri, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessillerini kapsamaktadır) kanuni temsilcilerin amme alacakları açısından sorumluluklarını düzenlemiştir. Aynı şekilde Vergi Usul Kanununun 10. maddesi de vergi borçları açısından genel olarak kanuni temsilcilerin sorumluklarını düzenlemiştir. Kanuni temsilcilerin kimler olduğu ve sorumluluklarının şekli Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta belirlenmiştir. Buna göre, ilgili mevzuatta belirlenen tüzel kişiliği haiz kuruluşların ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmelerinde ve bu sözleşmelerde aynı usulle yapılan değişikliklerde tayin edilen kanuni temsilcileri, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi ile amme alacağının ödenmesinden de sorumlu tutulmuşlardır. Konumuz limited şirketlerin yöneticileri diğer bir ifade ile kanuni temsilcilerinin sorumlulukları olduğu için sermaye şirketi olan limited şirketin kanuni temsilcilerini belirlemek için Türk Ticaret Kanununa bakmak gerekmektedir. Bu konuda belirleme 6102 sayılı TTK’nın 623. maddesi ile yapılmıştır. Buna göre; “(1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir. (2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler. (3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.” Yukarıdaki Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere, limited şirketin kanuni temsilcisi, şirket sözleşmesi ile tayin edilmiş müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortak veya tüm ortaklar ya da üçüncü kişiler olabilecektir. Ancak üçüncü kişilere şirketin yönetim ve temsilinin verilebilmesi için ortaklardan en az birinin şirketin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekmektedir. 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca limited şirketin kanuni temsilcisi/temsilcileri limited şirketten kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan şirketin vergi borçlarının tamamından müşterek ve müteselsil borçlu olarak tüm mal varlıkları ile sorumludurlar. Bu sorumluk için herhangi bir ihmal veya kusurlarının olması gerekmemektedir. Oysa Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde düzenlenen “Kanuni temsilcilerin ödevleri” başlıklı maddede düzenlenen kanuni temsilcilerin sorumluklarında kusurlu sorumluluk benimsenmiştir. Anılan kanun maddesinde öncelikle kanuni temsilcinin sorumlukları yani “Tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmıyan teşekküllerin” kanuni temsilcilerinin bunlar adına düşen ödevleri yerine getireceği ve bu ödevleri yerine getirmemeleri halinde mükellef veya vergi sorumluların mal varlıklarından kısmen veya tamamen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni temsilciden alınacağı hükme bağlanmıştır. Gerek 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde gerekse Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tasfiyeye girmiş olmaları veya tasfiye edilmiş olmalarının şirket kanuni temsilcilerinin tasfiyeye giriş tarihinden önceki sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını hüküm altına alınmıştır. Aynı şekilde her 5 iki madde de kanuni temsilcilerin ödedikleri vergiyi asıl mükelleflere rücu edebilecekleri konusunu hüküm altına almıştır. Amme borçlusunun birden fazla kanuni temsilcisi bulunduğu takdirde, ilgili kanunlara göre kanuni temsilcilerin sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar hakkında tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibe geçilecektir. 6183 sayılı Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre yapılan takip sonucunda amme borçlusunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin mal varlığından tahsil edilmesi 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinin 5. fıkrasında şirket ortakları için aynı Kanunun 35. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemeye benzer şekilde “Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, limited şirketin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin kanuni temsilci olması halinde söz konusu kişiler, amme alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, Kanunun mükerrer 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca takip edilecektir. Yukarıda değinilen mükerrer 35. maddesinin 5. fıkrası Anayasa Mahkemesinin 19.3.2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa mahkemesinin aynı kararı ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesindeki “Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” hükmü de iptal edilmiştir. Yeterli şartlar oluştuğu takdirde, 6183 sayılı Kanunun “Amme alacaklarının korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer korunma hükümlerinin amme borçlusunun yanı sıra amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler hakkında da uygulanması cihetine gidilecektir. Ayrıca 6183 sayılı Kanunun 35 ve mükerrer 35. maddelerinde yer verilen sorumluluklar ile 213 sayılı Kanunun 10. maddesinde düzenlenen sorumluluk nedeniyle yapılacak takiplerde ortak ve kanuni temsilcilerin takibinde bir öncelik sıralaması bulunmamaktadır.