2016/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2016/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2016/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi irade bozukluğu hallerinden birisidir?

  • A)Sebepsiz zenginleşme
  • B)Temerrüd
  • C)İbra
  • D)Yanılma
  • E)Takas
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı D) Yanılma'dır.

Gelin, neden bu cevabın doğru olduğunu ve diğer şıkların neden işe yaramadığını adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap "Yanılma"?

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, bir sözleşme yaparken iradenin (yani karar verme yeteneğinin) serbestçe ve doğru bir şekilde ortaya konamaması durumlarına "İrade Bozukluğu" denir. Kanun, irade bozukluğunu 4 ana başlıkta toplar:

  • Yanılma: Kişinin sözleşmenin içeriği veya taraflar hakkında yanlış bir düşünceye kapılması.
  • Hile: Karşı tarafın kasıtlı olarak yanlış bilgi vermesi veya gerçeği saklaması.
  • Korkutma (Zorlama): Karşı tarafın tehdit veya baskısı altında sözleşme yapma.
  • Aşırı Yararlanma: Zayıf durumun kötüye kullanılması.

Yanılma, işte bu 4 irade bozukluğu halinden biridir. Yani, sen bir iş yaparken "Bunu sanıyordum" dediğin ve bu düşünce hatan yüzünden iradenin bozulduğu durum, kanun tarafından koruma altına alınmıştır. Bu yüzden D şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi hukukta geçerli ve önemli kavramlardır, ancak bunlar irade bozukluğu değil, sözleşmelerin sona erme veya yerine getirme şekilleridir.

  • A) Sebepsiz Zenginleşme: Birinin haksız yere mal veya para kazanıp, diğerinin zararına zenginleşmesidir. Bu bir irade bozukluğu değil, bir haksız fiil veya borç ilişkisi sebebidir.
  • B) Temerrüd: Borcunu zamanında yerine getirmeyen borçlunun gecikmesidir. Bu, sözleşmenin yerine getirilmemesi durumudur.
  • C) İbra: Borcun ödenmesi veya başka bir suretle sona ermesiyle borçlunun alacaklıdan kurtulmasıdır. Bu, borç ilişkisinin sona ermesi sebebidir.
  • E) Takas: Karşılıklı borçların birbirine mahsubu (karşılıklı ödemelerin birbirine sayılması) ile borçların sona ermesidir. Bu da bir borç sona erme sebebidir.

Gördüğün gibi, A, B, C ve E şıkları sözleşmenin nasıl bittiğini anlatırken; D şıkkı ise sözleşmenin nasıl bozuk bir iradeyle kurulduğunu anlatır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 28-34 arası konusunu, yani "İrade Bozuklukları" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle:

  • İrade Bozuklukları: Yanılma, Hile, Korkutma, Aşırı Yararlanma.
  • Borç Sona Erme Halleri: İfa, Takas, İbra, Temerrüd, İmkanın Kalkması vb.

Sınavda benzer sorularla karşılaştığında, sorunun "sözleşmenin kurulma aşamasındaki hata" mı yoksa "sözleşmenin bitiş aşaması" mı sorduğuna dikkat etmen yeterli olacaktır. Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2016/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, kira bedelinden doğan alacaklar için kaç yıllık zamanaşımı süresi uygulanır?

  • A)1
  • B)2
  • C)3
  • D)4
  • E)5
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamalısın. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre kira bedelinden doğan alacakların zamanaşımı süresini soruyor.

Gelin adım adım inceleyelim:

Neden Doğru Cevap E (5 Yıl)?

Türk Borçlar Kanunu'nda zamanaşımı süreleri, borcun türüne göre farklılık gösterir. Soruda "kira bedelinden doğan alacaklar" ifadesi geçiyor.

Kanunun 146. maddesinin 2. fıkrasında açıkça belirtilmiştir: > "Kira bedelleri ve kira bedellerinden doğan alacaklar için zamanaşımı süresi beş yıldır."

Bu kuralın mantığı şudur: Kira sözleşmeleri genellikle uzun vadeli ve tekrar eden ödemeler içerir. Bu nedenle, borçlunun borcu ödememesi durumunda alacaklının haklarını koruyabilmesi için genel zamanaşımı süresinden (3 yıl) daha uzun bir süre tanınmıştır. Bu nedenle doğru cevap 5 yıldır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca hatırlayalım:

  • A) 1 Yıl: Bu süre genellikle ticari işlemlerdeki bazı özel alacaklar veya ticari senetler için geçerli olabilir, ancak kira bedelleri için geçerli değildir.
  • B) 2 Yıl: Bu süre genellikle ticari işlemlerdeki alacaklar için geçerli olan eski bir kuraldır veya bazı özel durumlar içindir, genel kira kuralı değildir.
  • C) 3 Yıl: Bu, Genel Zamanaşımı Süresidir (TBK m. 146/1). Kira bedeli hariç, diğer çoğu borç türü (örneğin mal teslimi, hizmet sözleşmesi vb.) için 3 yıllık zamanaşımı uygulanır. Öğrencilerin en sık yaptığı hata, genel kuralı (3 yıl) özel kurala (5 yıl) karıştırmaktır.
  • D) 4 Yıl: Türk Borçlar Kanunu'nda 4 yıllık bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Bu şık tamamen uydurmadır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 146'yı (Zamanaşımı Süreleri) ezberlemeniz veya iyi anlamanız gerekir.

Özellikle şunu akılda tutmalısın:

  • Genel Kural: 3 yıl.
  • İstisna (Kira Bedeli): 5 yıl.

Sınavda "kira bedeli", "kira bedelleri" veya "kira sözleşmesinden doğan alacak" gibi ifadeler gördüğün an, hemen 5 yılı işaretlemelisin.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2016/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümlerine ne denir?

  • A)Yürürlük koşulları
  • B)Aşırı yararlanma koşulları
  • C)Saikte yanılma koşulları
  • D)Geçerlilik koşulları
  • E)Genel işlem koşulları
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir kavramı, yani "Genel İşlem Koşulları"nı sorguluyor. Gel bu kavramı senin için basit bir örnekle açıklayalım.

Neden Doğru Cevap E (Genel İşlem Koşulları)?

Soruda geçen tanıma dikkatli bakarsak, sözleşmenin nasıl yapıldığına dair üç kritik ipucu var:

  • Tek taraflı hazırlanması: Sözleşmeyi bir kişi (örneğin bir banka veya sigorta şirketi) tek başına hazırlamış.
  • Çok sayıda sözleşme için: Bu hazırlanan metin sadece seninle değil, gelecekte senin gibi binlerce başka müşteriyle yapılacak sözleşmelerde kullanılacak.
  • Önceden sunulması: Karşı taraf (müşteri) sözleşmeyi imzalamadan önce bu kuralları zaten hazır bulmuş.

Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı T.B.K.) göre, bir tarafın bu kuralları tek başına hazırlayıp, karşı tarafa "al ya da bırak" mantığıyla sunduğu ve çok sayıda sözleşmede standart olarak kullandığı hükümlere Genel İşlem Koşulları denir.

Basit Örnek: Bir banka hesabı açarken sana sunulan 10 sayfalık sözleşmeyi düşün. Bu sözleşmeyi banka hazırlamıştır, sen sadece imzalarsın. İçindeki "faiz oranları", "gecikme cezası" gibi kurallar, bankanın tek başına hazırladığı ve tüm müşterilere uyguladığı kurallardır. İşte bunlar "Genel İşlem Koşulları"dır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden doğru olmadığını kısaca şöyle açıklayabiliriz:

  • A) Yürürlük koşulları: Bu, bir sözleşmenin ne zaman başlayacağını veya ne zaman biteceğini belirleyen kurallardır. Sorudaki "tek taraflı hazırlama" ve "standartlık" vurgusuyla ilgisi yoktur.
  • B) Aşırı yararlanma koşulları: Bu bir hukuk terimi değil. Ancak hukukta "Aşırı Yararlanma" (T.B.K. m. 27), bir tarafın acizlik, bağımlılık veya deneyimsizlik durumunu kullanarak karşı tarafa çok ağır yükler yüklemesidir. Bu bir "koşul" değil, sözleşmenin geçersiz olmasına neden olan bir haksızlık durumudur.
  • C) Saikte yanılma koşulları: Burada bir yazım hatası var gibi dursa da hukukta "Sahte Yanılma" diye bir terim yoktur. Yanılma (T.B.K. m. 28), kişinin sözleşmenin içeriği veya tarafları hakkında yanlış düşünmesidir. Bu da bir "hazırlık koşulu" değil, hata durumudur.
  • D) Geçerlilik koşulları: Bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için gereken genel şartlardır (örneğin; tarafların ehliyetli olması, sözleşmenin kanuna aykırı olmaması vb.). Soruda anlatılan özel hazırlama usulüyle ilgisi yoktur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı T.B.K.)'nun Genel İşlem Koşulları başlıklı bölümünü (özellikle maddeler 109-119 arası) bilmelisin.

Özetle: Bir sözleşme "hazır" ve "standart" ise ve karşı tarafın üzerinde oynama şansı yoksa, bu Genel İşlem Koşulları'dır. Doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 4 · 2016/1 · Borçlar Hukuku

Para borçları bakımından borçlu temerrüdü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Para borçlarında temerrüt faizi istenebilmesi için alacaklının bir zararı bulunduğunu ispat etmesi gerekir.
  • B)Para borçlarında temerrüt halinde, borçlu temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
  • C)Para borçlarında temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması gerekir.
  • D)Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa temerrüt faizi talep edilemez.
  • E)Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olsa dahi hiçbir koşulda bu aşkın zararı isteyemez.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, Borçlar Hukuku'nun en önemli konularından biri olan "Temerrüt" ve özellikle para borçlarındaki kuralları sorguluyor.

Gelin, doğru cevabı (B şıkkını) neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim ve diğer şıkların neden tuzağa düşürdüğünü görelim.

✅ Neden Doğru Cevap B?

B) Para borçlarında temerrüt halinde, borçlu temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

Bu şık doğrudur çünkü Türk Borçlar Kanunu'na (BK) göre para borçlarında kural şudur: Borçlu ödeme vadesini geçirdiği anda (temerrüde düştüğü anda), alacaklıya temerrüt faizi ödemek zorundadır.

Buradaki en kritik nokta şudur: Para borçlarında temerrüt faizi, alacaklının "zararını ispat etmesine gerek yoktur". Yani borçlu gecikmiş olsa bile, alacaklı "Benim bu gecikme yüzümden maddi bir zararıma uğradım" diye bir belge sunmak zorunda değildir. Kanun, para borcunun gecikmesinin kendisini bir zarar (enflasyon, para değerinin düşmesi vb.) olarak kabul eder ve otomatik olarak faiz doğar. Bu, para borçları için özel bir kuraldır.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca açıklayalım:

  • A Şıkkı Yanlış: "Alacaklının zararı bulunduğunu ispat etmesi gerekir" der. Bu hatalıdır. Para borçlarında alacaklının zararı ispat etmesine gerek yoktur. Zararın varlığı kanunen kabul edilir. (Sadece para olmayan borçlarda, örneğin bir işin gecikmesi gibi durumlarda zarar ispatı gerekebilir, ama para borcunda gerekmez).
  • C Şıkkı Yanlış: "Borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması gerekir" der. Bu da hatalıdır. Para borçlarında temerrüt faizi, borçlunun kasıtlı veya kusurlu olmasına bağlı değildir. Borçlu ödemeyi yapamamış olsa bile (örneğin aciz olsa bile), vadeyi kaçırdığı an temerrüt faizi doğar. Kusur aranmaz.
  • D Şıkkı Yanlış: "Sözleşmede kararlaştırılmamışsa temerrüt faizi talep edilemez" der. Bu yanlıştır. Taraflar sözleşmede faiz oranını yazmamışlarsa, yasal temerrüt faizi oranı uygulanır. Faiz talep edilemez denilemez, yasal oran uygulanır.
  • E Şıkkı Yanlış: "Aşan zararı hiçbir koşulda isteyemez" der. Bu yanlıştır. Eğer alacaklı, temerrüt faizinin de ötesinde gerçek bir zarara uğramışsa (örneğin faizden çok daha fazla bir kayıp yaşadıysa), bu aşan zararı da talep edebilir. Faiz, zararı telafi etmezse alacaklı fazlasını isteyebilir.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Borçlar Hukuku ders kitabının "Temerrüt" ve "Para Borçları" başlıkları altındaki kuralları bilmelisin.

Özellikle şunu ezberlemelisin: > Para borçlarında temerrüt faizi, alacaklının zararı ispat etmeden ve borçlunun kusurunu göstermeden doğar.

Bu kural, sınavlarda en sık sorulan ve en çok karıştırılan konudur. Soru kökünde "Para borçları" ifadesi geçtiği için, diğer borç türlerindeki (örneğin işin gecikmesi gibi) kuralları karıştırmadan, doğrudan para borcu kuralını (B şıkkı) işaretlemen gerekir.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2016/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisinin yaptırımı olarak “kesin hükümsüzlük” öngörülmemiştir?

  • A)Sözleşme kurulduğu anda sözleşme konusunun imkânsızlığı
  • B)Kanunun emredici hükümlerine aykırılık
  • C)Kamu düzenine aykırılık
  • D)Aşırı yararlanma
  • E)Ahlâka aykırılık
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre sözleşmelerin geçersizlik türlerini ve bunların yaptırımlarını sorguluyor.

Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden D Şıkkı Doğru Cevap?

Soruda "yaptırımı olarak kesin hükümsüzlük öngörülmemiştir" diye soruluyor. Yani, hangisinin sözleşmesi "kesin hükümsüzlük" (hiçbir zaman geçerli olamayan, baştan beri yok sayılan) ile sonuçlanmaz?

  • Aşırı Yararlanma (D Şıkkı): TBK m. 27'de düzenlenmiştir. Bir sözleşmede bir tarafın diğerinden aşırı derecede yararlanması durumu söz konusuysa, bu sözleşme hiç hükümsüz değildir. Bu durumun yaptırımı "iptal edilebilirlik"tir. Yani, zarar gören taraf mahkemeye başvurarak sözleşmeyi iptal ettirebilir. Eğer iptal ettirmezse sözleşme geçerli olmaya devam eder.
  • Özetle: Aşırı yararlanma durumunda sözleşme "geçersiz" değil, "iptal edilebilir"dir. Bu yüzden "kesin hükümsüzlük" yaptırımı buraya uygulanmaz. Soru bunu sorduğu için D şıkkı doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Cevap Olamaz)?

Diğer şıkların tamamı, TBK'ya göre sözleşmenin "Kesin Hükümsüzlük" yaptırımı ile sonuçlanır. Yani bu sözleşmeler baştan beri geçersizdir ve hiçbir zaman geçerli olamazlar.

  • A) Sözleşme kurulduğu anda imkânsızlık: Eğer sözleşmenin konusu baştan beri yapılamayacak bir şeyse (örneğin: "Satın alacağım" dediğin evin zaten yok olması gibi), sözleşme kesin hükümsüzdür (TBK m. 26).
  • B) Kanunun emredici hükümlerine aykırılık: Kanun "yasaktır" dediği bir şeyi sözleşme ile yapmak istersen, sözleşme kesin hükümsüzdür (TBK m. 27).
  • C) Kamu düzenine aykırılık: Kamu düzenini ihlal eden sözleşmeler kesin hükümsüzdür (TBK m. 27).
  • E) Ahlâka aykırılık: Ahlâka aykırı sözleşmeler de kesin hükümsüzdür (TBK m. 27).

Gördüğün gibi A, B, C ve E şıklarının hepsi "Kesin Hükümsüzlük" yaptırımıyla sonuçlanır. Soru ise "Kesin hükümsüzlük olmayanı" sorduğu için bu şıklar cevap olamaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 26 ve 27'yi iyi bilmelisin. Özellikle şu ayrımı ezberlemelisin:

  • Kesin Hükümsüzlük: Konu imkânsızsa, kanun emredici hükümlere, kamu düzenine veya ahlâka aykırıysa sözleşme hiç hükümsüzdür.
  • İptal Edilebilirlik: Sadece Aşırı Yararlanma (ve hile, tehdit gibi durumlar) durumunda sözleşme iptal edilebilirdir. Zarar gören taraf istemiyorsa sözleşme geçerli kalır.

Özetle: Sınavda "Kesin hükümsüzlük" kelimesini gördüğünde, "Aşırı Yararlanma" şıkkını hemen eleyebilirsin, çünkü onun yaptırımı farklıdır.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2016/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, bir sözleşmenin geçerli olması için kanunda veya taraflar arasında özel bir şekil öngörülmemişse o sözleşmenin geçerlilik şekline ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Sözleşme hiçbir şekle bağlı değildir.
  • B)Sözleşmenin noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması gerekir.
  • C)Sözleşmenin noter tarafından onaylanması gerekir.
  • D)Sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılması gerekir.
  • E)Sözleşmenin görevli mahkeme tarafından onaylanması gerekir.
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM staj sınavına hazırlık sürecinde karşılaşacağın hukuk sorularını senin için basitleştirelim. Soru senin için doğru olan A şıkkını işaretlemeni istiyor. Gelin, nedenini ve diğer şıkların neden işe yaramadığını adım adım inceleyelim.

1. Neden Doğru Cevap "A" Şıkkıdır?

Bu sorunun temelinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın en temel ilkesi olan "Şekil Serbestliği" ilkesi yatar.

Kanun, bir sözleşmenin geçerli olması için genellikle herhangi bir şekil şartı aramaz. Yani, sen ve karşı tarafınız bir anlaşmaya varırsınız, bunu sözlü olarak yaparsınız, bir kağıda yazar, e-posta ile gönderir veya hatta sadece el sıkışarak anlaşma sağlarsınız. Bu anlaşma, kanunda veya taraflar arasında özel bir "şekil" (örneğin noter onayı, yazılı olması, tanıklı olması gibi) şartı koşulmamışsa, sözleşme geçerli olur.

  • Kural: Kanun veya taraflar özel bir şekil istemediyse, sözleşme hiçbir şekle bağlı değildir.
  • Sonuç: Bu nedenle A şıkkı ("Sözleşme hiçbir şekle bağlı değildir") doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar, sözleşmelerin geçerliliği için zorunlu olan özel durumları (istisnaları) genel bir kural gibi göstererek seni yanıltıyor.

  • B ve C Şıkları (Noter Onayı/Düzenleme): Bu şıklar sadece Kanun'un açıkça noter onayını veya düzenlemesini şart koştuğu sözleşmeler için geçerlidir. Örneğin; taşınmaz satışı sözleşmeleri, miras sözleşmeleri veya bazı ticari şirket kuruluş sözleşmeleri noter onayına tabidir. Ancak soruda "kanunda veya taraflar arasında özel bir şekil öngörülmemişse" denildiği için, genel kural olan noter şartı burada uygulanamaz.
  • D Şıkkı (Adi Yazılı Şekil): "Adi yazılı" demek, noter onayı olmayan, sadece imzalı bir kağıttır. Bu da bir şekildir. Kanun hiçbir şekil istemiyorsa, sözleşmenin yazılı olması da zorunlu değildir. Sözlü anlaşma da geçerli olabilir. Bu yüzden bu şık da yanlıştır.
  • E Şıkkı (Mahkeme Onayı): Mahkemeler sözleşmelerin geçerliliğini denetler, ancak sözleşmenin kurulması için mahkemeden onay alınması hiçbir zaman bir kural değildir. Bu tamamen yanlış bir yoldur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu'ndaki "Şekil Serbestliği İlkesi" ve "İstisnalar" konusunu iyi bilmelisin.

  • Ana Kural: Sözleşmeler serbesttir, şekil şartı aranmaz.
  • İstisnalar: Kanunun açıkça belirttiği hallerde (taşınmaz satışı, nikah sözleşmesi vb.) veya tarafların özel olarak "şekil şartı" koyduğu hallerde sözleşme ancak o şekle uygunsa geçerli olur.

Özetle: Soru sana "Şekil şartı yoksa ne olur?" diye soruyor. Cevap: "Hiçbir şekle bağlı değildir, serbesttir." Bu yüzden A şıkkı doğru cevaptır.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz