2026/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2026/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2026/1 · Borçlar Hukuku

I. Hakkaniyet sorumluluğu II. Yapı malikinin sorumluluğu III. Adam çalıştıranın sorumluluğu IV. Tehlike sorumluluğu Yukarıdakilerden hangileri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda özen sorumluluğu başlığı altında düzenlenmektedir?

  • A)Yalnız I
  • B)I ve II
  • C)II ve III
  • D)III ve IV
  • E)I, II ve III
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders çalışıyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Öncelikle sorunun anahtar kelimesine bakalım: "Özen Sorumluluğu". Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) özen sorumluluğu, bir borçlunun borcunu ifa ederken (yerine getirirken) dikkat ve özeni göstermemesi sonucu zarar vermesi durumudur. Bu başlık altında, borçlunun kendi eylemiyle veya kendi işçileriyle verdiği zararlardan sorumlu tutulması düzenlenir.

Neden C Şıkkı Doğru?

Doğru cevap olan II ve III şıklarının neden bu başlık altında olduğunu şöyle açıklayabiliriz:

  • Yapı Malikinin Sorumluluğu (II): Bir binanın inşası veya bakımı sırasında, malik (yapı sahibi) veya onun adına çalışanlar, inşaat sırasında gerekli özeni göstermezlerse ve bu durumdan dolayı üçüncü bir kişiye zarar verirlerse, bu durum TBK'nın "Özen Sorumluluğu" başlığı altında değerlendirilir. Yani, yapıyı yöneten kişinin kendi özensizliği veya işçilerinin özensizliği nedeniyle doğan sorumluluktur.
  • Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (III): Bu, özen sorumluluğunun en klasik örneklerinden biridir. Bir işveren, işçisine "işini yap" der. İşçi işi yaparken özensizlik edip birine zarar verirse, işveren de bu özensizlikten dolayı sorumludur. Kanun, işverene işçisini seçerken ve denetlerken göstermesi gereken özeni yükler. Bu madde doğrudan "Özen Sorumluluğu" başlığı altında yer alır.

Özetle; Yapı maliki ve Adam çalıştıran, kendi eylemleri veya kendi işçileri üzerinden doğan özensizlikten dolayı sorumludur ve bu TBK'da "Özen Sorumluluğu" başlığı altında düzenlenmiştir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • I. Hakkaniyet Sorumluluğu: Bu, özen sorumluluğu değil, Haksız Fiiller bölümünde yer alan özel bir sorumluluk türüdür. Burada özen gösterip göstermediği değil, zararın oluştuğu ve hakkaniyetin gerektirdiği durumdur. Yani bu, "Özen Sorumluluğu" başlığı altında değil, farklı bir başlıkta incelenir.
  • IV. Tehlike Sorumluluğu: Bu da Haksız Fiiller bölümünde yer alan başka bir sorumluluk türüdür. Burada özen gösterip göstermediği önemli değildir; işin doğasında bir tehlike varsa ve bu tehlike gerçekleşip zarar veriyorsa, işin sahibi sorumludur. Örneğin, bir fabrikada patlama olması gibi. Bu da "Özen Sorumluluğu" başlığı altında değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Haksız Fiiller" bölümündeki sorumluluk türlerini iyi ayırt etmeniz gerekir. Özellikle şunları bilmelisiniz:

  • Özen Sorumluluğu: Borçlunun özen göstermemesiyle oluşan sorumluluk (İşveren ve Yapı maliki sorumluluğu buradadır).
  • Tehlike Sorumluluğu: İşin doğasında bulunan tehlikenin gerçekleşmesiyle oluşan sorumluluk (Özen aranmaz).
  • Hakkaniyet Sorumluluğu: Haksız fiil şartları oluşmasa bile hakkaniyet gereği sorumluluk.

Sonuç: Soruda "Özen Sorumluluğu" başlığı sorulduğu için, sadece bu başlığa giren Yapı Malikinin ve Adam Çalıştıranın sorumluluğu olan II ve III numaralı maddeleri işaret etmeliyiz. Doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 2 · 2026/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi haksız fiilde hukuka uygunluk sebeplerinden biri değildir?

  • A)Aşırı yararlanma
  • B)Kanunun verdiği yetkinin kullanılması
  • C)Zarar görenin rızası
  • D)Haklı savunma
  • E)Zorunluluk hâli
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders anlatıyormuşuz gibi adım adım açıklayalım. Sorunun konusu Haksız Fiiller ve bunların Hukuka Uygunluk Sebepleridir.

Öncelikle şunu hatırlayalım: Birisi başkasına zarar verdiğinde, bu bir "haksız fiil" sayılır ve tazminat ödemek zorunda kalır. Ancak, bazı özel durumlarda bu zarar verme eylemi yasal ve meşru kabul edilir. İşte bu durumlara "Hukuka Uygunluk Sebepleri" denir. Soruda bizden, bu sebeplerden olmayan olanı bulmamız isteniyor.

Neden Doğru Cevap A (Aşırı Yararlanma) Şıkkıdır?

Aşırı yararlanma, Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı TBK) bir "hukuka uygunluk sebebi" değildir.

  • Neden? Aşırı yararlanma, aslında Haksız Fiiller bölümünde değil, Sebepsiz Zenginleşme bölümünde (TBK m. 49-50) yer alan bir kavramdır.
  • Mantığı şudur: Birisi başka birinin malını veya hakkını, o kişinin rızası olmadan ve hukuki bir sebebe dayanmadan kullanıp kendine yarar sağlarsa, bu bir "haksız fiil" değil, doğrudan "sebepsiz zenginleşme" durumudur. Yani, "Aşırı yararlanma" bir eylemi meşrulaştıran bir kalkan değil, zaten baştan itibaren yasa dışı olan bir durumun adıdır. Bu yüzden, "hukuka uygunluk sebeplerinden biri değildir" sorusunun cevabı budur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Cevap Olamaz)?

Diğer şıklar (B, C, D ve E), Türk Borçlar Kanunu'na göre hukuka uygunluk sebepleridir. Yani, bu durumlarda birisi zarar verse bile, bu eylem yasal olduğu için haksız fiil oluşmaz ve tazminat ödenmez.

  • B) Kanunun verdiği yetkinin kullanılması: Örneğin, bir polis görevi başında suç işleyen birini yakalarken veya bir doktor acil durumda hastayı ameliyat ederken zarar verse bile, kanun onlara bu yetkiyi verdiği için bu eylemleri hukuka uygundur.
  • C) Zarar görenin rızası: Eğer zarar gören kişi, zararın oluşacağını önceden biliyor ve "Evet, yapabilirsin" diyerek izin vermişse, bu eylem hukuka uygundur. (Örneğin, bir sporcunun rakibiyle maçta çarpışması).
  • D) Haklı savunma: Bir kişi kendisine veya başkasına karşı gerçekleşen veya yakında gerçekleşecek haksız bir saldırıyı defetmek için meşru sınırlar içinde hareket ederse, bu eylem hukuka uygundur.
  • E) Zorunluluk hâli: Bir kişi, kendisine veya başkasına yönelik daha büyük bir zararı önlemek için, kaçınılmaz bir şekilde başka birine zarar vermek zorunda kalırsa (örneğin, bir yangın sırasında komşunun kapısını kırarak içeri girmek), bu eylem hukuka uygundur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Haksız Fiiller ve Sebepsiz Zenginleşme konularını iyi ayırt etmeniz gerekir.

  • Haksız Fiiller (TBK m. 49): Zarar verenin kusurlu olması ve hukuka uygunluk sebeplerinin (rıza, zorunluluk, haklı savunma vb.) incelenmesi gerekir.
  • Sebepsiz Zenginleşme (TBK m. 49-50): Birinin başkasının malı üzerinde izinsiz olarak yarar sağladığı durumlar incelenir. "Aşırı yararlanma" buraya aittir.

Özetle: Soru "Hukuka uygunluk sebeplerinden hangisi değildir?" diye sorduğu için, diğerleri birer meşrulaştırma sebebiyken, Aşırı Yararlanma'nın bir meşrulaştırma sebebi olmadığını, aksine bir zenginleşme türü olduğunu bilmek yeterlidir.

Doğru cevap: A) Aşırı yararlanma

Soru 3 · 2026/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre sebepsiz zenginleşenin iade borcuna ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür.
  • B)Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinin tamamını diğer taraftan isteyebilir.
  • C)Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.
  • D)Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.
  • E)Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun Sebepsiz Zenginleşme (TBK m. 49-54) konusunu ölçüyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim ve neden B şıkkının doğru cevap (yani yanlış olan ifade) olduğunu öğrenelim.

1. Neden Doğru Cevap B Şıkkıdır?

Soruda "yanlış olan hangisidir?" diye soruluyor. B şıkkı şunu diyor: "Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinin tamamını diğer taraftan isteyebilir."

Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden doğru cevaptır. Sebepsiz zenginleşmede iade borcuna tabi olan kişi (zenginleşen), eline geçen malı geri verirken harcadığı paraları (giderleri) geri isteme hakkına sahiptir. Ancak bu hak, iyiniyet durumuna göre değişir:

  • İyiniyetli olan (Bilmeden alan): Zorunlu ve yararlı giderlerini tamamen geri isteyebilir.
  • Kötüniyetli olan (Bilerek alan): Sadece zorunlu giderlerini geri isteyebilir. Yararlı giderlerini geri isteme hakkı yoktur.

B şıkkı, "iyiniyetli değilse" (yani kötüniyetli ise) durumunu anlatırken, "yararlı giderlerinin tamamını isteyebilir" demiştir. Oysa kanun, kötüniyetli olanın yararlı giderlerini geri isteyemeyeceğini açıkça belirtir. Bu nedenle bu ifade yanlıştır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yanlış Değil)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca görelim ki kafan karışmasın:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Sebepsiz zenginleşen, elinden çıkmış olan kısmı ispat ederse, geri vermekle yükümlü değildir. Bu, TBK m. 49'da belirtilen temel kuraldır. (Yani bu şık doğru bir yargıdır, biz yanlış olanı arıyoruz).
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Hukuka veya ahlaka aykırı bir amaçla (örneğin rüşvet vermek için) para verildiyse, bu para geri istenemez. Ancak hakim, bu parayı Devlete mal etme yetkisine sahiptir. Bu, TBK m. 50'deki özel bir durumdur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Eğer zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanmasıyla olduysa (örneğin yanlışlıkla bir borcu ödediyseniz ve borçlu olan kişi bunu bildiği halde iade etmediyse), diğer taraf zamanaşımına uğrasa bile, borcunu ifa etmeme hakkını her zaman kullanabilir. Bu, TBK m. 51'deki kuraldır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Sebepsiz Zenginleşme konusundaki "İyiniyet ve Kötüniyet Ayrımı"nı çok iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur:

  • İyiniyetli (Bilmeden alan): Zorunlu + Yararlı giderleri geri ister.
  • Kötüniyetli (Bilerek alan): Sadece Zorunlu giderleri geri ister. (Yararlı giderleri geri istenmez).

Sonuç: B şıkkı, kötüniyetli olanın yararlı giderleri geri isteyebileceğini söylediği için yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Başarılar dilerim! Bu ayrımı iyi kavradığında benzer soruları rahatça çözebilirsin.

Soru 4 · 2026/1 · Borçlar Hukuku

Türk borçlar hukukuna göre aşağıdakilerden hangisi esaslı yanılma hâllerinden biri değildir?

  • A)Basit hesap yanlışlığı sebebiyle üstlenilmek istenenden daha fazla bir miktar için irade açıklamasında bulunulması
  • B)Sözleşme kurulmak istenen konudan başka bir konu için irade açıklamasında bulunulması
  • C)Kurulmak istenen sözleşmeden başka bir sözleşme için irade açıklamasında bulunulması
  • D)Sözleşme kurulmak istenen kişiden başka bir kişi için irade açıklamasında bulunulması
  • E)Sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişi dikkate alınmasına karşın başka bir kişi için irade açıklamasında bulunulması
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Neden A Şıkkı Doğru Cevap?

Soruda "esaslı yanılma hâllerinden biri değildir" diye soruluyor. Yani, hangisinin yasal olarak "geçerli bir iptal nedeni" (esaslı yanılma) olmadığını bulmamız gerekiyor.

A şıkkı: "Basit hesap yanlışlığı sebebiyle üstlenilmek istenenden daha fazla bir miktar için irade açıklamasında bulunulması" durumunu inceleriz.

Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir sözleşmede sadece rakam hatası (basit hesap hatası) varsa, bu durum sözleşmenin geçersiz olmasına veya iptal edilmesine neden olmaz.

  • Mantık şudur: Eğer sen bir işi 100 TL'ye yapmayı kabul edip, hesap hatasıyla 1000 TL yazdıysan, bu senin iradenin (niyetinin) tamamen farklı bir yöne kayması değildir. Sadece kalemi yanlış kullandın veya toplama hatası yaptın. Kanun, bu tür "basit hataları" sözleşmeyi bozmak için yeterli bir sebep olarak kabul etmez. Bu durumda sözleşme geçerli kalır, sadece hatanın düzeltilmesi gerekir. Bu yüzden bu durum "esaslı yanılma" sayılmaz.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Cevap Değil)?

Diğer şıklar (B, C, D ve E) ise Borçlar Kanunu'nda açıkça "esaslı yanılma" olarak kabul edilir. Yani bu durumlarda sözleşme iptal edilebilir.

  • B Şıkkı: Konu hatasıdır. (Örneğin: Araba satmak istiyorum, ama yanlışlıkla ev satmak istediğimi sanıyorum.) Bu, iradenin tamamen başka bir şeye yönelmesidir.
  • C Şıkkı: Sözleşme türü hatasıdır. (Örneğin: Kiralamak istiyorum, ama yanlışlıkla satmak istediğimi sanıyorum.)
  • D Şıkkı: Kişi hatasıdır. (Örneğin: Ali'ye satmak istiyorum, ama yanlışlıkla Veli'ye sattığımı sanıyorum.)
  • E Şıkkı: Kişinin nitelik hatasıdır. (Örneğin: Sadece "profesyonel bir usta" ile çalışmak istiyorum, ama yanlışlıkla "profesyonel olmayan" birini işe aldım.)

Bu üç durum (B, C, D, E), kişinin iradesinin tamamen farklı bir yöne kaymasına neden olduğu için kanun tarafından "esaslı yanılma" olarak tanımlanır ve sözleşmeyi iptal etme hakkı doğurur. Soru ise hangisinin esaslı yanılma olmadığını sorduğu için bu şıklar cevap olamaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 30'u ve "Yanılma" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunu ezberlemelisin: > "Basit hesap hatası" (sadece rakam hatası), sözleşmeyi iptal ettirecek kadar "esaslı" bir yanılma değildir. Ancak konu, sözleşme türü veya kişi hatası varsa, bu durum "esaslı yanılma"dır ve sözleşme iptal edilebilir.

Özetle: Sınavda "basit hesap hatası" gördüğün an, bunun sözleşmeyi bozan bir durum olmadığını ve doğru cevabın bu şık olduğunu hemen fark etmelisin.

Soru 5 · 2026/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi borçlu temerrüdünde alacaklıya tanınan imkânlardan biri değildir?

  • A)Sözleşme konusunun mahkeme aracılığıyla satılmasını talep etme
  • B)Aynen ifayı talep etme
  • C)Sözleşmeden dönme
  • D)Aynen ifadan vazgeçip olumlu zararı talep etme
  • E)Sözleşmeden dönüp olumsuz zararı talep etme
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi düşünerek bu soruyu senin için adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap A?

Öncelikle sorunun anahtar kelimesine dikkat et: "Borçlu temerrüdü" ve "Alacaklıya tanınan imkânlar".

Borçlu temerrüdü, borçlunun borcunu vadesinde yerine getirmemesidir. Türk Borçlar Kanunu'na göre, borçlu borcunu geciktirdiğinde alacaklıya yasal olarak şu haklar tanınır:

  • Aynen İfa: Borcun aynen yerine getirilmesini isteme (B şıkkı).
  • Sözleşmeden Dönme: Sözleşmeyi feshetme ve tazminat isteme (C ve E şıklarında bahsedilen durumlar).
  • Olumlu Zarar: Aynen ifadan vazgeçip, sözleşme yapılmamış olsaydı eline geçecek olan kârı (olumlu zararı) talep etme (D şıkkı).

A şıkkı neden yanlış? Sözleşme konusunun mahkeme aracılığıyla satılmasını talep etmek, borçlu temerrüdünde alacaklıya doğrudan tanınan bir hak değildir.

  • Eğer borçlu borcunu yerine getirmiyorsa, alacaklı önce "Aynen İfa"yı veya "Sözleşmeden Dönme"yi talep eder.
  • Eğer borçlu borcunu yerine getirmiyorsa ve alacaklı da sözleşmeden dönüyorsa, mahkeme borçlunun malını zorla satıp alacaklıya ödeyebilir. Ancak bu, alacaklının "mahkemeyle satılmasını talep etme" hakkı olarak değil, icra (borç tahsilatı) sürecinin bir sonucudur.
  • Kanun, alacaklıya "mahkemeyle satılmasını talep et" diye doğrudan bir seçenek vermez. Alacaklının talebi, borcun ifası veya sözleşmeden dönme üzerinedir. Satma işlemi, borcun ifa edilememesi durumunda icra yoluyla gerçekleşen bir sonuçtur. Dolayısıyla bu, temerrüt durumunda alacaklıya tanınan doğrudan bir imkân olarak listelenemez.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B) Aynen ifayı talep etme: Bu doğru bir haktır. Borçlu borcunu geciktirdiğinde, alacaklı "Borcunu aynen yerine getir" diyebilir. Soru "hangisi değildir" diye sorduğu için bu şık elenir.
  • C) Sözleşmeden dönme: Bu doğru bir haktır. Borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı sözleşmeyi feshedebilir.
  • D) Aynen ifadan vazgeçip olumlu zararı talep etme: Bu doğru bir haktır. Alacaklı, borcun aynen yerine getirilmesini istemeyip, sözleşme yapılmamış olsaydı eline geçecek olan kârı (olumlu zararı) isteyebilir.
  • E) Sözleşmeden dönüp olumsuz zararı talep etme: Bu doğru bir haktır. Alacaklı sözleşmeden dönüp, kendisine verdiği zararı (olumsuz zararı) talep edebilir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 114 ve devamı olan "Borçlunun Temerrüdü" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Borçlu temerrüde düştüğünde alacaklının hakları nelerdir? (Aynen ifa, sözleşmeden dönme, zararın tazmini).
  • "Olumlu zarar" ve "olumsuz zarar" arasındaki fark nedir?
  • Mahkeme yoluyla satma işlemi, alacaklının doğrudan bir talebi mi yoksa icra sürecinin bir sonucu mu?

Özetle: Soru, alacaklının temerrüt durumunda sahip olduğu doğrudan yasal hakları soruyor. "Mahkemeyle satılmasını talep etme" bu haklar listesinde yer almaz; bu, borcun ifa edilememesi durumunda icra yoluyla gerçekleşen bir işlemdir. Bu yüzden A şıkkı doğru cevaptır.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz