2025/3 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2025/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2025/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre temsile ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Temsilci, yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil olunan veya halefleri, temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdırlar. Bu kural, üçüncü kişilerin yetkinin sona ermiş olduğunu bildikleri durumlarda uygulanmaz.
  • B)Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez.
  • C)Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir.
  • D)Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kural olarak kendisine ait olur.
  • E)Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem temsil olunan tarafından onanmadığı takdirde yalnızca işlemi yapan temsilciyi bağlar.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, Temsil (bir başkası adına işlem yapma) konusundaki en temel kurallardan birini, yani "Yetkisiz Temsil" durumunu sorguluyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim.

1. Neden Doğru Cevap E Şıkkı?

Öncelikle sorunun ne istediğine bakalım: "Hangisi yanlıştır?" diyor. Yani yanlış olan şıkkı bulmamız gerekiyor.

E şıkkı şunu diyor: "Yetkisi olmayan biri temsilci olarak işlem yaparsa, bu işlem temsil olunan tarafından onanmadığı takdirde yalnızca işlemi yapan temsilciyi bağlar."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden doğru cevap E'dir. Neden mi? Çünkü Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre durum biraz daha karmaşıktır.

  • Kural: Yetkisiz temsilci (yani yetkisi olmayan biri) bir işlem yaparsa, bu işlem geçersizdir.
  • İstisna (Önemli Kısım): Eğer temsil olunan (yani yetki verilmeyen kişi) bu işlemi onaylarsa (onam), işlem geçerli hale gelir.
  • E Şıkkındaki Hata: E şıkkı, işlemin sadece temsilciyi bağladığını ve temsil olunanı hiç ilgilendirmediğini ima ediyor. Oysa kanun, temsil olunanın onayı ile işlemin kendisini de bağlayabileceğini söyler. Yani işlem, temsil olunan tarafından onaylanırsa, hem temsilciyi hem de temsil olunanı bağlar. E şıkkı, "onay" ihtimalini tamamen görmezden gelerek durumu tek taraflı ve kesin bir şekilde tanımladığı için yanlıştır.

Özetle: Yetkisiz temsilde işlem geçersizdir, ancak temsil olunan onay verirse işlem geçerli olur. E şıkkı bu "onay" mekanizmasını görmezden geldiği için hatadır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soruda "Yanlış" Olmadığı İçin Seçilmez)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu (yani sorunun istediği "yanlış" ifadeyi oluşturmadığını) kısaca görelim:

  • A Şıkkı (Doğru): Temsil yetkisi bittikten sonra, temsil olunan bunu üçüncü kişilere bildirmemişse ve temsilci de yetkisinin bittiğini bilmiyorsa, temsil olunan bu işlemden sorumlu tutulur. Bu, ticari hayatın güvenliği içindir. (Doğru ifade, bu yüzden seçilmez).
  • B Şıkkı (Doğru): Yetki geri alındığında, bu durum üçüncü kişilere bildirilmezse, iyiniyetli üçüncü kişiler bu geri alımı bilemez ve işlem geçerli kalır. Bu da ticari güvenliği korur. (Doğru ifade).
  • C Şıkkı (Doğru): Yetki üçüncü kişilere bildirildiğinde, o bildirilen sınırlar içinde işlem yapılması gerekir. (Doğru ifade).
  • D Şıkkı (Doğru): Temsilci, "ben temsilciyim" demeden kendi adına işlem yaparsa, sanki kendi işini yapmış gibi sonuçlar kendisine aittir. (Doğru ifade).

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 40-44 arasındaki "Temsil" konusunu bilmelisin. Özellikle şu iki alt başlık çok önemlidir:

  • Yetkili Temsil: Temsilcinin yetkisi içinde işlem yapması.
  • Yetkisiz Temsil (TBK Madde 40): Yetkisi olmayan birinin başkası adına işlem yapması durumunda işlemin durumu (geçersizlik ve onay hakkı).

Öğrenciye Not: Sınavda "Hangisi yanlıştır?" sorusu geldiğinde, şıklardaki ifadelerin kanundaki tam metinle birebir örtüşüp örtüşmediğini kontrol et. E şıkkındaki "yalnızca temsilciyi bağlar" ifadesi, kanundaki "temsil olunan onay verirse işlem geçerli olur" kuralını ihlal ettiği için en belirgin hatadır.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2025/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre kira bedelleri, ana para faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerden doğan alacaklar için zamanaşımı süresi kaç yıldır?

  • A)1
  • B)3
  • C)5
  • D)10
  • E)20
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir konuyu, yani "Zamanaşımı Sürelerini" test ediyor. Sorunun doğru cevabı C) 5'tir.

Gelin bu konuyu adım adım, sanki bir derste anlatıyormuş gibi açıklayalım:

Neden Cevap 5 Yıl? (Doğru Şıkkın Açıklaması)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, borcun ödenmemesi durumunda alacaklının haklarını mahkemede talep edebileceği süreye "zamanaşımı süresi" denir. Kanun, borç türlerine göre farklı süreler belirlemiştir.

Soruda geçen "kira bedelleri", "ana para faizleri" ve "ücret" gibi durumlar, hukukta "dönemsel edimler" olarak adlandırılır. Yani bu borçlar, belirli aralıklarla (ayda bir, yılda bir vb.) ödenen borçlardır.

TBK Madde 146'ya göre: > "Kira bedelleri, ana para faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerden doğan alacaklar için zamanaşımı süresi beş yıldır."

Bu kuralın mantığı şudur: Bu tür borçlar sürekli yenilenen ve her dönem için ayrı bir ödeme yükümlülüğü doğuran borçlardır. Bu nedenle, 1 yıl veya 3 yıl gibi kısa süreler alacaklıyı korumak için yeterli görülmemiştir. Kanun, alacaklının bu borçları takip etmesi için 5 yıl süre tanımıştır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden doğru olmadığını kısaca inceleyelim:

  • A) 1 Yıl: Bu süre genellikle ticari işlemlerdeki bazı özel durumlarda veya çok kısa vadeli alacaklarda aranır. Kira veya ücret gibi temel borçlar için çok kısadır ve kanunda böyle bir hüküm yoktur.
  • B) 3 Yıl: Bu, Türk Borçlar Kanunu'ndaki genel zamanaşımı süresidir. Eğer borç türü özel olarak belirtilmemişse (örneğin; bir malın teslimi, bir hizmetin yapılması gibi), zamanaşımı süresi 3 yıldır. Ancak soruda belirtilen "kira, faiz ve ücret" durumları özel bir kurala tabi olduğu için 3 yıl değil, 5 yıl uygulanır.
  • D) 10 Yıl: Bu süre genellikle miras alacakları veya bazı özel sözleşmelerde aranabilir. Kira ve ücret gibi günlük ticari borçlar için çok uzundur.
  • E) 20 Yıl: Bu, en uzun zamanaşımı süresidir. Genellikle miras veya aile hukuku ile ilgili bazı alacaklarda veya kanunda özel olarak belirtilen çok özel durumlarda uygulanır. Kira ve ücret için geçerli değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Türk Borçlar Kanunu'nda Zamanaşımı Süreleri" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemen veya hatırlaman gerekir:

  • Genel Kural: 3 yıl.
  • Özel Kural (Dönemsel Edimler): Kira, faiz ve ücretler için 5 yıl.
  • Miras Alacakları: 10 yıl.

Özetle: SMMM sınavlarında veya pratikte "Kira", "Faiz" ve "Ücret" kelimelerini gördüğünde, hemen aklına 5 yıl gelmelidir. Bu, en sık sorulan ve en kritik zamanaşımı kuralıdır.

Soru 3 · 2025/3 · Borçlar Hukuku

Aşağıdakilerden hangisinde sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak talepte bulunulamaz?

  • A)A’nın kendi elektrik faturası yerine eski eşinin elektrik faturasını ödemesinde
  • B)A’nın yanlış hesap numarasına para havale etmesinde
  • C)Kesin hükümsüz bir sözleşme için yerine getirilmiş olan karşı edimin iadesinde
  • D)Sonraki kusursuz ifa imkânsızlığı hâllerinde yerine getirilmiş karşı edimin iadesinde
  • E)Yolsuz tescille bir başka kişi adına kaydedilmiş taşınmazın iadesinde
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, "Sebepsiz Zenginleşme" kurumunun sınırlarını ve istisnalarını sorguluyor.

Önce doğru cevabı (E şıkkını) neden doğru olduğunu adım adım açıklayalım, sonra diğer şıkların neden elendiğini görelim.

🎯 Neden Doğru Cevap E?

Sebepsiz Zenginleşme genel bir ilkedir: "Hukuki bir sebep olmaksızın birinin mal varlığı artarken, diğerinin mal varlığı azalıyorsa, aradaki fark iade edilmelidir." Ancak kanun koyucu, bazı durumlarda bu genel kuralın uygulanmasını engellemiştir.

E şıkkı: "Yolsuz tescille bir başka kişi adına kaydedilmiş taşınmazın iadesinde."

Burada durum şöyledir:

  • Hukuki Durum: Taşınmaz (ev, arsa vb.) yolsuz yolla başka birinin adına kaydedilmiştir.
  • Çözüm Yolu: Bu durumda malik (gerçek sahibi), Sebepsiz Zenginleşme davası açmaz. Bunun yerine Tescil Davası (Tapu İptal ve Tescil Davası) açar.
  • Neden? Çünkü tapu kütüğünde yapılan tescil, bir "hukuki sebep" (örneğin bir satış sözleşmesi) ile yapılmamış, aksine yolsuzluk ile yapılmıştır. Yolsuzlukla elde edilen bir hak, sebepsiz zenginleşme hukukunun değil, tapu hukukunun (mülkiyetin iadesi) alanına girer. Kanun, bu tür durumlarda özel bir dava türü (tapu iptal davası) öngördüğü için, genel sebepsiz zenginleşme davası açmak yasaktır.

Özetle: Taşınmazın yolsuz tescili varsa, önce tapu iptal edilmeli, iade edilmelidir. Sebepsiz zenginleşme bu işe karışmaz.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi, Sebepsiz Zenginleşme davasının klasik ve kabul edilen örnekleridir. Yani bu durumlarda dava açılabilir:

  • A Şıkkı (Eski eşin faturasını ödemek): A'nın borcu yokken, hukuki bir borç ilişkisi olmaksızın başkasının borcunu ödemiştir. Bu, klasik bir sebepsiz zenginleşme örneğidir.
  • B Şıkkı (Yanlış hesap numarasına para göndermek): Hukuki bir borç ilişkisi yokken, yanlışlıkla para gönderilmiştir. Alıcı bu parayı iade etmek zorundadır. Bu da sebepsiz zenginleşmedir.
  • C Şıkkı (Geçersiz sözleşme için verilen edim): Eğer bir sözleşme "kesin hükümsüz" ise, o sözleşmeye dayanarak yapılan ödeme veya edim için hukuki bir sebep kalmamış demektir. Bu durumda edim iade edilmelidir (Sebepsiz Zenginleşme).
  • D Şıkkı (Kusursuz ifa imkânsızlığı): Eğer bir sözleşme geçerli olsa bile, borçlu kusursuz bir şekilde edimi yerine getiremez hale gelirse, zaten yerine getirdiği edim (örneğin para) sebepsiz zenginleşme yoluyla geri istenebilir.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Hukukun Genel Hükümleri dersinin "Sebepsiz Zenginleşme" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunu ezberlemelisin: Taşınmazlarda yolsuz tescil durumunda, tapu iptal ve tescil davası açılır; sebepsiz zenginleşme davası açılmaz. Bu, sebepsiz zenginleşmenin en önemli istisnalarından biridir.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2025/3 · Borçlar Hukuku

Adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Adam çalıştıranın sorumluluğu bir haksız fiil sorumluluğudur.
  • B)Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederek kurtuluş kanıtı getirebilir ve sorumluluktan kurtulabilir.
  • C)Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.
  • D)Adam çalıştıranın sorumluluğunun doğabilmesi için, çalıştırılan kişi ile çalıştıran arasında bir bağımlılık ilişkisinin bulunması şart değildir.
  • E)Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, Hukuk bölümünde özellikle Haksız Fiiller ve İş Hukuku ile ilgili temel bir kavram olan "Adam Çalıştıranın Sorumluluğu"nu (TBK m. 66) sorguluyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim.

1. Neden Doğru Cevap D Şıkkıdır?

Soruda "hangisi yanlıştır?" diye soruluyor. Yani yanlış olan ifadeyi bulmamız gerekiyor.

D şıkkı şunu diyor: "Adam çalıştıranın sorumluluğunun doğabilmesi için, çalıştırılan kişi ile çalıştıran arasında bir bağımlılık ilişkisinin bulunması şart değildir."

Bu ifade YANLIŞTIR, bu yüzden doğru cevap D'dir.

Neden? Çünkü Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre adam çalıştıranın sorumluluğu, mutlaka bir "bağımlılık ilişkisi"ne dayanır.

  • Bağımlılık İlişkisi Nedir? Çalışanın, işveren tarafından işin nasıl yapılacağı konusunda talimat almaya, gözetim ve denetime tabi tutulmaya mecbur olmasıdır. Yani çalışan, işverenin emir ve talimatları altında çalışıyorsa bu ilişki vardır.
  • Eğer arada bir bağımlılık yoksa (örneğin bağımsız bir müteahhit ile çalışılıyorsa), adam çalıştıran sorumluluğu doğmaz. Bu sorumluluk, işverenin "emir ve talimat" yetkisine dayanır. Dolayısıyla bağımlılık ilişkisi şarttır. D şıkkı bu şartı reddettiği için yanlıştır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin Yanlış Değil)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca görelim ki kafan karışmasın:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Adam çalıştıranın sorumluluğu, hukukta "Haksız Fiil Sorumluluğu" türüdür. Yani çalışan işi yaparken başkasına zarar verirse, işveren de bu zarardan dolayı sorumludur. Bu ifade doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): İşveren, "Ben çalışanımı iyi seçtim, ona doğru talimat verdim ve sürekli denetim yaptım, zararın oluşmasını engellemek için gereken özeni gösterdim" diyerek kendini kurtarabilir. Hukukta buna "Kurtuluş Kanıtı" denir. İşveren bu ispatı yaparsa sorumluluktan kurtulur. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): İşveren, çalışanı yerine ödediği tazminatı, çalışandan geri isteyebilir. Ancak bunu sadece çalışan da kendi sorumluluğu altında ise yapabilir. Yani çalışan da kusurluysa işveren rücu (geri isteme) hakkını kullanabilir. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): İşletmenin çalışma düzeni (örneğin makine arızası, güvenlik önlemlerinin alınmaması gibi) zararın oluşmasına neden olmuşsa, işveren bunu ispatlayamazsa sorumludur. İşveren, "İşletmemin düzeni güvenliydi" diyerek kurtulamazsa, zararı ödemekle yükümlüdür. Bu ifade doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuyu iyi bilmelisin:

  • TBK Madde 66 (Adam Çalıştıranın Sorumluluğu): Özellikle sorumluluğun doğması için "Bağımlılık İlişkisi"nin şart olduğunu bilmelisin. Bağımlılık yoksa sorumluluk da yoktur.
  • Kurtuluş Kanıtı (İspat Yükü): İşverenin sorumluluğu, çalışanının kusuruna dayalıdır. İşveren, "Ben kusursuzum" diyerek ispat yükümlülüğü altındadır.

Özetle: Sınavda "Adam çalıştıran sorumluluğu" sorulduğunda aklına hemen "Bağımlılık İlişkisi" gelmeli. Eğer bir şıkta "Bağımlılık şart değildir" veya "Bağımsız çalışanlar için de geçerlidir" gibi bir ifade görürsen, o şık yanlıştır ve doğru cevap odur.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2025/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre haksız fiilden doğan sorumlulukla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
  • B)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
  • C)Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
  • D)Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
  • E)Zarara ağır veya hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir ve hatta kaldırabilir.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun Haksız Fiil (TBK m. 49-54) başlıklı bölümüne dayanıyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim ve neden doğru cevabın E olduğunu, diğer şıkların neden elendiğini birlikte inceleyelim.

1. Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Soruda "yanlış olan" ifadeyi istiyor. E şıkkı, TBK m. 49'un 3. fıkrasında yer alan "Hakaniyet İndirimi" kuralını yanlış yorumluyor.

  • Kural Nedir? Kanun, zarar görenin tazminat alacağını, zarar verenin ağır veya hafif kusuru ile sebep olduğu durumlarda, eğer tazminat ödenmesi halinde zarar veren yoksulluğa düşerse ve hakaniyet de bunu gerektiriyorsa, hakimin tazminatı indirip veya kaldırabileceğini söyler.
  • E Şıkkındaki Hata: E şıkkı, "Zarara ağır veya hafif kusuruyla sebep olan..." diyerek kuralın kusur derecesine (ağır/hafif) bağlandığını ima ediyor. Oysa kanun, kusur derecesine değil, sonuçta yoksulluğa düşülüp düşülmeyeceğine bakar.
  • Eğer kusur ağır ise (kasıt veya ağır ihmal), hakaniyet indirimi yapılamaz. Sadece hafif kusur durumunda yoksulluğa düşme durumu varsa hakaniyet indirimi söz konusu olabilir.
  • E şıkkı, "ağır veya hafif kusur" diyerek ağır kusur durumunu da dahil etmiş gibi bir yanlışlık yaratıyor. Bu nedenle bu ifade yanlıştır.

Özetle: Hakaniyet indirimi, kusurun türüne (ağır/hafif) göre değil, zarar verenin yoksulluğa düşüp düşmeyeceğine ve hakaniyet gereğine göre belirlenir. Ayrıca ağır kusur durumunda hakaniyet indirimi yapılamaz.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru ve Dolayısıyla Seçilemez?

Diğer şıkların doğru olduğunu bilmek, E şıkkının neden yanlış olduğunu daha iyi anlamamızı sağlar:

  • A Şıkkı (Doğru): TBK m. 49/1'e göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu, haksız fiilin temel kuralıdır.
  • B Şıkkı (Doğru): TBK m. 49/2'ye göre, zarar verici fiili yasaklayan bir kural olmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren, zararı gidermekle yükümlüdür. (Burada "kasten" şartı önemlidir).
  • C Şıkkı (Doğru): Haksız fiilde ispat yükü, zarar gören üzerindedir. Zarar gören; zararın miktarını, zarar verenin kusurunu ve kusurla zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmek zorundadır.
  • D Şıkkı (Doğru): TBK m. 50'ye göre, hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini belirlerken durumun gereğini ve kusurun ağırlığını göz önüne alır. Bu, hâkimin takdir yetkisini tanımlar.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu konuya hakim olmalısın:

  • Haksız Fiil Sorumluluğu (TBK m. 49-54):
  • Genel kural (Kusur ve hukuka aykırılık).
  • İspat yükümlülüğü.
  • Hakaniyet İndirimi (TBK m. 49/3): Bu en kritik noktadır. Hakaniyet indiriminin ağır kusur durumunda uygulanamayacağını, sadece hafif kusur durumunda ve yoksulluğa düşme şartı varsa uygulanabileceğini bilmelisin.

Sonuç: E şıkkı, ağır kusur durumunda bile hakaniyet indirimi yapılabileceği izlenimi vererek kanuna aykırı bir ifade içerdiği için yanlış olan şıktır ve doğru cevap E'dir.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2025/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümlerine ne ad verilir?

  • A)Genel işlem şartı
  • B)Bozucu şart
  • C)Kurucu şart
  • D)Kurtarıcı kayıt
  • E)Kurucu kayıt
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi düşünerek bu soruyu senin için adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap "A) Genel İşlem Şartı"?

Bu soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşme hukukundaki en önemli kavramlarından birini test ediyor. Soruda geçen anahtar kelimelere dikkat edelim:

  • "Önceden hazırlanmış"
  • "Tek başına düzenlenmiş"
  • "Çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla"

Hukukta, bir sözleşme tarafının (örneğin bir banka, bir sigorta şirketi veya bir market zinciri), sözleşmeyi yaparken karşı tarafa "seninle özel olarak konuşup senin için özel bir madde yazalım" demeden, "benim hazırladığım bu standart formu kabul et" diyerek sunduğu hükümlere Genel İşlem Şartı denir.

Yani, seninle özel bir pazarlık yapmadan, daha önce hazırladığın ve binlerce müşteriye aynı şekilde sunduğun kurallar, "Genel İşlem Şartı"dır. Bu kavram, tüketiciyi korumak için kanunla sıkı bir şekilde düzenlenmiştir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar hukuk terminolojisinde bu tanıma uymayan veya tamamen farklı anlamlar taşıyan terimlerdir:

  • B) Bozucu Şart: Bir sözleşmenin geçerliliğini ortadan kaldıran veya bozan bir durumdur. Sorudaki "önceden hazırlanmış ve standart sözleşme" tanımıyla ilgisi yoktur.
  • C) Kurucu Şart: Bir sözleşmenin kurulması için gerekli olan temel unsurları ifade eder (örneğin tarafların iradesi, konu, sebep). Bu, sözleşmenin "nasıl kurulacağı" ile ilgilidir, "standart form" ile değil.
  • D) Kurtarıcı Kayıt: Hukukta bu isimde bir sözleşme türü veya şartı yoktur. Bu şık, dikkati dağıtmak için uydurulmuş bir terimdir.
  • E) Kurucu Kayıt: Yine hukukta sözleşme türü olarak kabul edilen bir terim değildir. "Kayıt" kelimesi genellikle defter veya kayıt işlemleri için kullanılır, sözleşme hükümleri için değil.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 14'te düzenlenen "Genel İşlem Şartları" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle şunu hatırla: Bir taraf, sözleşmeyi tek taraflı olarak hazırlamışsa ve bunu çok sayıda sözleşmede kullanacaksa, bu hükümlere Genel İşlem Şartı denir. Bu şartlar, karşı tarafın iradesi dışında hazırlandığı için kanun, bunların içeriğini ve geçerliliğini sıkı bir şekilde denetler.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz