2025/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2025/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2025/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre yazılı şekil ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.
  • B)İmzanın kural olarak borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur.
  • C)Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur.
  • D)Görme engellilerin imzalarını şahit huzurunda el yazısı ile atmaları zorunludur.
  • E)İmza atamayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun yazılı şekil ve imza konusundaki kurallarını sorguluyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim.

1. Doğru Cevap Neden D Şıkkıdır?

Soruda "yanlış olan" ifadeyi bulmamız isteniyor. D şıkkı şunu diyor: "Görme engellilerin imzalarını şahit huzurunda el yazısı ile atmaları zorunludur."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden doğru cevap D'dir.

Neden? Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir kişi imza atamıyorsa (örneğin görme engelli, okuma-yazma bilmeyen veya hastalık nedeniyle imza atamayanlar), imza yerine parmak izi, el ile yapılmış bir işaret veya mühür kullanabilir.

Kanun, görme engelli birinin mutlaka "el yazısıyla imza atmasını" şart koşmaz. Aksine, imza atamayanlar için alternatif yöntemler (parmak izi vb.) öngörmüştür. Görme engelli birinin imza atamaması durumunda, imza yerine parmak izi veya işaret kullanılması ve bunun şahit huzurunda tasdik edilmesi gerekir. Ancak D şıkkı, "el yazısıyla imza atmak zorunludur" diyerek, imza atamayanlar için alternatif yolları görmezden gelmiş ve kanuna aykırı bir zorunluluk yaratmıştır. Bu nedenle bu ifade yanlıştır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin Yanlış Değil)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu ve neden sorunun cevabı olamayacağını kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Doğru): Yazılı şekil istenen sözleşmelerde, borç altına girenlerin imzasının bulunması zorunludur. Bu, TBK'nın temel kuralıdır. Yanlış bir ifade olmadığı için cevap olamaz.
  • B Şıkkı (Doğru): İmza kural olarak el yazısıyla atılmalıdır. Makine ile basılmış veya bilgisayar çıktısı imzalar, kanunen geçerli bir "el yazısı imza" yerine geçmez (elektronik imza hariç). Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın tüm hukuki sonuçlarını doğurur. Bu, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ve TBK ile uyumludur. Doğru bir ifadedir.
  • E Şıkkı (Doğru): İmza atamayanlar için kanun, parmak izi, el ile işaret veya mühür kullanmayı kabul eder. Ancak bunun geçerli olabilmesi için bu işaretin usulüne göre onaylanmış (genellikle şahit huzurunda tasdik edilmiş) olması gerekir. Bu ifade kanuna uygundur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuyu iyi bilmelisin:

  • TBK Madde 14 ve 15 (Yazılı Şekil ve İmza): Yazılı şekil şartının ne zaman geçerli olduğunu ve imzanın nasıl olması gerektiğini bilmelisin.
  • İmza Atamayanlar İçin Alternatifler: Kanun, imza atamayanlar (görme engelli, okuma-yazma bilmeyen vb.) için parmak izi, işaret veya mühür kullanımını öngörmüştür. Bu durumda imza yerine bu alternatiflerin kullanılması gerektiğini, "el yazısı imza zorunluluğu"nun bu grup için geçerli olmadığını bilmelisin.

Özetle: Görme engelli birinin imza atamaması durumunda, kanun ona "el yazısıyla imza at" demez; "parmak izi veya işaret at ve bunu şahit huzurunda tasdik et" der. D şıkkı bu kuralı tersine çevirdiği için yanlıştır ve doğru cevaptır.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2025/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre borçların ifasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Borçlu kural olarak borcunu şahsen ifa etmekle yükümlüdür.
  • B)Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmen ifayı reddedemez.
  • C)Çeşit borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça, edimin seçimi alacaklıya aittir.
  • D)Borçlu edimini kural olarak sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir.
  • E)Seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça, edimlerden birinin seçimi alacaklıya aittir.
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap olan D şıkkı, Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenen "sürenin sona ermesinden önce ifa" kuralına dayanır; çünkü kanun, borçlu için bir süre belirlenmişse, borçlu bu sürenin bitiminden önce borcunu yerine getirebilir ve alacaklı da bu erken ifayı reddedemez, ancak borçlu bu hakkını kullanmak zorunda değildir.

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu şu şekilde açıklayabiliriz: A şıkkı yanlıştır çünkü borçlu kural olarak borcunu başkası aracılığıyla da ifa edebilir, şahsen ifa zorunluluğu sadece borcun niteliği gerektirdiğinde söz konusudur. B şıkkı yanlıştır çünkü alacaklı, borcun tamamı belli ve muaccel olsa bile, kısmi ifayı kabul etmemek için geçerli bir sebebi varsa kısmi ifayı reddedebilir (ancak genel kural olarak kısmi ifayı reddetme hakkı sınırlıdır, bu ifade mutlak doğru değildir ve sorunun en net kuralı D'dir). C ve E şıkları "çeşit" ve "seçimlik" borçları karıştırmaktadır; seçimlik borçlarda edim seçimi kural olarak borçluya aittir (E şıkkı alacaklıya diyor, bu yüzden yanlış), çeşit borçlarında ise edim seçimi yine kural olarak borçluya aittir (C şıkkı alacaklıya diyor, bu yüzden yanlış).

Bu soruyu çözebilmek için Borçların İfası konusundaki "süre", "şahsen ifa", "kısmi ifa" ve "seçimlik borçlarda seçim hakkı" gibi temel kuralları bilmek gerekir.

Özetle, borçlu edimini kural olarak sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir ve bu durum kanunen korunmaktadır.

Soru 3 · 2025/2 · Borçlar Hukuku

I. Yararlı giderlerin tamamı II. Zorunlu giderlerin tamamı III. Lüks giderlerin tamamı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri kötüniyetli zenginleşenin giderleri isteme hakkının kapsamına dahildir?

  • A)Yalnız I
  • B)Yalnız II
  • C)Yalnız III
  • D)I ve III
  • E)II ve III
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, SMMM stajı ve Mali Hukuk derslerinde sıkça karşımıza çıkan "Kötüniyetli Zenginleşme" konusundaki en temel kurallardan birini ölçüyor. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim:

1. Neden Doğru Cevap "Yalnız II" (Zorunlu Giderler)?

Öncelikle durumu hayal edelim: Birisi, başkasının malını kötüniyetli (yani "bu mal bana ait değil, ben bunu çaldım veya haksız yere aldım" diyerek) kullanıyor. Sonra bu malı sahibine iade etmek zorunda kalıyor.

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, kötüniyetli zenginleşen (yani malı haksız yere elinde tutan kişi), malı sahibine iade ederken geriye dönük olarak bazı harcamalarını talep edebilir. Ancak bu hakkın sınırları çok nettir:

  • Kötüniyetli Zenginleşen: Malı çaldığını veya haksız yere aldığını bilerek elinde tutan kişidir.
  • Kural: Kötüniyetli kişi, malı iade ederken sadece "Zorunlu Giderleri" isteme hakkına sahiptir.
  • Ne Demek Zorunlu Gider? Malın yok olmaması, bozulmaması veya değerinin düşmemesi için mutlaka yapılması gereken harcamalardır. (Örneğin: Çürümeye yüz tutmuş bir arabanın lastiklerini değiştirmek, çürük bir binanın çatısını tamir etmek gibi).

Yani kanun, "Sen bu malı haksız yere elinde tuttuğun için, sadece malın yok olmaması için yaptığın acil ve zorunlu harcamaları geri alabilirsin" der. Bu yüzden II. Zorunlu giderlerin tamamı doğru cevaptır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer harcamaları neden istemeyebileceğini inceleyelim:

  • I. Yararlı Giderler (Yanlış): Yararlı giderler, malın değerini artıran harcamalardır (Örneğin: Eski bir evin değerli bir bahçesine yeni bir havuz yaptırmak). Kötüniyetli kişi, malı çaldığı için bu harcamayı yapma hakkını kaybeder. Kanun, hırsızın veya haksız elinde tutanın, malın değerini artıran harcamalarını geri istemesine izin vermez. (Not: İyi niyetli kişi ise yararlı giderleri isteyebilir, ama soru kötüniyetliyi soruyor).
  • III. Lüks Giderler (Yanlış): Lüks giderler, malın varlığını veya değerini artırmak için yapılmayan, sadece sahibinin zevkine yönelik harcamalardır (Örneğin: Ev sahibine ait bir villaya pahalı bir heykel koymak). Kötüniyetli kişi, bu tür harcamaları hiçbir şekilde geri isteme hakkına sahip değildir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "Zenginleşme" ve özellikle "Kötüniyetli Zenginleşenin Gider İsteme Hakkı" konusunu iyi bilmelisin.

Özet Kural Tablosu:

| Gider Türü | İyi Niyetli Zenginleşen (Bilmeden elinde tutan) | Kötüniyetli Zenginleşen (Bilerek elinde tutan) | | :--- | :--- | :--- | | Zorunlu Giderler | İsteme hakkı vardır. | İsteme hakkı vardır. (Doğru Cevap) | | Yararlı Giderler | İsteme hakkı vardır. | İsteme hakkı yoktur. | | Lüks Giderler | İsteme hakkı yoktur. | İsteme hakkı yoktur. |

Sonuç: Soruda "kötüniyetli" olduğu için, sadece Zorunlu Giderler (II) istenebilir. Yararlı ve lüks giderler istenemez. Bu yüzden doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 4 · 2025/2 · Borçlar Hukuku

I. Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. II. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, ancak istem hakkı zamanaşımına uğramamışsa bu borcunu ifadan kaçınabilir. III. Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. IV. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. V. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre sebepsiz zenginleşme ile ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?

  • A)I ve II
  • B)I, II ve V
  • C)I, III ve IV
  • D)II, III ve IV
  • E)III, IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu çözerken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki "Sebepsiz Zenginleşme" kurallarını adım adım inceleyelim. Doğru cevap C şıkkıdır (I, III ve IV), çünkü bu maddeler kanunda açıkça belirtilen istisnaları ve kuralları tam olarak yansıtmaktadır.

Öncelikle I. madde doğrudur; çünkü kanun, bir borcun var olmadığı halde (örneğin borçlu sanılarak) gönüllü olarak yapılan ödemelerin, kişi bunu "borçlu olduğunu sanarak" yaptığını kanıtlayamazsa geri alınamayacağını söyler. Yani "bilerek" yapılan ödeme geri istenemez, sadece "yanılarak" yapılan geri istenebilir. III. madde de doğrudur; hukuka veya ahlaka aykırı bir amaçla (örneğin rüşvet veya yasa dışı bir anlaşma için) verilen para veya mal, bu amaçla verildiği için geri istenemez. Bu, "kirli eller doktrini" olarak bilinir ve kanun bu tür ödemelerin geri alınmasını engeller. IV. madde de doğrudur; çünkü ahlaki bir görevi (örneğin bir akrabaya yardım etme veya şükran borcu) yerine getirmek için yapılan ödemeler, sebepsiz zenginleşme kapsamında geri istenemez; kanun ahlaki yükümlülükleri hukuki borç gibi işlemeyi reddeder.

Şimdi diğer şıkların neden yanlış olduğuna bakalım: II. madde yanlıştır çünkü zenginleşme, alacak hakkı kazanılması suretiyle gerçekleşmişse, diğer tarafın "isteme hakkı zamanaşımına uğramamışsa" ifadan kaçınması değil, aksine bu durumda zenginleşen kişinin zenginleştiği miktarı geri vermesi gerekir; maddedeki ifade mantıksal olarak kanun maddesiyle örtüşmemektedir. V. madde ise kesinlikle yanlıştır; zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi, borçlunun bu borcu ödemeyi reddetme hakkını kaybetmesi anlamına gelmez, ancak bu ödeme "sebepsiz zenginleşme" kapsamında geri istenemez; kanun, zamanaşımına uğramış borcun ifasını, sebepsiz zenginleşme iddiasıyla geri alınamayacak bir durum olarak kabul eder.

Bu soruyu çözebilmek için Sebepsiz Zenginleşme kurumunun genel kuralını ve özellikle geri isteme hakkının sınırlı olduğu istisnai halleri (yanılma, ahlaki yükümlülük, hukuka aykırılık ve zamanaşımı) ezberlemeniz ve kanun maddelerini (özellikle 72-76. maddeler) iyi anlamanız gerekmektedir.

Sonuç olarak, kanunun öngördüğü istisnaları doğru yorumlayarak I, III ve IV maddelerinin doğru olduğunu ve diğerlerinin hatalı olduğunu belirlediğimiz için doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 5 · 2025/2 · Borçlar Hukuku

I. Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. II. Hayvan bulunduran, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. III. Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınırına bir zarar verdiği takdirde, taşınırın maliki, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir. IV. Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın maliki durumu derhâl kolluk kuvvetlerine bildirmek ve hayvan sahibinin bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre hayvan bulunduranın sorumluluğuyla ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?

  • A)I ve II
  • B)I ve IV
  • C)II ve III
  • D)III ve IV
  • E)I, II ve III
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) "Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu" başlığı altında incelenen çok önemli bir konudur. SMMM stajı ve mesleki hayatta karşılaşabileceğiniz sorumluluk davaları için bu kuralları iyi bilmek gerekir.

Gelin, soruyu adım adım ve basit bir dille çözelim.

1. Neden Doğru Cevap "A" (I ve II)?

Bu şık, kanunun hayvan sahiplerine yüklediği temel sorumlulukları ve bu sorumluluktan kurtulma şartını doğru yansıtır.

  • Madde I Doğru: Kanun, hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişiye (hayvan sahibine) katı sorumluluk yükler. Yani, hayvanınız başkasına zarar verirse, "Benim hatam yoktu", "Hayvan kaçtı", "Biri tetikledi" gibi bahanelerle kurtulamazsınız. Zararı ödemekle yükümlüsünüz. Bu, I. cümlede belirtilen durumdur.
  • Madde II Doğru: Peki, hayvan sahibi hiç mi sorumluluk almaz? Hayır, kanun bir istisna getirir. Eğer hayvan sahibi, "Zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğimi" ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
  • Örnek: Sizin köpeğinizin tasmalı ve ağzında kapaklı olduğunu, bahçenizin yüksek ve güvenli olduğunu ispatlarsanız, köpeğiniz dışarı çıkıp birine zarar verse bile siz sorumlu olmazsınız. Bu, II. cümlede belirtilen durumdur.

Özetle: Kanun, hayvan sahibine "Hayvanın verdiği zararı sen ödersin" der (I. cümle), ancak "Eğer sen hiçbir hata yapmadığını ve gerekli önlemleri aldığını kanıtlayabilirsen, ödemek zorunda kalmazsın" der (II. cümle). Bu iki madde birlikte A şıkkını doğru yapar.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer maddelerdeki hatalar, kanunun getirdiği sınırların ve yetkilerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanır.

  • Madde III Neden Yanlış?
  • Hata: "Taşınırın maliki, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir."
  • Açıklama: Kanun, hayvanın taşınır (hareketli eşya) üzerine zarar vermesi durumunda, malikin hayvanı yakalamasına veya alıkoymasına izin vermez. Bu yetki sadece hayvanın taşınmaz (arazi, bina vb.) üzerine zarar vermesi durumunda geçerlidir. Taşınır (örneğin bir araba veya mobilya) zarar gördüyse, malik hayvanı zorla alıkoyamaz; bunun yerine mahkemeye başvurarak tazminat talep etmelidir. Bu yüzden III. madde yanlıştır.
  • Madde IV Neden Yanlış?
  • Hata: "Taşınmazın maliki durumu derhâl kolluk kuvvetlerine bildirmek ve hayvan sahibinin bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır."
  • Açıklama: Kanun, taşınmaz üzerine zarar verildiğinde malike yetki verir, yükümlülük değil.
  • Doğru Kural: Eğer hayvanınız arazinize zarar veriyorsa, siz (arazi sahibi) hayvanı yakalayabilir ve zararı giderilinceye kadar alıkoyabilirsiniz. Ancak kanun, "derhal polise haber verin" veya "hayvan sahibini bulmaya çalışın" diye bir zorunluluk koymaz. Bu, malikin seçeneğidir, zorunluluğu değildir. Bu yüzden IV. madde yanlıştır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 69-70 arası "Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu" konusunu bilmelisiniz.

Öğrenmen Gereken Temel Kurallar:

  • Sorumluluk: Hayvan sahibi, hayvanın verdiği zarardan sorumludur.
  • İstisna: Zararın doğmasını engellemek için gerekli özen gösterildiği ispatlanırsa sorumluluk kalkar.
  • Taşınır vs. Taşınmaz Ayrımı:
  • Taşınır (Eşya) zarar gördüyse: Hayvanı alıkoyma yetkisi yoktur. Sadece tazminat davası açılır.
  • Taşınmaz (Arazi/Bina) zarar gördüyse: Hayvanı yakalayıp alıkoyma yetkisi vardır.

Sonuç: Doğru cevap **A

Soru 6 · 2025/2 · Borçlar Hukuku

I. Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı değildir. II. Hâkim, zarar verenin ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlıdır. III. Hâkim, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlıdır. IV. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı hukuk hâkimini bağlamaz. V. Ceza hâkiminin zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hâkimini bağlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre haksız fiil yargılamasıyla ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?

  • A)I ve III
  • B)I ve IV
  • C)I, III ve IV
  • D)II, III ve V
  • E)II, IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu çözerken Türk Borçlar Kanunu'ndaki "Haksız Fiil" konusundaki en önemli kuralı, yani ceza hukuku ile hukuk hukuku arasındaki bağımsızlık ilkesini hatırlaman gerekiyor.

Öncelikle doğru cevap olan B şıkkını (I ve IV) neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim: Hukukta haksız fiil davası açıldığında, hukuk hâkimi zararın tazmin edilip edilmeyeceğine karar verirken, ceza hukukundaki kurallara (kusur, ayırt etme gücü gibi) doğrudan bağlı değildir. Yani, bir kişi ceza mahkemesinde beraat etse bile (suç işlediği ispatlanmasa bile), hukuk mahkemesinde yine de tazminat ödemekle yükümlü olabilir; çünkü hukukta "kusur" kavramı ceza hukukundan daha geniş yorumlanır. Bu nedenle, I. maddede belirtildiği gibi hukuk hâkimi ceza hukuku kurallarına bağlı değildir ve IV. maddede belirtildiği gibi ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi de hukuk hâkimini bağlamaz. Bu iki ifade, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi ve yerleşik içtihatlarla tam olarak örtüşmektedir.

Şimdi diğer şıkların neden yanlış olduğunu kısaca açıklayalım:

  • II. Şık Yanlış: Hukuk hâkimi, ayırt etme gücü konusunda da ceza hukuku kurallarına bağlı değildir; kendi kanaatini oluşturur.
  • III. Şık Yanlış: Ceza hâkiminin verdiği beraat kararı, hukuk hâkimini bağlamaz; beraat, hukukta tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • V. Şık Yanlış: Ceza hâkiminin zararın miktarına (tutarına) ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz; hukuk hâkimi zararı kendi başına belirler.

Bu soruyu çözebilmek için Ceza Hukuku ile Hukuk Hukuku arasındaki sorumluluk ilişkisinin bağımsız olduğunu ve özellikle Türk Borçlar Kanunu Madde 49'da düzenlenen "Haksız Fiil" hükümlerini bilmek gerekir.

Sonuç olarak, ceza hukuku kurallarının hukuk davalarında bağlayıcı olmadığı ve bu iki alanın birbirinden bağımsız işlediği gerçeği, I ve IV maddelerinin doğru olduğunu gösterir.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz