2016/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2016/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2016/2 · Borçlar Hukuku

I. Eksik borç doğuran işlemler II. Yanılma III. Aldatma IV. Korkutma V. Sebepsiz zenginleşme Yukarıdakilerden hangileri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen irade bozuklukları arasında yer almaz?

  • A)I ve II
  • B)I ve V
  • C)II ve III
  • D)III ve V
  • E)IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Öncelikle sorunun ne istediğine bakalak: Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) "irade bozuklukları" arasında yer almayan durumları soruyor. Yani, hangileri borçlar hukukunda sözleşmenin geçersiz olmasına neden olan "irade bozukluğu" sayılmaz?

Neden Doğru Cevap B (I ve V) Şıkkıdır?

Borçlar Kanunu'nda sözleşme yaparken iradenin (karar verme yetisinin) bozulması için kanun koyucu sadece belirli durumları kabul etmiştir. Bunlar şunlardır:

  • Yanılma (Hata)
  • Aldatma (Hile)
  • Korkutma (Korkutma)

Bu üç durum, sözleşme yapan kişinin iradesinin dış etkenlerle bozulmasıdır ve kanun bunları açıkça düzenlemiştir.

Şimdi seçeneklere bakalım:

  • I. Eksik borç doğuran işlemler: Bu bir "irade bozukluğu" değil, sözleşmenin hiç kurulmaması veya geçersiz olması durumudur. Kanun maddelerinde "irade bozuklukları" başlığı altında yer almaz. Bu yüzden yer almaz.
  • V. Sebepsiz zenginleşme: Bu da bir irade bozukluğu değil, bir borç kaynağıdır. Yani birinin haksız yere zenginleşip diğerinin zararına geçmesi durumunda, zarar görenin haklı olarak geri isteme hakkını doğuran bir kuraldır. İrade bozukluğu ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu da yer almaz.

Bu iki madde (I ve V), irade bozuklukları listesinde olmadığı için doğru cevap B şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklarda yer alan maddeler, TBK'ya göre irade bozukluklarıdır:

  • II. Yanılma: Kişinin yanlış bir bilgiye dayanarak irade beyanında bulunmasıdır. (Kanunda vardır).
  • III. Aldatma: Karşı tarafın hileli davranışlarıyla iradenin bozulmasıdır. (Kanunda vardır).
  • IV. Korkutma: Karşı tarafın tehdit veya korkutma yöntemiyle iradeyi zorlamasıdır. (Kanunda vardır).

Bu maddeler (II, III ve IV) irade bozuklukları arasında yer aldığı için, bunları "yer almaz" diyen şıklar (C, D ve E) yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Borçlar Hukuku dersinde "İrade Bozuklukları" konusunu iyi bilmelisin.

  • Özetle: Kanun, irade bozukluklarını sadece Yanılma, Aldatma ve Korkutma olarak sayar.
  • Dikkat: "Eksik borç doğuran işlemler" ve "Sebepsiz zenginleşme" borçlar hukukunun önemli konularıdır ancak bunlar irade bozukluğu değil, sırasıyla sözleşmenin kurulmaması ve borçların doğma sebepleridir. Sınavlarda bu ayrımı yapmak çok önemlidir.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2016/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, haksız fiil dolayısıyla uğranılan manevi zararın tazmini konusunda aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Haksız fiile maruz kalan kişi dışındaki kişilere, manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilmesi sadece haksız fiil mağdurunun ölümünde mümkündür.
  • B)Kusursuz sorumluluk kapsamında sorumlu olanlardan manevi zararın giderilmesi istenebilir.
  • C)Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
  • D)Hâkim, manevi tazminatın ödenmesinin yanı sıra bu saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
  • E)Hâkim, manevi tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'ndaki Kişilik Hakları ve Manevi Tazminat konusunu çok iyi anlamayı gerektiriyor. Soruda "hangisi yanlıştır" diye sorulduğu için, doğru olanları bulup, en büyük hatayı yapan şıkkı işaretleyeceğiz.

Hadi gel, şıkları tek tek inceleyelim:

🏆 Neden Doğru Cevap A Şıkkı? (Yani Neden Bu Cümle Yanlış?)

A şıkkı: "Haksız fiile maruz kalan kişi dışındaki kişilere, manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilmesi sadece haksız fiil mağdurunun ölümünde mümkündür."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Neden? Çünkü Kanun, manevi tazminatın sadece ölüm halinde değil, kişilik hakkının başka türlü zedelenmesi durumunda da ölenebilir kişilere (mağdurun yakınlarına) ödenmesini öngörmüştür.

Örneğin; bir kaza sonucu kişi yaralanır ve kalıcı bir sakatlık kalır. Bu durumda mağdurun aile bireyleri (eş, çocuklar, anne-baba) da manevi olarak çok acı çekerler. Kanun, bu durumda hâkim, mağdurun ölümü olmasa bile, mağdurun yakınlarına manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. "Sadece ölümde mümkündür" diyerek bu hakkı kısıtlamak Kanun'a aykırıdır.

❌ Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Neden Cevap Değil)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca görelim ki, bunları işaretlemeyelim:

  • B Şıkkı (Doğru): Kusursuz sorumluluk (örneğin; bir fabrikadan çıkan dumanın komşuyu hasta etmesi gibi) durumunda bile, mağdur manevi zararını tazmin ettirebilir. Kanun bunu engellemez.
  • C Şıkkı (Doğru): Kişilik hakkı (isim, onur, özel hayat vb.) zedelenen kişi, manevi tazminat isteyebilir. Bu, manevi tazminatın temelidir.
  • D Şıkkı (Doğru): Hâkim sadece para ödemeyi emretmekle kalmaz; "Bu eylemi kınıyorum" diyen bir karar verip, bu kararın gazetede yayımlanmasına da hükmedebilir. Bu, manevi zararı gidermenin başka bir yoludur.
  • E Şıkkı (Doğru): Hâkim, manevi tazminatın ödenmesi yerine başka bir yöntem (örneğin özür dileme, haber verme vb.) kararlaştırabilir veya para ödemeye ek olarak başka bir yaptırım da koyabilir.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 6098'deki "Kişilik Hakkının İhlali ve Manevi Tazminat" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle şunu ezberle: Manevi tazminat sadece ölümde değil, ağır yaralanma, sakatlık veya kişilik hakkının başka türlü ağır şekilde zedelenmesi durumunda da mağdurun yakınlarına ödenir. "Sadece ölüm" şartı bir yanılgıdır.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2016/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, haksız fiillerden doğan borçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle korumasına yönelik fiilleri hukuka aykırı sayılmaz.
  • B)Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.
  • C)Birden çok kişi, birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri takdirde, zarar görene karşı haklarında kusurları ölçüsünde kısmi sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
  • D)Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
  • E)Bir kişinin haksız fiili dolayısıyla sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre, karar verir.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM stajı için hazırlık yaparken hukuk kurallarını ezberlemek yerine mantığını kavramak çok daha önemlidir. Soruyu seninle birlikte adım adım çözelim.

Öncelikle sorunun doğru cevabının C şıkkı olduğunu belirtelim. Soruda "hangisi yanlıştır?" diye sorulduğu için, C şıkkındaki ifadeyi bulmamız gerekiyor.

Neden C Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

C şıkkında şunlar yazıyor: "Birden çok kişi, birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri takdirde, zarar görene karşı haklarında kusurları ölçüsünde kısmi sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır."

Buradaki hata "kısmi sorumluluk" ifadesindedir. Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, birden fazla kişi ortaklaşa (birlikte) bir zarara neden olmuşlarsa, aralarında kusur oranı ne olursa olsun, zarar görenin tüm zararını isteme hakkı vardır. Yani, zarar gören bu kişilerden birine gidip tüm parayı isteyebilir. Bu duruma "ortak sorumluluk" denir.

Kanun, "kusurları ölçüsünde" (yani sadece kendi payına düşen kadar) sorumluluk kurallarını, kişiler ayrı ayrı ve farklı sebeplerle zarar vermişse uygular. Ancak "birlikte" zarar vermişlerse, aralarında ortak sorumluluk hükümleri (TBK m. 49) devreye girer ve herkes tüm zarardan sorumludur. C şıkkı, ortak sorumluluk yerine kısmi sorumluluk kuralını getirdiği için yanlıştır.

Diğer Şıklar Neden Doğru?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca görelim ki, yanlış olanı daha iyi ayırt edebilesin:

  • A Şıkkı (Doğru): Bu madde "Haklı Savunma" (TBK m. 49) ile ilgilidir. Eğer bir kişi, yetkili bir makamın (örneğin polis veya mahkeme) müdahalesini bekleyemeyecek kadar acil bir durumda, kendi hakkını korumak için bir şey yaparsa, bu fiil hukuka aykırı sayılmaz. Bu, "acil durum" savunmasıdır ve doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru): Bu da "Kanunla Yetkili Fiiller" konusudur. Kanun size bir şey yapma yetkisi vermişse (örneğin bir memurun görevi gereği bir iş yapması), bu yetki sınırları içinde kalmak şartıyla, o işin zarara yol açsa bile hukuka aykırı değildir. Doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Bu madde "Manevi Tazminat" hakkını düzenler. TBK m. 58'e göre, birinin ölümü veya ağır bedensel zarara uğraması durumunda, sadece zarar gören değil, yakınları da manevi tazminat talep edebilir. Doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru): Bu madde "Hakim Seçimi" ile ilgilidir. Eğer bir zarar birden fazla sebebe dayanıyorsa ve bunlardan biri daha ağır bir sorumluluk doğuruyorsa, hakim genellikle zarar görenin en iyi şekilde tazmin edileceği sorumluluk türünü seçer. Bu, TBK m. 49'da belirtilen bir kuraldır ve doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Haksız Fiiller konusundaki şu temel kuralları iyi bilmelisin:

  • Hukuka Aykırılık Halleri: Hangi durumlarda bir fiil hukuka aykırı sayılmaz? (Yetkili makamın müdahalesi, kanunla yetkili fiiller, haklı savunma).
  • Ortak Sorumluluk vs. Kısmi Sorumluluk: Bu en kritik noktadır.
  • Ortak Sorumluluk: Birden fazla kişi birlikte zarar verirse -> Tüm zarardan sorumludurlar (Zarar gören istediğine tüm parayı ödeyebilir).
  • Kısmi Sorumluluk: Kişiler ayrı ayrı ve farklı sebeplerle zarar verirse -> Sadece kusurları oranında sorumludurlar.

Özetle: Soruda "birlikte" zarara neden olma durumu var, bu yüzden "ortak sorumluluk" kuralı uygulanmalıydı. C şıkkı ise yanlışlıkla "kısmi sorumluluk" demiş. Bu yüzden C şıkkı yanlıştır ve doğru cevap budur.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2016/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde aşağıdakilerden hangisi talep edilemez?

  • A)Gecikme tazminatı
  • B)Sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğranılan zararlar
  • C)Sözleşmeden dönme
  • D)Sözleşmenin feshi
  • E)İfa
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'ndaki (TBK) en önemli ve sıkça karıştırılan kavramlardan birini, yani "Sürekli Edimli Sözleşmelerin Feshi" konusunu ölçüyor. Doğru cevap C şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim:

Neden C Şıkkı (Sözleşmeden Dönme) Doğru Cevap?

Sorunun anahtarı "ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmeler" ifadesidir.

  • Sürekli Edimli Sözleşme Nedir?

Kiracılık, iş sözleşmesi, kira sözleşmesi gibi tarafların borçlarını tek bir seferde değil, zaman içinde sürekli yerine getirdiği sözleşmelerdir.

  • İfa Başladıktan Sonra Ne Olur?

Eğer borçlu (örneğin kiracı) borcunu yerine getirmeyip temerrüde (gecikmeye) düşerse, alacaklı (örneğin ev sahibi) hemen sözleşmeyi dönem (geçmişe etkili olarak bitirmek) hakkını kullanamaz. Çünkü sözleşme zaten yürümekte ve tarafların bir kısmı yerine getirilmiştir.

  • TBK Madde 116 Kuralı:

Kanun, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü halinde alacaklının "sözleşmeden dönme" hakkını kullanamayacağını açıkça belirtir.

  • Dönme: Sözleşmeyi sanki hiç yapılmamış gibi geriye doğru iptal etmektir. Bu, zaten yapılmış olan hizmetleri (örneğin geçen ayların kirasını) geri almamızı gerektirir ki bu sürekli sözleşmelerde imkansız ve haksızdır.
  • Doğru Yol: Feshetmek:

Alacaklının yapması gereken şey, sözleşmeyi geleceğe yönelik olarak bitirmektir. Buna hukuk dilinde "Fesih" denir. Yani sözleşme bugünden sonra sona erer, geçmişe dönük değil.

Özetle: Sürekli sözleşmelerde borçlu gecikirse, alacaklı sözleşmeyi "dönem" (geçmişe geri al) diyemez, sadece "feshet" (gelecekte bitir) diyebilir. Bu yüzden C şıkkındaki "Sözleşmeden dönme" talebi yapılamaz.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Yani Talep Edilebilir)?

  • A) Gecikme Tazminatı: Borçlu borcunu geç yerine getirdiği için, gecikme süresince alacaklıya ödenmesi gereken tazminatı talep edebilir. Bu hak her zaman vardır.
  • B) Zararlar: Borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklı uğradığı zararları (örneğin kira ödenmediği için evin boş kalma zararı) talep edebilir.
  • D) Sözleşmenin Feshi: Yukarıda anlattığımız gibi, sürekli sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde alacaklının en temel hakkı sözleşmeyi geleceğe yönelik feshetmektir. Bu talep edilebilir.
  • E) İfa: Borçlunun borcunu yerine getirmesi (ifası) talep edilebilir. Temerrüt olsa bile borçludan borcunu istemeye devam edebilirsiniz (feshetmediğiniz sürece).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için TBK Madde 116'yı ve "Sürekli Edimli Sözleşmelerde Fesih ve Dönme Ayrımı" konusunu iyi bilmelisin.

  • Kural: Geçmişe dönük bitirme (Dönme) sürekli sözleşmelerde yasaktır. Geleceğe dönük bitirme (Fesih) mümkündür.
  • İpucu: Soruda "ifasına başlanmış" ve "sürekli edimli" kelimelerini gördüğün an, "Dönme" şıkkının yanlış (talep edilemez) olduğunu hemen fark etmelisin.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2016/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, müteselsil sorumlulukla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğer müteselsil borçlulara karşı sorumlu olur.
  • B)Müteselsil borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.
  • C)Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.
  • D)Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe müteselsil borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.
  • E)Müteselsil borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer müteselsil borçlular kusurları oranında üstlenmekle yükümlüdürler.
Çözümü göster — doğru cevap E

Soruda "yanlış" olan şıkkı bulmamız isteniyor ve doğru cevap E şıkkı.

Gelin adım adım nedenini açıklayalım:

1. Neden E Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap) Müteselsil sorumlulukta temel kural şudur: Alacaklı, borcun tamamını istediği borçludan isteyebilir. Ancak, borçlular arasında bir iç ilişki (içteki hesaplaşma) vardır.

E şıkkında "kusurları oranında" ifadesi geçiyor. Bu ifade yanlıştır. Çünkü müteselsil borçlular arasında içteki hesaplaşma yapılırken, borçlar "eşit pay" (eşitlik ilkesi) üzerinden bölünür.

  • Kural: Eğer borçlular arasında farklı bir anlaşma yoksa, borçlular arası içteki hesaplaşma eşit pay şeklinde yapılır.
  • Hata: "Kusur oranı" ifadesi, haksız fiiller veya tazminat davaları gibi durumlarda geçerli olabilir, ancak müteselsil borçlulukta içteki paylaşım eşitlik esasına dayanır. Dolayısıyla bu ifade hukuki olarak hatalıdır ve sorunun doğru cevabıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru? (Yanlış Şıklar)

  • A Şıkkı (Doğru): Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı "ortak def' ve itirazları" (örneğin borcun geçersizliği gibi) ileri sürmezse, bu borçlu diğer borçlulara karşı içteki hesaplaşmada sorumlu olur. Yani, kendi hatasıyla diğerlerini zarara uğratmamalıdır. Bu ifade doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru): Müteselsil sorumlulukta borç, tamamı ödenene kadar devam eder. Alacaklı, borçlulardan birine başvurabilir, o ödemeyi yapana kadar sorumluluk bitmez. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Eğer birden fazla borçlu, "Borcun tamamını ödemeyi kabul ediyorum" derse, aralarında müteselsil borçluluk doğar. Bu, müteselsillik kurallarının temelidir. Doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Kanun veya sözleşme aksi belirtilmedikçe, bir borçlu kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Örneğin, bir borçlu borcunu geciktirirse, diğer borçluların sorumluluğu artmaz. Bu ifade doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir? Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 430-434 arasındaki "Müteselsil Borçluluk" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Alacaklının Hakkı: Alacaklı dilediği borçludan borcun tamamını isteyebilir.
  • İçteki Paylaşım: Borçlular arasında içteki hesaplaşma eşit pay (eşitlik) ilkesine göre yapılır, "kusur oranına" göre değil.
  • Def' ve İtirazlar: Bir borçlunun ileri süremediği itirazlar, diğerlerini etkiler.

Özetle: Sınavda "müteselsil borçlular arası içteki paylaşım" sorulduğunda, cevap her zaman "eşit pay" olmalıdır. "Kusur oranı" veya "katkı oranı" gibi ifadeler genellikle bu soru tipi için tuzaştır.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2016/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aksine bir anlaşma yoksa para borçlarının ifa yeri aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Borçlunun sözleşmenin kurulduğu zamandaki yerleşim yeri
  • B)Borçlunun ödeme zamanındaki yerleşim yeri
  • C)Sözleşmenin kurulduğu yer
  • D)Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri
  • E)Alacaklının sözleşmenin kurulduğu zamandaki yerleşim yeri
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavlarında hukuk soruları genellikle kanun maddelerine dayanır ve "ezber" değil, "mantık" gerektirir.

1. Neden Doğru Cevap D'dir?

Sorunun temelinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) yatar. Soru şu soruyu soruyor: "Eğer taraflar 'parayı nereye ödeyeceğim' diye özel bir anlaşma yapmadılarsa, para borcunu nerede ödemeliyiz?"

Hukukta bu duruma "İfa Yeri" denir. Para borçları için TBK'nın 100. maddesi açıkça şunu der:

> TBK Madde 100: "Aksine bir anlaşma yoksa, para borçlarının ifa yeri, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir."

Neden böyle bir kural var? Hukuk mantığı şudur: Borçlu, parayı alacaklıya ulaştırmak zorundadır. Alacaklı, parayı alacağı yerden (yani kendi evinden veya iş yerinden) bekler. Borçlunun nerede yaşadığı veya sözleşmenin nerede yapıldığı önemli değildir; önemli olan paranın alacaklının eline geçtiği andaki yerdir.

Bu yüzden doğru cevap D şıkkıdır: Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden "tuzak" olduğunu görelim:

  • A) Borçlunun sözleşmenin kurulduğu zamandaki yerleşim yeri:
  • Hata: Borçlunun nerede yaşadığı veya sözleşmenin nerede yapıldığı, para borcunun ifa yerini belirlemez. Ayrıca "sözleşmenin kurulduğu zaman" değil, "ödeme zamanı" önemlidir. Borçlu sözleşme sırasında İstanbul'da yaşarken borçluyken, ödeme zamanında Ankara'ya taşınmış olabilir. Kanun, ödeme anındaki durumu baz alır.
  • B) Borçlunun ödeme zamanındaki yerleşim yeri:
  • Hata: Bu en büyük tuzaktır. Para borcunda ifa yeri borçlunun değil, alacaklının yerleşim yeridir. Borçlunun evi veya iş yeri, borcun yerine getirileceği yer değildir.
  • C) Sözleşmenin kurulduğu yer:
  • Hata: Sadece para borçları için değil, genel olarak sözleşmenin yapıldığı yer, ifa yeri değildir. Eğer taraflar özel bir yer belirlememişlerse kanun, alacaklının yerleşim yerini esas alır.
  • E) Alacaklının sözleşmenin kurulduğu zamandaki yerleşim yeri:
  • Hata: Burada "alacaklı" doğru, ancak zamanlama hatası var. Kanun, sözleşmenin kurulduğu zamanı değil, ödeme zamanını baz alır. Alacaklı sözleşme sırasında İzmir'de yaşarken, ödeme zamanında İstanbul'a taşınmışsa, borç İstanbul'da ödenmelidir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 100'ü bilmelisin.

Özet Kural:

  • Para Borçları: İfa yeri = Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri.
  • Diğer Borçlar (Mal teslimi vb.): İfa yeri = Borçlunun sözleşmenin kurulduğu zamandaki yerleşim yeri (Genel kural budur, para borçları istisnadır).

Öğrenciye Not: Sınavda "para borcu" ibaresini gördüğün an, hemen aklına "Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri" gelmelidir. Bu, SMMM staj sınavlarının en klasik ve sık sorulan hukuk kurallarından biridir.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz