2016/3 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2016/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2016/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi sözleşmenin kesin hükümsüzlüğünü gerektiren sebeplerden biri değildir?

  • A)Sözleşmenin muvazaalı olması
  • B)İrade beyanında bulunan kişinin ayırt etme gücünün bulunmaması
  • C)Sözleşmenin konusunun emredici hukuk kurallarına aykırı olması
  • D)Sözleşmenin geçerliliği için aranan şekle uyulmamış olması
  • E)Sözleşme taraflarından birinin irade beyanının korkutma sebebiyle sakat olması
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, Türk Borçlar Kanunu (TBK)'daki sözleşmelerin geçersizlik sebeplerini ve bunların türlerini (kesin hükümsüzlük vs. iptal edilebilirlik) ayırt etmeni istiyor.

Hadi gel, doğru cevabı (E şıkkını) neden doğru bulduğunu adım adım açıklayalım ve diğer şıkların neden "yanlış" olduğunu (yani neden sorunun cevabı onlar değil) inceleyelim.

🎯 Doğru Cevap Neden E?

Soruda "kesin hükümsüzlük" (hiçbir zaman geçerli olmayan, baştan beri geçersizlik) DEĞİL, "iptal edilebilirlik" (geçerli kabul edilir, ancak iptal davası açılıncaya kadar geçerli kalır) sebeplerini arıyoruz.

E Şıkkı: "Sözleşme taraflarından birinin irade beyanının korkutma sebebiyle sakat olması" durumu, TBK m. 49 ve devamı maddelerine göre iptal edilebilirlik sebebidir.

  • Mantık: Korkutma (tehdit) altında yapılan sözleşme, mahkeme tarafından iptal edilene kadar geçerlidir. İptal davası açılırsa ve mahkeme kabul ederse, o tarihten itibaren hükümsüz olur. Ancak baştan itibaren "kesin hükümsüz" değildir.
  • Sonuç: Soru "hangisi kesin hükümsüzlük değildir?" diye sorduğu için, iptal edilebilirlik sebebi olan E şıkkı doğru cevaptır.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış? (Neden Cevap Değiller?)

Diğer şıklar (A, B, C ve D), TBK'ya göre kesin hükümsüzlük sebepleridir. Yani bu sözleşmeler baştan beri, hiçbir zaman geçerli olmamıştır. Soru "hangisi kesin hükümsüzlük değildir" dediği için bu şıklar cevap olamaz.

  • A) Muvazaa (Hileli Görünüm): Tarafların gerçek niyetlerini gizleyip başka bir sözleşme gibi göstermesi. TBK m. 157'ye göre kesin hükümsüzdür.
  • B) Ayırt Etme Gücünün Olmaması: Çocuk veya akıl hastası gibi irade beyanında bulunma yeteneği olmayan kişinin yaptığı sözleşme. TBK m. 11'e göre kesin hükümsüzdür.
  • C) Konusunun Emredici Kurallara Aykırılığı: Yasaların izin vermediği bir işin sözleşme konusu olması. TBK m. 27'ye göre kesin hükümsüzdür.
  • D) Şekil Şartına Uyulmaması: Kanunun veya tarafların belirlediği yazılı forma uyulmaması. TBK m. 14'e göre kesin hükümsüzdür.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK)'daki "Sözleşmelerin Geçersizliği" konusunu çok iyi bilmelisin. Özellikle şu ayrımı ezberlemelisin:

  • Kesin Hükümsüzlük (Baştan beri geçersiz):
  • Ayırt etme gücü yoksa, emredici kurallara aykırıysa, şekil şartı yoksa, muvazaa varsa.
  • İptal Edilebilirlik (Geçerli, ama iptal edilebilir):
  • Korkutma (tehdit), hile, yanıltma, hatı veya irade sakatlığı varsa.

Özetle: Soru "Hangisi kesin hükümsüzlük değildir?" diye sorduğu için, "iptal edilebilirlik" sebebi olan Korkutma durumunu işaret etmelisin. Cevap E'dir.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2016/3 · Borçlar Hukuku

I. Zorunluluk hallerinin mevcut bulunması II. Zarar görenin hafif kusuru III. Zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması IV. Yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması V. Zarar verenin davranışının haksız tahrik dolayısıyla ortaya çıkması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, yukarıdakilerden hangileri haksız fiillerde “hukuka aykırılığı kaldıran haller” arasında yer alır?

  • A)I, II ve III
  • B)I, II ve IV
  • C)I, III ve IV
  • D)II, IV ve V
  • E)III, IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir konuyu, yani "Haksız Fiillerde Hukuka Aykırılığı Kaldıran Haller"i sorguluyor. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Gelin bu konuyu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım, basit bir dille çözelim.

1. Neden C Şıkkı Doğru? (Doğru Cevabın Mantığı)

Haksız fiil işlendiğinde, genellikle zarar gören tazminat talep edebilir. Ancak kanun, bazı özel durumlarda bu "haksızlık" durumunu ortadan kaldırır. Yani, bir şeyin zararı olsa bile, o durumun yasal ve meşru kabul edildiği anlardır. Sorudaki maddelerden hangileri bu meşruiyet alanına girer?

  • I. Zorunluluk hallerinin mevcut bulunması: Bir kişi, kendisine veya başkasına daha büyük bir zarar gelmesini önlemek için, kaçınılmaz bir şekilde başka birine zarar verirse, bu durum "zorunluluk" sayılır. Kanun, bu durumu hukuka aykırı kabul etmez. (Örn: Yangın çıkarsa, komşunun kapısını kırarak içeri girmek). Bu madde doğrudur.
  • III. Zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması: Eğer biri size saldırırsa ve kendinizi veya başkasını korumak için o kişiye zarar verirseniz, bu "haklı savunma"dır. Kanun, kendini savunanı suçlu veya tazminat ödemekle yükümlü tutmaz. Bu madde doğrudur.
  • IV. Yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması: Bu, hukukta "Kendi Kuvvetiyle Koruma" olarak bilinir. Eğer bir hırsızlık anında polis gelip durduramazsa ve siz hırsızı yakalamak için zor kullanmak zorunda kalırsanız, bu eylem hukuka aykırı sayılmaz. Bu madde doğrudur.

Gördüğünüz gibi, I, III ve IV maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre hukuka aykırılığı kaldıran temel hallerdir. Bu yüzden doğru cevap C şıkkıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer maddeler (II ve V) neden bu listede yer almaz?

  • II. Zarar görenin hafif kusuru: Zarar görenin hafif kusuru, hukuka aykırılığı kaldırmaz. Sadece tazminat miktarını azaltabilir (tazminatın indirilmesi). Haksız fiilin varlığını ortadan kaldırmaz. Bu yüzden bu madde listede olmamalıdır.
  • V. Zarar verenin davranışının haksız tahrik dolayısıyla ortaya çıkması: "Haksız tahrik", yani birinin sizi çok sinirlendirmesi veya provoke etmesi, yaptığınız eylemi yasal kılmaz. Sadece yine tazminat miktarını azaltmak için dikkate alınabilir. Eyleminiz hala hukuka aykırıdır, sadece cezası hafifletilir. Bu madde de listede olmamalıdır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 49 ve 50'yi (Haksız Fiiller ve Hukuka Aykırılığı Kaldıran Haller) iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Hukuka Aykırılığı Kaldıran Haller: Zorunluluk, Haklı Savunma ve Kendi Kuvvetiyle Koruma. (Bunlar "Haksız fiil"i tamamen yok eder).
  • Tazminatı Azaltan Haller: Zarar görenin kusuru ve Haksız Tahrik. (Bunlar "Haksız fiil"i yok etmez, sadece para miktarını düşürür).

Özetle: Sınavda "hukuka aykırılığı kaldırma" sorulduğunda aklına sadece Zorunluluk, Savunma ve Kendi Kuvvetiyle Koruma gelmeli. "Kusur" ve "Tahrik" ise sadece para indirimi içindir, hukuka aykırılığı kaldırma değildir.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2016/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, taraflar arasında aksine bir anlaşma yoksa “parça borçları”nın ifa yeri, kural olarak aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Alacaklının sözleşmenin kurulduğu sıradaki yerleşim yeri
  • B)Sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yer
  • C)Borçlunun ifa zamanındaki yerleşim yeri
  • D)Borçlunun sözleşmenin kurulduğu sıradaki yerleşim yeri
  • E)Alacaklının ifa zamanındaki yerleşim yeri
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) "Parça Borçları" ve bunların ifa yeri (borcun nerede yerine getirileceği) ile ilgilidir. SMMM stajı için bu konu, ticari işlemlerde mal teslimi veya hizmetin nerede yapılacağına dair temel bir kuraldır.

Gelin soruyu adım adım çözelim:

1. Neden Doğru Cevap B'dir?

Soruda "parça borçları" ifadesi geçiyor. Parça borçları, borcun birden fazla parçadan oluştuğu ve bu parçaların ayrı ayrı ifa edilmesi gereken borçlardır (Örneğin: Bir inşaat firmasının bir binayı 3 kat halinde teslim etmesi gibi).

TBK Madde 100'e göre, taraflar arasında farklı bir anlaşma yoksa parça borçlarının ifa yeri kuralı şöyledir: > "Borç konusunun sözleşmenin kurulduğu sırada bulunduğu yer."

Neden bu kural? Parça borçlarında borcun konusu genellikle somut bir mal veya belirli bir yerdir. Kanun koyucu, borcun yerine getirileceği yerin, borcun doğduğu anda malın veya işin nerede durduğunu esas almıştır. Bu sayede belirsizlik önlenir ve taraflar borcun nerede ifa edileceğini sözleşme anında bilirler.

  • Örnek: İstanbul'da bir atölyede üretilen 100 adet sandalyenin, 5 parça halinde (her parça 20 sandalye) bir müşteriye teslim edilmesi gerekiyorsa, bu parça borçlarının ifa yeri, sandalyelerin üretildiği ve sözleşmenin yapıldığı İstanbul'daki atölyedir.

Bu nedenle B şıkkı ("Sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yer") doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar genellikle "Borçlunun yerleşim yeri" veya "Alacaklının yerleşim yeri" gibi genel kurallara dayanır. Ancak parça borçları için bu genel kural geçerli değildir.

  • A, C, D ve E Şıkları: Bu şıklar borçlunun veya alacaklının yerleşim yerini (sözleşme anında veya ifa zamanında) esas alır.
  • Eğer borç konusu bir mal ise ve mal borçlunun evinde değilse, borçlunun evi ifa yeri olamaz.
  • Eğer borç konusu bir hizmet ise ve hizmetin verileceği yer borçlunun ofisi değilse, ofis ifa yeri olamaz.
  • Kanun, parça borçlarında "yerleşim yeri" yerine doğrudan "konunun bulunduğu yer" ilkesini getirmiştir. Bu yüzden diğer şıklar yanlıştır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 100'ü ve "Parça Borçları" kavramını iyi bilmelisin.

  • Anahtar Kelime: Parça Borçları.
  • Kural: Parça borçlarında ifa yeri, sözleşme kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerdir.
  • İstisna: Taraflar "İfa yeri X şehridir" diye özel bir anlaşma yaparsalar, kanuni kural değil, o anlaşma geçerli olur. Soruda "aksine bir anlaşma yoksa" denildiği için kanuni kural uygulanır.

Özetle: Soru sana "Parça borçlarında ifa yeri neresidir?" diye soruyor. Cevap her zaman "Konunun sözleşme anındaki bulunduğu yer"dir. Bu kuralı ezberlersen, benzer soruları rahatlıkla çözersin.

Soru 4 · 2016/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, zamanaşımının kesilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Zamanaşımı kefile karşı kesilince asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
  • B)Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur.
  • C)Borçlu borcu ikrar etmişse zamanaşımı kesilir.
  • D)Alacaklı iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir.
  • E)Zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı kesilmiş olmaz.
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir konu olan "Zamanaşımı Kesilmesi"ni test ediyor. Soruda "hangisi yanlıştır" diye sorulduğu için, doğru olanı bulmak yerine, hukuk kurallarına aykırı olan şıkkı işaretlememiz gerekiyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim.

1. Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır çünkü bu ifade Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) aykırıdır.

Hukukumuzda "Müteselsil Borçluluk" (birden fazla borçlunun aynı borçtan sorumlu olması) durumunda kural şudur: > TBK Madde 140: Müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımı kesilirse, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.

Yani, alacaklı borçlulardan sadece birine dava açarsa veya borcu ikrar ettirirse, zamanaşımı sadece o borçlu için değil, tüm müteselsil borçlular için durur.

E şıkkı ise tam tersini söylüyor: "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı kesilmiş olmaz." Bu ifade hukuk kurallarına ters düştüğü için yanlıştır ve sorunun cevabı budur.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin "Yanlış" Değil)?

Soruda "yanlış olanı" bulmamız istendiği için, diğer şıkların hukuka uygun (doğru) olması gerekir. Gelin bunları inceleyelim:

  • A Şıkkı (Doğru): Kefalet ilişkisinde kural şudur: Kefile karşı zamanaşımı kesilse bile, bu asıl borçluyu kurtarmaz. Yani asıl borçlu, kefile dava açıldığında zamanaşımından kurtulmaz. Bu ifade doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru): Tam tersi durum: Eğer zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilirse (örneğin asıl borçluya dava açılırsa), bu durum kefili de koruma altına alır. Kefil de zamanaşımından kurtulur. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Borçlu, borcunu ikrar ederse (yazılı olarak kabul ederse), zamanaşımı kesilir. Bu, zamanaşımının en temel kesilme sebeplerinden biridir. Doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Alacaklının iflas masasına başvurması, borcun tahsil edilmeye çalışıldığını gösterir. Bu durum da zamanaşımını keser. Doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözebilmek için şu iki temel hukuk konusunu iyi bilmelisin:

  • Zamanaşımının Kesilmesi Sebepleri: Borcun ikrarı, dava açılması, iflas talebi gibi durumların zamanaşımını nasıl durdurduğunu bilmelisin.
  • Müteselsil Borçluluk ve Kefalet İlişkisinde Zamanaşımı Etkisi:
  • Müteselsil borçlulardan birine dava açılınca tümüne etki eder.
  • Kefile dava açılınca asıl borçluya etki etmez.
  • Asıl borçluya dava açılınca kefile etki eder.

Özetle: SMMM stajı sınavlarında "yanlış olanı" soran sorulara dikkat etmelisin. E şıkkı, müteselsil borçlulukta zamanaşımının "birine kesilince diğerine de kesilir" kuralını yanlış yorumladığı için doğru cevaptır.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2016/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, “öneri” ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin sona ermesine kadar önerisiyle bağlıdır.
  • B)Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya fiyat listesi gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır.
  • C)Telefon veya bilgisayar gibi iletişim araçlarıyla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olmayanlar arasında yapılan öneri sayılır.
  • D)Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz ve bu şeyi alan kişi, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.
  • E)Kabul için süre belirlemeksizin hazır olan kişiye yapılan öneri, hemen kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun sözleşme kurma aşamalarından biri olan "Öneri" (teklif) konusunu ölçüyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim ve neden C şıkkının doğru cevap (yani yanlış olan ifade) olduğunu öğrenelim.

1. Neden C Şıkkı Doğru Cevap (Yanlış İfade)?

Soruda "hangisi yanlıştır?" diye soruluyor. C şıkkı şunu diyor: "Telefon veya bilgisayar gibi iletişim araçlarıyla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olmayanlar arasında yapılan öneri sayılır."

Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden doğru cevaptır.

Neden? TBK Madde 14'e göre, telefon, internet veya benzeri anlık iletişim araçları kullanılarak yapılan öneriler, hazır olanlar arasında yapılmış kabul edilir. Yani, karşı tarafın o an telefonun başında veya ekran başında olması beklenir. Eğer karşı taraf o an yoksa, öneri "hazır olmayanlar" arasında yapılmış sayılmaz.

  • Kural: Anlık iletişim araçları (telefon, chat vb.) kullanıldığında, öneri hazır olanlar arasında yapılmış sayılır.
  • C Şıkkındaki Hata: C şıkkı, bu tür iletişimlerin "hazır olmayanlar" arasında yapıldığını iddia ederek kanuna aykırı bir ifade kurmuştur.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yanlış Değil)?

Diğer şıkların TBK'ya uygun olduğunu ve bu yüzden cevap olamayacağını kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Kabul için bir süre belirlenirse, öneren bu sürenin bitimine kadar önerisinden dönemez. Bu, TBK Madde 15'te açıkça belirtilmiştir.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): Malın vitrinde sergilenmesi veya fiyat listesi gönderilmesi, aksi belirtilmedikçe birer "öneri" (teklif) olarak kabul edilir. Bu, TBK Madde 14'ün ikinci fıkrasıdır.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Kimse istemeden size bir eşya gönderilirse, bu bir öneri sayılmaz. Siz o eşyayı geri göndermek veya saklamakla yükümlü değilsiniz. Bu, TBK Madde 14'ün üçüncü fıkrasıdır ve ticari hayatta sıkça karşılaşılan bir durumdur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Kabul süresi belirlenmemişse ve karşı taraf o an "hazır" ise, öneri hemen kabul edilmezse öneren önerisinden kurtulur. Bu, TBK Madde 15'te düzenlenmiştir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 14 ve 15'i iyi bilmelisin. Özellikle şu iki kavramı ayırt etmelisin:

  • Hazır olanlar vs. Hazır olmayanlar:
  • Hazır olanlar: Telefon, internet, yüz yüze konuşma gibi anlık iletişim. (Öneri hemen kabul edilmeli, edilmezse öneren kurtulur).
  • Hazır olmayanlar: Mektup, e-posta gibi gecikmeli iletişim. (Kabul süresi belirlenmezse, öneren makul bir süre geçene kadar bağlı kalır).

Özetle: Soru, anlık iletişim araçlarının (telefon/bilgisayar) "hazır olmayanlar" arasında yapıldığını söyleyerek kanunu çarpıtmaya çalışıyor. Oysa kanun, bunların "hazır olanlar" arasında yapıldığını söyler. Bu yüzden C şıkkı yanlış ifadeyi içerir ve doğru cevaptır.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2016/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, önsözleşmeyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Önsözleşme, tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.
  • B)Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin önsözleşmeler geçerlidir.
  • C)Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.
  • D)Önsözleşme hakkında, şartları oluşmuşsa yanılmaya ilişkin hükümlerin uygulanması mümkündür.
  • E)Önsözleşme hukuki niteliği itibarıyla tek taraflı hukuki bir işlemdir.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staj sınavlarında hukuk soruları çok önemlidir ve özellikle Türk Borçlar Kanunu (TBK)'daki sözleşme türlerini iyi ayırt etmek gerekir.

Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır. Şimdi nedenini ve diğer şıkların neden yanlış olduğunu basit bir dille açıklayalım.

1. Neden E Şıkkı Doğru Cevap? (Yani Neden "Yanlış" İfade Bu?)

Soruda "Hangisi yanlıştır?" diye soruluyor. E şıkkı şunu diyor: "Önsözleşme hukuki niteliği itibarıyla tek taraflı hukuki bir işlemdir."

Bu ifade yanlıştır, bu yüzden doğru cevap E'dir.

Neden? Hukukta önsözleşme (TBK m. 20), tarafların birbirlerine karşı yükümlülük üstlendikleri bir sözleşmedir. Yani, seninle ben aramızda "Gelecekte bir araba alım satımı yapacağız" diye anlaşalım. Bu anlaşma kurulurken iki tarafın da (ben ve sen) iradesi gerekir.

  • Tek Taraflı İşlem: Sadece bir kişinin iradesiyle kurulur (Örn: Vasiyetname, tahliye beyanı).
  • Çok Taraflı İşlem (Sözleşme): İki veya daha fazla kişinin iradesinin birleşmesiyle kurulur.

Önsözleşme, ileride kurulacak asıl sözleşmeyi yapmak için taraflar arasında karşılıklı bir anlaşmadır. Dolayısıyla o da bir sözleşmedir ve çift taraflı bir işlemdir. "Tek taraflıdır" demek hukuk hatasıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soruda "Yanlış" Olmadığı İçin Seçilmez)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu, yani neden sorunun cevabı olamayacağını kısaca görelim:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): "Önsözleşme, tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur."
  • Açıklama: Bu, sözleşmelerin genel kuralıdır. İki tarafın da "Evet, anlaştık" demesi gerekir. Bu ifade TBK'ya uygundur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): "Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin önsözleşmeler geçerlidir."
  • Açıklama: TBK m. 20'ye göre, gelecekte bir sözleşme yapma sözü vermek (önsözleşme) geçerlidir. Örneğin, "Gelecek ay evi sana satacağıma söz veriyorum" demek geçerlidir.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): "Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır."
  • Açıklama: Eğer ileride kurulacak sözleşme için kanun "yazılı olmalı" diyorsa (örneğin taşınmaz satışı), o zaman önsözleşmenin de yazılı olması gerekir. Şekil şartı taşınır. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): "Önsözleşme hakkında, şartları oluşmuşsa yanılmaya ilişkin hükümlerin uygulanması mümkündür."
  • Açıklama: Önsözleşme de bir sözleşme olduğu için, sözleşmelerde geçerli olan tüm kurallar (yanılma, hile, korkutma vb.) burada da uygulanır. Bu ifade doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel hukuk konusunu iyi bilmelisin:

  • Hukuki İşlem Türleri: Bir işlemin "Tek Taraflı" mı yoksa "Çok Taraflı (Sözleşme)" mı olduğunu ayırt edebilmek. (Önsözleşme bir sözleşmedir, tek taraflı değildir).
  • Türk Borçlar Kanunu Madde 20: Önsözleşmenin tanımı, kurulma şekli ve geçerlilik şartları.

Özetle: Önsözleşme, taraflar arasında karşılıklı anlaşma (sözleşme) gerektirir. Bu yüzden "tek taraflıdır" demek kesinlikle yanlıştır. Sınavda "yanlış olanı" bulman gerektiği için E şıkkını işaretlemelisin.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz