2017/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2017/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2017/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun genel hükümlerinde yer alan zamanaşımı sürelerinin sözleşme ile değiştirilip değiştirilemeyeceğine yönelik genel ilkeye ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Zamanaşımı süreleri kesindir, sözleşmeyle değiştirilemez.
  • B)Zamanaşımı süreleri istenildiği kadar uzatılabilir ya da kısaltılabilir.
  • C)Zamanaşımı süreleri kanunda belirtilen sürenin yarısıyla sınırlı olarak uzatılabilir ya da kısaltılabilir.
  • D)Zamanaşımı süreleri sözleşmeyle uzatılabilir ancak kısaltılamaz.
  • E)Zamanaşımı süreleri sözleşmeyle kısaltılabilir; ancak uzatılamaz.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir konuyu, yani "Zamanaşımı" ve "Sözleşme Özgürlüğü" arasındaki sınırı sorguluyor. Doğru cevap A şıkkıdır.

Gelin bu konuyu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi açıklayalım:

Neden Doğru Cevap A Şıkkıdır?

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre zamanaşımı süreleri "kesin hükümler" (emredici hükümler) olarak kabul edilir. Bu ne demek?

  • Amacı: Kanun koyucu, hukuki belirsizliği önlemek ve alacaklıların haklarını sonsuza kadar korumamasını sağlamak için zamanaşımı sürelerini belirlemiştir.
  • Kural: Bu süreler, tarafların kendi aralarında yaptıkları bir sözleşme ile ne uzatılabilir ne de kısaltılabilir.
  • Mantığı: Eğer taraflar sözleşmeyle zamanaşımı süresini değiştirebilseydi, kanunun koyduğu "hukuk güvenliği" ilkesi zedelenirdi. Örneğin, bir borç 10 yıl sonra zamanaşımına uğrarsa, borçlu ve alacaklı bunu sözleşmeyle 20 yıl yapamazlar. Kanun ne derse o olur.

Bu nedenle, "Zamanaşımı süreleri kesindir, sözleşmeyle değiştirilemez" ifadesi doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca inceleyelim:

  • B Şıkkı (İstenildiği kadar uzatılabilir/kısaltılabilir): Bu tamamen yanlıştır. Eğer bu doğru olsaydı, hukuk güvenliği kalmazdı. Alacaklılar, borçluyu sonsuza kadar takip edebilir veya borçluyu çok kısa sürede haklarından mahrum edebilirdi. Kanun buna izin vermez.
  • C Şıkkı (Yarısıyla sınırlı olarak değiştirilebilir): Bu da yanlıştır. Kanun, zamanaşımı süresinin yarısı kadar değiştirilmesine izin vermez. Sınırlama yoktur, tamamen yasaktır.
  • D ve E Şıkları (Sadece uzatılabilir veya sadece kısaltılabilir): Bu şıklar da yanlıştır. Kural "ne uzatma ne de kısaltma" şeklindedir. Sadece birini yapmaya izin vermek de kanunun emredici niteliğine aykırıdır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Hukukun Genel Hükümleri" altında "Zamanaşımı" ve "Emredici Hükümler" konusunu iyi bilmelisin.

  • Özet Kural: Zamanaşımı süreleri, tarafların iradesine bağlı değildir. Kanun ne derse o uygulanır. Sözleşme ile değiştirilemez.

Başarılar dilerim! Bu kuralı aklında tutarsan, benzer sorularda hataya düşmezsin.

Soru 2 · 2017/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre, sözleşmelerin koşula bağlanması ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa koşul yazılmamış sayılır; koşulun bağlandığı hukuki işlem geçerlidir.
  • B)Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder.
  • C)Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olur.
  • D)Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir.
  • E)Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun sözleşmelerin koşula bağlanması (TBK m. 157-160) konusunu ölçüyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim ve neden doğru cevabın A olduğunu, diğer şıkların neden yanlış olduğunu (yani neden "yanlış" olanı bulmamız gerektiğini) birlikte inceleyelim.

1. Neden Doğru Cevap A Şıkkıdır?

Soru bize "Aşağıdakilerden hangisi YANLIŞTIR?" diye sormuş. Yani doğru olan hukuki kuralı ifade etmeyen şıkkı bulmamız gerekiyor.

A Şıkkı şunu diyor: "Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa koşul yazılmamış sayılır; koşulun bağlandığı hukuki işlem geçerlidir."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden doğru cevaptır. Çünkü Türk Borçlar Kanunu'na göre (TBK m. 159), eğer bir koşul hukuka veya ahlaka aykırı ise:

  • Koşul yazılmamış sayılır (bu kısım doğrudur).
  • ANCAK, hukuki işlem de geçersiz olur.

Kanun, "koşul yok sayılır, işlem geçerli kalır" demez. Eğer amaç hukuka aykırı bir şeyi sağlamak ise, o sözleşmenin kendisi de geçersiz kabul edilir. Bu, "hukuka aykırı amaçla yapılan sözleşme geçersizdir" ilkesinin bir sonucudur. Dolayısıyla A şıkkındaki "koşulun bağlandığı hukuki işlem geçerlidir" kısmı yanlıştır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Cevap Olamaz)?

Diğer şıkların doğru hukuki kuralları anlattığını görelim, böylece neden onları işaretleyemeyeceğimizi anlayalım:

  • B Şıkkı (Doğru Kural): Geciktirici koşullu sözleşmeler, koşul gerçekleşene kadar hüküm ifade etmez. Koşul gerçekleştiği an sözleşme yürürlüğe girer. Bu ifade TBK m. 158'e göre doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru Kural): Koşul gerçekleşmeden önce yapılan tasarruflar (örneğin malı satmak), koşulun hükümlerini zedeleyecekse geçersiz sayılır. Bu, TBK m. 159'un birinci fıkrasında belirtilen bir durumdur ve ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru Kural): Koşul, kişinin ölümüyle sona eren bir davranış değilse (örneğin bir işi yapmak), o kişinin ölümü halinde mirasçılar yerine geçebilir. Bu, TBK m. 160'a göre doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru Kural): Taraflardan biri, dürüstlük kurallarına aykırı olarak koşulun gerçekleşmesine engel olursa, kanun bunu "koşul gerçekleşmiş" sayar. Bu, TBK m. 161'e göre doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 159'u ezberlemeniz veya çok iyi anlamanız gerekir.

Özetle şu kuralı aklınızda tutun: > "Hukuka veya ahlaka aykırı koşul konulursa, koşul yazılmamış sayılır, ANCAK sözleşmenin kendisi de geçersiz olur."

Eğer şıkta "koşul yok sayılır ama sözleşme geçerlidir" deniyorsa, bu ifade yanlıştır ve sorunun cevabı budur.

Başarılar dilerim! Bu kuralı iyi kavradığınızda benzer soruları rahatça çözebilirsiniz.

Soru 3 · 2017/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre, aşağıdaki sorumsuzluk anlaşmalarından hangisi sözleşmeden doğan borçlarda kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlanmamıştır?

  • A)Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı anlaşma
  • B)Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma
  • C)Uzmanlık gerektiren bir hizmetin ancak kanun tarafından verilen izinle yürütülebildiği durumlarda borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma
  • D)Uzmanlık gerektirmeyen mesleklerde borçlunun kendisine yardımcı kişilerin hafif kusurlu fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma
  • E)Uzmanlık gerektiren bir hizmetin ancak yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebildiği durumlarda borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM staj öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkı.

Öncelikle sorunun temelini oluşturan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 400'ü hatırlayalım. Bu madde, sözleşmeden doğan borçlarda "sorumsuzluk anlaşması" (yani "benim hatam olsa bile sorumlu değilim" deme) sözleşmelerinin ne zaman geçersiz (hükümsüz) olduğunu düzenler. Kanun, bazı durumlarda bu anlaşmaları kesin olarak geçersiz sayar.

Neden D Şıkkı Doğru?

Doğru cevap olan D şıkkı, kanunun hükümsüzlük yaptırımına bağlamadığı tek durumdur. Yani, bu anlaşma geçerlidir.

Kanunun 400. maddesinin 2. fıkrasına baktığımızda, uzmanlık gerektirmeyen mesleklerde (örneğin; basit bir taşıma işi, basit bir temizlik işi gibi) borçlunun, kendisine yardımcı olan kişilerin hafif kusurlu fiillerinden sorumlu olmayacağına dair önceden yapılan anlaşmanın geçerli olduğu belirtilmiştir.

Buradaki mantık şudur: Eğer bir iş uzmanlık gerektirmiyorsa ve sadece hafif bir dikkatsizlik söz konusuysa, kanun tarafların kendi aralarında "benim yardımcılarım hafif bir hata yaparsa ben sorumlu değilim" diye anlaşma yapmalarına izin verir. Bu nedenle D şıkkındaki anlaşma hükümsüz değildir, yani geçerlidir. Soru da "hangisi hükümsüzlük yaptırımına bağlanmamıştır?" diye sorduğu için cevap D'dir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi, TBK Madde 400 uyarınca kesin hükümsüzdür (geçersizdir). Yani bu anlaşmalar yapılsa bile mahkeme bunları dikkate almaz ve borçlu yine de sorumlu tutulur.

  • A Şıkkı (Hizmet Sözleşmesi): Kanun, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan borçlar için önceden "hiçbir şekilde sorumlu olmayacağım" denmesini kesinlikle yasaklar. Bu, alacaklının (hizmet alanın) tamamen korunmasız kalmasını önlemek içindir.
  • B Şıkkı (Ağır Kusur): Kanun, "ağır kusur"dan sorumlu olmama anlaşmalarını hiçbir zaman kabul etmez. Eğer biri kasıtlı veya çok büyük bir dikkatsizlik yaparsa, bunu sözleşmeyle önleyemez.
  • C ve E Şıkkı (Uzmanlık Gerektiren Hizmetler): Bu iki şık aslında aynı durumu ifade eder (birinde "kanun", diğerinde "yetkili makamlar" denmiş, fark etmez). Kanun, uzmanlık gerektiren bir işte (örneğin doktorluk, avukatlık, mimarlık) borçlunun hafif kusurundan bile sorumlu olmayacağını önceden söylemesini yasaklar. Çünkü uzmanlık gerektiren işlerde halkın güvenliği ve beklentisi çok yüksektir; bu yüzden hafif bir hatadan bile kaçınılamaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 400'ü ezberlemeniz ve şu üç temel kuralı ayırt etmeniz gerekir:

  • Ağır Kusur: Asla sorumsuzluk anlaşması yapılamaz (Hükümsüzdür).
  • Uzmanlık Gerektiren Hizmetler: Hafif kusurdan bile sorumsuzluk anlaşması yapılamaz (Hükümsüzdür).
  • Uzmanlık Gerektirmeyen Hizmetler: Sadece hafif kusur için sorumsuzluk anlaşması yapılabilir (Geçerlidir).

Özetle; soru "hangisi geçerlidir?" diye sorduğu için, sadece "uzmanlık gerektirmeyen işte hafif kusur" durumunu işaretleyen D şıkkını seçmelisiniz.

Soru 4 · 2017/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre, “ahlaka aykırı” nitelikte sözleşmelere bağlanan hukuki yaptırım aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Kesin geçersizlik
  • B)Askıda geçerlilik
  • C)İptal edilebilirlik
  • D)Askıda geçersizlik
  • E)Yokluk
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap "A" (Kesin Geçersizlik)?

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, sözleşmelerin geçerli olabilmesi için bazı temel şartları taşıması gerekir. Bu şartlardan biri de "hukuka ve ahlaka aykırı olmamalıdır" kuralıdır.

Eğer bir sözleşme "ahlaka aykırı" ise (örneğin; birinin ölümüne sebep olacak bir sözleşme yapmak veya ahlaki değerleri tamamen zedeleyen bir ticari anlaşma), bu sözleşme hiçbir zaman geçerli olmaz. Kanun, böyle bir sözleşmeyi "geçerli ama iptal edilebilir" olarak görmez; doğduğu andan itibaren hiç var olmamış gibi kabul eder.

Hukuk diline bu durum "Kesin Geçersizlik" (mutlak geçersizlik) denir. Yani, sözleşme tarafların rızasıyla bile geçerli hale getirilemez, mahkeme kararıyla da geçerli olmaz. Kanun, ahlaka aykırı sözleşmeleri baştan beri yok sayar. Bu yüzden doğru cevap A şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden işe yaramadığını kısaca inceleyelim:

  • B) Askıda Geçerlilik ve D) Askıda Geçersizlik: Bu kavramlar genellikle "yetkili makamın onayına bağlı olan" sözleşmelerde görülür. Örneğin, bir şirketin birleşmesi için Ticaret Sicil Gazetesi'ne ilan edilmesi gibi. Ahlaka aykırılıkta ise bir "onay beklemek" söz konusu değildir; sözleşme anında boştur. Bu şıklar bu durum için uymaz.
  • C) İptal Edilebilirlik: Bu, sözleşmenin başlangıçta geçerli olduğu, ancak bir hata, hile veya tehdit gibi bir durum nedeniyle bir tarafın dava açarak sözleşmeyi geçersiz kılabilmesi durumudur. Ahlaka aykırılıkta ise sözleşme zaten baştan beri geçersizdir, iptal edilmesine gerek yoktur.
  • E) Yokluk: Bu, sözleşmenin en temel unsurlarından birinin (örneğin tarafların, konunun veya şekil şartının) hiç bulunmadığı durumdur. Ahlaka aykırılık, sözleşmenin var olduğu ancak içeriğinin yasak olduğu bir durumdur. Bu yüzden "Yokluk" değil, "Geçersizlik" kavramı kullanılır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 27'yi ve "Geçerlilik Şartları" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Ahlaka aykırılık ve hukuka aykırılık durumlarında sözleşmenin sonucu "Kesin Geçersizlik"tir.
  • Hile, hata ve tehdit durumlarında ise sonuç "İptal Edilebilirlik"tir.

Bu ayrımı yapmak, SMMM stajı ve mesleki hayatta karşılaşacağın en temel sözleşme sorunlarından biridir. Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2017/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda yer alan genel hükümlere göre, aksine bir anlaşmanın olmadığı durumlarda, parça borçlarının ifa yeri aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri
  • B)Borçlunun borcun doğumu sırasındaki yerleşim yeri
  • C)Alacaklının sözleşmenin kurulduğu sıradaki yerleşim yeri
  • D)Borç konusunun sözleşmenin kurulduğu sırada bulunduğu yer
  • E)Borç konusunun ödeme zamanında bulunduğu yer
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi düşünerek, bu soruyu senin için adım adım açıklayayım. Soru metninde sınav kuralları ve değerlendirme sistemi gibi çok fazla gereksiz bilgi var, ama biz sadece hukuki kurala odaklanacağız.

Sorunun konusu: Parça borçlarının ifa yeri (borcun nerede yerine getirileceği).

1. Neden Doğru Cevap D?

Türk Borçlar Kanunu (TBK) mükerrer 100. maddeye göre, borçlunun borcunu nerede yerine getireceği (ifa yeri) öncelikle tarafların anlaşmasına bağlıdır. Ancak, "aksine bir anlaşma yoksa" (yani taraflar "borcu şu adreste ödeyeceğim" dememişlerse) kanun ne der?

Kanun, parça borçları (örneğin; bir arabanın teslimi, bir evin anahtarının verilmesi gibi) için şu kuralı getirir: > Borç, konunun sözleşmenin kurulduğu sırada bulunduğu yerde ifa edilir.

Neden böyle? Düşün ki, sen bir sanatçıyla bir tablo satın almak için sözleşme yaptın. Tablo henüz senin evine gelmedi, hala sanatçının atölyesinde duruyor. Eğer sözleşmede "teslimat adresi" yazmamışsan, kanun gereği tablonun sözleşme imzalandığı anda nerede duruyorsa (yani sanatçının atölyesinde), oraya teslim edilmesi gerekir. Alacaklının (senin) evine getirme yükümlülüğü senin üzerindedir.

Bu kural, borcun doğduğu andaki durumu esas alır. Bu yüzden D şıkkı ("Borç konusunun sözleşmenin kurulduğu sırada bulunduğu yer") doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıklara neden bakamayacağımızı kısaca görelim:

  • A) Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri: Bu kural genellikle para borçları için geçerlidir. Eğer borç "parayı ödemek" ise, borçlunun borcunu alacaklının adresine göndermesi gerekir. Ancak soru "parça borçları" (mal teslimi vb.) için sorduğu için bu şık yanlıştır. Ayrıca "ödeme zamanı" değil, "sözleşme kurulma zamanı" esas alınır.
  • B) Borçlunun borcun doğumu sırasındaki yerleşim yeri: Borçlunun nerede yaşadığı, borcun ifa yerini belirlemez. Borçlunun adresi değişse bile, borcun ifa yeri değişmez. Bu şık kafa karıştırıcıdır.
  • C) Alacaklının sözleşmenin kurulduğu sıradaki yerleşim yeri: Eğer borç, alacaklının adresine teslim edilecekse bu doğru olabilirdi, ancak kanun parça borçları için "konunun bulunduğu yer" kuralını getirmiştir. Alacaklının adresi, borcun ifa yeri değil, borcun sonradan taşınacağı yer olabilir.
  • E) Borç konusunun ödeme zamanında bulunduğu yer: Bu en sık yapılan hatadır. Kanun, borcun sözleşmenin kurulduğu sırada (o an) nerede durduğunu esas alır. Eğer borçlunun malı sözleşme yapıldıktan sonra başka bir yere taşınmışsa, ifa yeri değişmez. Ödeme zamanındaki konum değil, sözleşme anındaki konum önemlidir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 100'ü bilmelisin.

Özet Kural:

  • Para Borçları: Alacaklının borcun doğduğu andaki yerleşim yeri (Genelde alacaklının adresi).
  • Parça Borçları (Mal Teslimi): Konunun sözleşmenin kurulduğu andaki bulunduğu yer.

Öğrenciye Not: Sınavda "parça borçları" ve "para borçları" ayrımını iyi yapmalısın. Soru "parça borçları" dediği için, malın sözleşme anında nerede durduğunu bulman gerekir.

Başarılar dilerim! Bu kuralı ezberlersen benzer soruları rahatça çözersin.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz