2017/2 SGS İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Soruları ve Çözümleri

2017/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2017/2 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanununa göre, işyerinin devrinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan, devreden işverenin devralan işveren ile birlikte sorumlu olduğu süre kaç yıl ile sınırlıdır?

  • A)6 ay
  • B)1 yıl
  • C)2 yıl
  • D)3 yıl
  • E)5 yıl
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı ve Mali Müşavirlik sınavlarında sıkça karşımıza çıkan, İş Hukuku ve İş Kanunu'nun en önemli maddelerinden biri olan "İşyeri Devri" konusunu ölçüyor. Sorunun doğru cevabı C) 2 yıl'dır.

Gelin bu kuralı adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden Cevap "2 Yıl"? (Doğru Şıkkın Açıklaması)

4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinin 4. fıkrasına göre, bir işyeri devralındığında (yani bir işyeri başka birine satıldığında veya devredildiğinde), devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken işçi alacakları (kıdem tazminatı, ücret, izin ücreti vb.) için devralan işveren, devreden işverenle ortak sorumluluk taşır.

Ancak bu ortak sorumluluk sonsuz değildir; kanun koyucu, devralan işverenin bu eski borçlardan dolayı ne kadar süreyle sorumlu olacağını net bir şekilde belirlemiştir. Kanuna göre bu süre, devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlıdır.

  • Mantığı şudur: İşyeri devredildiğinde, devralan işveren işçilerin haklarını korumak için devreden işverene karşı 2 yıl boyunca "garanti" vermiş olur. Bu 2 yılın sonunda, devralan işveren artık eski borçlardan dolayı sorumlu olmaz. Bu süre, işçinin haklarını kaybetmemesi için bir güvence, devralan işveren için ise belirsizliği ortadan kaldıran bir sınırlamadır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) 6 ay ve B) 1 yıl: Bu süreler çok kısadır. İşçi alacakları (özellikle kıdem tazminatı gibi büyük meblağlar) genellikle işten çıkışta veya uzun vadeli süreçlerde ortaya çıkar. 6 ay veya 1 yıl gibi kısa bir süre, işçinin haklarını korumak için yetersiz kalır ve kanun koyucu bu kadar kısa bir süre belirlememiştir.
  • D) 3 yıl ve E) 5 yıl: Bu süreler ise gereğinden uzundur. İşyeri devri işlemleri ticari bir işlemdir ve devralan işverenin, devralma tarihinden çok yıllar önceki borçlardan dolayı sonsuz bir süre boyunca sorumlu olması, ticari hayatın akışını bozar ve işyeri devrini zorlaştırır. Kanun, bu sorumluluğu makul bir süreye, yani 2 yıla çekmiştir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 6'yı (İşyeri Devri) ezberlemeniz ve özellikle "Devralan işverenin devreden işverene karşı sorumluluk süresi" kısmını iyi bilmeniz gerekir.

Özetle: İşyeri devrinden önceki borçlar için devralan işverenin sorumluluk süresi 2 yıldır. Bu kuralı hatırladığınızda, benzer sorularda hatasız cevap verirsiniz. Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2017/2 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre, işyerinin bildirilmesine ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi hâlinde, işveren, işyerinin nakledildiği tarihi takip eden on beş gün içinde işyeri bildirgesini Sosyal Güvenlik Kurumuna vermekle yükümlüdür.
  • B)Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi şirketlerin birleşmesi durumunda, bu hususun ticaret siciline tesciline ilişkin ilan tarihini takip eden on gün içinde, işyeri bildirgesi ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi zorunludur.
  • C)İşveren, işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihten itibaren on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermekle yükümlüdür.
  • D)İşyerinin miras yoluyla intikali hâlinde mirasçılar, ölüm tarihinden itibaren en geç bir ay içinde, işyeri bildirgesini Sosyal Güvenlik Kurumuna vermekle yükümlüdür.
  • E)Sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi hâlinde, yeni işveren işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden beş gün içinde işyeri bildirgesini Sosyal Güvenlik Kurumuna vermekle yükümlüdür.
Çözümü göster — doğru cevap B

Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır. Şimdi neden B'nin doğru olduğunu ve diğer şıkların neden hatalı olduğunu adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap B?

Bu şık, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine dayanır. Kanun, Türk Ticaret Kanunu'na tabi şirketlerin birleşmesi, bölünmesi veya tür değiştirmesi durumlarını düzenler.

Kural şudur: Şirketler birleştiğinde veya bölündüğünde, bu durumun ticaret siciline tescil edilip ilanı yapıldığı tarihten itibaren 10 gün içinde, işyeri bildirgesinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) verilmesi zorunludur.

B şıkkı, bu kuralı tam olarak ve hatasız bir şekilde ifade etmektedir. Yani, şirket birleşmesi varsa, ilanın yapıldığı tarihten sonraki 10 gün içinde SGK'ya bildirim yapmalısınız. Bu, staj sınavlarında sıkça sorulan ve kesin bir tarih aralığı olan bir durumdur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim, çünkü sınavda genellikle sadece tarihler veya süreler değiştirilerek şaşırtma yapılır:

  • A Şıkkı (Yanlış): İşyerinin başka bir ildeki adrese nakledilmesi durumunda süre 15 gün değil, 10 gündür. Kanun, adres değişikliğinde 10 gün süreyi öngörür.
  • C Şıkkı (Yanlış): Bu şık en sık karıştırılan kısımdır. İşyeri bildirgesini vermek için süre, sigortalı çalıştırmaya başlama tarihinden itibaren 10 gün değil, 15 gündür. Kanun, işe başlama tarihini takip eden 15 gün içinde bildirimi şart koşar.
  • D Şıkkı (Yanlış): Miras yoluyla intikal durumunda süre 1 ay değil, 10 gündür. Mirasçılar, ölüm tarihini takip eden 10 gün içinde bildirimi yapmalıdır.
  • E Şıkkı (Yanlış): İşin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi durumunda süre 5 gün değil, 10 gündür. Devralan işveren, devralma tarihini takip eden 10 gün içinde bildirim yapmalıdır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. Maddesi'ni iyi bilmelisin.

Özellikle "İşyeri Bildirgesi" ile ilgili süreleri ezberlemen gerekir. Sınavda en çok şaşırtma yapılan kısım, farklı durumlar (nakil, birleşme, miras, devir) için belirlenen sürelerin 10 gün ve 15 gün arasında değişmesidir.

Özetle ezberlemen gereken süreler:

  • 10 Gün: İşyeri açılması, adres değişikliği, şirket birleşmesi/bölünmesi, miras yoluyla intikal, iş devri.
  • 15 Gün: İşyeri açılışı (işe başlama tarihi baz alınarak).

Başarılar dilerim, bu konuyu iyi çalışırsan staj sınavında bu tür sorulara rahatça cevap verebilirsin!

Soru 3 · 2017/2 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanununa göre, süreli fesih ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)İşçiye bildirim süreleri içerisinde yeni iş arama izninin verilmesi için işçinin talebi gerekmez.
  • B)İşçinin, iş sözleşmesini feshederken fesih hakkını kötüye kullanması hâlinde işveren genel hükümlere göre işçiden tazminat talep edebilir.
  • C)Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, sözleşmesini bildirim sürelerine uymaksızın feshederse işverene bildirim sürelerine ait ücret tutarında tazminat ödemesi gerekir.
  • D)İş güvencesine tâbi işçinin iş sözleşmesi feshedildiğinde işçi, iş güvencesi kurallarına göre feshin geçersizliği davası açmak yerine, bildirim süresinin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı talep edebilir.
  • E)Kanunda düzenlenen bildirim süreleri asgaridir ve sözleşmeler ile artırılabilir.
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruda 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki "süreli fesih" ve "iş güvencesi" kurallarını ayırt etmemiz gerekiyor. Doğru cevap D şıkkıdır çünkü bu ifade İş Kanunu'na göre yanlıştır.

Öncelikle neden D şıkkının yanlış olduğunu net bir şekilde açıklayalım: İş güvencesi kapsamındaki bir işçi, iş sözleşmesi feshedildiğinde iki temel yolundan birini seçme hakkına sahiptir; ya feshin geçersizliğini ileri sürerek işe iade davası açabilir ya da işe iade yerine iş güvencesi tazminatı talep edebilir. Ancak D şıkkında belirtildiği gibi, işçi "bildirim süresinin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı" talep edemez; bu tutar ve isimlendirme iş güvencesi tazminatı için geçerli değildir. İş güvencesi tazminatı, işçinin kıdemine ve ücretine göre hesaplanan ve kanunda ayrı bir formülü olan farklı bir tazminat türüdür. Dolayısıyla, iş güvencesi kuralı ile bildirim süresi tazminatını karıştıran bu ifade yanlıştır.

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu ve bu soruda neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A şıkkı doğrudur: İşçi, bildirim süresi içinde yeni iş arama izni alabilmek için işverenden özel bir talep sunmak zorunda değildir; bu hak kanunen işçinin lehinedir.
  • B şıkkı doğrudur: İşçi fesih hakkını kötüye kullanırsa (örneğin haklı bir sebep göstermeden ani ve keyfi bir şekilde işi bırakırsa), işveren genel hükümlere dayanarak tazminat talep edebilir.
  • C şıkkı doğrudur: Belirsiz süreli sözleşmelerde bildirim süresine uyulmadan fesih yapılırsa, işçi işverene o süreye ait ücreti tazminat olarak ödemek zorundadır.
  • E şıkkı doğrudur: Kanunda belirtilen bildirim süreleri asgari (en az) sürelerdir; taraflar sözleşme ile bu süreleri daha uzun tutabilirler ancak kısaltamazlar.

Bu soruyu çözebilmek için 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesindeki bildirim süreleri, 18. maddesindeki iş güvencesi hükümleri ve bu iki kavram arasındaki farkları (özellikle işe iade davası ile iş güvencesi tazminatı arasındaki ayrımı) bilmek gerekmektedir.

Sonuç olarak, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin feshedilmesi durumunda talep edebileceği tazminat türü ile bildirim süresi tazminatı birbirinden farklıdır ve D şıkkı bu ayrımı göz ardı ederek yanlış bir bilgi sunmaktadır.

Soru 4 · 2017/2 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanununa göre, ücrete ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Toplu iş sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde ücretin günlük olarak ödenmesi mümkündür.
  • B)İşveren, yönetim hakkına dayanarak, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile işçiye ücret kesme cezası verebilir.
  • C)İşçinin kabul etmesi hâlinde ücreti bono, kupon veya yurt içinde geçerli parayı temsil eden senetle ödenebilir.
  • D)Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi yirmi yıldır.
  • E)Lokanta, eğlence yeri gibi işyerlerinde, yüzde usulü uygulanarak, işçi ücretlerinin yüzdelerle ödenmesi hâlinde bu paraların işverene ait olacağının kararlaştırılması geçersizdir.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staj sınavına hazırlık sürecinde karşılaşacağın en temel ve sık sorulan konulardan biri olan İş Hukuku'nu, özellikle de Ücret konusunu birlikte inceleyelim. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Gelin, önce neden E şıkkının doğru olduğunu adım adım anlamaya çalışalım, sonra diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca açıklayalım.

Neden Doğru Cevap E Şıkkı?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 10. maddesine bakalım. Bu madde, işyerlerinde "yüzde usulü" ile ücret ödenmesini düzenler.

  • Kural: Lokanta, eğlence yeri gibi işyerlerinde işçiye, işin sonucuna göre (örneğin müşteri başına veya ciro üzerinden) yüzde usulü ile ücret ödenmesi mümkündür.
  • Kritik Nokta: Ancak kanun, işverenin bu yüzde usulü ile işçiye ödenen parayı kendisine aitmiş gibi kararlaştırmasını yasaklar. Yani, işçiye yüzde usulü ile ödenen para, işçinin maaşıdır ve işverene ait olamaz. Eğer işveren "Bu parayı ben alacağım" derse, bu hüküm geçersizdir.

E şıkkı tam olarak bu yasaklamayı ifade eder: "Bu paraların işverene ait olacağının kararlaştırılması geçersizdir." Bu ifade kanunla birebir örtüşmektedir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden elendiğini, hangi hatanın yapıldığını görelim:

  • A Şıkkı (Yanlış): Kanun, ücretin en az bir ayda bir ödenmesini şart koşar. Toplu iş sözleşmesi olsa bile, ücretin günlük ödenmesi mümkün değildir. Bu, işçinin güvencesini zayıflatır.
  • B Şıkkı (Yanlış): İşveren, yönetim hakkını kullanarak işçiye ücret kesme cezası veremez. Ücret kesme cezası, sadece kanunda açıkça belirtilen hallerde (örneğin işçinin işe geç kalması durumunda işveren, işçinin o günkü ücretinden kesinti yapabilir ama bu bir "ceza" değil, işlenmeyen işin ücretidir) ve çok sınırlı koşullarda mümkündür. Genel bir "yönetim hakkı" ile para kesilemez.
  • C Şıkkı (Yanlış): Ücretin nakit olarak ödenmesi esastır. Kanun, işçinin kabul etmesi halinde bono, kupon veya senetle ödenmesine izin vermez. Ücretin senetle ödenmesi yasaktır. Bu, işçinin alacağının güvencesiz kalmasını önlemek içindir.
  • D Şıkkı (Yanlış): Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır, 20 yıl değildir. 20 yıl, genellikle miras veya bazı özel borçlar için geçerli olan çok uzun sürelerdir. İşçi alacakları için süre 5 yıldır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 4857 sayılı İş Kanunu'nun 10. Maddesi (Ücretin Ödenmesi) ve 11. Maddesi (Ücretin Kesilmesi) konularını iyi bilmelisin.

Özetle şunları ezberlemelisin:

  • Ücret en az ayda bir ödenir.
  • Ücret nakit olarak ödenir, senetle ödenemez.
  • İşveren ücret kesme cezası veremez.
  • Lokanta vb. yerlerde yüzde usulü uygulanabilir ama o para işverene ait olamaz.
  • Ücret alacaklarında zamanaşımı 5 yıldır.

Başarılar dilerim, bu kuralları akılda tutmak sınavda işini kolaylaştıracaktır!

Soru 5 · 2017/2 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanununa göre, iş ilişkisi devam ederken cinsiyeti nedeniyle terfi ettirilmeyerek ayrımcılığa maruz kalan kadın işçi, aşağıdakilerden hangisini işverenden talep edebilir?

  • A)En az bir yıllık ücreti tutarında tazminatı
  • B)Altı aylık ücreti tutarında tazminatı
  • C)Dört aya kadar ücreti tutarında tazminat ile yoksun bırakıldığı hakları
  • D)4-8 aylık ücreti tutarında tazminatı
  • E)Bildirim sürelerinin üç katına denk gelen ücreti tutarında tazminatı
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından oldukça önemli bir konuyu, yani iş hukukundaki eşitlik ilkesini ve cinsiyet ayrımcılığına karşı verilen hakları sorguluyor. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım inceleyelim:

Neden C Şıkkı Doğru?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi, iş sözleşmelerinin kurulması ve ifası sırasında işçiye cinsiyet, dil, ırk, renk, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve benzeri sebeplerle ayrımcılık yapılamayacağını açıkça belirtir.

Eğer bir kadın işçi, cinsiyeti nedeniyle terfi ettirilmeyerek ayrımcılığa uğrarsa, kanun ona iki temel hak verir:

  • Yoksun Kalınan Hakların Geri Alınması: İşveren, işçiyi terfi ettirmemişse, işçi o terfi ile elde edeceği ücret ve diğer hakları talep edebilir. Yani, "Ben terfi etseydim şu kadar maaş alırdım, o parayı bana verin" der.
  • Manevi Tazminat: Ayrıca, bu ayrımcılık nedeniyle işçiye 4 aya kadar ücreti tutarında bir tazminat ödenmesi de zorunludur.

C şıkkı, bu iki durumu bir arada ifade eden tek seçenektir: "Dört aya kadar ücreti tutarında tazminat ile yoksun bırakıldığı hakları". Kanun, işçinin sadece para kazanmasını değil, aynı zamanda hak ettiği pozisyon ve maaşın da geri verilmesini öngörür.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca açıklayalım:

  • A, B ve D Şıkları: Bu şıklar sadece belirli bir miktarda (1 yıl, 6 ay, 4-8 ay) tazminat talep etmeyi önerir. Ancak kanun, ayrımcılık durumunda sadece "tazminat" değil, aynı zamanda "yoksun kalınan hakların" (yani terfi ile elde edilecek maaş farkının) da talep edilebileceğini belirtir. Ayrıca, kanunda 4-8 ay gibi bir aralık yoktur; sınır 4 aydır. Bu şıklar hem eksik bilgi içerir hem de kanundaki süre sınırlarını yanlış yansıtır.
  • E Şıkkı: "Bildirim sürelerinin üç katı" ifadesi, iş sözleşmesinin haksız ve usulsüz feshedilmesi (işten çıkarılma) durumunda öngörülen bir kuraldır. Bu soru ise işçinin işten çıkarılması değil, terfi ettirilmemesi (ayrımcılık) durumudur. Dolayısıyla bu madde bu senaryoya uygulanamaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4857 sayılı İş Kanunu Madde 5'i (Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı) ve bu maddeye istinaden işçiye tanınan tazminat ve yoksun kalınan hakların geri alınması hakkını bilmek gerekir.

Özetle: Cinsiyet ayrımcılığı durumunda işçi, sadece para değil, aynı zamanda hak ettiği terfi ve maaş farkını da talep edebilir ve bu durum için 4 aya kadar ücret tutarında tazminat alabilir. Doğru cevap C'dir.

Soru 6 · 2017/2 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa göre, aşağıdakilerden hangisi sendikaların gelirleri arasında yer almaz?

  • A)Sendika mal varlığı değerlerinin satışlarından doğan kazançlar
  • B)Tüzüklerine göre yapabilecekleri faaliyetlerden sağlanacak gelirler
  • C)Dayanışma aidatları
  • D)Kamu kurumlarından alınan yardımlar
  • E)Üyelik aidatları
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Neden D Şıkkı Doğru?

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'na göre sendikalar, kamu kurumlarından veya devletten doğrudan para yardımı alamazlar.

Kanunun 15. maddesinde sendikaların gelir kaynakları açıkça sayılmıştır. Bu kaynaklar şunlardır:

  • Üyelik aidatları,
  • Dayanışma aidatları,
  • Sendika mal varlığı değerlerinin satışından doğan kazançlar,
  • Tüzüklerine göre yapabilecekleri faaliyetlerden sağlanacak gelirler,
  • Kanunla verilen diğer gelirler.

Görüldüğü gibi, "Kamu kurumlarından alınan yardımlar" bu listede yoktur. Sendikalar, işçi ve işverenlerin ödediği aidatlar ve kendi varlıklarından elde ettikleri gelirlerle ayakta dururlar. Devletten doğrudan bütçeden para alması yasaktır. Bu yüzden D şıkkı sendika gelirleri arasında yer almaz ve sorunun doğru cevabı budur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden "yanlış" (yani sendika gelirleri arasında "var") olduğunu kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Mal Varlığı Satışı): Sendikaların bir binası, arazisi veya başka bir malı varsa, bunu satarak elde ettikleri para kanunen gelir sayılır. Bu doğrudur.
  • B Şıkkı (Faaliyet Gelirleri): Sendikalar, tüzüklerinde yazan eğitim, yayıncılık veya danışmanlık gibi faaliyetlerden para kazanabilirler. Bu da gelir kaynağıdır. Doğrudur.
  • C Şıkkı (Dayanışma Aidatları): Sendika üyeleri, zor durumdaki üyelerine veya sendikanın genel amaçlarına destek olmak için ekstra olarak ödedikleri "dayanışma aidatı" gelir sayılır. Doğrudur.
  • E Şıkkı (Üyelik Aidatları): Sendikanın en temel gelir kaynağıdır. Üyelerin aylık veya yıllık ödedikleri aidattır. Doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 15. Maddesini (Sendikaların Gelirleri) ezberlemeniz veya iyi bilmeniz gerekir.

Özetle: Sendikalar, üyelerinden ve kendi varlıklarından para kazanır; ancak devletten doğrudan hibe veya yardım alamazlar. Bu kuralı hatırladığınızda, "Kamu kurumlarından alınan yardımlar" şıkkının dışarıda kalacağını hemen anlarsınız.

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz