2018/1 SGS İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Soruları ve Çözümleri

2018/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2018/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışındadır?

  • A)Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri
  • B)Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işleri
  • C)Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri
  • D)Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri
  • E)Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, 4857 sayılı İş Kanunu'nun kapsam dışı bıraktığı işleri hatırlamanı istiyor. Doğru cevap C şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim:

Neden C Şıkkı Doğru? (Doğru Cevap Açıklaması)

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde, işçi ve işveren ilişkisi olan işler sayılmıştır. Ancak kanun, aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili işleri bu kapsama almamıştır.

Buradaki kilit ifade "aile ekonomisi sınırları içinde" kısmıdır. Yani, bir ailenin kendi tarlasında, kendi evinde veya kendi arazisinde, aile bireyleri tarafından yapılan ve ticari bir işletme niteliği taşımayan tarım işleri (örneğin; kendi bahçesinde sebze yetiştirmek, kendi tarlasında hasat yapmak) İş Kanunu'na tabi değildir. Bu işlerde çalışanlar "işçi" statüsünde değil, aile üyesi statüsündedir. Bu nedenle bu işler İş Kanunu'nun dışındadır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (A, B, D ve E) aslında İş Kanunu'nun KAPSAMINA DAHİL olan işlerdir. Yani bu işlerde çalışanlar İş Kanunu'ndan yararlanır.

  • A Şıkkı (Yükleme/Boşaltma): Liman ve iskelelerde gemi yükleme-boşaltma işleri İş Kanunu'na tabidir. (Not: Bu işler için özel bir kanun olan 4857 sayılı İş Kanunu'na ek olarak 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olan işler arasında sayılır, ancak genel kural olarak bu işler kanun kapsamındadır. Dikkat: Soruda "kapsam dışı" sorulduğu için bu şık elenir.)
  • B Şıkkı (Havacılık): Havaalanlarındaki tüm yer tesislerinde yapılan işler İş Kanunu'na tabidir.
  • D Şıkkı (Park ve Bahçeler): Halka açık parklar veya işyeri bahçelerindeki işler İş Kanunu'na tabidir.
  • E Şıkkı (Tarım Makineleri): Tarım ürünlerinin işlendiği veya tarım makinelerinin üretildiği fabrika ve atölyeler İş Kanunu'na tabidir. Sadece tarla işleri değil, fabrikadaki işler de kanun kapsamındadır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için "İş Kanunu'nun Kapsamı ve Kapsam Dışı İşler" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle 4857 sayılı İş Kanunu Madde 2'yi ezberlemen gerekir. Bu madde, iş kanununun hangi işleri kapsadığını ve hangi işleri (aile ekonomisi sınırlarındaki tarım işleri gibi) dışarıda bıraktığını listeler. Sınavlarda en sık sorulan istisna, "aile ekonomisi sınırlarındaki tarım işleri"dir.

Özetle:

  • Doğru Cevap: C (Çünkü aile ekonomisi sınırlarındaki tarım işleri İş Kanunu'na tabi değildir).
  • Kural: İş Kanunu, ticari tarım işletmelerini ve fabrikaları kapsar; sadece ailenin kendi geçimi için yaptığı tarım işlerini kapsamaz.

Soru 2 · 2018/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmeleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayrımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.
  • B)İş güvencesi hükümlerinden yararlanma konusunda belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler arasında fark yoktur.
  • C)Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.
  • D)Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi hâlde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
  • E)İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hâlde sözleşme belirsiz süreli sayılır.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki "Belirli ve Belirsiz Süreli İş Sözleşmeleri" konusunu test ediyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim ve neden B şıkkının doğru cevap (yani yanlış olan ifade) olduğunu öğrenelim.

1. Neden Doğru Cevap B Şıkkıdır?

Soruda "hangisi yanlıştır?" diye soruluyor. B şıkkı şunu diyor: "İş güvencesi hükümlerinden yararlanma konusunda belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler arasında fark yoktur."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden doğru cevaptır. Neden mi? Çünkü İş Kanunu'na göre iş güvencesi (işten çıkarma usulleri ve hakları) sadece belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere tanınmıştır.

  • Belirsiz Süreli İşçi: İşten çıkarılmak istendiğinde işveren, iş güvencesi hükümlerine (yazılı bildirim, haklı sebep, ihtar, tazminat vb.) uymak zorundadır.
  • Belirli Süreli İşçi: Sözleşme süresi dolduğu için işten çıkarma usulleri iş güvencesi hükümlerine tabi değildir. Süre bittiğinde iş sözleşmesi kendiliğinden sona erer, işveren iş güvencesi hükümlerine uymak zorunda kalmaz (sadece sürenin bitiminde işçiye işsizlik sigortası ve kıdem tazminatı gibi haklar doğar, ama iş güvencesi prosedürü uygulanmaz).

Dolayısıyla, iki işçi türü arasında iş güvencesi konusunda büyük bir fark vardır. B şıkkı bu farkı inkar ettiği için yanlıştır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yanlış Cevap Olarak Seçilemez)?

Diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca inceleyelim ki kafan karışmasın:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Belirli süreli işçi, sözleşme süresi bitene kadar işten çıkarılamaz. Eğer işveren işçiye farklı davranmak isterse (örneğin ücretini düşürürse), bu sadece sözleşmenin süresiz olmasından kaynaklanamaz. Bu, işçiye eşit muamele ilkesini korur. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Belirli süreli sözleşme, işin bitmesi, belli bir olgunun oluşması veya yazılı sözleşme ile yapılır. Bu, kanunun belirlediği temel tanımdır. Doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): İşveren, belirli süreli sözleşmeleri ard arda (zincirleme) yaparak işçiyi sürekli işçi gibi çalıştırıp iş güvencesinden kaçamaz. Eğer esanslı bir neden yoksa ve zincirleme yapılırsa, kanun bunu başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul eder. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Eğer iş sözleşmesinde bir süre belirtilmemişse, kanun bunu otomatik olarak belirsiz süreli kabul eder. Bu ifade doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 11 ve Madde 12'yi iyi bilmelisin. Özellikle şu iki kavramı ayırt etmelisin:

  • İş Güvencesi Kapsamı: Sadece belirsiz süreli işçiler için geçerlidir. Belirli süreli işçiler iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
  • Zincirleme Belirli Süreli İş Sözleşmesi: Belirli süreli sözleşmelerin ard arda yapılması durumunda iş sözleşmesinin belirsiz süreli sayılacağı durum.

Özetle: Sınavda "İş güvencesi" ve "Belirli süreli işçi" kelimelerini gördüğünde, aralarında bir fark olduğunu hatırla. Fark yok diyen şıkkı işaretlersen, soru "yanlış olan hangisidir?" diye sorduğu için doğru cevabı bulmuş olursun.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2018/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’nun 3. maddesine göre, aşağıdaki işverenlerden hangisinin işyerini bildirme yükümlülüğü bulunmamaktadır?

  • A)Bu Kanun kapsamına giren nitelikte bir işyerindeki işin bir bölümünü alt işverene veren
  • B)Bu Kanun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran
  • C)Bu Kanun kapsamına giren nitelikte bir işyerini devralan
  • D)Bu Kanun kapsamına giren nitelikte bir işyerinin çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren
  • E)Bu Kanun kapsamına giren nitelikte bir işyerinin herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap A?

Öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 3. maddesini hatırlayalım. Bu madde, işyeri bildirim yükümlülüğünü düzenler. Kanun, işyeri bildirimini şu durumlarda zorunlu kılar:

  • İşyeri kurulduğunda,
  • İşyeri devralındığında,
  • İşyerinin çalışma konusu kısmen veya tamamen değiştiğinde,
  • İşyeri kapandığında (faaliyetine son verildiğinde).

Şimdi şıklara bakalım:

  • A Şıkkı (Doğru Cevap): "İşin bir bölümünü alt işverene veren işveren" ifadesi, alt işverenlik ilişkisidir. İş Kanunu'na göre, işveren işin bir bölümünü alt işverene verdiğinde, bu bir "işyeri kurma, devralma veya kapama" durumu değildir. Bu durumda bildirim yükümlülüğü işyeri bildiriminden ziyade, "alt işverenlik sözleşmesinin işçiye ve ilgili makamlara bildirilmesi" gibi farklı bir usulü gerektirir. Ancak 4857 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sayılan "işyeri bildirim yükümlülüğü" (İş Kanunu'na tabi işyerlerinin listesini SGK'ya bildirme) doğrudan alt işverenlik durumunu kapsamaz. Alt işverenlikte bildirim yükümlülüğü farklı bir madde (4. madde) ile düzenlenir. Bu nedenle, 3. maddeye göre bu işverenin işyeri bildirim yükümlülüğü bulunmamaktadır (çünkü işyeri değişmemiştir, sadece işin bir kısmı başkasına devredilmiştir).

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi, İş Kanunu'nun 3. maddesinde açıkça belirtilen ve işyeri bildirim yükümlülüğü doğuran durumlardır:

  • B Şıkkı (Kuran): İşyeri kurulduğunda bildirim zorunludur. (Yanlış şık, çünkü yükümlülük vardır).
  • C Şıkkı (Devralan): İşyeri devralındığında bildirim zorunludur. (Yanlış şık, çünkü yükümlülük vardır).
  • D Şıkkı (Konu Değiştiren): İşyerinin çalışma konusu değiştiğinde bildirim zorunludur. (Yanlış şık, çünkü yükümlülük vardır).
  • E Şıkkı (Kapanan): İşyeri kapandığında bildirim zorunludur. (Yanlış şık, çünkü yükümlülük vardır).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4857 sayılı İş Kanunu'nun 3. Maddesi'ni ezberlemeniz ve İşyeri Bildirimi ile Alt İşverenlik Bildirimi arasındaki farkı ayırt etmeniz gerekir.

  • Özetle: İşyeri kurulur, devralınır, konu değişir veya kapanırsa 3. madde devreye girer ve bildirim yapılır. Ancak işin bir bölümü alt işverene verildiğinde (A şıkkı), bu durum 3. madde kapsamında değildir; bu durum 4. madde (Alt İşverenlik) ile ilgilidir ve bildirim yükümlülüğü farklıdır. Sınavlarda genellikle "işyeri bildirim yükümlülüğü" denildiğinde 3. madde kastedilir.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2018/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre, toplu iş sözleşmesinden yararlanma ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına üye olmayan işçiler de dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilir.
  • B)Dayanışma aidatının miktarı, üyelik aidatından fazla olmamak kaydıyla sendika tüzüğünde belirlenir.
  • C)Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre zorunlu olarak çalışanlar dışında işyerinde çalışmış olanlar aksine hüküm bulunmadıkça yararlanamaz.
  • D)Taraf işçi sendikasına üye olmayan bir işçinin toplu iş sözleşmesinden dayanışma aidatı ödeyerek yararlanabilmesi işçi sendikasının onayına bağlıdır.
  • E)Toplu iş sözleşmesinden kural olarak taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır.
Çözümü göster — doğru cevap D

Hadi bu konuyu seninle adım adım, sanki bir derste anlatıyormuşuz gibi açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap D Şıkkıdır?

Soruda "yanlış olan" ifadeyi istiyor. D şıkkı şunu diyor: "Taraf işçi sendikasına üye olmayan bir işçinin toplu iş sözleşmesinden dayanışma aidatı ödeyerek yararlanabilmesi işçi sendikasının onayına bağlıdır."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden doğru cevaptır.

Neden? Kanun (6356 sayılı Kanun Madde 10), işçi sendikasına üye olmayan işçilerin de, işçi sendikasının onayına ihtiyaç duymadan, sadece dayanışma aidatını ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkına sahip olduğunu açıkça belirtir.

Buradaki temel mantık şudur:

  • İşçi sendikasına üye olmasan bile, sendikanın senin için imzaladığı sözleşmeden faydalanmak istiyorsan, bunu yapma hakkın yasal bir haktır.
  • Sendika, "Hayır, sen üyesi değilsin, onay vermiyorum" diyerek bu hakkı engelleyemez.
  • Sendikanın tek yetkisi, dayanışma aidatının miktarını belirlemektir (ki bu da üyeliğe eşit veya daha az olmalıdır). Ancak sendikanın "onay verip vermeme" yetkisi yoktur. Bu, işçinin kanuni bir hakkıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin Yanlış Değil)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu ve neden sorunun cevabı olamayacağını kısaca bakalım:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): "Toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına üye olmayan işçiler de dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilir."
  • Açıklama: Kanun tam olarak bunu der. Üye olmasan bile aidat ödeyip sözleşmeden faydalanabilirsin. Bu ifade kanuna uygundur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): "Dayanışma aidatının miktarı, üyelik aidatından fazla olmamak kaydıyla sendika tüzüğünde belirlenir."
  • Açıklama: Kanun, sendika üyesi olmayanların ödeyeceği aidatın, üyelerin ödediği aidattan daha fazla olamayacağını söyler. Bu ifade de kanuna uygundur.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): "Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden... işyerinde çalışmış olanlar aksine hüküm bulunmadıkça yararlanamaz."
  • Açıklama: Bu madde, grev süresince işyerinde çalışanların sözleşmeden yararlanma şartını düzenler. Kanun, grev süresince işyerinde çalışanların sözleşmeden yararlanması gerektiğini, ancak grev süresince işyerinde çalışmayanların (zorunlu çalışanlar hariç) sözleşmeden yararlanamayacağını belirtir. Bu ifade de kanuna uygundur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): "Toplu iş sözleşmesinden kural olarak taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır."
  • Açıklama: Bu en temel kuraldır. Toplu iş sözleşmesinin birinci dereceden faydalıları sendika üyeleridir. Üye olmayanlar ise sadece dayanışma aidatı ödeyerek bu hakkı kazanır. Bu ifade de doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 10. Maddesini (Dayanışma Aidatı) iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur: > İşçi sendikasına üye olmayan işçi, sendikanın onayına ihtiyaç duymadan, sadece dayanışma aidatını ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilir. Sendika bu hakkı engelleyemez.

Başarılar dilerim, stajda başarılar!

Soru 5 · 2018/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılmaz?

  • A)Sağlık hizmet sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan veya rehabilite edilen, hasta veya maluller
  • B)Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar
  • C)Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar
  • D)Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar
  • E)Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (5510 sayılı Kanun) göre "Kim sigortalı sayılır?" sorusunun en temel ve önemli istisnasını sorguluyor. Doğru cevap A şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim:

Neden Doğru Cevap A Şıkkıdır?

5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, sigortalı sayılanlar listelenmiştir. Ancak kanun koyucu, bazı grupları bu listeden dışarıda tutmuştur.

A şıkkındaki grup: "Sağlık hizmet sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan veya rehabilite edilen, hasta veya maluller" ifadesi, kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (v) alt bendinde açıkça belirtilen bir istisnadır.

  • Mantığı şudur: Bu kişiler, hastalık veya malullük nedeniyle çalışamaz durumdadır veya iyileşme sürecindedir. Kanun, bu kişilerin "sigortalı" sayılmasını (yani sigorta primi ödenmesini) zorunlu kılmamıştır. Çünkü bu kişilerin asıl amacı çalışmak değil, tedavi görmek veya rehabilitasyondur. Dolayısıyla, bu grup 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmaz.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar, kanunun 4. maddesinde açıkça "sigortalı sayılır" olarak tanımlanmıştır:

  • B Şıkkı: Hizmet akdi ile çalışanlar (işçiler), 5510 sayılı Kanun'un en temel sigortalı grubudur. Sigortalıdırlar.
  • C Şıkkı: Gelir vergisinden muaf olan esnaf ve sanatkârlar, kendi işyerlerinde çalıştıkları için 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılırlar (Bkz. Madde 4/1-b).
  • D Şıkkı: Ticari veya serbest meslek kazancı elde edenler (gerçek veya basit usul mükellefleri), kendi işyerlerinde çalıştıkları için sigortalıdırlar (Bkz. Madde 4/1-c).
  • E Şıkkı: Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklar, işçi statüsünde olmasalar bile, kanun gereği sigortalı sayılırlar (Bkz. Madde 4/1-d).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. Maddesini (Sigortalı Sayılanlar) ezberlemeniz ve özellikle istisnaları (sigortalı sayılmayanları) iyi ayırt etmeniz gerekir.

Özetle; kanun listesinde "sigortalı sayılır" denilenleri bilirseniz, listede olmayan veya özel bir istisna maddesiyle dışlanan grubu (A şıkkındaki hasta/maluller) kolayca bulabilirsiniz.

Soru 6 · 2018/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, iş sözleşmesinin feshi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)İşverenin iş sözleşmesindeki esaslı değişiklik yapma önerisini 6 iş günü içerisinde kabul etmeyen işçi, iş sözleşmesini kendisi feshetmiş sayılır.
  • B)Yüzüne hakaret eden bir işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetmek için, işverenin bir aylık hak düşürücü süresi vardır.
  • C)İş güvencesinden yararlanmak için altı aylık kıdem ve iş yerinde otuz işçi çalışması şartları, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle hafifletilebilir veya kaldırılabilir.
  • D)İş sözleşmesini kötü niyetle fesheden işçiden, bildirim sürelerinin üç katı tutarındaki götürü kötü niyet tazminatı işveren tarafından talep edilebilir.
  • E)İş sözleşmesinin süreli feshinde, işçiye yeni iş arama izni verilmesi için işçinin bu yönde talebi gerekir.
Çözümü göster — doğru cevap C

Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır. Hadi bunu adım adım, sanki bir derste anlatıyormuşuz gibi açıklayalım.

Neden C Şıkkı Doğru?

Bu şık, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde yer alan "İş Güvencesi" kuralının en önemli istisnasını ifade eder.

Genel kural şudur: Bir işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi için iş güvencesinden yararlanabilmesi için iki şartın aynı anda gerçekleşmesi gerekir:

  • İşçi en az 6 ay kıdeme sahip olmalı.
  • İş yerinde en az 30 işçi çalışıyor olmalı.

Ancak Kanun, bu kuralın esnek olabileceğini de belirtir. 18. maddenin son fıkrasına göre; iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile bu şartlar hafifletilebilir veya kaldırılabilir. Yani işveren ve işçi anlaşarak, "Biz 6 ay beklemeyelim, 3 ay kıdemle iş güvencesi sağlansın" veya "İş yerinde 10 kişi olsa bile iş güvencesi olsun" diyebilirler. Bu nedenle C şıkkı yasal olarak doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıklardaki hataları görelim, çünkü sınavda genellikle bu hatalar dikkat çekici olur:

  • A Şıkkı Yanlış: İşverenin iş sözleşmesindeki esaslı değişiklik önerisini işçi kabul etmezse, işçi iş sözleşmesini kendisi feshetmiş sayılır ifadesi eksik ve yanıltıcıdır. Kanun'a göre işçi, iş sözleşmesini derhal feshetme hakkını kullanır ve bu durumda işveren tazminat ödemekle yükümlüdür. İşçi feshetmiş sayılır ama işveren tazminat ödemek zorundadır; bu şıktaki ifade, işçinin tazminatsız feshetmiş gibi durması nedeniyle eksiktir. Ayrıca süre 6 iş günü değil, 6 iş günü içinde bildirim yapılmazsa işçi feshetmiş sayılır (süre doğru olsa da, sonuç kısmındaki "iş sözleşmesini kendisi feshetmiş sayılır" ifadesi, işçinin haklı feshetme hakkını ve tazminatını görmezden geldiği için yanıltıcıdır). Daha doğrusu, işçi bu durumda iş sözleşmesini derhal feshetme hakkını kullanır ve işveren ihbar ve kıdem tazminatını ödemek zorundadır.
  • B Şıkkı Yanlış: Haklı nedenle derhal fesih (hakaret gibi) durumunda, işverenin bir aylık hak düşürücü süresi yoktur. Haklı nedenle fesih, işveren veya işçi tarafından derhal yapılmalıdır. Bir aylık süre, işverenin iş sözleşmesini feshetmesi durumunda işçiye tanınan ihbar süresi veya işçinin iş sözleşmesini feshetmesi durumunda bildirim süresi ile karıştırılmamalıdır. Haklı fesih için süre beklenmez, hemen yapılır.
  • D Şıkkı Yanlış: Kötü niyetle fesih durumunda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında götürü kötü niyet tazminatı ödenir. Ancak bu tazminatı işveren talep edemez; bu tazminatı işçi işverenden talep eder. Şıktaki "işveren tarafından talep edilebilir" ifadesi tamamen tersi bir durumdur.
  • E Şıkkı Yanlış: İş sözleşmesinin süresiz feshinde (bildirimli fesih), işçiye yeni iş arama izni verilmesi için işçinin talebi gerekmez. Kanun, işçiye yeni iş arama izni verdiğini ve bu izin süresinin haftalık çalışma süresinin yarısı kadar olduğunu belirtir. Bu izin, işçinin talebi olmasa bile işveren tarafından tanınması gereken bir haktır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. Maddesi (İş Güvencesi) ve 25. Maddesi (Haklı Nedenle Fesih) konularını iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • İş güvencesi şartları (6 ay kıdem ve 30 işçi) ve bu şartların sözleşme ile değiştirilebilmesi.
  • Haklı fesih ile normal fesih arasındaki farklar ve süreler.
  • Kötü niyet tazminatının kime ödenmesi gerektiği.

Başarılar dilerim, konuyu iyi çalışırsan bu tür soruları rahatça çözersin!

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz