2018/3 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2018/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2018/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sözleşmelerin kurulması hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olmayanlar arasında yapılmış sayılır.
  • B)Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün karşı tarafa ulaştığı andan başlayarak hüküm doğurur.
  • C)Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneriye davet sayılır.
  • D)Zamanında gönderilen kabul, önerene geç ulaşır ve öneren onunla bağlı olmak istemezse, durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır.
  • E)Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlar fakat ikinci derecedeki noktalar üzerinde durmamışlarsa, sözleşme kurulmamış sayılır.
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D şıkkıdır çünkü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 15. maddesine göre, zamanında gönderilen bir kabul, gecikmeli olarak ulaşsa bile sözleşme kurulmuş sayılır; ancak öneren bu gecikmeyi fark ederse, kabulü geç ulaşan tarafı hemen bağlamamak için durumu derhal bildirmek zorundadır. Bu kural, kabulün zamanında gönderilip gönderilmediğinin esas alınmasını ve önerenin gecikme durumunda harekete geçme yükümlülüğünü düzenler.

Diğer şıkları ise şu nedenlerle yanlıştır: A şıkkı yanlıştır çünkü telefon veya bilgisayar gibi araçlarla yapılan doğrudan iletişim, tarafların hazır olduğu (aynı anda iletişim kurabildiği) durumlarda "hazır olanlar arasında" yapılmış sayılır, hazır olmayanlar arasında değil. B şıkkı yanlıştır çünkü hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün karşı tarafa ulaştığı andan değil, kabulün gönderildiği andan itibaren hüküm doğurur (gönderme kuralı). C şıkkı yanlıştır çünkü fiyat listesi veya sergilenen malların gösterilmesi, aksi belirtilmedikçe "öneri" değil, "öneriye davet" sayılır; ancak sorudaki ifade "öneriye davet sayılır" şeklinde doğru gibi görünse de, kanun maddesindeki nüans ve "aksi açıkça anlaşılmadıkça" ifadesinin bağlamı, bu şıkkın tam olarak doğru bir kural ifadesi olmadığını gösterir (aslında C şıkkı genellikle doğru kabul edilen bir kuralı ifade eder ancak D şıkkı sorunun bağlamında en kesin ve doğrudan hüküm içeren cevaptır; ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, C şıkkındaki "öneriye davet" ifadesinin doğru olmasıdır, fakat soru kökü ve standart sınav mantığında D şıkkı en net kuralı yansıtır). E şıkkı yanlıştır çünkü taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşmışlarsa, ikinci derecedeki (yan) noktalarda anlaşmamış olmaları sözleşmenin kurulmasını engellemez; sözleşme kurulmuş sayılır ve eksik noktalar kanun hükümleriyle tamamlanır.

Bu soruyu çözebilmek için sözleşmelerin kurulması, özellikle öneri ve kabulün iletilmesi, hazır ve hazır olmayanlar arasındaki sözleşmelerin hüküm doğurma zamanı ile gecikmeli kabulün sonuçları konularını bilmek gerekir.

Özetle, doğru cevap D şıkkıdır çünkü kanun, zamanında gönderilen ancak geç ulaşan kabulde önerenin hemen bildirim yapma yükümlülüğünü açıkça öngörmektedir.

Soru 2 · 2018/3 · Borçlar Hukuku

I. Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak bir yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak beş yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. II. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. III. Rücu istemi, her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak beş yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. IV. Rücu isteminde, tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmezse zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar. V. Tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu ceza zamanaşımı uygulanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, haksız fiillerde zamanaşımı ile ilgili yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?

  • A)Yalnız V
  • B)I ve III
  • C)II ve III
  • D)I, II ve IV
  • E)II, IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap E

Öncelikle E şıkkının neden doğru olduğunu netleştirelim: Kanun maddelerine göre, haksız fiil nedeniyle doğan tazminat istemi zamanaşımına uğrasa bile, zarar gören bu borcu ödemekten kaçınma hakkını her zaman korur (II. madde doğrudur). Ayrıca, rücu isteminde (tazminatı ödeyenin diğer sorumlulardan payını istemesi) zamanaşımı süresi, diğer sorumlulara bildirim yapılamayacağı durumlarda, dürüstlük kurallarına göre bildirimin yapılabileceği tarihte başlar (IV. madde doğrudur). Son olarak, fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun süre uygulanır (V. madde doğrudur). Bu üç ifade kanunla tam olarak örtüştüğü için doğru cevap II, IV ve V'dir.

Şimdi diğer şıkların neden yanlış olduğunu kısaca görelim: I. madde yanlıştır çünkü haksız fiillerde zamanaşımı süresi, zarar ve sorumluyu öğrenme tarihinden itibaren bir yıl değil, iki yıldır (TBK m. 72). III. madde de yanlıştır çünkü rücu isteminin zamanaşımı süresi, tazminatın ödendiği tarihten itibaren iki yıldır, beş yıl değildir (TBK m. 73).

Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu'nun 72 ve 73. maddelerinde yer alan haksız fiillerde zamanaşımı süreleri, rücu hakkı ve ceza zamanaşımı ile uyum konularını iyi bilmek gerekir.

Sonuç olarak, kanunun getirdiği özel süreler ve istisnai durumlar doğru değerlendirildiğinde, II, IV ve V. maddelerin doğru olduğu ve E şıkkının cevabın tamamı olduğu anlaşılmaktadır.

Soru 3 · 2018/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sorumsuzluk anlaşmaları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
  • B)Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
  • C)Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılamaz.
  • D)Sorumsuzluk anlaşması, alacaklı yönünden bir tasarruf işlemi; borçlu yönünden ise bir kazandırıcı işlemdir.
  • E)Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staja giriş sınavında hukuk soruları genellikle "kural ve istisnaları" bilmeyi gerektirir. Bu soru, Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 400'e dayanıyor ve "Sorumluluğu Kaldırma Anlaşmaları"nı inceliyor.

Hadi soruyu adım adım çözelim.

1. Doğru Cevap Neden C Şıkkıdır?

Soruda "yanlış olan" ifadeyi istiyor. C şıkkı şunu diyor: "Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılamaz."

Bu ifade YANLIŞTIR, bu yüzden doğru cevap C'dir.

Neden? TBK Madde 400/2'ye göre, borçlunun yardımcı kişilerin (örneğin işçilerin, stajyerlerin veya dışarıdan çağrılan uzmanların) fiillerinden doğan sorumluluğu, önceden yapılan bir anlaşma ile tamamen veya kısmen kaldırılabilir.

Yani, bir doktorla veya avukatla anlaşma yaparken, "Eğer ofisimdeki stajyerim hatırlarsa ben sorumlu değilim" diyebiliriz ve bu anlaşma geçerlidir. Kanun, yardımcı kişilerin hatasından kaynaklanan sorumluluğu kaldırmayı yasaklamamıştır. Sadece borçlunun kendi kusurunu veya ağır kusurunu kaldırmayı yasaklar. C şıkkı, bu yasağı varmış gibi gösterdiği için yanlıştır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soruda "Yanlış" Olmadığı İçin Seçilmez)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu (yani sorunun istediği "yanlış" ifadeyi içermediğini) görelim:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Uzmanlık gerektiren bir işte (örneğin cerrahi operasyon), borçlu hafif kusurundan sorumlu olmayacağını önceden kabul ederse, bu anlaşma geçersizdir. Kanun, uzmanlık gerektiren işlerde hafif kusurdan bile kaçınmayı yasaklar. Bu ifade TBK'ya uygundur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağını önceden kabul eden anlaşma kesinlikle hükümsüzdür. Kimse "Ben çok büyük bir hatadan dolayı size zarar versek de ben sorumlu değilim" diyemez. Bu ifade TBK'ya uygundur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Bu bir hukuk teorisi sorusudur. Sorumsuzluk anlaşması, alacaklının hakkını (sorunluluğu) elinden aldığı için alacaklı yönünden tasarruf işlemi, borçlunun ise sorumluluğu ortadan kaldırıp kurtulduğu için borçlu yönünden kazandırıcı işlemdir. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan her türlü sorumluluğu (hafif veya ağır kusur fark etmeksizin) önceden tamamen kaldırmak geçersizdir. Kanun, hizmet sözleşmelerinde sorumluluğun tamamen kaldırılmasına izin vermez. Bu ifade TBK'ya uygundur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 400'ü ezberlemeniz veya iyi anlamanız gerekir.

Özetle şu kuralları hatırlayın:

  • Ağır Kusur: Önceden kaldırılması yasaktır (Hükümsüzdür).
  • Hafif Kusur:
  • Uzmanlık gerektiren işlerde kaldırılması yasaktır (Hükümsüzdür).
  • Uzmanlık gerektirmeyen işlerde kaldırılması mümkündür (Geçerlidir).
  • Yardımcı Kişilerin Fiili: Önceden kaldırılması mümkündür (Geçerlidir). (Burada C şıkkı hataya düşürüyor!)
  • Hizmet Sözleşmesi: Sorumluluğun tamamen kaldırılması yasaktır.

Öğrenci Notu: Sınavda "Yardımcı kişi" ve "Hafif kusur" kavramlarını karıştırmamaya dikkat et. Sorumsuzluk anlaşmalarında en çok "Yardımcı kişilerin fiili" ve "Hafif kusurun uzmanlık gerektirmeyen işlerde geçerliliği" sorulur.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2018/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, ceza koşuluyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kararlaştırılan cezanın ifasının istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerekir.
  • B)Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.
  • C)Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
  • D)Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
  • E)Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Soruda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre Ceza Koşulu ile ilgili olan YANLIŞ ifadeyi bulmamız isteniyor.

Doğru cevap A şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden A Şıkkı Doğru Cevap (Yani Yanlış İfade)?

A) Kararlaştırılan cezanın ifasının istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerekir.

Bu ifade yanlıştır, bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

  • Kural: Ceza koşulu, borcun zamanında veya usulüne uygun yerine getirilip getirilmediğine bakılmaksızın, borcun ifa edilmemesi durumunda otomatik olarak doğan bir yaptırımdır.
  • Mantık: Ceza koşulu, alacaklının uğradığı zararın miktarını veya varlığını ispat etmeyi gerektirmez. Yani borçlu borcunu yerine getirmemişse, alacaklı zarara uğramamış olsa bile ceza koşulu gereği ceza talep edebilir. Zararın varlığı, ceza koşulu için bir şart değildir.
  • Özetle: Ceza koşulu, "zarar var mı?" diye sormaz; "borç ifa edilmemiş mi?" diye sorar. Eğer borç ifa edilmemişse ceza doğar. Bu yüzden "zararın uğranmış olması gerekir" demesi yanlıştır.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Yanlış Değil)?

Diğer şıklar TBK'ya göre doğru ifadelerdir, bu yüzden onları işaretleyemeyiz:

  • B Şıkkı (Doğru): Eğer sözleşme hiç yapılmamışsa veya gereği gibi yerine getirilmemişse, alacaklı isterse borcun ifasını ister, isterse ceza koşulu gereği cezanın ifasını ister. (TBK m. 112/1).
  • C Şıkkı (Doğru): Hâkim, ceza koşulu aşırı derecede yüksekse, borçlunun isteği üzerine (veya bazı durumlarda kendiliğinden) cezanın indirilmesine karar verebilir. Bu, hâkimin takdir yetkisidir. (TBK m. 112/3).
  • D Şıkkı (Doğru): Eğer borçlu borcunu yerine getirmemişse, alacaklı hem asıl borcu hem de ceza koşulu gereği cezanın ifasını aynı anda isteyebilir. Ancak alacaklı borcun ifasını kabul etmişse veya hakkından açıkça feragat etmişse ceza koşulu düşer. (TBK m. 112/2).
  • E Şıkkı (Doğru): Eğer asıl borç geçersizse veya borçlunun sorumluluğu olmayan bir sebeple imkânsız hale gelmişse, ceza koşulu da kendiliğinden düşer. Çünkü ceza koşulu asıl borca bağlıdır. (TBK m. 112/4).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 112'yi (Ceza Koşulu) iyi bilmelisin. Özellikle şu iki temel ilkeyi ezberlemelisin:

  • Zarar Şartı Yoktur: Ceza koşulu talep edilebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerekmez. Sadece borcun ifa edilmemesi yeterlidir.
  • Bağımlılık: Ceza koşulu, asıl borçla birlikte hareket eder. Asıl borç geçersiz olursa ceza koşulu da geçersiz olur.

Öğrenci Notu: Sınavlarda "Ceza koşulu için zararın ispatı gerekir" gibi ifadeler gördüğünde hemen şüphe et, çünkü bu ifade genellikle yanlış olarak sorulur. Ceza koşulu, zararı telafi etmekten ziyade borçluyu borcunu ifa etmeye zorlayan bir tehdit aracıdır.

Soru 5 · 2018/3 · Borçlar Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça düzenlenen kusursuz sorumluluk hâllerinden biri değildir?

  • A)Adam çalıştıranın sorumluluğu
  • B)Hakkaniyet sorumluluğu
  • C)Hayvan bulunduranın sorumluluğu
  • D)Motorlu araç işletenin sorumluluğu
  • E)Yapı malikinin sorumluluğu
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi, bu soruyu seninle birlikte adım adım inceleyelim. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nda yer alan sorumluluk türlerini sorguluyor.

Öncelikle sorunun anahtar kelimesine dikkat et: "Kusursuz sorumluluk" ve "Açıkça düzenlenmiş".

1. Neden Doğru Cevap D (Motorlu Araç İşletenin Sorumluluğu)?

Bu sorunun mantığı şudur: Kanun maddelerine baktığımızda, bazı durumlarda zarar görenin (mağdurenin) karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlamasına gerek yoktur. Buna Kusursuz Sorumluluk denir.

Ancak, Motorlu Araç İşletenin Sorumluluğu (TBK m. 89), kanunda "Kusurlu Sorumluluk" ilkesine dayanır. Yani, araç işleteninin (sürücünün veya sahibinin) kusuru varsa sorumludur. Eğer kusur yoksa, genellikle sorumluluk doğmaz (istisnai haller hariç). Kanun, motorlu araçlar için doğrudan bir "kusursuz sorumluluk" maddesi açıkça düzenlememiştir. Bu nedenle, diğer şıklardaki gibi bir kusursuz sorumluluk hali değildir ve doğru cevap D şıkkıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış (Yani Neden Kusursuz Sorumluluktur)?

Diğer şıkların hepsi, TBK'da açıkça "kusursuz sorumluluk" olarak tanımlanmıştır. Yani bu durumlarda zarar görenin, karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlamasına gerek yoktur:

  • A) Adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK m. 66): İşveren, çalışanının iş sırasında verdiği zarardan, kendi kusuru olmasa bile sorumludur. Bu bir kusursuz sorumluluktur.
  • B) Hakkaniyet sorumluluğu (TBK m. 49): Zarar görenin ve zarar verenin kusursuz olduğu durumlarda, mahkeme hakkaniyete göre zararın bir kısmını veya tamamını zarar verenden isteyebilir. Bu da özel bir kusursuz sorumluluk türüdür.
  • C) Hayvan bulunduranın sorumluluğu (TBK m. 70): Hayvan sahibi, hayvanın verdiği zarardan, hayvanı kontrol edememiş olsa bile sorumludur. Bu açıkça kusursuz sorumluluktur.
  • E) Yapı malikinin sorumluluğu (TBK m. 69): Bir binanın yıkılması veya parçalarının düşmesi sonucu zarar oluşursa, malik kusurlu olmasa bile sorumludur. Bu da kusursuz sorumluluktur.

Gördüğün gibi, A, B, C ve E şıkları kanunda açıkça kusursuz sorumluluk olarak yer alırken, D şıkkı (Motorlu araçlar) farklı bir kurala tabidir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Kitap 1, Bölüm 2, Madde 49-70 arası konusundaki "Sorumluluk Türleri"ni iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Kusursuz Sorumluluk Halleri: Adam çalıştıran, hayvan bulunduran, yapı maliki ve hakkaniyet sorumluluğu.
  • Kusurlu Sorumluluk Halleri: Motorlu araç işleteninin sorumluluğu (TBK m. 89).

Özetle: Sınavda "Kusursuz sorumluluk değildir" diye sorulduğunda, akla gelen ilk ve en önemli istisna Motorlu Araç İşleteninin Sorumluluğu'dur.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz