2019/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2019/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2019/1 · Borçlar Hukuku

I. Sözleşmenin kurulmasına yönelik iradenin haberci veya çevirmen gibi bir aracı ya da bir araç tarafından yanlış iletilmiş olması hâlinde de yanılma hükümleri uygulanır. II. Diğer tarafın, sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirmesi durumunda, sözleşme bu anlamda kurulmuş sayılır. III. Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, diğer taraf yanılmayı biliyor olsa bile, yanılan sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. IV. Saikte yanılma, kural olarak esaslı yanılma sayılmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, yanılma ile ilgili yukarıdakilerden hangileri doğrudur?

  • A)I ve II
  • B)I ve IV
  • C)I, II ve IV
  • D)II, III ve IV
  • E)I, II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap C

Öncelikle I. maddenin neden doğru olduğunu açıklayalım: Türk Borçlar Kanunu'na göre, iradenin haberci veya çevirmen gibi bir aracı aracılığıyla yanlış iletilmesi, doğrudan bir hata yapmaktan farklı görünse de yasa koyucu bu durumu da "yanılma" kapsamında değerlendirir. Yani, senin kastettiğin şeyi aracı yanlış anlatırsa, bu da senin iradenin doğru iletilmemesi anlamına gelir ve yanılma hükümleri uygulanır.

II. madde de doğrudur çünkü yasa, sözleşmenin yanlış anlaşılan anlamda kurulmasına diğer tarafın rıza göstermesi durumunda, bu sözleşmenin o anlaşılan anlamda geçerli sayılacağını belirtir. Bu, tarafların anlaşmazlığı giderip sözleşmeyi düzeltme imkânı tanır.

IV. madde de doğrudur çünkü "sahte yanılma" (yani bir şeyin varlığı veya niteliği hakkında yapılan, sözleşmenin temelini oluşturan ama esaslı sayılmayan hatalar), kural olarak doğrudan sözleşmenin feshedilmesine yol açan "esaslı yanılma" olarak kabul edilmez; ancak istisnai hallerde veya tarafların özel anlaşmasıyla bu durum değişebilir.

Şimdi diğer şıkların neden yanlış olduğunu görelim: III. madde yanlıştır çünkü yanılan kişi kendi kusuruyla yanılmış olsa bile, diğer taraf bu yanılmayı bilmiyorsa veya bilse bile, yanılanın kusurlu olması tek başına diğer tarafa karşı tazminat yükümlülüğü doğurmaz; yasa koyucu, diğer tarafın yanılmayı bilmesi ve bu bilginin kötü niyetli bir şekilde kullanılması gibi daha ağır şartlar arar. III. maddedeki "yanılan kusurlu ise diğer taraf yanılmayı biliyor olsa bile..." ifadesi, borçlar hukukundaki genel kuralı (kusurlu yanılma durumunda dahi diğer tarafın iyi niyetli olması gerektiğini veya kusurun etkisini) tam olarak yansıtmadığı için bu seçenek elenir.

Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 30-34 arasında yer alan "Yanılma" konusunu ve özellikle haberciler aracılığıyla iletilen iradeler ile sahte yanılma ayrımını bilmek gerekir.

Sonuç olarak, I, II ve IV. maddeler Türk Borçlar Kanunu'na göre doğru ifadelerdir.

Soru 2 · 2019/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun, taraflarca ifa yerinin belirlenmediği hâllerde uygulama alanı bulacak hükümlerine göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Parça borçları, ifa zamanında borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir.
  • B)Para ve parça borcu dışındaki bütün borçlar, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
  • C)Para borçları, borçlunun sözleşmenin kurulduğu sıradaki yerleşim yerinde ifa edilir.
  • D)Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
  • E)Parça borçları, borçlunun sözleşmenin kurulduğu sıradaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruda, taraflar borcun nerede yerine getirileceğini (ifa yerini) sözleşmede belirtmemişse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun hangi kuralın devreye gireceğini bilmemiz gerekiyor. Doğru cevap D şıkkıdır çünkü Kanun'un 101. maddesi, eğer taraflar ifa yerini kararlaştırmamışlarsa, para borçlarının alacaklının borcun ifa zamanındaki yerleşim yerinde yerine getirileceğini açıkça hükme bağlar; yani para borcunda kural, borçlunun değil, alacaklının o anki ikametgahıdır.

Diğer şıkları neden yanlış olduğunu şu şekilde açıklayabiliriz: A ve E şıkları "parça borçları" (belirli bir şeyin teslimi) için yanlış yer gösterir; çünkü parça borçlarında kural, borcun ifa zamanında konunun bulunduğu yerdir, sözleşmenin kurulduğu yer değil. B şıkkı ise genel bir kuralı yanlış yorumlayarak para borçlarını da "alacaklının yerleşim yeri"ne dahil etse de, ifa zamanı ve borç türü ayrımını tam yapmadığı için D şıkkı kadar net ve doğru değildir; aslında B şıkkındaki ifade, para borçları için de doğru olsa da, sorunun en kesin ve doğrudan karşılığı D şıkkının ifadesidir. C şıkkı ise para borçları için "sözleşmenin kurulduğu sıradaki" yerleşim yerini göstererek zamanı yanlış belirlemiştir, oysa kural "ifa zamanı"dır.

Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 101'deki "İfa Yeri" hükümlerini, özellikle para borçları ile parça borçları arasındaki ifa yeri farkını ve "ifa zamanı" kavramının önemini bilmek gerekir.

Sonuç olarak, taraflar ifa yerini kararlaştırmadığında para borçları için geçerli olan tek doğru kural, borcun alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğidir.

Soru 3 · 2019/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, borçlunun temerrüdü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olsa bile, kural olarak borçlu bu zararı gidermekle yükümlü değildir.
  • B)Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etse bile, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
  • C)Faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
  • D)Temerrüde düşen borçlu, kural olarak beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumlu değildir.
  • E)Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, taraflarca kararlaştırılamaz; ancak, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın temerrüt (borcun geç ifa edilmesi) konusundaki kurallarını sorguluyor.

Hadi gel, doğru cevabı (C şıkkını) neden doğru olduğunu adım adım açıklayalım, sonra diğer şıkların neden hatalı olduğunu görelim.

✅ Neden C Şıkkı Doğru?

Doğru cevap C şıkkıdır. Bu şık, TBK m. 109 ve m. 108'e dayanan temel bir kuralı ifade eder.

  • Kuralın Mantığı: Borçlu, borcunu zamanında ödemediğinde (temerrüde düştüğünde), alacaklıya sadece anapara faizi değil, aynı zamanda temerrüt faizi de ödemek zorundadır.
  • Ne Zaman Başlar? Faiz veya irat borcu olan durumlarda, borçlu borcunu ödemeyi reddettiği veya geciktirdiği andan itibaren değil; icra takibi başlatıldığı veya dava açıldığı tarihten itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlü olur.
  • Neden Bu Şık Doğru? Çünkü C şıkkı, "Faiz veya irat borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür" diyerek kanundaki tam ve doğru durumu anlatmaktadır.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı (Yanlış): "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olsa bile..." derken yanılmış. Kanun, borçlunun temerrüt faizinden daha fazla zarar doğurduğunu ispat ederse, borçlu bu fazladan zararı da ödemekle yükümlüdür. Yani borçlu sadece faizle sınırlı kalmaz, ispatlanan fazla zararı da öder.
  • B Şıkkı (Yanlış): "Kusuru olmadığını ispat etse bile..." kısmı hatadır. Temerrütte borçlu, kendi kusuru olmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Yani kusursuz ispatı, borcun geç ifasından doğan zararı ödememe hakkı doğurur. Şık, "ispat etse bile öder" diyerek kuralı tersine çeviriyor.
  • D Şıkkı (Yanlış): "Beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumlu değildir" ifadesi, temerrüt için genel bir kural değildir. Temerrüt faizi ve zararları, borçlunun kusuru veya kanunun öngördüğü durumlar çerçevesinde değerlendirilir. Beklenmedik hal (force majeure) durumu, borçlunun sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabilir ancak bu şıktaki ifade, temerrüt kurallarının özünü yanlış yansıtmaktadır.
  • E Şıkkı (Yanlış): "Taraflarca kararlaştırılamaz" kısmı yanlıştır. Taraflar, yazılı sözleşme ile temerrüt faiz oranını serbestçe kararlaştırabilirler. Eğer kararlaştırmamışlarsa, o zaman kanundaki yasal faiz oranı uygulanır. Yani tarafların iradesi bu konuda geçerlidir.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 109'u (Temerrüt Faizi) ve Madde 108'i (Temerrüt ve Zarar) iyi bilmelisin.

Özetle şunları ezberlemelisin:

  • Temerrüt Faizi Ne Zaman Başlar? Faiz borçlarında icra takibi veya dava açıldığı tarihte başlar.
  • Kusur İspatı: Borçlu, temerrüde düşmemekte kusuru olmadığını ispat ederse temerrüt sorumluluğundan kurtulur.
  • Zararın Ödenmesi: Temerrüt faizi, alacaklının uğradığı zararı karşılamazsa, borçlu fazladan zararı da ödemekle yükümlüdür.
  • Faiz Oranı: Taraflar yazılı olarak farklı bir oran belirleyebilirler.

Doğru cevap: C

Soru 4 · 2019/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, kaç yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar?

  • A)Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak beş yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle
  • B)Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle
  • C)Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle
  • D)Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak beş yılın geçmesiyle
  • E)Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak üç yılın geçmesiyle
Çözümü göster — doğru cevap C

Sorunu çok net bir şekilde çözelim. Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı kurallarını ve özellikle sebepsiz zenginleşme alacaklarının süresini sorguluyor.

Doğru cevap C şıkkıdır. Gelin, nedenini adım adım inceleyelim.

Neden C Şıkkı Doğru?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı (yani geri isteme hakkı), iki yıl içinde kullanılmazsa zamanaşımına uğrar. Ancak kanun, bu sürenin başlangıcını iki farklı tarihe bağlar ve en uzun olanı esas alır. Bu kurala "iki yıl ve on yıl" kuralı denir.

Kuralın mantığı şöyledir:

  • Belli Başlangıç (2 Yıl): Hak sahibi, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiğini ve geri isteme hakkına sahip olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açmalıdır.
  • Mutlak Başlangıç (10 Yıl): Eğer hak sahibi, zenginleşmenin gerçekleştiğini hiç öğrenmezse veya çok geç öğrenirse, hak zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra tamamen düşer.

Yani kanun, "Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle" zamanaşımına uğrattığını belirtir. Bu ifade C şıkkında eksiksiz ve doğru verilmiştir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A ve B Şıkları: Bu şıklarda süre 5 yıl veya 1 yıl olarak verilmiştir. Sebepsiz zeminli zenginleşme için kanun koyucu özel bir süre belirlemiş ve bunu 2 yıl olarak tespit etmiştir. 1 yıl veya 5 yıl gibi süreler bu konu için hatalıdır.
  • D Şıkkı: Bu şıkta özel süre (2 yıl) doğru verilmiştir ancak mutlak süre 5 yıl olarak gösterilmiştir. Oysa mutlak süre 10 yıl olmalıdır. 5 yıl, ticari işlemlerdeki genel zamanaşımı süresidir, sebepsiz zenginleşmede değil.
  • E Şıkkı: Bu şık hem özel süreyi (1 yıl) hem de mutlak süreyi (3 yıl) tamamen yanlış vermiştir. Bu süreler sebepsiz zenginleşme için geçerli değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 100'ü ve Zamanaşımı konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunu ezberlemelisin: Sebepsiz zenginleşme alacakları için zamanaşımı süresi, hak sahibinin hakkı öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, fakat her halükarda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır.

Başarılar dilerim, bu kuralı iyi kavradığında benzer soruları rahatlıkla çözebilirsin!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz