2019/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2019/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2019/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, genel işlem koşulları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.
  • B)Genel işlem koşullarının, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz.
  • C)Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.
  • D)Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
  • E)Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere uygulanmaz.
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruda doğru cevap olan E şıkkı, Türk Borçlar Kanunu'nun genel işlem koşullarıyla ilgili hükümlerinin istisnalarını yanlış tanımladığı için yanlıştır; çünkü kanun, hizmetlerini kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürüten kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeleri de genel işlem koşulu hükümlerine tabi tutar ve bu şıktaki "uygulanmaz" ifadesi hukuki bir hatadır. Diğer şıklara bakıldığında ise; A şıkkı dürüstlük kuralına aykırı hükümlerin yasaklandığını, B şıkkı sözleşme metnindeki yerleşim şeklinin önemini, C şıkkı sözleşmelerin özdeş olmasının şart olmadığını ve D şıkkı ise belirsiz hükümlerin düzenleyene aleyhine yorumlanacağını doğru bir şekilde ifade etmektedir. Bu soruyu çözebilmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 114. ve devamı maddelerinde yer alan "Genel İşlem Koşulları" başlıklı bölümü ve bu hükümlerin kimlere uygulandığına dair istisnaları bilmek gerekmektedir. Sonuç olarak, E şıkkı kanunda belirtilen istisnaları tersine çevirdiği için doğru cevap olarak işaretlenmiştir.

Soru 2 · 2019/2 · Borçlar Hukuku

I. Hakkaniyet sorumluluğu II. Tehlike sorumluluğu III. Adam çalıştıranın sorumluluğu IV. Hayvan bulunduranın sorumluluğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, yukarıdaki kusursuz sorumluluk hâllerinden hangilerinde zararın doğmasını engellemek için gerekli özenin gösterildiğinin ispatı ile sorumluluktan kurtulma imkânı söz konusudur?

  • A)I ve II
  • B)I ve III
  • C)II ve III
  • D)II ve IV
  • E)III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'ndaki "Kusursuz Sorumluluk" kavramını ve bu sorumluluk türlerinden hangilerinde sorumluluğu ortadan kaldırma (kurtulma) şansının olduğunu sorguluyor. Cevabın E şıkkı olduğunu ve nedenini senin için adım adım açıklayayım.

1. Neden Doğru Cevap E (III ve IV) Şıkkıdır?

Öncelikle şunu bilmelisin: "Kusursuz sorumluluk" demek, "Benim hatam yok, kusurum yok" dendiği halde bile zarar çıkarsa sorumluluğun senin üzerinde olması demektir. Ancak kanun, bazı durumlarda sorumluluğu tamamen ortadan kaldırma kapısını aralamıştır.

Kanun, "Zararın doğmasını engellemek için gerekli özenin gösterildiğinin ispatı" ile sorumluluktan kurtulma imkânı tanıyan iki temel durumu şunlardır:

  • III. Adam Çalıştıranın Sorumluluğu: Bir işveren, çalışanı işi yaparken başkasına zarar verirse, işveren sorumludur. Ancak işveren, "Çalışanı işe alırken dikkatli davrandım, ona gerekli talimatları verdim ve işin gerektirdiği özeni gösterdim" diyerek bunu ispatlarsa, sorumluluktan kurtulabilir. Yani, çalışan hatası olsa bile, işveren özen gösterdiğini kanıtlayabilirse sorumluluk kalkar.
  • IV. Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu: Bir hayvan sahibi, hayvanı nedeniyle başkasına zarar verirse sorumludur. Ancak hayvan sahibi, "Hayvanı kontrol ettim, gerekli tedbirleri aldım ve zararın oluşmasını engelleyecek özeni gösterdim" diyerek bunu ispatlarsa, sorumluluktan kurtulabilir.

Özetle: III ve IV maddelerinde, sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmak için "özen gösterdiğini ispat etme" hakkı vardır. Bu yüzden doğru cevap E şıkkıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklarda yer alan durumlar, kusursuz sorumluluk türleri olsa da, "özen gösterdiğini ispat etme" hakkı tanınmamıştır. Yani bu durumlarda zarar çıkarsa, sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmak neredeyse imkansızdır (sadece zararın doğmasına neden olan başka bir sebebin varlığı gibi çok dar istisnalar hariç).

  • I. Hakkaniyet Sorumluluğu: Bu, tarafların kusuru olmasa bile, adalet ve hakkaniyet gereği zararın paylaşılmasıdır. Burada "özen gösterdim" diyerek sorumluluktan kurtulma hakkı yoktur. Sadece zararın miktarı belirlenir.
  • II. Tehlike Sorumluluğu: Bu, tehlikeli bir iş veya faaliyetten kaynaklanan sorumluluktur. Kanun, bu tür durumlarda sorumluluğu ortadan kaldırmak için "özen gösterdiğimi ispat etme" hakkını vermemiştir. Tehlikeli işi yapan kişi, özen gösterdiğini kanıtlasa bile sorumluluğu genellikle devam eder (sadece zararın doğmasına neden olan başka bir sebebin varlığı ispatlanabilir).

Bu yüzden I ve II'yi içeren A, B ve C şıkları, II ve IV'ü içeren D şıkkı yanlıştır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun Kusursuz Sorumluluk başlıklı bölümünü (özellikle madde 49, 50 ve 51) iyi bilmelisin.

Öğrenmen gereken temel kural şudur:

  • Hakkaniyet ve Tehlike sorumluluğunda: Özen gösterildiğini ispat etme hakkı yoktur. (Sorumluluk kesinleşir).
  • Adam çalıştıran ve Hayvan bulunduran sorumluluğunda: Özen gösterildiğini ispat etme hakkı vardır. (Sorumluluk kalkabilir).

Sınavda bu ayrımı hatırladığında, doğru şıkkı (E) kolayca işaretleyebilirsin. Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2019/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi sebepsiz zenginleşmeden doğan borcun koşullarından biri değildir?

  • A)Zenginleşmenin bir başkasının malvarlığından veya emeğinden meydana gelmesi
  • B)Zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmaması
  • C)Zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunması
  • D)Zenginleşmenin meydana gelmesi
  • E)Zenginleşmenin borçlunun kusuru neticesinde meydana gelmesi
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli olan "Sebepsiz Zenginleşme" konusunu test ediyor. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Gelin bu durumu adım adım, sanki bir derste anlatıyormuşuz gibi açıklayalım.

Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Sebepsiz zenginleşme kurumu, hukukta "Hakkaniyet" ilkesine dayanır. Yani, birinin haksız yere zenginleşip, diğerinin de bu yüzden zarar görmesi durumunda, hukuk bunu düzeltmek ister.

Ancak bu kurumun işleyişinde kusur (kasten veya ihmal) kavramı yoktur. Sebepsiz zennleşme, bir hata yapıldığında veya bir yanlışlık olduğunda ortaya çıkar; ancak bu yanlışlığı yapan kişinin "kasıtlı" olması veya "dikkatsiz" olması gerekmez.

  • Örnek: Yanlışlıkla hesabına 1000 TL yatan bir banka müşterisi, bu parayı kasıtlı olarak almamış olsa bile, bu parayı geri iade etmek zorundadır. Burada bankanın veya müşterinin bir "kusuru" olmasına gerek yoktur. Sadece "haklı bir sebep olmadan" zenginleşme ve zenginleşme ile zarar arasındaki ilişki yeterlidir.

Bu yüzden, "Zenginleşmenin borçlunun kusuru neticesinde meydana gelmesi" şartı sebepsiz zenginleşmenin bir koşulu değildir. Bu şık, haksız fiiller (tazminat) davaları için geçerli olan bir kuralı karıştırmıştır.

Diğer Şıklar Neden Doğru Koşuldur?

Sebepsiz zenginleşmenin kurulabilmesi için kanunumuz (6098 sayılı TBK m. 49) şu 4 temel şartın bir arada olmasını ister:

  • Birinin zenginleşmesi (D şıkkı): Bir kimsenin malvarlığının artması gerekir. Artma yoksa borç doğmaz.
  • Birinin fakirleşmesi (A şıkkı): Zenginleşen kişinin malvarlığı, başkasının malvarlığından veya emeğinden kaynaklanmalıdır. Yani birinin kaybı, diğerinin kazancı olmalıdır.
  • Haklı bir sebebin olmaması (B şıkkı): Bu zenginleşmenin bir sözleşmeye, bir miras payına veya bir yasal yükümlülüğe dayanmaması gerekir. Eğer bir sözleşme varsa, o sözleşme hükümleri uygulanır, sebepsiz zenginleşme uygulanmaz.
  • İlliyet bağı (C şıkkı): Zenginleşme ile fakirleşme arasında bir neden-sonuç ilişkisi olmalıdır. Yani "B"nin fakirleşmesi, "A"nın zenginleşmesinden kaynaklanmalıdır.

Gördüğün gibi A, B, C ve D şıkları, kanunun aradığı temel şartlardır. Sadece E şıkkı, bu kuruma dahil değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 49'da düzenlenen "Sebepsiz Zenginleşme" konusunu iyi bilmelisin.

  • Özet Kural: Sebepsiz zenginleşmede kusur aranmaz. Sadece "haklı bir sebep yok" ve "birinin malvarlığı diğerinin zararına arttı" yeterlidir.
  • Dikkat: Eğer bir olayda "kusur" aranıyor ve tazminat isteniyorsa, bu genellikle "Haksız Fiil" (TBK m. 49'dan farklı bir madde) konusudur. Sınavlarda bu iki kavramı karıştırmamak çok önemlidir.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2019/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre, aşağıdakilerden hangisi hukuki işlemden doğan temsil yetkisini sona erdiren hâllerden biri değildir?

  • A)Temsilcinin gaipliğine karar verilmesi
  • B)Temsilcinin ölümü
  • C)Temsilci aleyhine icra takibi başlatılması
  • D)Temsilcinin fiil ehliyetini kaybetmesi
  • E)Temsil olunanın ölümü
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi analiz edelim. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Öncelikle sorunun mantığını anlamak için temel bir kurala bakalım: Temsil yetkisi, temsilcinin (avukat, vekil, yönetici vb.) hukuki bir işlemleri yapma hakkıdır. Bu yetki, temsilcinin hayatta olması, aklının yerinde olması ve temsil olunanın (yani işi yaptıran kişinin) hayatta olması gibi şartlara bağlıdır.

Neden C Şıkkı Doğru Cevap?

Soruda "hükümlere göre temsil yetkisini SONA ERDİREN hâllerden BİRİ DEĞİLDİR?" diye soruluyor. Yani, temsil yetkisini bitirmeyen durumu bulmamız gerekiyor.

C) Temsilci aleyhine icra takibi başlatılması şıkkı, temsil yetkisini otomatik olarak sona erdirmez.

  • Mantık: Bir temsilcinin borçlu olması veya aleyhine icra takibi (tahsilat) başlatılması, onun hukuki işlemler yapma yetkisini elinden almaz. Temsilci, borçluluğu nedeniyle mahkeme kararıyla "hükümlü" veya "iflas etmiş" duruma düşmedikçe, temsil yetkisi devam eder. Sadece borçlu olması, temsil yetkisini yok etmez. Bu yüzden bu durum, yetkinin sona ermesi değildir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Neden Yetkileri Sonlandırır)?

Diğer şıkların hepsi, temsil yetkisinin otomatik olarak bittiği durumlardır:

  • A) Temsilcinin gaipliğine karar verilmesi: Temsilci kayıp sayılırsa ve mahkeme "gaiplik" kararı verirse, hukuki varlığı belirsizleşir. Bu durumda temsil yetkisi sona erer.
  • B) Temsilcinin ölümü: Temsilcinin ölmesi, temsil yetkisinin en temel sona erme sebebidir. Ölü birinin temsil yetkisi olamaz.
  • D) Temsilcinin fiil ehliyetini kaybetmesi: Temsilcinin aklını yitirmesi veya reşit olmaması gibi durumlarda "fiil ehliyeti" kaybolur. Fiil ehliyeti olmayan kimse hukuki işlem yapamaz, dolayısıyla temsil yetkisi de biter.
  • E) Temsil olunanın ölümü: Temsil olunan (işin sahibi) ölürse, temsil yetkisi de sona erer. Çünkü temsil, temsil olunanın iradesiyle gerçekleşir; o ölünce temsil de biter.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 570'yi bilmelisin. Bu madde, temsil yetkisinin hangi hallerde sona erdiğini (ölüm, gaiplik, fiil ehliyetinin kaybı vb.) listeler.

Özetle: Sadece "icra takibi başlatılması", temsil yetkisini bitiren yasal bir sebep değildir. Bu yüzden doğru cevap C şıkkıdır.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz