2020/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2020/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2020/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, temsil ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.
  • B)Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse hukuki işlemin sonuçları kural olarak kendisine ait olur.
  • C)Temsil olunan, hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini kural olarak her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir.
  • D)Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri süremez.
  • E)Temsil olunan, temsil yetkisinin sınırlanması veya geri alınması hakkından önceden feragat edemez.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staja giriş sınavında hukuk soruları genellikle kuralı ve istisnayı ayırt etmeyi gerektirir. Bu soruda senin görevin, Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre temsil kurallarından hangisinin yanlış olduğunu bulmak.

Doğru cevap D şıkkıdır. Şimdi gel, neden D'nin yanlış olduğunu ve diğer şıkların neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim.

Neden D Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

D şıkkı, "İyiniyetli olma şartını" kaldırarak yetkinin geri alınmasının üçüncü kişilere karşı geçersiz olacağını söylüyor. Oysa kanun böyle bir katılık getirmemiştir.

TBK m. 110'a göre; temsilciye verilen yetki, temsil olunan tarafından üçüncü kişilere bildirilmişse, temsil olunan bu yetkiyi geri alabilir. Ancak bu geri almanın üçüncü kişilere karşı geçerli olabilmesi için şu şartı taşır:

  • Yetkinin geri alındığı üçüncü kişilere bildirilmelidir.
  • Eğer bildirilmezse, yetkinin geri alındığı sadece iyiniyetli olan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

D şıkkı, "iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın" diyerek bu şartı yok sayıyor. Yani, üçüncü kişi kötü niyetli olsa bile (örneğin temsilcinin yetkisinin bittiğini biliyor olsa bile), temsil olunan yetkiyi geri aldığını iddia edemez diyor. Bu yanlıştır. Kanun, iyiniyetli olanı korur; kötü niyetli olanı korumaz.

Diğer Şıklar Neden Doğru? (Yani Yanlış Değiller)

Sınavda "yanlış olanı" bulmamız gerektiği için, diğer şıkların kanuna uygun olması gerekir. Gelin bunları kontrol edelim:

  • A Şıkkı (Doğru): Temsilcinin yetkili bir şekilde yaptığı işlemin sonuçları doğrudan temsil olunanı bağlar. Bu, temsilin en temel kuralıdır. (Yanlış değil, doğru).
  • B Şıkkı (Doğru): Temsilci, işlemini yaparken "temsilciyim" demezse, sanki kendi hesabına işlem yapmış gibi kabul edilir ve sonuçlar kendisine ait olur. Bu, TBK m. 111'deki kuraldır. (Yanlış değil, doğru).
  • C Şıkkı (Doğru): Temsil olunan, temsil yetkisini her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir. Bu, temsilin doğasından kaynaklanan bir haktır. (Yanlış değil, doğru).
  • E Şıkkı (Doğru): Temsil olunan, temsil yetkisinin sınırlanması veya geri alınma hakkından önceden feragat edemez. Yani, "Ben gelecekte temsilcimi istediğim zaman geri alamam" diye önceden söz veremez. Bu hakkı korumak zorundadır. (Yanlış değil, doğru).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 109-111 arasındaki "Temsil" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu iki noktaya dikkat etmelisin:

  • Temsilin Sonuçları: Temsilci işleminin kime ait olduğu (A ve B şıkları).
  • Yetkinin Geri Alınması ve Bildirim: Yetkinin geri alınmasının üçüncü kişilere karşı ne zaman geçerli olduğu ve "iyiniyet" şartının nerede devreye girdiği (D şıkkı).

Özetle: D şıkkı, iyiniyet şartını kaldırarak kuralı bozduğu için yanlıştır ve doğru cevaptır. Sınavda "iyiniyetli olma şartı" olan bir ifadeyi, "iyiniyet şartı yok" diyerek değiştiren şıkları dikkatle incele.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2020/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, haksız fiil sorumluluğunda zamanaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Tazminat istemi, kural olarak zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
  • B)Tazminat istemi, kural olarak her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
  • C)Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
  • D)Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu (ceza) zamanaşımı uygulanır.
  • E)Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, yalnızca haksız fiilden doğan tazminat isteminin zamanaşımına uğramamış olduğu durumlarda bu borcu ifadan kaçınabilir.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre haksız fiil sorumluluğu ve zamanaşımı kurallarını sorguluyor.

Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden E Şıkkı Doğru Cevap? (Yani Neden Bu İfade Yanlıştır?)

E şıkkı, "İtiraz Hakkı" (Borçlunun borcu ödememeyi reddetme hakkı) ile Zamanaşımı arasındaki ilişkiyi yanlış tanımlıyor.

Haksız fiil sonucu zarar gören kişiye bir tazminat borcu doğar. Eğer bu borcun zamanaşımına uğramamış olması (yani henüz zamanaşımı süresi dolmamış olması) durumunda, zarar gören kişi borcun ödenmesini reddedemez.

Buradaki mantık şudur:

  • Zamanaşımı, borcun kendisini yok etmez; sadece borçluya "borcu ödememeyi reddetme" hakkı (itiraz hakkı) verir.
  • E şıkkı diyor ki: "Zamanaşımına uğramamışsa, zarar gören borcu ödemeyi reddedebilir." Bu yanlıştır. Çünkü zamanaşımına uğramamış bir borç, hukuken geçerli ve ödenmesi gereken bir borçtur. Zarar gören, borcun zamanaşımına uğramamış olmasına rağmen borçludan ödeme istemeye devam edebilir.
  • Asıl kural şudur: Zarar gören, sadece zamanaşımına uğramış olan bir borç için ödeme yapmaktan kaçınabilir (reddedebilir). E şıkkı durumu tam tersine çevirerek, zamanaşımına uğramamış bir borç için reddetme hakkı varmış gibi gösteriyor. Bu ifade hukuken hatalıdır, bu yüzden sorunun "yanlış olanı" sorulduğu için E şıkkı doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Neden Seçilmez)?

Diğer şıklar (A, B, C ve D), TBK maddelerindeki zamanaşımı kurallarını doğru bir şekilde özetler. Bu yüzden bunlar "yanlış olan" seçenekler değildir.

  • A Şıkkı (Doğru Kural): Genel zamanaşımı süresidir. Zarar gören, zararı ve kimin zarar verdiğini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açmalıdır. (TBK m. 72)
  • B Şıkkı (Doğru Kural): Mutlak zamanaşımı süresidir. Zarar görenin ne zaman öğrendiği önemli değildir, fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçerse dava hakkı tamamen düşer. (TBK m. 72)
  • C Şıkkı (Doğru Kural): Bu, "rücu" (birinin ödediği parayı diğer sorumludan geri isteme) hakkının zamanaşımıdır. Rücu eden, parayı ödediği ve diğer sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, en geç parayı ödediği tarihten itibaren 10 yıl içinde rücu davası açmalıdır. (TBK m. 72)
  • D Şıkkı (Doğru Kural): Bu, özel bir durumdur. Eğer haksız fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa ve Ceza Kanunu'nda zamanaşımı süresi daha uzunsa, Ceza Kanunu'ndaki zamanaşımı süresi uygulanır. (TBK m. 72)

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 72'yi (Haksız Fiil Sonucu Doğan Tazminat İsteminin Zamanaşımı) ezberlemeniz ve yorumlamanız gerekir.

Özetle şunları hatırlamalısınız:

  • Genel Zamanaşımı: Zarar ve sorumluyu öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl.
  • Mutlak Zamanaşımı: Fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl.
  • Rücu Zamanaşımı: Ödeme ve öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl, en geç ödeme tarihinden itibaren 10 yıl.
  • Ceza Kanunu İstisnası: Suç teşkil eden haksız fiillerde ceza zamanaşımı uygulanır.
  • İtiraz Hakkı: Sadece zamanaşımına uğramış borçlar için geçerlidir, zamanaşımına uğramamış borçlar için borçlunun reddetme hakkı yoktur.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2020/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sebepsiz zenginleşme ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Zenginleşen iyiniyetli ise, sadece zorunlu giderlerinin geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.
  • B)Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini de isteyemez.
  • C)Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat etse bile geri isteyemez.
  • D)Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olsa bile, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinde kalanı vermekle yükümlüdür.
  • E)Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap olan E şıkkı, Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde açıkça belirtilen "sebepsiz zenginleşme isteminin reddedildiği haller" arasında yer alır; çünkü kanun koyucu, zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi veya ahlaki bir görevin yerine getirilmesi gibi durumlarda, ödeyen kişinin "sebepsiz" bir ödeme yapmadığını, aksine hukuki veya ahlaki bir yükümlülüğü yerine getirdiğini kabul eder ve bu nedenle bu ödemelerin geri istenmesini engeller.

Diğer şıkları incelediğimizde ise: A şıkkı yanlıştır çünkü iyiniyetli zenginleşen, zorunlu giderlerini geri isteme hakkına sahiptir ancak bu giderlerin geri verilmesi sırasında mevcut olan değer artışını talep etme hakkı yoktur; B şıkkı da yanlıştır çünkü iyiniyetsiz zenginleşen, zorunlu giderlerini geri isteme hakkından yoksun değildir, ancak bu giderleri geri isteme hakkı vardır; C şıkkı yanlıştır çünkü borçlanmadığı bir edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu "kendisini borçlu sanarak" yaptığını ispat ederse, bu bir "sebepsiz zenginleşme" değil, "hata" durumudur ve geri isteme hakkı doğar; D şıkkı ise yanlıştır çünkü iyiniyetsiz zenginleşen, zenginleşmeyi elden çıkarmış olsa bile, bu çıkarma işlemi "hileli" veya "kötü niyetli" ise, elinde kalanı vermekle yükümlü değildir, aksine tüm zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.

Bu soruyu çözebilmek için sebepsiz zenginleşme kurumunun temel şartlarını, özellikle de "hukuki sebebin olmaması" ilkesini ve kanunda sayılan istisnai durumları (zamanaşımı, ahlaki ödev vb.) iyi bilmek gerekmektedir.

Özetle, kanun koyucu hukuki bir yükümlülük veya ahlaki bir görevin yerine getirilmesi durumunda, bu durumun "sebepsiz" sayılmayacağını ve bu nedenle geri istenemeyeceğini net bir şekilde belirtmiştir.

Soru 4 · 2020/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, açık bir kabulün gerektiği durumlarda, hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler hangi andan başlayarak hüküm doğururlar?

  • A)Önerinin öğrenildiği andan başlayarak
  • B)Kabulün vardığı andan başlayarak
  • C)Kabulün öğrenildiği andan başlayarak
  • D)Kabulün gönderildiği andan başlayarak
  • E)Önerinin vardığı andan başlayarak
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'nda sözleşmelerin ne zaman kurulduğu (hüküm doğurduğu) konusundaki en temel kurallardan birini test ediyor. SMMM stajı için bu konu, ticari işlemlerin hukuki geçerliliğini anlamak açısından çok önemlidir.

Gelin soruyu adım adım çözelim:

1. Neden Doğru Cevap D Şıkkıdır?

Soruda iki kritik ifade var: "Açık bir kabulün gerektiği durumlar" ve "Hazır olmayanlar arasında" (yani taraflar aynı mekanda değiller, arada mesafe var).

Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşmelerin kurulma zamanı için genel kural "Kabul Ediş Teorisi"dir. Bu teoriye göre:

  • Sözleşme, kabul beyanının gönderildiği anda kurulur.
  • Bu kural, tarafların aynı mekanda olmadığı (hazır olmayanlar) durumlarda geçerlidir.

Neden "gönderildiği" an? Taraflar arada mesafe varsa, kabul beyanı gönderildikten sonra eline ulaşana kadar kaybolabilir veya gecikebilir. Hukuk, kabul eden kişinin iradesini (kabul etme niyetini) ortaya koyduğu anı, yani mektubu postaya verip gönderdiği anı esas alır. Kabulün karşı tarafa ulaşması veya karşı tarafın onu okuması beklenmez.

  • Örnek: Sen bir iş teklifini (öneri) posta ile gönderdin. Karşı taraf da kabul mektubunu postaya verdi. Kabul mektubu sana ulaşmadan önce kaybolursa bile, sözleşme kabul mektubunu postaya verdiğin (gönderdiğin) anda kurulmuş sayılır.

Bu yüzden D) Kabulün gönderildiği andan başlayarak şıkkı doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) Önerinin öğrenildiği andan başlayarak: Bu yanlıştır. Sözleşme kurulurken "öneri"nin öğrenilmesi değil, "kabul"ün yapılması gerekir. Ayrıca önerinin öğrenilmesi, sözleşmenin kurulma anı değil, kabulün geçerli olabilmesi için gereken ön koşuldur.
  • B) Kabulün vardığı andan başlayarak: Bu, "Kabul Ediş Teorisi"nin bir alt dalı olan "Kabul Alınma Teorisi"ne aittir. Ancak Türk Borçlar Kanunu, hazır olmayanlar arasında sözleşme kurulurken kabulün gönderildiği anı esas alır. Kabulun karşı tarafa ulaşması (varması) beklenmez. Bu şık, eski hukuk kurallarına veya bazı özel durumlara (örneğin telefonla konuşma gibi anlık iletişim) daha yakındır ama genel kural değildir.
  • C) Kabulün öğrenildiği andan başlayarak: Bu da B şıkkı gibi yanlıştır. Kabulün karşı taraf tarafından okunup öğrenilmesi beklenmez. Kabul mektubu eline ulaşmadan sözleşme kurulur.
  • E) Önerinin vardığı andan başlayarak: Bu şık da yanlıştır. Önerinin karşı tarafa ulaşması, sözleşmenin kurulması için gerekli bir şarttır ancak sözleşme bu anda henüz kurulmaz. Sözleşme ancak kabul beyanı yapıldığında kurulur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için "Sözleşmenin Kurulma Zamanı" ve "Kabul Ediş Teorisi" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle hatırlaman gereken kural şudur: > Taraflar hazır değilse (arada mesafe varsa): Sözleşme, kabul beyanının gönderildiği anda kurulur. > Taraflar hazırsa (aynı odadaysa): Sözleşme, kabul beyanının karşı tarafça öğrenildiği anda kurulur.

Soru "hazır olmayanlar" dediği için cevap "gönderildiği an" olmalıdır.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2020/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi borcu sona erdiren hâller arasında yer almaz?

  • A)Yenileme
  • B)Takas
  • C)İbra
  • D)İflas
  • E)İfa
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap D şıkkı olan İflas'tır. İflas, borçlunun malvarlığının iflasla sona ermesiyle alacaklıların alacaklarını tahsil etmesini sağlayan bir iflas usulü olup, borç hukuku genel hükümlerinde sayılan borcu sona erdiren sebeplerden biri değildir. Borçlar Kanunu'nda borç ilişkisi, borcun ifası, yenileme, takas, ibra ve muafiyet gibi hâllerle sona erer. İflas ise borçlunun iflas etmesiyle alacaklıların alacaklarını tahsil etmesini sağlayan bir iflas usulü olup, borç hukuku genel hükümlerinde sayılan borcu sona erdiren sebeplerden biri değildir.

Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: Yenileme, eski borç ilişkisini yeni bir borç ilişkisiyle değiştirerek eski borcu sona erdirir. Takas, iki tarafın birbirine olan borçlarını birbirine mahsup ederek borçları sona erdirir. İbra, alacaklının borçluya borcunu tamamen veya kısmen bağışlayarak borç ilişkisini sona erdirir. İfa ise borcun ifa edilerek borç ilişkisinin sona ermesidir.

Bilinmesi gereken kural: İflas, borçlunun malvarlığının iflasla sona ermesiyle alacaklıların alacaklarını tahsil etmesini sağlayan bir iflas usulü olup, borç hukuku genel hükümlerinde sayılan borcu sona erdiren sebeplerden biri değildir.

Soru 6 · 2020/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi hukuka aykırılığı ortadan kaldıran hâller arasında yer almaz?

  • A)Zamanaşımı
  • B)Haklı savunma
  • C)Zarar görenin rızası
  • D)Üstün nitelikli kamusal yarar
  • E)Kanunun verdiği yetkiye dayanma
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na dayanıyor ve "Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran hâller" (yani bir eylemin neden olduğu zararın, hukuk tarafından kabul edilebilir hale gelmesini sağlayan durumlar) soruluyor.

Doğru cevap A) Zamanaşımı'dır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden Doğru Cevap A (Zamanaşımı)?

Hukukta "Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran hâller", bir eylemin (örneğin birine zarar vermenin) başlangıçta hukuka aykırı görünmesini, ancak özel durumlar nedeniyle hukuki sorumluluğu doğurmamasını sağlayan sebeplerdir.

  • Zamanaşımı ise, bir hakkın veya dava açma süresinin geçmesiyle ilgili bir süre konusudur.
  • Zamanaşımı, bir eylemin "hukuka aykırı" olup olmadığını değiştirmez. Sadece, o eylemden doğan dava açma hakkını veya tazminat isteme hakkını zamanla kaybettirir.
  • Yani, birisi sana zarar verse de, zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile o eylem hala hukuka aykırıdır; sadece artık mahkemeden tazminat alamazsın. Bu yüzden zamanaşımı, "hukuka aykırılığı ortadan kaldıran" bir sebep değildir.

Bu nedenle, listede yer almayan tek seçenek A şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Neden Doğru Cevap Olamazlar)?

Diğer şıklar (B, C, D, E), Türk Borçlar Kanunu'na göre bir eylemin hukuka aykırılığını tamamen ortadan kaldıran meşru sebeplerdir. Yani bu durumlarda zarar vermiş olsan bile, hukuk senin sorumluluğunu kabul etmez:

  • B) Haklı savunma: Kendini veya başkasını saldırıdan korumak için yapılan eylemdir. Hukuka aykırılık yoktur.
  • C) Zarar görenin rızası: Zarar gören kişi, zararın oluşmasını önceden kabul etmişse (örneğin bir sporda izin verilen bir darbe), hukuka aykırılık ortadan kalkar.
  • D) Üstün nitelikli kamusal yarar: Kamu güvenliği veya büyük bir kamu yararı için yapılan eylemlerdir (örneğin yangın söndürürken komşunun evini yıkmak).
  • E) Kanunun verdiği yetkiye dayanma: Kanun izin verdiği için yapılan eylemlerdir (örneğin polislerin şüpheliyi tutuklaması).

Bu dört madde, eylemin "hukuka aykırılık" özelliğini yok eder. Sadece A şıkkı bunu yapmaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Hukukun Genel Teorisi ve Borçlar Hukuku'nun temel konularından "Hukuka Aykırılığı Ortadan Kaldıran Hâller" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle şunu ezberlemelisin:

  • Hukuka aykırılığı ortadan kaldıranlar: Savunma, rıza, kanuni yetki, üstün kamu yararı.
  • Hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayanlar: Zamanaşımı, hak düşürücü süreler, maddi imkansızlık.

Başarılar dilerim! Bu konu staj sınavının en temel ve sık sorulan konularından biridir.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz