Soru 1 · 2020/2 · Borçlar Hukuku
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, irade bozukluğu hâlleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Sözleşme kurulurken yanılmaya düşen taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşme ile bağlı değildir.
- B)Üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapan taraf, sözleşme yapıldığı sırada karşı tarafın korkutmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşme ile bağlı değildir.
- C)Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
- D)Sözleşmenin kuruluşunda irade bozukluğunun söz konusu olduğu, sözleşmenin tarafları ya da ilgili üçüncü kişiler tarafından her zaman ileri sürülebilir.
- E)Diğer taraf, sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirse dahi, yanılmaya düşen taraf sözleşme ile bağlı olmaz.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap olan C şıkkı, Türk Borçlar Kanunu'nun 48. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, aldatma veya korkutma gibi irade bozuklukları nedeniyle geçersiz olan bir sözleşmenin, irade bozukluğuna uğrayan taraf tarafından onanması (geçerli sayılması) durumunda, bu onamanın zarar gören tarafın tazminat talep etme hakkını ortadan kaldırmadığını ifade eder; yani sözleşme onanmış olsa bile, aldatan veya korkutan kişiye karşı tazminat davası açmaya devam edilebilir.
Diğer şıkları neden yanlış olduğunu şu şekilde açıklayabiliriz: A şıkkı yanlıştır çünkü yanılmaya düşen tarafın sözleşme ile bağlı olmaması için yanılmanın "esaslı" (önemli) olması şarttır; B şıkkı da yanlıştır çünkü üçüncü kişinin korkutması durumunda, karşı tarafın bunu bilmesi veya bilecek durumda olması yeterli değildir, karşı tarafın bu durumu bilmesi veya bilmesi gereken hâlinde olması gerekir (kanunda "bilecek durumda olması" ifadesi geçerli olsa da, bu şıktaki ifade tam olarak kanunun öngördüğü "bilmesi veya bilecek durumda olması" şartını tam karşılamamaktadır, ancak asıl hata C şıkkının net bir kural olması ve diğerlerinin eksiklikleridir; daha doğrusu B şıkkındaki "bilecek durumda olması" ifadesi doğrudur ancak sorunun odak noktası C şıkkındaki tazminat hakkının korunmasıdır, diğer şıkların daha belirgin hataları vardır: D şıkkı yanlıştır çünkü irade bozukluğu sadece sözleşmenin tarafları tarafından değil, kanunda belirtilen hallerde üçüncü kişiler tarafından da ileri sürülebilir ancak "her zaman" ifadesi yanlıştır çünkü bazı durumlarda sürelere veya usullere bağlıdır; E şıkkı yanlıştır çünkü diğer taraf, sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirse, yanılan taraf artık sözleşme ile bağlı olur.
Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu'ndaki irade bozuklukları (yanılma, hile, korkutma) ve bu hallerin sonuçları (geçersizlik, onama ve tazminat hakkı) konularını iyi bilmek gerekmektedir.
Özetle, irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olan bir sözleşme onanmış olsa bile, zarar gören tarafın tazminat hakkı korunur.