2021/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2021/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, temerrüt ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Borçlunun temerrüde düşmesi için mutlaka kusurlu olması gerekir.
  • B)Yalnızca ifası mümkün olan borçların ifasındaki gecikme temerrüde yol açabilir.
  • C)Borçlunun temerrüde düşmesi için muaccel bir borcu ifa etmemiş olması gerekir.
  • D)Belirli vadeli borcun olması, temerrüt sebebiyle borçluya ihtar çekilmesini gereksiz kılar.
  • E)Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı sınavı sorusu gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır ve bu şıkkın "yanlış" olduğunu söylememiz gerekiyor. Soruda "hangisi yanlıştır?" diye sorulduğu için, doğru olanı bulup işaretleyeceğiz.

Hadi gel, madde madde inceleyelim:

1. Neden A Şıkkı Doğru Cevap (Yani Neden Yanlış Bir İfade)?

A) "Borçlunun temerrüde düşmesi için mutlaka kusurlu olması gerekir."

Bu ifade yanlıştır, bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

  • Neden? Türk Borçlar Kanunu'na göre temerrüt (gecikme), borçlunun borcunu vadesinde yerine getirmemesidir. Temerrütün oluşması için borçlunun kasten veya ihmal etmesi (kusurlu olması) gerekmez.
  • Örnek: Borçlu borcunu ödemeyi unutabilir, hastalanabilir veya başka bir sebeple gecikebilir. Önemli olan borcun vadesinde ödenmemiş olmasıdır. Eğer borçlu kusurlu olmasa bile borcunu ödememişse, temerrüt oluşur ve gecikme faizi ödemek zorunda kalır.
  • Kural: Temerrüt, kusursuz bir durum da olsa oluşabilir. Kanun, borçlunun kusurunu aramaz; sadece borcun vadesinde ödenmemiş olmasını şart koşar.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Neden Cevap Olamaz)?

Diğer şıkların ifadeleri Türk Borçlar Kanunu'na göre doğrudur, bu yüzden onları işaretleyemeyiz.

  • B) Yalnızca ifası mümkün olan borçların ifasındaki gecikme temerrüde yol açabilir.
  • Doğru: Eğer borç zaten ifa edilemezse (örneğin satılan eşya yangında yok olmuşsa), gecikme olmaz. Temerrüt, borcun mümkün olmasına rağmen ödenmemesi durumunda oluşur.
  • C) Borçlunun temerrüde düşmesi için muaccel bir borcu ifa etmemiş olması gerekir.
  • Doğru: "Muaccel", vadesi gelmiş demektir. Vadesi gelmemiş bir borç için temerrütten bahsedilemez. Borcun vadesi gelmiş olmalıdır.
  • D) Belirli vadeli borcun olması, temerrüt sebebiyle borçluya ihtar çekilmesini gereksiz kılar.
  • Doğru: Eğer borcun vadesi belirli ise (örneğin "31 Aralık'ta ödeyeceğim" denmişse), borçlu o gün borcunu ödemeden temerrüde düşer. Alacaklının ayrıca "ihtarname" göndermesine gerek yoktur. Vade gelince borçlunun temerrüde düştüğü kabul edilir.
  • E) Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur.
  • Doğru: Bu çok önemli bir kuraldır. Borçlu temerrüt halindeyken, borcunu yerine getirmemiş olduğu için, daha sonra başına gelebilecek beklenmedik bir olaydan (örneğin borcun ifa edilemez hale gelmesinden) bile sorumludur. Normalde beklenmedik hallerden sorumlu olmazlar ama temerrüt halinde bu sorumluluk artar.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 109-110 arası "Temerrüt" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Temerrüt için kusur şart değildir (En önemli nokta budur).
  • Temerrüt için ihtarname şartı sadece vadesi belirsiz borçlarda aranır. Vadesi belli borçlarda ihtarname gerekmez.
  • Temerrüt halinde borçlu, beklenmedik hallerden bile sorumludur.

Özetle: Soruda "yanlış olanı" bulmamız istendiği için, "kusur şarttır" diyen A şıkkını işaretlememiz gerekir. Çünkü kanun, temerrüt için kusur aramaz.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2021/1 · Borçlar Hukuku

I. Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. II. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemez. III. Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sebepsiz zenginleşme ile ilgili olarak yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?

  • A)Yalnız I
  • B)Yalnız III
  • C)I ve II
  • D)II ve III
  • E)I, II ve III
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM stajı sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmen gerekiyor. Soru, Sebepsiz Zenginleşme kurumunu ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) maddelerindeki istisnaları sorguluyor.

Doğru cevap C şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden C Şıkkı Doğru? (I ve II Maddeleri)

I. Madde Doğru: Bir kişi sebepsiz yere zenginleştiyse ve bunu iyi niyetli (yani "ben bunu haksız yere aldığımı bilmiyordum" diyen) bir şekilde elden çıkarmışsa, o kişi artık zenginleşmenin tamamını geri vermek zorunda değildir. Ancak, madde "iyiniyetli olmaksızın" (yani kötü niyetli) bir durumu anlatıyor.

  • Kural: Eğer kişi zenginleştiğini bilerek (kötü niyetle) elden çıkarmışsa, o zaman zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
  • Sonuç: Kanun, kötü niyetli olanı daha sıkı cezalandırır. Bu ifade TBK m. 49'un ruhuna ve mantığına uygundur. Dolayısıyla I. madde doğrudur.

II. Madde Doğru: Bu madde, sebepsiz zenginleşmenin istisnalarını (dışlandığı durumları) anlatır.

  • Zamanaşımına Uğramış Borç: Eğer bir borç zamanaşımına uğramışsa, borçlu bunu ödemek zorunda değildir. Ancak borçlu bunu bilmeden veya isteyerek öderse, bu ödeme geri istenemez. Çünkü "doğal borç" ödenmiş olur.
  • Ahlaki Ödev: Örneğin, birine "seni seviyorum" diyerek para vermek veya birine "seni kurtardım" diyerek teşekkür etmek. Bunlar hukuki borç değil, ahlaki ödevlerdir. Eğer biri ahlaki bir ödevi yerine getirip zenginleşmişse, bunu sebepsiz zenginleşme hükümleriyle geri isteme hakkı yoktur.
  • Sonuç: Kanun, bu tür durumlarda geri istemeyi engeller. Bu ifade TBK m. 49'un 2. fıkrasına tam olarak uyar. Dolayısıyla II. madde doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

III. Madde Neden Yanlış? Bu madde en kritik noktadır. "Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenebilir" deniyor.

  • Kural: Eğer bir şeyi hukuka veya ahlaka aykırı bir amaçla (örneğin rüşvet vermek, kaçakçılık yapmak için para vermek) verdiyseniz, bu para geri istenemez.
  • Mantık: Kanun, "kötü niyetli" olanı korumaz. Eğer siz de haksız bir amaçla para verdiyseniz, mahkeme size "sen de suçlusun, bu parayı geri isteme" der. Bu durum TBK m. 49'un 3. fıkrasında açıkça belirtilmiştir: "Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez."
  • Hata: Sorudaki ifade, bu parayı geri istenebilir diyerek kanuna aykırı bir yargı ortaya koymaktadır. Bu yüzden III. madde yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 49'u ezberlemeniz ve yorumlamanız gerekir. Özellikle şu üç alt maddeyi iyi ayırt etmelisiniz:

  • Kötü Niyetli Zenginleşen: Zenginleştiğini bilerek elden çıkarmışsa, tamamını geri vermek zorundadır.
  • İstisnalar (Geri İsteme Hakkı Yoktur):
  • Zamanaşımına uğramış borçlar.
  • Ahlaki ödevler.
  • Hukuka veya ahlaka aykırı amaçla verilenler (Bu en sık sorulan kısımdır!).

Özetle:

  • I. Doğru (Kötü niyetli ise tamamını geri ver).
  • II. Doğru (Zamanaşımı ve ahlaki ödev geri istenmez).
  • III. Yanlış (Hukuka aykırı amaçla verilen geri istenemez).

Bu mantıkla I ve II doğru olduğu için cevap C şıkkıdır. Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2021/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, borcun ifa yeri konusunda tarafların açık veya örtülü iradeleri yoksa, para borçlarının ifa yeri aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

  • A)Borcun doğumu sırasında borçlunun yerleşim yerinde
  • B)Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde
  • C)Borçlunun ödeme zamanındaki yerleşim yerinde
  • D)Sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde
  • E)Sözleşmenin ifası sırasında borç konusunun bulunduğu yerde
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir konuyu, yani "Para Borcunun İfa Yeri"ni sorguluyor. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Gelin bu kuralı adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden Doğru Cevap B?

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, borçluların ve alacaklıların anlaşamadığı durumlarda kanun, "varsayılan irade"yi belirler. Yani taraflar "Para borcunu nerede ödeyeceğiz?" diye yazmamışlarsa, kanun şunu der: "Para borcunu, alacaklının borcun ifa zamanındaki yerleşim yerinde ödemelisin."

Bunu şöyle mantık kurarak hatırlayabiliriz:

  • Para Borcu: Para, alacaklının cebine girmelidir. Alacaklı, parayı almak için kendi evine veya iş yerine gelmek zorunda kalmamalıdır. Borçlu, parayı alacaklının bulunduğu yere götürmelidir.
  • Zaman Faktörü: Kural, borcun doğduğu zamanı değil, borcun ödenmesi gereken (ifa zamanı) anı baz alır. Çünkü borçlu, borcun doğduğu tarihte alacaklının nerede olduğunu bilmeyebilir veya alacaklı o tarihten sonra başka bir yere taşınmış olabilir. Bu yüzden kanun, borcun ödenme zamanındaki yerleşim yerini esas alır.

Bu nedenle, B şıkkı olan "Alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde" ifadesi, TBK m. 100 uyarınca doğru olan yasadaki kuraldır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca açıklayalım:

  • A Şıkkı (Borçlunun yerleşim yeri): Bu kural genellikle para olmayan borçlar (örneğin bir eşya teslimi) için geçerlidir. Para borcunda borçlunun evi değil, alacaklının evi kuraldır. Ayrıca "borcun doğumu" değil, "ifa zamanı" esas alınmalıdır.
  • C Şıkkı (Borçlunun yerleşim yeri): Para borcunda ifa yeri borçlunun değil, alacaklının yerleşim yeridir. Bu şık kuralı tersine çevirdiği için yanlıştır.
  • D ve E Şıklar (Sözleşmenin kurulduğu veya ifa edildiği sırada borç konusunun bulunduğu yer): Bu maddeler genellikle belirli bir şeyin teslimi (örneğin bir arabanın veya malın teslimi) gibi para dışı borçlar için geçerli olan kurallardır. Para borcunda "borç konusu" diye bir şeyin fiziksel bir yeri yoktur; para her yerde dolaşabilir. Bu yüzden bu şıklar para borcu için uygulanamaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 100'ü ve "Borcun İfa Yeri" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle hatırlaman gereken temel kural şudur: > Para borçlarında, taraflar başka bir yer belirlemedikçe, borç alacaklının borcun ifa zamanındaki yerleşim yerinde ödenir.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2021/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, haksız fiilden doğan borçlara ilişkin zamanaşımı süresi aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

  • A)Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 3 ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 1 yıl
  • B)Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 5 yıl
  • C)Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl
  • D)Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl
  • E)Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 5 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 20 yıl
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM stajı sınavlarında en çok karıştırılan konulardan biri olan Zamanaşımı konusunu senin için basitleştirelim. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Gelin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre haksız fiillerde zamanaşımının nasıl işlediğini adım adım inceleyelim.

Neden D Şıkkı Doğru?

Haksız fiil (örneğin; birinin malına zarar vermek, hakaret etmek, yaralamak vb.) nedeniyle doğan tazminat hakları için TBK m. 72'de iki farklı süre öngörülmüştür. Bu sistem, hem mağduru korur hem de hukuk güvenliği sağlar.

  • Bireysel Süre (Kişisel Bilinme Tarihi): Zarar gören, hem zararın ne kadar olduğunu hem de tazminat ödemek zorunda olan kişiyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açmalıdır.
  • Örnek: 1 Ocak 2024'te bir kaza oldunuz, ancak 1 Mart 2024'te kaza yapanın kim olduğunu ve zarar miktarınızı öğrendiyseniz, dava açma süreniz 1 Mart 2024'ten itibaren 2 yıl boyunca geçerlidir.
  • Mutlak Süre (Fiilin İşlendiği Tarih): Zarar görenin durumu ne olursa olsun, fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçerse, artık dava açma hakkı tamamen düşer.
  • Örnek: Fiil 1 Ocak 2010'da işlendi. Zarar gören 10 yıl sonra bile zararı ve faili öğrenmiş olsa, 1 Ocak 2020'den sonra dava açamaz.

D şıkkı tam olarak bu iki kuralı (2 yıl ve 10 yıl) doğru bir şekilde ifade etmektedir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A Şıkkı (3 ay ve 1 yıl): Bu süreler çok kısadır ve eski hukuk kurallarına veya çok özel durumlara aittir. Haksız fiiller için geçerli değildir.
  • B Şıkkı (1 yıl ve 5 yıl): Bu süreler, Ticari İşlem veya bazı özel sözleşmelerde görülebilir, ancak genel haksız fiil kuralı değildir.
  • C Şıkkı (1 yıl ve 10 yıl): Burada bireysel süre 1 yıl olarak verilmiş. Oysa kanun 2 yıl öngörmüştür. Bu en sık yapılan hatadır; bireysel süreyi 1 yıl sanmak.
  • E Şıkkı (5 yıl ve 20 yıl): Bu süreler genellikle Türk Borçlar Kanunu'na tabi olmayan veya Türk Ceza Kanunu'ndaki bazı suçların zamanaşımı sürelerine benzer. Haksız fiil tazminatı için 20 yıl çok uzundur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 72'yi ezberlemeniz veya hatırlamanız gerekir.

Özet Kural: > "Haksız fiilden doğan tazminat hakkı, zarar ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar."

Sınavda benzer sorularla karşılaştığınızda aklınızda sadece "Haksız Fiil = 2 Yıl + 10 Yıl" formülünü tutun. Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2021/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, takasla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Borçlu, takas hakkından önceden feragat edemez.
  • B)Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.
  • C)Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça kefili de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir.
  • D)Borçlunun iflası hâlinde alacaklılar, muaccel olmasalar bile, alacaklarını, müflise olan borçları ile takas edebilirler.
  • E)Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan alacağını takas edemez.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun takas (karşılıklı borçların birbirini yok etmesi) hükümlerini iyi bilmen gerekiyor. Doğru cevap A şıkkıdır çünkü kanun, borçlunun takas hakkından önceden feragat etmesini (vazgeçmesini) açıkça yasaklamıştır; yani borçlu, borç doğmadan veya takas şartları oluşmadan önce "ben takas hakkımı kullanmayacağım" diyemez, ancak borç doğduktan sonra bu haktan vazgeçebilir. Bu nedenle A şıkkındaki "önceden feragat edemez" ifadesi kanuna uygundur ve soruda "hangisi yanlıştır" diye sorulduğu için bu şık doğru cevap olarak işaretlenir.

Diğer şıkları incelediğimizde: B şıkkı doğrudur çünkü bir alacağın çekişmeli (tartışmalı) olması takasın ileri sürülmesini engellemez; C şıkkı doğrudur çünkü asıl borçlu takas hakkını kullanabiliyorsa, kefili de aynı hakkı kullanarak ödeme yapmaktan kaçınabilir; D şıkkı doğrudur çünkü iflas durumunda alacaklılar, alacakları muaccel (vadesi gelmiş) olmasa bile müflise olan borçlarıyla takas yapabilirler; E şıkkı da doğrudur çünkü üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, kendi borcunu sözleşmenin diğer tarafına olan alacağıyla takas edemez. Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu'nun takas hükümlerini (özellikle feragat yasağı ve iflas durumunda takas hakkı gibi özel durumları) ezberlemen ve yorumlayabilmen gerekir.

Özetle, borçlunun takas hakkından önceden vazgeçememesi kuralı, A şıkkının sorunun doğru cevabı olmasını sağlayan temel haktır.

Soru 6 · 2021/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, zamanaşımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Asıl borçlunun zamanaşımından feragati kefile karşı da ileri sürülebilir.
  • B)Zamanaşımı, taraflarca ileri sürülmese dahi hâkim tarafından kendiliğinden göz önüne alınır.
  • C)Zamanaşımından önceden feragat edilebilir.
  • D)Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar.
  • E)Müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülebilir.
Çözümü göster — doğru cevap D

Doğru cevap olan D şıkkı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımının en temel özelliklerinden biri olan "kesilme" durumunu doğru ifade eder; çünkü zamanaşımı süresi, alacaklının hakkını talep etmesi veya borçlunun borcu kabul etmesi gibi bir kesme olayı gerçekleştiğinde, o ana kadar geçen süre silinir ve süre sıfırdan başlayarak yeniden işlemeye başlar.

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu incelediğimizde: A şıkkı yanlıştır çünkü asıl borçlunun zamanaşımından feragati (vazgeçmesi), kefilin lehine bir sonuç doğurmaz ve kefil bu durumu kendisi için ileri süremez; B şıkkı yanlıştır çünkü zamanaşımı, taraflar tarafından talep edilmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz (resen gözetilmez); C şıkkı yanlıştır çünkü kanun, zamanaşımının henüz başlamadan veya tamamlanmadan önce feragat edilmesini açıkça yasaklamıştır; E şıkkı ise yanlıştır çünkü müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragati, diğer borçlulara karşı ileri sürülemez, bu durum sadece feragat eden kişiye özgüdür.

Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımı, zamanaşımının kesilmesi ve feragat konularındaki temel kurallarını bilmek gerekmektedir.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz