2021/1 SGS İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Soruları ve Çözümleri

2021/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, ücrete ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi on yıldır.
  • B)İşçilerin aylık ücretlerinin beşte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz.
  • C)Ücret kesme cezaları sebebiyle toplanan paralar işverene kalır.
  • D)İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ücret ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
  • E)Ücreti ödeme gününden itibaren yedi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki ücret konusundaki temel kuralları ölçüyor. Doğru cevap D şıkkıdır.

Gelin, neden D şıkkının doğru olduğunu ve diğerlerinin neden hatalı olduğunu adım adım inceleyelim.

Neden D Şıkkı Doğru?

İş Kanunu'nun 39. maddesi, ücretin ödenmesiyle ilgili en önemli kuralı belirler. Kanun, işçinin maddi durumunu korumak için ücretin en geç bir ay içinde ödenmesini emreder. Ancak, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile bu sürenin bir haftaya kadar indirilebileceğini açıkça belirtir.

  • Mantık: Kanun, "Ücret en geç bir ay içinde ödenir" der. Ancak işçi ve işveren anlaşarak bu süreyi kısaltabilirler. Bu kısaltma, bir haftaya kadar olabilir.
  • Sonuç: D şıkkı, kanunun bu esneklik kuralını doğru bir şekilde ifade eder.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca açıklayalım:

  • A Şıkkı (Yanlış): Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır, 10 yıl değil. (İş Kanunu md. 32). 10 yıl, genel borçlar hukuku zamanaşımı süresidir, ancak iş hukukunda ücret için özel süre 5 yıldır.
  • B Şıkkı (Yanlış): Haciz ve temlik (başkasına devir) sınırlaması ücretin beşte birinden fazlası değil, ücretin yarısından fazlası olamaz. Yani işçinin en az yarısı elinde kalmalıdır. Kanun, "ücretin yarısından fazlası" ifadesini kullanır.
  • C Şıkkı (Yanlış): Ücret kesme cezaları sebebiyle toplanan paralar işverene kalmaz. Bu paralar, işçiye ödenen ücretten düşülür ve işçiye iade edilir veya işçiye ait başka bir alacak için kullanılır. İşveren bu parayı kendi kârı olarak tutamaz.
  • E Şıkkı (Yanlış): Ücretin ödenmemesi durumunda işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilmesi için beklemesi gereken süre 7 gün değil, 15 gündür. Kanun, işçiye ücretin ödenmesinden itibaren 15 gün içinde mücbir bir neden yoksa işe devam etmeme hakkı tanır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 39. Maddesi (Ücretin Ödenmesi) ve 40. Maddesi (Ücretin Haczi) konularını iyi bilmelisin.

Özetle şunları ezberlemelisin:

  • Ücret en geç 1 ay içinde ödenir.
  • Sözleşme ile bu süre 1 haftaya kadar indirilebilir.
  • Ücret alacaklarında zamanaşımı 5 yıldır.
  • Haciz edilebilecek miktar ücretin yarısından fazlası olamaz.
  • Ücret ödenmediğinde işçi 15 gün bekledikten sonra işe devam etmeme hakkını kullanabilir.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2021/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre, sendika özgürlüğünün güvencesine ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Sendikalı olması sebebiyle işe girişte ayrımcılığa uğrayan işçi, iş sözleşmesi kurulmadığından sendikal tazminat talep edemez.
  • B)Sendikal tazminat, işçinin en fazla bir yıllık ücreti tutarındadır.
  • C)İş sözleşmesi sendikal nedenle feshedilen işçiler, İş Kanunu'na göre iş güvencesine tabi olmasalar bile işe iade davası açabilirler.
  • D)Sendikal feshe maruz kalan işçinin, işe iade davası açmaksızın sadece sendikal tazminat talebinde bulunma hakkı yoktur.
  • E)Sendikal feshe maruz kalan işçi, işe iade davasını kazanıp süresi içerisinde işverene başvurduğu hâlde işe başlatılmazsa hem iş güvencesi tazminatına hem de sendikal tazminata hak kazanır.
Çözümü göster — doğru cevap C

Soruyu bir öğrenciye anlatır gibi, madde madde ve basit bir dille açıklayalım.

Doğru cevap C şıkkıdır.

Neden C Şıkkı Doğru?

Bu şıkkın doğru olmasının temel nedeni, 6356 Sayılı Kanun'un getirdiği özel bir koruma ilkesidir.

Normal şartlarda, iş güvencesi olmayan işçiler (örneğin 30 günden az çalışan işçiler veya iş sözleşmesinin belirli süreli olması gibi durumlarda) işten çıkarıldıklarında "işe iade davası" açamazlar. Ancak, işveren işçiyi sendikal nedenlerle (sendika üyesi olduğu için, sendika yöneticisi olduğu için veya sendika faaliyetlerine katıldığı için) işten çıkarmışsa, durum değişir.

Kanun, sendikal özgürlükleri korumak için şunu der: "İşçi iş güvencesi kapsamında olmasa bile, sendikal bir nedenle işten çıkarılmışsa, işe iade davası açma hakkına sahiptir." Yani, iş güvencesi şartı aranmaz; sendikal nedenin varlığı, işe iade davası açma hakkını doğurur. Bu nedenle C şıkkı tam olarak kanunun bu hükmünü ifade eder.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca inceleyelim:

  • A Şıkkı Yanlış: İş sözleşmesi kurulmamış olsa bile (örneğin işe alınma aşamasında), işveren sendikalı olduğu için işe almamışsa bu bir ayrımcılıktır. İşçi, iş sözleşmesi kurulmamış olsa bile sendikal tazminat talep edebilir. "Kurulmadığı için talep edilemez" demek yanlıştır.
  • B Şıkkı Yanlış: Sendikal tazminatın tutarı, işçinin en fazla bir yıllık ücreti ile sınırlı değildir. Kanuna göre sendikal tazminat, işçinin en fazla 10 yıllık ücreti tutarındadır. Bu şıktaki "bir yıl" ifadesi hatadır.
  • D Şıkkı Yanlış: İşçi, işe iade davası açmak yerine sadece sendikal tazminat talep etme hakkına sahiptir. Yani işe iade davası açmak zorunda değildir, istediği takdirde sadece para (tazminat) isteyebilir. "Hakkı yoktur" demek yanlıştır.
  • E Şıkkı Yanlış: Bu şıkta bir mantık hatası var. Eğer işçi işe iade davasını kazanıp işe başlatılmamışsa, işveren işe iadeyi reddetmiş olur. Bu durumda işçi iş güvencesi tazminatına hak kazanır. Ancak, işçi zaten işe iade davası açtığı ve işe başlatılmadığı için, aynı iş için hem iş güvencesi tazminatı hem de sendikal tazminat aynı anda talep edilemez. Genellikle işçi, işe iade davasını kazanıp işe başlatılmadığında iş güvencesi tazminatını alır; sendikal tazminat, işe iade davası açılmadan veya işe iade davası kazanılıp işe başlatılmadığında farklı senaryolarda devreye girer. Ancak en belirgin hata, işe iade davası kazanılıp işe başlatılmadığında işçinin iş güvencesi tazminatına hak kazanmasıdır, sendikal tazminatın da aynı anda aynı iş için talep edilmesi genellikle mümkün görülmez veya iş güvencesi tazminatı önceliklidir. Sorunun temel mantığı, işe iade davası açma hakkının sendikal nedenle doğduğunu vurgulamaktır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel kuralı iyi bilmelisin:

  • 6356 Sayılı Kanun'un 15. Maddesi: İş güvencesi olmayan işçilerin, sendikal nedenlerle işten çıkarılmaları halinde işe iade davası açma hakkını düzenler. (Bu, iş güvencesi olmayan işçi için bir istisnadır).
  • Sendikal Tazminatın Niteliği: Sendikal tazminatın tutarının en fazla 10 yıllık ücret olduğunu ve işçinin işe iade davası açmadan sadece para talep edebileceğini bilmelidir.

Özetle: İş güvencesi olmayan bir işçi, sendikal bir nedenle işten atılırsa, işe iade davası açabilir. Bu kuralı ezberlersen bu soruyu rahatlıkla çözersin.

Soru 3 · 2021/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre, toplu iş sözleşmesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Toplu iş sözleşmesi en çok üç yıl süreli olarak yapılabilir.
  • B)Toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için sendikanın onayı aranır.
  • C)Toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılanlar, toplu iş sözleşmesinden yararlanamazlar.
  • D)Toplu iş sözleşmesine taraf olan sendikanın tüzel kişiliğinin sona ermesi toplu iş sözleşmesini sona erdirmez.
  • E)Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri, yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Soru, 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'na dayanıyor ve bizden "yanlış" olan ifadeyi bulmamızı istiyor.

Hadi gel, şıkları tek tek inceleyelim ve neden B şıkkının doğru cevap (yani yanlış ifade) olduğunu adım adım açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap B Şıkkıdır? (Yanlış İfadeyi Bulma)

B Şıkkı: "Toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için sendikanın onayı aranır."

Bu ifade YANLIŞTIR, bu yüzden sorunun cevabıdır.

Neden? Kanun maddesine (Madde 10) baktığımızda durum çok nettir:

  • Toplu iş sözleşmesi, işçi sendikasına üye olmayan işçiler için de otomatik olarak geçerlidir.
  • Bu işçiler, sendikaya üye olmasalar bile, sendikanın dayanışma aidatını ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler.
  • Kritik Nokta: Kanun, bu işçilerin yararlanabilmesi için "sendikanın onayını aramayı" şart koşmaz. Bu hak, kanunla doğrudan tanınmıştır. İşveren, sendikanın onayı olmadan da bu işçilerden dayanışma aidatı alabilir ve onlar da sözleşmeden faydalanır. Yani "sendikanın onayı aranır" kısmı kanuna aykırıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru İfadelerdir? (Yanlış Olmadıkları İçin Cevap Olamazlar)

Şimdi diğer şıkların neden doğru olduğunu (yani neden sorunun cevabı olamayacağını) kısaca görelim:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Kanun, toplu iş sözleşmelerinin en fazla 3 yıl süreli olabileceğini belirtir. Bu ifade kanuna uygundur, bu yüzden "yanlış" olanı aradığımız için bunu işaretleyemeyiz.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsil edenler (örneğin işveren temsilcisi veya işveren adına sözleşme imzalayanlar), bu sözleşmeden faydalanamazlar. Bu, kanunun açık bir kuralıdır. Dolayısıyla bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Toplu iş sözleşmesini imzalayan sendikanın tüzel kişiliği sona erse bile (örneğin sendike feshedilse), sözleşme otomatik olarak sona ermez. Kanun, sözleşmenin geçerliliğini korumasını ve yeni bir sendika ile devam etmesini öngörür. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Eski toplu iş sözleşmesi bittiğinde, yeni bir sözleşme imzalanana kadar, eski sözleşmenin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri (maaş, izin, çalışma süresi vb.) iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder. Bu, işçi haklarını korumak için getirilmiş çok önemli bir kuraldır. Bu ifade de doğrudur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 10. Maddesini (Dayanışma Aidatı ve Üye Olmayan İşçilerin Durumu) ve Toplu İş Sözleşmesinin Süresi ile Sona Ermesi konularını iyi bilmelisin.

Özetle Öğrenmen Gereken Kural: > "Toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya üye olmayan işçiler, sendikanın onayına ihtiyaç duymadan, sadece dayanışma aidatını ödeyerek sözleşmeden otomatik olarak yararlanır."

Başarılar dilerim, bu kuralı ezberlersen benzer soruları rahatça çözersin!

Soru 4 · 2021/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, sigortalılık ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi sigortalı sayılmaz.
  • B)İşçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenler, hizmet akdine göre çalışanlar gibi sigortalı olurlar.
  • C)İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak zorunludur.
  • D)Çıraklar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası hükümleri uygulanır.
  • E)Hizmet akdine göre çalışanların sigortalılığı çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlar.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na dayanıyor ve bizden "yanlış" olanı bulmamızı istiyor.

Hadi gel, şıkları tek tek inceleyelim ve neden C şıkkının doğru cevap (yani yanlış ifade) olduğunu adım adım görelim.

Neden C Şıkkı Doğru Cevap? (Yani Neden Bu İfade Yanlış?)

C Şıkkı: "İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak zorunludur."

Bu ifade yanlıştır, bu yüzden sorunun doğru cevabıdır. Kanun'un 4. maddesine göre, isteğe bağlı sigortalılık için sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak şartı aranmaz.

Kanun'a göre isteğe bağlı sigortalı olabilecek kişiler şunlardır:

  • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar,
  • Yabancı uyruklu olanlar (belirli şartları taşıdıkları sürece),
  • Yurtdışında çalışan Türk vatandaşları.

Yani, bir kişi yabancı uyruklu olsa bile, Türkiye'de ikamet ediyorsa ve belirli şartları sağlıyorsa isteğe bağlı sigortalı olabilir. "Sadece vatandaş olmak zorunludur" demek, yabancıları bu kapsama dışı bırakmak demektir ki bu kanun hükmüne aykırıdır.

Diğer Şıklar Neden Doğru İfadelerdir? (Yani Neden Cevap Değiller?)

Diğer şıklar kanun hükümlerine uygundur, dolayısıyla "yanlış olanı" bulma sorumuzda onları eleriz:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eş, işçi statüsünde değildir ve iş akdi yoktur. Bu nedenle sigortalı sayılmazlar. Bu ifade kanuna uygundur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): Sendika yöneticileri ve başkanları, eğer bir hizmet akdi ile çalışıyorlarsa, bu statülerine göre sigortalı olurlar. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Çıraklar, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası kapsamında sigortalı tutulurlar. Ancak işsizlik sigortası kapsamına girmezler. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Hizmet akdine tabi çalışanların sigortalılığı, işe başladıkları tarihten itibaren başlar. Bu temel bir kuraldır ve doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 5510 Sayılı Kanun'un 4. Maddesi'ni (Sigortalı Sayılanlar) ve özellikle "İsteğe Bağlı Sigortalılık" hükümlerini iyi bilmelisin.

Özetle Dikkat Etmen Gereken Kural: İsteğe bağlı sigortalılık için sadece Türk vatandaşı olmak şartı yoktur. Yabancı uyruklu olanlar da belirli şartlar (örneğin Türkiye'de ikamet etme) sağlandığında isteğe bağlı sigortalı olabilirler. Sınavda "sadece", "yalnızca" gibi kısıtlayıcı ifadeler içeren şıklara karşı dikkatli olmalısın.

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2021/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, yıllık ücretli izin hakkıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.
  • B)Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır.
  • C)İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.
  • D)İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilebilir.
  • E)İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona erdiği durumda, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücret için zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Soru, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre yıllık ücretli izin kurallarını sorguluyor ve bizden "yanlış olanı" bulmamızı istiyor.

Doğru cevap D şıkkıdır. Gelin, nedenini adım adım ve basit bir dille açıklayalım.

Neden D Şıkkı Doğru Cevap (Yani Yanlış İfade)?

Şık D'de şöyle deniyor: "İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilebilir."

Bu ifade yanlıştır ve İş Kanunu'na aykırıdır. İşte mantığı:

  • Hastalık İzni ve Yıllık İzin Farkı: İşçi hastalandığında, işveren hastalık izni verir. Bu izin, işçinin çalışamaması nedeniyle verilir ve ücreti de kanunla belirlenmiştir.
  • Yıllık İzinin Amacı: Yıllık ücretli izin ise işçinin dinlenmesi, molaya çıkması ve tatil yapması içindir.
  • Kanunun Kuralı: İş Kanunu'na göre, işçi hastalık izni kullandığı dönemde, yıllık ücretli izin hakkını kullanamaz. Yani, işçi hastayken izin kullandığı günler, yıllık izninden düşülmez. Hastalık izni ile yıllık izin birbirine karıştırılamaz.
  • Sonuç: İşveren, işçinin hastalık iznini "yıllık izin" olarak kullanmış sayamaz. Eğer işçi hastayken yıllık izin kullanmak isterse, bu durum işçiye ve işverene zarar verebilir; bu yüzden kanun bunu yasaklar. Hastalık izni, yıllık izin süresinden mahsup edilemez.

Bu yüzden D şıkkındaki ifade yanlıştır ve sorunun doğru cevabı budur.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin Yanlış Değil)?

Diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca hatırlayalım ki kafamız karışmasın:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Bayramlar, hafta sonları ve genel tatiller, yıllık izin günlerinin hesabına dahil edilmez. Yani izin süresi, bu günler hariç hesaplanır. Bu kural doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru İfade): Bir işçi, aynı işverene ait farklı işyerlerinde çalışsa bile, bu süreler birleştirilerek 1 yıllık süreyi doldurur. Yani işyeri değişse bile hak kaybolmaz. Bu kural doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Yıllık izin hakkı kazanmak için en az 1 yıl çalışılmış olması gerekir. Bu 1 yılın içinde deneme süresi de sayılır. Bu kural doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): İş sözleşmesi bittiğinde, işçinin kullanmadığı izin ücreti için zamanaşımı süresi iş sözleşmesinin bittiği tarihten itibaren başlar. Bu kural da doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesini (Yıllık Ücretli İzin) ve 54. maddesini (Hastalık İzni ile Yıllık İzin İlişkisi) iyi bilmemiz gerekir.

Özetle Kural: > "Hastalık izni, yıllık ücretli izne mahsup edilemez."

Bu kuralı ezberlersen, benzer sorularda hemen doğru cevabı bulursun. Sınavda dikkatli okuma ve temel iş hukuku kurallarını hatırlama becerisi çok önemlidir. Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2021/1 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, engelli işçi istihdam etme yükümlülüğüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Otuz veya daha fazla işçi istihdam edilen özel sektör işyerlerinde, yüzde üç oranında engelli çalıştırılmalıdır.
  • B)Elli veya daha fazla işçi istihdam edilen kamu işyerlerinde, yüzde üç oranında engelli çalıştırılmalıdır.
  • C)Elli veya daha fazla işçi istihdam edilen özel sektör işyerlerinde, yüzde üç oranında engelli çalıştırılmalıdır.
  • D)Otuz veya daha fazla işçi istihdam edilen kamu işyerlerinde, yüzde beş oranında engelli çalıştırılmalıdır.
  • E)Yüz veya daha fazla işçi istihdam edilen özel sektör işyerlerinde, yüzde iki oranında engelli çalıştırılmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 4857 sayılı İş Kanunu'nun engelli işçi istihdam zorunluluğu maddesine dayanıyor. Doğru cevap C şıkkıdır.

Gelin, neden C şıkkının doğru olduğunu ve diğerlerinin neden hatalı olduğunu adım adım inceleyelim.

Neden C Şıkkı Doğru?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 30. maddesine göre, engelli işçi istihdam zorunluluğu şu şartlarda geçerlidir:

  • İşçi Sayısı: İşyerinde 50 veya daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. (30 işçi olanlar için bu zorunluluk yoktur).
  • Sektör: Bu kural özel sektör işyerlerini kapsar. (Kamu kurumları için farklı bir kural vardır, onu aşağıda açıklayacağım).
  • Oran: Bu işyerlerinde çalışan işçilerin en az %3'ü engelli olmalıdır.

C şıkkı bu üç şartı da tam olarak karşılar: "Elli veya daha fazla işçi" (50+), "özel sektör" ve "%3 oran". Bu nedenle doğru cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hatalı olma nedenlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:

  • A Şıkkı (Hatalı): "Otuz veya daha fazla işçi" ifadesi yanlıştır. Özel sektörde bu zorunluluk 50 işçi ile başlar. 30 işçi olan işyerlerinde engelli istihdam zorunluluğu yoktur.
  • B Şıkkı (Hatalı): Kamu işyerleri için oran %3 değil, %4'tür. Ayrıca kamu işyerlerinde de asgari işçi sayısı 50'dir. Şıktaki "yüzde üç" oranı kamu işyerleri için hatalıdır.
  • D Şıkkı (Hatalı): Kamu işyerleri için zorunluluk 50 işçi ile başlar, 30 ile değil. Ayrıca kamu işyerlerindeki oran %4'tür, %5 değildir.
  • E Şıkkı (Hatalı): Özel sektörde zorunluluk 50 işçi ile başlar, 100 ile değil. Oran da %3'tür, %2 değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 30'u ezberlemeniz veya iyi bilmeniz gerekir. Özellikle şu üç noktayı ayırt etmelisiniz:

  • Eşik Sayı: Özel sektör ve kamu sektörü için eşik sayı 50'dir. (30 veya 100 gibi sayılar tuzaktır).
  • Oran Farkı: Özel sektörde oran %3, kamu sektöründe oran %4'tür.
  • Sektör Ayrımı: Soruda "özel sektör" ve "kamu işyeri" ibarelerine çok dikkat etmelisiniz.

Özetle: Özel sektörde 50+ işçi varsa %3 engelli, kamu sektöründe 50+ işçi varsa %4 engelli çalıştırılması gerekir. Bu kuralı aklınızda tutarsanız benzer soruları rahatça çözersiniz. Başarılar!

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz