2021/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2021/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, haksız fiil sonucunda doğan manevi zarar ve bu zararın giderilmesi talebi hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesidir.
  • B)Kişilik değerlerinin ihlalinden hem maddi hem de manevi zarar doğabilir.
  • C)Hâkim, manevi zararın giderim biçimi olarak yalnızca bir miktar paranın nakden ödenmesine karar verebilir.
  • D)Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
  • E)Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Çözümü göster — doğru cevap C

Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım ve basit bir dille açıklayalım.

Neden C Şıkkı Doğru Cevap (Yani Neden Yanlış Bir İfade)?

Soruda "yanlış olan hangisidir?" diye soruluyor. C şıkkı şunu diyor: "Hâkim, manevi zararın giderim biçimi olarak yalnızca bir miktar paranın nakden ödenmesine karar verebilir."

Buradaki en kritik kelime "yalnızca" kelimesidir. Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, hâkim manevi tazminatı ödemek için sadece para kullanmak zorunda değildir. Kanun, hâkime çok daha geniş bir yetki tanır.

Hâkim, manevi zararı gidermek için şunları da emredebilir:

  • Zarar görenin kişilik haklarının ihlal edildiğini belirten bir kararın ilanı (örneğin gazetede ilan),
  • Yazılı veya sözlü özür dilemesi,
  • Zarar görenin onurunu ve saygınlığını geri kazandıracak başka uygun bir biçim.

Yani hâkim, "Para öde" demek zorunda değil; "Gazetede özür dile" veya "Yazılı özür ver" diyebilir. C şıkkı, hâkimi sadece para ödemeye hapsederek kanuna aykırı bir sınırlama getirdiği için yanlıştır.

Diğer Şıklar Neden Doğru? (Kısa Kontrol)

  • A Şıkkı (Doğru): Manevi tazminatın tanımı budur. Kişilik değerlerinde irade dışında oluşan eksikliği gidermektir. Bu ifade doğrudur.
  • B Şıkkı (Doğru): Bir kişiye zarar verildiğinde hem maddi zararı (örneğin işten çıkma, tedavi masrafı) hem de manevi zararı (acı, üzüntü, onur kırılması) aynı anda talep edebiliriz. Bu ifade doğrudur.
  • D Şıkkı (Doğru): Eğer birisi ağır yaralanırsa veya ölürse, sadece kendisi değil, yakınları da manevi tazminat talep edebilir. Bu ifade doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru): Eğer zarar gören, zararın oluşmasına izin vermişse (razı olmuşsa) veya zararı artıracak bir davranışta bulunmuşsa, hâkim tazminatı azaltabilir veya hiç vermeyebilir. Bu ifade doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 56 ve 57'yi bilmelisin.

  • Madde 56: Manevi tazminatın ne olduğunu ve kişilik haklarının ihlali durumunda doğduğunu anlatır.
  • Madde 57: En önemlisi burasıdır. Hâkimin manevi tazminatı nasıl vereceğini belirler. Hâkimin sadece para ödemekle sınırlı olmadığını, başka uygun bir biçim (ilan, özür vb.) de verebileceğini açıkça belirtir.

Özetle: Sınavda "yalnızca", "sadece", "mutlaka" gibi kısıtlayıcı kelimeler gördüğünde, özellikle manevi tazminat ve hâkim yetkisiyle ilgili sorularda şüphelen ve kanunun esneklik tanıdığını hatırla. Cevap C'dir.

Soru 2 · 2021/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Sözleşmeden doğan alacağın taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımınının işlemesine engel olur.
  • B)Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, sözleşmeden doğan alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
  • C)Zamanaşımı, sözleşmeden doğan alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
  • D)Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, sözleşmeden doğan alacak kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir.
  • E)Sözleşmeden doğan asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir öğrenci arkadaşına anlatır gibi, adım adım ve çok basit bir dille açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Öncelikle sorunun ne istediğine bakalım: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı ile ilgili olan "YANLIŞ" ifadeyi bulmamız gerekiyor.

Neden A Şıkkı Doğru Cevap (Yani Neden Yanlış Bir İfade)?

A şıkkı şunu diyor: "Sözleşmeden doğan alacağın taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olur."

Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır. Çünkü Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir alacağın rehinle (taşınır veya taşınmaz) güvenceye alınması, o alacağın zamanaşımına uğramasını engellemez.

  • Basit Mantık: Alacaklı, borçludan para istemeyi unutursa ve 10 yıl geçerse, alacak zamanaşımına uğrar. Alacağın arkasında bir ev veya araba gibi bir mal (rehin) olsa bile, alacaklı 10 yıl boyunca borçludan hiçbir işlem yapmazsa (dava açmaz, icra takibi yapmaz vb.), o alacak zamanla silinir. Rehin, sadece alacaklıya o malı satıp parasını alabilme hakkı verir; zamanaşımını durdurmaz.
  • Kural: Zamanaşımını durduran veya kesen şeyler; dava açmak, icra takibi başlatmak, borçlunun borcu kabul etmesi gibi işlemlerdir. Sadece rehin kurmak bunlardan biri değildir.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Neden Cevap Değil)?

Diğer şıkların hepsi kanuna göre doğru ifadelerdir, bu yüzden onları "yanlış" olarak işaretleyemeyiz.

  • B Şıkkı (Doğru İfade): Zamanaşımı, icra takibiyle kesilirse, takibin her aşamasında (örneğin borçluya tebligat yapılması, mahkeme kararı vb.) zamanaşımı yeniden başlar. Bu kanunun açık bir kuralıdır.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Zamanaşımı, borcun muaccel (yani ödenme vadesi gelmiş) olmasıyla başlar. Örneğin, borcun 1 Ocak 2024'te ödenmesi gerekiyorsa, zamanaşımı 1 Ocak 2024'te başlar.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Genel kural olarak sözleşmeden doğan alacaklar 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. (İstisnalar vardır ama genel kural 10 yıldır).
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Asıl alacak zamanaşımına uğrarsa, ona bağlı olan faiz ve diğer yan alacaklar da otomatik olarak zamanaşımına uğramış olur. Ana para kaybolunca faiz de kaybolur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 146 ve devamı maddelerindeki "Zamanaşımı" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Zamanaşımı süresi ne kadardır? (Genel kural 10 yıldır).
  • Zamanaşımı ne zaman başlar? (Borç muaccel olunca).
  • Zamanaşımı hangi hallerde kesilir veya durdurulur? (Dava açma, icra takibi, borcun kabulü vb.).
  • Rehin kurmak zamanaşımını durduran bir sebep değildir.

Özetle: Soruda "yanlış olanı" bulmamız istendiği için, "rehin kurulursa zamanaşımı durmaz" diyen A şıkkını işaretlemeliyiz.

Soru 3 · 2021/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdaki durumların hangisinde, hukuki işlem “kesin hükümsüz” hâle gelmez?

  • A)Şekil şartına uyulmaması
  • B)Edimin başlangıçta imkânsız olması
  • C)Hukukun emredici kurallarına aykırılık
  • D)Edimin kişilik hakkına aykırı olması
  • E)İrade beyanının bulunmaması
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM stajı sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre bir hukuki işlemin "kesin hükümsüz" (hiç var olmamış gibi) sayılacağı durumları soruyor.

Hadi gel, doğru cevabı ve nedenini adım adım inceleyelim.

✅ Neden Doğru Cevap E? (İrade Beyanının Bulunmaması)

Bir hukuki işlemin (örneğin bir sözleşmenin) kurulabilmesi için en temel şart irade beyanıdır. Yani tarafların "Ben bunu yapmak istiyorum" demesi gerekir.

  • Kural: Eğer bir irade beyanı hiç yoksa, o zaman hukuki işlem hiç kurulmamış demektir. Kanun, "hiç kurulmamış olan şeyin hükümsüz olması"ndan bahsetmez; çünkü zaten var olmayan bir şeyin hükümsüz olması diye bir durum söz konusu olamaz. Bu durum, işlemin hiç var olmaması (kavram olarak "kavram hatası" veya "işlemin yokluğu") olarak değerlendirilir.
  • Sonuç: Soruda "kesin hükümsüz" olan durumlar sorulurken, "irade beyanı yokluğu" bu kategoride yer almaz. Bu yüzden E şıkkı, işlemin kesin hükümsüz olmadığı tek durumdur.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (A, B, C ve D), TBK maddelerine göre açıkça "kesin hükümsüz" sayılan durumlardır. Yani bu işlemler kurulmuştur ama kanun onları "hiç yapılmamış gibi" kabul eder.

  • A) Şekil şartına uyulmaması: Kanun, bazı işlemlerin (örneğin taşınmaz satışı) yazılı olması gerektiğini söyler. Eğer yazılı yapılmazsa, işlem kesin hükümsüz olur.
  • B) Edimin başlangıçta imkânsız olması: Eğer sözleşme konusu bir şeyin baştan beri yapılması imkansızsa (örneğin "yaktığım evi sana satıyorum" demek), işlem kesin hükümsüz olur.
  • C) Hukukun emredici kurallarına aykırılık: Kanunun "yasak" dediği bir işi yapmak (örneğin uyuşturucu ticareti sözleşmesi), işlemin kesin hükümsüz olmasına neden olur.
  • D) Edimin kişilik hakkına aykırı olması: Kişinin onurunu, özgürlüğünü veya özel hayatını ihlal eden bir sözleşme de kesin hükümsüz kabul edilir.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Hukuki İşlemlerde Hükümsüzlük konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şunları ayırt etmelisin:

  • İşlemin Yokluğu (Hiç Var Olmaması): İrade beyanı yoksa, işlem hiç kurulmamıştır. (E şıkkı buraya girer).
  • Kesin Hükümsüzlük: İşlem kurulmuştur ancak kanun onu geçersiz ilan etmiştir. (A, B, C ve D şıkları buraya girer).

Özetle: Sınavda "kesin hükümsüz" sorulduğunda, "irade yokluğu"nu diğer hükümsüzlük sebeplerinden ayırt etmen gerekir. İrade yoksa işlem "yok", irade varsa ama kanuna aykırıysa işlem "hükümsüz"dür.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2021/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi haksız fiilin unsurları arasında yer almaz?

  • A)Sözleşme
  • B)Zarar
  • C)Fiil
  • D)Hukuka aykırılık
  • E)Fiil ile zarar arasında illiyet bağı
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders çalışıyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A) Sözleşme'dir.

Neden Doğru Cevap "Sözleşme"?

Haksız fiil, hukukta "sözleşme olmayan" bir durumdan doğan sorumluluktur. Yani, sen ve karşı taraf arasında önceden bir anlaşma (sözleşme) yokken, senin yaptığın bir eylemle başkasına zarar vermen durumunda haksız fiil sorumluluğu doğar.

Haksız fiilin oluşması için kanunumuzun (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu) belirlediği 4 temel unsur vardır:

  • Fiil: Zarar veren bir eylem yapmak veya bir şeyi yapmak.
  • Hukuka Aykırılık: Bu eylemin kanunlara veya genel ahlak kurallarına aykırı olması.
  • Zarar: Karşı tarafın maddi veya manevi olarak zarar görmesi.
  • İlliyet Bağı: Fiil ile zarar arasında bir neden-sonuç ilişkisinin olması.

Sözleşme ise, taraflar arasında karşılıklı bir anlaşma kurulmasıdır. Eğer taraflar arasında bir sözleşme varsa ve biri sözleşmeye aykırı hareket ederse, bu bir "sözleşmeden doğan sorumluluk"tur, haksız fiil değil. Dolayısıyla sözleşme, haksız fiilin unsurlarından biri olamaz.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (B, C, D ve E), haksız fiilin olmazsa olmaz temel parçalarıdır. Eğer bunlardan biri eksikse haksız fiil oluşmaz:

  • B) Zarar: Zarar yoksa, kimsenin bir şeyi kaybetmediği için sorumluluk doğmaz.
  • C) Fiil: Zarar veren bir eylem (hareket veya hareket etmeme) yoksa sorumluluk doğmaz.
  • D) Hukuka aykırılık: Eylem yasal ise (örneğin bir polis suçluyu yakalarken), sorumluluk doğmaz.
  • E) Fiil ile zarar arasında illiyet bağı: Zarar, senin yaptığın işten kaynaklanmıyorsa (örneğin sen arabanı sürerken başkası başka bir yerde düşerse), senin sorumluluğun olmaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Hukukun Temel Kavramları ve Borçlar Hukuku derslerinde işlenen "Haksız Fiil Sorumluluğu" konusunu iyi bilmelisin. Özellikle Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki haksız fiilin unsurlarını ezberlemen ve bunları "Sözleşme" kavramından ayırt etmen gerekir.

Özetle: Haksız fiil, sözleşme dışı bir durumdur. Bu yüzden "Sözleşme" bu işin parçası olamaz.

Soru 5 · 2021/2 · Borçlar Hukuku

I. Sebepsiz zenginleşme davası, kişisel nitelikte bir davadır. II. Kötüniyetli zenginleşen, objektif ve sübjektif zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. III. İyiniyetli zenginleşenin geri verme borcunun hesaplanacağı tarih, zenginleşmenin fiilen gerçekleştiği tarih değil, alacaklının bu zenginleşmeyi geri istediği tarihtir 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, sebepsiz zenginleşme ile ilgili yukarıdaki önermelerden hangisi/hangileri doğrudur?

  • A)Yalnız I
  • B)Yalnız III
  • C)I ve II
  • D)I ve III
  • E)I, II ve III
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu çözerken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki "Sebepsiz Zenginleşme" konusundaki temel kuralları hatırlaman gerekiyor. Doğru cevap E şıkkıdır çünkü verilen üç önermenin de hukuki dayanağı doğrudur.

Öncelikle I. önermeye bakalım: Sebepsiz zenginleşme davası, kişinin kendi mal varlığındaki eksikliği gidermek veya başkasının haksız kazancını iade ettirmek amacıyla açılan, doğrudan kişiye bağlı bir haktır; bu nedenle hukuk literatüründe ve uygulamada "kişisel nitelikte bir dava" olarak kabul edilir.

Sonra II. önermeye geçelim: Kötüniyetli (kötü niyetli) zenginleşen kişi, malı veya hakkı aldığını bilerek veya bilmesi gerekirken alarak zenginleşmiştir. Kanun, bu kişiyi daha ağır bir sorumluluğa tabi tutar; yani hem fiilen zenginleştiği miktarı (objektif zenginleşme) hem de o malın değerindeki artışları veya kendisine sağladığı diğer faydaları (sübjektif zenginleşme) kapsayacak şekilde, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.

En son III. önermeyi inceleyelim: İyiniyetli (kötü niyetli olmayan) zenginleşen kişi ise, malı aldığında bunun haksız olduğunu bilmez. Bu kişi için geri verme borcu, malın fiilen eline geçtiği tarihten ziyade, alacaklı tarafından "bunu bana iade et" diye istendiği (dava açıldığı veya ihtar çekildiği) tarihteki durum üzerinden hesaplanır; çünkü iyiniyetli kişi, istenene kadar malı kendi malı gibi kullanma hakkına sahiptir.

Diğer şıkları değerlendirecek olursak, A, B, C ve D şıkları bu üç doğru önermeden birini veya ikisini eksik bıraktığı için yanlıştır; çünkü I, II ve III numaralı cümlelerin tamamı kanun hükümlerine uygundur. Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu'nun 6098 sayılı maddelerindeki sebepsiz zenginleşme hükümlerini, iyiniyetli ve kötüniyetli zenginleşenlerin sorumluluk farklarını ve davanın kişisel niteliğini bilmek gerekir.

Sonuç olarak, sebepsiz zenginleşme davasının kişisel nitelikte olması, kötüniyetlinin tüm zenginleşmeyi iade etme yükümlülüğü ve iyiniyetlinin geri verme borcunun istenildiği tarihte hesaplanması kuralları doğru olduğu için doğru cevap I, II ve III'ü içeren E seçeneğidir.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz