2021/3 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2021/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2021/3 · Borçlar Hukuku

Açık bir kabulün gerekli olduğu durumlarda, hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler hangi andan başlayarak hüküm doğurur?

  • A)Önerinin gönderildiği andan
  • B)Önerinin ulaşma anından
  • C)Kabulün gönderildiği andan
  • D)Kabulün ulaşma anından
  • E)Kabulün öğrenildiği andan
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, Borçlar Hukuku'ndaki "Sözleşmenin Kurulması" konusunu ve özellikle "Açık Kabul" (kabul beyanının iletilmesi) kuralını ölçüyor. SMMM staj sınavlarında bu konu sıkça sorulur, bu yüzden mantığını çok iyi kavramalısın.

Gelin soruyu adım adım çözelim:

1. Neden Doğru Cevap C Şıkkıdır?

Soruda "Açık bir kabulün gerekli olduğu durumlarda" ifadesi geçiyor. Bu, tarafların yüz yüze veya telefonla konuşmadığı, yazılı veya elektronik bir iletişimle (posta, e-posta, faks vb.) sözleşme kurdukları durumdur.

Türk Borçlar Kanunu'na göre, açık kabul beyanında sözleşme, kabul beyanının gönderildiği anda kurulur.

  • Mantığı şudur: Kabul eden kişi, kabul beyanını gönderme eylemini tamamladığında iradesini ortaya koymuş olur. Bu beyan karşı tarafa ulaşsa da ulaşmasa da, gönderen kişi artık geri dönemez. Hukuk, bu eylemi (gönderme anını) sözleşmenin doğduğu an olarak kabul eder.
  • Kural: Açık kabul, gönderildiği an hüküm doğurur.

Bu yüzden C şıkkı doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A ve B Şıkları (Öneri ile ilgili): Soru "kabul"ün ne zaman hüküm doğurduğunu soruyor, "öneri"nin ne zaman hüküm doğurduğunu sormuyor. Önerinin gönderilmesi veya ulaşması, sözleşmenin kurulma anı değil, sadece sürecin başlangıcıdır.
  • D Şıkkı (Kabulün Ulaşma Anı): Bu, "Sessiz Kabul" (kabul beyanının gereksiz olduğu durumlar) veya "Yüz Yüze Görüşme" durumları için geçerli olan bir kuraldır. Eğer taraflar yüz yüze konuşuyorsa veya kabul beyanı gerektirmiyorsa sözleşme, kabul beyanının alıcıya ulaştığı anda kurulur. Ancak soruda açıkça "açık kabul" şartı olduğu için bu kural uygulanmaz.
  • E Şıkkı (Kabulün Öğrenildiği An): Hukukta sözleşmenin kurulması için karşı tarafın içeriği tam olarak "öğrenmesi" veya "okuması" şart değildir. Beyan gönderildiği an sözleşme kurulur, karşı tarafın onu okuyup okumadığı sözleşmenin kurulma anını değiştirmez.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Borçlar Hukuku ders kitabındaki "Sözleşmenin Kurulması" bölümünü, özellikle "Kabul Beyanı" ve "Kabulün İletilmesi" konusunu iyi bilmelisin.

Özet Kural Tablosu:

  • Açık Kabul (Yazılı/Sözlü iletim): Kabul gönderildiği an sözleşme kurulur. (Doğru Cevap: C)
  • Sessiz Kabul (Davranışla Kabul): Kabul alıcıya ulaştığı an sözleşme kurulur.
  • Yüz Yüze Görüşme: Kabul alıcıya ulaştığı an sözleşme kurulur.

Öğrenci Notu: Sınavda "açık kabul", "yazılı kabul" veya "kabul beyanı" gibi ifadeler gördüğünde aklına hemen "Gönderildiği An" gelmeli. Bu, en sık karıştırılan ve en çok sorulan kuraldır.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2021/3 · Borçlar Hukuku

Mirasçılarından mal kaçırmak isteyen bir miras bırakanın, üçüncü bir kişiyle yaptığı bağışlama sözleşmesini görünürde bir satış sözleşmesiyle gizlemesi nasıl nitelendirilir?

  • A)Nispi muvazaa
  • B)Mutlak muvazaa
  • C)Yanılma
  • D)Zihni kayıt
  • E)Tehdit
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, hukukta "Muvazaa" (hileli sözleşme) konusunu çok güzel bir örnekle anlatıyor. Soruyu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim.

🎯 Doğru Cevap Neden A (Nispi Muvazaa)?

Öncelikle durumu hayal edelim: Miras bırakan (vefat eden kişi), malını mirasçılarından kaçırmak istiyor. Bunun için üçüncü bir kişiyle (örneğin bir dostuyla) gerçekten bir bağışlama yapmak istiyor. Ancak bunu gizlemek için resmi evrakta sanki bir satış varmış gibi gösteriyorlar.

Burada iki farklı irade var:

  • Görünürdeki İrade: Satış sözleşmesi (Bu sadece dışarıdan bakana gösterilen bir kılıf).
  • Gizli İrade: Bağışlama sözleşmesi (Asıl yapmak istedikleri şey).

Hukukta buna Nispi Muvazaa denir. Çünkü taraflar aralarında bir anlaşma yapmışlardır (bağışlama), ancak bunu üçüncü kişilere karşı gizlemek için başka bir sözleşme (satış) ile örtüp gizlemişlerdir. Yani sözleşme tamamen yok değil, sadece görünürde başka bir şeymiş gibi gösterilmiştir.

Özetle: Taraflar aralarında anlaşmışlar, sadece bunu gizlemek için başka bir sözleşme uydurmuşlar. Bu da Nispi Muvazaa'nın tanımıdır.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B) Mutlak Muvazaa: Bu durumda tarafların aralarında hiçbir gerçek anlaşma yoktur. Sadece dışarıdan bakana göstermek için tamamen sahte bir sözleşme yaparlar. (Örneğin: Hiçbir mal değişimi olmadan sadece vergi kaçırmak için sahte bir satış belgesi hazırlamak gibi). Soruda ise bağışlama gerçekten yapılmak isteniyor, sadece gizleniyor. Bu yüzden bu şık yanlıştır.
  • C) Yanılma: Bir tarafın sözleşmenin içeriği veya taraflar hakkında yanlış bir bilgiye dayanarak irade beyan etmesidir. Burada tarafların biri de diğer de durumu biliyor ve kasıtlı olarak gizliyor. Yanılma söz konusu değil.
  • D) Zihni Kayıt: Bu, bir sözleşme yaparken tarafların aklından geçen ama sözleşmeye yazılmamış gizli bir anlaşmadır. Sorudaki durum ise sözleşmenin kendisinin (satış sözleşmesinin) tamamen sahte bir kılıf olmasıdır, sadece "zihinde" kalmamış, kağıda dökülmüş sahte bir sözleşme vardır.
  • E) Tehdit: Bir tarafın korkutularak irade beyan etmesidir. Soruda mirasçıları kaçırmak için bir hile yapıldığından bahsediliyor, kimseye tehdit edilmediği belirtilmiyor.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Medeni Kanun'daki "Hükümsüzlük" ve özellikle "Muvazaa" (Hileli Sözleşme) konusunu iyi bilmelisin.

  • Mutlak Muvazaa: Taraflar arasında hiçbir gerçek anlaşma yok, sadece göstermelik sözleşme var. (Tamamen geçersizdir).
  • Nispi Muvazaa: Taraflar arasında gerçek bir anlaşma var, ancak bunu gizlemek için başka bir sözleşme uydurulmuş. (Görünürdeki sözleşme geçersiz, gizli olan sözleşme geçerlidir).

Kural: "Görünürde bir sözleşme ile gizlenmiş başka bir sözleşme varsa, bu Nispi Muvazaa'dır."

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2021/3 · Borçlar Hukuku

I. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda kusurlu ve kusursuz sorumluluk hâlleri, haksız fiillerden doğan borç ilişkileri başlığı altında düzenlenmiştir. II. Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak beş yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. III. Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. IV. Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kişi, bu sırada verdiği zararları gidermekle hiçbir şekilde yükümlü değildir. V. Hâkim, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla her konuda her zaman bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, haksız fiilden doğan borç ilişkileri hakkında yukarıda verilen ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?

  • A)Yalnız I
  • B)Yalnız II
  • C)I ve III
  • D)II ve V
  • E)I, IV ve V
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmen gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun "Haksız Fiiller" başlıklı bölümüne dayanıyor. Doğru cevap C şıkkıdır.

Gelin, neden C şıkkının doğru olduğunu adım adım inceleyelim ve diğer şıkların neden hatalı olduğunu görelim.

Neden Doğru Cevap C (I ve III)?

Bu şık, TBK'nın ilgili maddelerine tam olarak uyan iki doğru ifadeyi içerir:

  • I. Madde Doğrudur: Kanun, haksız fiilleri ve bunlardan doğan sorumluluğu (kusurlu ve kusursuz sorumluluk hâllerini) "Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında düzenlemiştir. Bu, kanunun yapısı açısından kesinlikle doğrudur.
  • III. Madde Doğrudur: Bu madde, "Sorumluluk Sebeplerinin Birleşmesi" (TBK m. 49) ilkesini anlatır. Eğer bir zarar birden fazla sebebe dayanıyorsa (örneğin hem kusur hem de risk sorumluluğu), hakim, zarar görenin aksini istememesi veya kanunda aksi belirtilmemesi durumunda, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. Bu, haksız fiillerde en önemli ve sıkça sorulan kurallardan biridir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer maddeleri neden reddetmemiz gerektiğini kısaca açıklayalım:

  • II. Madde Yanlış: Haksız fiilden doğan tazminat isteminin zamanaşımı süresi 5 yıl değildir. TBK m. 72'ye göre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, fiilin işlendiği tarihten itibaren ise 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Soruda verilen 5 yıl süresi yanlıştır.
  • IV. Madde Yanlış: Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kişi, bu sırada verdiği zararları tamamen "hiçbir şekilde" yükümlü değildir diyemeyiz. TBK m. 40'a göre, ayırt etme gücü geçici olarak kaybedilen kişi, eğer bu durumu kendi kusuruyla (örneğin alkol almak gibi) yaratmışsa veya bu durumdan kaynaklanan zararı gidermekle yükümlüdür. Sadece ayırt etme gücü hiç olmayanlar veya kusursuz kaybedenler için farklı kurallar vardır. "Hiçbir şekilde" ifadesi burayı yanlış kılar.
  • V. Madde Yanlış: Ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı, haksız fiil davasında her konuda ve her zaman bağlayıcı değildir. Ceza davasında beraat, "suçun işlenmediği" veya "şüpheden kaçınılması" anlamına gelebilir. Oysa haksız fiil davasında (hukuk davası) sorumluluk için "şüpheden kaçınılma" değil, "zararın varlığı ve kusurun ispatı" aranır. Ceza mahkemesi beraat verse bile, hukuk mahkemesi aynı olayda haksız fiil sorumluluğu doğduğunu tespit edebilir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 40-72 arası olan "Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri" konusunu çok iyi bilmelisin. Özellikle şu üç alt başlıkta eksiksiz bilgi sahibi olmalısın:

  • Zamanaşımı süreleri (2 yıl ve 10 yıl kuralı).
  • Sorumluluk sebeplerinin birleşmesi (En iyi giderim ilkesi).
  • Ayırt etme gücünün kaybedilmesi (Geçici ve kalıcı kayıp farkları).

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2021/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, genel işlem koşullarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Genel işlem koşulları, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla hazırlanır.
  • B)Genel işlem koşulları, sözleşmenin yalnız bir tarafınca önceden tek yanlı hazırlanıp karşı tarafa sunulur.
  • C)Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.
  • D)Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
  • E)Genel işlem koşullarını içeren sözleşmenin geçerli olabilmesi için noter tarafından düzenlenmesi zorunludur.
Çözümü göster — doğru cevap E

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmelisin. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre "Genel İşlem Koşulları"nı sorguluyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim ve neden E şıkkının doğru cevap (yani yanlış olan ifade) olduğunu öğrenelim.

1. Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Soruda "hangisi yanlıştır?" diye soruluyor. Yani yanlış olan ifadeyi bulmamız gerekiyor.

E Şıkkı: "Genel işlem koşullarını içeren sözleşmenin geçerli olabilmesi için noter tarafından düzenlenmesi zorunludur."

Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden doğru cevaptır. Neden mi?

  • Esneklik İlkesi: Türk Borçlar Kanunu'na göre genel işlem koşulları, sözleşmenin bir parçasıdır. Ancak bu sözleşmelerin geçerli olması için mutlaka noter onayına ihtiyacı yoktur.
  • Yazılı Şekil: Genel işlem koşullarının geçerli olabilmesi için yazılı olması gerekir (karşı tarafa yazılı olarak sunulmalı ve imzalanmalıdır). Ancak bu yazılı sözleşmenin noter huzurunda yapılması şartı yoktur. Sadece tarafların anlaşması ve yazılı belgenin bulunması yeterlidir.
  • Sonuç: Noter zorunluluğu getiren bir madde TBK'da genel işlem koşulları için yoktur. Bu nedenle E şıkkı yanlış bir yargıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yanlış Değil)?

Diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca hatırlayalım ki, sınavda benzer sorularla karşılaşınca şaşırmayasın:

  • A Şıkkı (Doğru): Genel işlem koşulları, tek bir sözleşme için değil, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanır. Bu, genel işlem koşullarının temel tanımıdır.
  • B Şıkkı (Doğru): Bu koşullar, sözleşmenin yalnızca bir tarafı (genellikle işi yapan veya malı satan taraf) tarafından önceden hazırlanır ve karşı tarafa sunulur. Karşı taraf genellikle bu koşulları müzakere etme hakkına sahip değildir.
  • C Şıkkı (Doğru): Eğer sözleşmenin niteliğine veya işin özelliğine yabancı olan bir hüküm varsa, bu hüküm yazılmamış sayılır. Yani o madde yokmuş gibi kabul edilir. Bu, karşı tarafın haklarını koruyan önemli bir kuraldır.
  • D Şıkkı (Doğru): Bu madde, "Aleyhe Yorum Kuralı"dır. Eğer bir madde belirsizse veya birden fazla anlama geliyorsa, yorum düzenleyenin aleyhine (yani koşulları hazırlayanın aleyhine) ve karşı tarafın lehine yapılır. Bu, güç dengesizliğini dengelemek için konulmuş bir kuraldır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 20-27 arası "Genel İşlem Koşulları" başlıklı konuyu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Genel işlem koşullarının tanımı (A ve B şıkları).
  • Yazılmamış sayılma halleri (C şıkkı).
  • Yorum kuralı (D şıkkı).
  • Şekil şartı: Genel işlem koşullarının geçerliliği için yazılı olması şarttır, noter onayı şartı yoktur (E şıkkı).

Özetle: Sınavda "Genel İşlem Koşulları" sorusu çıkarsa, aklında şu kalıp kalsın: "Yazılı olmalı, noter şart değil, belirsizse düzenleyenin aleyhine yorumlanır."

Başarılar dilerim!

Soru 5 · 2021/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi ifa güçsüzlüğü hâlinde ödemezlik def'inin şartlarından biri değildir?

  • A)Borçlu hakkında icra takibi başlatılmış ve sahip olduğu malların satışı istenmiş olmalıdır.
  • B)Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olmalıdır.
  • C)Borçlu ifa güçsüzlüğüne düşmelidir.
  • D)İfa güçsüzlüğü sebebiyle karşı tarafın hakkı, tehlikeye düşmelidir.
  • E)İfa güçsüzlüğü sebebiyle hakkı tehlikeye düşen taraf, borcunu henüz ifa etmemiş olmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'ndaki "İfa Güçsüzlüğü" ve buna bağlı "Ödemezlik Def'i" (karşı tarafın borcunu yerine getirmemesi durumunda borcunu yerine getirmeme hakkı) konusunu ölçüyor. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Gelin bu durumu adım adım, sanki bir derste anlatıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden Doğru Cevap A Şıkkıdır?

Öncelikle şunu netleştirelim: Ödemezlik def'i, borçlunun borcunu ifa edemeyeceği durumlarda (ifa güçsüzlüğü), karşı tarafın da borcunu yerine getirmemesi için bir savunma hakkıdır. Bu hakkın doğması için yasa koyucu bazı şartlar aramıştır.

A şıkkı ise "Borçlu hakkında icra takibi başlatılmış ve sahip olduğu malların satışı istenmiş olmalıdır" der. Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Neden? Çünkü ödemezlik def'i, borçlunun borcunu ifa edemeyeceği bir duruma düştüğü anda (örneğin iflas etmesi, mal kaçırması veya borcunu ödeyemeyecek duruma gelmesi) doğar. Bu durumun gerçekleşmesi için icra takibi başlatılmış olması şart değildir. Takip başlatılmadan önce bile borçlu ifa güçsüzlüğüne düşerse, karşı taraf borcunu ifa etmeme hakkını kullanabilir. Yani, icra takibi bir sonuç olabilir ama bu def'in şartı değildir. Kanun, takibe gerek kalmadan, borçlunun ifa güçsüzlüğüne düştüğünü ispatlarsa bile bu def'i kullanmaya izin verir.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soruda "Değildir" denilenler değil)?

Diğer şıklar (B, C, D ve E), ödemezlik def'inin yasal şartlarıdır ve bunların gerçekleşmesi zorunludur:

  • B Şıkkı (Doğru Şart): Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olmalıdır. Eğer taraflar arasında karşılıklı bir borç yoksa (örneğin bağışlama sözleşmesi gibi tek taraflı borç varsa), bir tarafın borcunu ifa edememesi diğer tarafı bağlamaz.
  • C Şıkkı (Doğru Şart): Borçlu ifa güçsüzlüğüne düşmelidir. Yani borçlu borcunu yerine getiremeyecek duruma gelmelidir. Bu, def'in temel sebebidir.
  • D Şıkkı (Doğru Şart): İfa güçsüzlüğü sebebiyle karşı tarafın hakkı tehlikeye düşmelidir. Eğer borçlu borcunu ödeyemese bile karşı tarafın hakkı zarar görmüyorsa (örneğin borçlunun başka bir malı varsa ve bu mal borcun karşılanmasını garanti ediyorsa), def'i doğmaz.
  • E Şıkkı (Doğru Şart): İfa güçsüzlüğü sebebiyle hakkı tehlikeye düşen taraf, borcunu henüz ifa etmemiş olmalıdır. Eğer karşı taraf borcunu zaten yerine getirmişse, artık "borcumu ödemem" diyemez; zaten ödemeyi yapmıştır. Bu def'i sadece henüz borcunu yerine getirmemiş olan taraf kullanabilir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 116'yı ve "İfa Güçsüzlüğü" kavramını iyi bilmelisin.

Özetle şunu ezberlemelisin:

  • Karşılıklı sözleşme olmalı.
  • Borçlu borcunu ödeyemeyecek duruma (ifa güçsüzlüğüne) düşmeli.
  • Karşı tarafın hakkı tehlikeye düşmeli.
  • Karşı taraf borcunu henüz yerine getirmemiş olmalı.
  • İcra takibi başlatılmış olması şart değildir! (Bu en sık karıştırılan noktadır).

Başarılar dilerim, konuyu iyi kavradın!

Soru 6 · 2021/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, zamanaşımının kesilmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince, diğer borçlulara karşı kesilmiş olmaz.
  • B)Borçlunun borcunu ikrarı zamanaşımını kesmez.
  • C)Borçlunun faiz ödemiş olması veya kısmen ifada bulunması zamanaşımını kesmez.
  • D)Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
  • E)Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı kesilmiş olmaz.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi, bu soruyu seninle birlikte adım adım inceleyelim. Soru 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımının kesilmesini soruyor ve doğru cevap D şıkkı.

Hadi gel, neden D şıkkının doğru olduğunu ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu basit bir dille açıklayalım.

1. Neden D Şıkkı Doğru?

D Şıkkı: "Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz."

Bu kuralın mantığı şudur: Borçlular arasında "müteselsil sorumluluk" (birlikte sorumluluk) olsa bile, zamanaşımı kesilmesinin etkisi kişiye özeldir.

  • Kural: Borçluların birine (örneğin kefile) zamanaşımını kesen bir işlem yapıldığında (örneğin dava açıldığında veya borcun ikrar edildiğinde), bu işlem sadece o kişiye karşı geçerlidir.
  • Uygulama: Eğer alacaklı, sadece kefile dava açarsa veya kefil borcunu ikrar ederse, zamanaşımı kefil için kesilir. Ancak bu işlem, asıl borçlunun zamanaşımını kesmez. Asıl borçlu, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına göre hâlâ savunma yapabilir.

Yani, kefile karşı kesilen zamanaşımı, asıl borçluya genelleştirilmez. Bu nedenle D şıkkı doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıklara bakalım ve neden elendiğini görelim:

  • A Şıkkı (Yanlış): "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince, diğer borçlulara karşı kesilmiş olmaz."
  • Neden Yanlış? Bu şık, müteselsil borçlular için farklı bir kural öne sürüyor. Türk Borçlar Kanunu'na göre, müteselsil borçlulardan birine zamanaşımı kesilirse, bu kesilme diğer müteselsil borçlulara da geçerlidir. Yani müteselsil borçlularda kesilme "genelleşir", kefilde ise genelleşmez. Bu şık, müteselsil borçlular için yanlış bir genelleme yapıyor.
  • B Şıkkı (Yanlış): "Borçlunun borcunu ikrarı zamanaşımını kesmez."
  • Neden Yanlış? Borçlunun borcunu ikrar etmesi (kabul etmesi), zamanaşımını kesen en temel sebeplerden biridir. Eğer borçlu "Evet, borcumu ödeyeceğim" derse, zamanaşımı o tarihten itibaren yeniden başlar. Bu şık, kanunun tam tersini söylüyor.
  • C Şıkkı (Yanlış): "Borçlunun faiz ödemiş olması veya kısmen ifada bulunması zamanaşımını kesmez."
  • Neden Yanlış? Borçlunun faiz ödemesi veya borcun bir kısmını ödemesi (kısmen ifa), borcun varlığını kabul ettiği anlamına gelir ve zamanaşımını keser. Kanun, borçlunun borcunu kısmen de olsa yerine getirmesini zamanaşımını kesen bir sebep olarak kabul eder. Bu şık da yanlış.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 146'yı ve Zamanaşımının Kesilmesi konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Kesilme Sebepleri: Borcun ikrarı, kısmen ödeme, faiz ödeme, dava açma gibi işlemlerin zamanaşımını kestiğini bilmek.
  • Etki Kapsamı (En Önemli Kısım):
  • Müteselsil Borçlular: Birine kesilirse diğerlerine de geçerlidir.
  • Kefil ve Asıl Borçlu: Birine (örneğin kefile) kesilirse asıl borçluya geçmez. (Ve tam tersi, asıl borçluya kesilirse kefile geçmez).

Özetle: Sınavda "müteselsil borçlu" ile "kefil" arasındaki farkı ayırt etmek, zamanaşımı kesilmesinin kimlere etki edeceğini belirleyen en kritik noktadır.

Başarılar dilerim! Bu kuralı akılda tutarsan benzer soruları rahatça çözebilirsin.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz