2023/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2023/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2023/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sözleşme ile belirlenebilecek akdi temerrüt faizi oranı için öngörülen yasal sınır aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

  • A)Yıllık yasal temerrüt faizi oranının %100 fazlasını aşamaz.
  • B)Yıllık yasal temerrüt faizi oranının %50 fazlasını aşamaz.
  • C)Yıllık yasal temerrüt faizi oranını aşamaz.
  • D)Yıllık yasal kapital (anapara) faizi oranını aşamaz.
  • E)Yıllık yasal temerrüt faizi oranının %50’sini aşamaz.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir konuyu, yani "Akdi Temerrüt Faizi" sınırını sorguluyor. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır. Gelin bunu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden Doğru Cevap A?

Öncelikle Türk Borçlar Kanunu (TBK) maddesine bakalım. Kanun, tarafların sözleşme ile kendi aralarında belirleyebilecekleri faiz oranına bir sınır getirmiştir. Bu sınırın amacı, borçlunun çok yüksek ve caydırıcı faizlerle boğulmasını engellemektir.

Kanunun 104. maddesine göre: > "Taraflar, sözleşme ile belirlenebilecek akdi temerrüt faizi oranını, yıllık yasal temerrüt faizi oranının %100 fazlasını aşacak şekilde belirleyemezler."

Buradaki mantık şudur:

  • Önce "Yıllık Yasal Temerrüt Faizi"ne bakılır (Bu oran her yıl Merkez Bankası tarafından belirlenir ve değişebilir).
  • Taraflar bu yasal oranın %100 fazlasını (yani iki katını) sözleşmeye yazabilirler.
  • Eğer sözleşmede belirlenen oran bu sınırın üzerindeyse, o fazla kısım geçersiz sayılır ve yasal sınır uygulanır.

Örneğin; yasal temerrüt faizi %10 ise, sözleşme ile en fazla %20 (%10 + %10'un %100 fazlası) belirlenebilir. Bu yüzden A şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden uymadığını kısaca bakalım:

  • B Şıkkı (%50 fazlası): Kanun %50 sınır getirmemiştir. Bu, eski bir kural veya yanlış bir hatırlamadır. Sınır %100'dür.
  • C Şıkkı (Yasal oranı aşamaz): Eğer sözleşme ile belirlenen faiz yasal oranın kendisinden bile fazla olamazsa, bu "akdi" (sözleşmeye dayalı) bir faiz olma özelliğini kaybeder ve tamamen yasal faiz olur. Kanun, taraflara yasal oranın üzerinde (sınır dahilinde) bir marj bırakmıştır.
  • D Şıkkı (Yasal kapital faizini aşamaz): Burada karışıklık "temerrüt faizi" ile "kapital (anapara) faizi" arasında yapılmıştır. Soru açıkça temerrüt faizi sınırını soruyor. Ayrıca yasal temerrüt faizi genellikle yasal kapital faizinden farklıdır.
  • E Şıkkı (%50'sini aşamaz): Bu ifade, belirlenen faizin yasal oranın yarısından fazla olamayacağını ima eder ki bu da çok katı ve yanlış bir sınırlamadır. Kanun %100 fazlasına izin verir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 104'ü ve "Akdi Temerrüt Faizi" kavramını iyi bilmelisin.

Özetle hatırlaman gereken kural şudur: > Sözleşme ile belirlenebilecek en yüksek akdi temerrüt faizi = Yıllık Yasal Temerrüt Faizi + (Yasal Temerrüt Faizi'nin %100'ü).

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2023/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, “bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri” aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

  • A)Yetki Sözleşmesi Koşulları
  • B)İbra Koşulları
  • C)Genel İşlem Koşulları
  • D)Rücu Koşulları
  • E)Borca Katılma Koşulları
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, SMMM staja giriş sınavında sıkça karşına çıkacak olan Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın temel kavramlarından birini ölçüyor. Soruyu bir öğrenci gibi düşünerek adım adım açıklayalım.

Neden Doğru Cevap "C" (Genel İşlem Koşulları)?

Sorudaki tanım, hukukta "Genel İşlem Koşulları"nın (GİK) tam olarak ne olduğunu anlatıyor. Bu kavramı akılda tutmak için sorudaki anahtar kelimelere odaklanalım:

  • "Bir sözleşme yapılırken...": Bu, sözleşmenin bir parçası olduğunu gösterir.
  • "Önceden, tek başına hazırlayarak...": Burada önemli olan, sözleşme taraflarının (alıcı ve satıcı gibi) birlikte konuşup maddeleri yazmamış olmasıdır. Bir taraf (genellikle işi yapan veya malı satan), kuralları tek başına hazırlamıştır.
  • "İleride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla...": Bu en kritik kısımdır. Hazırlanan kurallar sadece bugünkü anlaşma için değil, gelecekteki binlerce farklı müşteriyle yapılacak aynı türdeki sözleşmeler için standart olarak hazırlanmıştır.

Özetle: Bir şirket (örneğin bir banka veya sigorta şirketi), kendi müşterilerine "sözleşme yaparken" tek taraflı olarak hazırladığı, herkes için aynı olan kuralları sunduğunda, bu kurallara Genel İşlem Koşulları denir. Bu yüzden C şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu tanıma uymadığını kısaca inceleyelim:

  • A) Yetki Sözleşmesi Koşulları: Bu, bir kişinin başka birine belirli işleri yapma yetkisi vermesiyle ilgilidir (örneğin avukatlık yetkisi). Sorudaki "çok sayıda benzer sözleşme" ve "tek taraflı hazırlama" vurgusu buraya uymaz.
  • B) İbra Koşulları: "İbra", borcun ödenmiş sayılması veya borçlunun alacaklıdan kurtarılması anlamına gelir. Bu, bir borç ilişkisinin sona ermesiyle ilgili bir durumdur, sözleşme hazırlama usulü değildir.
  • D) Rücu Koşulları: "Rücu", bir borcu ödeyenin, asıl borçludan bu parayı geri istemesidir. Bu da bir geri ödeme hakkıdır, sözleşme hazırlama yöntemi değildir.
  • E) Borca Katılma Koşulları: Bu, üçüncü bir kişinin borçlunun borcuna ortak olması durumudur. Yine sorudaki "standart sözleşme hazırlama" tanımıyla ilgisi yoktur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 14'te tanımlanan "Genel İşlem Koşulları" kavramını birmen gerekir.

Öğrenci Notu: Sınavda karşına "tek taraflı hazırlanmış", "önceden düzenlenmiş", "çok sayıda sözleşme için standart" gibi ifadeler çıkarsa, hemen "Genel İşlem Koşulları"nı işaretlemelisin. Bu, tüketici hukukunda ve ticari sözleşmelerde en sık kullanılan ve en çok sorulan kavramlardan biridir.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2023/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşmanın hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

  • A)Yokluk yaptırımına tabidir.
  • B)İptal edilebilirlik yaptırımına tabidir.
  • C)Yalnızca borçlunun tacir olduğu durumlarda geçerlidir; bunun dışındaki hâllerde iptal edilebilirlik yaptırımına tabidir.
  • D)Kesin olarak hükümsüzdür.
  • E)Her zaman geçerlidir.
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Neden D Şıkkı Doğru? (Konunun Özü)

Bu sorunun temelinde Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 41 yatar. Kanun koyucu, borçlunun ağır kusurundan (yani çok büyük bir ihmal veya kasıtlı hatadan) sorumlu olmayacağını kabul eden sözleşme hükümlerini kesin olarak hükümsüz (geçersiz) kabul etmiştir.

Buradaki mantık şudur:

  • Ağır Kusur: Borçlunun "dikkatli bir insanın göstermesi gereken özeni bile göstermemesi" demektir. Bu, çok ciddi bir hatadır.
  • Kanunun Amacı: Kanun, borçluların "Ben hiçbir şey yapmasam da, en büyük hatalarımı da yapmasam da sorumluluk almam" diyerek sözleşme yapmalarına izin vermez. Bu tür bir sözleşme, kanunun emredici hükümlerine aykırıdır.
  • Sonuç: Böyle bir sözleşme yapılsa bile, hukuk önünde hiç var olmamış gibi kabul edilir. Yani kesin hükümsüzdür.

Bu nedenle, "ağır kusurdan kurtulma sözleşmesi" yapmak imkansızdır ve yapılsa da D şıkkında belirtildiği gibi kesin olarak hükümsüzdür.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer seçeneklere neden bu kadar dikkat etmemiz gerektiğini görelim:

  • A) Yokluk yaptırımına tabidir: "Yokluk", sözleşmenin hiçbir zaman kurulamamış olmasıdır (örneğin tarafların iradesi hiç oluşmamışsa). Oysa burada sözleşme kurulmuştur, sadece içeriği kanuna aykırı olduğu için geçersiz (hükümsüz) olmuştur. Arada ince bir hukuki fark vardır.
  • B) İptal edilebilirlik yaptırımına tabidir: İptal edilebilirlik, sözleşmenin geçerli olduğu, ancak bir tarafın dava açarak onu bozabileceği durumdur. Oysa ağır kusurdan kurtulma sözleşmesi, kanun tarafından doğrudan geçersiz kılınmıştır. Dava açmaya gerek yoktur, zaten geçersizdir.
  • C) Sadece tacir olduğu durumlarda geçerlidir...: Bu şık tamamen yanlıştır. TBK Madde 41, tacir ve tacir olmayan herkes için geçerlidir. Ticari bir sözleşme olsa bile, ağır kusurdan kurtulma sözleşmesi hiçbir zaman geçerli olamaz.
  • E) Her zaman geçerlidir: Bu şık, kanunun emredici hükmüne doğrudan aykırıdır. Kanun açıkça "ağır kusurdan kurtulma sözleşmesi geçersizdir" demiştir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 41'i ve Sorumluluğu Sınırlama Anlaşmaları konusunu iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur: > Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağını kabul eden sözleşmeler kesin hükümsüzdür. (Ancak, basit kusurdan kurtulma sözleşmeleri, tarafların iradesine bağlı olarak geçerli olabilir, bu ayrı bir durumdur).

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2023/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilmesi hâline ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilmesinden kaynaklanan zenginleşmeler Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri çerçevesinde geri istenebilir.
  • B)Zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilmesinden kaynaklanan zenginleşmeler Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde geri istenebilir.
  • C)Zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilmesinden kaynaklanan zenginleşmeler yalnızca zenginleşenin tacir olduğu durumlarda geri istenebilir.
  • D)Zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilmesinden kaynaklanan zenginleşmelerin Devlet’e intikal ettirilmesi gerekir.
  • E)Zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilmesinden kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.
Çözümü göster — doğru cevap E

Doğru cevap E şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım açıklayalım:

Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Öncelikle şunu netleştirelim: Zamanaşımı, borcu yok etmez, sadece borçluya bir "savunma hakkı" verir.

  • Senaryo: Diyelim ki 10 yıl önce bir borcun zamanaşımına uğradığını varsayalım. Borçluya "Borcu ödemek zorunda değilsin" der. Ancak borçlu, bu borcu ödemek zorunda olmasa da, gönüllü olarak borcunu öderse ne olur?
  • Kural: TBK m. 126 ve ilgili doktrine göre, zamanaşımına uğramış bir borcu gönüllü olarak ödeyen borçlu, daha sonra "Beni yanılttınız, ben zamanaşımına uğramış bir borcu ödedim, parayı geri verin" diyemez.
  • Mantık: Kanun, borçlunun bu borcu ödemeyi gönüllü olarak kabul etmesini, zamanaşımı savunmasını kullanmamayı tercih etmiş sayar. Eğer borçlu parayı geri istese, bu bir "sebepsiz zenginleşme" (haksız kazanç) durumu yaratır. Ancak kanun koyucu, zamanaşımına uğramış borcun ifa edilmesinin, borçlunun kendi iradesiyle borçtan kurtulma niyetini gösterdiğini kabul eder. Bu nedenle, ödenen para geri istenemez.

Kısacası: Zamanaşımına uğramış borcu gönüllü olarak ödeyen, parayı geri alamaz. Bu yüzden E şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A Şıkkı (Sebepsiz Zenginleşme): Yanlış çünkü zamanaşımına uğramış borcu ödemek, sebepsiz zenginleşme sayılmaz. Borçlu bunu gönüllü olarak yaptığı için, alacaklıda bir "sebepsiz zenginleşme" yoktur. Dolayısıyla geri isteme hakkı doğmaz.
  • B Şıkkı (Haksız Fiil): Yanlış çünkü burada bir haksız fiil (kötü niyetli zarar verme) durumu yoktur. Borçlunun borcu ödememesi veya ödemeyi geri istemesi haksız fiil kapsamında değerlendirilemez.
  • C Şıkkı (Sadece Tacirler): Yanlış çünkü bu kuralın ticari veya ticari olmayan bir durumla bir ilgisi yoktur. Borçlunun tacir olup olmaması, zamanaşımına uğramış borcun geri ödenememesi kuralını değiştirmez.
  • D Şıkkı (Devlete İntikal): Yanlış çünkü ödenen para devlete gitmez. Para, borcu alan alacaklıda kalır. Devlet, sadece "kamu borçları" gibi çok özel durumlarda devralma yapar, ancak genel borçlar için böyle bir kural yoktur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için şu iki temel konuyu iyi bilmelisin:

  • Zamanaşımının Etkisi: Zamanaşımı borcu yok etmez, sadece borçluya dava açılmasını engelleyen bir savunma hakkı (istisna) sağlar.
  • TBK Madde 126 (Zamanaşımına Uğramış Borcun İfa Edilmesi): Kanun, zamanaşımına uğramış bir borcu gönüllü olarak ödeyen borçlunun, bu ifayı geri isteme hakkının olmadığını açıkça belirtir.

Özetle: Zamanaşımı borcu "öldürmez", sadece "uyutur". Borçlu uyuyan borcu gönüllü olarak öderse, kanun ona "Geri alabilirsin" demez; "Ödediğin parayı geri isteme" der. Bu kuralı ezberlemek, sınavda bu soruyu kaçırmanı engeller.

Soru 5 · 2023/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisinin yaptırımı kesin geçersizlik (mutlak butlan) değildir?

  • A)Kanunun emredici hükümlerine aykırılık
  • B)Aşırı yararlanma (gabin)
  • C)Ahlaka aykırılık
  • D)Kamu düzenine aykırılık
  • E)Kişilik haklarına aykırılık
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre hangi sözleşme durumunun "kesin geçersizlik" (mutlak butlan) yaptırımı doğurmadığını soruyor.

Doğru cevap B şıkkıdır. Gelin bunu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

Neden Doğru Cevap B (Aşırı Yararlanma / Gabin)?

Öncelikle "Kesin Geçersizlik (Mutlak Butlan)" ile "İptal Edilebilirlik (Nispi Butlan)" arasındaki farkı hatırlayalım:

  • Mutlak Butlan: Sözleşme baştan beri hiç var olmamış gibidir. Herkes (mahkeme dahil) bunu ileri sürebilir ve süresi yoktur.
  • İptal Edilebilirlik: Sözleşme geçerlidir, ancak zarar gören taraf dava açarak onu iptal ettirebilir. Eğer dava açılmazsa sözleşme geçerli kalır.

Aşırı Yararlanma (Gabin) durumu, TBK m. 27'de düzenlenmiştir. Bir tarafın diğerini sömürmesi, aciz duruma düşürmesi veya acizlikten yararlanarak aşırı bir yarar sağlaması söz konusudur. Kanun koyucu, bu durumu "iptal edilebilirlik" yaptırımı ile cezalandırmıştır. Yani, zarar gören taraf dava açarsa sözleşme iptal edilir; açmazsa sözleşme geçerli kalır. Bu nedenle aşırı yararlanma mutlak butlan (kesin geçersizlik) değildir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların hepsi mutlak butlan (kesin geçersizlik) yaptırımı doğurur. Yani bu sözleşmeler baştan beri hiç var olmamıştır ve kimse bunları geçerli sayamaz.

  • A) Kanunun emredici hükümlerine aykırılık: Kanun "yasak" dediği bir şeyi sözleşme ile yapmak isterseniz, sözleşme kesin geçersizdir (TBK m. 27).
  • C) Ahlaka aykırılık: Sözleşmenin amacı veya içeriği ahlaka aykırıysa, toplumun genel kabulüne ters düşerse sözleşme kesin geçersizdir (TBK m. 27).
  • D) Kamu düzenine aykırılık: Kamu düzenine aykırı olan sözleşmeler de kesin geçersizdir (TBK m. 27).
  • E) Kişilik haklarına aykırılık: Kişilik haklarına aykırı olan sözleşmeler de kesin geçersizdir (TBK m. 27).

Gördüğünüz gibi A, C, D ve E şıklarının hepsi TBK m. 27'de belirtilen ve "kesin geçersizlik" doğuran durumlar arasındadır. Sadece B şıkkı (Aşırı Yararlanma) farklı bir yaptırıma sahiptir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 27'yi ve "Hükümlere Aykırılık" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur:

  • Emredici hüküm, ahlak, kamu düzeni ve kişilik haklarına aykırılık → Mutlak Butlan (Kesin Geçersizlik).
  • Aşırı Yararlanma (Gabin) → İptal Edilebilirlik (Nispi Butlan).

Sınavda "Hangisi kesin geçersizlik değildir?" sorusu geldiğinde, diğerlerinin hepsi kesin geçersizlik kurallarına uyuyorsa, geriye kalan tek seçenek olan "Aşırı Yararlanma"yı işaretleyebilirsin.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2023/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, hukuka aykırılığı kaldıran hâller ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kişinin haksız tahrik altında bulunduğu hâllerde gerçekleştireceği fiil, hukuka aykırı sayılmaz.
  • B)Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.
  • C)Daha üstün nitelikte özel veya kamusal yararın söz konusu olduğu durumlarda fiil, hukuka aykırı sayılmaz.
  • D)Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
  • E)Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler.
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM stajı giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre "Hukuka Aykırılığı Kaldıran Haller" konusunu test ediyor.

Hadi bu soruyu adım adım, sanki bir ders çalışıyormuşuz gibi inceleyelim.

1. Doğru Cevap Neden A Şıkkıdır?

Öncelikle sorunun köküne bakalım: "Hangisi yanlıştır?" diye soruyor. Yani doğru olanı değil, yanlış olanı işaretleyeceğiz.

A Şıkkı: "Kişinin haksız tahrik altında bulunduğu hâllerde gerçekleştireceği fiil, hukuka aykırı sayılmaz."

Bu ifade YANLIŞTIR ve bu yüzden doğru cevaptır. Neden mi?

  • Kural: Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir kişi "haksız tahrik" (örneğin birinin kendisine çok kötü davranması sonucu öfkeyle tepki vermesi) altında kalsa bile, yaptığı fiil hukuka aykırı olmaya devam eder.
  • Fark: Haksız tahrik, fiilin "hukuka aykırılığını" (yasal olmama durumunu) kaldırmaz. Sadece, o fiilden doğan tazminat yükümlülüğünü hafifletir veya tamamen kaldırabilir.
  • Örnek: Birisi sana hakaret eder, sen de öfkeyle ona vurursun. Vurduğun fiil hala hukuka aykırıdır (suçtur ve zarar doğurur). Ancak mahkeme, senin tahrik altında olduğunu düşünerek sana verilecek tazminatı azaltabilir. Ama fiil "hukuka aykırı değildir" denemez.

Bu yüzden A şıkkı, hukukun temel mantığına aykırı bir ifade içerdiği için "yanlış olan" şıktır ve sorunun cevabıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soru İçin Yanlış Değil)?

Diğer şıklar (B, C, D, E) hukuka aykırılığı kaldıran gerçek hallerdir. Yani bu fiiller hukuka aykırı sayılmaz.

  • B Şıkkı (Kanuni Yetki): Kanunun izin verdiği bir yetkiyi kullanmak (örneğin bir polis memurunun şüpheliyi gözaltına alması) hukuka aykırı değildir. Zarar verse bile yetki sınırları içindeyse sorun yoktur. (Doğru ifade)
  • C Şıkkı (Üstün Yarar): Daha büyük bir yarar için (örneğin yangın çıkmasını önlemek için komşunun evini yıkmak) yapılan fiiller hukuka aykırı sayılmaz. (Doğru ifade)
  • D Şıkkı (Haklı Savunma): Kendini veya başkasını saldırıdan korumak için yapılan savunma, saldıranın verdiği zarardan dolayı sorumluluk doğurmaz. (Doğru ifade)
  • E Şıkkı (Zorunluluk): Birini veya başkasını büyük bir zarardan kurtarmak için başkasının malına zarar vermek (örneğin yangın söndürürken komşunun kapısını kırmak), hukuka aykırı değildir. Ancak burada tazminat ödenmesi gerekir. Soruda da belirtildiği gibi, bu tazminatın miktarını hakim hakkaniyete göre belirler. Yani hukuka aykırılık kalkar, ama zarar telafi edilmelidir. (Doğru ifade)

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 49, 50 ve 51 maddelerini iyi bilmelisin.

Özetle şu ayrımı ezberlemelisin:

  • Hukuka Aykırılığı Kaldıran Haller: Fiil zaten yasaldır, sorumluluk doğmaz. (Kanuni yetki, haklı savunma, üstün yarar).
  • Haksız Tahrik: Fiil hala hukuka aykırıdır, ancak tazminat miktarı azaltılır veya kaldırılır. (Bu en sık karıştırılan noktadır).

Öğrenciye Not: Sınavda "hukuka aykırı sayılmaz" ifadesi geçtiğinde, bunun "tazminatı kaldırır" ile aynı olmadığını hatırla. Haksız tahrik sadece tazminatı hafifletir, fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz