2023/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2023/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 5 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2023/2 · Borçlar Hukuku

I. Hakkaniyet sorumluluğu II. Adam çalıştıranın sorumluluğu III. Hayvan bulunduranın sorumluluğu IV. Motorlu araç işletenin sorumluluğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri kusursuz sorumluluğa ilişkin özen sorumluluğu (olağan sebep sorumluluğu) hâllerindendir?

  • A)Yalnız II
  • B)Yalnız IV
  • C)I ve II
  • D)I ve III
  • E)II ve III
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Öncelikle sorunun anahtar kelimesine dikkat et: "Kusursuz sorumluluk". Hukukta sorumluluk ikiye ayrılır:

  • Kusurlu Sorumluluk: Zararı verene "Hata yaptın, dikkatsizdiniz" dendiğinde sorumludur.
  • Kusursuz Sorumluluk (Olağan Sebep Sorumluluğu): Zarar verene "Hata yaptın mı?" diye bakılmaz. Zarar oluştuğu an, kanun gereği o kişi sorumludur. Yani, zararı önlemek için ne kadar özen gösterirse gösterse, yine de sorumludur.

Şimdi şıkları tek tek inceleyelim:

Neden Doğru Cevap E (II ve III) Şıkkıdır?

Kanun koyucu, bazı durumlarda zararın oluşması çok yüksek risk taşıdığı için, o riski yaratan kişiye "Kusursuz Sorumluluk" yüklemiştir. Yani, "Ben hiçbir hata yapmadım, her şeyi en iyi şekilde yaptım" deseler bile, zarar oluştuğu için sorumludurlar.

  • II. Adam çalıştıranın sorumluluğu: Bir işveren, çalışanı işyerinde bir zarara neden olsa bile, işveren "Ben çalışanımı iyi seçtim, iyi eğittim, hiçbir hatam yok" dese bile, çalışanın verdiği zarardan kusursuz olarak sorumludur. Kanun, işverene bu yükü yükler. Bu bir "olağan sebep sorumluluğu"dur.
  • III. Hayvan bulunduranın sorumluluğu: Bir hayvan sahibi, hayvanı iyi beslemiş, iyi bakmış ve hiçbir hatası olmamış olsa bile, hayvanı başkasına zarar verirse, hayvan sahibi kusursuz olarak sorumludur. Zararın oluşması yetkilidir, sahibinin hatası aranmaz.

Bu iki madde (II ve III), 6098 sayılı Borçlar Kanunu'na göre klasik "Kusursuz Sorumluluk" halleridir. Bu yüzden E şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • I. Hakkaniyet sorumluluğu: Bu, kusursuz sorumluluk değil, hakkaniyet ilkesine dayalı bir sorumluluktur. Zarar verenin kusuru olmasa bile, zarar görenin durumu ve zarar verenin mali gücü göz önüne alınarak, haklılık ilkesi gereği bir tazmin ödenir. Bu, "olağan sebep sorumluluğu" (kusursuz sorumluluk) kategorisinde değildir.
  • IV. Motorlu araç işletenin sorumluluğu: Bu madde en çok karıştırılan kısımdır. Motorlu araç işleteninin sorumluluğu kusurlu sorumluluk ilkesine dayanır. Yani, araç işleteninin "dikkatli olma yükümlülüğü" vardır. Eğer işleten, kazayı önlemek için gereken tüm önlemleri almışsa ve kazada hiçbir hatası yoksa, sorumluluktan kurtulabilir. Bu, "olağan sebep sorumluluğu" (kusursuz sorumluluk) değildir. (Not: Trafik kazalarında genellikle kusur karinesi vardır, ancak Borçlar Kanunu'ndaki genel kural, işletenin kusurunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulabileceği yönündedir ve bu madde sorudaki "olağan sebep sorumluluğu" tanımıyla tam örtüşmez, özellikle II ve III maddeler kadar kesin bir kusursuzluk içermez).

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre "Kusursuz Sorumluluk Halleri" konusunu iyi bilmelisin.

Özetle şunları ezberlemelisin:

  • Kusursuz Sorumluluk Halleri:
  • Adam çalıştıranın sorumluluğu (Madde 66)
  • Hayvan bulunduranın sorumluluğu (Madde 70)
  • (Ek olarak: Yapı inşaatı, tehlikeli işler vb. de vardır ama soruda bunlar yoktu).
  • Kusurlu Sorumluluk Halleri:
  • Motorlu araç işleteninin sorumluluğu (Madde 89 - İşleten kusurunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir).

Sonuç: Soruda "olağan sebep sorumluluğu" (kusursuz sorumluluk) istendiği için, sadece II ve III numaralı maddeler doğrudur. Cevap E'dir.

Soru 2 · 2023/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi sebepsiz zenginleşmenin borcun kaynağı olabilmesi için varlığı gerekli olan şartlar arasında yer almaz?

  • A)Zenginleşen, sebepsiz zenginleştiğini bilmelidir.
  • B)Zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
  • C)Zenginleşme ile zenginleşmeye sebep olan olay arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • D)Zenginleşme bir başkasının malvarlığından veya emeğinden kaynaklanmalıdır.
  • E)Borçlunun malvarlığında bir zenginleşme meydana gelmiş olmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli olan "Sebepsiz Zenginleşme" konusunu test ediyor. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Gelin, bu durumu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap A Şıkkıdır?

Soruda "varlığı gerekli olan şartlar arasında yer almaz" ifadesi geçiyor. Yani, sebepsiz zenginleşmenin oluşması için mutlaka olması gereken şartlardan hangisi değildir diye soruluyor.

Sebepsiz zenginleşmenin hukuki şartları şunlardır:

  • Birinin malvarlığında zenginleşme olmalı.
  • Bu zenginleşme, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden kaynaklanmalı.
  • Bu zenginleşmenin haklı bir sebebi (hukuki bir dayanağı) olmamalı.
  • Zenginleşme ile zarar görenin malvarlığındaki azalma arasında nedensellik bağı bulunmalı.

Ancak, A şıkkında belirtildiği gibi "Zenginleşen, sebepsiz zenginleştiğini bilmelidir" şartı yoktur.

Hukukumuzda sebepsiz zenginleşme, bilinçli olma durumuna (kasten veya ihmal) bağlı değildir. Kişi, zenginleştiğini bilse de bilmese de, eğer yukarıdaki diğer şartlar (haklı sebep olmaması, nedensellik bağı vb.) varsa, sebepsiz zenginleşme borcu doğar. Yani, "Ben bunu aldığımı bilmiyordum" demek, geri ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, bu şartın varlığı gerekli değildir ve doğru cevap budur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Şartlar)?

Diğer şıklar (B, C, D ve E), sebepsiz zenginleşmenin olması için gerekli olan temel şartlardır. Eğer bunlardan biri eksikse, sebepsiz zenginleşme borcu doğmaz.

  • B Şıkkı (Doğru Şart): Zenginleşmenin "haklı bir sebebe dayanmaması" gerekir. Eğer bir sözleşme varsa veya bir miras hakkı varsa, bu bir "haklı sebep"tir ve sebepsiz zenginleşme söz konusu olmaz.
  • C Şıkkı (Doğru Şart): Nedensellik bağı şarttır. Yani, benim malvarlığım azaldığı için senin zenginleşmiş olman gerekir. Arada bir bağ olmalı.
  • D Şıkkı (Doğru Şart): Zenginleşme mutlaka bir başkasının zararına olmalıdır. Kendi emeğiyle kazandığın bir şey başkasının zararına değilse sebepsiz zenginleşme olmaz.
  • E Şıkkı (Doğru Şart): Borçlunun (zenginleşenin) malvarlığında somut bir artış (zenginleşme) gerçekleşmiş olmalıdır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 49-51 arasındaki "Sebepsiz Zenginleşme" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunu akılda tutmalısın: Sebepsiz zenginleşmede "iyi niyet" veya "bilinçli olma" şartı aranmaz. Kişi ne kadar iyi niyetli olursa olsun, hukuki bir dayanağı olmayan bir zenginleşme varsa, bunu geri ödemek zorundadır.

Özetle: Sebepsiz zenginleşme için "zenginleşenin bunu bilmesi" şartı yoktur, bu yüzden A şıkkı doğru cevaptır.

Soru 3 · 2023/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi haksız fiillerde hâkimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği hâller arasında yer almaz?

  • A)Zarar görenin, zararı doğuran fiile razı olması
  • B)Zarar görenin zararın doğmasında etkili olması
  • C)Zarar görenin zararın artmasında etkili olması
  • D)Zarar görenin zarar verenin üçüncü dereceye kadar akrabası olması
  • E)Zarar görenin tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soru, SMMM stajı için çok önemli olan Haksız Fiiller ve Tazminat konusunu ölçüyor. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim.

Neden D Şıkkı Doğru Cevap?

Soruda şunu soruyor: "Hâkimin tazminatı azaltabileceği veya kaldırabileceği hâllerden hangisi değildir?" Yani, hangisi yasal bir gerekçe oluşturmaz?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 79. maddesine göre, hâkim tazminatı indirirken veya tamamen kaldırırken sadece tarafların davranışlarına ve hatalarına bakar.

  • D şıkkı ise "Zarar görenin zarar verenin üçüncü dereceye kadar akrabası olması" diyor.
  • Kanun, akrabalık derecesine bakarak tazminatı otomatik olarak azaltmaz. Eğer akraba olsanız bile, siz zararı doğurmadıysanız veya zararı artırmadıysanız, hâkim bu akrabalık bağına dayanarak tazminatı indirmez.
  • Yasal olarak, hâkimin inceleme yapacağı konu "Akrabalık" değil, "Tarafların kusuru ve davranışıdır." Bu yüzden D şıkkı, hâkimin tazminatı azaltma yetkisini doğuran bir durum değildir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Durumlar)?

Diğer şıklar (A, B, C ve E), Kanun'un 79. maddesinde açıkça belirtilen ve hâkimin inceleme yapabileceği yasal sebeplerdir:

  • A) Zarar görenin fiile razı olması: Eğer zarar gören kişi, zararın oluşacağını önceden biliyor ve buna izin vermişse (rıza göstermişse), hâkim tazminatı tamamen kaldırabilir.
  • B) Zarar görenin zararın doğmasında etkili olması: Zararın oluşumunda zarar görenin de bir hatası veya katkısı varsa, hâkim tazminatı azaltabilir.
  • C) Zarar görenin zararın artmasında etkili olması: Zarar oluştuğu halde, zarar görenin zararı büyütmeye çalışması veya önlem almaması durumunda hâkim tazminatı azaltabilir.
  • E) Zarar görenin tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması: Eğer zarar gören, zarar verenin durumunu (örneğin maddi durumunu) bilerek veya kasıtlı olarak ağırlaştırmışsa, bu da tazminatın azaltılmasına neden olabilir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 79'yu bilmelisin.

Özetle Kural Şudur: Hâkim, tazminatı indirirken veya kaldırırken sadece tarafların davranışlarını (kusurlarını, rızalarını, zararı büyütmelerini) dikkate alır. Akrabalık bağı veya sosyal statü gibi durumlar, Kanun'un 79. maddesindeki "tazminatı azaltma/kaldırma" sebepleri arasında yer almaz.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2023/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, “bir borç ilişkisinde birden fazla borçlunun her birinin borcun tamamından sorumlu olması”nı ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Kısmi borçluluk
  • B)Ferdi borçluluk
  • C)Paylı borçluluk
  • D)Feri borçluluk
  • E)Müteselsil borçluluk
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'nda borçluların birbirleriyle olan sorumluluk ilişkisini anlamak için çok temel ve önemli bir konuya, yani "Borçluların Sayısı ve Sorumluluk Türlerine" dokunuyor.

Gelin soruyu adım adım çözelim:

Neden Doğru Cevap E (Müteselsil Borçluluk)?

Soru kökünde geçen "bir borç ilişkisinde birden fazla borçlunun her birinin borcun tamamından sorumlu olması" ifadesi, hukukta "Müteselsil Borçluluk" kavramının tam tanımıdır.

Bunu şöyle hayal edebiliriz: Bir borçluluk ilişkisinde 3 kişi varsa ve bunlar müteselsil borçluysa, alacaklı (parayı isteme hakkı olan kişi) istediği zaman bu 3 kişiden sadece bir tanesini seçebilir ve o kişiden borcun tamamını tahsil edebilir. Geri kalan borçluların "benim payım sadece şudur" demesi, alacaklıyı bağlamaz. Alacaklı, borcun tamamını tek bir borçludan isteme hakkına sahiptir. Bu durum, borçluların birbirine karşı "birbirine bağlı" (müteselsil) olmasını sağlar.

Bu kavram, Türk Borçlar Kanunu Madde 41'de düzenlenmiştir. Sınavlarda "borcun tamamından sorumlu olma", "alacaklının dilediği borçludan tüm borcu isteme hakkı" gibi ifadeler gördüğünde aklına hemen "Müteselsil Borçluluk" gelmelidir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) Kısmi borçluluk: Bu bir hukuk terimi değildir. Borçluların sorumluluğu "kısmi" ise, bu genellikle "paylı borçluluk" anlamına gelir ki bu da şık C'de geçmektedir. Bu şık, sorudaki "borcun tamamı" ifadesiyle çeliştiği için yanlıştır.
  • B) Ferdi borçluluk: "Ferdi" kelimesi tekil anlamına gelir. Eğer borçlular "ferdi" borçlu olsaydı, her borçlu sadece kendi payına düşen kısmından sorumlu olurdu. Soruda ise "borcun tamamından sorumlu" denildiği için bu şık tutmaz.
  • C) Paylı borçluluk: Bu en sık karıştırılan kavramdır. Paylı borçlulukta (TBK Madde 40), borçlular borcu paylarına göre öderler. Alacaklı, borcun tamamını tek bir borçludan isteyemez; her borçludan sadece kendi payına düşen kısmı isteyebilir. Soruda "borcun tamamından sorumlu" dendiği için bu şık kesinlikle yanlıştır.
  • D) Feri borçluluk: Bu da hukukta geçerli bir terim değildir. Muhtemelen "ferdi" kelimesiyle karıştırılmış veya dikkati dağıtmak için uydurulmuş bir şıktır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 40 ve 41'i iyi bilmelisin.

Özetle şunları ezberlemelisin:

  • Paylı Borçluluk: Borçlular borcu paylarına göre öderler. Alacaklı, borcun tamamını tek bir borçludan isteyemez. (Varsayılan kural budur).
  • Müteselsil Borçluluk: Borçlular borcun tamamından sorumludur. Alacaklı, borcun tamamını istediği borçludan tahsil edebilir. (Bu durumun varlığı için açıkça belirtilmesi gerekir).

Öğrenci Notu: Sınavda "borcun tamamı", "dilediği borçludan tahsil", "bir borçlunun iflası diğerlerini bağlar" gibi ifadeler gördüğünde, cevap Müteselsil Borçluluk'tur.

Doğru Cevap: E) Müteselsil borçluluk

Soru 5 · 2023/2 · Borçlar Hukuku

I. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. II. Sözleşme ekinde yer alan koşullar genel işlem şartı olarak nitelendirilemez. III. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. IV. Ticaret şirketleri, tacirlerin basiretli olma yükümlülükleri sebebiyle, Türk Borçlar Kanunu'nun genel işlem koşullarına karşı korumasından hiçbir zaman yararlanamaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, yukarıdaki önermelerden hangileri doğrudur?

  • A)I ve II
  • B)I ve III
  • C)I, II ve IV
  • D)I, III ve IV
  • E)I, II ve III
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi, bu soruyu seninle birlikte adım adım inceleyelim. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır (I ve III).

Gelin, nedenini ve diğer şıkların neden elendiğini basit bir dille açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap "I ve III"?

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun Genel İşlem Koşulları başlıklı bölümüne aittir. Genel işlem koşulları, ticari hayatta sıkça karşılaştığımız ve sözleşme yaparken tek taraflı hazırlanan standart maddelerdir.

  • I. Önerme Doğrudur: Kanun maddesine göre genel işlem koşulları, bir sözleşme düzenleyenin (örneğin bir banka veya sigorta şirketi), gelecekte çok sayıda benzer sözleşme yapmak amacıyla, tek başına hazırlayıp karşı tarafa sunduğu hükümlerdir. Yani seninle konuşup maddeleri seninle birlikte yazmıyoruz, onlar hazırlamış, sen de "kabul ediyorum" diyorsun. Bu tanım kanunda açıkça yer alır.
  • III. Önerme Doğrudur: Bu madde çok önemlidir. Genel işlem koşullarının "genel işlem koşulu" sayılabilmesi için tüm sözleşmelerin aynı metne sahip olması gerekmez. Örneğin, bir banka kredi sözleşmelerinde müşterinin durumuna göre küçük değişiklikler yapabilir. Ancak sözleşmelerin metinleri özdeş olmasa bile, bunların temel amacı ve yapısı aynıysa, bunlar yine de genel işlem koşulu sayılır. Yani "metinler %100 aynı değil" diye bu kurallardan kaçamazlar.

Özetle: Genel işlem koşulları tek taraflı hazırlanır (I. doğru) ve metinler birebir aynı olmasa da yine de genel işlem koşulu kabul edilir (III. doğru). Bu yüzden B şıkkı doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer maddelerin neden elendiğine bakalım:

  • II. Önerme Yanlış: "Sözleşme ekinde yer alan koşullar genel işlem şartı olarak nitelendirilemez" der. Bu yanlıştır. Kanun, sözleşmenin ana metni olmasa bile, sözleşmenin ekine eklenen ve genel işlem koşulu niteliği taşıyan maddelerin de genel işlem koşulu sayıldığını belirtir. Yani sözleşmenin arkasına yapıştırılan bir kağıt da olsa, o bir genel işlem koşulu olabilir.
  • IV. Önerme Yanlış: "Ticaret şirketleri... hiçbir zaman yararlanamaz" der. Bu da yanlıştır. Ticaret şirketleri tacir olsa da, tacirler arası sözleşmelerde bile genel işlem koşullarına karşı koruma hükümlerinden yararlanabilirler. Kanun, tacirlerin basiretli olmasını bekler ama bu, onları genel işlem koşullarından tamamen muaf tutmaz. Özellikle tacirler arası sözleşmelerde de genel işlem koşullarının kötüye kullanılması durumunda koruma sağlanır.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 40-44 arası olan "Genel İşlem Koşulları" konusunu iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Genel işlem koşulu nedir? (Tek taraflı hazırlanma, çok sayıda sözleşme için hazırlanma).
  • Sözleşme ekindeki maddeler nasıl değerlendirilir? (Genel işlem koşulu olabilir).
  • Metinlerin özdeş olması şart mıdır? (Hayır, şart değildir).
  • Tacirler ve ticaret şirketleri bu korumadan yararlanabilir mi? (Evet, yararlanabilirler).

Sonuç: Soruda I ve III maddeleri kanuna uygundur, II ve IV maddeleri kanuna aykırıdır. Doğru cevap B şıkkıdır.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz