2023/3 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2023/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2023/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, eğer başlamışsa da duracağı hâller arasında yer almaz?

  • A)Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece zamanaşımı işlemeye başlamaz; başlamışsa durur.
  • B)Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz; başlamışsa durur.
  • C)Borçlu bir kez kısmen ifada bulunmuşsa zamanaşımı işlemeye başlamaz; başlamışsa durur.
  • D)Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz; başlamışsa durur.
  • E)Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devlet’ten olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz; başlamışsa durur.
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staj sınavına hazırlık sürecinde bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 146'da düzenlenen "Zamanaşımının İşlememesi ve Durması" hallerini sorguluyor.

Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden C Şıkkı Doğru Cevap?

Soruda "yer almaz" ifadesi var. Yani, zamanaşımını durduran veya başlatmayan bir durum yok diyen şıkkı bulmamız gerekiyor.

C şıkkı: "Borçlu bir kez kısmen ifada bulunmuşsa zamanaşımı işlemeye başlamaz; başlamışsa durur."

Bu ifade yanlıştır ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır. Çünkü TBK Madde 146'ya göre, borçlu borcunu kısmen ödeseler bile, bu durum zamanaşımını durdurmaz veya başlatmaz.

  • Kural: Borçlu, borcunu tamamen veya kısmen ödediğinde, zamanaşımı kesilir (durdurulur). Ancak bu kesilme, borcun tamamının ödenmesiyle değil, borcun tanınması veya kısmen ödenmesi ile de gerçekleşir.
  • Dikkat: Sorudaki ifade "işlemeye başlamaz" veya "durur" şeklinde bir otomatik durma kuralı gibi sunulmuş. Oysa kısmi ödeme, zamanaşımını keser (durdurur) ve kesilme anından itibaren yeni bir zamanaşımı süresi başlar. Ancak sorudaki ifade, sanki kısmi ödeme yapıldığında zamanaşımı hiç başlamazmış gibi bir kuralı ima ediyor ki bu yanlış bir yorumdur. Daha kritik olan nokta şudur: Kanun, kısmi ödemeyi zamanaşımını kesen bir hal olarak düzenler, ancak sorudaki ifade "işlemeye başlamaz" diyerek zamanaşımının hiç başlamadığı bir durum gibi gösterir ki bu yanlıştır.

Aslında en net açıklama şudur: Kısmi ödeme, zamanaşımını "keser" (durdurur), ancak bu durumun "işlemeye başlamaz" veya "başlamışsa durur" şeklinde bir genel kural olarak tanımlanması yanlıştır. Çünkü kısmi ödeme, zamanaşımını kesen bir hal olarak düzenlenmiştir (TBK m. 146/1-c). Ancak soru kökü "yer almaz" dediği için, diğer şıkların kanunda açıkça yer alan "işlememe/durma" halleri olduğu halde, C şıkkının ifadesinin kanundaki "kesme" kuralıyla uyuşmadığını veya yanlış bir ifade taşıdığını fark etmeliyiz.

Daha basit bir mantıkla: Kanun, kısmi ödemeyi zamanaşımını kesen bir hal olarak sayar. Ancak sorudaki ifade, sanki kısmi ödeme yapıldığında zamanaşımının hiç başlamadığı veya durduğu bir "otomatik durma" durumu gibi sunulmuştur. Bu ifade, kanundaki "kesme" kuralının tam karşılığı değildir ve diğer şıklardaki gibi açık bir "işlememe/durma" maddesi değildir. Bu nedenle C şıkkı, zamanaşımının işlemediği veya durduğu haller arasında yer almaz.

(Not: Sınav mantığında genellikle "kısmi ödeme" zamanaşımını keser (durdurur) ve kesilme anından itibaren yeni bir süre başlar. Ancak sorudaki ifade "işlemeye başlamaz" diyerek zamanaşımının hiç başlamadığı bir durum gibi gösterir. Bu ifade, kanundaki "kesme" kuralının tam karşılığı değildir ve diğer şıklardaki gibi açık bir "işlememe/durma" maddesi değildir. Bu nedenle C şıkkı, zamanaşımının işlemediği veya durduğu haller arasında yer almaz.)

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru) Cevap Değil?

Diğer şıklar (A, B, D, E) TBK Madde 146'da açıkça belirtilen ve doğru olan hallerdir. Yani bu hallerde zamanaşımı işlemmez veya durur. Bu yüzden sorunun "yer almaz" sorusuna cevap olamazlar.

  • A Şıkkı (Doğru Kural): Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece zamanaşımı işlemez. (TBK m. 146/1-a)
  • B Şıkkı (Doğru Kural): Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için zamanaşımı işlemez. (TBK m. 146/1-b)

Soru 2 · 2023/3 · Borçlar Hukuku

I. İşlemin karşı tarafının bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkardığı hâller II. İşlemin karşı tarafının bir kamu kurumu olduğu hâller III. İşlemin karşı tarafının bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarması gereken hâller IV. İşlemin karşı tarafının hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapmasının farksız olduğu hâller 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ile ilgili genel hükümlerine göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri temsilcinin hukuki işlemi yaparken bu sıfatını açıkça bildirmemesine rağmen hukuki işlemin sonuçlarının doğrudan doğruya temsil olunana ait olduğu hâller arasındadır?

  • A)Yalnız I
  • B)Yalnız IV
  • C)II ve III
  • D)II ve IV
  • E)I, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli olan "Temsil" konusunu test ediyor. Sorunun doğru cevabı E şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenciye anlatır gibi adım adım, basit bir dille çözelim.

1. Neden Doğru Cevap E (I, III ve IV) Şıkkıdır?

Sorunun özünde şunu soruyor: "Bir temsilci, 'Ben temsilciyim' demese bile, işlemin sonuçları doğrudan temsil edilen kişiye (örneğin şirkete veya iş sahibine) ait olur mu?"

Genel kural şudur: Temsilci, işlemin karşı tarafına "Ben bu işi temsilci olarak yapıyorum" demelidir. Eğer bunu söylemezse, işlemin sonuçları genellikle temsilciye ait olur. ANCAK, Kanun (6098 sayılı TBK m. 16) bazı özel durumlarda bu kuralı esnetir ve temsilci gizlense bile sonuçlar doğrudan temsil olunan kişiye aittir. İşte bu özel durumlar şunlardır:

  • I. Madde (Doğru): Karşı taraf, temsilcinin temsilci olduğunu zaten biliyorsa veya çıkarması gerekiyorsa.
  • Örnek: Bir avukat ofisine gidersiniz ve avukatın temsilci olduğunu zaten biliyorsunuzdur. Avukat "Ben temsilciyim" demese bile, işleminiz doğrudan müvekkiline (müşterisine) aittir. Karşı tarafın temsil ilişkisini "durumdan çıkarması" (yani görmezden gelmemesi) gerekir.
  • III. Madde (Doğru): Karşı tarafın temsil ilişkisini dikkate alması gereken hâller.
  • Açıklama: Bu madde, I. madde ile benzer mantıktadır. Karşı tarafın durumu bilmesi veya bilmesi gereken bir durum varsa, temsilcinin açıkça söylemesine gerek kalmaz. Sonuçlar doğrudan temsil olunan kişiye aittir.
  • IV. Madde (Doğru): Karşı taraf için fark etmeyen hâller.
  • Açıklama: Eğer karşı taraf, işlemin temsilciyle mi yoksa temsil olunanla mı yapıldığının kendisi için hiçbir önemi yoksa (örneğin sadece malı almak istiyor, kimin sattığı önemli değilse), temsilcinin gizli kalması işlemin geçerliliğini bozmaz. Sonuçlar doğrudan temsil olunan kişiye aittir.

Özetle: Karşı tarafın temsil ilişkisini bildiği, bilmesi gereken veya işlemin kiminle yapıldığının önemsiz olduğu durumlarda (I, III ve IV), temsilcinin "Ben temsilciyim" dememesi işlemin temsil olunan üzerinde sonuç doğurmasını engellemez. Bu yüzden E şıkkı doğrudur.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) Yalnız I: Sadece I. maddeyi seçmek eksiktir. Çünkü III ve IV. maddeler de Kanun'un öngördüğü geçerli durumlardır.
  • B) Yalnız IV: Sadece IV. maddeyi seçmek eksiktir. I ve III. maddeler de geçerlidir.
  • C) II ve III: II. Madde yanlıştır. Karşı tarafın bir kamu kurumu olması, temsilcinin gizli kalmasına izin vermez. Kamu kurumları da hukuki işlemlerde temsil ilişkisini bilmelidir. Eğer temsilci gizli kalırsa ve karşı taraf bir kamu kurumuyorsa, bu durum genel temsil kurallarına tabidir ve doğrudan temsil olunan üzerinde sonuç doğurması için özel bir istisna yoktur. Bu madde sorunun mantığına uymaz.
  • D) II ve IV: II. Madde yine yanlıştır. Kamu kurumu olması durumu, temsilcinin gizli kalmasını haklı çıkarmaz.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 16'yı bilmelisin.

  • Konu Başlığı: Temsil ve Temsil Yetkisi.
  • Kural: Temsilcinin, temsil ilişkisini açıkça bildirmemesi halinde işlemin sonuçlarının doğrudan temsil olunan üzerinde doğup doğmayacağı.
  • Hatırlaman Gereken İstisnalar: Karşı tarafın temsil ilişkisini bildiği, bilmesi gereken veya işlemin kiminle yapıldığının önemsiz olduğu durumlarda, temsilcinin gizli kalması işlemin geçerliliğini bozmaz.

Başarılar dilerim! Bu konu, SMMM stajı ve mesleki hayatta sıkça karşılaşacağın temel bir hukuk kuralıdır.

Soru 3 · 2023/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil ile ilgili genel hükümlerine göre, aşağıdakilerden hangisi zarar görenin hayatta olduğu durumlarda “bedensel zarar” olarak tazmini talep edilebilecek hususlar arasında yer almaz?

  • A)Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar
  • B)Tedavi giderleri
  • C)Kazanç kaybı
  • D)Destekten yoksun kalma zararları
  • E)Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca sana anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Neden D Şıkkı Doğru Cevap?

Sorunun anahtarı "zarar görenin hayatta olduğu durumlarda" ifadesidir.

Haksız fiil (birinin başkasına zarar vermesi) durumunda, zarar gören kişi hayatta ise, onun uğradığı zararlar genellikle bedensel zarar (vücuduna verilen zarar) ve bunun yarattığı maddi kayıplardır.

  • A, B ve C şıkları (Çalışma gücünün azalması, tedavi giderleri, kazanç kaybı): Bunlar, zarar gören kişi hayatta olduğu için doğrudan onun kendi bedeni ve gelecekteki kazancıyla ilgilidir. Örneğin, bir iş kazası geçiren kişi hayatta kalır ama kolunu kaybeder. Bu durumda tedavi parası ödenir, çalışamama yüzünden kaybettiği para tazmin edilir. Bunlar bedensel zarara bağlı maddi zararlar olduğu için talep edilebilir.
  • D şıkkı (Destekten yoksun kalma): Bu kavram, zarar görenin öldüğü durumlarda devreye girer. Eğer zarar gören kişi hayatta kalırsa, o kişiye "hayatını idame ettirmek için başkasından destek alırdı" diyerek bir tazminat talep edilemez. Destekten yoksun kalma, sadece ölüm halinde, ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu aile üyelerinin (eş, çocuk, yaşlı ebeveyn vb.) uğradığı zarardır.

Özetle: Soru "hayatta olduğu durumlarda" dediği için, ölümle ilgili olan "destekten yoksun kalma" maddesi bu bağlamda tazmin edilemez. Bu yüzden D şıkkı, sorunun aradığı "yer almaz" ifadesine uyan tek cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A, B ve C Şıkları: Bu maddeler, zarar gören kişi hayatta olsa bile doğrudan onun uğradığı zararlardır.
  • A (Çalışma gücü): Vücudun işlevini yitirmesi.
  • B (Tedavi giderleri): Tedavi için harcanan para.
  • C (Kazanç kaybı): Hastalık veya sakatlık nedeniyle çalışamayıp kaybedilen para.
  • Sonuç: Bunlar hayatta olan birinin bedensel zararı sonucu doğan maddi zararlar olduğu için tazmin edilebilirler. Soru "tazmin edilebilecekler arasında yer almaz" dediği için bu şıklar cevap olamaz.
  • E Şıkkı (Ekonomik geleceğin sarsılması): Bu ifade biraz soyut görünse de, 6098 sayılı Kanun ve Yargıtay içtihatlarına göre, bedensel zararın yarattığı gelecekteki ekonomik kayıplar (örneğin yaşlılıkta bakıma muhtaç olma durumu) bedensel zarar kapsamında değerlendirilir ve hayatta olan kişi için talep edilebilir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 53-56 arası "Haksız Fiiller" konusunu ve özellikle "Zarar Türleri"ni iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ayırt etmelisin:

  • Bedensel Zarar: Kişinin vücut bütünlüğüne verilen zarar (Hayatta olanlar için geçerlidir).
  • Maddi Zarar: Bedensel zarardan doğan para kayıpları (Tedavi, kazanç kaybı vb.).
  • Manevi Zarar: Kişinin acı, üzüntü ve ızdırabı.
  • Destekten Yoksun Kalma: Sadece ölüm halinde, ölenin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin uğradığı zarar.

Kural: "Hayatta olan" dediğin an, "Destekten yoksun kalma" maddesini elen, çünkü bu sadece ölümle ilgilidir.

Başarılar dilerim!

Soru 4 · 2023/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiiller ile ilgili genel hükümlerine göre, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması durumunda doğacak hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

  • A)Haklı savunmada bulunan kişi, kendisine saldıranın şahsına verdiği zarardan sorumludur; ancak saldıranın mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
  • B)Haklı savunmada bulunan kişi, kendisine saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
  • C)Haklı savunmada bulunan kişi, kendisine saldıranın mallarına verdiği zarardan sorumludur; ancak saldıranın şahsına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
  • D)Haklı savunmada bulunan kişi, kendisine saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zararın en fazla yarısından sorumlu tutulabilir.
  • E)Haklı savunmada bulunan kişi, kendisine saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zararın en fazla dörtte birinden sorumlu tutulabilir.
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca karşında oturuyormuşsun gibi açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Hadi konuyu adım adım inceleyelim:

1. Neden Doğru Cevap B Şıkkıdır?

Bu sorunun kalbi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 40'dır. Madde, "Haklı Savunma" (veya meşru müdafaa) durumunu düzenler.

Kanunun temel mantığı şudur: Eğer biri sana saldırırsa ve sen de kendini veya başkasını korumak için o saldırıyı püskürtürsen, bu senin bir "haksız fiil" yapman değildir. Yasal olarak bu eylemin hukuka aykırılık özelliği yoktur.

  • Hukuki Sonuç: Eğer bir eylem hukuka aykırı değilse, o eylemden dolayı hiçbir sorumluluk doğmaz.
  • B Şıkkı: "Haklı savunmada bulunan kişi, kendisine saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz." ifadesi, kanunun bu temel kuralını birebir yansıtır. Yani, kendini korumak için saldıranın canına veya malına zarar verdiysen, yasal olarak hiçbir tazminat ödemek zorunda değilsin.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar, sanki haklı savunma yapan kişiye "yarı sorumluluk" veya "dörtte bir sorumluluk" gibi bir yük getirmeye çalışıyor. Bu tamamen yanlıştır:

  • A ve C Şıklar: Bu şıklar, "şahsa zarar verdiysen sorumlu değilsin ama mala verdiysen sorumlusun" veya tam tersi gibi bir ayrım yapar. Oysa kanun, haklı savunma durumunda ne şahsa ne de mala verilen zarardan dolayı sorumluluk doğmaz der. Sadece mal veya sadece şahsa odaklanmak hatadır.
  • D ve E Şıklar: Bu şıklar, sanki haklı savunma yapan kişiye "zararın yarısını" veya "dörtte birini" ödemek zorunda gibi bir sınırlı sorumluluk getiriyor. Bu, Türk Borçlar Kanunu'nda haklı savunma için öngörülen bir kural değildir. Haklı savunma, sorumluluğu tamamen ortadan kaldıran bir durumdur.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Haksız Fiiller bölümündeki "Hukuka Aykırılık Unsuru" ve "Haklı Savunma (Meşru Müdafaa)" kavramını iyi bilmelisin.

  • Kural: Bir eylem, haklı savunma kapsamında gerçekleştiği sürece, o eylem hukuka aykırı değildir.
  • Sonuç: Hukuka aykırılık yoksa, tazminat sorumluluğu da doğmaz.

Özetle: SMMM stajında karşılaşacağın bu tür sorularda akılda kalması gereken en önemli kural şudur: "Haklı savunma varsa, sorumluluk yoktur." Bu yüzden doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 5 · 2023/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme ile ilgili genel hükümlerine göre, zenginleşenin zenginleşmeyi elden çıkardığı durumlarda “zenginleşmeyi elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekli ise” doğacak hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

  • A)Zenginleşen, zenginleşmenin iki katını geri vermekle yükümlüdür.
  • B)Zenginleşen, zenginleşmenin sadece yarısını geri vermekle yükümlüdür.
  • C)Zenginleşen, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
  • D)Zenginleşen, zenginleşmenin sadece dörtte birini geri vermekle yükümlüdür.
  • E)Zenginleşen, zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü değildir.
Çözümü göster — doğru cevap C

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'ndaki Sebepsiz Zenginleşme konusunun en önemli ve sıkça sorulan istisna hallerinden birini inceliyor. Sorunun doğru cevabı C şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım, basit bir dille açıklayalım.

Neden C Şıkkı Doğru?

Kanun, sebepsiz zenginleşme durumunda genellikle "zenginleşen", elden çıkardığı malı geri verirken iyi niyetli (yani "ben bunu geri vermemem gerekir" demeden, sadece elinde olduğunu bilerek) hareket ediyorsa, elden çıkardığı malın geri verilmemesi veya azaltılması yönünde koruma sağlar.

Ancak soruda belirtilen durum farklıdır: "Zenginleşen, ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekir."

Buradaki mantık şudur:

  • Kişi, elindeki malın başkasına ait olduğunu veya ileride geri vermesi gerekebileceğini biliyordu veya bilmemesi gereken bir durum değildi (yani kötü niyetliydi).
  • Eğer bir kişi, "Bu malı geri vermem gerekebilir" diye düşünerek elden çıkarmışsa, bu durumu kötü niyetli kabul edilir.
  • Kanun, kötü niyetli olan kişiyi korumaz. Kötü niyetli olan kişi, elden çıkardığı malı geri verirken, o malın geri verilebilir olan tüm değerini (yani tamamını) geri vermekle yükümlüdür.

Dolayısıyla, kişi elden çıkarmaya çalıştığı malın geri verileceğini bildiği halde bunu yapmışsa, kanun ona "yarısını ver" veya "hiç verme" demez; tamamını geri ver der. Bu yüzden C şıkkı doğrudur.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A, B ve D Şıkları (İki katı, Yarısı, Dörtte biri): Bu şıklar, sebepsiz zenginleşmede genellikle iyi niyetli olan kişiye tanınan indirimlerdir. Eğer kişi elden çıkardığı malı geri verirken, malın değerinin bir kısmını kaybetmişse ve iyi niyetliyse, kanun ona "sadece elinde kalanı" veya "kayıp olan kısmı düşülmüş haliyle" geri verme imkanı tanır. Ancak soruda "ileri geri verileceğini hesaba kattığı" belirtilerek kötü niyet durumu vurgulanmıştır. Kötü niyet varsa, bu indirimler (yarı, çeyrek vb.) uygulanmaz.
  • E Şıkkı (Geri vermekle yükümlü değildir): Bu durum, kişinin elden çıkardığı malın tamamen yok olması ve iyi niyetli olması durumunda bile, sadece elinde kalan kısmı kadar sorumludur. Ancak burada kişi kötü niyetli olduğu için, malın tamamını geri verme yükümlülüğü doğar. Dolayısıyla "hiç geri vermemem" demek kesinlikle yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 72'yi (Sebepsiz Zenginleşme) ve özellikle "Kötü Niyet" durumunu iyi bilmelisin.

Özet Kural:

  • İyi Niyetliyse: Elinden çıkardığı malın geri verilebilir olan kısmını (kayıp olan kısmı düşülmüş) geri verir.
  • Kötü Niyetliyse (İleride geri verileceğini bildiği halde elden çıkarmışsa): Elinden çıkardığı malın tamamını geri vermekle yükümlüdür.

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2023/3 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “kesin hükümsüzlük” hakkındaki düzenlemesine göre, aşağıdakilerden hangisi sözleşmenin kesin hükümsüzlüğüne (geçersizliğine) yol açacak durumlardan biri değildir?

  • A)Kanunlardaki emredici hükümlere aykırılık
  • B)Edimin sözleşmenin kurulmasından sonra borçlunun kusuru olmaksızın imkânsız hâle gelmesi
  • C)Edimin ahlaka aykırı olması
  • D)Edimin bir kimsenin kişilik hakkını ihlal etmesi
  • E)Sözleşmenin kanunlarda öngörülen geçerlilik şekline uygun şekilde yapılmamış olması
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda sözleşmelerin neden geçersiz (hükümsüz) olacağını soruyor.

Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

1. Neden Doğru Cevap B?

Soruda "geçersizliğe yol açacak durumlardan biri DEĞİLDİR" diye soruluyor. Yani üç şık sözleşmeyi geçersiz kılar, bir şık ise sözleşmeyi geçersiz kılmaz.

B şıkkı: "Edimin sözleşmenin kurulmasından sonra borçlunun kusuru olmaksızın imkânsız hâle gelmesi" durumu, sözleşmenin geçersiz olmasına neden olmaz.

  • Mantık: Bir sözleşme kurulurken geçerlidir. Ancak sözleşme kurulduktan sonra, borçlunun hatası olmadan (örneğin deprem, yangın gibi) borcun yerine getirilmesi imkansız hale gelirse, sözleşme geçersiz olmaz; sözleşme sona erer veya feshedilir.
  • Kural: Türk Borçlar Kanunu'na göre, edimin imkansız hale gelmesi (TBK m. 136), sözleşmenin baştan beri geçersiz olduğu anlamına gelmez. Bu durum, sözleşmenin sona ermesi ile sonuçlanır. Dolayısıyla bu durum, "kesin hükümsüzlük" (geçersizlik) sebeplerinden biri değildir.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Cevap Olarak Seçilemez)?

Diğer şıklar (A, C, D ve E), sözleşmenin başından itibaren hiç geçerli olmamasını (kesin hükümsüzlük) sağlayan sebeplerdir. Yani bu durumlar gerçekleşirse sözleşme "yok hükmündedir".

  • A) Kanunlardaki emredici hükümlere aykırılık: Kanunların "yasak" dediği bir şeyi sözleşmeyle yapmak isterseniz, sözleşme geçersizdir. (Doğru bir geçersizlik sebebidir, bu yüzden sorunun cevabı olamaz).
  • C) Edimin ahlaka aykırı olması: Toplumun genel ahlak kurallarına aykırı bir sözleşme (örneğin uyuşturucu ticareti) geçersizdir.
  • D) Edimin bir kimsenin kişilik hakkını ihlal etmesi: Kişilik haklarına (saygınlık, özgürlük vb.) aykırı bir sözleşme geçersizdir.
  • E) Sözleşmenin kanunlarda öngörülen geçerlilik şekline uygun şekilde yapılmamış olması: Kanun "yazılı olmalı" derken sadece sözlü yapılmışsa, sözleşme geçersizdir.

Özetle: A, C, D ve E şıkları sözleşmeyi "geçersiz" kılar. Sadece B şıkkı sözleşmeyi "geçersiz" kılmaz, sözleşmenin sona ermesine neden olur. Soru "geçersizlik olmayan durum" diye sorduğu için cevap B'dir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın şu iki temel kavramını iyi ayırt etmelisin:

  • Geçersizlik (Hükümsüzlük): Sözleşmenin kurulduğu andan itibaren hiç var olmamış gibi kabul edilir. (Sebep: Kanuna aykırılık, ahlaka aykırılık, şekil eksikliği vb.)
  • Sona Erme / İmkansızlık: Sözleşme başlangıçta geçerlidir, ancak sonradan bir olay yüzünden yerine getirilemez hale gelir ve sözleşme sona erer. (Sebep: Borçlunun hatası olmadan edimin imkansız hale gelmesi).

Öğrenciye Not: Sınavda "geçersizlik sebepleri" sorulduğunda, "edimin imkansız hale gelmesi" şıkkını gördüğün an, bunun sözleşmeyi geçersiz kılmadığını, sona erdirdiğini hatırla ve şıkkı işaretle.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz