2024/1 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2024/1 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2024/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, süreye bağlı borçlarda vade ve sürenin hesaplanmasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur.
  • B)Sekiz gün olarak belirlenmiş süre, bir haftayı ifade eder.
  • C)Borcun ifası için ayın başlangıcı belirlenmişse, bundan ilgili ayın ilk haftasının son günü anlaşılır.
  • D)Borcun ifası için ayın sonu belirlenmişse bundan ayın son haftasının ilk günü anlaşılır.
  • E)Borcun ifası için sadece ay belirlenmişse bundan o ayın onbeşinci günü anlaşılır.
Çözümü göster — doğru cevap A

SMMM staja giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun sürelerin hesaplanması konusundaki kurallarını sorguluyor. Bu konu, hukukta "vade" ve "süre" hesaplamalarında sıkça karşımıza çıkar ve pratik hayatta da çok önemlidir.

Gelin şıkkı şıkkı inceleyelim ve doğru cevabın neden A olduğunu adım adım görelim.

✅ Neden Doğru Cevap A Şıkkı?

A) Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur.

Bu ifade doğrudur ve TBK Madde 140'ın birinci fıkrasında açıkça belirtilmiştir.

  • Mantığı Nedir? Kanun, süreler "hafta" olarak belirlendiğinde, sürenin bitiş gününü belirlerken bir kural koyar: Eğer süre bir hafta ise, sürenin bittiği gün, sözleşmenin kurulduğu günün haftanın aynı ismine (örneğin pazartesi, salı vb.) denk gelen gün olur.
  • Örnek: Diyelim ki bir sözleşme Pazartesi günü kuruldu ve süresi 1 hafta olarak belirlendi. Bu durumda süre, sözleşmenin kurulduğu günün ismi olan Pazartesi'de dolmuş olur. Eğer süre 2 hafta ise, ikinci haftanın Pazartesi günü dolmuş olur.
  • Kural: TBK Madde 140/1: "Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur."

Bu kural, süre hesaplamalarında belirsizliği önlemek ve tarafların ne zaman borçlarını yerine getireceklerini net bir şekilde anlamalarını sağlamak için konulmuştur.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar, TBK'daki ilgili maddelerle çelişir veya yanlış yorum içerir:

  • B) Sekiz gün olarak belirlenmiş süre, bir haftayı ifade eder.
  • Yanlış: Kanun, bir haftayı 7 gün olarak kabul eder. Sekiz gün, bir haftadan fazladır. Bu şık, haftanın 7 gün olduğunu bilmeyen birinin yapacağı basit bir hatadır.
  • C) Borcun ifası için ayın başlangıcı belirlenmişse, bundan ilgili ayın ilk haftasının son günü anlaşılır.
  • Yanlış: Eğer süre "ayın başlangıcı" olarak belirlenmişse, bu ayın ilk günü anlamına gelir, haftanın sonu değil. Kanun, ayın başlangıcı belirlenirse, sürenin ayın ilk günü bittiğini söyler.
  • D) Borcun ifası için ayın sonu belirlenmişse bundan ayın son haftasının ilk günü anlaşılır.
  • Yanlış: "Ayın sonu" belirlenmişse, bu ayın son günü anlamına gelir. Kanun, ayın sonu belirlenirse sürenin ayın son günü bittiğini belirtir. Haftanın ilk günü ile bir ilgisi yoktur.
  • E) Borcun ifası için sadece ay belirlenmişse bundan o ayın onbeşinci günü anlaşılır.
  • Yanlış: Eğer sadece "ay" belirlenmişse, kanun buna göre sürenin ayın son günü bittiğini söyler. Onbeşinci gün (yarım ay) gibi bir kural TBK'da yoktur. Bu şık tamamen uydurma bir kuraldır.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 140'ı (Sürelerin Hesaplanması) ezberlemeniz veya iyi anlamanız gerekir.

Özetle şu kuralları hatırlamalısınız:

  • Hafta: Süre hafta olarak belirlenirse, bitiş günü, sözleşmenin kurulduğu günün haftanın aynı ismine denk gelen gündür.
  • Ay: Süre ay olarak belirlenirse, bitiş günü ayın son günüdür.
  • Yıl: Süre yıl olarak belirlenirse, bitiş günü yılın son günüdür.
  • Gün: Süre gün olarak belirlenirse, bitiş günü son gündür.

Sonuç: Doğru cevap A şıkkıdır. Sınavda benzer sorularla karşılaştığınızda, "Hafta" kelimesini gördüğünüzde hemen "sözleşmenin kurulduğu günün ismi"ne bakın; "Ay" kelimesini gördüğünüzde ise "ayın son günü"ne bakın. Bu kuralı akılda tutmak, benzer soruları çözmenizi kolaylaştıracaktır. Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2024/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, “ısmarlanmamış bir şeyin gönderilmesi”nin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz; bu şeyi alan kişi, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.
  • B)Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz; ancak, bu şeyi alan kişi, onu geri göndermekle yükümlüdür.
  • C)Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz; ancak, bu şeyi alan kişi, onu saklamakla yükümlüdür.
  • D)Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılır; bu şeyi alan kişi, onu saklamakla yükümlüdür.
  • E)Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi kabul sayılır; sözleşme kurulmuş olur.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, SMMM stajı ve genel hukuk bilgisi açısından çok önemli bir ilkeyi, yani "İstemsiz Mal Gönderme" durumunu sorguluyor. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim:

Neden A Şıkkı Doğru?

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre, bir kişi sizden habersiz, sizden bir istek gelmeden bir şey gönderirse, bu durum hukuki bir sözleşme kurmaz. Yani, "Ben sana bu ürünü gönderdim, sen de kabul etmiş oldun" diyemez.

Kanun, bu tür durumlarda alıcıyı (yani malı alan kişiyi) korur. Kanunun getirdiği temel kural şudur:

  • Öneri Sayılmaz: Malı gönderen kişi, bunu bir teklif (öneri) olarak sunmuş sayılmaz.
  • Yükümlülük Yoktur: Malı alan kişi, bu ürünü geri göndermekle veya saklamakla yükümlü değildir. Yani, "Bana gönderdiniz, ben de bunu saklayayım veya size geri gönderelim" demek zorunda değilsiniz. Malı istediğiniz gibi kullanabilir, atabilir veya geri göndermeyebilirsiniz.

Bu nedenle A şıkkı, kanunun tam olarak söylediği gibi; "ne öneri sayılır ne de geri gönderme/saklama yükümlülüğü vardır" diyerek doğru cevabı verir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • B ve C Şıkları: Bu şıklar, malı alan kişinin "geri göndermek" veya "saklamakla yükümlü olduğunu" söyler. Bu yanlıştır. Kanun, alıcıyı bu tür bir yükümlülüğe sokmaz. Eğer alıcı malı saklarsa veya geri gönderirse bu onun gönüllü bir tercihidir, zorunluluğu yoktur.
  • D Şıkkı: Bu şık, gönderilen şeyin bir "öneri" olduğunu ve alıcının saklama yükümlülüğü olduğunu iddia eder. Oysa 6098 sayılı Kanun'a göre ısmarlanmamış mal gönderimi öneri bile değildir. Dolayısıyla bu şık tamamen hatalıdır.
  • E Şıkkı: Bu şık, "kabul sayılır ve sözleşme kurulur" der. Bu en büyük hatadır. Eğer böyle olsaydı, herkes istemediği ürünleri gönderip, alan kişiye "sözleşme kuruldu, para ödeyin" diyebilirdi. Kanun bunu engellemek için sözleşmenin kurulamayacağını açıkça belirtmiştir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 14'ü (veya genel borçlar hukuku prensipleri) bilmek gerekir.

Özetle ezberlemen gereken kural şudur: > "Ismarlanmamış bir şey gönderilmesi, sözleşme kurmaz. Alıcı, malı geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir."

Bu kuralı aklında tutarsan, benzer sorularda asla şaşırmazsın. Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2024/1 · Borçlar Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen kusursuz sorumluluk hâlleri arasında yer almaz?

  • A)Adam çalıştıranın sorumluluğu
  • B)Hayvan bulunduranın sorumluluğu
  • C)Yapı malikinin sorumluluğu
  • D)Tehlike sorumluluğu
  • E)İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden sorumluluğu
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) yer alan "Kusursuz Sorumluluk" kavramını ve hangi durumların bu kanun kapsamında düzenlendiğini ölçüyor. Doğru cevap E şıkkıdır.

Gelin bu durumu adım adım, sanki bir derste anlatıyormuşuz gibi inceleyelim:

Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

Sorunun anahtarı şudur: "Hangi kanun düzenliyor?"

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özel hukuk kurallarını belirler. Yani, gerçek kişiler (bireyler) ve tüzel kişiler (şirketler) arasındaki borç ilişkilerini düzenler. Ancak E şıkkında bahsedilen "İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden sorumluluğu", İdare Hukuku'nun konusudur.

Devlet ve kamu kurumları (İdare) ile vatandaşlar arasındaki hukuki ilişki, özel hukuk kurallarına tabi değildir. İdarenin sorumluluğu, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu veya İdare Hukuku ve Anayasa hükümleri ile düzenlenir. Dolayısıyla, idarenin sorumluluğu 6098 sayılı TBK'da yer almaz. Bu nedenle E şıkkı, sorunun "yer almaz" diyen kısmına uyan tek cevaptır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Olarak TBK'da Yer Alan)?

Diğer şıkların hepsi, TBK'nın 49. maddesinden 55. maddesine kadar olan bölümlerde açıkça belirtilmiş kusursuz sorumluluk hâlleridir. Yani, bu durumlarda zarar görenin, zarar verenin kusurunu (hatalı davranışını) ispatlamasına gerek yoktur; kanun doğrudan sorumluluğu kabul eder.

  • A) Adam çalıştıranın sorumluluğu: Bir işveren, çalışanının iş sırasında verdiği zarardan, işverenin kendi kusuru olmasa bile sorumludur (TBK m. 66).
  • B) Hayvan bulunduranın sorumluluğu: Hayvan sahibi, hayvanın verdiği zarardan, hayvanı kontrol edememiş olsa bile sorumludur (TBK m. 70).
  • C) Yapı malikinin sorumluluğu: Bir binanın yıkılması veya parçalarının düşmesi sonucu oluşan zarardan, malik sorumludur (TBK m. 71).
  • D) Tehlike sorumluluğu: Tehlikeli bir iş veya faaliyetten kaynaklanan zararlardan, o işin sahibi sorumludur (TBK m. 72).

Gördüğün gibi A, B, C ve D şıkları doğrudan TBK'da yazılı kurallardır. Sadece E şıkkı, özel hukuk değil, kamu hukuku alanına girer.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için şunları bilmelisin:

  • Kusursuz Sorumluluk Kavramı: Zarar görenin kusuru ispatlamadan, kanunun öngördüğü özel durumlarda sorumluluğun doğması.
  • TBK'nın Kapsamı: 6098 sayılı Kanun'un sadece özel hukuk ilişkilerini düzenlediği, kamu hukuku (devlet ve idare) işlerini düzenlemediği.
  • TBK Madde Aralığı: TBK'da kusursuz sorumluluk maddelerinin (özellikle 49-72. maddeler arası) hangi durumları kapsadığını bilmek.

Özetle: Devleti (İdareyi) özel hukuk kurallarına (TBK'ya) tabi tutamazsın. Bu yüzden "İdarenin sorumluluğu" TBK'da yer almaz. Cevap E'dir.

Soru 4 · 2024/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin genel hükümlerine göre, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmadığında, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü değildir.
  • B)Kural olarak zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
  • C)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
  • D)Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
  • E)Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, SMMM stajı için çok önemli olan Haksız Fiiller konusunu ölçüyor. Soruda "hangisi yanlıştır" diye sorulduğu için, doğru olanı bulmak yerine, hukuk kurallarına aykırı olan ifadeyi işaretlememiz gerekiyor.

Doğru cevap A şıkkıdır. Şimdi gel, nedenini adım adım açıklayalım.

Neden A Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

A şıkkında şunlar yazıyor: "Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmadığında, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü değildir."

Bu ifade yanlıştır çünkü Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49'da haksız fiil için iki temel şart arar:

  • Zarar verici bir fiil işlenmiş olmalı.
  • Bu fiilin yasaklayıcı bir hukuk kuralına aykırı olması VEYA ahlaka aykırı olması gerekir.

Yani, bir fiilin zarar verici olması yetmez; ya bir kanunla yasaklanmış olmalı ya da ahlaka aykırı olmalıdır. Eğer bir fiil ahlaka aykırıysa ve kasten zarar veriliyorsa, o fiilin yasaklayıcı bir kanun maddesi olmaması bile sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Kanun koyucu, "yasak yoksa sorumluluk yok" dememiştir; "yasak yoksa bile ahlaka aykırıysa sorumluluk vardır" demiştir.

Dolayısıyla, A şıkkındaki "yasaklayıcı kural bulunmadığında... yükümlü değildir" ifadesi, TBK'nın genel hükümlerine aykırıdır. Bu yüzden bu şık yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Şıklar Neden Doğru? (Yanlış Şıklar)

Diğer şıkların doğru olduğunu, yani TBK'ya uygun olduğunu hatırlayalım:

  • B Şıkkı (Doğru): Hukukta genel kural şudur: "İddia eden ispat yükümlüdür." Zarar gören kişi, hem kendisine zarar verildiğini hem de zarar verenin kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu ifade doğrudur.
  • C Şıkkı (Doğru): Zararın tam miktarını ispat etmek bazen çok zordur. Bu durumda hakim, olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemlere bakarak, hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Bu, TBK m. 49/2'deki açık bir hükümdür.
  • D Şıkkı (Doğru): Tazminatın aylık ödenmesi (irat) şeklinde hükmedilirse, borçlu gelecekte ödemeyi yapamazsa zarar görenin hakkı elinden alınmamalıdır. Bu yüzden borçlu, güvence göstermekle yükümlüdür.
  • E Şıkkı (Doğru): Hakim, tazminatın ne kadar olacağına ve nasıl ödeneceğine karar verirken sadece rakamı değil, kusurun ağırlığını ve olayın gereğini de dikkate alır. Bu ifade de doğrudur.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 49 (Haksız Fiiller) konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu iki noktaya dikkat etmelisin:

  • Haksız fiil oluşması için yasaklayıcı kural şart mıdır? (Hayır, ahlaka aykırılık da yeterlidir.)
  • Zararın miktarı ispat edilemezse ne olur? (Hakim hakkaniyetle belirler.)

Özetle: Soruda "yanlış olanı" bulmamız istendiği için, "yasak yoksa sorumluluk yok" diyen A şıkkını işaretlememiz gerekir. Çünkü ahlaka aykırı ve kasten zarar verme durumunda, yasaklayıcı bir kanun maddesi olmasa bile sorumluluk doğar.

Soru 5 · 2024/1 · Borçlar Hukuku

I. Sözleşmenin konusunda esaslı yanılma hâli II. Kanunda öngörülen geçerlilik şekline aykırılık hâli III. Sözleşme koşullarının kamu düzenine aykırılık taşıması IV. Sözleşme kurulurken sözleşmenin konusunun gerçekleştirilmesinin kesin olarak imkânsız olması V. Taraflardan birinin diğerini aldatması sonucunda sözleşmenin kurulması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, yukarıdakilerden hangileri bir sözleşmenin “iptal edilebilme sebepleri” arasında yer alır?

  • A)I ve II
  • B)I ve V
  • C)II ve III
  • D)II ve IV
  • E)III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soru, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sözleşmelerin geçerliliği ile ilgili en temel ve sıkça karıştırılan iki kavramı: "İptal" ve "Hükümsüzlük" ayrımını ölçüyor. Doğru cevap B şıkkıdır.

Gelin bu durumu bir öğrenci gibi adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap B (I ve V)?

Bir sözleşmenin "iptal edilebilmesi", sözleşmenin kurulduğu andan itibaren geçerli olması, ancak belirli bir hata veya hile nedeniyle taraflardan birinin isteğiyle mahkeme kararıyla yok edilmesi anlamına gelir. Yani sözleşme baştan beri geçersiz değildir; iptal davası açılıncaya kadar geçerlidir.

Kanunumuzda sözleşmeyi iptal edilebilme sebepleri şunlardır:

  • Esaslı Yanılma (I. Madde): Kişi, sözleşmenin konusu veya tarafları hakkında çok önemli bir hataya düşerse (örneğin; sahte bir tabloyu gerçek sanıp satın alırsa), bu hatayı öğrenince sözleşmeyi iptal edebilir.
  • Hile (V. Madde): Taraflardan biri, diğerini kandırarak (aldatarak) sözleşme imzalatırsa, aldatılan taraf sözleşmeyi iptal edebilir.
  • Korkutma (İsteğe bağlı olarak): Tehdit altında imzalanan sözleşmeler de iptal edilebilir.

Bu nedenle, sorudaki I. (Esaslı Yanılma) ve V. (Hile/Aldatma) maddeleri, sözleşmenin iptal sebepleridir. Cevabımız B şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklarda yer alan durumlar, sözleşmenin "iptal" değil, "hükümsüzlük" sebepleridir. Hükümsüzlük, sözleşmenin baştan beri hiç var olmamış gibi kabul edilmesidir ve iptal davası açmaya gerek yoktur; mahkeme kendiliğinden de hükümsüz olduğunu belirler.

  • II. Madde (Kanuni Şekil Şartına Aykırılık): Eğer kanun, bir sözleşmenin yazılı olması gerektiğini söylüyorsa ve taraflar yazılı yapmamışsa, bu sözleşme hükümsüzdür. İptal edilemez, baştan geçersizdir.
  • III. Madde (Kamu Düzenine Aykırılık): Sözleşmenin amacı veya içeriği toplumun genel düzenine ve ahlak kurallarına aykırıysa (örneğin; uyuşturucu ticareti sözleşmesi), bu sözleşme hükümsüzdür.
  • IV. Madde (Konunun İmkânsız Olması): Sözleşme kurulurken, sözleşmenin konusu (örneğin satılan eşya) zaten yok olmuşsa veya fiziksel olarak yapılması kesin olarak imkânsızsa, sözleşme hükümsüzdür.

Bu üç durum (II, III ve IV) TBK'ya göre "Hükümsüzlük" sebepleridir. Soru ise "İptal" sebeplerini sorduğu için bu şıklar yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 26-30 arası konusunu iyi bilmelisin. Özellikle şu ayrımı ezberlemelisin:

  • İptal Sebepleri: Yanılma, Hile, Korkutma. (Sözleşme geçerlidir, iptal davası açılır).
  • Hükümsüzlük Sebepleri: Şekil şartına aykırılık, Kamu düzenine aykırılık, İmkânsızlık. (Sözleşme baştan geçersizdir).

Sınavlarda "iptal", "geçersizlik", "hükümsüzlük" ve "hiçlik" kelimelerine dikkat etmelisin. Soru "iptal edilebilme sebepleri" dediği için sadece I ve V'i işaretlemelisin.

Soru 6 · 2024/1 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme ile ilgili genel hükümlerine göre, bir şeyin hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilmesi durumunda doğabilecek hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

  • A)Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri çerçevesinde her zaman geri istenebilir.
  • B)Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde geri istenebilir.
  • C)Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez; ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.
  • D)Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey yalnızca zenginleşenin tacir olduğu durumlarda geri istenebilir.
  • E)Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin ekonomik değerinin yalnızca yarısı geri istenebilir.
Çözümü göster — doğru cevap C

Doğru cevap C şıkkıdır çünkü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin 81 inci maddesine göre hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez; ancak açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir. Kanun, hukuka aykırı amaçla edimde bulunanı sebepsiz zenginleşme davasıyla korumaz, fakat bu değerin karşı tarafta kalmasını da önlemek için hâkime Devlete mal etme yetkisi tanır.

A şıkkı yanlıştır çünkü böyle bir verme hâlinde geri isteme hakkı kural olarak yoktur, her zaman geri istenebileceği söylenemez. B şıkkı yanlıştır çünkü düzenleme haksız fiil hükümlerinde değil, sebepsiz zenginleşme hükümlerinde yer alır ve sonucu geri istememedir. D şıkkı yanlıştır çünkü kanun zenginleşenin tacir olup olmamasına göre bir ayrım yapmaz. E şıkkı yanlıştır çünkü kanunda ekonomik değerin yarısının geri istenebileceğine ilişkin bir hüküm yoktur.

Bilinmesi gereken kural: Hukuka veya ahlaka aykırı amaçla verilen şey geri istenemez, hâkim bunun Devlete mal edilmesine karar verebilir.

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz