2024/2 SGS Borçlar Hukuku Soruları ve Çözümleri

2024/2 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: Borçlar Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2024/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi kesin hükümsüzlük sebepleri arasında yer almaz?

  • A)Sözleşmeye aykırılık
  • B)Kanunun emredici hükümlerine aykırılık
  • C)Ahlaka aykırılık
  • D)Kamu düzenine aykırılık
  • E)Kişilik haklarına aykırılık
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir hoca sana derste anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı A şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap "A" (Sözleşmeye Aykırılık)?

Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) göre bir sözleşmenin kesin hükümsüz (hiç var olmamış gibi) sayılması için, sözleşmenin içeriğinin veya kurulduğu şeklinin kanunun en temel kurallarına, ahlaka veya kamu düzenine açıkça aykırı olması gerekir.

Ancak "Sözleşmeye aykırılık" ifadesi, sözleşmenin geçersiz olma sebebi değil, sözleşme geçerli olduktan sonra tarafların sözleşme hükümlerine uymaması durumudur. Yani, sözleşme kurulmuştur ve geçerlidir; ancak biri sözleşmede yazanları yapmamıştır. Bu durumda sözleşme "kesin hükümsüz" olmaz, sadece ihlal edilmiş olur ve bu durumdan dolayı tazminat veya sözleşmenin feshi gibi sonuçlar doğar. Dolayısıyla bu, hükümsüzlük sebebi değildir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Cevap Değil)?

Diğer şıklar (B, C, D ve E), TBK Madde 27 ve ilgili maddeler uyarınca sözleşmenin kesin hükümsüz olmasına neden olan temel sebeplerdir:

  • B) Kanunun emredici hükümlerine aykırılık: Kanun "bunu yapamazsın" dediği bir durumu sözleşmeye koymak, sözleşmeyi baştan geçersiz kılar.
  • C) Ahlaka aykırılık: Toplumun genel ahlak kurallarına ters düşen bir sözleşme (örneğin; "ölürseniz malımı size vereceğim" diyen bir sözleşme) hükümsüzdür.
  • D) Kamu düzenine aykırılık: Devletin temel düzenini veya kamu yararını zedeleyen sözleşmeler geçersizdir.
  • E) Kişilik haklarına aykırılık: Kişinin onur, saygınlığı veya özel hayatı gibi temel haklarını ihlal eden sözleşmeler de hükümsüzdür.

Bu dört madde, sözleşmenin "doğumundan itibaren" hiç var olmamış sayılmasını sağlar. Soruda ise "yer almaz" dediği için, hükümsüzlük sebebi olmayan tek seçenek olan A şıkkı doğru cevaptır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 27'yi ve Hükümsüzlük Sebepleri konusunu iyi bilmelisin.

Özetle şunu ezberlemelisin:

  • Hükümsüzlük Sebepleri: Kanun emredici hükümlerine aykırılık, ahlaka aykırılık, kamu düzenine aykırılık ve kişilik haklarına aykırılık.
  • Hükümsüzlük Olmayan Durum: Sadece sözleşme hükümlerine uymamak (sözleşmeye aykırılık) bir hükümsüzlük sebebi değildir, bu bir sözleşme ihlalidir.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2024/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, haksız fiilden kaynaklanan sorumlulukta zararın ispatı konusunda ispat yükü kime aittir?

  • A)İcra müdürüne
  • B)Zarar görene
  • C)Hakime
  • D)Cumhuriyet savcısına
  • E)Zarar verene
Çözümü göster — doğru cevap B

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir ders çalışıyormuşsun gibi adım adım açıklayalım. Sorunun doğru cevabı B şıkkıdır.

Neden Doğru Cevap B (Zarar Görene)?

Hukukta "İspat yükü" (ispat sorumluluğu), bir iddiayı kanıtlama yükümlülüğüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na ve genel hukuk ilkelerine göre temel kural şudur: "İddia eden, iddiasını ispatlamak zorundadır."

Haksız fiil davalarında durum şöyledir:

  • Zarar Gören (Davacı): "Ben zarar gördüm, bu zarar senin hatan yüzünden oldu ve bana maddi/manevi bir kayıp verdi" der.
  • Kanıt Yükü: Zarar gören kişi, mahkemeye gidip "Zararımın var olduğunu" ve "Bu zararın senin eyleminle doğduğunu" kanıtlamak zorundadır. Yani, zararın varlığını ve miktarını ispatlama yükü zarar görenin omuzlarındadır.

Eğer zarar gören kişi, "Benim zararım şu kadar" diyip bunu delillerle (fatura, rapor, tanık vb.) gösteremezse, davayı kaybeder. Bu yüzden ispat yükü B) Zarar görene aittir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • A) İcra müdürü: İcra müdürü, borçlunun malvarlığını bulup hacze alma işlemlerini yürüten bir memurdur. Haksız fiil davalarında zararın varlığını ispatlayan kişi değildir.
  • C) Hakime: Hakimin görevi, tarafların sunduğu delilleri değerlendirmek ve yargı kararını vermektir. Hakim, tarafların iddialarını ispat etmekle yükümlü değildir; o sadece "ispat yükü"ne uyan tarafın iddiasını kabul edip etmeyeceğine karar verir.
  • D) Cumhuriyet savcısına: Savcılar suç işlendiğinde soruşturma yürütür. Ancak haksız fiil davaları genellikle hukuk davasıdır (ceza davası değil). Zararın varlığını ispatlamak savcının işi değildir.
  • E) Zarar verene: Zarar veren kişi (davalı), genellikle "Benim bir hatam yoktu" veya "Zarar senin kendi hatandandır" diyerek savunma yapar. Savunma yaparken, iddia edenin (zarar görenin) iddiasını çürütme yükümlülüğü vardır, ancak zararın varlığını ilk defa ispatlama yükü ona ait değildir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Hukukta İspat Yükü ve Haksız Fiil Sorumluluğu konularını iyi bilmelisin.

Özellikle şunu ezberlemelisin: > "İddia eden, iddiasını ispatlamak zorundadır."

Haksız fiil davalarında iddia eden taraf zarar gören olduğu için, ispat yükü de ona aittir. Zarar verenin ise sadece savunma yapma hakkı vardır.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2024/2 · Borçlar Hukuku

A ile B, 100 ton demire ilişkin bir satım sözleşmesi yapmak istemektedir. A ton başına 20.000 ₺ ödemeye ilişkin teklifini B’ye posta yoluyla 23.11.2023 tarihinde göndermiş ve teklif B’ye 25.11.2023 tarihinde ulaşmıştır. Teklifte bir süre sınırı belirtilmemiştir. B, kendisine teklif edilen fiyatı makul bulmuş ve teklifi kabul ettiğine dair postayı 29.11.2023 tarihinde A’ya göndermiştir. Bu beyan A’nın işyerine 01.12.2023 tarihinde ulaşmış, A ise kabule ilişkin mektubu 02.12.2023 tarihinde okumuştur. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda taraflar arasındaki satım sözleşmesinin kurulma ile hüküm ve sonuçlarını doğurma anları hangi seçenekte sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

  • A)25.11.2023-01.12.2023
  • B)29.11.2023-01.12.2023
  • C)29.11.2023-02.12.2023
  • D)01.12.2023-02.12.2023
  • E)01.12.2023-29.11.2023
Çözümü göster — doğru cevap E

Öncelikle doğru cevap olan E şıkkını neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim: Sözleşmenin kurulma anı, kabul beyanının (B'nin mektubunun) teklif sahibinin (A'nın) işyerine ulaştığı tarih olan 01.12.2023'tür; çünkü kanunumuzda kabul beyanı, teklif sahibine ulaştığı anda hüküm ifade eder ve sözleşme o an kurulmuş sayılır. Sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurma anı ise, taraflar arasında bir süre sınırı belirtilmediği için kabul beyanının gönderildiği tarih olan 29.11.2023'tür; zira taraflar sözleşmenin bu tarihten itibaren geçerli olmasını istemiş sayılırlar ve kabul beyanı gönderildiği anda taraflar arasında bağlayıcı bir ilişki başlar. Bu nedenle, kurulma anı (01.12.2023) ve hüküm doğurma anı (29.11.2023) sırasıyla E şıkkında doğru verilmiştir.

Şimdi diğer şıkların neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A şıkkı (25.11.2023), teklifin B'ye ulaştığı tarihtir ve sözleşmenin kurulması için kabul beyanının ulaşması gerekir, bu yüzden bu tarih yanlıştır.
  • B ve C şıkları (29.11.2023), kabulün gönderildiği tarihtir ancak sözleşme ancak A'ya ulaştığında (01.12.2023) kurulmuş olur, bu yüzden ilk tarihleri yanlıştır.
  • D şıkkı (01.12.2023-02.12.2023), ilk tarihi doğru vermesine rağmen ikinci tarihi A'nın mektubu okuduğu gün olarak almıştır; oysa sözleşme hüküm ve sonuçlarını doğurmak için okunması gerekmez, sadece gönderilmesi yeterlidir.

Bu soruyu çözebilmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 20 ve 21'deki "kabul beyanının iletilmesi" ve "sözleşmenin kurulma ile hüküm ve sonuçlarını doğurma anları arasındaki fark" konularını bilmek gerekmektedir.

Sonuç olarak, kabul beyanının gönderildiği gün sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurduğu, ancak ulaştığı gün sözleşmenin resmi olarak kurulduğu kuralı gereği doğru seçenek E şıkkıdır.

Soru 4 · 2024/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, aşağıdakilerden hangisi sözleşmenin iptali sebeplerinden biri değildir?

  • A)Esaslı yanılma
  • B)Aldatma
  • C)Şekil eksikliği
  • D)Aşırı yararlanma
  • E)Korkutma
Çözümü göster — doğru cevap C

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi anlamamız gerekiyor. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'na göre sözleşmelerin iptal sebeplerini soruyor.

Hadi gel, soruyu adım adım çözelim.

1. Neden Doğru Cevap "C" Şıkkıdır?

Soruda "iptal sebeplerinden biri DEĞİLDİR" diye soruluyor. Yani, diğer şıklarda verilen durumlar sözleşmeyi iptal ettirir, ancak doğru cevap olan durum sözleşmeyi iptal ettirmez.

C) Şekil eksikliği şıkkı doğrudur çünkü TBK'ya göre, kanunun veya tarafların sözleşme için bir şekil (örneğin yazılı olması, noter onayı vb.) şart koştuğu durumlarda, bu şekil yerine getirilmezse sözleşme geçersiz olur.

Buradaki fark şudur:

  • İptal: Geçerli bir sözleşmenin, belirli bir sebeple (yanılma, korkutma vb.) mahkeme kararıyla geçmişe etkili olarak yok edilmesidir.
  • Geçersizlik: Başından beri hiç var olmamış gibi kabul edilen sözleşmedir. Şekil eksikliği olan sözleşme, mahkemeye gidip "bunu iptal et" demez; zaten kanunen hiç doğmamıştır.

Dolayısıyla, "şekil eksikliği" bir iptal sebebi değil, bir geçersizlik sebebidir. Bu yüzden C şıkkı sorunun doğru cevabıdır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru İptal Sebebi Olan)?

Diğer şıklar (A, B, D ve E), TBK Madde 28-30 ve 43-44 arasında düzenlenmiş olan iptal sebepleridir. Yani bu sebeplerle sözleşme geçerli olarak kurulur, ancak mağdur olan taraf mahkemeye başvurarak sözleşmeyi iptal ettirebilir:

  • A) Esaslı Yanılma: Kişi, sözleşmenin konusunu veya taraflarını yanlış anladığı için sözleşmeyi iptal edebilir.
  • B) Aldatma (Hile): Karşı tarafın yalan söylemesi veya gerçeği saklamasıyla sözleşme yapıldıysa iptal edilir.
  • D) Aşırı Yararlanma: Bir tarafın acizlik, bağımlılık veya deneyimsizlik durumunu kullanarak aşırı yarar sağlaması sözleşmeyi iptal ettirir.
  • E) Korkutma (Korkutma): Karşı tarafın tehdit etmesiyle sözleşme yapıldıysa iptal edilir.

Bu dört madde de sözleşmenin iptal sebepleridir, dolayısıyla sorunun "değildir" sorusuna cevap olamazlar.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu'nda "Hükümsüzlük ve İptal" ayrımını iyi bilmelisin.

  • İptal (TBK m. 28-30, 43-44): Geçerli sözleşmenin, irade sakatlığı (yanılma, hile, korkutma, aşırı yarar) nedeniyle mahkeme kararıyla yok edilmesi.
  • Geçersizlik (TBK m. 27): Şekil eksikliği, kanuna aykırılık veya imkansızlık gibi sebeplerle sözleşmenin baştan beri hiç var olmaması.

Özetle: Şekil eksikliği sözleşmeyi "iptal" ettirmez, sözleşmeyi "geçersiz" kılar. Bu ayrımı bildiğin sürece bu soruyu rahatlıkla çözebilirsin. Başarılar!

Soru 5 · 2024/2 · Borçlar Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi tehlike sorumluluğu hâllerinden biri değildir?

  • A)Motorlu taşıt işletenin sorumluluğu
  • B)Sivil hava aracı işletenin sorumluluğu
  • C)Nükleer enerji santrali işletenin sorumluluğu
  • D)Petrol arama ve üretimi faaliyetlerinden kaynaklanan sorumluluk
  • E)Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan sorumluluk
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soruyu bir SMMM (Serbest Muhasebeci Mali Müşavir) stajı öğrencisi gibi düşünerek, sanki bir derste anlatıyormuş gibi adım adım açıklayalım.

Öncelikle sorunun temelini oluşturan "Tehlike Sorumluluğu" kavramını anlamamız gerekiyor. Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir işin veya faaliyetin doğasında olağanüstü bir tehlike varsa ve bu tehlike gerçekleştiğinde zarar oluşursa, işi yapan kişi (işleten) kusuru olmasa bile sorumludur. Yani "Ben hiçbir hata yapmadım" derseniz de, o işin doğasından kaynaklanan bir tehlike varsa tazminat ödemek zorunda kalırsınız.

Neden Doğru Cevap E Şıkkıdır?

E) Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şıkkı, tehlike sorumluluğu hâllerinden biri değildir.

Nedenini şöyle açıklayabiliriz: Tapu dairesi veya noter gibi kurumlar tapu kayıtlarını tutar. Burada bir "tehlike" değil, kusur sorumluluğu söz konusudur. Yani, tapu memuru veya çalışanı bir hata yapar, dikkatsizlik gösterir veya kanuna aykırı işlem yaparsa sorumludur. Eğer kusur yoksa, yani işlem usulüne uygun yapıldıysa, tapu sicilinden kaynaklı bir zarar için "tehlike sorumluluğu" ilkesiyle tazminat ödenmez. Bu durum, Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde sayılan özel tehlike sorumlulukları arasında yer almaz.

Diğer Şıklar Neden Yanlış (Doğru Tehlike Sorumluluğu Hâlidir)?

Diğer şıkların hepsi, Borçlar Kanunu Madde 60'ta açıkça belirtilen ve tehlike sorumluluğu gerektiren durumlardır. Bunlarda işleten, kusuru olmasa bile sorumludur:

  • A) Motorlu taşıt işletenin sorumluluğu: Araç kullanmak doğasında bir tehlike barındırır. Kazada sürücü kusursuz olsa bile, araç işleten sorumludur.
  • B) Sivil hava aracı işletenin sorumluluğu: Uçakların havada olması ve potansiyel tehlikeleri nedeniyle, işleten kusursuz olsa bile sorumludur.
  • C) Nükleer enerji santrali işletenin sorumluluğu: Radyoaktivite ve patlama riski gibi olağanüstü bir tehlike içerir.
  • D) Petrol arama ve üretimi faaliyetlerinden kaynaklanan sorumluluk: Petrol sızıntısı veya patlama gibi büyük riskler barındıran bir işlemdir.

Gördüğünüz gibi A, B, C ve D şıkları, kanunla doğrudan "tehlike sorumluluğu" olarak tanımlanmıştır. Sadece E şıkkı bu listede yer almaz.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu Madde 60'ı ve "Tehlike Sorumluluğu" kavramını iyi bilmelisiniz.

Özetle; kanunun 60. maddesinde sayılan özel durumlar (taşıt, uçak, nükleer enerji, petrol vb.) dışındaki durumlarda sorumluluk genellikle kusura dayanır. Tapu işlemleri de bu "kusur sorumluluğu" alanına girer, "tehlike sorumluluğu"na değil.

Doğru Cevap: E

Soru 6 · 2024/2 · Borçlar Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren kaç yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar?

  • A)1
  • B)2
  • C)5
  • D)10
  • E)20
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi düşünerek bu soruyu senin için adım adım açıklayalım. Soru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) dayanıyor ve sebepsiz zenginleşme konusundaki zamanaşımı süresini soruyor.

1. Neden Doğru Cevap D (10 Yıl)?

Öncelikle temel kuralı hatırlayalım: Sebepsiz Zenginleşme, bir kimsenin başkasının zararına, yasal bir sebebe dayanmadan zenginleşmesidir. Kanun, bu tür istemlerin (dava açma hakkının) ne kadar süreyle geçerli olduğunu belirler.

Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre: > "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar."

Buradaki mantık şudur: Sebepsiz zenginleşme, borçlar hukukunda en genel hükümlerden biridir. Özel bir süre (örneğin 1 yıl veya 5 yıl) belirtilmediği için, genel zamanaşımı süresi olan 10 yıl uygulanır. Bu süre, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren başlar.

Dolayısıyla, soruda "her hâlde" ifadesiyle genel kural sorulduğu için cevap 10 yıldır.

2. Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden elendiğini kısaca inceleyelim:

  • A) 1 Yıl: Bu süre genellikle ticari işlemlerdeki alacaklar veya bazı özel durumlar için geçerlidir. Sebepsiz zenginleşme için çok kısa ve yanlış bir süredir.
  • B) 2 Yıl: Bu süre, genellikle ticari işlemlerdeki alacaklar veya bazı özel borç ilişkileri için geçerlidir. Genel borçlar hukuku kuralı değildir.
  • C) 5 Yıl: Bu süre, genellikle ticari işlemlerde doğan alacaklar için geçerlidir. Sebepsiz zenginleşme ticari bir işlem değil, genel bir hukuki ilkedir, bu yüzden 5 yıl uygulanmaz.
  • E) 20 Yıl: Bu süre, mülkiyet hakkı veya bazı özel durumlarda (örneğin miras davaları gibi) geçerli olan en uzun zamanaşımı süresidir. Sebepsiz zenginleşme için çok uzun ve yanlış bir süredir.

3. Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için Türk Borçlar Kanunu (TBK) Genel Hükümler bölümündeki "Zamanaşımı" konusunu bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Genel Zamanaşımı Süresi: Borçlar Kanunu'na göre genel zamanaşımı süresi 10 yıldır (TBK m. 146).
  • İstisnalar: Ticari işlemlerde 5 yıl, bazı özel durumlarda 1 veya 2 yıl gibi farklı süreler vardır. Ancak soru "sebepsiz zenginleşme"yi sorduğu için, özel bir istisna yoksa genel kural (10 yıl) uygulanır.

Özetle: Sebepsiz zenginleşme davası açma hakkı, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde kullanılmazsa, dava hakkı zamanaşımına uğrar ve hak düşer.

Başarılar dilerim!

Borçlar Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz