Soru 1 · 2024/2 · Türkçe
“Beni gözünden sakınan, el üstünde tutan, değer veren tek dostumdu o.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Nesne eksikliği
- B)Yardımcı eylem eksikliği
- C)Dolaylı tümleç eksikliği
- D)Özne eksikliği
- E)Belirteç (zarf) tümleci eksikliği
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C. Cümlede "Beni" nesnesi ortak kullanılmıştır: "beni gözünden sakınan" ve "beni el üstünde tutan" söyleyişleri doğrudur. Ancak üçüncü sıfat-fiil öbeği olan "değer veren", "kime değer veren?" sorusunun cevabını ister; bu eylem belirtili nesneyle değil, yönelme hâlindeki bir dolaylı tümleçle ("bana") kurulur. "Beni değer veren" denemeyeceği için ortak ögenin uymadığı bu yerde "bana" dolaylı tümleci eksik kalmıştır. Cümlenin doğru biçimi "Beni gözünden sakınan, el üstünde tutan, bana değer veren tek dostumdu o." olmalıdır. Cümlede nesne (beni), özne (o) ve yüklem (dostumdu) bulunduğundan nesne veya özne eksikliği yoktur; yardımcı eylem ya da zarf tümleci eksikliği de söz konusu değildir.
Soru 2 · 2024/2 · Türkçe
“Araba devrilince yol gösteren çok olur” tümcesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Tümcenin eylemi geniş zaman çekimlidir.
- B)Tümcede açık bir özne gönderimi yoktur.
- C)Tümcedeki zarf-fiil edilgen bir eylemdir.
- D)Tümcede zarf-fiil ve sıfat-fiil bulunmaktadır.
- E)İki tümceden oluşan sıralı bir tümcedir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E. Bu atasözü tek bir temel yüklem ("çok olur") etrafında kurulmuş, içinde yan cümlecik barındıran girişik birleşik bir tümcedir. "Araba devrilince" ifadesi "-ince" zarf-fiiliyle kurulmuş, yükleme zaman bildiren bir yan cümleciktir; "yol gösteren" ise "-en" sıfat-fiiliyle kurulmuş, adlaşarak özne görevini üstlenen bir öbektir. Birbirine virgül ya da noktalı virgülle bağlanan, her biri kendi yüklemine sahip bağımsız cümleler olmadığı için bu tümce sıralı değildir; E seçeneği yanlıştır. "Olur" yüklemi geniş zaman çekimlidir (A), "devril-" fiili "devir-" fiilinden "-il" ekiyle türemiş edilgen görünümlü bir eylemdir (C) ve tümcede hem zarf-fiil hem sıfat-fiil bulunur (D). Özne belirli bir kişiyi göstermeyen genel bir ifadedir (B).
Soru 3 · 2024/2 · Türkçe
Bir anlam iletmek amacıyla birden çok anlamlı dil birliğini yan yana getirerek kullanmaya bağdaştırma denir. O dili konuşanlar tarafından bilinen bağdaştırmalar alışılmış bağdaştırma diye adlandırılır. Günlük dilde kullanılan mecazlar, benzetmeler, deyimler alışılmış bağdaştırmalardır: “Filenin Sultanları, Avrupa şampiyonu oldular.”, “Başım dönüyor.”, “Yüreğim cız etti.” gibi. Kimi zaman şiirlerde günlük dilde bir arada kullanılması, bağdaştırılması mümkün olmayan sözcüklerle, çağrışımlarından ve duygu değerlerinden yararlanılarak yeni bağdaştırmalar oluşturulur. Günlük dil için garip karşılanabilecek bu ilişkilendirmeye alışılmamış bağdaştırma denir: “Dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın Türkçeyi” gibi.
Yukarıdaki parçada aşağıdaki anlatım biçimi ve düşünceyi geliştirme yollarından hangileri kullanılmıştır?
- A)açıklama-tanımlama-tanık gösterme
- B)tartışma-örnekleme-karşılaştırma
- C)açıklama-tanımlama-örnekleme
- D)betimleme-tanımlama-örnekleme
- E)tartışma-örnekleme-tanık gösterme
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C. Parçada "bağdaştırma" kavramı hakkında okura bilgi verilmekte, bir konu öğretilmektedir; bu nedenle anlatım biçimi açıklamadır. "...kullanmaya bağdaştırma denir", "...alışılmış bağdaştırma diye adlandırılır" ve "...alışılmamış bağdaştırma denir" cümleleri, kavramların ne olduğunu belirten tanımlardır. "Filenin Sultanları, Avrupa şampiyonu oldular", "Başım dönüyor", "Yüreğim cız etti" ve "Dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın Türkçeyi" ifadeleri ise tanımlanan kavramları somutlaştırmak için verilmiş örneklerdir; bu da örneklemedir. Parçada bir görüşü savunup karşı görüşü çürütme amacı olmadığından tartışma, bir varlığın görünümü resmedilmediğinden betimleme yoktur. Bir otoritenin görüşüne başvurulmadığı için tanık gösterme de kullanılmamıştır.
Soru 4 · 2024/2 · Türkçe
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kısa çizgi (-) yanlış kullanılmıştır?
- A)Baklan Ovası’nı ikiye bölen Denizli-Uşak yolundan ayrılıp Beşparmak Dağı’nın dibindeki kasabaya yöneldiğimde, her defasında tuhaf bir heyecan kaplar içimi.
- B)Oysa, eski teknik ile aşağı-yukarı 200 yıllık tarihi olan yeni teknik, birbirlerinden tam da nitelikçe ayrılmaktadır.
- C)Bilim, konu olarak ele aldığı gerçeği -gerçeğin şu ya da bu bölümünü- olduğu gibi, yani bunun yapısı ve düzeni nasılsa öyle kavramaya çalışır.
- D)2500 yıl önce Antiphon adlı düşünür, “Doğada insanlar eşittir; efendi-köle ayrımını insanlar sonradan koymuşlardır.” demiştir.
- E)“Gör-” eyleminden görgü, görüntü, görenek gibi sözcükler türetilmiştir.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B. "Aşağı yukarı" ifadesi "yaklaşık, hemen hemen" anlamında kullanılan bir zarftır ve Türk Dil Kurumu yazım kılavuzunda kısa çizgi kullanılmadan, ayrı yazılır: "aşağı yukarı 200 yıllık". Bu nedenle B seçeneğinde kısa çizgi yanlış kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde kısa çizgi kurala uygundur: A'da "Denizli-Uşak yolu" ifadesinde iki yer adı arasındaki "-den ... -e" ilişkisini, D'de "efendi-köle ayrımı" ifadesinde karşıt kavramlar arasındaki ilişkiyi gösterir. C'de ara sözü ayırmak için cümle içinde iki kısa çizgi (tire görevinde) kullanılmıştır. E'de ise "Gör-" yazımında kısa çizgi, fiil köklerini ve eklenmeye açık biçimleri göstermek için kullanılmıştır; bu da kurallara uygundur.
Soru 5 · 2024/2 · Türkçe
I. Erik çekirdeklerini yavaşça tabağa bıraktım.
II. Öğretmen bütün sınıfı bütünlemeye bıraktı.
III. Tüm mal varlığını Darülaceze’ye bıraktı.
IV. Neslihan Demir, 2018 yılında voleybolu bıraktı.
V. Delikanlı yoğurt kabını kapının yanına bıraktı.
Yukarıdaki cümlelerde “bırakmak” sözcüğü kaç farklı anlamda kullanılmıştır?
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D. "Bırakmak" fiili cümlelerde şu anlamlarda kullanılmıştır: I. cümlede "bir şeyi bir yere koymak" anlamındadır (çekirdekleri tabağa koydum). V. cümlede de aynı anlamda, "koymak, yerleştirmek" olarak kullanılmıştır (yoğurt kabını kapının yanına koydu). II. cümlede "sınavda başarılı saymayıp başka bir sınava kalmasına yol açmak" anlamındadır. III. cümlede "miras olarak kalmasını sağlamak, bağışlamak" anlamı vardır. IV. cümlede ise "bir işi yapmaktan vazgeçmek, sürdürmemek" anlamında kullanılmıştır. I ve V. cümlelerdeki anlam aynı olduğundan beş cümlede toplam dört farklı anlam bulunur. Bu yüzden 1, 2, 3 ve 5 sayıları doğru değildir.
Soru 6 · 2024/2 · Türkçe
Kendimi kaptırmamaya çalıştığım çocukça, yakışıksız bulduğum bir huyumuz vardır: Dertlerimizle dostlarımızı kendimize acındırmak, ‘vah vah’ dedirtmek. Başımıza gelenleri büyütür, şişirir, abartır, karşımızdakini ağlatmak isteriz neredeyse. Başkalarını kendi dertleri karşısında soğukkanlı gördük mü överiz, öyle yapamadığımız için hayıflanırız ama aynı soğukkanlılığı bizim dertlerimize karşı gösterdiler mi darılır, kızarız. Dertlerimizi anlamaları yetmez, yanıp yakılmalarını isteriz.
Yukarıdaki paragraf, aşağıdakilerden hangisi ile devam edebilir?
- A)Oysaki sevinçlerimizi büyüterek sıkıntılarımızı ise küçülterek anlatmalıyız çevremize.
- B)Dolayısıyla biz de çevremizdeki insanların yaşadıkları karşısında duyarsız kalmamaya çalışmalıyız.
- C)Yani, bizim dertlerimizi kendi derdi gibi görmeyenler gerçek anlamda dost değildir.
- D)Sonuçta her insan için en önemli sorunlar kendi yaşamında karşılaştığı sorunlardır.
- E)Oysaki hem kendi sorunlarımız hem de başka insanların sorunları karşısında soğukkanlı olmalıyız.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A. Yazar, dertlerimizi büyütüp abartarak dostlarımızı kendimize acındırma huyunu "çocukça, yakışıksız" bulduğunu baştan belirtir ve paragraf boyunca bu huyu eleştirir. Böyle bir eleştiriden sonra en doğal devam, karşıt tutumu öneren bir cümledir. A seçeneği "Oysaki" bağlacıyla eleştirilen davranışın tersini önerir: dertleri büyütmek yerine küçültmek, sevinçleri ise büyütmek. Bu, paragrafın ana eleştirisine doğrudan cevap verir. B seçeneği başkalarına duyarlılık konusuna kayar. C seçeneği yazarın eleştirdiği tutumu (dertlerimize yanıp yakılma beklentisini) haklı çıkarır. D seçeneği ise bencil bakışı genelleyerek onaylar. E seçeneği de başkalarının sorunları karşısında soğukkanlılığı önerir; oysa yazar başkalarına karşı tutumu eleştirmemiştir.
Soru 7 · 2024/2 · Türkçe
İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa sadece yer değiştirmek daha fazla bunaltır onu. (I) Yerine oturmuş yüklerin daha az engel olması gibi bir geminin gidişine. (II) Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini değiştirmekle. (III) Siz onun iyiliğini isteseniz de hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla. (IV) Kazıkların sarsıp sallamakla daha derine gidip sağlamlaşması gibi. (V) İçimizdeki kalabalık hâllerimizden kurtulmamız, kendimizi kendimizden koparmamız gerek. (VI) Dolayısıyla kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş bitmez.
Yukarıdaki tümcelerden hangi ikisinin yeri değiştirilirse düşünce akışındaki bozukluk giderilebilir?
- A)II ve III
- B)II ve IV
- C)III ve IV
- D)IV ve V
- E)V ve VI
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E. Paragrafın ana düşüncesi, içimizdeki sıkıntıyı gidermeden yalnızca yer değiştirmenin işe yaramadığıdır. I–IV. cümleler bu düşünceyi benzetmelerle (gemideki yük, hasta, kazık) destekler. VI. cümle "kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş bitmez" diyerek dışarıdaki yer değişikliğinin yetersizliğini, V. cümle ise asıl yapılması gerekeni, yani "içimizdeki kalabalık hâllerimizden kurtulmamız" gerektiğini söyler. Önce yetersiz olanın söylenip ardından gerekenin belirtilmesi mantıklı sıralamadır; ayrıca VI'daki "Dolayısıyla" bağlacı, V'in ardından değil, IV'e kadar sunulan örneklerin ardından sonuca bağlanmalıdır. V ile VI yer değiştirildiğinde paragraf "...gitmekle iş bitmez. İçimizdeki kalabalık hâllerimizden kurtulmamız ... gerek." diye tutarlı biçimde sona erer.