Soru 1 · 2025/1 · Türkçe
“Çarpık kentleşme, kentin doğal, kültürel ve tarihsel dokusunu bozuyor, yaşanmaz hâle getiriyor.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun benzeri, aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A)Oğlumun önerdiği oyunu izleyemedim, çünkü gittiğimde tiyatronun kapıları çoktan kapatılmıştı.
- B)Samet, kamyondan indi, kendisini bekleyen Asya’ya doğru koştu, sevgiyle kucakladı.
- C)Bütün çocuklarını hayatı boyunca destekledi, başları sıkıştığında hep yanlarında oldu.
- D)Erdem; Ceren ve Beren’e sert sert baktı, ama bu bakışa herhangi bir tepki vermedi.
- E)Vasili, Poyraz’ı dirençli ve birikimli bir insan olduğu için sevmiş, kimsesizliğinden dolayı acımıştı.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B. Örnek cümlede "bozuyor" yükleminin nesnesi "kentin ... dokusunu"dur; ancak "yaşanmaz hâle getiriyor" yüklemi "neyi?" sorusunun cevabı olarak "kenti" nesnesini ister. "Dokusunu yaşanmaz hâle getiriyor" denemeyeceği için ikinci yüklemin nesnesi eksiktir; bozukluk nesne eksikliğidir. B seçeneğinde de "indi" ve "koştu" yüklemleri nesne gerektirmez; "Asya'ya" ise yönelme hâlinde dolaylı tümleçtir. "Kucakladı" yüklemi "kimi?" sorusuna cevap veren "onu" nesnesini ister ve bu nesne cümlede yoktur; bozukluk aynı türdendir. C seçeneğinde ögeler uyumludur. D'de "tepki vermedi" yükleminin öznesi (Ceren ve Beren) eksiktir. E'de "acımıştı" yüklemi "Poyraz'ı" nesnesiyle değil, "ona" dolaylı tümleciyle kurulmalıdır; bu dolaylı tümleç eksikliğidir. A'da ise anlatım bozukluğu yoktur.
Soru 2 · 2025/1 · Türkçe
“Kapıda bavulunu gören yaz, gideceğini anlamış; tüm büyük hikâyelerin incecik bir hüzünle ve eylül coşkusuyla başladığını hatırlamış.”
Yukarıdaki cümlenin öznesi aşağıdaki sözcük gruplarından hangisidir?
- A)Belirtili isim tamlaması
- B)Belirtisiz isim tamlaması
- C)Takısız isim tamlaması
- D)Sıfat tamlaması
- E)Zincirleme isim tamlaması
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D. Cümlenin yüklemleri "anlamış" ve "hatırlamış"tır. "Anlayan ve hatırlayan kim?" sorusunun cevabı "Kapıda bavulunu gören yaz" öbeğidir; bu öbek cümlenin öznesidir. Öbeğin çekirdeği "yaz" adıdır; "kapıda bavulunu gören" ise "-en" sıfat-fiil ekiyle kurulmuş, "nasıl bir yaz?" sorusuna cevap veren bir sıfat öbeğidir. Bir sıfatın (burada sıfat-fiil öbeğinin) bir adı nitelemesiyle oluşan yapı sıfat tamlamasıdır. Öbek içinde "bavulunu" sözcüğü iyelik eki alsa da özne öbeğinin ana yapısını belirleyen ilişki sıfat–ad ilişkisidir; tamlayan eki (-ın) ile tamlanan eki (-ı) birlikte kurulmuş bir ad tamlaması bulunmadığından belirtili, belirtisiz, takısız ya da zincirleme isim tamlaması seçenekleri doğru değildir.
Soru 3 · 2025/1 · Türkçe
“Tren bir istasyonda durunca kapı gürültü ile açıldı ( ) Bize ( ) “Ayaklar yukarı ( )” diye bağırdılar ( ) hepimiz emre itaat ettik ( ) İçeriye demirden yapılmış ( ) vagonun zemini uzunluğunda yayvan bir sanduka sürdüler.”
Yukarıdaki parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere getirilecek noktalama işaretleri aşağıdaki hangi seçenekte doğru verilmiştir?
- A)(.) (:) (!) (;) (.) (,)
- B)(:) (,) (!) (?) (;) (,)
- C)(;) (,) (.) (,) (.) (,)
- D)(.) (,) (;) (:) (!) (.)
- E)(!) (,) (.) (;) (.) (.)
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A. Birinci ayraçta "kapı gürültü ile açıldı" yargısı tamamlanmış ve sonraki cümle büyük harfle ("Bize") başlamıştır; nokta konur. İkinci ayraçtan sonra başkasının sözü doğrudan aktarıldığı için aktarılan sözden önce iki nokta kullanılır: "Bize: “Ayaklar yukarı!”". Üçüncü ayraçta aktarılan söz bir emir ve sesleniş olduğu için ünlem işareti gelir. Dördüncü ayraçta "diye bağırdılar" ile "hepimiz emre itaat ettik" birbiriyle anlamca bağlı iki sıralı cümledir; ikincisi küçük harfle başladığından araya noktalı virgül konur. Beşinci ayraçta cümle bitmiş ve "İçeriye" büyük harfle başlamıştır; nokta gerekir. Son ayraçta "demirden yapılmış" ile "vagonun zemini uzunluğunda" eş görevli sıfat öbeklerini ayırmak için virgül kullanılır.
Soru 4 · 2025/1 · Türkçe
“«Yıldız Parkı(I)» da «Emirgan Korusu(II)» da «Cennetten(III)» bir köşe idi… Âdeta renkli filmlerde gördüğümüz bir «Kanada(IV)» manzarası yahut «Lamartine’in(V)» meşhur “Göl” manzumesiyle gençliğimde bizi kendimizden geçirerek içinde dolaştırdığı yağlıboya hayal ve his ülkesi!”
Yukarıdaki parçada altı çizili ifadelerden hangisinde büyük harflerin yazımıyla ilgili yanlışlık yapılmıştır?
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C. "Cennet" sözcüğü bu cümlede belirli bir yeri bildiren özel ad olarak değil, "çok güzel, huzur verici yer" anlamında genel bir ad olarak kullanılmıştır: "cennetten bir köşe". Genel adlar cümle ortasında küçük harfle yazılır; bu nedenle "Cennetten" yazımı yanlıştır, doğrusu "cennetten" olmalıdır. Diğer ifadelerde büyük harf kullanımı doğrudur: "Yıldız Parkı" ve "Emirgan Korusu" belirli yerlere verilmiş özel adlardır; park, koru gibi tür bildiren sözcükler de özel adın parçası olduğu için büyük harfle başlar. "Kanada" bir ülke adı, "Lamartine" ise bir kişi (şair) adıdır; özel adlar her durumda büyük harfle yazılır ve bunlara gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.
Soru 5 · 2025/1 · Türkçe
Ankaralılar yataklarından kalkıp çaylarını demlerken biz çoktan yola düşmüştük. Sabahın köründe bizi Yozgat yollarına düşüren, Çelo, Can Şenliği ve özellikle de Yılkı Atı adlı kitaplarıyla tanıdığımız, 76 yaşındaki Abbas Sayar’ın ölümüydü çünkü. Bozkırın derinliklerine doğru hızla ilerleyen otomobilin içinde, bir hayli kederliydim bu yüzden; arka koltuğa yaslanıp gözlerimi ufka dikmiş, öylece, boş boş bakıyordum. Sonra, işte böyle bakarken, aklıma birdenbire içimi yakıp kavuran bir Yozgat türküsü geldi: “Çamlığın başında tüter bir tütün / Ziya’mın atını pazara tutun / Gelen geçen Ziya’m ölmüş desinler…” Romanlarını ve hikâyelerini lise öğrencisiyken okuduğum Abbas Sayar’ın cenaze törenine, çiçek diye efkârlı bir Yozgat türküsü götürüyordum sanki.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Öznel bir anlatımın olduğu
- B)Deyimlerden yararlanıldığı
- C)Birinci tekil ve birinci çoğul kişili anlatımın kullanıldığı
- D)Karşılaştırmadan yararlanıldığı
- E)Örneklemeye başvurulduğu
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D. Parçada yazar kendi duygularını ("bir hayli kederliydim", "içimi yakıp kavuran") dile getirdiği için anlatım özneldir (A). "Yola düşmek", "sabahın köründe", "gözlerini ufka dikmek", "içini yakıp kavurmak", "aklına gelmek" gibi deyimler kullanılmıştır (B). "Biz çoktan yola düşmüştük" birinci çoğul, "bakıyordum", "okuduğum" birinci tekil kişili anlatımdır (C). Yazar aklına gelen Yozgat türküsünü dizeleriyle aktarmış; Abbas Sayar'ın kitaplarını da adlarıyla sıralayarak somut örnekler vermiştir (E). Buna karşın parçada iki varlık veya durum, benzer ya da farklı yönleri ortaya konacak biçimde karşılaştırılmamıştır. Sonda türkünün çiçeğe benzetilmesi bir benzetmedir, karşılaştırma yoluyla düşünce geliştirme değildir; bu nedenle söylenemeyecek olan D'dir.
Soru 6 · 2025/1 · Türkçe
“Sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.”
Yukarıdaki dizede aşağıdaki ses olaylarından hangisi vardır?
- A)Ünlü daralması
- B)Ünsüz sertleşmesi
- C)Ünlü türemesi
- D)Ünsüz düşmesi
- E)Ünsüz yumuşaması
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E. Dizedeki "olduğunu" sözcüğü ol- fiiline "-duk" sıfat-fiil ekinin ve ardından iyelik ekinin (-u) getirilmesiyle oluşmuştur: ol- + -duk + -u + -nu. Sonu k ile biten "-duk" eki ünlüyle başlayan bir ek aldığında k ünsüzü yumuşayarak ğ'ye dönüşür: olduk → olduğu. Bu ses olayı ünsüz yumuşamasıdır. Dizede ünlü daralması yoktur; bu olay "-yor" ekinden önce a/e'nin ı/i/u/ü'ye dönüşmesiyle görülür (anlıyor gibi). Ünsüz sertleşmesi için sert ünsüzden sonra c, d, g ile başlayan bir ekin sertleşmesi gerekir; "öğrendim"de ise n'den sonra d gelir. Sözcüklere yeni bir ünlü eklenmesi (ünlü türemesi) ya da bir ünsüzün düşmesi (ünsüz düşmesi) de dizede bulunmamaktadır.
Soru 7 · 2025/1 · Türkçe
Yedi sekiz yıl bir konservatuvarda eğitilseydi, dünyaya adını duyuramaz mıydı?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “dünya” sözcüğü yukarıdaki anlamıyla kullanılmıştır?
- A)Söylentiler diplomasi dünyasında herhangi bir soruna yol açmadı.
- B)Dünyada “gerçek dost” diyebileceğimiz kişiler de vardır.
- C)Yaptıklarınla bizi tüm dünyaya rezil ettin.
- D)Bütün yaşamı o basımevinde, o dergide, o apayrı dünyada geçmiş.
- E)Her zaman bu lokantaya gelir, ıssız bir masaya oturur, kendi dünyasına çekilirdi.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C. Örnek cümlede "dünyaya adını duyurmak" ifadesinde "dünya" sözcüğü gezegeni değil, oradaki insanları, yani "herkes, bütün insanlar" anlamını karşılar; ad aktarmasıyla kullanılmıştır. C seçeneğindeki "tüm dünyaya rezil ettin" ifadesinde de "dünya" "bütün insanlar, herkes" anlamındadır; kişi herkesin gözünde küçük düşürülmüştür. A seçeneğinde "diplomasi dünyası" belirli bir meslek ya da uğraş alanını, D seçeneğinde "apayrı dünya" kendine özgü bir çevre ve ortamı anlatır. B seçeneğinde "dünyada" sözcüğü yeryüzü, bu hayat anlamındadır. E seçeneğindeki "kendi dünyasına çekilmek" ise kişinin iç dünyasına, düşüncelerine dalmasıdır. Bu anlamların hiçbiri örnekteki kullanımla örtüşmez.